Bir suç soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmak, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun sıkı koşullara bağladığı ve kişiye kapsamlı güvenceler tanıdığı bir süreçtir. Çağrı biçiminden ifade alma yöntemlerine, müdafi hakkından yasak delil kurallarına ve soruşturma sonrası itiraz yollarına kadar her aşama CMK hükümleri çerçevesinde yürütülür.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 145Kaynağı aç
davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla
getirileceği yazılır.
Zorla getirme[53]
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine
kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan
avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza
muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin
öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine
kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı
tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma
veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama konusu
işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk
taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk,
suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin
işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan
kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla
kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına
alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen,
önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri
uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
İKİNCİ
BÖLÜM
Görev
Görev
İfade Alma ve Sorgu: Temel Ayrım
CMK m. 2, iki kavramı birbirinden net biçimde ayırır. İfade alma; şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili dinlenmesidir. Sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim ya da mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili dinlenmesidir. Başka bir deyişle, kimin önüne çıkıldığı —kolluk ve savcılık mı, yoksa hâkim veya mahkeme mi— bu iki kavramı belirler.
Çağrı Usulü ve Zorunlu Şartlar
İfadesi alınacak ya da sorgusu yapılacak kişi CMK m. 145 uyarınca davetiye ile çağrılır; davetiyede çağrılma nedeni açıkça belirtilmek ve gelmezse zorla getirileceği yazılmak zorundadır. Çağrı kâğıdı Cumhuriyet savcısı, hâkim ya da mahkeme tarafından düzenlenir ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Telefon, mesaj veya faks yoluyla yapılan çağrıya kişi gelmese dahi zorla getirme kararı verilemez.
CMK m. 145, davetiyede zorla getirileceğine ilişkin şerhin yer almasını zorunlu kılmaktadır. Bununla birlikte CMK m. 146/1, tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli neden bulunan kişiler bakımından ayrı bir dayanak da öngörmektedir. Bu iki düzenlemenin birbiriyle ilişkisi, somut duruma göre değerlendirilmesi gereken bir hukuki meseledir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 146Kaynağı aç
tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli
nedenler bulunan veya 145 inci maddeye göre çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli
veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir.
(2) Zorla getirme kararı, şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu,
kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini
içerir.
(3) Zorla getirme kararının bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.
(4) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme kararı ile
çağrılan şüpheli veya sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en
geç yirmidört saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet
savcısının önüne götürülür ve sorguya çekilir veya ifadesi alınır.
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme, bunun için haklı
görülecek bir zamanda başlar ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı
tarafından, sorguya çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam eder.
(6) Zorla getirme kararının yerine getirilememesinin nedenleri, köy veya
mahalle muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla
saptanır.
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Çağrıya rağmen gelmeyen tanık,
bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı
verilebilir.
İKİNCİ
BÖLÜM
İfade
ve Sorgu Usulü
İfade ve sorgunun
tarzı
Zorla Getirme Kararı
CMK m. 146/1 uyarınca usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeyen şüpheli veya sanık hakkında zorla getirme kararı verilebilir. Aynı hüküm, tutuklama kararı verilmesi ya da yakalama emri düzenlenmesi için yeterli neden bulunan kişiler hakkında da bu yola başvurulabilmesine imkân tanır. Zorla getirme kararı; şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu, ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilme nedenlerini içermek zorundadır; kararın bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.
CMK m. 146/4 uyarınca zorla getirme kararıyla yakalanan kişi derhal, olanak bulunmadığında ise yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülerek sorguya çekilir ya da ifadesi alınır. Bu yirmi dört saat, tutulmanın toplam üst sınırı olmayıp yetkili önüne çıkarılma için öngörülen azami süredir; yol süresi bu hesabın dışındadır. Zorla getirme haklı görülecek bir zamanda başlar ve sorgu ya da ifade almanın sonuna kadar sürer.
Zorla getirme kararının yerine getirilememesi hâlinde bu durum, köy veya mahalle muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacağı bir tutanakla saptanır. Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi hakkında da zorla getirme kararı verilebilir.
İfade Öncesinde Tanınan Haklar
CMK m. 147, şüpheli veya sanığa ifade veya sorgu başlamadan önce bir dizi güvence tanır. Kişi kimliğine ilişkin soruları doğru yanıtlamakla yükümlüdür. Yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkı, yani susma hakkı bulunduğu bildirilmek zorundadır. Müdafi seçecek durumda olmayan ve bu yardımı talep eden şüpheli ya da sanığa baro tarafından müdafi görevlendirilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 147Kaynağı aç
veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine
ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından
yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği,
kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından
faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi
görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak
üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl
bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu
söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği
hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak
ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.
g) İfade verenin veya sorguya
çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.
i) İfade veya sorgu bir tutanağa
bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim
ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine
getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.
4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan
müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.
5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
İfade alma ve sorguda yasak usuller
CMK m. 147/1-e, susma hakkının bildirilmesini zorunlu kılmaktadır. Susma hakkını kullanan kişi bu tercihini ilerleyen aşamalarda değiştirebilir; kolluğa karşı susma yolunu tercih eden bir şüpheli, daha sonra Cumhuriyet savcısı veya hâkim önünde ifade vermeyi ya da sorguya çekilmeyi seçebilir.
Müdafi Hakkı ve Zorunlu Müdafilik
Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin hukuki yardımından yararlanabilir; kanuni temsilcisi de müdafi seçme hakkına sahiptir. CMK m. 149/2 uyarınca soruşturma evresinde ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir. Avukatın ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı soruşturma ve kovuşturmanın hiçbir aşamasında engellenemez veya kısıtlanamaz.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 149Kaynağı aç
her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir;
kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.
(2) Soruşturma evresinde, ifade almada
en çok üç avukat hazır bulunabilir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/1 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7070/1 md.) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır
bulunabilir.
(3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli
veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî
yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.
Müdafiin görevlendirilmesi
Müdafi bulunmayan bazı kişiler için müdafi görevlendirilmesi zorunludur; talep aranmaz. CMK m. 150/2 bu kapsamda çocukları, kendisini savunamayacak derecede malul olan kişileri ve sağır ile dilsizleri sayar. CMK m. 150/3 ise alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da talep aranmaksızın müdafi görevlendirilmesini zorunlu kılar.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 150Kaynağı aç
(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine
bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda
olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak
derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi
görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan
dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin
görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik
görevinden yasaklanma[54]
Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; yazışmaları denetime tabi tutulamaz. CMK m. 154/2'de sayılan belirli suç kategorileri bakımından —Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü ila Yedinci Bölümleri, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ve örgüt faaliyetiyle işlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları— gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla yirmi dört saat süreyle kısıtlanabilir; bu süre zarfında ifade alınamaz. Bu istisna yalnızca kanunda sayılan suç kategorileri için geçerlidir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 154Kaynağı aç
müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda
görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.
(2) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/3 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7070/3 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü
Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve
Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde
işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından
gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman
zarfında ifade alınamaz.
Kanunî temsilci veya eşin duruşmada hazır bulunması
Yasak İfade Alma Yöntemleri ve Delil Değeri
CMK m. 148/1, şüpheli ve sanığın beyanının özgür iradeye dayanmasını güvence altına alır. Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir ya da tehdit ile bedensel veya ruhsal müdahaleler yasaktır; kanuna aykırı yarar vaadi de bu yasak kapsamındadır. Yasak usullerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsalar dahi delil olarak değerlendirilemez.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 148Kaynağı aç
dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme,
yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi
bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil
olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme
huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması
ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından
yapılabilir.
ALTINCI
KISIM
Savunma
BİRİNCİ
BÖLÜM
Müdafi
Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri
Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi
Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Şüphelinin aynı olayla ilgili ek ifadesinin alınması gerektiğinde bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir; kolluk bu yetkiye sahip değildir.
İfade Tutanağının Düzenlenmesi
CMK m. 147/1-i, ifade alma veya sorgu tutanağında bulunması gereken unsurları belirler: işlemin yapıldığı yer ve tarih; hazır bulunanların isim ve sıfatları ile ifade verenin kimliği; zorunlu usul işlemlerinin yerine getirilip getirilmediği ve yerine getirilmemişse nedenleri; tutanağın ifade veren ile varsa müdafi tarafından okunduğu ve imzalandığı; imzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri. Kanun, imzadan çekinilmesi durumunda nedenin tutanağa yazılmasını öngörmektedir.
İhbar ve Şikâyet: Başvuru Yolları
Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, CMK m. 158/1 uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan başvurular ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Yurt dışında işlenip Türkiye'de takibi gereken suçlar için Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir. Kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olduğu iddia edilen suçlarda kurum idaresine yapılan başvurular ise gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına iletilir. İhbar veya şikâyet yazılı ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 158Kaynağı aç
Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet,
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında
Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.
(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia
edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya
şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak
yapılabilir.
(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.)[60] İhbar ve şikâyet konusu
fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin
açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması
durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda
şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer
olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu
karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü
hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra
uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme
kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından görülebilir.
(7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra
suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten
vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.
Şüpheli ölümün ihbarı
CMK m. 158/6 uyarınca, ihbar veya şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma gerektirmeksizin açıkça anlaşıldığı ya da başvurunun soyut ve genel nitelikte olduğu hâllerde soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir; bu kararla birlikte şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Bu düzenleme 15/8/2017 tarihli KHK-694 ve 1/2/2018 tarihli 7078 sayılı Kanun ile CMK m. 158'e eklenmiştir. Söz konusu karar varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir.
Bu kapsamdaki işlemler ve kararlar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir; bu kayıtlar yalnızca Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir. Söz konusu karara karşı CMK m. 173'teki usule göre itiraz yoluna başvurulabilir; itirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır.
Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ve Sonraki Yollar
Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi ya da kovuşturma olanağının bulunmaması hâlinde CMK m. 172/1 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir; kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 172Kaynağı aç
kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi
veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına
karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya
sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii
gösterilir.
(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9
md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu
davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe
ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden
dolayı kamu davası açılamaz.
(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair
kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da
tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın
kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden
soruşturma açılır.[66]
Cumhuriyet savcısının kararına itiraz[67][68]
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra aynı fiilden kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesi ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince karar verilmesi zorunludur. Bu hüküm CMK m. 172/2'de düzenlenmiş olup ilgili değişiklik 2/1/2017 tarihli KHK-680 ve 1/2/2018 tarihli 7072 sayılı Kanun ile yapılmıştır.
CMK m. 172/3 uyarınca, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi ya da bu karar aleyhine yapılan başvuruda dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır. Bu hüküm 11/4/2013 tarihli 6459 sayılı Kanun ile eklenmiştir.
Soruşturma evresinden kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğu anlaşılırsa, mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği sürece yargılamaya devam edilir.
Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararına İtiraz
Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilmelidir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 173Kaynağı aç
dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu
kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza
mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.[69]
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek
olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.)
Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine
gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet
başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli
nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere
mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı,
kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi
yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir
yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10
md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası
açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
İddianamenin iadesi
Sulh ceza hâkimliği itirazı yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Buna karşılık Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini kullanarak kamu davası açmadığı hâllerde bu itiraz yolu işletilmez. İtirazın reddedilmesi durumunda aynı fiilden yeniden kamu davası açılabilmesi için CMK m. 173/6'nın atıf yaptığı CMK m. 172/2 uygulanır.
Kovuşturma Evresinde Delillerin Ortaya Konulması
Kovuşturma evresinde sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. Sanığın tebligata rağmen mazeretsiz gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması delillerin ortaya konulmasına engel olmaz; ortaya konulan deliller sonradan gelen sanığa bildirilir. Kanuna aykırı olarak elde edilen, karara etkisi bulunmayan ya da yalnızca davayı uzatmak amacıyla sunulan delil reddolunur. Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden ya da başka bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 206Kaynağı aç
delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 – 5353/29
md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle
sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz.
Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde
reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
(3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza
gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya
konulmasından vazgeçilebilir.
(4) (Mülga: 25/5/2005 – 5353/29 md.)
Delil ve olayın geç bildirilmesi
Seri Muhakeme Usulü ve Müdafi Zorunluluğu
CMK m. 250/1 uyarınca seri muhakeme usulü, soruşturma evresi sonunda maddede sayılan suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği hâllerde uygulanabilir. Bu usul, Cumhuriyet savcısının teklifi üzerine ve yalnızca şüphelinin müdafi huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde işletilebilir; müdafi yoksa bu usule başvurulamaz. Yaptırım, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında belirlenen temel ceza esas alınarak ve varsa zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra yarı oranında indirim yapılmak suretiyle belirlenir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 250Kaynağı aç
Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.)
(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu
davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme
usulü uygulanır:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),
2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde
170, birinci ve üçüncü fıkra),[91]
3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü
fıkra),
4. Gürültüye neden olma (madde 183),
5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),
6. Mühür bozma (madde 203),
7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),
8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),
9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde
268),
suçları.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 15 inci
maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.[92]
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen suç.
d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun
Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.
e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.
(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme
usulü hakkında bilgilendirir.
(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması
şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi
hâlinde bu usul uygulanır.
(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında
öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve
koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan
sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı
belirler.[93]
(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası
Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun
50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine
göre ertelenebilir.
(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı
tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.
(7) Bu madde kapsamında yaptırım
uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel
teşkil etmez.
(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün
uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;
a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,
b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya
kanuni temsilcisi,
c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,
d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve
tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,
g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,
h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise
bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,
gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22
md.) Bu fıkraya aykırı olarak
düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231
inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci
ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya
da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği
anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece
Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet
savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten
sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.
(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü
fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri
muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet
kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen
yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri
doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve
soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı
Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen
şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.[94]
(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya
soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet
başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul
ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler,
takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.
(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu
usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz.
(Ek cümle: 8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir
suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde
uygulanmaz.
(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı (…)[95]
hâllerinde uygulanmaz.
(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye
ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz. [96]
(14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında
mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve
dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler.
(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı
tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Basit yargılama usulü
Seri muhakeme usulünün uygulanamayacağı çeşitli hâller kanunda sayılmıştır. Şüphelinin resmî mercilere beyan edilmiş adresinde bulunmaması, yurt dışında olması ya da başka bir nedenle kendisine ulaşılamaması durumunda bu usul işletilemez. Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin kabul etmemesi ya da kapsamdaki suçun kapsama girmeyen bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de seri muhakeme usulü uygulanmaz.
Seri muhakeme usulüne ilişkin kabul beyanları ve bu usulün uygulanmasına dair belgeler, usulün tamamlanamaması ya da soruşturmanın genel hükümlere göre sürdürülmesi hâlinde delil olarak kullanılamaz. Mahkemece kurulan hükme itiraz yolu açık olup itiraz mercii incelemeyi yalnızca kabul şartları ve mahkemenin denetim koşulları yönünden yapar.
Sık Sorulan Sorular
İfadeye davet telefon veya mesajla yapılırsa gitmek zorunda mıyım?
Telefon, mesaj veya faksla yapılan çağrıya gitmemeniz hâlinde zorla getirme kararı verilemez. Yasal geçerli çağrı, davetiye yoluyla yapılmak zorundadır; bu biçimdeki çağrıda çağrılma nedeni açıkça belirtilmeli ve gelmeme hâlinde zorla getirileceği yazılmalıdır.
İfadede susma hakkımı kullanabilir miyim?
Evet. CMK m. 147 uyarınca yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkınız bulunduğu size bildirilmek zorundadır. Kimlik bilgilerinizi doğru verme yükümlülüğünüz ise devam eder. Susma hakkını kullananın sonraki aşamalarda, örneğin Cumhuriyet savcısı veya hâkim önünde, ifade vermeyi seçebileceği CMK m. 147 çerçevesinde kabul edilmektedir.
Avukatım gelmeden ifade vermek zorunda mıyım?
Müdafi seçecek durumda değilseniz ve talep ederseniz baro tarafından müdafi görevlendirilir. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme önünde şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Kolluğa verdiğim ifade mahkemede aleyhime kullanılabilir mi?
Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme önünde sizin tarafınızdan doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Bunun yanı sıra yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsalar dahi delil olarak değerlendirilemez.
Şikâyetim soruşturma açılmadan reddedilebilir mi?
Evet. Fiilin suç oluşturmadığı herhangi bir araştırma gerektirmeksizin açıkça anlaşılıyorsa ya da şikâyet soyut ve genel nitelikteyse CMK m. 158/6 kapsamında soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilebilir; bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve CMK m. 173'teki usule göre itiraz yolu açıktır.
Zorla getirme kararıyla ne kadar süre tutulabilirim?
Zorla getirme kararıyla yakalanan kişi derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı önüne götürülerek sorguya çekilir ya da ifadesi alınır. Bu süre, yol süresi dışında tutulan ve yetkili önüne çıkarılmak için öngörülen azami süredir; zorla getirme sorgu veya ifade almanın tamamlanmasıyla sona erer.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına nasıl itiraz edebilirim?
Suçtan zarar gören, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve delillerin belirtilmesi gerekir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini kullanarak kamu davası açmadığı hâllerde bu itiraz yolu işletilemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

