İptal Kararının Hukuki Temeli
Anayasa Mahkemesi, kamu görevine atanmadan önce güvenlik soruşturması yapılmasını düzenleyen kuralı iptal ederken temel olarak iki noktaya dayanmıştır. Birincisi, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliği taşımaktadır; kamu mercilerinin bu kapsamda bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgileri alması, kaydetmesi ve kullanması Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına sınırlama oluşturmaktadır. İkincisi, bu tür bir sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen belirlilik şartını karşılaması zorunludur; kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde müdahale yetkisi tanındığının kanun metninde yeterince açık biçimde gösterilmesi ve olası kötüye kullanmalara karşı güvencelerin kanun düzeyinde belirlenmesi gerekmektedir.
İptal edilen düzenlemede bu güvencelerin yer almadığı saptanmıştır. Soruşturmaya konu edilecek bilgi ve belgeler, bu bilgilerin kullanım biçimi ve soruşturmayı yürütecek merciler kanunda tanımlanmamıştı. Anayasa'nın 128. maddesi kamu görevlileri için temel hakları sınırlayan düzenlemelerin kanunla yapılmasını zorunlu kıldığından, söz konusu boşluk Anayasa'nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmamıştır.
Güvenlik Soruşturması Tamamen Kalktı mı?
Anayasa Mahkemesi iptal kararları yalnızca o dönemde yürürlükte olan belirli düzenlemeleri ortadan kaldırmıştır; güvenlik soruşturması kurumunun kendisi kaldırılmamıştır. Danıştay 12. Dairesinin AYM E:2018/163, K:2020/13 sayılı karara dayandığı değerlendirmeye göre kararın ortaya koyduğu ilke şudur: güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına dair ayrıntıların kanunda gösterilmesi, kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğine ilişkin güvencelerin kanun düzeyinde sağlanması koşuluyla bu yöntemlere başvurulabilir.
Danıştay 12. Daire, E. 2019/1513, K. 2021/2357Kaynağı aç
Millî güvenlik bakımından hassasiyet taşıyan kamu görevlerine atanacak kişiler için güvenlik soruşturması yapılmasını öngören düzenlemeler getirilmesi kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmektedir; ancak bu düzenlemelerin kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık biçimde göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceler sağlaması gerekir. AİHM de Leander/İsveç kararında (Başvuru No. 9248/81, 26/03/1987) devletlerin millî güvenliği korumak amacıyla yetkili makamlarına kişi bilgileri toplama ve bu bilgileri hassas kadrolara yapılacak atamalarda kullanma yetkisi veren kurallara sahip olmasının gerekli olduğunu benimsemiştir.
7315 Sayılı Kanunla Getirilen Yeni Çerçeve
TBMM, AYM'nin iptal gerekçesinde belirlediği şartları karşılamak üzere 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nu yürürlüğe koymuştur. Bu Kanun; soruşturmanın kimlere uygulanacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin hangi mercilerce toplanacağını ve nasıl kullanılacağını, Değerlendirme Komisyonu'nun oluşumunu ve çalışma esaslarını, kişisel verilerin güvenliğini ve bu verilerin saklanma ile silinme sürelerini kanun düzeyinde düzenlemiştir. Kanun, 17 Nisan 2021 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve 4045 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldırmıştır.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/3013, K. 2022/3411Kaynağı aç
7315 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca güvenlik soruşturması; arşiv araştırmasının kapsamına ek olarak kişinin görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat birimlerindeki olgusal verilerini, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişkisini, terör örgütleri veya suç amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ya da iltisak içinde olup olmadığını, mevcut kayıtlar ve denetime elverişli yöntemlerle tespit etmeyi kapsar.
Elde edilen veriler, soruşturmayı yapan birimden ayrı tutulan Değerlendirme Komisyonu'nca analiz edilir. Komisyon, olgusal verilere dayalı nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amirine sunar; mahkemelerin talebi hâlinde bu bilgiler yargıya da iletilir. Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu'nun E:2022/3013, K:2022/3411 sayılı kararında soruşturmayı yapan birim ile verileri değerlendiren birimin ayrı tutulmasının 7315 sayılı Kanun'un usul ve ilkeleriyle uyumlu olduğu saptanmıştır.
Görülmekte Olan Davalara Etkisi
Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, itiraz yoluyla yapılan başvuru sonucunda verilen AYM kararı, esas hakkındaki karar kesinleşmeden önce gelirse mahkeme bu karara uymak zorundadır. Öte yandan Anayasa'nın 153. maddesinin beşinci fıkrası iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Bu iki kural arasındaki ilişki, görülmekte olan davalar bakımından nasıl uygulanacağı sorusunu gündeme getirmekte olup Danıştay kararlarında bu meselenin değerlendirilme biçimi farklılık göstermektedir.
Danıştay 12. Dairesinin E:2019/1513, K:2021/2357 sayılı kararında bir somut uyuşmazlık bağlamında şu sonuca ulaşılmıştır: İptal edilmiş kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandırıldığından bahisle tesis edilen işlem hukuka aykırıdır. Aynı karar, 7315 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra idarenin bu Kanun'da öngörülen temel ilkelere, usul ve esaslara uygun olarak yeniden değerlendirme yapabileceğini de açıkça belirlemiştir. Bu ifade, ilgili davadaki işlem üzerine kurulmuş bir tespittir; her iptal kararından etkilenen davanın otomatik olarak kesin iptalle sonuçlandığı anlamına gelmez; idarenin yeni kanuna göre işlem tesis etme yetkisi saklıdır.
4045 sayılı Kanun döneminde yapılan ve yargılaması hâlâ süren güvenlik soruşturması işlemlerinin hukuka uygunluk denetimi konusunda Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu'nun E:2022/3013, K:2022/3411 sayılı kararında oyçokluğuyla şu yorum benimsenmiştir: Bu işlemlerin özel hayata saygı hakkı ve kişisel verilerin korunması yönünden değerlendirilmesinde 7315 sayılı Kanun'da öngörülen esasların esas alınması kanunların geriye yürümezliği ilkesini ihlal etmez. Bu yaklaşım söz konusu davada benimsenen çoğunluk yorumunu yansıtmaktadır; yargılaması kesinleşmiş ya da yeni açılacak davalara uygulanabilirliği ayrı uyuşmazlıklarda mahkemelerce değerlendirilecektir.
HAGB Kararlarının Güvenlik Soruşturmasında Kullanılması
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrası, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kayıtların yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talep edilmesi hâlinde verilebileceğini öngörmektedir. Bu hükme aykırı biçimde güvenlik soruşturması amacıyla elde edilen HAGB kayıtlarının kullanılması, bir AYM bireysel başvuru kararında özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği sonucuna yol açmıştır.
Danıştay 2. Daire, E. 2020/861, K. 2020/3380Kaynağı aç
5352 sayılı ADLİ SİCİL KANUNU m. 6Kaynağı aç
Danıştay 2. Dairesinin E:2020/861, K:2020/3380 sayılı kararında bu ilke somut bir uyuşmazlığa uygulanmıştır. Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesine aykırı biçimde elde edilen bilgi ve belgelere dayalı olarak yapılan arşiv araştırması üzerine tesis edilen atamama işlemi hukuka aykırı bulunmuş; idare mahkemesinin verdiği iptal kararı hüküm fıkrası itibarıyla isabetli görülerek onanmıştır. Aynı kararda, mahkûmiyet kararı bulunmayan başvurucu hakkında eylemin sabit sayılmasına dayanıldığı için masumiyet karinesinin de ihlal edildiği aktarılmaktadır.
4045 sayılı Kanun'un ilgili işlemin tesis edildiği dönemdeki metninde, hangi suçların kamu görevine girmeye engel olduğu, suçlar arasında herhangi bir ayrım ve derecelendirme ile HAGB kararlarının güvenlik soruşturması sonucunu olumsuz etkileyip etkilemeyeceği düzenlenmemişti. Bu belirsizlik, o dönemde tesis edilen işlemlere yönelik davaların hukuka aykırılık değerlendirmesinde önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dava Açmayan veya Davası Süre Aşımıyla Reddedilenlerin Durumu
Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanmasına rağmen dava açmayan ya da açılan davası süre aşımı nedeniyle reddedilen kişilerin AYM kararından sonra idareye başvurarak atanma talebinde bulunabileceği ve bu talebin reddedilmesi hâlinde idari yargı yolunun açılabileceği bir görüş olarak ortaya konulmaktadır. Lehe iptal kararlarının bu biçimde geriye yürütülebileceği meselesi tartışmalı olmaya devam etmekte olup somut uyuşmazlıklarda yargı mercilerinin ayrıca değerlendirme yapması gerekecektir.
Yeni Düzenlemelerde Anayasal Sınırlar
TBMM, iptal edilen alanda yeniden düzenleme yapma yetkisini elinde bulundurmaktadır; ancak yeni düzenlemelerin AYM'nin belirlediği belirlilik ve güvence şartlarını karşılaması zorunludur. Bu şartları taşımayan bir düzenlemenin de iptal riskiyle karşılaşabileceği değerlendirilmektedir. Öte yandan güvenlik soruşturması her kadro için otomatik ve mutlak bir koşul değildir; uygulamanın görevin niteliğine, ilgili kanuna ve yürürlükteki düzenlemeye göre farklılaştığı da gözetilmelidir.
Arşiv Araştırması ile Güvenlik Soruşturması Arasındaki Fark
Arşiv araştırması ile güvenlik soruşturması kapsam ve yoğunluk bakımından birbirinden ayrılan iki işlemdir. Arşiv araştırması resmî kayıtlara dayalı sınırlı bir incelemeyi ifade ederken güvenlik soruşturması daha geniş veri ve değerlendirme alanı yaratabilmektedir. 7315 sayılı Kanun'un 5. maddesi, güvenlik soruşturmasının arşiv araştırması kapsamının ötesinde olgusal verileri, yabancılarla ilişkiyi ve örgüt bağlantısı iddialarını da kapsadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Sık Sorulan Sorular
AYM iptal kararı güvenlik soruşturması nedeniyle atanmayan herkes için geçerli mi?
Anayasa Mahkemesi kararları yalnızca hüküm fıkrasıyla değil gerekçesiyle birlikte bağlayıcı nitelik taşır. Ancak bu durum iptal kararından etkilenen her davanın otomatik olarak lehte sonuçlandığı anlamına gelmez. Sonuç; işlemin dayanağı olan mevzuata, işlem tarihine ve o tarihte yürürlükte olan düzenlemeye göre farklılaşmaktadır. 7315 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra idare, bu Kanun'da öngörülen usul ve esaslara uygun olarak yeniden değerlendirme yapabilir.
HAGB kararım güvenlik soruşturmasında aleyhime kullanılabilir mi?
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrası, HAGB kararlarına ilişkin kayıtların yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talep edilmesi hâlinde verilebileceğini düzenlemektedir. Bu maddeye aykırı biçimde güvenlik soruşturması amacıyla elde edilen kayıtlara dayalı olarak tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu Danıştay içtihadında somut olarak tespit edilmiştir.
4045 sayılı Kanun dönemi işlemim için açılan dava 7315 sayılı Kanun'a göre mi incelenecek?
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu'nun E:2022/3013, K:2022/3411 sayılı kararında oyçokluğuyla benimsenen yaklaşıma göre, 4045 sayılı Kanun döneminde tesis edilen ve yargılaması hâlâ süren işlemlerin özel hayata saygı hakkı ve kişisel verilerin korunması yönünden değerlendirilmesinde 7315 sayılı Kanun'daki esasların esas alınması kanunların geriye yürümezliği ilkesini ihlal etmez. Bu değerlendirme söz konusu davadaki çoğunluk yorumunu yansıtmaktadır; yargılaması kesinleşmiş ya da yeni açılacak davalara uygulanabilirliği ayrıca değerlendirmeye muhtaçtır.
Süre aşımı nedeniyle reddedilen davamda yeniden yargı yoluna başvurabilir miyim?
Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanıp dava açmayan ya da davası süre aşımından reddedilen kişilerin AYM kararından sonra idareye başvurarak atanma talebinde bulunabileceği ve reddi hâlinde idari yargıya gidilebileceği bir görüş olarak ileri sürülmektedir. Ancak bu yolun her uyuşmazlıkta açık olup olmadığı tartışmalı olmayı sürdürmektedir; somut koşulların ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
7315 sayılı Kanun'a göre yapılan güvenlik soruşturmasında itiraz yolu var mı?
7315 sayılı Kanun, soruşturmaya ilişkin temel usul ve esasları, yetkili mercileri ve Değerlendirme Komisyonu'nun görevlerini kanun düzeyinde düzenlemiştir. Bu Kanun kapsamında ilgilinin itiraz hakkı, itiraz mercii ve süresine dair bilgi mevcut kaynaklarda yeterince somutlaştırılamamaktadır; güncel mevzuatın bu yönden ayrıca incelenmesi gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

