İlamlı Takipte Zamanaşımı: Dosya Açıkken Alacak Nasıl Zayıflar?

by Avukat Erdal Ersoy
İlamlı Takipte Zamanaşımı: Dosya Açıkken Alacak Nasıl Zayıflar?

Mahkeme kararına dayanan bir icra takibi dosyası, alacaklı tarafından aktif biçimde yürütülmezse zamanla alacağı koruma işlevi yitirebilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 39. maddesi, ilamlı takiplerin son muamele üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını açıkça düzenler. Süre ilamın verildiği tarihten değil, dosyadaki son icra işleminin tarihinden itibaren işlemeye başlar.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 39Kaynağı aç
Madde 39 – İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar. Noter senedine müstenit takip, senedin mahiyetine göre borçlar veya ticaret kanunlarında muayyen olan zamanaşımlarına tabidir. İcranın iadesi:
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/1984, K. 2018/5784Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2018/1984 E.  ,  2018/5784 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan örnek 4-5 ilamlı icra takibinde, borçlunun, icra mahkemesine başvurusunda; takibe konu ilamın 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile İİK'nun 33-a. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasını talep ettiği, mahkemece sonradan iptaline karar verilmiş olsa bile davalı alacaklının 15/11/2011 tarihinde başlatmış olduğu takibin zamanaşımını keseceği, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İcra İflas Kanunu'nun 39/1. maddesinde; ''İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar'' hükmü düzenlenmiştir. Zamanaşımının kesilmesi için alacaklının, icra dosyasında takibin devamını sağlayıcı nitelikte taleplerde bulunması ve takibi işlemsiz bırakmaması gerekir. T.B.K.'nun 146. maddesine göre ise, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tâbidir. T.B.K.nun 154/2. maddesinde zamanaşımını kesen nedenler arasında icra takibinde bulunulması da sayılmıştır. Aynı yasanın 156. maddesinde; “Zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise yeni süre her zaman 10 yıldır”, aynı yasanın 157/1. maddesinde ise; “Bir dava veya defi yolu ile kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar” düzenlemeleri yer almaktadır. Somut olayda; alacaklı vekilinin … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.12.2001 tarih ve 2001/99 Esas 2011/869 Karar sayılı ilamını, … İcra Müdürlüğü'nün 2004/9031 Esas sayılı dosyasında takip konusu yaptığı, 24.08.2004 tarihinde borçluya icra emri tebliğ edildiği, bilahare takip dosyasının takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı,alacaklı vekili tarafından, bu kez aynı ilamın, … 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/20613 Esas sayılı dosyasında 15/11/2011 tarihinde ilamlı takip konusu yapıldığı, borçlu hakkında başlatılan bu ikinci takibin, … 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 05/11/2014 tarih ve 2014/464 esas sayılı kararı ile mükerrerlik nedeniyle iptaline karar verildiği, bu arada takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan ilk takibin alacaklı vekilince 20/10/2014 tarihinde … 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/19297 esası ile yenilendiği, yenileme emrinin 31/10/2014 tarihinde borçluya tebliğ edildiği görülmektedir. Her ne kadar, her takip talebi ile zamanaşımı kesilip yeniden 10 yıllık zamanaşımı süresi başlar ise de, takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan takip dosyasının her zaman yenilenmesi mümkün iken,alacaklı vekilince tarafları ve dayanağı ilam aynı olan mükerrer takip başlatılması zamanaşımını kesmez. Bu durumda, Kadıköy İcra Müdürlüğünün 2004/9031 Esas (İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün 2014/19297 E.) sayılı dosyasında son işlem tarihi 15.09.2004 olup, bu tarihten itibaren yenileme tarihi olan 20/10/2014 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği görülmektedir. O halde; icra mahkemesince istemin kabulü ile ilâm zamanaşımına uğradığından İİK’nun 33/1. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

On Yıllık Sürenin Başlangıç Noktası ve 'Son Muamele'

İİK m. 39, zamanaşımının başlangıcını 'son muamele' tarihine bağlamakta; ancak bu kavramın hangi işlemleri kapsadığını kanun metni tanımlamamaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/1395, K. 2015/19263 sayılı kararı bu belirsizliğe somut bir örnek üzerinden ışık tutmaktadır: icra müdürünün dosyanın işlemden kaldırılmasına yönelik kararı bir takip işlemi sayılmaz ve zamanaşımını kesmez; söz konusu kararda son muamele tarihi, dosyadaki araç haciz işleminin tarihiyle belirlenmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/1395, K. 2015/19263Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2015/1395 E.  ,  2015/19263 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Çorlu İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 06/05/2014 NUMARASI : 2013/662-2014/214 Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararına ilişkin temyiz dilekçesinin reddine dair 29.09.2014 tarih, 2014/19807 Esas, 2014/17343 Karar sayılı Daire ilâmının müddeti içinde tashihen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte, borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; icra dosyasındaki son işlemin 04.10.2002 tarihli araç haciz işlemi olduğunu, son işlemin üzerinden 10 yıllık süre geçtiğinden yenileme emrinin zamanaşımı nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece dosyanın işlemden kaldırılış tarihi ile yenileme tarihi arasında 10 yıllık süre geçmediğinden bahisle şikayetin reddine karar verilmiştir. Hükmün borçlu vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce, uyuşmazlık konusu miktarın 5.440,00 TL'den az olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, borçlu 21.101,57 TL miktarlı yenileme emrinin iptalini talep ettiğinden, uyuşmazlık konusu miktar 5.440,00 TL'den fazla olup, mahkeme kararı miktar itibariyle kesin nitelikte bulunmadığından, İİK'nun 363. maddesinde sayılan temyizi kabil kararlardandır. Bu nedenle, Dairemiz'in 29.09.2014 tarih ve 2014/19807 Esas- 2014/17343 Karar sayılı temyiz dilekçesinin reddine dair kararı maddi hataya dayalı olup borçlu vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin anılan kararının oybirliğiyle kaldırılmasına karar verildikten sonra, borçlu vekilinin İcra Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi. 2004 sayılı İcra-İflas Kanunu'nun 39/1. maddesinde ''İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar.'' hükmü düzenlenmiştir. Zamanaşımının kesilmesi için alacaklının, icra dosyasında takibin devamını sağlayıcı nitelikte taleplerde bulunması ve takibi işlemsiz bırakmaması gerekir. Somut olayda; icra dosyasında son işlem tarihi araç haciz tarihi olan 04.10.2002 olup, İcra müdürü'nün dosyanın işlemden kaldırılmasına yönelik kararı takip işlemi olmayıp zamanaşımını kesmez.Bu durumda son işlem araç haciz tarihi olan 04.10.2002 olduğundan bu tarihten itibaren yenileme tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir.Bu nedenle şikayetin kabülüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi isabetsizdir. SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 52,40 TL peşin harcın karar düzeltme isteyene iadesine, 27.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Zamanaşımının kesilmesi için alacaklının icra dosyasında takibin devamını sağlayıcı nitelikte taleplerde bulunması ve takibi işlemsiz bırakmaması gerekir. Hangi somut işlemlerin bu niteliği taşıdığı kanun metninde sayılmamıştır; bu değerlendirme her olayın koşullarına göre ayrıca ele alınmayı gerektirir.

Aynı İlama Dayalı Mükerrer Takip ve Zamanaşımı

Takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan bir dosyanın yenilenmesi her zaman mümkünken alacaklı tarafından aynı taraflara ve aynı ilama dayalı olarak mükerrer bir takip başlatılması, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/1984, K. 2018/5784 sayılı kararında zamanaşımını kesmez biçiminde değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme söz konusu somut olayın koşullarına ilişkindir; kanun metninde her mükerrer takibe otomatik olarak uygulanacak genel bir hüküm yer almamaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/3793, K. 2018/9032Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2018/3793 E.  ,  2018/9032 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVACILAR : BORÇLULAR: …,…,…,…,… Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından Tarım Kredi Kooperatifi müşterek ve müteselsil borç senetlerine dayalı olarak borçlu ,… mirasçıları aleyhine başlatılan örnek 4-5 ilamlı icra takibinde, borçlular vekilinin, icra mahkemesine başvurusunda; murislerinin borcu nedeniyle müvekkilleri aleyhine başlatılan takibe konu ilamın 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü halinde murisin ölümünden önce aynı borç için muris hakkında … İcra Müdürlüğü'nün 2009/150 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibin şikayete konu takip ile mükerrer olduğu iddiası ile icranın geri bırakılmasını talep ettiği, mahkemece, takibe konu 30.09.2001 tarihli ilama ilişkin on yıllık zamanaşımı süresinin takipten önce dolduğu gerekçesi ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. İcra İflas Kanunu'nun 39/1. maddesinde; ''İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar'' hükmü düzenlenmiştir. Zamanaşımının kesilmesi için alacaklının, icra dosyasında takibin devamını sağlayıcı nitelikte taleplerde bulunması ve takibi işlemsiz bırakmaması gerekir. T.B.K.'nun 146. maddesine göre ise, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tâbidir. T.B.K.nun 154/2. maddesinde zamanaşımını kesen nedenler arasında icra takibinde bulunulması da sayılmıştır. Aynı yasanın 156. maddesinde; “Zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise yeni süre her zaman 10 yıldır”, aynı yasanın 157/1. maddesinde ise; “Bir dava veya defi yolu ile kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar” düzenlemeleri yer almaktadır. Somut olayda; alacaklı tarafından borçlusu ,… olan 03.10 2000, 05.04.2000, 06.04.2000 tarihli Tarım Kredi Kooperatifi müşterek ve müteselsil borç senetlerine dayalı olarak ,… hakkında 09.09.2009 tarihinde … İcra Müdürlüğü'nün 2009/150 E. sayılı dosyası ile ilamlı takip başlatıldığı, borçluya icra emri tebliğ edilemediği, bilahare bu takip dosyasının 23.10.2013 tarihinde takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı, ,…'ın ölümü üzerine alacaklı tarafından aynı borç senetlerinin ,… mirasçıları aleyhine şikayete konu takip dosyasında 23.02.2015 tarihinde ilamlı takip konusu yapıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar, her takip talebi ile zamanaşımı kesilip yeniden 10 yıllık zamanaşımı süresi başlar ise de, takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan takip dosyasının her zaman yenilenmesi mümkün iken, alacaklı tarafından dayanağı ilam aynı olan mükerrer takip başlatılması zamanaşımını kesmez. … İcra Müdürlüğü'nün 2009/150 E. sayılı takip dosyasında muris ,… aleyhine başlatılan takiple zamanaşımı süresinin 09.09.2009 tarihinde kesildiği ve on yıllık yeni bir zamanaşımı süresinin başladığı, buna göre dayanak belgeler yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. O halde; mahkemece, borçluların mükerrerlik iddiası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde dayanak ilamın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile takibin iptali yönündeki hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Zamanaşımının Kesilmesi ve Yeniden Başlaması

Türk Borçlar Kanunu'nun 154. maddesi, icra takibinde bulunmayı zamanaşımını kesen nedenlerden biri olarak saymaktadır. Kesme gerçekleştiğinde yeni bir süre işlemeye başlar; borç bir mahkeme kararına bağlanmışsa bu yeni süre her hâlde on yıldır (TBK m. 156). İcra takibiyle kesilmiş olan zamanaşımı ise alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar (TBK m. 157). Kanun, 'alacağın takibine ilişkin işlem' kavramını tanımlamamıştır; hangi işlemlerin bu kapsama girdiği her somut olaya göre değerlendirilmektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 156Kaynağı aç
MADDE 156- Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır. 2. Alacaklının fiili hâlinde
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 157Kaynağı aç
MADDE 157- Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımı, iflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar. E. Davanın reddinde ek süre

Bir dava veya def'i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı ise dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar (TBK m. 157/1). Bu durum icra takibiyle kesilen zamanaşımından farklı bir düzenlemeye tabidir; iki hüküm aynı kesme nedenine karşılık geliştirilmiş ayrı kurallar içermektedir.

İtiraz veya dava sürecinin başlangıcından hükmün kesinleşmesine kadar; taksit sözleşmesinin ise ihlaline kadar geçen süre, haciz isteme hakkının bir yıllık süresine dahil edilmez (İİK m. 78). Bu hüküm, yargılama sürecinin alacaklının elinde olmayan seyri nedeniyle hak kaybına uğramasını önler.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 78Kaynağı aç
Madde 78 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra:22/7/2020-7251/49 md.) Ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklı, haciz konmasını isteyebilir. Ancak, alacaklı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağını sorgulayabilir. Sorgulama sonunda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi, varsa borçlunun mal, hak veya alacağının mahiyeti ve detayı hakkında bilgi verir ve bu durumda sistem üzerinden de haciz talep edilebilir. Bu takdirde icra dairesi, tespit edilen mal, hak veya alacağı elektronik ortamda haczeder. Sorgulama sonunda edinilen bilgiler hukuka aykırı olarak paylaşılamaz. Sorgulama ve haciz işlemlerinin yürütülebilmesi için kamu kurum veya kuruluşları ile 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile kendi sistemleri arasında entegrasyonu sağlar. Sorgulamanın tür, kapsam ve sınırı ile diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. (Değişik:6/6/1985-3222/9 md.) Haciz istemek hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer. İtiraz veya dava halinde bunların vukuundan hükmün katileşmesine kadar veya alacaklıyla borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmeleri yapmaları halinde taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen zaman hesaba katılmaz. Alacaklı isterse, haciz talebinin vukuuna dair bir vesika verilir. Bu vesika hiç bir harç ve resme tabi değildir. Haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu müddet içinde yenilenmezse dosya muameleden kaldırılır. Yeniden haciz istemek, alacaklı tarafından vukubulan yenileme talebinin borçluya tebliğine mütevakkıftır. İlama müstenit olmayan takiplerde yenileme talebi üzerine yeniden harc alınır. Yenileme masraf ve harcları borçluya tahmil edilmez. 2 – Hacze başlama müddeti:

Yeniden haciz istemek, alacaklının yenileme talebinin borçluya tebliğine bağlıdır. İlamsız takiplerde yenileme talebi üzerine yeniden harç alınmakla birlikte bu harç ve masraflar borçluya yüklenemez (İİK m. 78). Bu kural, ilamsız takiplere özgü bir düzenlemedir.

Borçlunun Zamanaşımı İtirazı: İcra Mahkemesine Başvuru

İcra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçlu, icra mahkemesine dilekçeyle başvurarak borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir (İİK m. 33). İİK m. 33 bu başvuruda itfa ve imhal için belge koşulunu açıkça düzenlemekte; zamanaşımı ispatının hangi belgeye dayandırılacağı konusunda ise aynı ayrıntıyı içermemektedir. Talep kabul edilirse icra geri bırakılır; ancak zamanaşımı itirazının ispat koşullarının somut olayda nasıl uygulanacağı dikkatle değerlendirilmelidir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 33Kaynağı aç
Madde 33 – (Değişik: 18/2/1965-538/17 md.) İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılır. İcra emrinin tebliğinden sonraki devrede tahakkuk etmiş itfa, imhal, veya zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir. Bunlardan itfa veya imhale dayanan istekler mutlaka noterlikçe re’sen yapılmış veya tasdik olunmuş belgelere veya icra zaptına istinat ettirilmelidir. İcra mahkemesi, geri bırakılma talebini reddettiği takdirde borçlu ancak istinaf veya temyiz yoluna başvuru süresi içinde alacağı karşılıyacak nakit veya icra mahkemesince kabul edilecek taşınır rehin veya esham veya tahvilat veya taşınmaz rehni yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartiyle istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir. Borçlunun yeter malı mahcuz ise veya borçlunun talebi üzerine istinaf veya temyiz yoluna başvuru süresi içinde yeter malı haczedilmişse bu fıkrada yazılı teminatı göstermeye lüzum yoktur.[20] Borçlu olmadığı parayı ödemek mecburiyetinde kalan borçlunun 72 nci madde mucibince istirdat davası açarak paranın geriye verilmesini istemek hakkı saklıdır. İlamın zamanaşımına uğradığı iddiası:

İcra emrinin tebliğinden sonraki dönemde ortaya çıkan zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri yedi günlük süreyle sınırlı değildir; bu tür istemler her zaman yapılabilir (İİK m. 33). İlamın zamanaşımına uğraması hâlinde borçlu, İİK m. 33 kapsamında icra mahkemesine başvurarak icranın geri bırakılmasını talep edebilir.

Geri Bırakma Talebi Reddedilirse: Teminat ve Kanun Yolları

İcra mahkemesi geri bırakma talebini reddederse borçlu, istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir. Bunun için alacağı karşılayacak nakit, taşınır ya da taşınmaz rehni, esham, tahvilat veya muteber banka kefaleti gösterilmesi gerekir. Borçlunun yeter malı zaten mahcuz ise ya da başvuru süresi içinde haczedilmişse bu teminatı gösterme zorunluluğu ortadan kalkar (İİK m. 33).

İlama karşı istinaf veya temyize başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyayı resmî mercie depo ettiğini ispat eden ya da eşdeğer teminat gösteren borçlu, icranın geri bırakılması için icra müdüründen süre isteyebilir (İİK m. 36). Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir. Devlet veya adlî yardımdan yararlanan borçlular bu süreçte teminat gösterme yükümlülüğünden muaftır. Nafaka hükümlerinde ise istinaf veya temyiz başvurusunu gerekçe göstererek bu yolun kullanılmasına olanak tanıyan süre verilemez (İİK m. 36).

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – (Değişik: 2/3/2005 – 5311/5 md.) İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.[22] Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur. (Değişik üçüncü fıkra:24/11/2021-7343/5 md.) Ücreti ilgililer tarafından verilirse icra mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki karar, hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir. Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez. Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine bozma sonrası esası inceleyecek mahkemece kesin olarak karar verilir.[23] Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. (Ek cümle:24/11/2021-7343/5 md.) Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi devam eder. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.[24] Haciz veya iflas istemek yetkisi:

İstinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtay'ca hükmün onanması hâlinde, alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir; mal ve haklar ise icra dairesince paraya çevrilir (İİK m. 36).

Sık Sorulan Sorular

İlamlı takipte on yıllık süre ilamın tarihinden mi başlar?

Hayır. On yıllık zamanaşımı süresi ilamın tarihinden değil, dosyadaki son muamele tarihinden itibaren işlemeye başlar (İİK m. 39).

İcra müdürünün dosyayı işlemden kaldırma kararı zamanaşımını keser mi?

Kesmez. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/1395, K. 2015/19263 sayılı kararında bu kararın bir takip işlemi olmadığı ve zamanaşımını kesmeyeceği belirlenmiştir; söz konusu kararda son muamele, araç haciz işleminin tarihiyle esas alınmıştır.

İşlemden kaldırılan dosya yerine yeni bir takip açılırsa zamanaşımı kesilir mi?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/1984, K. 2018/5784 sayılı kararında, takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan dosyanın yenilenebilecekken aynı taraflara ve aynı ilama dayalı olarak mükerrer bir takip başlatılmasının zamanaşımını kesmeyeceği değerlendirilmiştir. Bu sonuç söz konusu kararın somut olayına özgüdür; kanun metninde her mükerrer takip için genel bir hüküm bulunmamaktadır.

Zamanaşımı her icra işlemiyle yeniden mi başlar?

TBK'nın 157. maddesi uyarınca zamanaşımı icra takibiyle kesilmişse alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. Borç mahkeme kararına dayandığında ise yeni süre her hâlde on yıldır (TBK m. 156). Kanun, hangi işlemlerin 'alacağın takibine ilişkin işlem' sayılacağını tanımlamamıştır; bu değerlendirme her olayın koşullarına göre yapılmaktadır.

Borçlu zamanaşımı itirazını yalnızca ilk yedi gün içinde mi yapabilir?

Hayır. İcra emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük süre içinde yapılabilecek başvurunun yanı sıra, tebliğden sonraki dönemde tahakkuk etmiş zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir (İİK m. 33).

Nafaka kararlarında ilamlı takibin durdurulması mümkün müdür?

İstinaf veya temyiz başvurusunu gerekçe göstererek icranın geri bırakılması için süre verilmesi nafaka hükümlerinde mümkün değildir. İİK'nın 36. maddesi bu konuda açık bir istisna içermektedir.

Devlet borçlularının teminat yükümlülüğü var mıdır?

Yoktur. Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir borçlu, istinaf ya da temyiz başvurusunda icranın geri bırakılması için teminat göstermek zorunda değildir (İİK m. 36).

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu