Kredi Kartı Aidatı ve Banka Masraflarının İadesi

by Avukat Erdal Ersoy
Kredi Kartı Aidatı ve Banka Masraflarının İadesi

Kredi kartı aidatı ve bankacılık masraflarının geri alınabilmesi, tahsil edilen bedelin yasal bir dayanağının bulunup bulunmadığına, tüketiciye sözleşme öncesinde ve işlem esnasında açık bilgilendirme yapılıp yapılmadığına ve sözleşme şartlarının mevzuata uygunluğuna göre değerlendirilir. Finansal kuruluşların sundukları hizmetler karşılığında ücret isteme yetkileri bulunmakla birlikte bu hak sınırsız değildir; kesintinin hangi şartlarda alınacağı, tüketiciye nasıl bildirileceği, hangi somut hizmetin karşılığı olduğu ve sözleşmede açık hüküm yer alıp almadığı hukuki incelemenin temelini oluşturur.

Bankaların Ücret Talep Etme Yetkisinin Sınırları ve Otomatik Kesintiler

Bankacılık işlemlerinde şeffaflık ilkesi esastır. Tüketicinin hangi hizmet için ne kadar masraf veya ücret ödeyeceğini açık ve anlaşılır şekilde öğrenmesi yasal bir gerekliliktir. Bu doğrultuda ücretlendirmeye ilişkin bilgilendirmenin zamanında gerçekleştirilmesi, sözleşme hükümlerinin tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta düzenlenmesi ve tüketicinin yanıltılmaması zorunludur. Bankanın bilgilendirme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirip getirmediği, masraf iadesi değerlendirmelerinde öncelikli ölçüt kabul edilir.

Kart aidatının veya bankacılık işlem masraflarının hesap hareketlerinden yahut kart limitinden otomatik olarak tahsil edilmiş olması tek başına kesintinin iade edileceği anlamına gelmeyeceği gibi, otomatik tahsil edilen her ücretin hukuka uygun olduğu anlamına da gelmez. Yapılan kesintinin dayandığı sözleşme ve bilgilendirme şartları incelenir.

6502 Sayılı Kanun Kapsamında Tüketici Hakları ve Kart Düzenlemeleri

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 31. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kart çıkaran kuruluşlar, tüketicilere yıllık üyelik aidatı ve benzeri isim altında herhangi bir ücret tahsil etmedikleri bir kredi kartı türü sunmak zorundadır. Tüketicinin aidatsız bir kart seçeneğine erişiminin sağlanması kanuni bir yükümlülüktür.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 31Kaynağı aç
MADDE 31- (1) Belirli süreli kredi sözleşmesine ilişkin bir hesap açılması ve bu hesaptan sadece kredi ile ilgili işlemler yapılması durumunda, tüketiciden bu hesaba ilişkin herhangi bir isim altında ücret veya masraf talep edilemez. Bu hesap, tüketicinin aksine yazılı veya kalıcı veri saklayıcısıyla talebi olmaması hâlinde kredinin ödenmesi ile kapanır.[5] (2) Tüketicinin açık talimatı olmaksızın, belirli süreli kredi sözleşmesi ile ilişkili bir kredili mevduat sözleşmesi yapılamaz. (3) Kart çıkaran kuruluşlar, tüketicilere yıllık üyelik aidatı ve benzeri isim altında ücret tahsil etmedikleri bir kredi kartı türü sunmak zorundadır. (4) Sözleşme öncesi bilgilendirme, sözleşmenin zorunlu içeriği, kapsam dışı sözleşmeler, tüketici ile kredi verenin hak ve yükümlülükleri, cayma hakkı, erken ödeme, efektif yıllık faizin hesaplanması, tüketici kredilerine ilişkin reklamların zorunlu içeriği, fesih hakkının kullanılması, temerrüt, kredinin devri, bağlı kredi ile diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Konut Finansmanı Konut finansmanı sözleşmeleri

Aynı maddenin 1. fıkrasına göre belirli süreli kredi sözleşmesine ilişkin bir hesap açılması ve bu hesaptan yalnızca krediyle bağlantılı işlemlerin yapılması durumunda tüketiciden herhangi bir ad altında masraf veya ücret talep edilemez. Söz konusu hesap, tüketicinin aksine yazılı veya kalıcı veri saklayıcısıyla açık bir talebi bulunmadıkça kredinin tamamen ödenmesiyle kendiliğinden kapanır. Ayrıca 31. maddenin 2. fıkrası gereğince tüketicinin açık talimatı bulunmadıkça, belirli süreli kredi sözleşmesiyle ilişkili bir kredili mevduat sözleşmesi de kurulamaz.

Dijital Bankacılık Masrafları ve Bilgilendirme Koşulu

Mobil bankacılık ve internet bankacılığı platformları üzerinden gerçekleştirilen havale, EFT ve FAST gibi dijital transfer işlemlerinde tahsil edilen masrafların hukuka uygunluğu da şeffaflık kurallarına bağlıdır. Bu tür işlemlerde, transfer onaylanmadan önce tüketiciye açık ve net bir biçimde ücret bilgisi verilip verilmediği ile tahsil edilen tutarın hangi operasyonel hizmet karşılığında alındığı uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınır.

Bankaya İade Başvurusu ve Hukuki Süreç

Hesabından veya kredi kartından haksız şekilde kesinti yapıldığını değerlendiren tüketiciler, öncelikli yol olarak ilgili bankaya başvurabilir. Bu başvurular banka şubeleri, mobil bankacılık uygulamaları, internet şubesi veya müşteri hizmetleri kanalıyla iletilebilir. Başvuruda kesintinin tarihi, miktarı ve itiraz gerekçesi açıkça belirtilmeli, hesap ekstresi veya dekont gibi ispat belgeleri eklenmelidir. İleride doğabilecek uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlaması bakımından başvurunun yazılı ve kayıtlı usullerle yapılması önem taşır.

Bankaya yapılan müracaatın olumsuz sonuçlanması veya talebin reddedilmesi, tüketicinin kanuni hak arama yollarını kapatmaz. Tüketici, bankanın ret cevabı üzerine uyuşmazlığın çözümü için yasal mercilere başvurma hakkını muhafaza eder.

Tüketici Hakem Heyetine Başvuru Usulü ve Parasal Sınırlar

6502 sayılı Kanun'un 68. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, tarafların İcra ve İflas Kanunu'ndaki hakları saklı kalmak kaydıyla, değeri kanunda belirtilen parasal sınırın altında kalan tüketici uyuşmazlıklarında tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılması zorunludur. Kanunda belirlenen parasal sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 68Kaynağı aç
MADDE 68- (1) (Değişik cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı kalmak kaydıyla; değeri otuz bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz. (2) Tüketici hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları gereğini yapmak üzere kabul etmek zorundadır. (3) Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. (Değişik cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Tüketici hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvurular o ilçe kaymakamlığına yapılabilir. (Ek cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere Bakanlıkça belirlenen yetkili tüketici hakem heyetine iletilir. (4) Bu maddede belirtilen parasal sınırlar her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu artışların hesabında bin Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. [16] (5) Bu madde tüketicilerin ilgili mevzuatına göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmasına engel değildir. İnceleme

6502 sayılı Kanun'un 68. maddesinin 4. fıkrası gereğince bu parasal sınırlar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır ve artış hesabında bin Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bununla birlikte Kanun'un 68. maddesinin 5. fıkrası, zorunlu başvuru kuralının tüketicilerin mevzuatına göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmasına engel teşkil etmeyeceğini hükme bağlamıştır.

Yargıtay Kararlarında Kart Aidatına İlişkin Yaklaşımlar

Yargı içtihatlarında bankaların hizmet karşılığı ücret talep etme hakkının mutlak olmadığı, bilgilendirme ve sözleşme şartlarının hukuka uygunluğunun denetleneceği kabul edilmektedir. Bununla birlikte kart aidatının niteliğine ilişkin kararlarda farklı hukuki değerlendirmeler yer alabilmektedir. Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 01.03.2016 tarihli, E. 2015/13054 ve K. 2016/3659 sayılı kararında; kredi kartı sözleşmesindeki aidat hükmünün en az on iki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenmemesi ve tüketiciyle ayrıca müzakere edildiğinin bankaca kanıtlanamaması hâlinde sözleşme şartının haksız şart sayılacağı ve kesilen aidatın tüketiciye iade edilmesi gerektiği yönündeki yerel mahkeme hükmü onanmıştır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/13054, K. 2016/3659Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2015/13054 E.  ,  2016/3659 K. "İçtihat Metni" TARİHİ : 03/02/2015 NUMARASI : 2013/604-2015/389 DAVACI :… DAVALI :… Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacı asil kendisinin ve temsilcisi olduğu şirketlerin davalı bankadan krediler kullandığını, son 10 yıllık dönem içinde kendilerinden tüketici yasasına aykırı olacak şekilde kesilen kredi masrafı, komisyon ücretleri, istihbarat ücreti, hesap ekstresi ücreti, hesap işletim ücretleri ve şahsına ait kredi kartı aidatları ile kredi kartında biriken ve kapandığı için kullanılmayan mil puan bedellerinin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafların tacir ve kredilerin de ticari kredi olması nedeniyle … görevli olduğunu, kredi geri ödeme planlarında masrafların belirtildiğini, verdiği hizmet karşılığında tacir olan bankanın makul bir ücret istemesinin haklı olduğunu, olayda tüketici yasasının değil ticaret kanununun hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunarak görevsiz yönünden davanın reddini istemiştir. Mahkemece kredi kartı aidatına ilişkin sözleşme hükmünün 12 punto koyu siyah harflerle düzenlenmediği, tüketiciyi kart kullanım ücreti adı altında bir külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığının iddia ve ispat edilmediği, sözleşmedeki kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün haksız şart olduğu, gerekçesi ile kart aidatı kesintisi olarak 665,00 TL nin iadesine, fazlaya ilişkin istemin ve birikmiş mil puan değerinin ödenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiş hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 02/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Buna karşın Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 05.06.2013 tarihli, E. 2013/11006 ve K. 2013/15378 sayılı kararında; bankaların gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını isteme hakkı bulunduğu, kredi kartı hizmetinin riski ve maliyeti kapsamında bu maliyetin kullanıcılara yansıtılmasının doğal olduğu ve sözleşmede yer alan aidat hükmünün haksız şart niteliğinde olmadığı gerekçesiyle hakem heyeti iade kararının iptaline ilişkin yerel mahkeme hükmüne karşı yapılan kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/11006, K. 2013/15378Kaynağı aç
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2013/11006 E.  ,  2013/15378 K. "İçtihat Metni" …. vekili avukat … ile … aralarındaki alacak davası hakkında … 2. Tüketici Mahkemesinden (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 25.12.2012 gün ve 282-430 sayılı hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşuldu. KARAR Davacı; davalıdan tahsil edilen kredi kartı üyelik ücretinin hakem heyeti tarafından davalıya iadesine karar verildiğini, oysa ki, banka ve kredi kartları kanununun söz konusu ücretin alınabileceğini öngördüğünü, yanlar arasında imzalanan sözleşmede de ücrete ilişkin hüküm bulunduğunu ve bu hükmün haksız şart niteliğinde olmadığını belirterek tüketici hakem heyeti kararının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Banka ve Kredi Kartları Kanununun 13. maddesinin kart çıkaran kuruluşların faiz, yıllık ücret ve her türlü komisyon oranını kuruma ileteceğini öngördüğü,bu düzenlemenin de bankaların yıllık ücret alabilmesinin yasal dayanağını oluşturduğu,bir diğer anlatımla sözleşmedeki ilgili maddenin haksız şart olmadığının kabulünü zorunlu kıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, … Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 11/06/2012 tarih 2012/594 no.lu kararının iptaline karar verilmiş,karar kesin olarak verildiğinden 25.12.2012 tarihinde kesinleşmiş,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmiştir. Taraflar arasında bankacılık hizmetleri sözleşmesinin bulunduğu ve bu sözleşme uyarınca davalıya kredi kartı verildiği,toplam 75,00 TL kredi kartı aidatı alındığı hususu ihtilaflı değildir.Uyuşmazlık,kredi kartı aidatı alınıp alınamayacağı hususundadır. Kural olarak herkes dilediği sözleşmeye yapmakta serbest olduğu gibi istemediği bir sözleşmeyi sürdürmek zorunda da değildir. Bunun istisnası iltihaki Sözleşmeler” olarak adlandırılan kamu hizmeti görmekte olan (Elektrik, Su işletmeleri gibi) kamu idare ve müesseseleri ile bunlardan hizmet alan şahıslar arasında kurulan sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmelerde kamu idare ve müesseseleri kar amacından ziyade kamu hizmeti görmekle yükümlü olduklarından talep eden her şahısla sözleşme yapma zorunlulukları vardır. Bankalar bunun aksine kar amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Ayrıca çok sayıda banka bulunduğuna göre de davalı kendi yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla dilediği bankadan kredi kartı kullanma imkanına da sahiptir. Bu durumda davalı ile davacı banka arasındaki sözleşmenin iltihaki bir sözleşme olmadığının kabulü gerekir. Bankalar gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını istemek hakkına sahiptir. Kredi Kartı hizmetinin banka için riski bulunduğu gibi bir maliyeti de bulunmaktadır. Bankanın bu maliyeti kredi kartı kullanıcılarına yansıtması doğaldır.Yerel mahkemece de bu husus gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklandığı üzere koşulları oluşmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 11.09.2012 tarihli, E. 2012/12109 ve K. 2012/19694 sayılı kararında ise kart kullanımlarının birer yıllık dönemler halinde uygulandığı gözetilerek hakem heyetine başvuru tarihi itibarıyla ifa edilmiş ve itirazi kayıt ileri sürülmeksizin ödenmiş geçmiş dönem aidatlarının iadesinin istenemeyeceği; sözleşme yürürlük tarihleri dikkate alınarak sadece dava tarihi itibarıyla kullanımı devam eden dönemler yönünden bankanın iyiniyet ve hakkaniyete uygun hareket edip etmediğinin denetlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Her somut olay kendi sözleşme hükümleri ve koşulları çerçevesinde çözümlendiğinden, bir uyuşmazlıkta verilen kararın diğer tüm dosyalarda aynı hukuki sonucu doğuracağı kabul edilemez.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/12109, K. 2012/19694Kaynağı aç
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2012/12109 E.  ,  2012/19694 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı bankaya ait 7 adet kredi kartı ve eşine verilen 1 adet ek kart nedeniyle her yıl üyelik aidatı kesildiğini, üyelik aidatına dayanak sözleşme hükmünün haksız şart niteliğinde olup, usulsüz olarak tahsil edilen 760,00 TL ve 2000-2003 yılları arası 36 TL ve 840 USD'ın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu edilen 0201 (BİLCARD) ve….nolu (WİNGS BUSSİNES CARD) yönünden davacının dava ehliyeti olmadığını, kredi kartlarının dava dışı şirkete ait olduğunu, yine…ve…..nolu GOLD CARD'ların ise bankalarına ait olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığı gibi üyelik aidatının yasal dayanağının mevcut olduğunu, haksız şart niteliğinde olmadığını, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kredi kartı aidatı adı altında alınan ücretin yasal olup olmadığı, diğer bir anlatımla, kredi kartı aidatı nedeniyle yapılan tahsilatın davacıya iadesi gerekip gerekmediği konusunda toplanmaktadır. Hukukumuzda sözleşme serbestisi ilkesi uygulanmaktadır. BK.nun 19.maddesi tarafların kanuna ve ahlaka aykırı olmamak kaydıyla sözleşme yapabilecekleri düzenlenmiş, diğer taraftan Türk Borçlar Kanununun 26.maddesinde paralel bir düzenleme getirmiştir. Taraflar arasında sözleşme imzalandığı ve kredi kartlarının kullanımının devam ettiği anlaşılmaktadır. Kredi kartlarında giriş aidatı ve yıllık aidat uygulanmasının süregeldiği konusunda da uyuşmazlık bulunmamakktadır. Davacı, kendisine verilen kredi kartları ve eşinin kullandığı ek kart nedeniyle her yıl üyelik aidatı kesildiğini, dayanılan sözleşmenin haksız şartlar içerdiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, bir kısım kartlara ait üyelik aidatının haksız olarak davalıdan tahsil edildiğini belirterek dava kısmen kabul edilmiştir. Ne var ki, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca kredi kartlarıyla ilgili sözleşmeler getirtilmemiş ve dosyada mevcut bulunan sözleşmenin hangi karta ait olduğu saptanmamıştır. Öncelikle, banka kredi kartlarıyla ilgili 5464 sayılı yasal düzenlemeden sözetmek gerekmektedir. 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun sözleşme şekli genel işlem şartları başlıklı 6. bölümdeki 24. maddesinin 1. fıkrası "Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az oniki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir. Sözleşmenin bir örneği kart hamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.", aynı maddenin 4. fırkasının son cümlesi "Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez." hükmünü getirmiştir. 5464 sayılı yasanın 13/2 maddesinde ise, "kart çıkaran kuruluşların, kredi kartlarına uyguladıkları faiz, gecikme faizi, yıllık ücret ve her türlü komisyon oranları ile istenilen bilgileri kamuoyuna yayınlanmak üzere aylık olarak kuruma iletirler." 24/4.maddesinde de "kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle sözleşmelerde yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin haklarının zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez" düzenlemesi mevcut olduğu gibi yasaya dayalı olarak çıkartılan Yönetmeliğin 17/2-(a), 17/5-(c) ve 19/1-(ı) maddelerinde yıllık kart ücreti talep edebileceği yönünde düzenlemeler mevcuttur. Bu yasa 1.3.2006 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe girmiştir. Somut olaya dönecek olursak; Mahkemece, 2.4.2002 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesi getirtilmiş, diğer sözleşmeler ve özellikle son rakamı 4912, 8703, 5339, 1005 ve 9941 sayılı kredi kartlarına ait sözleşme örnekleri getirtilmemiş, 2.4.2002 tarihli sözleşmenin hangi karta ait olduğunu saptanmamıştır. Diğer yandan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere bazı kart ücretlerinin 2003 yılından önceki dönemlere ait olduğu, bu yıldan sonra ve önce olanlar için bir ayrım yapılamadığı da anlaşılmaktadır. Oysa, haksız şartlarla ilgili yasal değişiklik 2003 yılında yapılmış ve 4822 sayılı kanunla yasaya konulmuştur. Bu değişiklik 14.6.2003 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu tarihten önce imzalanan sözleşmelerde uygulanması mümkün değildir. 4822 sayılı yasada değişikliğin önceki sözleşmeleri de kapsayacağı yönünde bir düzenleme mevcut değildir. Öyle olunca ancak, 14.6.2003 tarihinden sonra imzalanan sözleşmeler için 4077 sayılı yasanın 6.maddesi ve bu maddeye dayalı olarak hazırlanan yönetmelik hükümleri uygulanabilir. 14.6.2003 tarihinden öncesi için haksız şartlarla ilgili değişikliğin uygulanması söz konusu olamaz. Ayrıca 5464 sayılı kanunda 1.3.2006 tarihinde yayınlanıp yürürlüğe girmiş olup, bu tarihten önceki sözleşmelere de 5464 Sayılı Yasanın uygulanması olanaklı değildir. Kaldı ki, anılan düzenlemelerin uygulanacağı düşünülse bile sözleşmenin ifa edildikten sonra itirazı kayıt ileri sürmeksizin aidat bedelleri ödendikten ve kartın kullanılmasından sonra kart aidat bedellerinin iadesini istemek iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz. Karşılıklı edimler yükleyen sözleşmelerin ifasından sonra taraflardan birinin kendi ediminde indirim istemesinin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Dosyamızda yasal hakların saklı tutulduğuna dair bir iddia da bulunmamaktadır. Kaldı ki, kural olarak herkes dilediği şartlarda sözleşme yapmakta serbest olduğu gibi istemediği bir sözleşmeyi sürdürmek zorunda da değildir. Tüketici sözleşmeyi feshetmeyip kartı kullanmaya devam ettiğine göre "ahde vefa" ilkesi uyarınca sözleşmeye uymak zorundadır. Bu durumda yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve incelemeler yapılmalı, kart kullanımlarının birer yıllık dönemler halinde uygulanması nedeniyle Hakem Heyetine başvuru tarihi olan 22.11.2010 itibariyle ifa edilmiş ve geçmişe yönelik dönemler için istemde bulunulamayacağı gözetilmeli, 14.6.2003'den önce imzalanan sözleşmeler nedeniyle 4822 sayılı yasayla yapılan değişiklikle eklenen 6.maddenin uygulanmasının, keza 1.3.2006 tarihinden önce imzalanan sözleşmelerde de 5464 sayılı yasanın uygulanmasının mümkün olmayıp, ancak dava tarihi itibariyle kullanımı devam eden dönemler için inceleme yapılmalı, hangi kartın hangi sözleşmeye ait olduğu da saptanmalı, sözleşme örnekleri getirtilerek incelenmeli, talep edilen yıllık aidat miktarları yönünden 14.6.2003 tarihinden sonra imzalanan sözleşmeler yönünden 4822 sayılı yasanın 6.maddesinin düzenlenen haksız şartlara ilişkin değerlendirme yapılmalı, 1.3.2006 tarihinden sonra imzalanan sözleşmeler için ise 5464 sayılı yasanın uygulanabileceği gözetilmelidir. Bankanın kart aidat ücretlerini belirlerken iyiniyet kurallarına uygun davranıp davranmadığı denetlenmeli, hakkaniyet kuralları gözetilmeli, gerekirse bu konuda aralarında bankacılık konusunda uzmanında bulunduğu bilirkişi heyeti oluşturularak rapor alınmalı ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 31.60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İspat Yükü, Saklanması Gereken Belgeler ve Zamanaşımı

Masraf ve aidat iadesi uyuşmazlıklarında tüketicilerin iddialarını yazılı delillerle desteklemesi gerekir. Kredi kartı sözleşmesi, bankacılık hizmet sözleşmeleri, kesintiyi gösteren hesap ekstreleri, ücret dekontları, dijital bankacılık ekran görüntüleri, bankaya iletilen başvurular ve bankanın yazılı yanıtları ile SMS ve e-posta bildirimleri saklanmalıdır.

Ücret iadesi taleplerinde aradan uzun süre geçmiş olması bazı uyuşmazlıklarda hukuki değerlendirmeyi etkileyebileceğinden, hesabında haksız olduğunu düşündüğü bir kesinti gören tüketicilerin uzun süre beklemek yerine inceleme yapmaları ve haklarını zamanında araştırmaları önemlidir. Ekstrelerin düzenli kontrol edilmemesi, kesintinin sebebinin sorulmaması, yalnızca sözlü bildirimle yetinilmesi ve işlem belgelerinin saklanmaması hak arama sürecinde ispat güçlüğüne yol açmaktadır.

Bankaların aidatsız kredi kartı seçeneği sunması yasal bir zorunluluk mudur?

Evet, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 31. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kart çıkaran kuruluşlar, tüketicilere yıllık üyelik bedeli veya benzer bir isimle ücret alınmayan bir kredi kartı alternatifi sunmakla yükümlüdür.

Banka masrafının hesaptan otomatik çekilmiş olması kesintiyi hukuka uygun kılar mı?

Hayır, ücretin otomatik olarak tahsil edilmiş olması tek başına iade sonucunu doğurmayacağı gibi kesintinin hukuka uygun olduğunu da göstermez; işlemin dayandığı sözleşme ve bilgilendirme şartları incelenir.

Kredi sözleşmesine bağlı açılan hesaplardan masraf veya ücret talep edilebilir mi?

Hayır, belirli süreli kredi sözleşmesine bağlı olarak açılan ve yalnızca krediyle ilgili işlemlerin yapıldığı hesaplardan tüketiciden herhangi bir isim altında masraf ya da ücret alınamaz.

Bankaya yapılan aidat iade talebinin reddedilmesi halinde tüketici ne yapabilir?

Bankanın iade talebini reddetmesi hak arama yollarını kapatmaz; tüketici yasal parasal sınırlar dahilinde tüketici hakem heyetine veya şartları varsa yetkili adli mercilere başvurabilir.

Banka kesintilerine karşı hak arama sürecinde en sık yapılan hatalar nelerdir?

Hesap ekstrelerinin düzenli kontrol edilmemesi, kesinti sebebinin araştırılmaması, bankaya sadece sözlü başvuruda bulunulması, dekont ve sözleşmelerin saklanmaması ile kesinti sonrasında uzun süre hareketsiz kalınması sık karşılaşılan hatalardır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu