Kredi Dosya Masrafı İadesinde Tüketici ve Ticari Ayrım

by Avukat Erdal Ersoy
Kredi Dosya Masrafı İadesinde Tüketici ve Ticari Ayrım

Banka kredisinden alınan dosya masrafının iadesi, her tahsilatın kendiliğinden geri verileceği bir sonuç değildir. Tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkta bankanın ancak davaya konu kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli dosya masraflarını isteyebileceği kabul edilmiştir. Ticari kredi olarak değerlendirilen uyuşmazlıkta denetim ise ilan ve yayım varsa açıklanan oranlara, yoksa emsal banka uygulamalarına ve orantılılığa bağlanmıştır. Görev de kredinin niteliğine göre tüketici mahkemesi ile ticaret mahkemesi arasında ayrılır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/7144, K. 2018/10219Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2017/7144 E.  ,  2018/10219 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması istenilmekle, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı bankadan 26/05/2005 tarihinde kullandığı … nedeniyle alınan 400,00-TL … kullandırım masrafının iadesi için … 17.İcra Müdürlüğünün 2014/15552 Esas sayılı dosyası ile 11/08/2014 tarihinde icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin 18/08/2014 tarihinde davalı bankaya tebliğ edildiğini, … dosya masrafı alacağının ödenmesine dair başvurunun 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde yapıldığını, davalı banka tarafından icra takibine itiraz edildiğini, bunun üzerine dosya masrafı alacağının tahsili için direkt olarak Hakem Heyetine başvuruda bulunduğunu, hakem heyetinin Türk Borçlar Kanunu'nun "Zamanaşımının kesilmesi" başlıklı 154/2. maddesinde yer alan hükmünü dikkate almadan başvurularının zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddettiğini, anılan yasa maddesinin 2.fıkrasında "Alacaklı, dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" hükmünün yer aldığını, yasaya uygun olarak icra takibine başvuruda bulunarak davalı-borçludan olan alacaklarının zamanaşımının kesildiğini, zamanaşımının ancak def'i yolu ile ileri sürülebileceğini belirterek … Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'nın 26/11/2015 tarih ve 186/63000 sayılı kararının iptalini, 400,00-TL dosya masrafının 18/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalında alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının itirazının reddine, … Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyti Başkanlığı'nın 26.11.2015 tarih ve 186/63000 sayılı kararının Onanmasına karar verilmiş; miktar itibariyle kesin olan hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir. Dava, … kullanımı sırasında haksız olarak tahsil edilen dosya masrafının iadesine ilişkindir. Davacı tarafın dosya masrafının tahsiline dair 26.05.2005 tarihli makbuzu dayanak yaparak, 11.08.2014 tarihinde icra takibi başlattığı, davalı borçlunun 18.08.2014 tarihli itirazı üzerine takibin durduğu, davacının 16.06.2015 tarihinde alacağın tahsili talebiyle … Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı'na başvurduğu, hakem heyetinin zamanaşımı nedeniyle talebin reddine karar vermesi üzerine davacının bu kez hakem heyeti kararının iptali istemiyle Tüketici Mahkemesi'ne başvurduğu ve mahkemece talebin reddedildiği anlaşılmıştır. Dosya masrafının davacıdan tahsil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 125.maddesi hükmüne göre sözleşmeye dayalı alacak davalarında zamanaşımı 10 yıl olup, dava konusu olayda da 10 yıllık sözleşme zamanaşımının uygulanması gerekir. Zamanaşımını kesen sebepler ise aynı kanunun 133.maddesinde düzenlenmiş, kanunun 135. maddesinde ise zamanaşımı kesilince, kesilmeden itibaren yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. Alacağın tahsili için icra takibinde bulunulması, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 133. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebeplerden biridir.Bu durumda mahkemece davacı tarafça 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan önce 18.08.2014 tarihinde icra takibi başlatılmasıyla zamanaşımının kesildiği ve yeni bir sürenin işlemeye başladığı, böylece … Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru tarihinde alacağın zamanaşımına uğramamış olduğu anlaşılmakla hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma talebinin açıklanan bu nedenle kabulü gerekir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile … 8.Tüketici Mahkemesi'nin 2015/1470 Esas 2017/71 Karar sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, 05/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/30166, K. 2014/2735Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2013/30166 E.  ,  2014/2735 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Mersin Tüketici Mahkemesi TARİHİ : 02/07/2013 NUMARASI : 2012/896-2013/363 Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı bankadan konut kredisi sebebiyle dosya masrafı adı altında kendisinden kesilen 3.105,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki 2 nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2- Davacı eldeki dava ile, davalı banka ile imzaladığı kredi sözleşmesi nedeni ile kendisinden farklı isimler altında tahsil edilen bedellerin iadesini istemekte olup, dairemizin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, davalı bankanın tacir olup, yaptığı masrafları tüketiciden isteme hakkı bulunduğu anlaşılmakta ise de, somut uyuşmazlığın tüketici hukukundan kaynaklandığı da gözetildiğinde, bankanın ancak davaya konu kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli dosya masraflarını tüketiciden isteyebileceğinin kabulü gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, bankaların kredi borçlusuna sigorta yaptırmasındaki asıl amacının, kredi borcunu teminat altına almak olduğu ve sigorta nedeni ile kredi borçlusunun belli bir prim ödeme borcu altına girdiği anlaşılmakla birlikte, sigorta kapsamına alınmasında kredi borçlusu 2013/30166-2014/2735 tüketicilerin de bir menfaatinin olduğu açıktır. Hal böyle olunca, sözleşme kapsamında tahsil edilen sigorta primlerine ilişkin kayıtların haksız şart niteliğinde olduğunun kabulüne ise olanak bulunmamaktadır. Öyle olunca mahkemece, davalı bankadan bu yönde delilleri sorulduktan sonra, konusunda uzman bilirkişi ya da heyetinden, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında ve kredinin kullanılması için zorunlu ve belgeli masrafların neler olduğunun ve yapılan kesintinin tespiti noktasında rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 53.05 TL harcın istek halinde iadesine, 3.2.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/15052, K. 2018/3584Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/15052 E.  ,  2018/3584 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA) Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/05/2016 tarih ve 2015/104-2016/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı bankadan 29.04.2014 tarihinde 200.000,00 TL, 25.07.2014 tarihinde ise 50.000,00 TL olmak üzere 2 adet kredi kullandığını, müvekkilinin kullandığı bu kredi bedelleri üzerinden davalı bankaca haksız olarak dosya masrafı, komisyon, ekspertiz ücreti vb. masraf adı altında tahsilat yapıldığını, sözleşme karşılıklı müzakere edilmeden hazırlandığını, sözleşme koşullarının haksız şart niteliğinde olduğunu davalı bankanın ancak kredinin verilmesi için zorunlu, belgeli masrafları tüketiciden isteyebileceğini ileri sürerek sözleşmedeki haksız şartların iptali ile müvekkili hesabından tahsil edilen 3.001,00 TL’nin davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, konut destek kredisi nedeniyle davacıdan alınan ücretlerin davacının bilgisi ve onayı ile tahsil edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalı banka ile davacı arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesinin ticari nitelik taşıması ve davacının tüketici sıfatına sahip olmaması nedenleriyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerinin davacı hakkında uygulanamayacağı, davacının davalı bankadan kullanmış olduğu krediler nedeniyle davalı banka tarafından tahsil edilen ücret, masraf, komisyon ve sigorta primlerinin iade edilmemesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1. Dava, ticari kredi dolayısıyla alınan masrafların istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece “Tüketici Mahkemesi” sıfatıyla bakılan davada, dava konusu kredinin ticari kredi olması sebebiyle Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili mevzuatın uygulanmayacağı değerlendirmesi yapılmış olmasına rağmen kararın “Ticaret Mahkemesi” sıfatıyla verilmemesi doğru görülmemiştir. 2. Ayrıca, 15.11.2014 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (SAYI: 2006/1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair 2014/6 sayılı Tebliğ’in 4. maddesine göre 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi “Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar ” şeklinde değiştirilmiştir. Bu durumda ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken anılan yasal düzenleme gereğince ilan ve yayım yapılmışsa, bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, yapılmamışsa emsal banka uygulamaları araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/18124, K. 2018/3007Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2016/18124 E.  ,  2018/3007 K. "İçtihat Metni" ……. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – KARAR – Davacı vekili, davacının davalı bankadan kullandığı kredi neticesinde kredi dosya masrafı adı altında tahsil edilen bedelin iadesi amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, ancak davalının sadece kredinin verilmesi için zorunlu olan masrafları tüketiciden isteyebileceğini, zorunlu masrafların neler olduğunun ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, aksi halde diğer ücret ve masraflar başlığı altında maktuen belirlenen bir miktarın tüketiciden alınacağına dair hükmün tüketiciyi koruma kanunu karşısında haksız şart sayıldığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sözleşme imzalanmadan önce davacının talep ettiği krediye ilişkin olarak davalının hangi şartlarda kredi kullandırabileceğini gösterir konut finansmanı sözleşme öncesi bilgi formunun davacıya verildiğini, kabulü üzerine tüketici kredisi sözleşmesi ve bireysel kredi geri ödeme planı doğrultusunda davacıya kredi kullandırıldığını, ödeme planında masraf ve komisyon tutarının açıkça yazılı olduğunu,kredi geri ödeme planında yer alan kredi komisyon tutarına ilişkin kısmın matbu olmayıp her bir tüketici kredisinde ayrı olarak düzenlendiğini, haksız şart sayılamayacağını, proje komisyonunun söz konusu krediye ilişkin yapılan çalışma ve hizmet karşılığında alındığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankadan tüketici kredisi sözleşmesine istinaden sabit faizli konut kredisi kullandığı, bu kredinin kullanımı esnasında davalı bankanın önceden bilgi vermeksizin ve müzakere etmeksizin proje komisyonu adı altında ücret tahsil ettiği, 4077 sayılı yasanın 6. maddesi ve 6502 sayılı yasanın 4. ve 5. maddeleri kapsamında söz konusu masrafın yasal haklı ve belgeli masraf niteliğinde olduğuna yönelik davalının herhangi bir delil ve belge ibraz edemediği, bu maddelerin müzakere edilmeden sözleşmeye konulduğu, haksız şart niteliği taşıdığı gerekçesiyle takip tarihinden önce davalı temerrüde düşürülmediğinden davanın kısmen kabulüne, davacının işlemiş faiz ve fazlaya ilişkin talebinin reddine, asıl alacağa %10,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, asıl alacak yargılama sonucu belirlendiğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, itirazın iptali davası olup, davaya konu icra takip dosyasındaki takip talepnamesinde takibe konu alacakların dayanağı olarak genel kredi sözleşmesi ve tüketici kredisi sözleşmeleri gösterilmiştir. Tüketici kredisine ilişkin uyuşmazlığa bakma görevi tüketici mahkemelerine aitse de genel kredi sözleşmeleri ticari nitelikte olup TTK 4.ve 5. maddeleri uyarınca ticari davalara bakma görevi ticaret mahkemelerine ait olması nedeniyle mahkemece genel kredi sözleşmesine ilişkin alacakla ilgili ayırma kararı verilmesi gerekirken, görev hususu dikkate alınmaksızın genel kredi sözleşmesine konu alacakla ilgili karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İade davasının konusu

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017/7144 esas ve 2018/10219 karar sayılı kararında dava, kredi kullanımı sırasında haksız olarak tahsil edildiği ileri sürülen dosya masrafının iadesine ilişkindir. Bu anlatım davanın konusunu tanımlar. Kredi kullanımında alınan her dosya masrafının haksız olduğu sonucu bu ifadeden çıkmaz.

Tüketici kredisinde masraf ölçüsü

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/30166 esas ve 2014/2735 karar sayılı kararında uyuşmazlığın tüketici hukukundan kaynaklandığı gözetilmiştir. Bu çerçevede bankanın ancak davaya konu kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli dosya masraflarını tüketiciden isteyebileceğinin kabulü gerektiği belirtilmiştir. Ölçü, bu karardaki tüketici uyuşmazlığına bağlıdır ve ticari kredi denetimiyle aynı kural haline getirilemez.

Aynı kararda sigorta primi dosya masrafından ayrılmıştır. Kredi borçlusunun sigorta nedeniyle belirli bir prim ödeme borcu altına girdiği, buna karşılık sigorta kapsamına alınmasında tüketicilerin de menfaatinin bulunduğu kabul edilmiştir. Sözleşme kapsamında tahsil edilen sigorta primlerine ilişkin kayıtların haksız şart niteliğinde sayılmasına olanak bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu sonuç sigorta primi kayıtlarına özgüdür ve bütün masraf kalemlerine genişletilemez.

Daire, davalı bankadan bu yönde deliller sorulmasını ve konusunda uzman bilirkişi ya da heyetten rapor alınmasını gerekli görmüştür. Raporda, kredinin kullanılması için zorunlu ve belgeli masrafların neler olduğu ile yapılan kesintinin tespiti aranır. Bu inceleme yapılmadan davanın kabul edilmesi eksik inceleme sayılmış ve bozma nedeni kabul edilmiştir. Davalının sair temyiz itirazları reddedilmiş, hüküm davalı yararına oybirliğiyle bozulmuştur.

Ticari kredide ayrı denetim

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/15052 esas ve 2018/3584 karar sayılı kararında dava konusu kredi ticari kredi olarak değerlendirilmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili mevzuatın uygulanmayacağı yönündeki değerlendirmeye rağmen kararın ticaret mahkemesi sıfatıyla verilmemesi doğru görülmemiş ve hüküm bu nedenle re’sen bozulmuştur.

Aynı kararda ticari kredilerdeki masrafların hukukilik denetimi için iki durum birlikte bırakılmıştır. İlan ve yayım yapılmışsa bankanın bu oranlar üzerinden masraf alabileceğinin kabulüyle hüküm kurulması gerekir. Yapılmamışsa emsal banka uygulamaları araştırılır ve alınan masrafların bu uygulamalara göre orantılı olup olmadığı değerlendirilir. Bu inceleme yapılmadan kurulan hüküm, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle davacı yararına ve oybirliğiyle bozulmuştur.

Tüketici ve ticari uyuşmazlıkta görev

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/18124 esas ve 2018/3007 karar sayılı kararında tüketici kredisine ilişkin uyuşmazlığa bakma görevi tüketici mahkemesine ait görülmüştür. Genel kredi sözleşmesi ise ticari nitelikte sayılmış ve Türk Ticaret Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticaret mahkemesinin görevine giren alacak için ayırma kararı verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Görev hususu dikkate alınmadan genel kredi sözleşmesine konu alacak hakkında karar verilmesi bozma nedenidir.

Bu kararda hüküm bozulmuş ve bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına oybirliğiyle karar verilmiştir. Esasa ilişkin temyiz itirazları incelenmediğinden ilk derece mahkemesinin haksız şart veya zorunlu masraf gerekçesi, bu kararla benimsenmiş bir üst mahkeme kuralı haline gelmez.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi, bankalar, diğer kredi kuruluşları, finansal kurumlar ve ödünç para verme işleri hakkında öngörülen düzenlemelerden çıkan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerini ticari dava ve aynı nitelikte çekişmesiz yargı işi sayar. (a) ilâ (f) bentlerindeki bu sayım, tarafların tacir olup olmadığına bağlı tutulmamıştır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.[3] (2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/30 md.) Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır.[4][5] 2. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler[6]

Aynı maddede, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar ticari dava sayılma kuralının istisnası olarak düzenlenmiştir. İstisna metni banka kredisi dosya masrafını ayrıca saymaz.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça asliye ticaret mahkemesi, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunup 4. madde uyarınca ticari sayılan davalara ve özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.[7] (2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. (3) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder. 3. Dava şartı olarak arabuluculuk

Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder. Bu son hüküm, ticaret mahkemesinin bulunduğu yer için öngörülen kural değildir.

Ticari davalarda deliller ve bunların sunulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir. Miktarı veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. Bu parasal sınır, 6100 sayılı Kanun’un ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır; metindeki bir milyon Türk lirası bu artış hükmü nedeniyle sabit güncel sınır olarak uygulanamaz.

Somut dosyada zamanaşımı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017/7144 esas ve 2018/10219 karar sayılı kararında daire, dosya masrafının tahsil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesini uygulamıştır. Bu hükme göre sözleşmeye dayalı alacak davalarında zamanaşımı on yıldır ve dava konusu olayda da on yıllık sözleşme zamanaşımının uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Karar, sonraki bir zamanaşımı düzenlemesini ele almamaktadır.

Daire, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda zamanaşımını kesen sebeplerin 133. maddede düzenlendiğini, 135. maddeye göre zamanaşımı kesilince kesilmeden itibaren yeni bir sürenin işlemeye başlayacağını ve alacağın tahsili için icra takibinin bu kesen sebeplerden biri olduğunu belirtmiştir.

Somut olayda on yıllık süre dolmadan 18.08.2014 tarihinde başlatılan icra takibiyle zamanaşımının kesildiği, yeni sürenin işlemeye başladığı ve tüketici hakem heyetine başvuru tarihinde alacağın zamanaşımına uğramadığı kabul edilmiştir. Tarih ve sonuç bu dosyaya özgüdür.

İlk derece tüketici mahkemesi davacının itirazının reddine ve tüketici sorunları hakem heyeti kararının onanmasına karar vermişti. Bu sonuç, Yargıtay’ın benimsediği sonuç değildir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz talebi kabul edilmiş ve karar 05/11/2018 tarihinde oybirliğiyle, sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmuştur. Bozma, taraflar bakımından ilk derece hükmünün sonucunu değiştirmez.

Başvuru sırası ve yetki

İade talebi önce bankaya yöneltilir. Talebin reddedilmesi halinde dava yolu açıktır. Her yıl Resmî Gazete’de yayımlanan belirli tutarların altındaki talepler için dava açmadan önce tüketici hakem heyetine başvurulması gerekir. Bu parasal sınırın tutarı burada belirlenmemektedir.

Tüketici hakem heyetinin verdiği karar ilam niteliğindedir ve icra takibine konulabilir. Yetkili mahkemenin belirlenmesinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki genel yetki kuralları ile tüketicinin korunmasına ilişkin kanunda düzenlenen yetki kuralının uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre dava, davalı bankanın bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir.

Her dosya masrafı iade edilir mi?

Hayır. Kredi kullanımı sırasında haksız tahsil edildiği ileri sürülen dosya masrafı dava konusu olabilir; ancak her tahsilat bu nedenle haksız sayılmaz. Tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkta banka, kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli dosya masraflarını isteyebilir.

Sigorta primi dosya masrafı gibi değerlendirilir mi?

2013/30166 esas ve 2014/2735 karar sayılı kararda sigorta primi kayıtları dosya masrafıyla aynı sonuca bağlanmamıştır. Sözleşme kapsamında tahsil edilen sigorta primlerine ilişkin kayıtların haksız şart kabulüne olanak bulunmadığı belirtilmiştir.

Ticari kredide tüketici ölçüsü uygulanır mı?

Hayır. Ticari kredi sayılan uyuşmazlıkta tüketici mevzuatının uygulanmayacağı değerlendirmesi yapılmıştır. Masraf denetimi, ilan ve yayım varsa açıklanan oranlara, yoksa emsal banka uygulamalarına ve orantılılığa bağlanmıştır.

Dosya masrafında zamanaşımı her olayda on yıl mıdır?

Bu sonuç her olaya genellenemez. 2017/7144 esas ve 2018/10219 karar sayılı kararda, tahsil tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca on yıllık sözleşme zamanaşımı uygulanmıştır. Bu süre dolmadan yapılan icra takibi zamanaşımını keser ve kesilmeden itibaren yeni süre işlemeye başlar.

Kanun yararına bozma masrafı geri getirir mi?

Hayır. 2017/7144 esas ve 2018/10219 karar sayılı bozma, sonuca etkili olmamak üzere verilmiştir. İlk derece hükmünün taraflar bakımından sonucu bu bozmayla değişmez.

Hangi mahkeme görevlidir?

Tüketici kredisine ilişkin uyuşmazlıkta görev tüketici mahkemesine, ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden doğan alacakta ise Türk Ticaret Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticaret mahkemesine aittir. İki alacak birlikteyse genel kredi alacağı için ayırma kararı gerekir. Asliye ticaret mahkemesi, aksine hüküm yoksa ticari davalara değer sınırına bakmaksızın bakar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu