Kısmi Dava Sonrası Ek Dava Açılması ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Kısmi Dava Sonrası Ek Dava Açılması ve Şartları

Kısmi Dava ve Ek Dava İlişkisi

Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda alacağın sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi mümkündür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109 uyarınca, dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında kısmi dava açılması, alacağın geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez. Davacı, kısmi davada saklı tuttuğu alacak bölümü için kısmi dava karara bağlanmadan önce veya karara bağlandıktan sonra ayrı bir ek dava açabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
MADDE 109- (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez. Davaların yığılması

Kalan Alacak İçin Islah ve Ek Dava Seçenekleri

Alacaklı, kısmi davada kalan alacağını talep etmek amacıyla ıslah yoluna başvurmak veya ek dava açmak konusunda seçimlik hakka sahiptir. Kısmi davada ıslah hakkını kullanmak ek dava ile aynı hukuki etkiyi doğurur. Bununla birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 176 uyarınca taraflar aynı davada usul işlemlerini ancak bir kez ıslah edebilirler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
MADDE 176- (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. (2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Islahın zamanı ve şekli[20]

İş yargılamasına konu kısmi davalarda, dava öncesinde dava şartı arabuluculuk süreci yerine getirilmiş olması kaydıyla, sonrasında ıslah yoluyla artırılan alacak kısmı için ayrıca arabuluculuğa başvurulması zorunlu değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/11105 Esas ve 2021/15254 Karar sayılı ilamında, ilk dava öncesinde arabuluculuk şartı gerçekleştirilmişse kısmi ıslaha konu edilen alacaklar bakımından yeniden arabuluculuk sürecinin işletilmesine gerek bulunmadığı belirtilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/11105, K. 2021/15254Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2021/11105 E.  ,  2021/15254 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … 9. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : KANUN YARARINA BOZMA İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. İŞ MAHKEMESİ Davacı … adına Av. … ile davalı … Medya Dağıtım A.Ş. arasındaki davada (… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin davacının istinaf başvurusunun kesinlikten reddine dair 19/11/2020 tarih, 2020/2131 esas, 2020/2703 sayılı kesin nitelikteki kararına göre) … 5. İş Mahkemesi'nin 29/01/2020 tarih, 2018/632 esas ve 2020/2703 sayılı kesin nitelikteki kararının hukuka aykırı olduğu iddiası ile kanun yararına bozulması, Adalet Bakanlığı'nın 20.10.2021 tarih ve 39152028-153.01-273-2021-E. 2050/29506 sayılı yazısı ile talep edilmiş olmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 363. maddesindeki ; "(1) (Değişik: 20/7/2017-7035/33 md.) İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. (2) Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. (3) Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır." hükmü gereği dosyadaki tüm belgeler okunup dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde dağıtım elemanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshi üzerine davalı aleyhine ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin ödenmesi istemi ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak itirazın kısmen iptali ile takibin devamına, alacak davası yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Karara karşı taraflar istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b maddesi uyarınca kesinlik nedeniyle reddine, 7036 sayılı Kanun'un 9. maddesi atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verilmiştir. Temyiz: Kararı, kanun yararına bozulması için Adalet Bakanlığı temyiz etmiştir. Gerekçe: Kanun yararına temyize konu edilen uyuşmazlık, ıslah dilekçesi ile talep edilen kıdem tazminatı alacağı yönünden dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 12.10.2017 tarihli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığını taşıyan 3 maddesinin birinci fıkrasına göre, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir (m.3/2). 02.06.2018 tarihli ve 30439 (RG) sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin Dava Şartı Olarak Arabuluculuğa Başvuru ile ilgili 23. maddesinde başvurunun dilekçe ile veya bürolarda bulunan formların doldurulması suretiyle yahut elektronik ortamda yapılabileceği belirtilerek başvurunun şekli açıklığa kavuşturulmuştur. İlgili maddede ayrıca arabuluculuk başvurusu sırasında başvurandan, uyuşmazlık konusuna ilişkin hususların açıklanmasının isteneceği düzenlenmiştir. Gerek 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 15. maddesinde, gerekse Yönetmeliğin 25. maddesinde arabuluculuk faaliyetinin ne şekilde yürütüleceği düzenlenmiş olup, arabuluculuk faaliyetinin başvurunun içeriğine göre şekilleneceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların uyuşmazlık konusunda anlaşmaları veya kısmen anlaşmaları hâlinde süreç anlaşma son tutanağı ile sonuçlandırılacak yahut bunların haricindeki her durumda taraflar anlaşmamış sayılacağından anlaşmama son tutanağı düzenlenecektir (m.25/6). Bu yasal düzenlemelere göre somut olay değerlendirilecek olursa, davacının davalı taraf aleyhine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili için ilamsız icra takibi başlattığı, davalı tarafın takibe itirazı üzerine 7036 sayılı Kanunun 3. maddesine göre arabulucuya başvurulduğu, arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların anlaşamadığına dair son tutanağın düzenlendiği uyuşmazlık dışıdır. Davacı taraf anlaşmama son tutanağını eklemek suretiyle itirazın iptali davası açmış, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda itirazın kısmen iptaline karar verilmekle birlikte, alacak davasının dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemece ıslaha konu 4.554,80-fark kıdem tazminatı alacağı ile ilgili olarak, arabuluculuğa icra takibine konu alacaklar yönünden başvurulduğu, artırılan alacak yönünden arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle ret kararı verildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki anlaşmama tutanağında uyuşmazlığın konusu “işçi işveren uyuşmazlığı (… 10. İcra Md nün 2016/5521 E. sy dosyası ile takip konusu yapılan kıdem tazminatı-ihbar tazminatı-yıllık izin ücreti alacağı kalemlerini ve taleplerini içerir uyuşmazlığa dairdir. İtirazın iptali davası öncesi arabuluculuk başvurusu)” şeklinde belirlenmiştir. Görüşme tutanaklarında yer alan başvurucu vekilinin beyanları da aynı dogrultudadır. Mahkemece arabuluculuk tutanağının itirazın iptali davasına konu edilen alacaklar ile ilgili olduğu, ıslaha konu kıdem tazminatı yönünden arabuluculuk şartının gerçekleşmediği sonucuna varılmış ise de, itirazın iptali davasına konu alacak kalemleri arasında kıdem tazminatının da bulunduğu dosya kapsamındaki belgelerden tespit edilmektedir. Kanunda tarafların ‘uyuşmazlık’ konusunda anlaşmaları yahut anlaşamamalarından söz edilmekte olup, somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlığın “kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmemesinden” kaynaklandığı açıktır. Burada tartışılması gereken husus, itirazın iptali davasına konu kıdem tazminatı alacağı için arabuluculuğa başvurulmuş olması halinde, bu alacağın ıslahı öncesinde arabuluculuğa başvurulmasının gerekip gerekmediğidir. Yukarıda da ifade edildiği gibi, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. İş yargılamasına konu kısmi davalar ile ilgili olarak, dava öncesinde arabuluculuk şartının gerçekleştirilmiş olması kaydıyla, kısmi ıslaha konu edilen alacaklar yönünden ayrıca arabuluculuğa başvurulmasına gerek bulunmamaktadır (F. Uşan/E. Erdoğan/C.Erdoğan, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Işığında Bireysel İş Hukuku ve İş Yargılaması, Eylül 2021, …, 366). Diğer taraftan itirazın iptali davasında dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması mümkün olup, bu halde arttırılan kısım yönünden tahsil şeklinde hüküm kurulması gerektiği kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.10.2020 tarih, 2010/9-424 esas, 2010/511 sayılı kararı). Somut olayda davacının bir bölümünü itirazın iptali davasına konu ettiği kıdem tazminatı alacağının kalan kısmını ‘ıslah’ yolu ile talep etmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Bu itibarla kısmi davada ıslaha ilişkin ilkeler burada da geçerli kabul edilmelidir. Davacının gerek dava dilekçesi içeriğindeki gerekse ıslah dilekçesine konu ettiği alacağı aynı olup, bu alacak ile ilgili olarak arabuluculuk şartı yerine getirilmiştir. Dava açılmadan önce kıdem tazminatı ile ilgili olarak arabuluculuğa başvuran davacının, ıslaha konu kısım için ayrıca bu yola başvurması zorunlu değildir. Mahkemece uyuşmazlığa konu olan alacağın kendisi yerine, davanın türüne yönelik değerlendirme yapılarak, ıslah edilen kıdem tazminatı alacağının usulden reddine karar verilmesi açıklanan ilke ve esaslara aykırıdır. Bu halde davacının kıdem tazminatı alacağı yönünden arabuluculuğa başvuru şartını gerçekleştirdiği kabul edilerek, işin esasına yönelik değerlendirme yapılması gerekirken aksi yönde hüküm kurulması hatalı olup, kanun yararına bozma isteğinin bu gerekçe ile yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç: Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemi açıklanan gerekçe ile yerinde görülmekle … 5. İş Mahkemesi’nin 29/01/2020 tarih, 2018/632 esas ve 2020/2703 sayılı davacı yönünden kesin nitelikteki kararının sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, dosyanın mahkemesine iadesine, bozma kararının bir örneğinin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363. maddesinin 3. fıkrası gereğince Resmi Gazete’de yayınlanması için Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesine 02/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Birden Fazla Ek Dava Açılmasının Koşulları

Kısmi davada saklı tutulan alacak için gerek kısmi dava sonuçlanmadan önce gerekse hüküm verildikten sonra ek dava açılabilmektedir. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması şartlarının birlikte varlığı hâlinde kısmi davadan sonra birden fazla ek dava açılması da mümkündür.

Kısmi Davadaki Hükmün Ek Davaya Etkisi

Kısmi davanın tamamen veya kısmen reddedilmesi hâllerinde ret kararı verilen kısımlar hakkında kesin hüküm oluşacağından bu alacaklar yönünden ek dava açılamaz. Kısmi davanın tümüyle kabul edilmesi durumunda ise alacağın tamamı hakkında kesin hüküm oluşur ve kabul edilen kısmi davadaki hüküm ek davada kesin delil teşkil eder.

Derdestlik, Birleştirme ve Bekletici Mesele Usulü

Kısmi dava sürerken ek davanın açılmış olması durumunda davalı ilk itirazda bulunarak birleştirme talep etmemişse davalar birleştirilemez. Davaların birleştirilmemesi hâlinde ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Asıl kısmi dava kesinleşmeden ek dava sonuçlandırılamaz; zira ek davada verilecek karar kısmi davadan ayrı yeni bir hüküm niteliğindedir.

İstinaf Kanun Yolunda Parasal Kesinlik Sınırı

Alacağın bir kısmının dava konusu yapıldığı durumlarda istinaf kanun yoluna başvuru açısından parasal kesinlik sınırı kısmi talep tutarına göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 341/3 uyarınca kanun yoluna başvuruda alacağın bütünü esas alınarak kesinlik incelemesi yapılır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 341Kaynağı aç
MADDE 341- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar. (2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.[45] (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir. İstinaf dilekçesi
Kısmi dava reddedilirse kalan kısım için ek dava açılabilir mi?

Kısmi davanın tamamen veya kısmen reddedilmesi hâlinde ret kararı verilen kısımlar hakkında kesin hüküm oluşacağından bu alacaklar yönünden ek dava açılamaz.

Kısmi davadan sonra birden fazla ek dava açılabilir mi?

Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve hukuki yarar şartının bulunması hâlinde birden fazla ek dava açılması mümkündür.

Kısmi dava derdest iken açılan ek dava nasıl karara bağlanır?

İlk itirazda birleştirme talep edilmemişse mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapar ve asıl dava kesinleşmeden ek davayı sonuçlandıramaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu