Kredi Taksitlerinin Gecikmesi ve Borcun Muaccel Hale Gelmesi
Belirli süreli kredi sözleşmelerinde borcun tamamının ifasının talep edilebilmesi, kredi verenin sözleşmede bu hakkı saklı tutmuş olmasına ve bütün edimlerini ifa etmiş bulunmasına bağlıdır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 28. maddesinin birinci fıkrasına göre, bu hakkın kullanılabilmesi için tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve kredi verenin tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunludur.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 28Kaynağı aç
Kredi verenin yapacağı muacceliyet uyarısının yazılı olarak veya sürekli veri taşıyıcısıyla iletilmesi; gecikilen tutarın, işletilecek temerrüt faizi oranının ve masrafların belirtilmesi ile borcun ödenmemesi durumunda kalan borcun muaccel kılınacağı hususlarına yer verilmesi aranır.
6502 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 18. maddesi çerçevesinde, yasal şartların oluşmasının ardından tüketiciye tanınan en az otuz günlük sürede ödeme yapılmadığı takdirde kalan tüm taksitlerin muaccel hale gelmesi söz konusu olur.
20767 sayılı TÜKETİCİ KREDİSİ SÖZLEŞMELERİ YÖNETMELİĞİ m. 18Kaynağı aç
Temerrüt Faizi Sınırları ve Taksit Hesaplama İlkeleri
Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 18. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tüketicinin temerrüde düşmesi veya taksitleri geciktirmesi halinde uygulanacak gecikme faizi, sözleşmede kararlaştırılan akdi faizin yüzde otuz fazlasını geçemez. Şayet kredi veren bu tavan sınırın üzerinde bir tahsilat gerçekleştirirse, fazladan alınan meblağ ile birlikte, tahsil anından fiili iade anına kadar geçen dönem için yine akdi faiz oranının yüzde otuz fazlası nispetinde faiz hesaplanarak tüketiciye geri verilmelidir.
Temerrüt faizi, temerrüde düşülen veya geç ödemede bulunulan taksit tutarı üzerinden ve geç ödenen gün sayısı dikkate alınarak hesaplanır. Talep edilebilecek gecikme faizinin belirlenmesinde, kredi borçlusunun ödemeyi yaptığı tarih esas alınır.
6502 sayılı Kanun'un 28. maddesinin ikinci fıkrası ile Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 18. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, muaccel kılınan taksitlerin hesaplanmasında faiz, komisyon ve benzeri masraflar dikkate alınmaz.
6502 sayılı Kanun'un 4. maddesinin yedinci fıkrası gereğince, temerrüt hali de dahil olmak üzere tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanamaz. Aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca Kanun düzenlemeleri katılım bankalarını da kapsamakta olup kredilerdeki uygulamalar kâr payı dikkate alınarak yürütülür.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Kefilin Sorumluluğu ve Güvence Hakları
6502 sayılı Kanun'un 4. maddesinin altıncı fıkrasına göre, tüketici işlemlerinde tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, adlandırmaya bakılmaksızın adi kefalet sayılır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 590. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, asıl borcun muaccel kılınması süre içeren bir bildirime bağlı tutulmuşsa, kefalet borcu yönünden bu süre bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar. Tüketicinin temerrüdü halinde borcun tamamının kefilden istenebilmesi için de tüketiciye tanınan muacceliyet bildiriminin kefile yöneltilmesi ve bu sürenin kefil bakımından işletilmesi gerekir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 590Kaynağı aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, ticari nitelikteki bir iş sebebiyle birlikte borç altına girilen durumlarda kefile taahhüdün veya ödemenin yerine getirilmediği ihbar edilmedikçe kefil hakkında temerrüt faizi yürütülemeyeceği düzenlenmiştir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 7Kaynağı aç
6098 sayılı Kanun'un 590. maddesinin birinci fıkrasına göre, borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden mevcut rehinler paraya çevrilinceye, borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasını talep edebilir.
6098 sayılı Kanun'un 590. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında, yurt dışında yerleşik asıl borçlunun ifası o ülkedeki döviz transferi yahut havale kısıtlamaları gibi mevzuat engelleriyle imkânsızlaştığı veya sınırlandığı takdirde, Türkiye'de ikamet eden kefil takibe bu gerekçeyi ileri sürerek karşı koyma hakkına sahiptir.
Kredi taksiti ödenmediğinde banka borcun tamamını hemen isteyebilir mi?
Hayır. Belirli süreli kredi sözleşmelerinde borcun tamamının talep edilebilmesi için kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, sözleşmede bu hakkı saklı tutması, tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve tüketiciye en az otuz gün süre verilerek muacceliyet uyarısında bulunulması zorunludur. Tüketiciye tanınan bu sürede borç ödenmediği takdirde kalan taksitlerin muaccel kılınması söz konusu olur.
Geciken tüketici kredisine en fazla ne kadar faiz işletilebilir?
Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği uyarınca temerrüt veya geç ödeme durumunda tüketiciden sözleşmedeki akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasından yüksek gecikme faizi tahsil edilemez. Ayrıca 6502 sayılı Kanun uyarınca temerrüt hali de dahil olmak üzere tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanması yasaktır.
Kredi taksitleri geciktiğinde kefile doğrudan temerrüt faizi uygulanabilir mi?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, ticari nitelikli işler bakımından kefile taahhüdün veya ödemenin yapılmadığı ihbar edilmedikçe temerrüt faizi işletilemez. Tüketici işlemlerinde ise verilen şahsi teminatlar adi kefalet sayılmakta olup asıl borcun muacceliyeti süre içeren bir bildirime bağlı olduğunda bu süre kefil yönünden bildirimin kendisine ulaştığı tarihte işlemeye başlar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

