Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar ve İtiraz Yolu

by Avukat Erdal Ersoy
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar ve İtiraz Yolu

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Nedir?

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar — yaygın adıyla takipsizlik kararı veya KYOK — Cumhuriyet savcısının soruşturma evresini tamamlamasının ardından, kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi ya da kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde verdiği karardır. CMK m. 172/1, bu kararın koşullarını ve bildirim yükümlülüğünü düzenlemektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 172Kaynağı aç
Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda,
kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi
veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına
karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya
sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii
gösterilir.
(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9
md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu
davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe
ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden
dolayı kamu davası açılamaz.
(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair
kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da
tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın
kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden
soruşturma açılır.[66]
Cumhuriyet savcısının kararına itiraz[67][68]
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/4626, K. 2022/3554Kaynağı aç
1. Ceza Dairesi         2022/4626 E.  ,  2022/3554 K.
"İçtihat Metni"
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Kasten basit yaralama suçundan sanık …'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52. maddeleri gereğince 4.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli ve 2018/618 Esas, 2019/1363 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2020 tarihli ve 2020/234 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 10.03.2022 tarihli ve 2021/23368 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.04.2022 tarihli ve 2022/39216 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172/1-2. maddesindeki, "(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." şeklindeki düzenlemeye nazaran,
Dosya kapsamına göre, … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli ve 2018/618 Esas, 2019/1363 sayılı kararına konu kasten yaralama suçuna ilişkin, daha önce … Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılarak 04.05.2018 tarihli ve 2018/9321 soruşturma, 2018/7326 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kovuşturmaya yer olmadığı kararı sonrası aynı eylem nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açılması için 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi uyarınca yeterli ve yeni delil olması ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamında sulh ceza hâkimliğince verilen bir kararın bulunmadığı, bu durumda sözü edilen suç nedeniyle soruşturmaya devam edilmek suretiyle iddianame düzenlenip dava açılamayacağı, sanık hakkında usulüne uygun şekilde açılmış bir kamu davası bulunmadığı bir halde sanığın mahkûmiyetine de karar verilemeyeceği gözetilerek, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
5271 sayılı CMK’nin 172. maddesine göre; "(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
(2)Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.”
5271 sayılı CMK’nin 173. maddesine göre ise; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2)İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4)Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5)Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6)İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172'nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.”
Ayrıntıları CGK’nin 26.03.2019 tarihli, 2017/6-99 Esas ve 2019/264 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; “Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza muhakemesinin temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Cumhuriyet savcısının görevi maddi gerçeği ortaya çıkartmak ve adil bir yargılama yapılması için gerekli araştırmayı yaparak şüphelinin lehine veya aleyhine olan bütün delilleri toplamaktır.
Kamu davasını açma tekelini elinde bulunduran Cumhuriyet savcısı soruşturma evresinin sonunda toplanan delillere göre suçun işlendiği hususunda yeterli şüpheye ulaştığı takdirde iddianame düzenleyecek ve kamu davasını açacaktır. Buna karşın soruşturma işlemleri tamamlandıktan sonra, kamu davasının açılması için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi durumunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilecek, karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilecektir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar adli-idari nitelikte bir işlem olup başka bir anlatımla karma nitelikte bir karardır. Bu nedenle beraat kararında olduğu gibi kişi hakkında verildiği fiile ilişkin olarak kesin hüküm sonuçlarını doğurmayacaktır. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesin hüküm sonuçlarını doğurmaması, soruşturma makamının bu karardan her zaman keyfi biçimde dönebileceği ve kamu davası açabileceği anlamına da gelmemektedir. Fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra aynı fiile ilişkin olarak yeniden soruşturma yapılabilmesi kanun koyucu tarafından "yeni delilin meydana çıkması" ile bu hususta “sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmesi” şartlarına bağlanmış ve bu hususlar ceza muhakemesi şartı olarak belirlenmiştir. Nitekim öğretide bu hususun ceza muhakemesi şartı olduğu açıkça vurgulanmıştır. (…-… …-… Saygılar … … ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Baskı, Seçkin Yayınevi, … 2013, s. 65.)
İncelenen dosyada; şüpheli … hakkında 18.02.2018 tarihinde eşi Seval Karadaş Güneş’e yönelik kasten basit yaralama eylemini gerçekleştirdiği iddiası ile daha önce … Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılarak 04.05.2018 tarihli ve 2018/9321 soruşturma, 2018/7326 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Sanık hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/5863 numaralı soruşturma dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında ise; mağdurun yaralandığına dair adli raporu düzenlenmiş ve aynı olay nedeniyle 31.10.2018 tarihli iddianame ile kamu davası açılarak yapılan yargılama neticesinde sanığın mahkumiyetine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Ancak, aynı olay nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinden sonra 5271 sayılı CMK’nin 172/2. maddesindeki şartlar gerçekleşmeden, yani kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz şeklindeki düzenleme kapsamında yeni delil niteliğinde bulunan mağdurun yaralandığında dair adli raporunun düzenlenmesinin ardından bu hususta sulh ceza mahkemesinden karar verilmesi talep edilmeden doğrudan iddianame düzenlenerek açılan dava muhakeme şartı gerçekleşmediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır. Böylece, yargılama konusu eylem yönünden usulüne uygun açılmış kamu davası bulunmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik vaki itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; …
1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2020 tarihli ve 2020/234 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Soruşturma süreci, Cumhuriyet savcısının bir suçun işlendiği izlenimini veren hâli öğrenir öğrenmez harekete geçmesiyle başlar. Savcı bu aşamada yalnızca şüpheli aleyhine değil, lehine olan delilleri de toplayarak muhafaza altına almak ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. Soruşturmanın sonunda iki yol açılır: yeterli şüphe oluştuğunda iddianame düzenlenir; deliller bu eşiğe ulaşamıyor ya da kovuşturma olanağı bulunmuyorsa takipsizlik kararı verilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 160Kaynağı aç
Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle
bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını
açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya
başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin
araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî
kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri
toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 170Kaynağı aç
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı
tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği
hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame
düzenler.
(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin
kimliği,
f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,
g) Şikâyetin yapıldığı tarih,
h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve
tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
Gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen suçu
oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen
suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer
verilmez.[64]
(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar
değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda
öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin
istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili
tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
Kamu davasını açmada takdir yetkisi

Kararın Hukuki Niteliği ve Sonuçları

Takipsizlik kararı adli-idari nitelikte, bir başka ifadeyle karma nitelikte bir karardır. Bu nedenle beraat kararında olduğu gibi kesin hüküm sonuçları doğurmaz. Ne var ki kararın kesin hüküm niteliği taşımaması, soruşturma makamının bu karardan dilediği zaman ve keyfi biçimde dönebileceği anlamına da gelmemektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2018/7929, K. 2018/21804 sayılı kararında gerek itiraz üzerine gerekse itiraz edilmeksizin kesinleşen KYOK kararları bakımından, yeni delil ortaya çıkmadıkça aynı fiilden dolayı Cumhuriyet savcısının aynı işe tekrar el atamayacağından kesin hükmün önleme etkisine benzer bir hâl doğduğunu ortaya koymuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2018/7929, K. 2018/21804Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2018/7929 E.  ,  2018/21804 K.
"İçtihat Metni"
Kasten yaralama ve tehdit suçundan şüpheliler … ve meçhul şahıs haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda …. Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09/02/2018 tarihli ve 2017/7424 soruşturma, 2018/502 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii …. Sulh Ceza Hakimliğinin 05/03/2018 tarihli ve 2018/765 Değişik İş sayılı kararını müteakip, şikayetçi vekilinin şüphelilerin esasen Ümmet İspir, Ümmet'in oğlu Semih İspir ile meşhul bir üçüncü şahsın olduğu ve yeni deliller bulunduğu iddiası ile kamu davası açılmasına yönelik talebi hakkında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın önceden reddedildiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin …. Sulh Ceza Hakimliğinin 25/04/2018 tarihli ve 2018/1246 Değişik İş sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 06/11/2018 gün ve 94660652-105-01-10888-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/11/2018 gün ve 2018/91413 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173/6. maddesinde yer alan "(Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır" ile 172/2. maddesinde yer alan "(Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." şeklindeki düzenlemeler karşısında,
Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin talebinde gösterilen hususların yeni delil niteliğinde olup olmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılarak dosyanın yeniden ele alınması gerekip gerekmediği konularında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Kasten yaralama ve tehdit suçundan şüpheliler … ve meçhul şahıs haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda …. Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09/02/2018 tarihli ve 2017/7424 soruşturma, 2018/502 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii …. Sulh Ceza Hakimliğinin 05/03/2018 tarihli ve 2018/765 Değişik İş sayılı kararını müteakip, şikayetçi vekilinin şüphelilerin esasen Ümmet İspir, Ümmet'in oğlu Semih İspir ile meşhul bir üçüncü şahsın
./..
.2.
olduğu ve yeni deliller bulunduğu iddiası ile kamu davası açılmasına yönelik talebi hakkında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın önceden reddedildiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin …. Sulh Ceza Hakimliğinin 25/04/2018 tarihli ve 2018/1246 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173/6. maddesinde yer alan "(Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır" ile 172/2. maddesinde yer alan "(Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." şeklindeki düzenlemeler karşısında, müşteki vekilinin talebinde gösterilen hususların yeni delil niteliğinde olup olmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılarak dosyanın yeniden ele alınması gerekip gerekmediği konularında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
…. Sulh Ceza Hakimliğinin 25/04/2018 tarihli ve 2018/1246 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
CMK'nın 173. maddesi " (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. md) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması
./..
.3.
için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu Madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik fıkra: 2/1/2017 – 680 S.K.H.K./11. md) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır." biçimindedir.
CMK'nın 172. maddesinin 2. fıkrası; "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. " şeklindeyken, 06/01/2017 tarihli ve 29940 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10. maddesi ile değiştirilerek "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." şeklini almıştır.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanununun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli hakimliğin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya dosyada yer alan delillerin itirazla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi için yeterli olmadığı durumlarda soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK’nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK’nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Ceza Genel Kurulu'nun 23/06/2015 tarihli ve 2013/7-700 esas, 2015/241 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu, muhakemeyi soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki ana evreye ayırmıştır. Bir suç işlendiği şüphesini öğrenen Cumhuriyet savcısı, kamu davasını açmaya yer olup olmadığını tespit etmek üzere, maddi
./..
.4.
gerçeği araştırmak mecburiyetindedir. Soruşturma evresi sonunda Cumhuriyet savcısı, yaptığı araştırma faaliyetlerinin neticesinde bir sonuç çıkarmaktadır. Bu sonuç, kamu davası açılmasına gerek olduğu ya da olmadığı yönünde olacaktır. Soruşturma aşamasında, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, muhakeme faaliyeti sonunda, yargılama makamı tarafından verilmiş kararlar olmayıp, adli-idari nitelikte kararlardır. Ancak, bu kararlara itiraz yolunun açık olması nedeniyle itiraz üzerine kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, mahkeme denetiminden geçerek, yargı halini alır ve yargı otoritesi özelliğini gösterir. Gerek itiraz üzerine kesinleşen, gerekse itiraz edilmeksizin kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar bakımından, yeni delil ortaya çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı Cumhuriyet savcısı aynı işe tekrar el atamayacağından, kesin hükmün önleme etkisine benzer bir hal doğmaktadır. Böylece ceza muhakemesine hakim olan “hukuk devleti”, “adil yargılanma hakkı” ve “non bis in idem (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz)” ilkelerinin ihlalleri de engellenmektedir.
CMK'nın 172/2. maddesinde yer alan "yeni delil" kavramından ne anlaşılması gerektiğine gelince; kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil, yeni delildir. Yeni bir soruşturmanın başlatılabilmesi için delilin yeni olmasının yanında, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte bulunması gerekir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip itirazen ya da itiraz edilmeksizin kesinleşmesi durumunda, Cumhuriyet savcısının aynı işe tekrar el atıp dava açabilmesi için kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte yeni delil bulunması tek başına yeterli olmamakta, sulh ceza hâkimliğince kamu davasının açılması hususunda karar verilmesi de gerekmektedir.
Kanun koyucu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın dava zamanaşımı süresince bir tehdit oluşturmasını önlemek amacıyla, aynı kişi hakkında, aynı fiilden dolayı tekrar soruşturma başlatmak için yeni delil şartını getirerek, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara "kesin hüküm" niteliği vermemekle birlikte, kişiler açısından hukuki güvenli alan oluşturarak adeta "kesin hükmün önleme etkisini yaratan bir hal" olarak düzenlemiştir. Bu suretle, insan haklarını ilgilendiren yönü nedeniyle şüpheliye önemli bir yargısal güvence getirilmiş, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, kesin hükmün önleyici etkisine benzer sonuçlar doğuran bir karar niteliğine sahip olmuştur. Böylece, kişilere getirilen kanuni teminatla, soruşturma aşamasına tekrar dönülebilir endişesi ortadan kalkmış bulunmaktadır. Nitekim Yargıtay uygulamaları da bu yönde istikrar kazanmıştır. Cumhuriyet savcısınca verilip denetimden geçmeden kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile merciince itirazın reddedilmesi üzerine kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar arasında, önleme etkisi bakımından bir farklılık bulunmamaktadır.
İncelenen dosyada;
Şikayetçi Mustafa Öyke'nin şikayeti üzerine yapılan soruşturma neticesinde tehdit ve yaralama suçlarından dolayı delil yetersizliği nedeniyle …. Cumhuriyet Başsavcılığınca 09/02/2018 tarihli ve 2017/7424 soruşturma, 2018/502 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği, anılan kararın şikayetçiye tebliğ edildiği, şikayetçinin itirazı üzerine
./..
.5.
…. Sulh Ceza Hakimliğinin 05/03/2018 tarihli ve 2018/765 Değişik İş sayılı kesin nitelikteki kararıyla itirazın reddine karar verildiği, daha sonra şikayetçi vekilinin 13/04/2018 tarihinde soruşturmanın yeniden açılması talebinde bulunulduğu, …. …. Sulh Ceza Hakimliğinin 25/04/2018 tarihli ve 2018/1246 Değişik İş sayılı kararıyla anılan talebin itiraz mahiyetinde olduğu değerlendirilerek daha önce itirazın reddine karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
…. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 09/02/2018 tarihinde 2017/7424 soruşturma ve 2018/502 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilmesi, anılan karara şikayetçinin itirazı üzerine …. Sulh Ceza Hakimliğinin 05/03/2018 tarihli ve 2018/765 Değişik İş sayılı kesin nitelikteki kararıyla itirazın reddedilmesi, şikayetçi vekilinin 13/04/2018 tarihinde soruşturmanın yeniden açılması talebinde bulunması, CMK'nın 172. maddesinin 2. fıkrasında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacağının düzenlenmesi karşısında, şikayetçi vekilinin dilekçesinde yer alan hususların kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil niteliğinde olup olmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılarak dosyanın yeniden ele alınmasının gerekip gerekmediği konularında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, şikayetçi vekilinin 13/04/2018 tarihli dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek daha önce itirazın reddine karar verildiğinden bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin …. Sulh Ceza Hakimliğinin 25/04/2018 tarihli ve 2018/1246 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, …. Sulh Ceza Hakimliğinin 25/04/2018 tarihli ve 2018/1246 Değişik İş sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 13/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

KYOK kararı verilen kişi hakkında ceza yargılaması yürütülemez ve bu durum şüphelinin adli sicil kaydına herhangi bir biçimde etki etmez. Bununla birlikte, aşağıda açıklanan koşulların gerçekleşmesi hâlinde aynı fiilden kamu davası açılabilmesi hukuken mümkündür.

Kararın verilmesinin ardından aynı fiilden dolayı yeniden kamu davası açılabilmesi iki koşula birlikte bağlıdır: kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte yeni delil elde edilmesi ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince karar verilmesi. CMK m. 172/2 bu iki şartı birlikte aramaktadır; yeni delil tek başına yeterli olmayıp sulh ceza hâkimliğinin kamu davası açılması hususunda ayrıca karar vermesi de zorunludur.

Soruşturma evresinde savcının delilleri değerlendirirken aradığı ölçüt, kamu davası açılması için yeterli şüphenin varlığıdır. Kovuşturma evresinde ise mahkeme, suçun işlenip işlenmediği konusunda mahkûmiyete yeter vicdani kanaat arar. CMK m. 170/2, iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturulmasını yeterli görmekte; mahkûmiyete ilişkin daha ağır ölçüt yalnızca kovuşturma aşamasında devreye girmektedir.

Yeni Delil Kavramı ve Ceza Muhakemesi Şartı

CMK m. 172/2 kapsamında 'yeni delil', KYOK kararından önce mevcut olan ancak ele geçirilemeyen ya da dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delildir. Yeni delilin ayrıca kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte bulunması gerekir.

CMK m. 172/2'deki sulh ceza hâkimliği kararı şartı, ceza muhakemesi şartı niteliğindedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/4626, K. 2022/3554 sayılı kararında yeni delil niteliğinde bir adli raporun düzenlenmesinin ardından sulh ceza hâkimliğinden karar alınmadan doğrudan iddianame düzenlenerek açılan davanın muhakeme şartı gerçekleşmediğinden usulüne uygun bulunmadığını belirlemiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/4626, K. 2022/3554 sayılı aynı kararında ayrıca şu ilkeyi ortaya koymuştur: usulüne uygun şekilde açılmış bir kamu davası bulunmadığı hâllerde sanık hakkında mahkûmiyet kararı da verilemez.

Kararın Tebliği ve Bildirimi

Takipsizlik kararı, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış ya da sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, itiraz süresi ve itiraz mercii açıkça gösterilmek zorundadır. Bu yükümlülük CMK m. 172/1'den kaynaklanmakta olup itiraz yolunun etkin biçimde kullanılabilmesi bakımından önem taşır.

İtiraz Hakkı, Süresi ve Yetkili Merci

Suçtan zarar gören, takipsizlik kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren CMK m. 173/1'de öngörülen süre içinde itiraz hakkını kullanabilir. Bu süre yerel mevzuat metninde iki hafta olarak yer almaktadır; bazı yargısal metinlerde ise on beş gün ifadesine rastlanmaktadır. Her iki sürenin pratikte yakın olduğu görülmekle birlikte güncel mevzuata göre iki haftalık süre esas alınmalı ve bu husus yetkili bir hukukçudan teyit edilmelidir. İtiraz hakkı CMK m. 173/1 kapsamında suçtan zarar görene tanınmıştır; şüphelinin bu madde çerçevesinde KYOK kararına itirazına ilişkin açık bir düzenleme aynı maddede yer almamaktadır. İtiraz; kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 173Kaynağı aç
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına
dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu
kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza
mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.[69]
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek
olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.)
Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine
gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet
başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli
nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere
mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı,
kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi
yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir
yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10
md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası
açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
İddianamenin iadesi

İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve delillerin belirtilmesi zorunludur. CMK m. 173/2 bu içerik yükümlülüğünü düzenlemektedir.

Sulh Ceza Hâkimliğinin İtirazı İncelemesi ve Olası Sonuçlar

Sulh ceza hâkimliği itirazı incelediğinde CMK m. 173/3-4 kapsamında birkaç yoldan birini izleyebilir: kamu davası açılması için yeterli delil bulamazsa itirazı gerekçeli olarak reddeder ve itiraz edeni giderlere mahkûm ederek dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir; soruşturmanın genişletilmesine gerek duyarsa bunu açıkça belirterek o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; itirazı yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Sulh ceza hâkimliğinin kararı, Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edene ve şüpheliye bildirilir.

İtirazın reddedilmesi durumunda aynı fiilden dolayı yeniden kamu davası açılabilmesi için yine CMK m. 172/2 devreye girer: yeni delil elde edilmesi ve sulh ceza hâkimliğinin bu hususta ayrıca karar vermesi zorunludur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2018/7929, K. 2018/21804 sayılı kararında itiraz üzerine kesinleşen ya da denetimden geçmeksizin kesinleşen KYOK kararı arasında önleme etkisi bakımından herhangi bir fark bulunmadığını belirlemiştir.

İtiraz Yolunun Kapalı Olduğu Hâller: Takdir Yetkisiyle Verilen Kararlar

Cumhuriyet savcısı her takipsizlik kararını delil yetersizliğine dayandırmak zorunda değildir. CMK m. 171/1, şahsî cezasızlık sebebinin ya da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların varlığı hâlinde savcıya takdir yetkisiyle KYOK kararı verme imkânı tanır. Bu maddenin kullandığı 'verebilir' ifadesi, bir zorunluluk değil takdir yetkisi tanıyan bir yetki kuralıdır. Bu gerekçelerle verilen karara itiraz yolu ise CMK m. 173/5 uyarınca kapalıdır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 171Kaynağı aç
Madde 171 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/22 md.)
(1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin
uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı
halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.
(2) (Değişik:17/10/2019-7188/19 md.) Uzlaştırma ve önödeme
kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl
veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli
şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile
ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173
üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.
(3) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;[65]
a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm
olmamış bulunması,
b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde
şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,
c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından
kamu davası açılmasından daha yararlı olması,
d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı
tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya
tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
(4) Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde,
kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir
suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı
işlemez.
(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara
mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya
kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(6) (Ek:17/10/2019-7188/19 md.) Bu madde hükümleri;
a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları
ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,
b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı
görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî
suçlar,
c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,
hakkında uygulanmaz.
İKİNCİ
BÖLÜM
Kovuşturmaya
Yer Olmadığına Dair Karar, İtiraz ve İddianamenin İadesi
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2016/11485, K. 2016/10039 sayılı kararında bu kuralın somut uygulamasını göstermiştir. Kararda, şahsî cezasızlık sebebine dayanan KYOK kararına karşı yapılan itirazın esastan incelenmesinin hukuka aykırı olduğu, itirazın usulden reddedilmesi gerektiği belirlenmiş ve sulh ceza hâkimliğinin kararı kanun yararına bozma yoluyla bozulmuştur.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2016/11485, K. 2016/10039Kaynağı aç
23. Ceza Dairesi         2016/11485 E.  ,  2016/10039 K.
"İçtihat Metni"
Dolandırıcılık suçundan şüpheli … hakkında yürütülen soruşturma evresi sonucunda… Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/10/2015 tarihli ve 2015/120434 soruşturma, 2015/71980 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulüne ilişkin mercii …3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/01/2016 tarihli ve 2015/4292 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 21/05/2016 gün ve 2244-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/06/2016 gün ve 2016/227686 sayılı yazısıyla dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteminde;
Dosya kapsamına göre, şüpheli …’in, müştekinin oğlu olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171/1. maddesinde yer alan “Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.” şeklindeki hüküm ile Cumhuriyet savcısının kararına itirazı düzenleyen aynı Kanun'un 173/5. maddesindeki "Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz, "şeklindeki düzenleme birlikte nazara alındığında, somut olayda şahsi cezasızlık sebebi olduğu kabul edilerek Cumhuriyet savcısınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın itirazı kabil kararlardan olmadığı gözetilmeden, bu karara yönelik itirazın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esastan incelenmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde belirttiği, …'in arkadaşı olan şüpheli ile tapu devir işlemlerinde ihmali olan şüpheliler hakkında, zamanaşımı süresi içerisinde soruşturma yapılabileceği değerlendirilerek yapılan incelemede,
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden… 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 21/01/2016 tarihli ve 2015/4292 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 24/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi ve KYOK ile İlişkisi

CMK m. 171/2, belirli koşulların varlığı hâlinde Cumhuriyet savcısına yeterli şüphe bulunmasına karşın kamu davasının açılmasını beş yıl süreyle erteleme yetkisi tanır. Bu yol, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlara özgüdür; uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar bu düzenlemeden yararlanamaz.

Erteleme kararı verilebilmesi için CMK m. 171/3'te sayılan dört koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasıyla mahkûm olmamış bulunması; soruşturmanın şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi; ertelemenin şüpheli ve toplum açısından dava açılmasından daha yararlı olması; suçun işlenmesiyle mağdurun ya da kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme ya da tazmin yoluyla tamamen giderilmesi.

Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmemesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Kasıtlı suç işlenmesi hâlinde ise kamu davası açılır. Erteleme süresi boyunca zamanaşımı işlemez. Erteleme kararları, yalnızca soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hâkim ya da mahkeme tarafından istenebilecek özel bir sisteme kaydedilir.

Erteleme kararına karşı hem suçtan zarar gören hem de şüpheli CMK m. 173 hükümleri uyarınca itiraz yoluna başvurabilir. Bu açıdan erteleme kararı, yalnızca suçtan zarar görene itiraz hakkı tanınan takipsizlik kararından ayrılmaktadır.

CMK m. 171 hükümleri bazı suç kategorileri bakımından hiç uygulanamaz. Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar; kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle ya da kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile askerî suçlar; cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar bu düzenlemenin kapsamı dışında tutulmuştur.

Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar

Aynı dosyada birden fazla suç ya da şüpheli bulunduğu durumlarda Cumhuriyet savcısı, yeterli şüphe oluşturan suçlar için iddianame düzenlerken diğer suçlar bakımından ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verebilir. Bu ek karar yalnızca içeriğinde gösterilen suçlar açısından takipsizlik sonucu doğurur; iddianameye konu olan suçları etkilemez.

AİHM Kararına Dayanan Yeniden Soruşturma Yolu

CMK m. 172/3, istisnai bir yeniden soruşturma yolu öngörmektedir. Takipsizlik kararının etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi ya da bu karar aleyhine yapılan başvurunun dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon yoluyla sona ermesi hâlinde, AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi koşuluyla yeniden soruşturma açılır.

Kanun Yararına Bozma

İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hâkim ya da mahkeme kararlarında hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, CMK m. 309/1 uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı bildirimde bulunarak kanun yararına bozma yolunu işletebilir. Bu başvuruyu bizzat yapan merci Adalet Bakanlığı'dır; ilgili taraflar, Bakanlığı hukuka aykırılıktan haberdar etmek amacıyla dilekçeyle başvurabilirler.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 309Kaynağı aç
Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf
veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka
aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca
bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.[144]
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya
hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine
verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse,
karar veya hükmü kanun yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü maddede tanımlanan ve
davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya
mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya
savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine
ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama
sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan
cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise,
aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını
gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini
gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması

Kanun yararına bozma kararına karşı direnilemez. Davanın esasını çözen ancak mahkûmiyet dışındaki hükümlerin bozulması aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.

Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru

Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru, olağan kanun yollarının tüketilmesini gerektiren bir denetim yoludur. Takipsizlik kararına itiraz yolunun süresi içinde ve usulüne uygun biçimde tüketilip tüketilmediği, bireysel başvurunun kabul edilebilirliği bakımından belirleyici olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki değerlendirmeleri somut başvuruya ve koşullarına göre farklılık gösterebilir.

Sık Sorulan Sorular

Takipsizlik kararı (KYOK) ne zaman verilir?

Cumhuriyet savcısı soruşturma evresini tamamladığında, kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinde ya da kovuşturma olanağı bulunmadığında takipsizlik kararı verir. Bunların yanı sıra savcı, şahsî cezasızlık sebebi veya etkin pişmanlık koşullarının gerçekleşmesi hâlinde CMK m. 171/1 uyarınca takdir yetkisini kullanarak da bu kararı verebilir.

KYOK kararına itiraz süresi ne kadardır ve nereye yapılır?

Suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğ tarihinden itibaren CMK m. 173/1'de öngörülen süre içinde itiraz hakkını kullanabilir. Güncel mevzuat metni bu süreyi iki hafta olarak belirlemektedir. İtiraz; kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır. Dilekçede kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve delillerin belirtilmesi zorunludur.

KYOK kararından sonra yeni delil çıkarsa ne olur?

Takipsizlik kararı verildikten sonra aynı fiilden dolayı yeniden kamu davası açılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte yeni delil elde edilmesi ve bu hususta sulh ceza hâkimliğinin karar vermesi. CMK m. 172/2 kapsamında yeni delil; KYOK kararından önce mevcut olmakla birlikte ele geçirilemeyen ya da dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülüp değerlendirilemeyen delili kapsar. Sulh ceza hâkimliğinden karar alınmadan doğrudan iddianame düzenlenmesi muhakeme şartının gerçekleşmemiş sayılmasına yol açar.

Etkin pişmanlık gerekçesiyle verilen takipsizlik kararına itiraz edilebilir mi?

Hayır. Cumhuriyet savcısının etkin pişmanlık veya şahsî cezasızlık sebebiyle CMK m. 171/1 kapsamındaki takdir yetkisini kullanarak verdiği takipsizlik kararları, CMK m. 173/5 uyarınca itiraz hükmünün kapsamı dışındadır. Bu tür kararlara yapılan itirazın usulden reddedilmesi gerekir; esastan inceleme yapılması hukuka aykırıdır.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı takipsizlik kararı mıdır?

Erteleme kararı, takipsizlik kararından farklı bir hukuki araçtır. Savcı, yeterli şüphe bulunmasına karşın CMK m. 171/2 ve m. 171/3'teki koşulların oluşması hâlinde davayı beş yıl süreyle erteleyebilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı suç işlenmezse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir; kasıtlı suç işlenmesi hâlinde ise kamu davası açılır. Erteleme kararına hem suçtan zarar gören hem de şüpheli itiraz edebilir.

Sulh ceza hâkimliğinin itirazı reddetmesi hâlinde başka ne yapılabilir?

İtirazın reddedilmesi durumunda aynı fiilden kamu davası açılabilmesi, yeni delil elde edilmesine ve sulh ceza hâkimliğinin bu yönde karar vermesine bağlıdır. Buna ek olarak, kesinleşen hâkim kararında hukuka aykırılık bulunduğunu düşünen taraflar CMK m. 309 kapsamında Adalet Bakanlığı'nı bu durumdan haberdar etmek amacıyla dilekçeyle başvurabilirler; kanun yararına bozma yolunu bizzat Adalet Bakanlığı işletir. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru ise olağan yolların usulüne uygun tüketilmiş olmasını gerektirmektedir.

KYOK kararı şüphelinin sicilini etkiler mi?

Hayır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen şüpheli hakkında ceza yargılaması yürütülemez ve bu durum şüphelinin adli sicil kaydına herhangi bir biçimde etki etmez; hüküm giymemiş sayıldığından sicile suç kaydı işlenmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu