Tüketici Kredi Taksitlerinin Gecikmesi ve Muacceliyet

by Avukat Erdal Ersoy
Tüketici Kredi Taksitlerinin Gecikmesi ve Muacceliyet

Kredi Taksitlerinin Gecikmesi ve Borcun Muaccel Hale Gelmesi

Belirli süreli kredi sözleşmelerinde borcun tamamının ifasının talep edilebilmesi, kredi verenin sözleşmede bu hakkı saklı tutmuş olmasına ve bütün edimlerini ifa etmiş bulunmasına bağlıdır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 28. maddesinin birinci fıkrasına göre, bu hakkın kullanılabilmesi için tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve kredi verenin tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunludur.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 28Kaynağı aç
MADDE 28- (1) Belirli süreli kredi sözleşmelerinde tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabilir. Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunludur. (2) Muaccel kılınan taksitlerin hesaplanmasında faiz, komisyon ve benzeri masraflar dikkate alınmaz. Sigorta, yan finansal ürün ve hizmet sunumu

Kredi verenin yapacağı muacceliyet uyarısının yazılı olarak veya sürekli veri taşıyıcısıyla iletilmesi; gecikilen tutarın, işletilecek temerrüt faizi oranının ve masrafların belirtilmesi ile borcun ödenmemesi durumunda kalan borcun muaccel kılınacağı hususlarına yer verilmesi aranır.

6502 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 18. maddesi çerçevesinde, yasal şartların oluşmasının ardından tüketiciye tanınan en az otuz günlük sürede ödeme yapılmadığı takdirde kalan tüm taksitlerin muaccel hale gelmesi söz konusu olur.

20767 sayılı TÜKETİCİ KREDİSİ SÖZLEŞMELERİ YÖNETMELİĞİ m. 18Kaynağı aç
MADDE 18 – (1) Tüketici kredisi sözleşmelerinde, tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabilir. Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunludur. Muaccel kılınan taksitlerin hesaplanmasında faiz ve ücretler dikkate alınmaz. (2) Temerrüt veya geç ödeme durumunda tüketiciden sözleşmede yer alan akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasından daha yüksek bir oranda gecikme faizi tahsil edilemez. Aksi halde, kredi veren, fazla tahsil ettiği tutar ile fazla tahsil edilen tutarın tahsil edildiği tarihle fiilen tüketiciye geri ödendiği tarih arasındaki süre için sözleşmede yer alan akdi faiz oranının yüzde otuz fazlası üzerinden hesaplanacak faizi tüketiciye ödemekle yükümlüdür. (3) Kredi veren, tüketicinin temerrüde düşmesi ya da geç ödemede bulunması durumunda, geç ödenen tutar içinde yer alan anapara tutarı üzerinden gecikme faiz oranı ile geç ödenen gün sayısı dikkate alınarak bulunacak faiz ve bu faiz üzerinden hesaplanacak vergi, harç ve benzeri yasal yükümlülükler toplamını tüketiciden talep edebilir. Tüketiciden talep edilebilecek gecikme faizi hesaplanırken tüketicinin ödemeyi yaptığı tarih esas alınır. Bu süre hiçbir şekilde tüketici aleyhine olacak şekilde değiştirilemez. Gecikme faizi hesaplanırken Ek-5’te yer alan hususlar esas alınır. BEŞİNCİ BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler Bağlı kredi sözleşmesi

Temerrüt Faizi Sınırları ve Taksit Hesaplama İlkeleri

Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 18. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tüketicinin temerrüde düşmesi veya taksitleri geciktirmesi halinde uygulanacak gecikme faizi, sözleşmede kararlaştırılan akdi faizin yüzde otuz fazlasını geçemez. Şayet kredi veren bu tavan sınırın üzerinde bir tahsilat gerçekleştirirse, fazladan alınan meblağ ile birlikte, tahsil anından fiili iade anına kadar geçen dönem için yine akdi faiz oranının yüzde otuz fazlası nispetinde faiz hesaplanarak tüketiciye geri verilmelidir.

Temerrüt faizi, temerrüde düşülen veya geç ödemede bulunulan taksit tutarı üzerinden ve geç ödenen gün sayısı dikkate alınarak hesaplanır. Talep edilebilecek gecikme faizinin belirlenmesinde, kredi borçlusunun ödemeyi yaptığı tarih esas alınır.

6502 sayılı Kanun'un 28. maddesinin ikinci fıkrası ile Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 18. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, muaccel kılınan taksitlerin hesaplanmasında faiz, komisyon ve benzeri masraflar dikkate alınmaz.

6502 sayılı Kanun'un 4. maddesinin yedinci fıkrası gereğince, temerrüt hali de dahil olmak üzere tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanamaz. Aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca Kanun düzenlemeleri katılım bankalarını da kapsamakta olup kredilerdeki uygulamalar kâr payı dikkate alınarak yürütülür.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Bu Kanunda yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen sözleşmeler ile bilgilendirmeler en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde düzenlenir ve bunların bir nüshası kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilir. Sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda, eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik sözleşmeyi düzenleyen tarafından derhâl giderilir. (2) Sözleşmede öngörülen koşullar, sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemez. (3) Tüketiciden; kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir bedel talep edilemez. Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetlerde ise tüketiciden faiz dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın görüşü alınarak bu Kanunun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenir.[1] (4) Bu Kanunda düzenlenen sözleşmelere istinaden tüketiciden talep edilecek her türlü ücret ve masrafa ilişkin bilgilerin, sözleşmenin eki olarak kâğıt üzerinde yazılı şekilde tüketiciye verilmesi zorunludur. Uzaktan iletişim aracıyla kurulan sözleşmelerde ise, bu bilgiler kullanılan uzaktan iletişim aracına uygun şekilde verilir. Bu bilgilerin tüketiciye verildiğinin ispatı sözleşmeyi düzenleyene aittir. (5) Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir. (6) Tüketici işlemlerinde, tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, her ne isim altında olursa olsun adi kefalet sayılır. Tüketicinin alacaklarına ilişkin karşı tarafça verilen şahsi teminatlar diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça müteselsil kefalet sayılır. (7) Temerrüt hâli de dâhil olmak üzere, tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanmaz. (8) Bu Kanun tüm düzenlemeleri yönünden katılım bankalarını da kapsar. Uygulama, kâr payı dikkate alınarak yapılır. Tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlar

Kefilin Sorumluluğu ve Güvence Hakları

6502 sayılı Kanun'un 4. maddesinin altıncı fıkrasına göre, tüketici işlemlerinde tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, adlandırmaya bakılmaksızın adi kefalet sayılır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 590. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, asıl borcun muaccel kılınması süre içeren bir bildirime bağlı tutulmuşsa, kefalet borcu yönünden bu süre bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar. Tüketicinin temerrüdü halinde borcun tamamının kefilden istenebilmesi için de tüketiciye tanınan muacceliyet bildiriminin kefile yöneltilmesi ve bu sürenin kefil bakımından işletilmesi gerekir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 590Kaynağı aç
MADDE 590- Borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile, belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz. Bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir. Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar. Yerleşim yeri yabancı bir ülkede olan borçlunun borcunu ödemesi, döviz işlemleri veya havale ile ilgili yasaklar gibi sebeplerle, o yabancı ülkenin yasal düzenlemeleri gereği imkânsız hâle gelmiş veya sınırlandırılmışsa, yerleşim yeri Türkiye’de olan kefil, takibe bu sebeple itiraz edebilir. c. Def’iler

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, ticari nitelikteki bir iş sebebiyle birlikte borç altına girilen durumlarda kefile taahhüdün veya ödemenin yerine getirilmediği ihbar edilmedikçe kefil hakkında temerrüt faizi yürütülemeyeceği düzenlenmiştir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 7Kaynağı aç
MADDE 7- (1) İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar. Ancak, kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. (2) Ticari borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de birinci fıkra hükmü geçerli olur. III – Ticari işlerde faiz 1. Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları

6098 sayılı Kanun'un 590. maddesinin birinci fıkrasına göre, borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden mevcut rehinler paraya çevrilinceye, borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasını talep edebilir.

6098 sayılı Kanun'un 590. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında, yurt dışında yerleşik asıl borçlunun ifası o ülkedeki döviz transferi yahut havale kısıtlamaları gibi mevzuat engelleriyle imkânsızlaştığı veya sınırlandığı takdirde, Türkiye'de ikamet eden kefil takibe bu gerekçeyi ileri sürerek karşı koyma hakkına sahiptir.

Kredi taksiti ödenmediğinde banka borcun tamamını hemen isteyebilir mi?

Hayır. Belirli süreli kredi sözleşmelerinde borcun tamamının talep edilebilmesi için kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, sözleşmede bu hakkı saklı tutması, tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve tüketiciye en az otuz gün süre verilerek muacceliyet uyarısında bulunulması zorunludur. Tüketiciye tanınan bu sürede borç ödenmediği takdirde kalan taksitlerin muaccel kılınması söz konusu olur.

Geciken tüketici kredisine en fazla ne kadar faiz işletilebilir?

Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği uyarınca temerrüt veya geç ödeme durumunda tüketiciden sözleşmedeki akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasından yüksek gecikme faizi tahsil edilemez. Ayrıca 6502 sayılı Kanun uyarınca temerrüt hali de dahil olmak üzere tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanması yasaktır.

Kredi taksitleri geciktiğinde kefile doğrudan temerrüt faizi uygulanabilir mi?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, ticari nitelikli işler bakımından kefile taahhüdün veya ödemenin yapılmadığı ihbar edilmedikçe temerrüt faizi işletilemez. Tüketici işlemlerinde ise verilen şahsi teminatlar adi kefalet sayılmakta olup asıl borcun muacceliyeti süre içeren bir bildirime bağlı olduğunda bu süre kefil yönünden bildirimin kendisine ulaştığı tarihte işlemeye başlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu