Kredi Borcu Ödenmezse Ne Olur? Muacceliyet ve İcra Süreci

by Avukat Erdal Ersoy
Kredi Borcu Ödenmezse Ne Olur? Muacceliyet ve İcra Süreci

Tüketici kredisi sözleşmelerinde borcun tamamının ifasının talep edilebilmesi için kredi verenin bu hakkı sözleşmede saklı tutmuş olması, bütün edimlerini yerine getirmiş bulunması ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi gerekir. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde kredi verenin muacceliyet hakkını kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre tanıyarak muacceliyet uyarısında bulunması şarttır.

20767 sayılı TÜKETİCİ KREDİSİ SÖZLEŞMELERİ YÖNETMELİĞİ m. 18Kaynağı aç
MADDE 18 – (1) Tüketici kredisi sözleşmelerinde, tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabilir. Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunludur. Muaccel kılınan taksitlerin hesaplanmasında faiz ve ücretler dikkate alınmaz. (2) Temerrüt veya geç ödeme durumunda tüketiciden sözleşmede yer alan akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasından daha yüksek bir oranda gecikme faizi tahsil edilemez. Aksi halde, kredi veren, fazla tahsil ettiği tutar ile fazla tahsil edilen tutarın tahsil edildiği tarihle fiilen tüketiciye geri ödendiği tarih arasındaki süre için sözleşmede yer alan akdi faiz oranının yüzde otuz fazlası üzerinden hesaplanacak faizi tüketiciye ödemekle yükümlüdür. (3) Kredi veren, tüketicinin temerrüde düşmesi ya da geç ödemede bulunması durumunda, geç ödenen tutar içinde yer alan anapara tutarı üzerinden gecikme faiz oranı ile geç ödenen gün sayısı dikkate alınarak bulunacak faiz ve bu faiz üzerinden hesaplanacak vergi, harç ve benzeri yasal yükümlülükler toplamını tüketiciden talep edebilir. Tüketiciden talep edilebilecek gecikme faizi hesaplanırken tüketicinin ödemeyi yaptığı tarih esas alınır. Bu süre hiçbir şekilde tüketici aleyhine olacak şekilde değiştirilemez. Gecikme faizi hesaplanırken Ek-5’te yer alan hususlar esas alınır. BEŞİNCİ BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler Bağlı kredi sözleşmesi

Muaccel kılınan taksit tutarlarının hesaplanmasında faiz ve ücretler dikkate alınmaz. Tüketicinin temerrüde düşmesi veya geç ödeme yapması durumunda sözleşmede kararlaştırılan akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını aşacak şekilde gecikme faizi istenemez. Kredi verenin bu yasal sınırı aşarak tahsilat yapması halinde, fazla alınan miktar tahsil tarihi ile geri ödeme tarihi arasındaki süre için akdi faiz oranının yüzde otuz fazlası üzerinden faiziyle birlikte tüketiciye iade edilir.

Geç ödeme veya temerrüt halinde gecikme faizi yalnızca geciken tutar içindeki anapara üzerinden ve gecikilen gün sayısı dikkate alınarak hesaplanabilir; faiz tutarı ve buna bağlı yasal yükümlülükler bu çerçevede talep edilir. Hesaplamada tüketicinin fiilen ödeme yaptığı tarih esas alınır ve bu süre tüketici aleyhine değiştirilemez.

Borçlunun banka temsilcisine sözlü veya telefon görüşmesi yoluyla ödeme sözü vermesi hukuken bağlayıcı bir taahhüt teşkil etmez. Alacaklı kurum bu tür sözlü beyanlara rağmen takibe devam edebilir. Ödeme sözünün hukuki sonuç doğurabilmesi için icra dairesinde tutanağa geçirilmesi ya da alacaklının onayı ile yazılı biçimde verilmesi gerekir.

Ödeme Emrine İtiraz Usulü

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 62 nci maddesi gereğince, ödeme emrine itiraz etmek isteyen borçlunun itirazını ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içinde dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirmesi gerekir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 62Kaynağı aç
Madde 62 – (Değişik: 18/2/1965-538/33 md.) İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (Değişik ikinci cümle: 17/7/2003-4949/13 md.) İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur. (Değişik fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkca göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Borçluya, itiraz eylediğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir. 2 – İtiraz sebepleri:

Borcun tamamına değil bir bölümüne itiraz edilmesi halinde, 2004 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca borçlunun itiraz ettiği kısmın cihetini ve miktarını açıkça belirtmesi zorunludur. Kısmi itirazda miktar ve cihet açıkça gösterilmediği takdirde ödeme emrine itiraz edilmemiş sayılır.

Haciz Kapsamı ve Haczedilemeyen Mallar

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 82 nci maddesi uyarınca, borçlu ile birlikte ikamet eden aile bireylerine ait kişisel eşyalar ve ailenin müşterek kullanımına tahsis edilen ev eşyaları haciz kapsamı dışındadır. Buna karşılık nakit para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taşlar, antika veya süs eşyası mahiyetindeki kıymetli varlıklar bu korumadan yararlanamaz.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 82Kaynağı aç
Madde 82 – (Değişik: 18/2/1965-538/46 md.) Aşağıdaki şeyler haczolunamaz: 1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar, 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya, 3. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası,[36] 4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alat ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları, 5. Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları, 6. Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu, 7. Borçlu bağ, bahçe veya meyva veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alat ve edevat, Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları, 8. Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi mucibince haczolunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar, 9. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri, Askeri malüllerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri, 10. Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar, 11. Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar, 12. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Borçlunun haline münasip evi, 13. (Ek: 2/7/2012-6352/16 md.) Öğrenci bursları. Medeni Kanunun 807 nci maddesi hükmü saklıdır. 2, 4, 5, 7 ve 12 numaralı bendlerdeki istisna, borcun bu eşya bedelinden doğmaması haline munhasırdır.[37] (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/16 md.) Birinci fıkranın (2), (4), (7) ve (12) numaralı bentlerinde sayılan malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/16 md.) İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir. Kısmen haczi caiz olan şeyler:

Borçlunun haline münasip evi 2004 sayılı Kanun'un 82 nci maddesi kapsamında kural olarak haczedilemez. Borcun bu evin bedelinden doğmamış olması koşuluyla, evin kıymetinin fazla bulunması durumunda taşınmaz haczedilerek satılır ve bedelinden borçlunun ihtiyacını karşılayacak haline münasip bir kısmı borçluya bırakılır.

Maaş, tahsisat ve her nevi ücretlerin haczi 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Borçlu ve ailesinin geçinmeleri için lüzumlu görülen miktar düşüldükten sonra haciz tatbik edilir; ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Maaş üzerinde birden fazla haciz bulunması durumunda hacizler sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi tamamlanmadıkça sonraki haciz için kesintiye geçilemez.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 83Kaynağı aç
Madde 83 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. (Değişik: 12/4/1968 – 1045/1 md.) Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Önceden yapılan anlaşmalar:

Ödeme Taahhüdü ve Tazyik Hapsi Şartları

2004 sayılı Kanun'un 340 ıncı maddesi uyarınca borçlunun icra dairesinde verdiği ödeme taahhüdünü makbul bir sebep bulunmaksızın ihlal etmesi halinde, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 340Kaynağı aç
Madde 340 – (Değişik: 31/5/2005-5358/11 md.) 111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez. Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası:

2004 sayılı Kanun'un 340 ıncı maddesi doğrultusunda, hapsin infazı başladıktan sonra borcun tamamının veya o güne kadar icra dairesine ödenmesi gereken tutarın yatırılması halinde borçlu salıverilir. Taksit ödemelerinin tekrar aksatılması durumunda borçlu hakkında yeniden tazyik hapsine karar verilebilir; ancak aynı borç sebebiyle uygulanacak hapis süresi toplamda üç ayı aşamaz.

Kefalet Sorumluluğu ve Zamanaşımı Kuralları

Kredi ilişkisinde adi kefaletin bulunması durumunda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 585 inci maddesi gereğince alacaklı, asıl borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez. Bununla birlikte borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesiyle sonuçlanması, borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkânsız hale gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmesi veya borçluya konkordato mehli verilmiş olması hallerinde doğrudan kefile başvurulabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 585Kaynağı aç
MADDE 585- Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez; ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir: 1. Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması. 2. Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi. 3. Borçlunun iflasına karar verilmesi. 4. Borçluya konkordato mehli verilmiş olması. Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz. Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılabilir. 2. Müteselsil kefalet

Alacaklarda genel zamanaşımı süresi 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi uyarınca aksine bir kanuni hüküm bulunmadıkça on yıldır. 6098 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesi doğrultusunda borçlunun borcu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi zamanaşımını keser. Aynı şekilde alacaklının dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibinde bulunması veya iflas masasına bildirim yapması da zamanaşımını kesen sebepler arasındadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 154Kaynağı aç
MADDE 154- Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa. II. Birlikte borçlulara etkisi
Banka temsilcisine telefonda ödeme sözü verilmesi yasal takibi durdurur mu?

Telefonda veya sözlü olarak verilen ödeme sözü bağlayıcı bir taahhüt sayılmaz ve alacaklının yasal takip işlemlerini sürdürmesine engel teşkil etmez; bağlayıcı sonuç doğurması için icra dairesinde yapılması veya alacaklının onayıyla yazılı verilmesi gerekir.

İcra dairesinden gelen ödeme emrine ne kadar sürede itiraz edilmelidir?

Ödeme emrine tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine itiraz bildiriminde bulunulması zorunludur; borcun bir kısmına itiraz ediliyorsa itiraz edilen kısmın cihet ve miktarının açıkça gösterilmesi şarttır.

Taahhüdü ihlal sebebiyle verilen tazyik hapsi nasıl sona erer?

Hapsin infazına başlandıktan sonra borcun tamamı veya o tarihe kadar icra veznesine yatırılması gereken meblağ ödendiğinde tahliye gerçekleşir; ayrıca aynı borç nedeniyle uygulanacak tazyik hapsi toplamda üç ayı aşamaz.

Maaş üzerinde birden fazla icra haczi varken sonraki sıradaki alacak için kesinti yapılabilir mi?

Birden fazla maaş haczi bulunması durumunda hacizler sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi tamamlanmadıkça sonraki haciz için kesintiye geçilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu