İflasa Tabi Kişiler ve Genel İflas Sebebi
Türk hukukunda kural olarak yalnızca tacirler iflasa tabidir. Borçlunun bu niteliği taşıyıp taşımadığını icra dairesi ve asliye ticaret mahkemesi inceler. Genel iflas sebebi ise bir tacirin muaccel, yani vadesi gelmiş bir borcunu ödememesidir.
Ticareti terk eden bir tacir bu yükümlülükten hemen kurtulamaz; terk ettiğinin ilanından itibaren bir yıl süreyle iflasa tabi olmaya devam eder. Öte yandan, konkordato mühleti kaldırılan, konkordatosu tasdik edilmeyen ya da konkordatosu tamamen feshedilen borçlu, tacir sıfatı taşımasa bile iflasa tabi tutulur.
Doğrudan İflas Sebepleri
Borçlunun yarı mevcudunun elinden çıkması ve kalan varlıklarının vadesi gelmiş ile bir yıl içinde vadesi gelecek borçlarını karşılamaya yetmemesi halinde borçlu derhal iflasını talep etmek zorundadır. Bu zorunlu sebep gerçekleştiği hâlde iflas istemeyip bir yıl içinde iflas eden borçlu taksirli müflis sayılarak cezalandırılır.
Sermaye şirketleri ile kooperatifler bakımından pasifin aktifi aşması, hem alacaklı hem de borçlu tarafından ileri sürülebilen ortak bir doğrudan iflas nedenidir. Bunun yanı sıra, aktiflerinin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu beyan ve mahkemece tespit edilen sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, önceden takip başlatılmasına gerek kalmaksızın iflasına İİK m. 179 uyarınca karar verilebilir. Bu bildirimi idare ve temsille görevli kişiler, tasfiye hâlinde tasfiye memurları ya da herhangi bir alacaklı yapabilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 179Kaynağı aç
TTK m. 377 uyarınca, yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı, TTK m. 376/3 kapsamında yapacağı iflas talebiyle birlikte ya da bu kapsamda yürütülen iflas yargılaması sırasında İİK m. 285 ve devamı uyarınca konkordato da talep edebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 377Kaynağı aç
Genel İflas Yolunda Usul
Genel iflas yolunda takip talebini alan icra dairesi üç gün içinde bir ödeme emri düzenleyerek borçluya gönderir. İflas davası basit yargılama usulüne göre yürütülür ve duruşma yapılması zorunludur; mahkeme dosya üzerinden karar veremez.
Kambiyo senetlerine özgü iflas yolunda itiraz ve şikâyet dilekçeleri icra dairesine verilir; ancak bu başvurular asliye ticaret mahkemesince incelenerek karara bağlanır.
İflas Kararının Kesinleşmesi ve Usule İlişkin Sınırlar
İflas kararı kesinleşmeden masa malları satılamaz, ikinci alacaklılar toplantısı gerçekleştirilemez ve müflis aleyhine başlamış olan takipler düşmez. Takipler ancak iflas kararının kesinleşmesiyle düşer.
İflasa karar verildikten sonra davadan feragat edilemez ve dava geri alınamaz. Davanın geri alınmasından itibaren bir ay geçmeden iflas davası yeniden açılamaz.
İflasın Takiplere Etkisi: Durma, Düşme ve Rehin İstisnası
İflasın açılması, borçlu aleyhine yürütülen haciz yoluyla takipleri ve teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. İflas kararının kesinleşmesiyle bu takipler düşer. Tasfiye süresince müflise karşı bu nitelikteki takiplerden hiçbiri yapılamaz. Bu kurallar İİK m. 193'te düzenlenmiştir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 193Kaynağı aç
Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen takipler bu genel kuralın dışındadır. Söz konusu takipler iflasın açılmasından sonra da alacaklılar tarafından iflas masasına karşı sürdürülür; satış bedeli rehinli alacaklılara paylaştırılır, artan kısım iflas masasına intikal eder. Bununla birlikte, iflastan önce başlatılmış rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipten vazgeçilerek rehnin İİK m. 185 uyarınca satılması da istenebilir.
Rehinli alacaklıların ayrıca satış tutarı üzerinde rüçhan hakları bulunmaktadır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 206Kaynağı aç
İflasın Ertelenmesi Rejiminde Değişiklik
İflasın ertelenmesine ilişkin İİK m. 179/b, 28 Şubat 2018 tarihli 7101 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu hüküm kapsamındaki erteleme yargılamasına dair düzenlemeler artık geçerliliğini yitirmiştir. Borca batıklık hâlindeki güncel hukuki çerçeve başta İİK m. 179 hükümleri üzerine kurulmaktadır. TTK m. 377 ise TTK m. 376/3 kapsamında yapılacak iflas talebiyle birlikte veya bu yargılama sırasında konkordato talep edilmesine imkân tanıyan ayrı bir düzenlemedir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 179/bKaynağı aç
Alacaklılar Toplantısında Karar Yeter Sayısı
Birinci alacaklılar toplantısının yapılabilmesi için bilinen alacaklar tutarının en az dörtte birinin temsil edilmesi şarttır. Toplantıda kararlar alacaklı sayısına göre değil, alacak tutarı çoğunluğuna göre alınır.
İflas Masasında Alacak Sıralaması
İflas masasındaki malların paylaştırılmasında rehinli alacaklıların satış tutarı üzerinde rüçhan hakkı bulunmaktadır. Teminatsız ya da rehinle karşılanamayan alacaklar ise İİK m. 206'daki sıraya göre paylaştırılır. Gümrük resmi ve akar vergisi gibi belirli eşya ve akardan alınması gereken resim ve vergi de bu kapsamda rehinli alacaklardan sonraki sırada yer almaktadır.
İİK m. 206/1 uyarınca birinci sırada üç alacak türü yer alır: iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil işçi alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak kazanılan ihbar ve kıdem tazminatları; işverenlerin işçiler için kurulmuş tüzel kişiliğe sahip yardım sandıkları ya da benzeri tesislere olan borçları; ve iflasın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş, nakden ifa edilmesi gereken aile hukukundan doğan nafaka alacakları.
İkinci sırada ise velayet ve vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişkiden doğmuş olan tüm alacakları yer almaktadır.
Bu sürelerin hesaplanmasında bazı dönemler dikkate alınmaz: mühlet dahil konkordato süresi, iflasın ertelenmesi süresi, alacak hakkında açılmış davanın sürdüğü dönem ve terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde ölüm tarihinden tasfiye kararına kadar geçen süre bu hesaptan çıkarılır. Bu istisna hem birinci hem de ikinci sıradaki sürelerin hesaplanmasında geçerlidir.
Tasarrufların İptali: Bağışlamalar ve Bağışlama Sayılan İşlemler
Geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar İİK m. 278 kapsamında iptale tabidir. Alışılmış hediyeler bu kapsamın dışındadır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 278Kaynağı aç
Kanun bazı tasarruflarda bağışlama karinesi öngörmüştür. Gerçek değerine uygun ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dahil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eş, üçüncü derece dahil kayın hısımları, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasındaki tasarruflar bağışlama sayılır.
Bunların yanı sıra iki ayrı karine daha düzenlenmiştir: sözleşmenin yapıldığı sırada borçlunun verdiği şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir karşılık kabul ettiği sözleşmeler, aksi ispatlanmadıkça bağışlama sayılır. Borçlunun kendisi veya üçüncü kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler ile ölünceye kadar bakma sözleşmeleri ise uygun karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça bağışlama hükmüne tabi tutulur.
Sermaye Şirketlerinde Borca Batıklık ve Yönetim Kurulunun Yükümlülükleri
TTK m. 376/1 uyarınca son yıllık bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırarak uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 376Kaynağı aç
TTK m. 376/2 uyarınca sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisi zarar sebebiyle karşılıksız kalmışsa, toplantıya çağrılan genel kurul sermayenin üçte biriyle yetinme veya sermayeyi tamamlama kararı vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
Borca batıklık şüphesi uyandıran işaretler varsa yönetim kurulu, TTK m. 376/3 uyarınca aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden hesaplandığı bir ara bilanço çıkartır. Ara bilançodan aktiflerin alacaklıların alacaklarını karşılamaya yetmediği anlaşılırsa yönetim kurulu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirimde bulunarak şirketin iflasını ister.
Ancak iflas kararı verilmeden önce, şirketin açığını karşılayacak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın yerindeliği, gerçekliği ile geçerliliği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmışsa iflas bildirimi yükümlülüğü ortadan kalkar. Bu iki koşulun birlikte sağlanmaması hâlinde ise mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru iflas bildirimi olarak kabul edilir.
Tacir olmayan biri iflasa tabi tutulabilir mi?
Kural olarak iflasa tabi olmak için tacir sıfatı gerekmektedir. Ancak iki durum bu kuralın dışındadır: konkordato mühleti kaldırılan, konkordatosu tasdik edilmeyen ya da tamamen feshedilen kişi tacir olmasa bile iflasa tabidir. Ticareti terk eden eski bir tacir ise terk ilanından itibaren bir yıl boyunca iflasa tabi olmaya devam eder.
İflas kararı kesinleşmeden önce takipler düşer mi?
Hayır. İflasın açılması haciz yoluyla takipleri ve teminat takiplerini durdurur; ancak bu takipler ancak iflas kararının kesinleşmesiyle düşer. Kesinleşmeden önce söz konusu takipler askıda kalır.
Borca batık sermaye şirketinde iflas nasıl açılır?
Aktiflerinin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olan sermaye şirketleri ile kooperatiflerin durumu, idare ve temsille görevli kişiler, tasfiye hâlinde tasfiye memurları ya da herhangi bir alacaklı tarafından asliye ticaret mahkemesine bildirilir. Mahkemece tespitin yapılması halinde önceden icra takibi başlatılmasına gerek kalmaksızın İİK m. 179 uyarınca iflas kararı verilebilir. TTK m. 377 uyarınca, TTK m. 376/3 kapsamındaki iflas talebiyle birlikte veya bu yargılama sırasında konkordato da talep edilebilir.
İşçi alacakları iflas masasında hangi sırada yer alır?
İİK m. 206/1 uyarınca işçilerin iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş alacakları ile ihbar ve kıdem tazminatları ve iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesiyle hak kazanılan ihbar ve kıdem tazminatları birinci sırada yer alır. Aynı sırada, işveren tarafından işçiler için kurulmuş tüzel kişiliğe sahip yardım kuruluşlarına olan borçlar ile iflasın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş, nakden ödenmesi gereken nafaka alacakları da bulunmaktadır.
İflasta hangi tasarruflar iptale tabidir?
Aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir; alışılmış hediyeler bu kapsamın dışındadır. Altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dahil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eş, üçüncü derece dahil kayın hısımları, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişilerle gerçekleştirilen tasarruflar, gerçek değerinde ivazlı olduğu kanıtlanmadıkça bağışlama sayılır. Pek aşağı bedelle yapılan sözleşmeler ile ölünceye kadar bakma ve ömür boyu gelir ya da intifa hakkı tesis eden sözleşmeler de ayrı ispat ölçüleri kapsamında bağışlama hükmüne tabi tutulabilir. İİK m. 278'in 24 Aralık 2025 tarihinde değiştirildiği bilinmekle birlikte, bu tarihten önceye ait uyuşmazlıklarda hangi metnin uygulanacağı somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gereken ayrı bir sorundur.
İflas davası geri alınabilir mi?
İflasa karar verildikten sonra davadan feragat edilemez ve dava geri alınamaz. Davanın geri alınmasından itibaren bir ay geçmeden yeni bir iflas davası açılamaz.
İflas masasında rehinli alacaklıların durumu nedir?
Rehinli alacaklıların satış tutarı üzerinde rüçhan hakları bulunmaktadır. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen takipler iflasın açılmasından sonra da alacaklılar tarafından iflas masasına karşı sürdürülür; satış bedeli rehinli alacaklılara paylaştırılır, artan kısım iflas masasına intikal eder. İflastan önce başlatılmış böyle bir takipten vazgeçilerek rehnin İİK m. 185 uyarınca satılması da istenebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

