İflas Ertelemenin Kaldırılması ve Konkordatonun Yeniden Düzenlenmesi
7101 sayılı Kanun, Mart 2018'de yürürlüğe girerek İcra ve İflas Kanunu'nda köklü bir yapısal değişiklik getirdi: iflas erteleme kurumu tamamen yürürlükten kaldırıldı ve konkordatoya ilişkin hükümler baştan aşağı yeniden düzenlendi.
Görevli mahkeme açısından da önemli bir dönüşüm yaşandı. Daha önce konkordato taleplerini inceleyen icra mahkemeleri bu yetkiyi yitirdi; asliye ticaret mahkemeleri görevli mahkeme olarak belirlendi. İİK m. 285 uyarınca yetki bakımından iflasa tabi borçlu için İİK m. 154'ün birinci veya ikinci fıkrasında gösterilen yer, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri esas alınmaktadır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 285Kaynağı aç
Kimler Konkordato Talep Edebilir
İİK m. 285 hükmü, konkordato talebine kimlerin başvurabileceğini geniş bir çerçevede tanımlar. Vadesi geldiği hâlde borçlarını ödeyemeyen ya da vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir. Buna ek olarak, iflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı da gerekçeli dilekçesiyle borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. Başvuru yapılırken Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen tarifedeki konkordato gider avansının yatırılması zorunludur; bu konuda HMK m. 114 ve 115 kıyasen uygulanır. Avans miktarı tarifeye bağlı olup güncel tutarın Adalet Bakanlığı'nın yürürlükteki tarifesinden doğrulanması gerekir.
Geçici Mühlet: Karar, Komiser ve Süre
İİK m. 287 uyarınca konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgeler eksiksiz mevcut olduğunda derhal geçici mühlet kararı verir ve borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır. Bu kararla birlikte mahkeme, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendirir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 287Kaynağı aç
İİK m. 287'ye göre geçici mühlet üç aydır. Mahkeme bu süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin talebi üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir; uzatmayı borçlu talep etmişse geçici komiserin de görüşü alınır. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez.
Konkordato işlemlerinin başlatılması alacaklılardan biri tarafından talep edilmişse, borçlunun 286. maddede belirtilen belge ve kayıtları mahkemenin vereceği makul süre içinde ve eksiksiz olarak sunması hâlinde geçici mühlet kararı verilir. Bu durumda söz konusu belge ve kayıtların hazırlanması için gerekli masraf alacaklı tarafından karşılanır. Belge ve kayıtların süresinde ve eksiksiz olarak sunulmaması hâlinde ise geçici mühlet kararı verilmez ve alacaklının konkordato talebinin de reddine karar verilir.
Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.
Kesin Mühlet Süreleri
7101 sayılı Kanun'la getirilen çerçeveye göre konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi durumunda borçluya tanınan kesin mühlet bir yıl olarak öngörülmüş, özel koşulların varlığında altı aya kadar uzatılabilecektir. Bu sürelerin tamamı bir arada değerlendirildiğinde uzatılmış geçici ve kesin mühlet birlikte en fazla 23 ayla sınırlandırılmaktadır. Belirtilen sürelerin ve azami sınırın 2018 sonrasında yapılan kanun değişikliklerinden etkilenip etkilenmediği bu çerçevede yer alan verilerle doğrulanamamaktadır; uygulamada güncel mevzuatın ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
Borçlunun mali durumunun iyileşmesi halinde konkordato mühleti kaldırılabilmektedir.
Mühlet Süresinde Sözleşmeler ve Rehinli Alacaklar
Konkordato mühleti boyunca sözleşmeler salt konkordato hali gerekçesiyle sona erdirilemez. Taraflar arasında konkordatonun sözleşmeyi feshe ya da borcun muaccel hale gelmesine yol açacağına dair hükümler öngörülmüş olsa bile bu hükümler mühlet süresince uygulanmaz.
Rehinli alacaklar bakımından ise farklı bir kural işler: İİK m. 295 uyarınca mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir ya da başlamış olan takiplere devam edilebilir. Bununla birlikte bu takip kapsamında muhafaza tedbiri alınamaz; rehinli malın satışı da gerçekleştirilemez. Ayrıca rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacaksa İİK m. 297'nin ikinci fıkrasındaki usule göre satışına izin verilebilir; satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 295Kaynağı aç
Konkordato Komiseri: Görevler, Nitelikler ve Sorumluluk
İİK m. 290 uyarınca dosyayı teslim alan komiser, kesin mühlet içinde konkordatonun tasdikine yönelik işlemleri tamamlayarak dosyayı raporuyla birlikte mahkemeye iade eder. Komiserin görevleri aynı maddede sayılmıştır: konkordato projesinin tamamlanmasına katkıda bulunmak, borçlunun faaliyetlerine nezaret etmek, kanundaki görevleri yerine getirmek, mahkemenin istediği konularda ve belirlediği sürelerde ara raporlar sunmak, alacaklılar kurulunu konkordatonun seyri hakkında düzenli aralıklarla bilgilendirmek, talepte bulunan diğer alacaklılara konkordatonun seyri ve borçlunun güncel mali durumu hakkında bilgi vermek ve mahkeme tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 290Kaynağı aç
İİK'nın 8., 10., 11., 16., 21. ve 359. maddeleri kıyas yoluyla komiserler hakkında da uygulanır. Komiserin konkordatoya ilişkin işlemleriyle ilgili şikâyetler asliye ticaret mahkemesi tarafından kesin olarak karara bağlanır.
Komiserler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından oluşturulan komiser listesinden seçilir; listeye kayıt için Adalet Bakanlığı tarafından izin verilen kurumlardan eğitimin tamamlanmış olması zorunludur. Listede görevlendirilecek komiser bulunmaması hâlinde liste dışından görevlendirme yapılır ve bu durum bölge kuruluna bildirilir. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, komiser olarak görevlendirilebilecek yetkilendirilmiş bağımsız denetçileri liste hâlinde bilirkişilik bölge kurullarına bildirir. Bir kişi eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada geçici komiser ve komiser olarak görev yapamaz. Konkordato komiserinin nitelikleri, eğitimi, eğitim verecek kurumlar, eğitimden muaf tutulacaklar ve komiserliğe ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.
Alacaklılar Kurulu
Kesin mühlete karar veren mahkeme, bu kararla birlikte veya kesin mühlet içinde uygun gördüğü bir zamanda yedi alacaklıyı geçmemek ve herhangi bir ücret ödenmemek koşuluyla bir alacaklılar kurulu oluşturabilir. Kurulun oluşturulması sırasında komiserin görüşü alınır.
Alacaklılar kurulu, komiserin faaliyetlerine nezaret eder; komisere tavsiyelerde bulunabilir ve kanunun öngördüğü hâllerde mahkemeye görüş bildirir. Kurulun komiserin faaliyetlerini yeterli bulmaması durumunda mahkemeden gerekçeli raporla komiserin değiştirilmesi istenebilir; mahkeme bu talep hakkında borçluyu ve komiseri dinledikten sonra kesin olarak karar verir.
Tasdik Edilmeyen Konkordato ve İflas Kararı
Konkordato tasdik edilmezse mahkeme, İİK m. 308'in birinci fıkrası uyarınca konkordato talebinin reddine karar verir ve bu kararı 288. madde çerçevesinde ilan ederek ilgili yerlere bildirir. Borçlunun iflasa tabi kişilerden olması ve doğrudan iflas sebeplerinden birinin mevcut bulunması hâlinde mahkeme, borçlunun iflasına resen karar verir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 308Kaynağı aç
Konkordato sürecinin iflasla sonuçlandığı ayrı hâlde ise aynı kanunun ikinci fıkrası uyarınca iflas kararını veren mahkeme, tasfiyenin basit veya adi tasfiye usulüne göre yapılmasına karar verir ve gerektiğinde adi tasfiyenin komiserler tarafından yerine getirilmesine de hükmeder. Bu hâlde iflas idaresine ait görev ve yetkiler komiserler tarafından kullanılır.
Çekişmeli Alacaklar ve Tasdik Sonrası Dava Hakkı
Alacakları itirazla karşılaşmış olan alacaklılar, İİK m. 308/b uyarınca tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Bu süreyi geçiren alacaklılar, varsa bankaya yatırılan çekişmeli paydan ödeme yapılmasını talep edemezler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın karar kesinleşene dek borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir; ancak bu mahkeme için bir zorunluluk değil, takdir yetkisi içinde bir imkândır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 308/bKaynağı aç
Kanun Yolları: İstinaf, Temyiz ve Başvurulamayan Kararlar
İİK m. 308/a uyarınca konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı kararın tebliğinden, itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir; istinaf ve temyiz incelemeleri HMK hükümlerine göre yapılır. Kesin mühlet talebinin kabulüne ve mühletin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararlara karşı ise kanun yoluna başvurulamaz.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 308/aKaynağı aç
İflas Tasfiyesinde Alacak Sıralaması
İİK m. 206 kapsamında, gümrük resmi ve akar vergisi gibi belirli eşya ve akardan alınan kamu alacakları rehinli alacaklardan sonra gelmektedir. Aynı maddede yer alan birinci ve ikinci sıra sürelerinin hesaplanmasında bazı dönemler hesaba katılmaz: iflas açılmadan önce mühlet dahil olmak üzere geçirilen konkordato süresi, iflas erteleme süresi, alacak hakkında açılmış bir davanın devam ettiği süre ve terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde ölüm tarihinden tasfiye kararına kadar geçen süre bunların başında gelir. Gemilerin paraya çevrilmesi söz konusu olduğunda ise bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın tüm gemiler için sıra cetveli TTK m. 1389 ila 1397 hükümlerine göre düzenlenir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 206Kaynağı aç
Haciz İhbarnamesi Uygulaması
İİK m. 89 kapsamındaki haciz ihbarnamesi uygulaması, üçüncü şahıslar üzerinde önemli sonuçlar doğurmaktadır. İkinci haciz ihbarnamesine itiraz etmek isteyen üçüncü şahıs, ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmeyen ve ödeme yapmayan üçüncü şahsa ise on beş gün içinde ödeme yapması ya da malı teslim etmesi bildirilir; bu süre içinde menfi tespit davası açma yoluna da başvurulabilir. Aksi hâlde üçüncü şahıs zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya malı teslime zorlanır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 89Kaynağı aç
Üçüncü şahıs menfi tespit davası açtığına dair belgeyi, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ederse hakkında yürütülen cebri icra işlemleri, menfi tespit davasında verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Davayı kaybeden üçüncü şahıs, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.
Öte yandan üçüncü şahsın itirazı üzerine alacaklı, itirazın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın İİK m. 338'in birinci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. Tazminat talebi icra mahkemesince genel hükümlere göre çözüme kavuşturulur.
Tüzel kişilere yapılacak tebligatlarda ise merkezî bir kolaylık söz konusudur: haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin ya da müessesenin şubesine tebliğ edilebildiği gibi tüm şubeleri kapsayacak biçimde merkezine de tebliğ edilebilir. Merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Haciz ihbarnameleri ve bunlara verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle UYAP ve entegre sistemler aracılığıyla da yapılabilmekte; bu yolla gerçekleştirilen bildirim tebliğ yerine geçmektedir.
İdari Yargı Alanındaki Alacaklarda İlamsız Takip
7078 sayılı Kanun, idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamayacağını açıklığa kavuşturmuştur. İlgili maddenin yürürlüğe girmesinden önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce dosya üzerinden düşme kararı verilir ve bu karar alacaklıya resen tebliğ edilir. Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir; kararın kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde ise idari yargıda dava açılabilir. Bu düzenleme, ilgili maddenin yürürlüğe girmesinden önce başlatılmış takipler bakımından geçiş dönemini düzenleyen bir nitelik taşımaktadır.
Ticari Bütünlük Arz Eden Mal ve Hakların Paraya Çevrilmesi
7101 sayılı Kanun kapsamında, ticari ve ekonomik bütünlük arz eden ya da bir bütün halinde satıldığında daha yüksek gelir elde edileceği anlaşılan mal ve hakların bir bütün olarak paraya çevrilmesine imkân tanınmaktadır.
Konkordato talep edebilmek için borçlunun iflas etmiş olması gerekir mi?
Hayır. İİK m. 285 uyarınca vadesi geldiği hâlde borçlarını ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu konkordato talep edebilir. Amaç muhtemel bir iflası önlemek ya da borçları vade veya tenzilat yoluyla sürdürülebilir kılmaktır; iflas kararının varlığı bir ön koşul değildir.
Alacaklı da borçlu hakkında konkordato başlatılmasını isteyebilir mi?
Evet. İflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerekçeli dilekçesiyle borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını talep etme hakkına sahiptir. Alacaklı tarafından yapılan taleplerde görevli mahkeme, iflasa tabi borçlu için İİK m. 154'ün birinci veya ikinci fıkrasında gösterilen yerdeki, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir.
Mühlet süresince borçlunun taraf olduğu sözleşmeler feshedilebilir mi?
Sözleşmelerde konkordatonun feshe ya da borcun muacceliyetine yol açacağına dair hükümler bulunsa bile bu hükümler mühlet süresince uygulanamaz. Sözleşmeler salt konkordato nedeniyle sona erdirilemez.
Konkordato tasdik edilmezse mahkeme ne yapar?
İİK m. 308'in birinci fıkrası uyarınca mahkeme talebin reddine karar verir ve bu kararı ilan ederek ilgili yerlere bildirir. Borçlunun iflasa tabi kişilerden olması ve doğrudan iflas sebeplerinden birinin mevcut bulunması hâlinde mahkeme borçlunun iflasına resen karar verir. Konkordato sürecinin iflasla sonuçlandığı ayrı hâlde ise aynı kanunun ikinci fıkrası uyarınca iflas kararını veren mahkeme, tasfiyenin basit veya adi usule göre yapılmasına ve gerektiğinde adi tasfiyenin komiserler tarafından yürütülmesine karar verir.
Konkordato hakkındaki karara karşı kanun yolu süresi ne kadardır?
İİK m. 308/a uyarınca borçlu veya konkordato talep eden alacaklı için bu süre kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. İtiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da iki hafta içinde temyiz yoluna gidilebilmektedir. Kesin mühlet talebinin kabulüne ve mühletin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararlara karşı ise kanun yoluna başvurulamaz.
Haciz ihbarnamesine itiraz etmeyen üçüncü şahıs ne yapabilir?
İkinci ihbarnameye itiraz etmek isteyen üçüncü şahıs önce tebliğden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmeyen ve ödeme yapmayan üçüncü şahsa on beş günlük ek süre tanınır; bu süre içinde ödeme yapması, malı teslim etmesi ya da menfi tespit davası açması gerekir. Menfi tespit davası açıldığına dair belge yirmi gün içinde icra dairesine teslim edilirse cebri icra dava sonucunun kesinleşmesine kadar durur. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Davayı kaybeden üçüncü şahıs, dava konusu değerin en az yüzde yirmisi oranında tazminata mahkûm edilir.
Konkordato komiseri kaç dosyaya aynı anda bakabilir?
İİK m. 290 uyarınca bir kişi eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada geçici komiser ve komiser olarak görev yapamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

