Evlilik Hakkı ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlali

by Avukat Erdal Ersoy
Evlilik Hakkı ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlali

Evlenme akdi, kadın ve erkeğin yetkili evlendirme memuru huzurunda evlenmek istediklerini sözlü olarak beyan etmeleriyle kurulur. Kanun uyarınca evlenmenin kurucu unsuru, yetkili memur önünde karşılıklı olumlu sözlü iradelerin açıklanmasıdır. Kütüğe atılan imza kurucu bir unsur olmayıp ispat vasıtası niteliğindedir. Bu nedenle resmî nikâh kütüğündeki imzanın tartışmalı olması, uzun yıllar fiilen süren bir evliliğin yok sayılmasını gerektirmez. Diğer deliller ile tanık beyanları mahkemece yeterince tartışılmaksızın evliliğin yok hükmünde kabul edilmesi, Anayasa'nın 20. maddesinde korunan aile hayatına saygı hakkının ihlaline yol açar.

Evlenmenin Kurucu Unsurları ve Tören Şekli

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca evlenme töreni, evlendirme dairesinde evlendirme memurunun ve ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın huzurunda açık olarak yapılır. Evleneceklerin istemi üzerine, evlendirme memurunun uygun bulacağı diğer yerlerde de tören gerçekleştirilebilir. Kanun'un 142. maddesi kapsamında evlendirme memuru taraflardan her birine birbiriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar; evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda hukuken oluşur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
Madde 141- Evlenme töreni, evlendirme dairesinde evlendirme memurunun ve ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde açık olarak yapılır. Ancak, tören evleneceklerin istemi üzerine evlendirme memurunun uygun bulacağı diğer yerlerde de yapılabilir. 2. Törenin şekli

Evlendirme Yönetmeliği'nin 7. maddesi gereğince evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya görevlendireceği memur, köylerde ise muhtardır. Köy muhtarı huzurunda kanun kurallarına uygun hareket edildiği inancıyla gerçekleştirilen evlenmeler, tören muhtarın görev alanı dışında icra edilmiş olsa dahi hukuken geçerli sayılır.

Şekil Eksiklikleri ve İmzaların Boş Olmasının Hukuki Sonuçları

4721 sayılı Kanun'un 155. maddesi uyarınca, evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış bir evliliğin, kanunun öngördüğü diğer şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle butlanına karar verilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21/11/2023 tarihli ve E. 2022/7824, K. 2023/5440 sayılı kararında da belirtildiği üzere, evlenmenin geçerli biçimde kurulması için evlendirme memuru önünde karşılıklı iradelerin açıklanması gerekli ve yeterlidir. Evlilik sırasında şahit bulunmaması veya evlendirme kütüğündeki imza hanelerinin boş kalması akdi kendiliğinden geçersiz kılmaz. Tarafların yetkili memur huzurunda iradelerini açıkladıkları resmî bir belgeyle tasdik edilmişse ve aksini ispat yükünü taşıyan taraf bunu çürütememişse evliliğin yokluğuna karar verilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/7824, K. 2023/5440Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2022/7824 E.  ,  2023/5440 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1333 E., 2022/1327 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : … Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/274 E., 2022/146 K. Taraflar arasındaki evliliğin yokluluğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile taraflar arasındaki evlilik birliğinin yokluğunun tespitine karar verilmiştir. Kararın davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kadın vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davalı … vekili Av. … …ve karşı taraf davacı … vekili Av…. geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların, 02.03.1989 tarihinde kendileri nikah memuru huzuruna gitmedikleri halde resmi nikahlarının kıyıldığını ve bu evlilikten …ve …isimli iki tane ortak çocuklarının olduğunu, söz konusu resmi nikahtan önce tarafların 15.01.1985 tarihinde imam nikahlı olarak evlendiklerini, 4 yıl imam nikahlı olarak evli kaldıktan sonra davalının ortak çocuk Harun Reşit'e hamile kalması ile sıkıntı çıkmaması için tarafların yokluğunda, müvekkilinin babası tarafından köy muhtarına gidilerek tarafların yerine imza atılıp … Nüfus Müdürlüğü'ne kaydın işletilmesi suretiyle resmi nikahlarının kıyıldığını, resmi nikahın … Köyü Muhtarlığı'nda Muhtar Müştü Arslan tarafından kıyıldığını, ancak nikah tarihinde müvekkili ve davalının muhtarlıkta köyde dahi olmadıklarını, gıyaplarında nikah kıyıldığını, işlemleri davacının babasının yaptığını, muhtarın da evlendirme defterini Nüfus Müdürlüğü'ne bildirdiğini ve tarafların evlenmiş sayıldığını, bu hususun evlendirme defterinde tarafların yer aldığı sayfadaki imza örnekleri karşılaştırıldığında anlaşılacağını, resmi nikah memuru önünde birlikte bulunmayıp, ortak irade açıklamasında bulunmayan tarafların evliliklerinin hiç kurulmamış sayılacağını ve yok hükmünde olduğunu, bu durumda tarafların evliliklerinin yokluk ile hükümsüz olduğunu beyan ederek, tarafların evliliğinin yok hükmünde olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; bu evliliğin gerek yürürlükteki Medeni Kanun'a ve bu kanuna bağlı evlilik mevzuatına gerekse 743 sayılı eski Medeni Kanun'a uygun olarak gerçekleştiğini, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere Türk Medeni Kanunu'na göre evliliğin, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verme anında kurulmuş sayıldığını, bu bakımdan davacının iddiaları doğru olsa bile tarafların evlilik cüzdanına imza atıp atmamış olmalarının evliliğin geçerliliğine halel getirecek bir husus olmadığını, tarafların evlilik akdine imza atıp atmamalarının evliliğin kurulmasına etki edecek bir unsur hatta şart olmadığını, tarafların evlenmiş olduğu yıllarda geçerli olan Kanun'un 97 inci maddesi gereğince, geçerli bir evliliğin imza atma şartına bağlanmadan şifahen yani sözlü olarak beyan edildiği takdirde kurulmuş olacağını, evlilik akdinin 15 gün süre ile ilan edileceğini, bu akitle alakalı gerek taraflar gerekse üçüncü kişilerin de bu akde itiraz edebileceğini, aksi takdirde süresi geçtikten sonra yapılacak itirazın bir sonuç doğurmayacağını, tarafların 32 yıldır evli olduklarını ve ortak iki çocuğu bulunduğunu, davacının bunca zaman evlilik akdinin geçersizliğini ileri sürmediğini, boşanma davası açılınca kusur durumundan ve müvekkili Fındık'a ödeyeceği muhtemel tazminat bedelinden ve nafaka sorumluluğundan kendini kurtarmak amacıyla böyle iddiada bulunduğunu, kendi öz babasının ve dönemin köy muhtarının da resmi belgede sahtecilik suçlarını işleyerek kendisini … ile evlendirdiklerini ifade ettiğini, davacının 32 yıl boyunca bu evliliğe karşı hiçbir itirazının olmamasının, müvekkili tarafından boşanma davası açıldıktan sonra böyle bir iddianın ortaya atılmasının bütün vicdanları incitecek bir hal olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların evlilik akdinin yapıldığı … Köyü evlendirme kütük defterinin dosya arasına alınarak incelenmesinde; tarafların evlenme akdinin bulunduğu 17 sahife nolu sayfada evlenmenin kurucu unsurlarından olan evlenmek isteyen kadın ve erkeğin imzasının bulunmadığı, evlenme akdinin ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde yapıldığına ilişkin tanık isim ve imzalarının bulunmadığı, dinlenen tanıkların hiç birisinin tarafların evlenme törenine şahit olmadıkları, tarafların, evlendirme memuru önünde, evlenmek istediklerini beyan ettiklerine dair görgüye dayalı bir tanığın bulunmadığı bu kapsamda tarafların evliliğinin yok hükmünde olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne tarafların evliliğin yokluğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; evlilik birliğinin kadın ve erkeğin evlenme iradesini yetkili memur önünde beyan etmesi ile kurulacağını, müvekkilinin ve davacı tarafın imzasının bulunmamasının akdin geçerliliğini etkilemeyeceğini, dönemim köy muhtarının yaşayıp yaşamadığı araştırılarak, yaşıyorsa beyanının alınmadan eksik inceleme soncu hüküm tesis edildiğini, dinlenen hiç bir tanığın tarafların gerçekte evlilik yapmadıklarını beyan etmediklerini, davanın ispatlanmadığını, tarafların iddianın aksine resmi memur önünde usule uygun şekilde evlilik akdini tesis ettiklerini, eldeki davanın müvekkili tarafından açılan boşanma davasından sonra kötü niyetle açıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmün tamamı yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı erkek vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde öne sürdüğü sebeplerle hükmün tamamı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında gerçekleştirilen evlilik akdinin geçerli olup olmadığı, evlenmenin yokluğuna karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ve 371 inci maddesi. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 97 nci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı, 138 ile 155 inci maddeleri, 14.06.1965 tarihli 3/3 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı. 3.Değerlendirme Dosya kapsamı ve nüfus kayıtlarına göre, tarafların 02.03.1989 tarihli evlilik akitlerinin nüfusa tescil edildiği, 1986 ve 1989 doğumlu iki çocuklarının bulunduğu, davanın açıldığı tarihe kadar evlilik akdi kapsamında 32 yıl boyunca fiilen birlikte yaşadıkları sabittir. Eldeki dava, 17.06.2021 tarihinde açılmış, dava dilekçesinde evlilik akdinin yapıldığı sırada tarafların nikah memuru huzuruna gitmedikleri ve gıyaplarında evlilik akdinin icra edildiği iddiası ile evliliğin yokluğunun tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. Dosya arasına alınan ve evlilik akdinin tesciline esas, … Köyü Muhtarı tarafından düzenlenen resmi belge niteliğine haiz … Köyü Evlendirme Kütük Defteri belgesinde; tarafların nüfus bilgilerinin ve fotoğraflarının bulunduğu, kadın ve erkeğin "evlenmek istediğini beyan etmesi" üzerine evrakın düzenlendiği, evrakın yetkili köy muhtarı tarafından imzalandığı ve mühürlendiği, buna karşın tarafların ve şahitlerin imza kısımlarının boş bırakıldığı görülmüştür. 14.06.1965 tarihli 3/3 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da açıkça belirtildiği üzere, evlenmenin geçerli biçimde kurulabilmesi için evlendirme memuru önünde tarafların karşılıklı olarak bu yöndeki iradelerini açıklamaları gerekli ve yeterlidir. Keza, 4721 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi uyarınca da evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış bir evliliğin kanunun diğer şekil şartlarına uyulmaması sebebiyle butlanına karar verilemeyeceği gibi, evlilik akti sırasında şahit bulunmaması da tek başına evlilik akdini geçersiz kılmaz. 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Kanun'ın 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davacı tarafça, evlendirme akdinin kadın ve erkeğin gıyabında yapıldığı iddia edilmiş ise de, bu iddiasına ilişkin hiç bir delil sunulmamıştır. Dosya arasına alınan 02.03.1989 tarihli resmi evrak niteliğindeki … Köyü Evlendirme Kütük Defteri'ne göre tarafların yetkili memur önünde evlenmek istediklerini beyan ettikleri hususu nikah akdini gerçekleştiren yetkili memurun mühür ve imzalı beyanı ile tasdik edildiğine ve bu durumun gerçeğe aykırı olduğu iddiası, davacı tarafından ispatlanamadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda paragrafta belirtildiği üzere temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Duruşma için takdir olunan 17.100,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 155Kaynağı aç
Madde 155- Evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış olan bir evliliğin kanunun diğer şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle butlanına karar verilemez. D. Butlan kararı I. Genel olarak

Evlenmenin butlanına karar verilmesi durumunda dahi, 4721 sayılı Kanun'un 158. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, evlenirken iyiniyetli bulunan eş bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur. Maddenin ikinci fıkrası gereğince eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı konularında ise boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. Ayrıca Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı uyarınca, evliliğin kurucu unsurlarından sayılmayan salt şeklî bir noksanlığa dayanarak uzun yıllar süren evliliğin geçersizliğini ileri sürmek hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliği taşır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- Evlenmenin butlanına karar verilirse, evlenirken iyiniyetli bulunan eş bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. E. Mirasçıların dava hakkı

Evliliğin Butlanı ve Yokluğu Davalarında Yargılama Usulü

4721 sayılı Kanun'un 160. maddesi uyarınca evlenmenin butlanı davasında yetki ve yargılama usulü bakımından boşanmaya ilişkin hükümler tatbik edilir. Kanun'un 184. maddesi uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; taraflara yemin öneremez; tarafların bu konudaki ikrarları hâkimi bağlamaz ve hâkim kanıtları serbestçe takdir eder. Bu yargılama usulü evlenmenin butlanı ve yokluğunun tespiti davalarında da geçerlidir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 160Kaynağı aç
Madde 160- Evlenmenin butlanı davasında, yetki ve yargılama usulü bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. İKİNCİ BÖLÜM BOŞANMA A. Boşanma sebepleri I. Zina
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 184Kaynağı aç
Madde 184- Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir: 1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. 2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. 3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz. 4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder. 5. Boşanma veya ayrılığın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. 6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM EVLİLİĞİN GENEL HÜKÜMLERİ A. Haklar ve yükümlülükler I. Genel olarak
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/17966, K. 2014/25724Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/17966 E.  ,  2014/25724 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Batman Aile Mahkemesi TARİHİ :02.06.2014 NUMARASI :Esas no:2013/348 Karar no:2014/245 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davacı, davalı S. ile aralarında geçerli bir evliliğin bulunmadığını, kendisi Suriye'de iken evliliğin sahte kimlikle gerçekleştirildiğini, ayrıca nüfus kaydında müşterek çocuklarıymış gibi kayıtlı olan T.'nın da kendi çocuğu olmadığını ileri sürerek evliliğin "yok hükmünde" olduğunun tespiti ile iptaline, Tuğba ismindeki çocuğun da ana adının tashihine karar verilmesini istemiş, mahkemece; ispatlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir. Davalı, evliliğin yapıldığı tarihlerde davacının akrabası olan E. M. ile birlikte olduğunu, o tarihte bu kişinin kimliğinde isminin "M." olarak geçtiğini, E. M. ile evlenebilmek için davacının kimliğini kullanarak evliliği gerçekleştirdiğini, Tuğba isimli çocuğun annesinin de davacı değil, E. M. olduğunu ifade etmiş, davayı kabul ettiğini bildirmiştir. Evlenmenin butlanı davaları, yargılama usulü bakımından boşanmaya ilişkin hükümlere tabi olduğundan (TMK m. 160), bu davalarda tarafların ikrarı ve davalının davayı kabul açıklaması tek başına sonuç doğurmaz ve hakimi bağlamaz (TMK m. 184/3). Bu kural evlenmenin yokluğunun tespiti davalarında da geçerlidir. Davacı ile davalının evlenme tarihlerinin 14.09.2007 olduğu, müşterek çocukları olarak nüfusta kayıtlı olan T.'nın ise 31.08.2007 tarihinde "evlilik dışında" doğduğu, tarafların hanesine baba S.'ın bildirimi üzerine, evlenme tarihinden bir gün önce 13.09.2007 tarihinde tescil edildiği görülmektedir. Evlendirmenin Konak Eşrefpaşa Evlendirme Memurluğunca gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, evlenme akdine ilişkin defter getirtilmemiş, yetkili evlendirme memuru önünde irade açıklamasında bulunanların taraflar olup olmadığı tespit edilmemiştir. Yapılan araştırma eksik ve hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece, evlenme akdini yapan Konak Belediyesinden tarafların evlenme akitlerinin kayıtlı olduğu evlenme defterinin istenmesi, defterdeki imzaların taraflara gösterilerek kendilerine ait olup olmadığının sorulması, nikah defterindeki fotoğraflarla taraflara ait fotoğrafların karşılaştırılması, evlenme törenine katılan evlenenlerin irade beyanlarına şahitlik eden nikah tanıklarının davacının huzurunda dinlenmesi, bu tanıklara evlendirme memuru önünde evlenme iradesini açıklayan şahsın davacı olup olmadığının açıkça sorulması, gerektiğinde evlenme defterindeki imzanın davacı tarafından kabul edilmemesi halinde, imza incelemesi yaptırılması, bu suretle evlendirme memuru huzurunda irade beyanında bulunan kişinin davacı olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan yönlerde araştırma ve inceleme yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. 2-Davacı, nüfusta davalıyla “müşterek çocukları"ymış gibi kayıtlı olan 31.08.2007 doğumlu T. isimli çocuğun, kendi çocuğu olmadığını ileri sürerek, bu çocuğun ana adının tashihini de istemiştir. Dosyaya alınan çocuğa ait doğum formunda “evlilik dışı doğum” olduğu yazılıdır. Davacı ile davalının evlenme tarihlerinin 14.09.2007 olduğu, adı geçen çocuğun ise evlenme tarihinden bir gün önce (13.09.2007 tarihinde), baba S.'ın bildirimi üzerine tarafların evlilik hanesine tescil edildiği görülmektedir. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik dışında doğmuş olan bu çocuğun hukuki durumu, ana ve babasının sonradan evlenmesiyle kendiliğinden “evlilik içinde doğan çocuklara” ilişkin hükümlere (TMK m. 292) tabi çocuklar gibi değildir. Böyle olmakla birlikte çocukla babası arasında bir soybağı ihtilafı da çıkarılmamıştır. Davacı, bu çocuğun kendi çocuğu olmadığını ileri sürdüğüne göre, davacının bu çocuğun anası olup olmadığı sorununun çözümü, taraflar arasında geçerli bir evliliğin mevcut olup olmadığına bağlı ve sorunun bu bölümünün çözümünde etkili değildir. Başka bir ifade ile taraflar arasındaki evlilik sahih olsa bile, çocuğu doğuran kadın davacı olmayabilir. Öyleyse, öncelikle evlilik dışında doğmuş olan bu çocuğun, anasının kızlık hanesine değil de, hangi sebeple “tarafların evlilik hanesine” üstelik evlilikten önce tescil edildiğinin nüfus müdürlüğünden sorulması, tescilin hukuki dayanağının açık bir şekilde tespiti, bundan sonra, çocuğun ana adının tashihine ilişkin isteğin, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun 4/1. maddesi kapsamına giren bir dava olmayıp, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36’ncı maddesine dayanan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğu, dolayısıyla, bu isteğin aile mahkemelerinin görevi kapsamında bulunmadığı, asliye hukuk mahkemesinin görevine dahil olduğu nazara alınarak, bu talep bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu yönün nazara alınmaması da doğru bulunmamıştır. 3- Kabul şekli bakımından da; a-Çocuğun menfaati ile yasal temsilcilerinin menfaatinin, bu dava sebebiyle çatıştığı gözetilerek, ana adının tashihi davası bakımından davada çocuğu temsil etmek üzere Türk Medeni Kanununun 426/2. maddesi gereğince çocuğa kayyım tayin edilmesi için yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulması, kayyım tayinden sonra, buna ilişkin kararın dosyaya alınarak, kayyımın duruşmaya davet edilmesi, göstermesi halinde onun delillerinin de toplanması ve tüm delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca ulaşılması gerekirken, eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır. b-Çocuğun ana adının düzeltilmesine ilişkin talep bakımından, nüfus idaresine yasal hasım olarak husumet yöneltilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması da doğru olmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (1.) ve (2.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.12.2014 (Pzt.)

Sahte kimlikle evlilik yapıldığı iddiasına dayalı yokluk davalarında, evlenme kütük defteri getirtilerek imza incelemesi yapılması, fotoğrafların karşılaştırılması ve nikâh tanıklarının dinlenmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15/12/2014 tarihli ve E. 2014/17966, K. 2014/25724 sayılı kararında açıklandığı üzere, nikâh tanıklarına evlendirme memuru önünde iradesini açıklayan şahsın davacı olup olmadığı sorulmalı, gerekirse imza incelemesi yaptırılmalı ve irade beyanında bulunan kişinin kimliği duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.

Evliliğin hükümsüzlüğü davası sırasında talep edilen çocuğun ana adının tashihine ilişkin uyuşmazlıklar, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca nüfus kaydının düzeltilmesi davası niteliğindedir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi kapsamında yer almayan bu dava Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanındadır. Söz konusu davada çocuğa kayyım atanması ve davanın nüfus idaresine yöneltilmesi usulen zorunludur.

Mirasbırakanın evliliğinin iptali veya yokluğunun tespiti davalarında, verilecek hükmün sonucundan doğrudan etkilenecek olan mirasçıların tamamının tespit edilerek davaya dahil edilmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30/11/2023 tarihli ve E. 2023/3135, K. 2023/5835 sayılı kararına göre, eksik hasımla davaya devam edilerek hüküm tesis edilemez; taraf teşkilinin sağlanıp mirasçıların delillerinin toplanması şarttır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3135, K. 2023/5835Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/3135 E.  ,  2023/5835 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1092 E., 2022/1225 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Kızıltepe Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/117 E., 2021/513 K. Taraflar arasındaki evlenmenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun sair istinaf sebepleri incelenmeksizin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin, birinci fıkrasının (a) bendinin (4) üncü alt bendi uyarınca re'sen kaldırılmasına ve mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı … Ö. ile davacının babası … Ö.' nün imam nikahlı olarak yaşadıklarını, bu birliktelikten … ve … isimli iki çocukları olduğunu, bu iki çocuğun nüfusuna kaydedildiğini, gerek müvekkilin gerek çevrede yaşayan tüm insanların bu durumu bildiğini, ne var ki Kızıltepe Sulh Hukuk Mahkemesi nin 2014/23 Esas 2014/29 Karar sayılı veraset ilamında davalı … Ö.’nün mirasçı olarak göründüğünü, veraset ilamının iptali için dava açıldığını, muris hayatta iken bizzat ve bilfiil herhengi bir Resmi Devlet Dairesine, gerek Kaymakamlığa veya gerekse Nüfus Dairesine giderek hiçbir işlem yapmadığını, hiçbir belgeye imza atmadığını, murisin o tarihte Kızıltepe'de olmadığını, konu ile ilgili olarak Kızıltepe Nüfus Müdürlüğünde yaptıkları araştırma sonucundu bazı belgelere ulaştıklarını, ancak ulaştıkları bu belgelerde muris … Ö. adına yazılan yazılar ve atılan imzaların kendisine ait olmadığını, muris … Ö. ile davalı … Ö. arasında var olduğu görünen evliliğin iptalini ve nüfus kayıtlarından silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kadının eski eşi … Ö. ile bir süre imam nikahlı yaşadığını, kayıtlardan da anlaşılacağı üzere tarafların bu evlilikten …, … ve … (ölmüş) adında üç çocuğu olduğunu, muris … Ö. ile davalının 17.06.1965 tarihinde resmi olarak evlendiğini, Kızıltepe İlçe Nüfus Müdürlüğünden alınan tüm resmi nikahı gösteren kayıtlar ile yine nüfus kayıtlarının da resmi evliliği doğruladığını, davacının 52 yıl sonra bu iddiada bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacının üvey annesini babasının mirasından mahrum etmek istediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2019 tarihli kararı ile 17.06.1965 tarihli evlilik ilmihaberinin imza incelemesi için Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini, atılan imzanın … Ö.' nün eli ürünü olmadığının kuvvetle muhtemel olarak tespit edildiğini, dinlenen tanıkların davalı ile muris …'in evliliklerinin imam nikahı ile yapıldığını ve dinlenen davalı tanığı İbrahim'in ayrıca köyde resmi nikahın yapılmadığını beyan ettiğini, yine incelenen nüfus kayıt örneğinde davalı ile muris …' in üç ortak çocuğunun resmi evlilik tarihinden önceki tarihlerde dünyaya geldiği yani davalı tanıklarının beyanları ile o dönemde tarafların imam nikahlı olarak yaşadıklarının sabit olduğunu, nüfus kaydında yer alan resmi evlilik tarihinden yaklaşık 2,5 ay sonra murisin vefat etmiş olduğunu, murisin vefatına yakın bir tarihte ilmihaberin düzenlenmesi ve davalının çelişkili beyanları dikkate alındığında resmi memur huzurunda murisin evlilik iradesini açıklamadığının ve murisin yokluğunda bu belgenin imzalanmış olduğunun kanaatiyle evliliğin yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı 1.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından davanın kabulü yönünden istinaf talebinde bulunulmuştur. 2.Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda, 28.02.2021 tarihli kararı ile; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmadığını, grafoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden, 17.06.1965 tarihli belgedeki muris … Ö.'nün imzasının eli ürünü olup olmadığına ilişkin yeniden rapor alınması ve muhtar İdris T.'nin adresi araştırılarak mümkünse dinlenmesi gerektiğini belirterek eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin, 1 inci fıkrasının (a) bendinin (4) üncü altbendi uyarınca re'sen kaldırılmasına ve mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda başlık kısmında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gönderme kararına uygun olarak tanzim edilen heyet halinde hazırlanan uzman raporunda 17.06.1965 tarihli belgenin muris … Ö.'nün eli ürünü olduğunun kabulü mümkün görülmediğinin tespit edildiğini, tanık beyanları, evlilik tarihi, çocukların doğum tarihleri de dikkate alınarak murisin vefatına yakın bir tarihte ilmihaberin düzenlendiği, davalının çelişkili beyanları ve tanık beyanlarına göre resmi memur huzurunda murisin evlilik iradesini açıklamadığı, murisin yokluğunda bu belgenin imzalanmış olduğu kanaatiyle evliliğin yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kabul edilen davanın tamamı yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olması gerekçesi ile 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek hükmün tamamı yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, evliliğin yokluğunun tepiti için gerekli şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı, davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı, 141 inci, 142 nci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme Taraflar arasında görülmekte olan evlenmenin iptali davasında davacının babasından muris …'in …ile olan evliliğinin iptali talep edilmektedir. …ve …'den olma çocukları davanın sonucundan doğrudan etkilenecektir. Dolayısıyla müteveffa …'in tüm mirasçılarının tespit edilerek davaya dahil edilmesi, gösterdikleri takdirde delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden eksik hasımla davaya devam edilerek hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. 1-PMT/KFP/SE/YY/FB

Anayasa Mahkemesinin Aile Hayatına Saygı Hakkı Denetimi

Evlilik birliğinin hükümsüzlüğü konusundaki uyuşmazlıklarda devletin Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerinden kaynaklanan pozitif yükümlülüğü hem usul hem de sonuca ilişkindir. Mahkemelerin taraflara iddia ve savunmalarını sunabilecekleri etkili hukuki olanakları tanıması ve delilleri neden kabul edip etmediğini yeterli gerekçeyle açıklaması gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde korunan aile hayatı nosyonu resmî evlilikle sınırlı görülmeyip fiilî aile bağlarını da kapsayacak şekilde ele alınmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, resmî nikâh kütüğündeki imza uyuşmazlığına dayanılarak uzun süreli evliliğin yok hükmünde sayılmasında, dosyaya sunulan diğer deliller ve tanık beyanları yeterince tartışılmadığı için Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ihlal mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağladığı kanaatine vardığında manevi tazminat talebini reddedebilmekte ve ilk derece mahkemesinin ihlal kararındaki ilke ve gerekçeler doğrultusunda yeniden yargılama yapması gerekmektedir.

6216 sayılı ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- (1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. (3) Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir. (4) Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir. (5) Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir. Başvuru hakkının kötüye kullanılması
Nikâh kütüğünde imza bulunmaması evliliği geçersiz hale getirir mi?

Hayır, nikâh kütüğündeki imza evlenmenin kurucu unsuru olmayıp ispat vasıtasıdır; tarafların yetkili memur önünde karşılıklı sözlü iradelerini açıklamış olmaları evliliğin kurulması için yeterlidir.

Evliliğin yokluğu veya butlanı davalarında tarafların kabul açıklaması hâkimi bağlar mı?

Hayır, evlenmenin butlanı ve yokluğu davaları boşanma usulüne tabi olduğundan tarafların ikrarı veya davayı kabul etmeleri tek başına sonuç doğurmaz ve hâkimi bağlamaz.

Muhtarın görev alanı dışında kıydığı nikâh geçerli sayılır mı?

Evet, kanun kurallarına uygun hareket edildiği inancıyla köy muhtarı huzurunda yapılan evlenme akitleri, muhtarın görev alanı dışında gerçekleştirilmiş olsa dahi hukuken geçerli kabul edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu