İşkence ve Eziyet Suçunun Kapsamı ve Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
İşkence ve Eziyet Suçunun Kapsamı ve Cezası

İşkence, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel ya da ruhsal acıya, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine ya da aşağılanmaya yol açan davranışı gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezası öngörür. Eziyet ise bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörür; fail kamu görevlisi olmakla sınırlanmaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 94Kaynağı aç
Madde 94- (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve
bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine,
aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında
üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(Ek cümle:12/5/2022-7406/4 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde
cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.
(2) Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda
bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan
onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi
cezalandırılır.
(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu
nedenle indirim yapılmaz.
(6) (Ek: 11/4/2013-6459/9 md.) Bu suçtan dolayı zamanaşımı
işlemez.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 96Kaynağı aç
Madde 96- (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak
davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis
cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/5
md.) Suçun kadına karşı işlenmesi
hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.
(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda
bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe
karşı,[47]
İşlenmesi halinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Koruma,
Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlâli
Terk

İşkence suçunun kanuni çerçevesi

Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesinin birinci fıkrası işkenceyi kamu görevlisinin fiili olarak düzenler. Davranış insan onuruyla bağdaşmamalı ve kişinin bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama ya da irade yeteneğinin etkilenmesine veya aşağılanmasına yol açmalıdır. Temel ceza üç yıldan on iki yıla kadar hapistir.

Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümleye göre suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz. Bu alt sınır, ikinci fıkradaki nitelikli hâllerin cezasından ayrıdır.

Nitelikli hâller, cinsel taciz biçimi ve iştirak

Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesinin ikinci fıkrası iki hâli sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına bağlar. Bunlar, suçun çocuğa, beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı işlenmesi ve avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla işlenmesidir. Kadına yönelik beş yıllık alt sınır kuralı bu fıkrada değil, birinci fıkrada yer alır.

Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi ayrı bir cezayı gerektirir. Bu durumda on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. İştirak eden kişinin kendisinin kamu görevlisi olması bu fıkra bakımından ayrıca aranmaz. Suçun ihmali davranışla işlenmesi de verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmasını gerektirmez.

İşkence suçunda zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesinin altıncı fıkrasına göre işkence suçundan dolayı zamanaşımı işlemez.

Eziyet suçunun kanuni çerçevesi

Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinin birinci fıkrası, bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörür. Fail “kişi” olarak ifade edilir ve kamu görevlisi olma şartı aranmaz.

Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümleye göre eziyet suçunun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2013/20172 esas ve 2014/18515 karar sayılı kararında, yasada eziyet kabul edilen eylemlerin tanımlanmadığı belirtilmiştir. Kararda yer verilen madde gerekçesine göre bu fiiller ani olarak değil, sistematik biçimde ve belli bir süreç içinde işlenir. Süreklilik gösteren eziyetin özelliği, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkileridir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2013/20172, K. 2014/18515Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2013/20172 E.  ,  2014/18515 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 5 – 2010/70039
MAHKEMESİ : Manisa 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/10/2009
NUMARASI : 2009/54 (E) ve 2009/776 (K)
SUÇ : Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama ve eziyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nun 96/1. maddesinde "bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." İbaresi yer almakta, yasada eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise "eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir." denilmektedir.
Yaralama fiilinin başka bir suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olması halinde bu suçla birlikte kasten yaralama suçundan da hüküm kurulabilmesi için yasada açık bir hüküm bulunması zorunludur. (Örnek: TCK.nun , 102/4., 103/5., 109/6. ve 149/2. maddeleri gibi) İşkence suçu işlenirken mağdurun TCK.nun 87. maddesinde belirtilen şekilde yaralanması halinde TCK.nun 95. maddesinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence suçu düzenlenmiş olup söz konusu nitelikli halin uygulanması gerekmektedir.
Eziyet suçunda ise, işkence suçunda olduğu gibi neticesi sebebiyle ağır- laşmış eziyet suçunun kabul edilmemesi nedeniyle, bu suçun yanında nitelikli yaralama hali oluşduğunda yaralama suçundan da ayrıca ceza tayini gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve cezanın arttırılacağı hallerin TCK.nun 96/2. maddesinde sınırlı olarak sayıldığı gözetildiğinde yaralama suçundan da mahkumiyet hükmü kurulamayacaktır. Bu durumda, eziyet suçunun unsurlarından olan basit yaralamanın ötesinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun oluşması halinde TCK.nun 44. maddesi gözetilip fiilin süreklilik arzetmesi, yaralamanın dışında diğer kötü muamelelerinde bulunması gözetilerek TCK.nun 3. ve 61/1. maddeleri gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini ile adil bir sonuca ulaşılması gerektiği değerlendirilmekle,
I- Eziyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hü- kümlere ilişkin olarak, Buca İlçe Nüfus Müdürlüğünün 22.04.2009 tarihli yazısı ve eklerinden, suç tarihi itibariyle nüfusa kayıtlı olmayan katılan P.. U..'un, Buca 1 Nolu Toplum Sağlık Merkezinin 21.04.2009 tarihli yaş tespit formu ve babası olan katılan S.. U..'un beyanı doğrultusunda, 01.01.1992 doğum tarihli olarak kaydı yapıldığı anlaşılmış ise de, Karşıyaka Devlet Hastanesi'nin 10.09.2008 tarihli sağlık kurulu rapo- runda katılan P.. U..'un genel görünüm ve kemik grafilerine göre on sekiz yaş sonu ile uyumlu olduğunun belirtilmesi ve katılan S.. U..'un, 08.09.2008 tarihli kolluk ifadesinde kızı olan katılan P.. U..'un 1990 yılında doğduğuna ilişkin beyanı karşı- sında, katılan P.. U..'un suç tarihi itibariyle yaşının kesin olarak saptanıp, gerekirse yaş düzeltilmesi yolunda gidilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Eziyet ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere ilişkin olarak, oluşa ve dosya kapsamına göre sanıkların katılan P.. U..'a yönelik kasten yaralama eylemleri bir bütün olarak değerlendirilerek, TCK.nun 61/1. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimine göre alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle sadece eziyet suçundan hüküm kurulması gerekirken, ayrıca kasten yaralama suçundan da hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
III- İddianameki anlatım ve mağdurenin aşamalardaki beyanlarında, dişle- rinin sanıklar tarafından kerpeten ile çekildiğinin iddia edilmesi, İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 12.05.2009 tarihli raporunda çekildiği iddia edilen dişlerin kök halinde görüldüğünün ve diş kayıplarının duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde olduğunun belirtilmesi karşısında, bu husus üzerinde durulmadan ve kararın gerekçesinde tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması
IV- Kabul ve uygulamaya göre de;
1- Çocuğa yönelik eziyet suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesinin 96/2-a olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanıkların kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 ve 326/son maddeleri gereğince ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla (BOZULMASINA), 14.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eziyet ile yaralamanın birlikte değerlendirilmesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2013/20172 esas ve 2014/18515 karar sayılı kararına göre yaralama başka bir suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni ise, o suçla birlikte ayrıca kasten yaralama suçundan hüküm kurulabilmesi için yasada açık hüküm bulunması zorunludur. Daire, işkence suçu işlenirken mağdurun Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesinde belirtilen şekilde yaralanması hâlinde 95. maddedeki neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence hükmünün uygulanması gerektiğini ifade etmiştir.

Aynı kararda daire, eziyet bakımından neticesi sebebiyle ağırlaşmış eziyetin kabul edilmediğini ve artırım hâllerinin 96. maddenin ikinci fıkrasında sınırlı sayıldığını gözetmiştir. Buna göre eziyetin yanında ayrıca yaralama suçundan mahkûmiyet hükmü kurulamayacaktır. Somut olayda kasten yaralama eylemleri bir bütün değerlendirilerek yalnızca eziyet suçundan hüküm kurulması gerekirken ayrıca kasten yaralama suçundan hüküm kurulması, fazla ceza tayini olarak bozma nedeni sayılmıştır.

Daire, eziyetin unsuru olan basit yaralamanın ötesinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama oluşursa Türk Ceza Kanunu’nun 44. maddesinin gözetilmesini değerlendirmiştir. Fiilin sürekliliği ve yaralama dışındaki kötü muameleler dikkate alınarak 3. madde ile 61. maddenin birinci fıkrası uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Çocuğa yönelik eziyetten hüküm kurulurken uygulama maddesinin 96. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de bozma nedenleri arasındadır. Hükümler, ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 14 Temmuz 2014 tarihinde oybirliğiyle bozulmuştur.

Kararlarda sistematiklik ve süreklilik ölçüsü

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2014/439 esas ve 2014/14662 karar sayılı kararına göre eziyet suçu bakımından sistematik olma ve süreklilik unsuru aranır; kastın bu unsurları da kapsaması gerekir. Daire eziyeti genel bir suç tipi olarak ayırmış, ayırt ettiği diğer suçlar için fail ile mağdur arasında özel bir ilişki aranacağını belirtmiştir. Bu ayrım kararda incelenen kötü muamele suçuna yöneliktir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2014/439, K. 2014/14662Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2014/439 E.  ,  2014/14662 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Eziyet
HÜKÜM : Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nun 96/1. maddesinde "bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi…" ibaresi yer almakta; yasada eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise "Eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir." denilmektedir.
5237 sayılı TCK.nun 232/1. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçu ise; merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak davranışlardır.
Yarı aç veya susuz bırakma, uyutmamak, zor koşullarda çalışmaya mec- bur etmek gibi hareketleri kötü muameleye örnek olarak vermek olanaklıdır.
Keza hakaret oluşturan fiiller, disiplin yetkisi kapsamına girmedikleri gibi, kötü muamele suçu olarak değil, hakaret suçundan dolayı cezalandırılmayı gerektirir.
Bu suçlarda temel özellik, kötü davranmadır. Bu kötü davranma, mağdu- run onur ve şerefiyle bağdaşmayan muameleye tabi tutulması, ona acı veren ve insan olarak hak etmediği bir işlem uygulanması olabilir. Bu eylemler çoğunlukla, yaralama, tehdit, sövme gibi yasanın başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan eylemleri kapsar. Bu eylemler, çıplak gezdirme, aç bırakma, sürekli alay etme, korkutma gibi olabilirler. Bu eylemler aynı zamanda bu bölümde incelenen eziyet suçunu da oluşturan eylemlerdir. Eziyet suçu ile bu suçları ayırt etmek açısından, eziyet suçu bakımından sistematik olma ve süreklilik unsurunun aranacak olup ve kastın bu unsurları da kapsaması gerekmektedir. Öte yandan eziyet genel bir suç tipi iken, diğer suçlar için faille mağdur arasında özel bir ilişki olması gerekir.
Somut olayda mağdura yönelik eylemlerin uzun zaman dilimine yayıldığı yönündeki tanık beyanları ile mağdurun tüm aşamalardaki istikrarlı beyanları ve hükmün gerekçesine göre sanık … …'ın mağdura vücudunun çeşitli yerlerinde morluk oluşturacak şekilde vurmak, aç bırakmak, sürekli aşağılamak, terlikle yaralamak şeklindeki eylemlerinin bir bütün halinde eziyet suçunu oluşturduğu anlaşılmakla sanık … …ile ilgili tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıklar müdafiinin, suçun sübutuna, delillerin mahkumiyete yeterli olmadığına, eksik incelemeye, suç vasfına yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin (ONANMASINA), 13.06.2014 gü- nünde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı karardaki somut olayda uzun zamana yayılan, morluk oluşturacak şekilde vurma, aç bırakma, sürekli aşağılama ve terlikle yaralama şeklindeki eylemler bir bütün hâlinde eziyet suçu olarak kabul edilmiştir. Daire tebliğnamedeki bozma düşüncesine katılmayarak hükümlerin 13 Haziran 2014 tarihinde oybirliğiyle onanmasına karar vermiştir. Bu kabul, dosyadaki eylemlerin birlikte değerlendirilmesine ilişkindir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2018/8519 esas ve 2018/12415 karar sayılı kararında, sistematik olarak ve belli bir süreç içinde işlenen; kasten yaralama, hakaret, tehdit veya cinsel taciz niteliği taşıyabilen; insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel ya da ruhsal acı ile aşağılanmaya yol açan davranışların eziyet suçunu oluşturacağı belirtilmiştir. Somut olayda eziyet kabulü isabetsiz görülmemiştir. Eşe yönelik kasten yaralama eyleminin bir bütün hâlinde eziyet kapsamında kaldığı gözetilmeden fiilin bölünmesi ve yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırılabilecek bir hukuka aykırılık olarak değerlendirilmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/8519, K. 2018/12415Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2018/8519 E.  ,  2018/12415 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Eziyet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın eşine karşı işlediği kabul edilen kasten yaralama eyleminin bir bütün halinde eziyet suçu kapsamında kaldığı gözetilmeden ayrıca fiil bölünerek yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında, kasten yaralama suçu nedeni ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararındaki hükmün kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırılması mümkün görülmüştür.
Sistematik olarak ve belli bir süreç içinde kasten yaralama, hakaret, tehdit ve cinsel taciz niteliği taşıyan, insan onuruyla bağdaşmayan, mağdurun bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine ve aşağılanmasına yol açan davranışların eziyet suçunu oluşturacağı cihetle oluş,dosya kapsamı, mağdurun beyanları ve bu beyanlarla uyumlu olan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 26.07.2013 tarihli raporunda mağdurun vücudunda eski ve yeni oluşmuş nitelilkte çok sayıda tramvatik lezyon saptandığının belirtilmiş olması nedeniyle; sanığın eyleminin eziyet olarak kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında eşine yönelik eziyet suçundan hüküm kurulurken doğrudan TCK'nun 96/2-b maddesi uyarınca cezalandırılması yerine, önce aynı Kanunun 96/1. maddesiyle hüküm kurulduktan sonra 96/2-b maddesinin uygulanması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya,dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre ,katılan vekilinin alt sınırdan ceza tayin edilip takdiri indirim uygulanmasına; sanık müdafiinin sübuta ve eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün ONANMASINA, 08.11.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece eziyet suçundan TCK.nun 96/1, 96/2-b, 62, 53. maddeleri gereğince mahkumiyetine dair kararın onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.
Şikayetçi …'in 25.07.2011 günlü Kemalpaşa Polis Merkezi Amirliğince alınan ifadesinde eşi olan sanıkla dokuz yıldır evli olduğunu, eşinin kendisine devamlı şiddet uyguladığını, olay günü de sanığın facebook sitesine giriş yapması nedeniyle tekme tokat ve kafasına bardakla vurduğunu, kafasına ve vücüdunun çeşitli yerlerine vurulduğunu beyanla şikayetçi olmuştur.
Mağdurenin sevk edildiği Adli Tıp Bakırköy Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23.07.2011 tarihli raporda mağdurenin, yanak, dirsek, kol, bacak gibi bölgelerinde laseresyon ve ekimoz gibi tespitlere yer verildiği görülmüştür.
Raporda, mağdurenin ''anksiyöz ve depresif görünümde olduğu, kendisine yapılan darpları anlatırken gülmelerinin olduğu…'' ve ayrıca sigara yanığı olarak değerlendirilen bulgularında tıbbi tespite göre değil kişinin söylemlerine nazaran belirtildiği görülmüştür.
Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 26 Temmuz 2013 tarihli raporunda da aynı bulgu ve tespitlere yer verildikten sonra vücudundaki eski ve yeni oluşmuş nitelikdeki lezyonların DEPRESİF belirtilerin eşlik ettiği POST TRAVMATİK STRES BOZUKLUĞUNA neden olduğu açıklanmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında, aralarındaki tartışma sonrası eşi şikayetçinin kafasına vurduğunu daha önce dövmediğini beyanla suçlamaları reddetmiştir.
Beyanlarına başvurulan tanıklar …, …, …, … ve … sanık ile şikayetçi arasında arasıra tartışma olduğunu ancak sanığın şikayetçiyi dövdüğünü ve kötü davrandığını görmediklerini beyan etmişlerdir.
Şikayetçiye ait raporda kafa, kol, dirsek ve bacakta birçok bulgu olduğu, ancak şikayetçide aynı zamanda depresif belirtilerinde yer aldığı ve muayene arasında soruları gülerek cevaplaması gözönüne alındığında bazı lezyonların mağdure tarafından oluşturulabilmesi olasılığı bulunmaktadır.
TCK.nun 96. maddesinde düzenlenen Eziyet Suçu ‘’ Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışlar…’’ şeklinde tanımlanmıştır. Madde metninde eziyet teşkil eden hareketlerin veya davranışların neler olduğu gösterilmemiştir.
TCK.nun 96. maddesinin gerekçesinde ‘’ Eziyet olarak bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden açı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliğini taşıyabilir. Ancak bu fiiller ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Bir süreç içinde süreklilik arz eder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi…’’ şeklinde açıklama getirilmiştir.
Madde gerekçesine göre eziyet; ‘’sistematik bir şekilde kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak nitelikte olmalıdır.’’ (Artuk-Gökşen- Yenidünya TCK. şerhi 3. cilt s.2490)
Eziyeti oluşturan davranış ve hareketlerin belirli bir süre içerisinde ve sistematik olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Söz konusu fiiller belirli bir plan ve tavır çerçevesinde ve belirli bir süreçte işlenmelidir. Belli bir süre devam etmeyen davranış veya hareketlerin eziyet olarak tanımlanmasına imkan yoktur.
Nitekim Yargıtay Ceza Daireleri de;
– Lise servisinde birlikte seyahat eden son sınıf öğrencilerinin birinci sınıf öğrencisini sürekli tartaklamaları,
– İş yerindeki birini istifaya zorlamak için sürekli cinsel sataşmada bulunulması,
– Kişiyi süreklilik arz edecek şekilde soğuk suyun altında tutma
– Süreklilik arz edecek şekilde saç çekmek,
Şeklindeki hareketleri eziyet olarak kabul etmiştir.
Tüm fiillerde görüldüğü üzere suçun temel unsuru sürekliliktir. Eziyet teşkil eden davranış ve hareketler sistematik şekilde belirli bir süre devam etmelidir.
Somut olayda, karı-koca olup yaklaşık dokuz yıldır evli olan şikayetçi ile sanık arasında zaman zaman sorunlar yaşandığı 25.07.2011 günü de kıskançlık sebebiyle çıkan tartışmada sanığın şikayetçiyi yaraladığı sabit ise de vücudundaki tüm bulguların sanık tarafından meydana getirildiği ve bunun süreklilik arzettiği ve sistematik şekilde devam ettiğine, sanığın eziyet boyutuna ulaşan fiillerinin tespit olunmaması karşısında sanığın kasten yaralama suçu yerine eziyet suçundan mahkumiyetine dair yerel mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.
Bu itibarla, yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Bu dosyada daire, eşe yönelik eziyet hükmünde önce 96. maddenin birinci fıkrasıyla hüküm kurulup ardından ikinci fıkranın (b) bendinin uygulanmasını sonuca etkili görmemiş ve bu sırayı bozma nedeni yapmamıştır. Değerlendirme bu dosyaya özgüdür. Katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek hüküm 8 Kasım 2018 tarihinde oyçokluğuyla onanmıştır. Karardaki karşı düşünce, somut olayda süreklilik ve sistematikliğin saptanmadığı görüşündedir.

Türk vatandaşları ve Türkiye’de bulunan yabancılar

İşkenceyi düzenleyen 94. madde fail yönünden kamu görevlisini esas alır; suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Eziyeti düzenleyen 96. maddenin birinci fıkrası faili kişi olarak düzenler. Bu hükümler suçun oluşmasını mağdurun Türk vatandaşı olması şartına bağlamaz ve vatandaş ile yabancı arasında ayrı bir tanım yapmaz.

Sınır dışı etme kararı alınmayacak yabancılar

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 54. madde kapsamına girseler bile bazı yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmayacağını düzenler. Bent; ölüm cezası, işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamele bakımından ciddi emare bulunan yabancıları kapsar. Hüküm işkence veya eziyet suçunun ceza tanımını ve bu suçlar bakımından yargılama yetkisini belirlemez; sınır dışı etme kararına ilişkindir.

6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55 – (1) 54 üncü madde kapsamında olsalar dahi,
aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz:
a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye,
insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda
ciddi emare bulunanlar
b) Ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle
seyahat etmesi riskli görülenler
c) Hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam
etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar
ç) Mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti
mağdurları
d) Tedavileri tamamlanıncaya kadar, psikolojik, fiziksel veya
cinsel şiddet mağdurları
(2) Birinci fıkra kapsamındaki
değerlendirmeler, herkes için ayrı yapılır. Bu kişilerden, belli bir adreste
ikamet etmeleri, istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmaları
istenebilir.
Türkiye’yi terke davet

Aynı fıkrada, ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülen yabancılar hakkında da sınır dışı etme kararı alınmayacağı düzenlenir. Bu bent de sınır dışı etme kararına ilişkindir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre birinci fıkra kapsamındaki değerlendirme herkes için ayrı yapılır. Bu kişilerden belli bir adreste ikamet etmeleri ve istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmaları istenebilir. Yükümlülük sınır dışı etmeme değerlendirmesine bağlıdır ve işkence ya da eziyet suçunun unsuru değildir.

İşkence suçunu kim işleyebilir?

Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesi, insan onuruyla bağdaşmayan ve belirtilen sonuçlara yol açan davranışı gerçekleştiren kamu görevlisini cezalandırır. Suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

Eziyet suçunda failin kamu görevlisi olması gerekir mi?

Hayır. Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinin birinci fıkrası, eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörür ve faili kamu görevlisi olmakla sınırlamaz.

Suç kadına karşı işlenirse alt sınır değişir mi?

İşkencenin kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan, eziyetin kadına karşı işlenmesi hâlinde iki yıl altı aydan az olamaz. Bu kurallar 12 Mayıs 2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun ile eklenmiştir.

İşkence suçunda zamanaşımı işler mi?

Hayır. Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesinin altıncı fıkrasına göre işkence suçundan dolayı zamanaşımı işlemez.

Türkiye’de bulunan yabancı bu suçların mağduru olabilir mi?

İşkence ve eziyet hükümleri mağduru vatandaş veya yabancı olmasına göre ayırmaz. İşkencede fail kural olarak kamu görevlisidir; eziyette fail kamu görevlisiyle sınırlı değildir.

Ciddi işkence emaresi bulunan yabancı sınır dışı edilir mi?

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, sınır dışı edileceği ülkede işkenceye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz. Değerlendirme herkes için ayrı yapılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu