Kozmetik Reklamı Yapan Influencerların Hukuki Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
Kozmetik Reklamı Yapan Influencerların Hukuki Sorumluluğu

Sosyal medyada kozmetik ürünlerin tanıtımı veya incelemesine ilişkin bir paylaşımın reklam sayılıp sayılmayacağı, paylaşılan içeriğin övgü ya da yergi içermesinden bağımsız olarak içerik üreticisi ile marka arasında ticari veya maddi bir menfaatin bulunmasına göre tespit edilir. Marka ile maddi bir bağı bulunan içeriklerde ticari ilişkinin açıkça bildirilmesi zorunlu olup bağımsız tüketici değerlendirmelerinde bu zorunluluk aranmaz.

Ticari Bağlantı ve Reklam Bildirim Zorunluluğu

Bir paylaşımın reklam niteliğinde kabul edilmesi, aktarılan kişisel kanaatten ziyade taraflar arasındaki menfaat ilişkisine dayanır. Kozmetik ürünün içerik üreticisi tarafından kendi bütçesiyle satın alınması, satıcı veya markadan herhangi bir ücret, hediye, indirim, komisyon, etkinlik daveti ya da ücretsiz hizmet temin edilmemesi durumunda yapılan inceleme bağımsız bir tüketici görüşü sayılır ve reklam etiketi zorunluluğu doğurmaz.

Buna karşılık ürünün bedelsiz gönderilmesi, ücret ödenmesi, komisyon veya benzeri bir menfaat sağlanması hâlinde içerik reklam niteliği kazanır. Ürün beğenilmeyip tavsiye edilmese dahi ticari ilişkinin gizlenmesi yasaktır; her halükarda örtülü reklam yasağına uyularak iş birliğinin takipçilere açıkça bildirilmesi gerekir.

Reklam açıklamasının kullanıcılar tarafından kolayca fark edilebilir ve tereddütsüz okunabilir nitelikte olması zorunludur. Uzun süreli video ve canlı yayın formatlarındaki paylaşımlarda açıklamanın video başlamadan önce veya reklam başladığı sırada hem yazılı hem de sözlü yapılması, süreli hikâye paylaşımlarında ise ifadenin içeriğin yayımlandığı tüm süre boyunca ekranda açıkça yer alması gerekir.

Kozmetik Ürünlerde Yanıltıcı Sağlık Beyanı Sınırı

Kozmetik ürünlerin tanıtımında tedavi edici veya tıbbi sonuçlar vaat eden ifadelere yer verilemez. Ürünün akne, egzama gibi cilt hastalıklarını veya saç dökülmesini tedavi ettiği ya da kırışıklıkları kesin olarak yok ettiği yönündeki kanıtsız paylaşımlar ile manipülatif filtreler ve yanıltıcı öncesi ve sonrası görselleri mevzuata aykırı sağlık beyanı oluşturur.

Kozmetik ürünlere ilişkin tüm iddiaların dürüst, objektif, hukuka uygun ve bilimsel verilerle kanıtlanmış olması şarttır. İleri sürülen ölçülebilir veya bilimsel nitelikteki etkiler, yeterli ve doğrulanabilir objektif delillere dayanmak zorundadır.

İfade Özgürlüğü Sınırları ve Haksız Rekabet Hâlleri

Bir kozmetik ürünün tavsiye edilmemesi veya olumsuz eleştirilmesi tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz. Gerçek bir kullanım deneyimine dayanan, dürüst ve ölçülü biçimde yapılan eleştiriler anayasal ifade özgürlüğü sınırları içerisinde hukuken korunur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55/1-a-1 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı şekilde üçüncü kişilerin mallarına, ticari faaliyetlerine, fiyatlarına veya iş ürünlerine yönelik gerçeğe aykırı, yanıltıcı ve haksız yere incitici beyanlarla kötüleme yapılması haksız rekabet sayılır. Bu doğrultuda bir kozmetik ürünün delile dayanmaksızın sağlığa zararlı, kanserojen veya sahte olduğuna dair asılsız iddiaların öne sürülmesi, haksız rekabet ile kişilik hakkı ihlalinden kaynaklanan hukuki sorumluluğu gündeme getirebilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak, 12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, 3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine; 1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya 2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. B) Hukuki sorumluluk I – Çeşitli davalar

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55/1-a-2 ve m. 55/1-a-5 uyarınca, mallar ve iş ürünleri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunarak üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek ya da malları gerçeğe aykırı, yanıltıcı veya rakibini gereksiz yere kötüleyici şekilde karşılaştırmak dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet hâlidir. Kozmetik tanıtımlarında yanıltıcı karşılaştırma ve yönlendirmeler bu kapsamda değerlendirilir.

Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55/1-a-3, m. 55/1-a-4 ve m. 55/1-a-9 hükümleri gereğince; paye veya unvanı olmadığı hâlde buna sahipmiş gibi hareket etmek, başkasının malları ve iş ürünleriyle karıştırılmaya yol açan önlemler almak ya da malların özelliklerini, yararlarını veya tehlikelerini gizleyerek müşteriyi yanıltmak da haksız rekabet teşkil etmektedir.

Kişilik Haklarının Korunması ve Dava Yolları

Hukuka aykırı içeriklerle kişilik hakkı zedelenen kişiler, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 25 çerçevesinde mevcut bir tehlikenin önüne geçilmesini, devam eden ihlalin durdurulmasını ve sona ermesine rağmen tesiri süren fiillerin hukuka aykırı olduğunun mahkemece saptanmasını isteyebilir. Hak sahibi bununla beraber, ilgili düzeltmenin ya da yargı kararının üçüncü şahıslara tebliğ edilmesini veya ilan yoluyla duyurulmasını da talep edebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir. Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır. Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. III. Ad üzerindeki hak 1. Adın korunması

Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kimse, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58 uyarınca uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat talebinde bulunabilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine veya tazminata ek olarak saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
MADDE 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. 4. Ayırt etme gücünün geçici kaybı

Reklam Sözleşmeleri ve Tarafların Müstakil Sorumluluğu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 27 gereğince kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Bu doğrultuda hazırlanan reklam anlaşmalarında içerik üreticisi, gerçeğe aykırı övgüde bulunmaya veya yanıltıcı beyanlar vermeye zorlanamaz; aksi yöndeki sözleşme hükümleri geçersizdir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur. III. Aşırı yararlanma

Kozmetik ürün reklamlarında sorumluluk yalnızca paylaşımı yapan kişiye ait değildir. Reklam veren marka, reklam ajansı ve içerik üreticisi kendi fiilleri ölçüsünde ayrı ayrı sorumlu tutulabilir. Reklam veren taraf, yürürlükteki mevzuat hakkında bilgilendirme yapmak, reklam açıklamasının kullanılmasını sağlamak ve aykırı paylaşımların önlenmesi için tedbir almakla yükümlüdür.

Kozmetik ürün ücretsiz gönderildiğinde reklam bildirimi zorunlu mudur?

Evet, bir kozmetik ürün menfaat ilişkisi kapsamında bedelsiz gönderilmişse, ürün beğenilmese veya tavsiye edilmese dahi ticari ilişkinin açıkça bildirilmesi zorunludur.

Kendi bütçesiyle alınan kozmetik ürünün incelenmesi reklam sayılır mı?

Hayır, ürünün herhangi bir hediye, indirim, komisyon veya maddi menfaat sağlanmaksızın tamamen kişisel irade ve bütçeyle satın alınıp incelenmesi bağımsız tüketici görüşü sayılır ve reklam etiketi gerektirmez.

Kozmetik ürünlerin akne veya egzamayı tedavi ettiği iddia edilebilir mi?

Hayır, kozmetik ürünler ilaç gibi tanıtılamaz; akne veya egzama gibi rahatsızlıkları tedavi ettiği yönündeki kanıtsız iddialar mevzuata aykırı yanıltıcı sağlık beyanı oluşturur.

Ürünü haksız yere kötülemek veya yanıltıcı bilgiyle övmek haksız rekabet oluşturur mu?

Evet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55 uyarınca gerçeğe aykırı beyanlarla ürünleri kötülemek veya yanıltıcı açıklamalarla haksız biçimde öne geçirmek haksız rekabet teşkil eder.

Sözleşmeyle gerçeğe aykırı ürün övgüsü yapma zorunluluğu getirilebilir mi?

Hayır, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 27 uyarınca emredici hukuk kurallarına ve kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin hükümsüz olduğundan içerik üreticisi gerçeğe aykırı övgü yapmaya zorlanamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu