Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunun Yasal Çerçevesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 130. maddesinin ilk fıkrası, vefat etmiş bir kimsenin hatırasına yönelik hakaret eylemlerini cezalandırmaktadır. Düzenleme uyarınca, ölen bir kişinin hatırasına en az üç kişiyle ihtilat edilerek hakarette bulunulması halinde fail hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir. Eylemin aleni olarak işlenmesi durumunda ise ceza altıda biri oranında artırılır. Bu suç yalnızca kasten işlenebilmekte olup fiilin taksirle gerçekleştirilmesi hukuken mümkün değildir. Şehitlerin hatırasına karşı gerçekleştirilen hakaret fiilleri de TCK m. 130/1 kapsamında ölen kişinin hatırasına hakaret suçunu oluşturmakta ve en az üç kişiyle ihtilat şartı aranmaktadır. Öte yandan, Atatürk'ün hatırasına yönelik aşağılayıcı eylemler 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun kapsamında müstakil bir suç olarak düzenlendiğinden, bu tür fiillerde TCK m. 130 uygulama alanı bulmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 130Kaynağı aç
kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya
adlî para cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde,
altıda biri oranında artırılır.
(2) Bir ölünün kısmen veya tamamen ceset veya kemiklerini alan veya ceset
veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişi, üç aydan iki yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Soruşturma ve kovuşturma koşulu
İhtilat Şartı ve Aleniyet Unsuru
TCK m. 130/1 kapsamındaki suçun meydana gelebilmesi için fail haricinde en az üç kişinin hakaret teşkil eden fiili bizzat duyması ya da görmesi zorunludur. İhtilat unsurunun gerçekleşmesi bakımından sözlerin en az üç kişinin duyabileceği bir ortamda söylenmesi tek başına yeterli görülmeyip, muhatapların bu sözleri bizzat anlamaları ve duruma vakıf olmaları gerekir; ayrıca bu iletişim telefonlaşmak veya e-posta göndermek suretiyle de gerçekleştirilebilir. Suçun cezada artırım gerektiren nitelikli hali olan aleniyetin gerçekleşmesi bakımından ise olay yerinde başka kimselerin bulunması yeterli kabul edilmez. Hakaret oluşturan söz veya eylemin herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık mahallerde gerçekleştirilmesi ve sayılamayan, belirlenemeyen kişi tarafından algılanabilme ihtimalinin varlığı koşuldur. Sosyal medya platformlarında paylaşılan görsel veya kayıtların herkes tarafından görülebilmesi durumunda aleniyet şartının oluştuğu ve bu paylaşımlar yönünden ayrıca ihtilat şartının aranmayacağı kabul edilmektedir.
Ceset ve Kemiklerin Alınması veya Tahkiri
Türk Ceza Kanunu'nun 130. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında, hayatını kaybetmiş bir kimsenin cesedinin veya kemiklerinin tamamen yahut kısmen alınması ya da bunlar üzerinde tahkir edici fiillerde bulunulması bağımsız bir fiil olarak düzenlenmiştir. Bu eylemleri gerçekleştiren kimse hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis cezası uygulanır. Maddede öngörülen suçun tamamlanması için cesedin yahut kemiklerin bütünüyle alınması zorunlu olmayıp; kol, bacak veya kimi kemiklerin alınması durumunda da suç oluşur. Bununla birlikte, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 86 ve 87. maddeleri gereğince adli muayene ya da otopsi amacıyla ölünün cesedi üzerinde işlem yapılması veya 2238 sayılı Kanun kapsamında yürütülen organ, doku ve kemik alma işlemleri kanun hükmünü yerine getirme hukuka uygunluk sebebi oluşturduğundan TCK m. 130/2'deki suçu meydana getirmez.
Şikâyet Usulü, Görevli Mahkeme ve Dava Şartları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 131. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenenler hariç olmak üzere, hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak mağdurun şikâyetine bağlıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrası doğrultusunda, mağdur şikâyette bulunamadan vefat ederse veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenirse şikâyet hakkı ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eşi veya kardeşleri tarafından kullanılabilir. Şikâyet süresi fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır; sürenin hak düşürücü niteliği gereği bu müddet geçtikten sonra soruşturma yürütülemez. Şikâyetten vazgeçilmesi ise kamu davasının düşmesine sebebiyet verir. Kişinin hatırasına hakaret suçuna ilişkin kanunda özel bir düzenleme bulunmadığından etkin pişmanlık hükümleri tatbik edilmez. Suç kural olarak uzlaştırma usulüne tabi olmakla birlikte, kamu görevlisine karşı yürüttüğü kamu görevi sebebiyle hatırasına hakaret edilmesi uzlaşma kapsamının dışında kalır. Yargılama yapmakla görevli mahkeme, cezanın üst sınırı dikkate alındığında asliye ceza mahkemesidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 131Kaynağı aç
hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine
bağlıdır.
(2) Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin
hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş
veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Özel
Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar
Haberleşmenin gizliliğini ihlal[57]
Seçenek Yaptırımlar ve Hapis Cezasının Çevrilmesi
TCK m. 130/1'de düzenlenen ölenin hatırasına hakaret fiilinde hapis cezası ile adli para cezası seçimlik biçimde yer almaktadır. Yargılama makamınca hapis cezasının tercih edildiği hallerde, adli para cezası kanunda müstakil bir seçimlik yaptırım olarak düzenlendiğinden, hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilemez. Buna karşılık, TCK m. 130/2'de yer verilen ölünün cesedini ya da kemiklerini alma veya tahkir etme eylemlerinde yaptırım yalnızca hapis cezası olarak öngörülmüş olup adli para cezası seçimlik kılınmamıştır. Dolayısıyla bu fıkra uyarınca hükmolunacak hapis cezasının kanuni koşulları varsa adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.
Hakaret Unsurunun Denetimi ve Hüküm Verme Esasları
Kişinin hatırasına hakaret suçunun oluşabilmesi için eylemin kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte bulunması gerekir. Ölen kimseye yönelik beddua ve sızlanma mahiyetindeki sözler onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta görülmediğinden suçun yasal unsurlarını oluşturmaz ve mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesini gerektirir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 9. fıkrası gereğince, derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları değerlendirilirken dikkate alınacak zararın manevi zararı kapsamadığı, yalnızca somut maddi zararı içerdiği gözetilmelidir; dosyaya yansıyan somut bir maddi zarar ve tazminat istemi bulunmadığı takdirde zararın karşılanmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasından kaçınılamaz.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2011/37753, K. 2013/26143Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 2 – 2007/251390
MAHKEMESİ : Orta(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/06/2007
NUMARASI : 2006/50 (E) ve 2007/45 (K)
SUÇ : Kişinin hatırasına hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanığın duruşma sırasında daha önce Orta adliyesinde çalışan ve daha sonra ölen Cumhuriyet Savcısı M.Ç..' ı kastederek “ Benim evimi kaybetti, Allah'ta O'nu kaybetti, ben işi böyle Allah' a havale ederim, Allah'ta gereğini yapar” şeklinde söylediği sözlerin kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte sözler olmayıp beddua ve sızlanma niteliğinde sözler olduğu, hakaret suçunun yasal unsurlarını içermediği gözetilmeden sanığın atılı suçtan beraati yerine hatalı değerlendirme ile mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, olayda müştekinin bir tazminat istemi bulunmadığı gibi dosyaya yansıyan bir zararının da belirlenemediği ve sanığın adli sicil kaydında bulunan mahkumiyetlerinin kesinleşme ve infaz tarihleri araştırılıp engel teşkil edip etmediği belirlenmeden “sanığın mağdurun suç nedeniyle oluşan zararını karşılamadığı ” biçimindeki, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının a, b ve c bentlerinde belirtilen gerekçeleri içermediği için yasal ve dosya içeriğine de uygun olmayan gerekçeyle sanık hakkında aynı kanunun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 12/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Ölen kişinin hatırasına hakaret suçunda şikayet süresi ne kadardır?
Şikayet süresi, hak sahibi kişilerin fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır; süresi içinde şikayette bulunulmaması halinde ceza soruşturması yürütülemez.
Kişinin hatırasına hakaret suçu taksirle işlenebilir mi?
Bu suç yalnızca kasten işlenebilen bir suç tipi olup eylemin taksirli hareketlerle işlenmesi hukuken mümkün değildir.
İhtilat şartı ne anlama gelir?
TCK m. 130/1 kapsamındaki ihtilat şartı, fail hariç olmak üzere en az üç kişinin hakaret teşkil eden fiili bizzat duymasını ya da görmesini ve fiile bizzat vakıf olmasını ifade eder.
Ölüden organ veya otopsi için doku alınması suç oluşturur mu?
CMK m. 86 ve 87 uyarınca yapılan otopsi işlemleri ile 2238 sayılı Kanun kapsamında organ, doku ve kemik alınması kanun hükmünü yerine getirme kapsamında hukuka uygun sayıldığından suç oluşturmaz.
Kişinin hatırasına hakaret suçunda kimler şikayette bulunabilir?
TCK m. 131/2 gereğince vefat edenin eşi, kardeşleri ve ikinci dereceye kadar üstsoyu ile altsoyu şikayette bulunma hakkına sahiptir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

