Kişisel İlişki Kurulması ve Aile Hayatına Saygı Hakkı

by Avukat Erdal Ersoy
Kişisel İlişki Kurulması ve Aile Hayatına Saygı Hakkı

Devletin Aile Hayatına Saygı Kapsamındaki Yükümlülükleri

Aile hayatına saygı hakkı kapsamında kamu otoritelerinin sorumluluğu, yalnızca bu hakka keyfî surette müdahaleden kaçınmayı içeren negatif yükümlülükle sınırlı değildir. Öncelikli olan bu sınırın yanı sıra, aile hayatına etkili bir biçimde saygının sağlanmasını temin edecek pozitif tedbirlerin alınması da devletin ödevleri arasında yer alır.

Anne, baba ve çocukların bir arada yaşaması aile hayatının temel bir unsurudur. Ebeveynlerden birine tanınan velayet veya kişisel ilişki haklarının hukuka aykırı şekilde engellenmesi durumunda, bireylerin haklarını koruyan düzenleyici yargısal bir çerçevenin oluşturulması ve fiilen uygulanacak uygun tedbirlerin alınması devletin pozitif yükümlülüklerinin bir parçasıdır.

Çocuğun Üstün Yararı ve Zorlayıcı Tedbirlerin Sınırı

Anayasa'nın 20. ve 41. maddeleri uyarınca her çocuk, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve bu ilişkiyi sürdürme hakkına sahiptir. Kamu makamları ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesini sağlayacak tedbirleri almakla yükümlüdür.

Kamusal makamlar aile ilişkilerinin sürdürülebilirliği ve taraflar arasında iş birliğinin kurulması adına kendilerinden beklenen en üstün gayreti göstermekle ödevlidir. Bununla birlikte zorlayıcı tedbirlere başvurma yükümlülüğü mutlak olmayıp tüm tarafların menfaati ve özellikle çocuğun üstün yararı karşısında sınırlıdır.

Kişisel İlişki Uyuşmazlıklarında Kamusal Değerlendirme

Kişisel ilişkinin kurulamadığı iddiasına ilişkin başvuruda; icra sürecindeki takip işlemleri, ilgili mahkemelerin ve icra dairesinin tutumu ile başvurucu hakkında yürütülen ceza yargılaması süreci gibi bir dizi kamusal işlem ve eylemin bir bütün hâlinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Mahkeme kararlarına rağmen kişisel ilişki kurulamaması ve caydırıcı önlemlerin yetersizliği iddiasıyla yapılan somut bir başvuru incelemesinde; yargı mercilerinin çocuğun üstün yararını gözettiği ve yürütülen ceza yargılaması ile icra süreçlerinin bir bütün olarak gözetildiği gerekçesiyle Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerinde güvenceye bağlanan hakların ihlal edilmediğine hükmedilmiştir.

Yargısal Usulün Anayasal Çerçevede Denetimi

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulardaki rolü, ilgili yasal kuralların yorumunun Anayasa'ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Bu doğrultuda yargı mercileri tarafından izlenen usul denetlenmekte; mahkemelerin kişisel ilişki kurulmasına ve velayete ilişkin mevzuat hükümlerini uygularken Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerindeki güvenceleri gözetip gözetmediği incelenmektedir.

Kamusal makamlar çocukla kişisel ilişki kurulması için zorlayıcı tedbir almak zorunda mıdır?

Kamusal makamlar taraflar arasında iş birliğini sağlamak için üstün gayret göstermekle yükümlüdür; ancak zorlayıcı tedbirlere başvurma yükümlülüğü tarafların menfaati ve özellikle çocuğun üstün yararı ile sınırlıdır.

Kişisel ilişkinin kurulamadığı iddiasında kamu makamlarının yükümlülükleri nasıl değerlendirilmiştir?

Somut başvuru kapsamındaki iddia karşısında icra sürecindeki takip işlemleri, ilgili mahkemelerin ve icra dairesinin tutumu ile yürütülen ceza yargılaması süreçleri bir bütün hâlinde ele alınarak kamusal makamların pozitif yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilmiştir.

Mahkeme kararına rağmen kişisel ilişki kurulamaması bireysel başvuruda nasıl değerlendirilmiştir?

Somut başvuru incelemesinde derece mahkemelerinin çocuğun üstün yararını gözettiği ve takip edilen kamusal süreçlerin bütünlüğü dikkate alınarak Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerinin ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu