Borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak gayesiyle yaptığı danışıklı işlemler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi kapsamında açılan muvazaa davalarına konu edilir. Alacaklı bu dava yoluyla, borçlunun malvarlığını azaltmaya dönük görünürdeki işlemlerinin baştan itibaren hükümsüz olduğunu tespit ettirerek alacağını tahsil etme yetkisini hedefler.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/19667, K. 2019/5989Kaynağı aç
TBK m. 19 Çerçevesinde İradenin Yorumlanması ve Muvazaa Kuralı
Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tarafların bir sözleşmeyi kurarken veya içeriğini belirlerken kullandıkları ifadelere bakılmaksızın asıl gözetilen husus gerçek ve ortak iradeleridir. Tarafların sözleşmede yanılgıya düşmüş olmaları ya da gerçek amaçlarını gizlemek için farklı ifadeler seçmeleri bu iradenin tespitini engellemez. Dolayısıyla borçlu ile üçüncü kişinin dışa yansıttıkları görünürdeki işlem değil, aralarındaki gerçek irade değerlendirilir.
Muvazaa iddiasının ileri sürülmesinde kanun koyucu üçüncü kişileri koruyan açık bir sınır çizmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasını ileri süremez.
İİK m. 277 Tasarrufun İptali ile TBK m. 19 Muvazaa Davasının Farkları
İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerindeki iptal davaları, borçlunun hukuken geçerli şekilde yaptığı bazı tasarrufların alacaklı yönünden hükümsüz sayılmasını ve borçtan kurtarılan malların icra takip alanına çekilmesini hedefler. Buna karşılık Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı muvazaa davası, borçlunun üçüncü kişilerle yaptığı tasarruf işlemlerinin gerçekte hiç yapılmamış olduğunun tespitine yöneliktir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve izleyen maddelerindeki şartlara göre dava açma imkânının bulunması, alacaklının genel hükümlere ve Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesindeki muvazaaya dayanarak dava açmasına engel teşkil etmez.
Dava Koşulları, Zamanaşımı, Takip ve Aciz Belgesi Şartı
Üçüncü kişinin borçlunun danışıklı işlemiyle zarara uğradığının kabul edilmesi için belirli maddi şartlar aranır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/19667 Esas ve 2019/5989 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, işlemi yapan borçludan doğmuş bir alacağın varlığı ve yapılan işlemin bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla gerçekleştirilmiş olması zorunludur.
Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı muvazaa davaları usul ve takip şartları bakımından İcra ve İflas Kanunu'ndaki iptal davalarından belirgin şekilde ayrılır. Bu davalarda zamanaşımı söz konusu olmadığı gibi, İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerinde zorunlu tutulan kesin veya geçici aciz belgesi alma zorunluluğu bulunmaz.
Bununla birlikte, muvazaa iddiasıyla dava açılabilmesi için davacının işlem öncesinde veya dava anında icra takibine geçmiş olması şartı da aranmaz. Borçludan mevcut bir alacağın varlığı ve işlemin ödemeyi bertaraf etme kastıyla yapıldığının ispatlanması dava şartının gerçekleşmesi için yeterlidir.
Hükmün Niteliği ve İİK m. 283/1 Hükmünün Kıyasen Uygulanması
Muvazaa davasının kabulü halinde mülkiyetin tescil durumu ile alacaklının hakları özel bir hukuki mekanizmayla düzenlenir. Dava taşınmazın aynına yönelik mülkiyet uyuşmazlığı olmayıp alacağın tahsiline ilişkin bulunduğundan, tapu iptali ve tesciline gerek kalmaz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/19667 Esas ve 2019/5989 Karar sayılı kararında ifade edildiği üzere, İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin birinci fıkrası kıyasen uygulanarak davacıya taşınmazın haciz ve satışını talep etme yetkisi verilir.
Görevli Mahkemenin Tespiti
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, aksine bir özel düzenleme bulunmadığı takdirde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ve şahıs varlığına ilişkin tüm davalarda genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Taraflar arasındaki temel borç ilişkisi ticari nitelikte olsa dahi, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayanılarak İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin kıyasen uygulanması istemiyle açılan muvazaa davası Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi anlamında mutlak veya nispi ticari dava vasfı taşımaz. Özel görev kuralı getiren ticari bir uyuşmazlık bulunmadığından davanın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekir.
TBK m. 19 muvazaa davası ile İİK m. 277 tasarrufun iptali davasının farkı nedir?
İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesindeki tasarrufun iptali geçerli yapılmış tasarrufların hükümsüz kılınmasını sağlarken, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı dava işlemin gerçekte hiç yapılmamış olduğunun tespitini amaçlar.
TBK m. 19 davası açmak için kesin veya geçici aciz belgesi gerekir mi?
Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine göre açılan muvazaa davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerindeki gibi aciz belgesi aranmaz.
Muvazaa davası açmadan önce borçluya icra takibi yapılması zorunlu mudur?
Muvazaa temeline dayanan davalarda davacının önceden icra takibine geçmiş olması ve aciz belgesi alması gerekmez.
İİK m. 277 davası açma imkânı varken TBK m. 19 muvazaa davası açılabilir mi?
İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerindeki tasarrufun iptali davasını açma hakkı, davacının genel hükümlere ve Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesindeki muvazaaya dayanarak dava ikame etmesine engel teşkil etmez.
TBK m. 19 davasında tapu kaydının borçlu adına iptal ve tescili gerekir mi?
Talep taşınmazın aynına değil alacağın tahsiline yönelik olduğundan tapu iptali ve tesciline gerek bulunmaksızın, İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin birinci fıkrası kıyasen uygulanarak davacıya haciz ve satış yetkisi tanınır.
Borçlu yazılı borç tanımasına güvenen üçüncü kişiye karşı muvazaa ileri sürebilir mi?
Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasını ileri süremez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

