Güvenlik Soruşturması İptal Kararı ve Mevcut Davalara Etkileri

by Avukat Erdal Ersoy
Güvenlik Soruşturması İptal Kararı ve Mevcut Davalara Etkileri

İptal Kararının Hukuki Temeli

Anayasa Mahkemesi, kamu görevine atanmadan önce güvenlik soruşturması yapılmasını düzenleyen kuralı iptal ederken temel olarak iki noktaya dayanmıştır. Birincisi, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliği taşımaktadır; kamu mercilerinin bu kapsamda bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgileri alması, kaydetmesi ve kullanması Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına sınırlama oluşturmaktadır. İkincisi, bu tür bir sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen belirlilik şartını karşılaması zorunludur; kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde müdahale yetkisi tanındığının kanun metninde yeterince açık biçimde gösterilmesi ve olası kötüye kullanmalara karşı güvencelerin kanun düzeyinde belirlenmesi gerekmektedir.

İptal edilen düzenlemede bu güvencelerin yer almadığı saptanmıştır. Soruşturmaya konu edilecek bilgi ve belgeler, bu bilgilerin kullanım biçimi ve soruşturmayı yürütecek merciler kanunda tanımlanmamıştı. Anayasa'nın 128. maddesi kamu görevlileri için temel hakları sınırlayan düzenlemelerin kanunla yapılmasını zorunlu kıldığından, söz konusu boşluk Anayasa'nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmamıştır.

Güvenlik Soruşturması Tamamen Kalktı mı?

Anayasa Mahkemesi iptal kararları yalnızca o dönemde yürürlükte olan belirli düzenlemeleri ortadan kaldırmıştır; güvenlik soruşturması kurumunun kendisi kaldırılmamıştır. Danıştay 12. Dairesinin AYM E:2018/163, K:2020/13 sayılı karara dayandığı değerlendirmeye göre kararın ortaya koyduğu ilke şudur: güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına dair ayrıntıların kanunda gösterilmesi, kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğine ilişkin güvencelerin kanun düzeyinde sağlanması koşuluyla bu yöntemlere başvurulabilir.

Danıştay 12. Daire, E. 2019/1513, K. 2021/2357Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2019/1513 E.  ,  2021/2357 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2019/1513 Karar No : 2021/2357 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Komutanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Safranbolu 125. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığında uzman erbaş adayı olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 10/07/2017 tarihli işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararıyla; davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasını gerektirecek nitelikte somut bilgi ve belgelerin ortaya konulamadığı, … Sulh Ceza Mahkemesinin E: …, K: … sayılı dosyasında "alkol veya uyuşturucu maddesi etkisi altındayken araç kullanma" suçundan 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, davacıya isnat edilen suçun Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan katalog suçlar arasında sayılmadığı, ayrıca davacının alkol kullanmayı alışkanlık haline getirdiği ve durumun özel ve sosyal hayatını olumsuz etkilediği yönünde herhangi bir tespitin de olmadığı, öte yandan, Karabük İl Emniyet Müdürlüğünce; davacının Florya Araştırma Kültür, İlim ve Hizmet Derneği'nde 2015 yılı 1., 2., 3., ve 4.aylarında taş işaretleme işçisi olarak SGK kaydının bulunduğu bildirilmiş ise de, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının cevabi yazısında, sözü edilen işyerinde davacının herhangi bir çalışmasına rastlanmadığının belirtildiği, davacının FETÖ/PDY örgütüyle irtibatına yönelik başka hiçbir tespitin olmadığının anlaşıldığı, kursiyerlik görevine alınma sürecinde hakkında herhangi bir olumsuzluk bulunmayan ve eğitimini başarıyla tamamlayan davacının göreve devam edeceği hususunda haklı beklentiye gireceği, aksine bir düşüncenin ise kişinin kamu hizmetini yürütümüne engel olacağı ve Anayasa ile güvence altına alınan kanunilik ve eşitlik ilkelerine de aykırılık teşkil edeceği açık olduğundan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uzman Erbaş Yönetmeliği'nde personelde aranacak niteliklerin sayıldığı, hakkında güvenlik soruşturması yapılanın, kurumun ve yürütülen hizmetin gereği olarak değerlendirmeye tabi tutulacağı, davalı idarede emniyet ve asayişe dair görevlerin yürütüldüğü dikkate alındığında, güvenlik soruşturmasının yapılmasının ve sonucunda tespit edilen hususlar kapsamında yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin kabulü gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Safranbolu 125. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığında uzman erbaş adayı olarak görev yapan davacı tarafından, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 10/07/2017 tarihli işlemin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasında; "…(Ek:18/10/2018-7148/29 md.) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 04/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; "Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmü yer almıştır. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 19. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde, "İcra edilen temel askerlik eğitimini başarıyla tamamlayanlardan güvenlik soruşturması uygun olmak veya ilk atamaları doğrudan doğruya kıt'a veya birliklere yapılan uzman erbaşlar için güvenlik soruşturması uygun olmak" şartı aranmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 28/04/2020 tarih ve 31112 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 19/02/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile; Anayasa’nın 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yer verilerek temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğinin ifade edildiği; 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağının belirtildiği ve son fıkrasında da herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu kuralının yer aldığı; 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülüklerinin düzenlendiği; Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere “…adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerin…” kişisel veri olarak kabul edildiği; kamu görevinde çalıştırılacak kişiler bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu, ancak bu alanda düzenleme öngören kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve muhtemel kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerektiği, kuralda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu kapsamda kişisel veri niteliğindeki bilgilere ulaşması öngörülmüşken, Kanun’da bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına, bu bilgilerin ne suretle ve ne kadar süre ile saklanacağına, ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme imkânının olup olmadığına, bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyeceğine, silinecekse bu sırada izlenecek usulün ne olduğuna, yetkinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik nasıl bir denetim yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin yapılmadığı, bir başka ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir kanuni güvenceler belirlenmeksizin, kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu soruşturma ve araştırma kapsamında kişisel veri niteliğindeki bilgileri almakla yetkili olduklarının belirtildiği, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmadığından, kuralın Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, devletlerin milli güvenliğin korunması amacını gerçekleştirmede sahip oldukları takdir yetkisinin geniş olduğunu kabul etmektedir. AİHM, Sözleşme'ye taraf devletin milli güvenliği korumak için yetkili ulusal makamlarına ilk olarak kişiler hakkında bilgi toplama ve halka açık olmayan siciller tutma, ikinci olarak milli güvenlik bakımından önemli kadrolarda çalışmak isteyen adayların bu işe uygunluğunu takdir ederken bu bilgiyi kullanma yetkisi veren kurallara sahip olmaları gerektiğinde kuşku bulunmadığını belirtmektedir. (Leander/İsveç, SB.No: 9248/81, 26/3/1987) Anayasa Mahkemesinin kararına ve AİHM içtihatlarına göre; kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural getirilmesi kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak, bu alanda düzenleme getiren kurallarda, kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbir uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğinin açıkça gösterilmesi ve olası kötüye kullanmalara (keyfiliğe) izin verilmeyecek şekilde yeterli güvencelerin sağlanması gerekmektedir. Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen iptal kararı; gerekçesi dikkate alındığında, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilecek personel hakkında güvenlik soruşturmasının hiç bir şekilde yapılmayacağını değil; aksine, güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasına dair detayların kanunda gösterilmesi, kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğine ilişkin güvenceleri sağlayan kuralların kanunda yer alması koşuluyla güvenlik soruşturmasının veya arşiv araştırmasının yapılabileceğini ortaya koymuştur. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen ve davalı idarece kullanılan davacıya ait kişisel veri niteliğindeki bilgilere, güvenlik soruşturması yapmakla görevli birimler tarafından ulaşılabileceğine ve bu kapsamdaki bilgileri alabileceğine dair yapılan kanuni düzenlemenin (4045 sayılı Kanun'un 1. maddesine eklenen ikinci fıkrası) Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 28/04/2020 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan iptal kararı üzerine, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe konulmuştur. Bu duruma göre, dava konusu uyuşmazlık temyiz aşamasında iken, 17/04/2021 tarihinde 7315 sayılı Kanun'un Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulduğu, Kanun'un 13. maddesinin sekizinci fıkrası ile 4045 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırıldığı ve 14. maddesiyle, 4045 sayılı Kanun'a yapılan atıfların bu Kanun'a yapılmış sayılacağı düzenlemesine yer verilmiş olduğu hususları gözetildiğinde; davalı idarece, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nda öngörülen temel ilkelere, usul ve esaslara uygun olarak, davacı hakkında yeniden bir değerlendirme yapılabileceği de kuşkusuzdur. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/04/2021 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Millî güvenlik bakımından hassasiyet taşıyan kamu görevlerine atanacak kişiler için güvenlik soruşturması yapılmasını öngören düzenlemeler getirilmesi kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmektedir; ancak bu düzenlemelerin kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık biçimde göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceler sağlaması gerekir. AİHM de Leander/İsveç kararında (Başvuru No. 9248/81, 26/03/1987) devletlerin millî güvenliği korumak amacıyla yetkili makamlarına kişi bilgileri toplama ve bu bilgileri hassas kadrolara yapılacak atamalarda kullanma yetkisi veren kurallara sahip olmasının gerekli olduğunu benimsemiştir.

7315 Sayılı Kanunla Getirilen Yeni Çerçeve

TBMM, AYM'nin iptal gerekçesinde belirlediği şartları karşılamak üzere 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nu yürürlüğe koymuştur. Bu Kanun; soruşturmanın kimlere uygulanacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin hangi mercilerce toplanacağını ve nasıl kullanılacağını, Değerlendirme Komisyonu'nun oluşumunu ve çalışma esaslarını, kişisel verilerin güvenliğini ve bu verilerin saklanma ile silinme sürelerini kanun düzeyinde düzenlemiştir. Kanun, 17 Nisan 2021 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve 4045 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldırmıştır.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/3013, K. 2022/3411Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3013 E.  ,  2022/3411 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3013 Karar No : 2022/3411 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Silahlı özel güvenlik görevlisi olan davacının, özel güvenlik görevlisi kimlik kartının yenilenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Ankara Valiliği Özel Güvenlik Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; Davacının özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasının uygun görülmemesine gerekçe olarak gösterilen davacının cinsel taciz suçunu işlediği iddiasıyla hakkında açılan davada … Sulh Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının temyiz başvurusu üzerine bozulduğu, bozma sonrasında … Asliye Ceza Mahkemesince yeniden ele alındığı, cinsel taciz suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı suçlardan olması ve müştekinin şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği göz önüne alındığında, davacının Kanun'da yer alan 'cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan' mahkum olmamak şartına aykırılığının söz konusu olmadığı, dolayısıyla 'özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasının uygun görülmemesinin' dayanağı suçun tüm unsurlarıyla ortadan kalkması sebebiyle özel güvenlik görevlisi olarak çalışma izni verilmemesi işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 22/01/2018 tarih ve E:2017/193, K:2018/20 sayılı kararıyla; Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle, 5188 sayılı Kanun'un 10. maddesinde; özel güvenlik görevlisi olabilmek için sayılan şartların taşınmasının yanı sıra, 11. maddesinde; valilikçe yapılacak güvenlik soruşturması sonucunun olumlu bulunması gerektiği belirtilerek, Soruşturma sonuçlarını değerlendirme yönünden idarenin takdir yetkisine sahip olduğu, Davacının, cinsel taciz suçuna konu fiilinden dolayı hakkında açılan dava sonucunda müştekinin şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle, davanın düşürülmesine karar verildiği ve bu kararın 14/07/2015 tarihinde kesinleştiği görülmekte ise de, müştekinin Yargıtayın bozma kararından sonra şikayetinden vazgeçmiş olması, davacının böyle bir eylemde bulunmadığı sonucunu yaratmadığından, durumunun özel güvenlik hizmeti ile bağdaşmadığı ve idarenin değerlendirmesinde hukuki bir hataya düşmediğinin kuşkusuz olduğu, Ayrıca, davacının yargılandığı davadaki suçun, 5188 sayılı Kanun'un 10. maddesinde sayılan suçlardan olduğu, davacı hakkında verilen mahkûmiyet kararının, davacının temyiz başvurusu üzerine Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde; kişinin bu suçu işlemediğine yönelik bir belirlemenin yer almadığı, aksine Mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine ve dosya içeriğine göre davacının temyiz itirazlarının reddedildiği; ancak Mahkemenin "katılanın şikayetinin devam ettiği ve sanığın sabıkalı olduğu da göz önüne alındığında anılan maddedeki şartların bulunmadığı" gerekçesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı yönünden uygun olmadığı belirlemesi ile kararın bozulduğunun anlaşıldığı, Bu durumda, 11. madde kapsamında idare tarafından yapılan arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması sonucunda, davacının talebinin, sözü edilen ceza yargılaması gerekçe gösterilerek uygun görülmemesinde, özel güvenlik hizmetinin önem ve niteliği de dikkate alındığında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Davacıya isnat edilen cinsel taciz suçundan yürütülen ceza kovuşturması neticesinde … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… ve K:… sayılı kararıyla şikayet yokluğu nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği dikkate alındığında, ceza yargılamasının konusunu oluşturan sözle taciz fiilinin sübut bulduğu dolayısıyla mahkumiyet kararının varlığından söz edilemeyeceği gerekçesi eklenerek dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, soruşturma sonuçlarını değerlendirme yönünden idarenin takdir yetkisine sahip olduğu, davacının durumunun özel güvenlik hizmeti ile bağdaşmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Silahlı özel güvenlik görevlisi olan davacı hakkında, 'sözle sarkıntılık' iddiasıyla açılan davada, … Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile cinsel taciz suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilerek, 2 ay 15 gün hapis cezası 1.500 TL adli para cezasına çevrilmiştir. Anılan mahkumiyet kararı davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz başvurusu üzerine … Ceza Dairesinin … tarih ve E…., K:… sayılı kararıyla; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; hükümde kanuni ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinin Kanun'a aykırı olduğu gerekçesiyle söz konusu mahkumiyet kararı bozulmuştur. Bu aşamada davacı özel güvenlik kimlik kartının yenilenmesi talebiyle 30/04/2015 tarihinde başvuruda bulunmuştur. Ankara Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonunun … tarih ve … sayılı sayılı kararı ile davacının, 5188 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (d) bendinde aranan şartlardan "cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar" kısmını ihlal ettiğinin mahkeme kararı ile sabit olduğu belirtilerek, özel güvenlik görevlisi olarak çalışması uygun görülmeyerek çalışma izni iptal edilmiştir. Ankara Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonunun … tarih ve … sayılı dava konusu işlemi ile de; her ne kadar sanık hakkında cinsel taciz suçundan TCK'nın 105/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, şikayet yokluğu nedeniyle açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği … Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/2015 tarihli kesinleşme şerhinden anlaşıldığından, … tarihinde toplanan Özel Güvenlik Komisyonunun … sayılı kararı ile davacının özel güvenlik görevlisi olarak çalışması uygun görülmemiş, bu karar Valilik tarafından onaylanmıştır. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında; herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir. 01/12/2018 tarih ve 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkına Kanun'un 60. maddesiyle, 657 sayılı Kanun'un Devlet memurluğuna alınacaklarda aranılacak ''Genel ve özel şartlar'' başlıklı 48. maddesinin (A) bendine (8). alt bent olarak "Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" hükmü getirilmiştir. 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrasında; "…(Ek:18/10/2018-7148/29 md.) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 04/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir. 12/04/2000 tarih ve 24018 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin 'Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında araştırılacak hususlar' başlıklı 11. maddesinde; "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak; a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı, d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgi derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır."; 'Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında İzlenecek Yöntem' başlıklı 12. maddesinde de; " … c) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması isteminin ilgili makama ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonuçları en geç 30 gün, güvenlik soruşturması sonuçları en geç 60 gün içinde cevaplandırılır. Soruşturma ve araştırma sonucunu içeren bilgi ve belgeler ilgilinin güvenlik makamlarındaki dosyasında asgari 'gizli' gizlilik derecesinde saklanır. d) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını isteyen makama, kişi hakkında karar vermeye yeterli bilgiler aktarılır. e) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının nasıl ve ne şekilde yapılacağı, soruşturma ve araştırma yapmaya yetkili makamların görev talimatları ile belirlenir. f) Mahalli mülki idare amirliklerince yapılmış olan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz durumu saptananların evrakının bir örneği dosya açılmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir. g) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz durumu saptananlarla ilgili bilgiler Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünce karşılıklı olarak birbirlerine aktarılır. … " şeklinde düzenlenmiştir. 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri, kimler hakkında yapılacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağını, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağını, Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esaslarını, veri güvenliği ile verilerin saklanma ve silinme sürelerini düzenlemektedir.", "Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar" başlıklı 3. maddesinde; "(1) Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır. (2) Kurum ve kuruluşlarda, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri, özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır.", "Arşiv araştırması" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler" başlıklı 6. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında da; "(1) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır. (2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, kendilerine iletilen taleple sınırlı olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden gerekli bilgi ve belgeler ile bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamındaki karar ve kayıtları almaya yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında anılan Kanun'un 7. maddesinde, yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla Değerlendirme Komisyonu kurulmasına ve bu komisyonun çalışma esaslarına ilişkin kurallara, "Kişisel Verilerin Korunması" başlıklı Üçüncü Bölümünde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında erişilen bilgilerin ne şekilde işleneceği, korunacağı, güvenlik önlemlerinin alınacağı, ne kadarlık bir zaman dilimi sonrasında silinip, yok edileceği gibi düzenlemelere yer verilerek, bu kapsamda erişilen bilgilerin kişisel veri kapsamında korunmasına ilişkin kanuni bir çerçeve çizilmiştir. 02/06/2022 tarih ve 5649 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 4. maddesi; "… (b) bendinde, "Değerlendirme Komisyonu: Güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması sonucunda elde edilen kişisel verilerin göreve atanma yönünden değerlendirildiği komisyonu," (ç) bendinde; "Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, … (e) bendinde; "Olgusal veri: Yürütülecek görevin gerektirdiği niteliklerle ilgisi bulunan, yorum içermeyen, somut veya gözlemlenebilir ya da doğrulanabilir vâkıalara dayanan veriyi, … ifade eder" , "Arşiv Araştırması" başlıklı 7. maddesi; "(1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin on üçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler" başlıklı 10. maddesi; "(1) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması; a) Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, b) Emniyet Genel Müdürlüğü, c) Mahalli mülki idare amirlikleri, tarafından yapılır. (2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, kendilerine iletilen taleple sınırlı olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden gerekli bilgi ve belgeler ile 7315 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamındaki karar ve kayıtları almaya yetkilidir. ….", "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında izlenecek yöntem" başlıklı 11. maddesi; "… (2) Kurum ve kuruluşların talebi üzerine yapılacak arşiv araştırması, Emniyet Genel Müdürlüğü ve/veya mahalli mülki idare amirliklerince gerçekleştirilir. (3) Dördüncü fıkra hükmü saklı kalmak kaydıyla; … f) Kurum ve kuruluşların gizlilik dereceli birimlerinde görev yapacaklara, ilişkin güvenlik soruşturması ile dördüncü fıkrada yer almayan diğer güvenlik soruşturmaları, doğrudan yapılacak talep üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü ve/veya mahalli mülki idare amirliklerince gerçekleştirilir. İllerden gelen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması talepleri valilikler tarafından yerine getirilir.", "Değerlendirme Komisyonu" başlıklı 12. maddesi; "(1) Yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla Değerlendirme Komisyonu kurulur. Değerlendirme Komisyonu; Cumhurbaşkanlığında İdari İşler Başkanının görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında genel sekreter yardımcısının, bakanlıklarda bakan yardımcısının, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında en üst yöneticinin görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin, üniversitelerde rektör yardımcısının, valiliklerde vali yardımcısının başkanlığında, teftiş/denetim, personel ve hukuk birimleri ile uygun görülecek diğer birimlerden birer üyenin katılımıyla başkan dahil en az beş kişiden ve tek sayıda olacak şekilde oluşturulur. Milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerde istihdam edilecekler hakkındaki değerlendirme, ilgili bakanlık ya da kamu kurumları bünyesindeki Değerlendirme Komisyonunca yapılır. (2) Memuriyet veya kamu görevlerine uygunluğunun değerlendirilmesini sağlayacak yorum içermeyen olgusal veriler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerce ilgili kamu kurum ve kuruluşunun bünyesinde kurulan Değerlendirme Komisyonuna iletilir. … (4) Değerlendirme Komisyonu, yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verileri analiz ederek ilgili kişinin memuriyete ya da kamu görevine atanıp atanmaması veya gizlilik dereceli birim ve kısımlarda yahut milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerde çalışıp çalışmaması gibi hususlarda nesnel ve gerekçeli değerlendirmelerini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar. Mahkemeler tarafından istenildiğinde bu bilgiler sunulur. (5) Değerlendirme Komisyonu üye tam sayısıyla toplanır, kararlarını oy çokluğuyla alır." şeklinde düzenlenmiştir. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un "Özel güvenlik komisyonu" başlıklı 4. maddesinde, "Özel güvenlik komisyonu, bu Kanunda belirtilen özel güvenlikle ilgili kararları almak üzere valinin görevlendireceği bir vali yardımcısının başkanlığında, il emniyet müdürlüğü, il jandarma komutanlığı, ticaret odası başkanlığı, sanayi odası başkanlığı temsilcisinden oluşur. Sanayi odasının bulunmadığı illerde komisyona ticaret ve sanayi odası başkanlığının temsilcisi katılır. Özel güvenlik izni verilmesi ya da bu uygulamanın kaldırılması için başvuran kişi ya da kuruluşun temsilcisi ilgili komisyon toplantısına üye olarak katılır. Komisyon, kararlarını oy çokluğu ile alır; oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır; çekimser oy kullanılamaz.", davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle, "Özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar" başlıklı 10. maddesinde, "Özel güvenlik görevlilerinde aşağıdaki şartlar aranır: a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak. b) (Değişik: 21/4/2005 – 5335/23 md.) Silahsız olarak görev yapacaklar için en az sekiz yıllık ilköğretim veya ortaokul; silahlı olarak görev yapacaklar için en az lise veya dengi okul mezunu olmak. c) 18 yaşını doldurmuş olmak. d) (Değişik: 2/1/2017 – KHK-680/69 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/67 md.) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile; 1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak. 2) Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından mahkûm olmamak. 3) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak. e) (Mülga: 23/1/2008 – 5728/578 md.) f) Görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile engelli bulunmamak. g) 14 üncü maddede belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak. h) (Ek: 2/1/2017 – KHK-680/69 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/67 md.) Güvenlik soruşturması olumlu olmak.", "Çalışma izni" başlıklı 11. maddesinde;"(Değişik birinci fıkra: 2/1/2017 – KHK-680/70 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/68 md.) Özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilecekler ile özel güvenlik şirketlerinde, alarm izleme merkezlerinde ve özel güvenlik eğitimi verecek kurumlarda kurucu ve/veya yönetici olarak çalışacaklar hakkında valilikçe güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılır. Soruşturma sonucu olumlu olanlara, bu Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla bitirmiş olmak şartıyla, valilikçe çalışma izni verilir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması bir ay içinde tamamlanır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması her kimlik verilmesi veya ihtiyaç duyulması halinde yenilenir. Şirketlerde eğitici ve temsilci olacaklar ile şirket ortağı tüzel kişi ortaklarında da kurucularda aranan şartlar aranır ve güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılır…" hükmüne yer verilmiştir. 07/10/2004 tarih ve 25606 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 17. maddesinde, özel güvenlik görevlisi çalışma izni için yapılacak başvuruda, başvuru sahiplerinden haklarında yapılacak güvenlik soruşturması olumlu olanlara, ruhsat harcını yatırdıkları takdirde özel güvenlik görevlisi kartının verileceği; 21. maddesinde, kimlik kartlarının, Kanun'un 11. maddesi gereğince her beş yılda bir yenilenecek olan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumlu olması şartıyla yenileneceği düzenlenmiştir. 17/07/2012 tarih ve Bakanlık Genelge No:2012/42, Emniyet Genel Müdürlüğü Genelge No:2012/71 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Birleştirilmiş Genelgesi'nin "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması" başlıklı bölümünde yer alan "Usûl" alt başlıklı 6.1. maddesinin (ç) bendinde, "5188 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi (d) bendinde belirtilen şartları taşımasına rağmen hakkında yapılan güvenlik soruşturması olumsuz olan şahıslara çalışma izni verilip verilmemesine il özel güvenlik komisyonu karar verebilecektir." düzenlemesi yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1- Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Mevzuatına İlişkin Süreç; Belirli görevlerde çalıştırılacak personel hakkında uygulanan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasının kanuni dayanağı dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 4045 sayılı Kanun'dur. 4045 sayılı Kanun'da, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının; kamu kurum ve kuruluşlarında yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile bazı kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştırılacak kamu personeli ile meslek grupları hakkında yapılacağı düzenlenmiştir. 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 28/04/2020 tarih ve 31112 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19/02/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile; "Anayasa’nın 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yer verilerek temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğinin ifade edildiği; 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağının belirtildiği ve son fıkrasında da herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu kuralının yer aldığı; 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülüklerinin düzenlendiği; Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere “…adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerin…” kişisel veri olarak kabul edildiği; kamu görevinde çalıştırılacak kişiler bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu, ancak bu alanda düzenleme öngören kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve muhtemel kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerektiği, kuralda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu kapsamda kişisel veri niteliğindeki bilgilere ulaşması öngörülmüşken, Kanun’da bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına, bu bilgilerin ne suretle ve ne kadar süre ile saklanacağına, ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme imkânının olup olmadığına, bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyeceğine, silinecekse bu sırada izlenecek usulün ne olduğuna, yetkinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik nasıl bir denetim yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin yapılmadığı, bir başka ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir kanuni güvenceler belirlenmeksizin, kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu soruşturma ve araştırma kapsamında kişisel veri niteliğindeki bilgileri almakla yetkili olduklarının belirtildiği, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmadığından, kuralın Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu'' gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 10. maddesinin (h) bendinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve 31882 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/04/2022 tarih ve E:2021/42, K:2022/45 sayılı kararı ile; "Güvenlik soruşturması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmadığından, kural Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Benzer nitelikte bulunan ve 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (A) bendinin (8) numaralı alt bendinin iptali istemiyle açılan davada da Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2018/73; K:2019/65 sayılı kararıyla; "(…) Bu bağlamda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğindedir. Kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular sorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve kullanılması özel hayata saygı hakkına sınırlama niteliğindedir. Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir. Belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından birtakım şartlar getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alanda düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir. Kuralda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin kuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması Devlet memurluğuna alımlarda aranacak şartlar arasında sayılmıştır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda Devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmadığından, kuralın Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddelerine aykırı olduğu'' gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu haliyle, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla davacı hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasının dayanağını 4045 sayılı Kanun oluşturmaktayken, 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 28/04/2020 tarih ve 31112 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 19/02/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile iptal kararı verilmesi üzerine söz konusu iptal kararının gerekçeleri de dikkate alınarak 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu kabul edilmiş ve bu Kanun 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra, yukarıda belirtilen kararlara ek olarak, 4045 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 03/06/2021 tarih ve E:2020/24; K:2021/39 sayılı kararıyla; anılan maddede yer alan "…Milli Savunma Bakanlığı, jandarma,…" ve "…ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel…" ibarelerinin iptaline karar verilmiştir. 7315 sayılı Kanun incelendiğinde ise; Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, temel hakların ve kişisel verilerin korunması için belirli tedbirler öngörüldüğü ve temel hakka müdahale edilmesi bakımından genel çerçevenin kanun ile belirlendiği anlaşılmaktadır. 2- Anayasa Mahkemesi Kararlarının Görülmekte Olan Uyuşmazlığa Etkisi; Aktarılan bu süreç itibarıyla Anayasa Mahkemesi kararlarının muhteviyatı, sonuç ve etkileri, geriye yürümesi ve söz konusu kararlardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kural döneminde tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararlarından ve bu kararlar uyarınca yapılan yeni yasal düzenlemelerden ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasında "…Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralı, ayrıca 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez."; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa'nın metnine yer verilen hükümleri uyarınca; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir kurala ilişkin kararın hüküm kesinleşinceye kadar gelmesi durumunda mahkemeler bu karara uymak zorundadır ve bu karar yasama, yürütme ve yargı organları, idare makamları, gerçek ve tüzel kişiler için bağlayıcıdır. Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin açmış olduğu davalarda da; uyuşmazlığın çözümünde esas alınacak olan kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi Anayasa'da yer alan eşitlik ve hukuk devleti ilkelerinin bir gereği olduğundan, bu durum Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrasında yer alan iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesine aykırılık teşkil etmez. 3- 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun Uyuşmazlığa Etkisi; Yargı kararları yalnızca hüküm fıkrası ile anlam ifade etmemekte olup, gerekçeleriyle bir bütün oluşturmaktadır. Gerekçenin bir nevi, mahkemece tespit edilen maddi olgular ile hüküm fıkrası arasında bir köprü olduğu söylenebilir. Bu anlamda iptal ya da yürütmenin durdurulması yolunda verilen kararların, gerekçesi ile birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Zira, Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrasında da; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilmek suretiyle bu konuya verilen öneme dikkat çekilmiştir. Bu husus, Anayasa Mahkemesince hukuka aykırılığı saptanan yasal düzenlemeye dayanılarak tesis edilen idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimi açısından da önem arz etmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin de, hüküm fıkrasıyla bir bütün oluşturmasından dolayı bağlayıcı olduğunun kabulü gerekir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi de yerleşik içtihat haline gelen birçok kararında gerekçelerinin bağlayıcı olduğunu belirtmiştir (AYM 24/05/1988 tarih ve E:1988/11, K:1988/11 sayılı ve 27/10/2011 tarih ve E:2011/60, K:2011/147 sayılı vb. kararları). Dava konusu uyuşmazlık özelinde; Anayasa Mahkemesinin "arşiv araştırması/güvenlik soruşturması"na ilişkin yukarıda sözü edilen iptal kararlarında, gerek 657 sayılı Kanun gerekse 4045 sayılı Kanun'daki kamu görevine alınmada ve meslek grupları hakkında öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması yönündeki iradenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir gerekçe yer almamakta olup, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilecek personel ile meslek grupları hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının hiçbir şekilde yapılamayacağı değil; aksine, güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasına dair temel ilkelerin kanunda gösterilmesi, kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğine ilişkin güvenceleri sağlayan kuralların kanunda yer alması koşuluyla güvenlik soruşturmasının veya arşiv araştırmasının yapılabileceği ve elde edilen bilgilerin kamu görevine girmede ve meslek gruplarının mesleklerini icra etmede dikkate alınabileceği sonucuna varılmıştır. Bu haliyle Anayasa Mahkemesi kararlarındaki gerekçe esasa yönelik değil şekle yönelik olup, kanun koyucu tarafından, şekle ilişkin bu gerekçeler dikkate alınmak suretiyle ve yasal düzenlemelerdeki eksiklikler giderilerek 7315 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuştur. 4045 sayılı Kanun'da, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının; kamu kurum ve kuruluşlarında yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile bazı kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştırılacak kamu personeli ile meslek grupları hakkında yapılacağı düzenlenmiş; 7315 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de; statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın, ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında arşiv araştırması yapılabileceği; kurum ve kuruluşlarda, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ile, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri, özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının birlikte yapılacağı belirtilmiştir. Ayrıca 7315 sayılı Kanunla, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel kurallar belirlenmiş; kimler hakkında yapılacağı, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağı, hangi mercilerce soruşturma ve araştırma yapılacağı, bu kapsamda Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esasları, kişisel veri güvenliği ile kişisel verilerin saklanma ve silinme süreleri düzenlenmiştir. Bu itibarla, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarındaki gerekçe, şekle ilişkin olduğundan ve bu kararlardaki, kanuni düzeyde eksik düzenleme bulunduğu yolundaki gerekçeler dikkate alınmak suretiyle, kanun koyucu tarafından 7315 sayılı Kanunla yeni yasal düzenleme yapılarak bu konudaki eksiklikler giderildiğinden; kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması ve özel hayatın gizliliğinin korunması amacına yönelik anılan Kanun ile getirilen çerçeve de dikkate alınarak, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Kural olarak kanunların, aksi belirtilmedikçe yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren uygulanmaya başlanacağı ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara tatbik edileceği, ayrıca, hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece, hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetiminin, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirileceği açık ise de; Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararında belirtilen eksikliklerin giderildiği, 7315 sayılı Kanun ile getirilen kuralların, özel hayata saygı hakkına ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilkelere yönelik, kişilerin lehine olan ve kişilere güvence sağlayan kurallar olduğu, bu kuralların temel insan haklarının korunmasına yönelik olması sebebi ile anılan temel hakların korunması yönünden yargısal denetimde her zaman değerlendirilebileceği hususları dikkate alındığında; mülga 4045 sayılı Kanun döneminde tesis edilen ve somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, henüz yargılaması devam eden işlemlerin, özel hayata saygı hakkı ve kişisel verilerin korunmasına yönelik ilkelere uygunluğunun denetimi yönünden, 7315 sayılı Kanun ile öngörülen esaslara göre değerlendirme yapılabileceği ve bu durumun kanunların geriye yürümezliği ilkesini ihlal edici nitelikte olmayacağı sonucuna varılmıştır. 4- Somut Uyuşmazlığın Değerlendirilmesi; Bakılan uyuşmazlıkta, davacının işlediği iddia olunan fiile istinaden yapılan yargılamaya ilişkin kayıtların, davalı idarece yapılan arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması sonucunda temin edildiği ve bu kayıtlar dikkate alınmak suretiyle, Ankara İl Özel Güvenlik Komisyonunca alınan kararla güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesi üzerine, çalışma izninin verilmediği anlaşılmaktadır. Olayda, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapan birim ile elde edilen verileri değerlendiren birimin farklı şekilde teşkil edildiği anlaşılmakla, bu uygulamaların, 7315 sayılı Kanun'da öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasında izlenecek yol ve yöntemler ile elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel kurallarla ve bu kapsamda anılan Kanun'da yer alan kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğinin korunmasına ilişkin düzenlemeler ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca, idarece, dava konusu işlem tesis edilirken elde edilen verilerin davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak sonuçlandırılmasını gerektirdiği değerlendirilmiş olup bu haliyle, 5188 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (d) bendinin (2) ve (3) alt bentleri ile 11. maddede öngörülen koşulları taşımadığı anlaşılan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesinın ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin … İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava; silahlı özel güvenlik görevlisi olan davacının, özel güvenlik görevlisi kimlik kartının yenilenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Ankara Valiliği Özel Güvenlik Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlıkta, davacının işlediği iddia olunan fiile istinaden yapılan yargılamaya ilişkin kayıtların, davalı idarece yapılan arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması sonucunda temin edildiği ve bu kayıtlar dikkate alınmak suretiyle, 5188 sayılı Kanun'un 10.maddesinin (d) bendinde aranan "cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar" kısmı hakkında Ankara İl Özel Güvenlik Komisyonunca alınan kararla güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesi üzerine, çalışma izninin verilmediği anlaşılmaktadır. Olayda, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapan birim ile elde edilen verileri değerlendiren birimin farklı şekilde teşkil edildiği anlaşılmakla, bu uygulamaların, 7315 sayılı Kanun'da öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasında izlenecek yol ve yöntemler ile elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel kurallarla ve bu kapsamda anılan Kanun'da yer alan kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğinin korunmasına ilişkin düzenlemeler ile uyumlu olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, idarece, dava konusu işlem tesis edilirken cinsel taciz suçundan dolayı davacı hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve dosyanın temyiz aşamasında olduğu bilgisi nedeniyle davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmek suretiyle çalışmasının uygun görülmediği, ancak dava konusu işlem tarihi itibarıyla davacı hakkındaki davanın düşürülmesine karar verildiği anlaşılmakla, hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı hususu dikkate alınarak, bu haliyle, davacının 5188 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (d) bendinin (2) ve (3) alt bentler ile 11. maddede öngörülen koşulları taşıyıp taşımadığı hususu değerlendirilmeksizin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu işlemin yargı kararıyla eksik değerlendirme nedeniyle hukuka aykırı bulunarak iptalinin, davacıya doğrudan çalışma izni ve kimlik kartı verilmesi sonucunu doğurmayacağı, idarece söz konusu değerlendirme yapıldıktan sonra yeniden bir işlem tesis edileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi ısrar kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

7315 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca güvenlik soruşturması; arşiv araştırmasının kapsamına ek olarak kişinin görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat birimlerindeki olgusal verilerini, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişkisini, terör örgütleri veya suç amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ya da iltisak içinde olup olmadığını, mevcut kayıtlar ve denetime elverişli yöntemlerle tespit etmeyi kapsar.

Elde edilen veriler, soruşturmayı yapan birimden ayrı tutulan Değerlendirme Komisyonu'nca analiz edilir. Komisyon, olgusal verilere dayalı nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amirine sunar; mahkemelerin talebi hâlinde bu bilgiler yargıya da iletilir. Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu'nun E:2022/3013, K:2022/3411 sayılı kararında soruşturmayı yapan birim ile verileri değerlendiren birimin ayrı tutulmasının 7315 sayılı Kanun'un usul ve ilkeleriyle uyumlu olduğu saptanmıştır.

Görülmekte Olan Davalara Etkisi

Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, itiraz yoluyla yapılan başvuru sonucunda verilen AYM kararı, esas hakkındaki karar kesinleşmeden önce gelirse mahkeme bu karara uymak zorundadır. Öte yandan Anayasa'nın 153. maddesinin beşinci fıkrası iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Bu iki kural arasındaki ilişki, görülmekte olan davalar bakımından nasıl uygulanacağı sorusunu gündeme getirmekte olup Danıştay kararlarında bu meselenin değerlendirilme biçimi farklılık göstermektedir.

Danıştay 12. Dairesinin E:2019/1513, K:2021/2357 sayılı kararında bir somut uyuşmazlık bağlamında şu sonuca ulaşılmıştır: İptal edilmiş kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandırıldığından bahisle tesis edilen işlem hukuka aykırıdır. Aynı karar, 7315 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra idarenin bu Kanun'da öngörülen temel ilkelere, usul ve esaslara uygun olarak yeniden değerlendirme yapabileceğini de açıkça belirlemiştir. Bu ifade, ilgili davadaki işlem üzerine kurulmuş bir tespittir; her iptal kararından etkilenen davanın otomatik olarak kesin iptalle sonuçlandığı anlamına gelmez; idarenin yeni kanuna göre işlem tesis etme yetkisi saklıdır.

4045 sayılı Kanun döneminde yapılan ve yargılaması hâlâ süren güvenlik soruşturması işlemlerinin hukuka uygunluk denetimi konusunda Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu'nun E:2022/3013, K:2022/3411 sayılı kararında oyçokluğuyla şu yorum benimsenmiştir: Bu işlemlerin özel hayata saygı hakkı ve kişisel verilerin korunması yönünden değerlendirilmesinde 7315 sayılı Kanun'da öngörülen esasların esas alınması kanunların geriye yürümezliği ilkesini ihlal etmez. Bu yaklaşım söz konusu davada benimsenen çoğunluk yorumunu yansıtmaktadır; yargılaması kesinleşmiş ya da yeni açılacak davalara uygulanabilirliği ayrı uyuşmazlıklarda mahkemelerce değerlendirilecektir.

HAGB Kararlarının Güvenlik Soruşturmasında Kullanılması

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrası, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kayıtların yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talep edilmesi hâlinde verilebileceğini öngörmektedir. Bu hükme aykırı biçimde güvenlik soruşturması amacıyla elde edilen HAGB kayıtlarının kullanılması, bir AYM bireysel başvuru kararında özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği sonucuna yol açmıştır.

Danıştay 2. Daire, E. 2020/861, K. 2020/3380Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2020/861 E.  ,  2020/3380 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/861 Karar No : 2020/3380 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nda Gelir Uzman Yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, vergi müfettiş yardımcılığı yazılı ve sözlü sınavını başarı ile tamamlamasına rağmen Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin 15. maddesi uyarınca atamasının yapılmamasına ilişkin … günlü işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesince, Danıştay İkinci Dairesinin 08/04/2019 günlü, E:2016/7325, K:2019/1746 sayılı usulden bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararla; olayda davalı idare tarafından, davacının görev yapacağı birimin Maliye Bakanlığı Personeli Hakkında Yapılacak Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönergesi uyarınca gizlilik dereceli birimlerden olduğu ve atanacağı vergi müfettiş yardımcılığı kadro unvanın da gizlilik dereceli bir unvan olduğu, davacının … Asliye Ceza Mahkemesinin … günlü, E:… K:… sayılı kararıyla 18/09/2009 tarihinde meydana gelen kavga olayında basit yaralama suçu nedeniyle adli para cezası ile cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden atamasının yapılmadığının belirtildiği, ancak, anılan Yönerge hükümlerinde davacının görev yapacağı birim ve unvanın gizlilik dereceli birim ve unvanlar arasında sayılmadığı, bununla birlikte anılan kararın incelenmesinden, her şeyden önce davacının aldığı cezanın adli para cezası olması sebebi ile 657 sayılı Yasa'nın 48.maddesi uyarınca memuriyete engel bir ceza olmadığı, öte yandan suçun niteliğine ve alınan cezanın ağırlığına bakıldığında işlenen suçun davacının gizlilik dereceli bir birimde ve unvanda çalışmasına engel nitelik ve ağırlıkta bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının ödenmesine hükmedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, vergi müfettiş yardımcılığına atanmadan önce, ilgili tüm adaylar hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yaptırılmasının zorunluluk arz ettiği, davacı hakkında da yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde vergi müfettiş yardımcılığına atanmasının uygun görülmediği ileri sürülerek Mahkeme kararının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Dava konusu işlemin, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği kapsamına girmediği, kaldı ki anılan Yönetmelik maddesinin de atanmasına engel olmayacağı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmayan İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının vergi müfettiş yardımcılığı yazılı ve sözlü sınavlarında başarılı olması üzerine, hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde; … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla "Basit yaralama" suçunu işlediği sabit görülerek 2.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, anılan Kanunun 231. maddesi, 8. fıkrası uyarınca 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, bu kararın da 29/12/2011 tarihinde kesinleştiği, Maliye Bakanlığı Değerlendirme Komisyonu Başkanlığının … gün ve … sayılı; davacının atamasının uygun görülmediğine ilişkin kararına Maliye Bakanı tarafından … tarihinde Olur verilmesi üzerine, davacının atamasının yapılmamasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 24/03/2016 tarih ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun "Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenme Şartları" kenar başlıklı 6. maddesinde, "(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, … ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir. (2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır. (3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir…”; "İstisnalar" kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde uygulanmaz: … ç) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi, d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi…” kurallarına yer verilmiştir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesinde, “Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet Başsavcılığı veya askerî savcılık tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir." hükmü yer almaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranılan genel ve özel şartlar belirtilerek, özel şartlar arasında kurumların özel kanun ve diğer mevzuatında aranan şartları taşımak gerektiği hüküm altına alınmıştır. Maliye Bakanlığı Personeli Hakkında Yapılacak Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönergesi'nin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; "Bu yönerge; Maliye Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görevli bulunan personel ile ilk defa, yeniden veya kurumlararası naklen atanacaklardan gizlilik dereceli birim, kısım ve görevlerde çalıştırılması düşünülenler ile yurtdışı teşkilatında sürekli görevlendirilecek bütün personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin usul ve esasları kapsar."; "Gizlilik Dereceli Birim, Kısım ve Görevler" başlıklı 6. maddesinde; "a) Merkez teşkilatında; 1- Müsteşarlık ve Müsteşar Yardımcılığı makamlarının özel büroları, ana hizmet birimlerinin denetim birimi başkanlıkları, özel büroları ile personel şubesi müdürlükleri, danışma ve denetim birimlerinin ve yardımcı birimlerin özel büroları ile personel şubesi müdürlükleri, 2- Teftiş Kurulu Başkanlığı, Hesap Uzmanları Kurulu Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, Personel Genel Müdürlüğü, Savunma Sekreterliği ve Özel Kalem Müdürlüğü, b) Taşra teşkilatında; Defterdarlık, Gelirler Bölge Müdürlüğü ve İşletme Bölge Müdürlüğü bünyesindeki denetmenler büroları, özel bürolar ile personel birimleri, c) Yurtdışı teşkilatında; Maliye Müşavirlikleri ile Maliye Ataşelikleri. B- Gizlilik dereceli görevleri yürüten personel: a) Unvanına bakılmaksızın yukarıda (A) bendinde sayılan yerlerde görevlendirilen personel, b) Görevli olduğu yer dikkate alınmaksızın, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında çalışan müdür ve daha üst düzeydeki personel, koruma ve güvenlik görevlileri ile kozmik evrak personeli, c) Kontrolörler ve Stajyer kontrolörler, d) Hazine avukatları, e) Özel Yönetmeliği bulunan merkez teşkilatı uzmanları ile denetmenler ve bunların yardımcıları, f) Birim amirince (Merkez ve döner sermaye teşkilatında Genel Müdür, Başkan veya Müstakil Daire Başkanı, taşra teşkilatında Defterdar veya Bölge Müdürü) hakkında Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması yaptırılması uygun görülen personel" kurallarına yer verilmiştir. 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ve Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinin dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan halinde, "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; … askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği ve tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti birim ve kısımlarının tanımlarının yapılması güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir." hükmü bulunmaktadır. 12/04/2000 tarih ve 24018 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Kapsam" kenar başlıklı 2. maddesinde, “Bu Yönetmelik; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletin güvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeleri, bunların toplanmasını ve işlemini yürüten bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili birim ve kısımlarının belirlenmesini, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personeli, ayrıca bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının yurtdışı teşkilatlarında sürekli görevlendirilecek bütün personel için yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının esas ve usullerini, bunu yapacak mercileri, hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak gizlilik dereceli yerlerde çalışan kamu personeli ile meslek grupları ve üst kademe yöneticilerini kapsar.”; "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapacak Makamlar" kenar başlıklı 7. maddesinde, "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır. İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı´ndaki bilgi kayıtları ile Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü´ndeki adli sicil kaydı, talepleri üzerine, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak makamlar ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili birimlerine verilir."; "Hakkında Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılacak Personel" kenar başlıklı 8. maddesinde, "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması; gizlilik dereceli birim ve kısımlar ile askeri, emniyet, istihbarat teşkilatlarında ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalıştırılacak personel hakkında yapılır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını; bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımları ile yurtdışı teşkilatında ve askeri, emniyet, istihbarat teşkilatlarında ve ceza infaz kurumu ve tutukevlerinde çalıştırılacak personel hakkında yapar." kurallarına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 'Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında Araştırılacak Hususlar' başlıklı 11. maddesinde, "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak; a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı, d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgi derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır."; 'Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında İzlenecek Yöntem' başlıklı 12. maddesinde de, " … c) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması isteminin ilgili makama ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonuçları en geç 30 gün, güvenlik soruşturması sonuçları en geç 60 gün içinde cevaplandırılır. Soruşturma ve araştırma sonucunu içeren bilgi ve belgeler ilgilinin güvenlik makamlarındaki dosyasında asgari 'gizli' gizlilik derecesinde saklanır. d) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını isteyen makama, kişi hakkında karar vermeye yeterli bilgiler aktarılır. e) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının nasıl ve ne şekilde yapılacağı, soruşturma ve araştırma yapmaya yetkili makamların görev talimatları ile belirlenir. f) Mahalli mülki idare amirliklerince yapılmış olan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz durumu saptananların evrakının bir örneği dosya açılmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir. g) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz durumu saptananlarla ilgili bilgiler Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünce karşılıklı olarak birbirlerine aktarılır. … " kuralları düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Somut olayda, davacının işlediği iddia edilen fiile istinaden yapılan yargılama neticesinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kaydının … Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından davalı idareye verildiği ve bu kayıt dikkate alınmak suretiyle davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Belirli kamu görevlerinde çalıştırılacak personel hakkında uygulanan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının kanuni dayanağı 4045 sayılı Kanun'dur. 4045 sayılı Kanun'un dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan halinde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının; kamu kurum ve kuruluşlarında yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askerî teşkilatlarda, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacağı düzenlenmiştir. Kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler ve kanunlarda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla idarenin millî güvenlik açısından önem arz eden kadrolara atanacak kişilerin tabi olacağı güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusunda kanunla temel çerçeveyi ortaya koyan kurallar getirmesi mümkündür. Ancak, bu alanda yapılan düzenlemelerin diğer kanuni düzenlemelerle çelişmemesi ve diğer düzenlemelerde gözetilen amaçları ortadan kaldırır nitelikte de olmaması gerekmektedir. Bu bağlamda, yukarıda metnine yer verilen 4045 sayılı Kanun'un 1. maddesinin işlem tarihindeki hali incelendiğinde; maddede, kişilerin geçmiş ceza mahkûmiyetlerine ilişkin kayıtlar bakımından hangi suçların kamu görevine girmeye engel olacağı konusunda hiçbir belirleme yapılmadığı, suçlar arasında herhangi bir ayrım ve derecelendirme öngörülmediği, aynı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu kararların güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandırılmasının bir sebebi olup olmayacağı hususunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 29/05/2019 tarih ve 2014/15365 başvuru numaralı "Turgut Duman" kararında, özetle; işleme dayanak olan 4045 sayılı Kanun hükümlerinin temel hakkın kısıtlanması bakımından yeterli güvenceye sahip olmaması ve kanunilik ilkesine aykırı bulunması sebebiyle ve ayrıca 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların; ancak, bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet başsavcılığı veya askerî savcılık tarafından istenmesi hâlinde verileceği düzenlenmesine rağmen bu hükme aykırı şekilde yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği belirtilmiştir. Yine anılan kararda Anayasa Mahkemesi, İdare Mahkemesince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin karara dayanılarak hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmayan başvurucunun ceza yargılamasına konu eylemleri işlediğinin sabit olduğu varsayımına dayanılarak karar verildiğinin anlaşıldığından bahisle başvurucunun Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin de ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Bu durumda, 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırı şekilde elde edilen bilgi ve belgelere dayalı olarak yapılan arşiv araştırması üzerine tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, İdare Mahkemesi'nce verilen iptal kararında ise hüküm fıkrası itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Nitekim İdari Dava Daireleri Kurulunu'nun 12/03/2020 günlü, E:2019/2425, K:2020/715 sayılı kararı da bu yöndedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın YUKARIDA BELİRTİLEN GEREKÇE İLE ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
5352 sayılı ADLİ SİCİL KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6- (1) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir.[1] (2) (Ek: 2/7/2012-6352/103 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir. Adlî sicil bilgileri verilebilecek olanlar

Danıştay 2. Dairesinin E:2020/861, K:2020/3380 sayılı kararında bu ilke somut bir uyuşmazlığa uygulanmıştır. Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesine aykırı biçimde elde edilen bilgi ve belgelere dayalı olarak yapılan arşiv araştırması üzerine tesis edilen atamama işlemi hukuka aykırı bulunmuş; idare mahkemesinin verdiği iptal kararı hüküm fıkrası itibarıyla isabetli görülerek onanmıştır. Aynı kararda, mahkûmiyet kararı bulunmayan başvurucu hakkında eylemin sabit sayılmasına dayanıldığı için masumiyet karinesinin de ihlal edildiği aktarılmaktadır.

4045 sayılı Kanun'un ilgili işlemin tesis edildiği dönemdeki metninde, hangi suçların kamu görevine girmeye engel olduğu, suçlar arasında herhangi bir ayrım ve derecelendirme ile HAGB kararlarının güvenlik soruşturması sonucunu olumsuz etkileyip etkilemeyeceği düzenlenmemişti. Bu belirsizlik, o dönemde tesis edilen işlemlere yönelik davaların hukuka aykırılık değerlendirmesinde önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dava Açmayan veya Davası Süre Aşımıyla Reddedilenlerin Durumu

Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanmasına rağmen dava açmayan ya da açılan davası süre aşımı nedeniyle reddedilen kişilerin AYM kararından sonra idareye başvurarak atanma talebinde bulunabileceği ve bu talebin reddedilmesi hâlinde idari yargı yolunun açılabileceği bir görüş olarak ortaya konulmaktadır. Lehe iptal kararlarının bu biçimde geriye yürütülebileceği meselesi tartışmalı olmaya devam etmekte olup somut uyuşmazlıklarda yargı mercilerinin ayrıca değerlendirme yapması gerekecektir.

Yeni Düzenlemelerde Anayasal Sınırlar

TBMM, iptal edilen alanda yeniden düzenleme yapma yetkisini elinde bulundurmaktadır; ancak yeni düzenlemelerin AYM'nin belirlediği belirlilik ve güvence şartlarını karşılaması zorunludur. Bu şartları taşımayan bir düzenlemenin de iptal riskiyle karşılaşabileceği değerlendirilmektedir. Öte yandan güvenlik soruşturması her kadro için otomatik ve mutlak bir koşul değildir; uygulamanın görevin niteliğine, ilgili kanuna ve yürürlükteki düzenlemeye göre farklılaştığı da gözetilmelidir.

Arşiv Araştırması ile Güvenlik Soruşturması Arasındaki Fark

Arşiv araştırması ile güvenlik soruşturması kapsam ve yoğunluk bakımından birbirinden ayrılan iki işlemdir. Arşiv araştırması resmî kayıtlara dayalı sınırlı bir incelemeyi ifade ederken güvenlik soruşturması daha geniş veri ve değerlendirme alanı yaratabilmektedir. 7315 sayılı Kanun'un 5. maddesi, güvenlik soruşturmasının arşiv araştırması kapsamının ötesinde olgusal verileri, yabancılarla ilişkiyi ve örgüt bağlantısı iddialarını da kapsadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Sık Sorulan Sorular

AYM iptal kararı güvenlik soruşturması nedeniyle atanmayan herkes için geçerli mi?

Anayasa Mahkemesi kararları yalnızca hüküm fıkrasıyla değil gerekçesiyle birlikte bağlayıcı nitelik taşır. Ancak bu durum iptal kararından etkilenen her davanın otomatik olarak lehte sonuçlandığı anlamına gelmez. Sonuç; işlemin dayanağı olan mevzuata, işlem tarihine ve o tarihte yürürlükte olan düzenlemeye göre farklılaşmaktadır. 7315 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra idare, bu Kanun'da öngörülen usul ve esaslara uygun olarak yeniden değerlendirme yapabilir.

HAGB kararım güvenlik soruşturmasında aleyhime kullanılabilir mi?

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrası, HAGB kararlarına ilişkin kayıtların yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talep edilmesi hâlinde verilebileceğini düzenlemektedir. Bu maddeye aykırı biçimde güvenlik soruşturması amacıyla elde edilen kayıtlara dayalı olarak tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu Danıştay içtihadında somut olarak tespit edilmiştir.

4045 sayılı Kanun dönemi işlemim için açılan dava 7315 sayılı Kanun'a göre mi incelenecek?

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu'nun E:2022/3013, K:2022/3411 sayılı kararında oyçokluğuyla benimsenen yaklaşıma göre, 4045 sayılı Kanun döneminde tesis edilen ve yargılaması hâlâ süren işlemlerin özel hayata saygı hakkı ve kişisel verilerin korunması yönünden değerlendirilmesinde 7315 sayılı Kanun'daki esasların esas alınması kanunların geriye yürümezliği ilkesini ihlal etmez. Bu değerlendirme söz konusu davadaki çoğunluk yorumunu yansıtmaktadır; yargılaması kesinleşmiş ya da yeni açılacak davalara uygulanabilirliği ayrıca değerlendirmeye muhtaçtır.

Süre aşımı nedeniyle reddedilen davamda yeniden yargı yoluna başvurabilir miyim?

Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanıp dava açmayan ya da davası süre aşımından reddedilen kişilerin AYM kararından sonra idareye başvurarak atanma talebinde bulunabileceği ve reddi hâlinde idari yargıya gidilebileceği bir görüş olarak ileri sürülmektedir. Ancak bu yolun her uyuşmazlıkta açık olup olmadığı tartışmalı olmayı sürdürmektedir; somut koşulların ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

7315 sayılı Kanun'a göre yapılan güvenlik soruşturmasında itiraz yolu var mı?

7315 sayılı Kanun, soruşturmaya ilişkin temel usul ve esasları, yetkili mercileri ve Değerlendirme Komisyonu'nun görevlerini kanun düzeyinde düzenlemiştir. Bu Kanun kapsamında ilgilinin itiraz hakkı, itiraz mercii ve süresine dair bilgi mevcut kaynaklarda yeterince somutlaştırılamamaktadır; güncel mevzuatın bu yönden ayrıca incelenmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu