Kişisel Durum Sicilinin Hukuki Temeli
Türk hukukunda kişisel durum, bu amaçla tutulan resmî sicille belirlenir; sicil tutulmasına ve zorunlu bildirimlere ilişkin esaslar ilgili kanunda gösterilir. Bu çerçeve Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 36. maddesinde düzenlenmiş; uygulama usul ve esasları 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu (NHK) ve ilgili yönetmeliklerle somutlaştırılmıştır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 36 (1/2)Kaynağı aç
TMK m. 28 uyarınca kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Çocuk hak ehliyetini ise sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren kazanır. TMK m. 30 uyarınca doğum, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur; nüfus sicilinde kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/280, K. 2024/296Kaynağı aç
Nüfus Kaydında Düzeltme: Mahkeme Kararı Şartı ve İdari Yol
TMK m. 39 uyarınca mahkeme kararı olmadıkça kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. NHK m. 35 bu genel yasağı pekiştirir: kesinleşmiş mahkeme hükmü bulunmaksızın nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını değiştirecek şerhler konulamaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 39Kaynağı aç
Kanun, maddi hatalar için önemli bir istisna tanımaktadır. NHK m. 35, olayların aile kütüklerine tescili sırasında yapılan maddi hataların mahkeme kararına gerek kalmaksızın nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun biçimde düzeltilebileceğini öngörür. NHK m. 38 ise bu istisnanın kapsamını belirler: dayanak belgesinde bulunduğu hâlde nüfus kütüklerine hatalı veya eksik tescil edilen ya da hiç yazılmayan bilgiler ile mükerrer kayıtlar maddi hata sayılır; bu hatalar Genel Müdürlük ya da nüfus müdürlükleri tarafından düzeltilir veya tamamlanır.
NHK m. 10 uyarınca kurumlarda kişiyle ilgili işlemlerde nüfus kayıtları esas alınır. Kayıtlar arasında farklılık olması hâlinde nüfus kayıtlarında değişiklik yapılmaz; usulüne göre diğer kayıtlar düzeltilir.
Mahkeme yolunu gerektiren düzeltme davaları, NHK m. 36/1-a uyarınca düzeltmeyi isteyen kişiler ya da ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır; davalar nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzurunda görülür ve karara bağlanır. NHK m. 36/1-b uyarınca haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden de istenebilir; ad değişikliğinde nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir.
5490 sayılı NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU m. 36Kaynağı aç
NHK m. 36/1-c uyarınca tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder. Kişilerin başkasına ait kaydı kullandıklarına ilişkin başvurular ise NHK m. 36/2 uyarınca Bakanlıkça incelenip sonuçlandırılır.
Sicil Hatalarından Doğan Devlet Sorumluluğu
TMK m. 38 uyarınca kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla Devlet tarafından tazmin edilir. Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 38Kaynağı aç
Yabancı Boşanma Kararlarının Nüfus Kütüğüne Tescili
Yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilen boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararlar, NHK m. 27/A kapsamında belirli koşulların birlikte gerçekleşmesi hâlinde dava açılmaksızın nüfus kütüğüne tescil edilebilmektedir. Bu hüküm 2017 yılında kanuna eklenmiş ve 7077 sayılı Kanun ile aynen kabul edilmiştir.
5490 sayılı NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU m. 27/AKaynağı aç
İdari tescil için üç koşulun birlikte bulunması aranmaktadır. Birincisi, tarafların bizzat veya vekilleri aracılığıyla birlikte başvurmasıdır; taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması hâlinde Türk vatandaşı olan diğer tarafın ya da vekilinin tek başına başvurması da kabul edilir. İkincisi, kararın verildiği devlet kanunlarına göre yetkili adli veya idari makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olmasıdır. Üçüncüsü ise kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır.
Tescil işlemleri yurt dışında kararın verildiği ülkedeki dış temsilciliklere, yurt içinde ise Bakanlık tarafından belirlenen nüfus müdürlüklerine yapılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, NHK m. 27/A'nın dördüncü fıkrası uyarınca Bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenir.
NHK m. 27/A'da sayılan koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle tescil talebi reddedilen kararların Türkiye'de tanınması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) uyarınca yapılır. Bu hüküm tanıma yolunu düzenlemekte olup tenfizi zorunlu yol olarak öngörmemektedir.
Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanıma ve Tenfizi
Yabancı mahkeme ilamının Türkiye'de tenfiz edilebilmesi için MÖHUK m. 54'te sayılan koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunların ilki, Türkiye ile ilamı veren devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşmanın ya da o devlette Türk mahkemesi ilamlarının tenfizine olanak tanıyan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunmasıdır.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 54Kaynağı aç
İkinci koşul, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olmasıdır; davalının itiraz etmesi hâlinde ayrıca, dava konusu veya taraflarla gerçek ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması da aranır. Üçüncüsü hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması; dördüncüsü ise aleyhine tenfiz istenen kişinin, o yer kanunları uyarınca yabancı mahkemeye usulüne uygun biçimde çağrılmış veya orada temsil edilmiş ya da bu kanunlara aykırı biçimde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmesine rağmen tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olmasıdır.
MÖHUK m. 59/1 uyarınca yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Bu kural, Türk mahkemesinin tanıma veya tenfiz kararını verdiği tarihi değil, yabancı kararın kendi bünyesinde kesinleştiği tarihi esas almaktadır.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 59Kaynağı aç
Milletlerarası Özel Hukukta Evlenme ve Erginlik
MÖHUK m. 13/1 uyarınca evlenme ehliyeti ve koşulları, taraflardan her birinin evlenme anındaki milli hukukuna tabidir. Evliliğin şekline ise yapıldığı ülke hukuku uygulanır. Evliliğin genel hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna; tarafların ayrı vatandaşlıkta olması hâlinde müşterek mutad mesken hukukuna; bunun da bulunmadığı hâllerde Türk hukukuna tabidir.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 13Kaynağı aç
MÖHUK m. 2/2 uyarınca yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde Türk hukuku uygulanır. MÖHUK m. 2/3 uyarınca ise uygulanacak yabancı hukukun kanunlar ihtilâfı kurallarının başka bir hukuku yetkili kılması yalnızca kişinin hukuku ve aile hukukuna ilişkin ihtilâflarda dikkate alınır ve bu hukukun maddi hukuk hükümleri uygulanır.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 2Kaynağı aç
MÖHUK m. 9/3 uyarınca kişinin milli hukukuna göre kazandığı erginlik, vatandaşlığının değişmesiyle sona ermez.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 9Kaynağı aç
Yaş Tashihi Davaları ve Hukuki Sınırlar
Nüfus kaydındaki yaşın gerçeği yansıtmadığının ileri sürüldüğü hâllerde, mahkeme önce mevcut nüfus kayıtlarının elverişliliğini, saklı kayıtların ve mükerrer kayıtların varlığını araştırmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2018/324, K. 2024/210 sayılı kararında, yalnızca tescil tarihini esas alarak yaş küçüklüğü indirimi uygulanmamasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu karar ceza yargılaması bağlamında verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/324, K. 2024/210Kaynağı aç
Gerçek yaşın nüfus siciline tescili ile ceza yargılamasıyla sınırlı yaş tespiti birbirinden ayrı hukuki kurumlardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2018/324, K. 2024/210 sayılı kararında, hukuk mahkemesince kayıt düzeltme kararı verilmiş olsa bile ceza hâkiminin nispi muhakeme sonunda gerçek yaşı ayrıca tespit etmesi gerektiği vurgulanmış ve hâkimin bu değişikliği mevcut nüfus kayıtlarıyla çelişki oluşturmayacak biçimde uygulaması zorunlu tutulmuştur.
CMK m. 218/2 uyarınca ceza mahkemesi, kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitinde sorunla karşılaşırsa ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü verir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2012/5-974, K. 2013/49 sayılı kararında, ceza mahkemesine tanınan yaş düzeltme yetkisinin yalnızca düzeltme sonucunun ceza sorumluluğunu etkileyeceği hâllerde kullanılabileceği belirtilmektedir; sanığın beraatine karar verileceği, yapılacak düzeltmenin cezayı değiştirmeyeceği ya da ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı durumlarda veya aynı yargılama sırasında bu konuda daha önce karar verilmişse bu yola gidilmemelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/5-974, K. 2013/49Kaynağı aç
Yaş tespitinde başvurulan tıbbi yöntemler arasında kemik testi yer almaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2018/324, K. 2024/210 sayılı kararının gerekçesinde, kemik testinin yaş tespitinde kesin sonuç vermekle birlikte yirmi beş yaşından büyükler için gerçek yaşı veremeyeceği ifade edilmektedir.
Yaş Tashihinin Sosyal Güvenlik Hukukuna Etkisi
5510 sayılı Kanun'un 57. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, sigortalının bu Kanun'a ya da yürürlükten kaldırılmış kanunlara tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra yapılan yaş düzeltmeleri, iş kazası, meslek hastalığı, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından yapılacak gelir ve aylık tahsislerinde dikkate alınmaz. Aynı sınırlama, 506 sayılı Kanun'un 120. maddesinin üçüncü fıkrasında da yer almaktaydı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2023/280, K. 2024/296 sayılı kararında sigortalı olarak ilk tescil tarihinden sonra verilen yaş tashihi kararının geçerliliğini ve değerini koruduğu, ancak kanun hükmü nedeniyle emeklilik yönünden sonuç doğurmadığı vurgulanmıştır. Aynı kararda, mahkeme kararının 506 sayılı Kanun'un 120. maddesinin ikinci fıkrası anlamında yaş tashihi mi yoksa kayıt düzeltme mi olduğunun belirlenmesi ve tahsis koşullarının buna göre irdelenmesi gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi, 506 sayılı Kanun m. 120/2 ile 1479 sayılı Kanun m. 66/1'i konu alan itirazları aynı gerekçeyle reddetmiş; 5510 sayılı Kanun m. 57/3'teki yaşlılık ibaresini de Anayasa'ya aykırı bulmamıştır. Bu değerlendirmeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2023/280, K. 2024/296 sayılı kararında yer almaktadır.
Nüfus kaydındaki yazım hatası mahkemeye gitmeden düzeltilebilir mi?
Evet, belirli koşullarda idari yol açıktır. NHK m. 35 ve m. 38 uyarınca, dayanak belgesinde doğru olarak yer almasına rağmen nüfus kütüğüne hatalı, eksik veya hiç tescil edilmemiş bilgiler ile mükerrer kayıtlar maddi hata sayılır ve nüfus müdürlüğü tarafından dayanak belgesine uygun biçimde düzeltilebilir. Kaydın özünü ya da anlamını değiştiren düzeltmeler için ise kesinleşmiş mahkeme kararı zorunludur.
Yurt dışında alınan boşanma kararını Türk nüfusuna tescil ettirmek için ne yapılır?
NHK m. 27/A uyarınca, kararın verildiği devlet kanunlarına göre yetkili makamca verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması ile Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması koşullarıyla taraflar birlikte başvurarak idari tescil yolunu kullanabilir. Taraflardan biri ölmüş ya da yabancı ise Türk vatandaşı olan taraf tek başına başvurabilir. Başvuru yurt içinde Bakanlık'ın belirlediği nüfus müdürlüğüne, yurt dışında ise kararın verildiği ülkedeki Türk dış temsilciliğine yapılır. NHK m. 27/A'daki koşulların sağlanamaması nedeniyle tescil talebi reddedilirse, kararın tanınması MÖHUK hükümleri uyarınca gerçekleştirilir.
Tenfiz davasında mahkeme yabancı kararın içeriğini yeniden değerlendirir mi?
MÖHUK m. 54, tenfiz için aranan koşulları sınırlı biçimde sayar. Mahkeme, karşılıklılık koşulunu, münhasır yetki kurallarını ve davalının itirazı hâlinde gerçek ilişki denetimini, kamu düzenine açık aykırılık bulunup bulunmadığını ve tarafların usulüne uygun temsil edilip edilmediğini denetler.
Yaş tashihi kararı emekliliği etkiler mi?
Sigortalı olarak ilk çalışmaya başlama tarihinden sonra alınan yaş tashihi kararı geçerliliğini korur; ancak 5510 sayılı Kanun m. 57/3 ve 506 sayılı Kanun m. 120/3 gereği iş kazası, meslek hastalığı, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından yapılan gelir ve aylık tahsislerinde dikkate alınmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2023/280, K. 2024/296 sayılı kararında, somut olayda mahkeme kararının yaş tashihi mi yoksa kayıt düzeltme mi olduğunun belirlenmesi ve tahsis koşullarının buna göre irdelenmesi gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir denilmektedir.
Ceza davasında sanığın yaşı tartışmalıysa ne yapılır?
CMK m. 218/2 uyarınca ceza mahkemesi, mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitinde sorunla karşılaşırsa bu sorunu ilgili kanundaki usule göre çözer ve hükmünü kurar. Bu yetkinin kullanılabilmesi için yaş değişikliğinin ceza sorumluluğunu gerçekten etkiliyor olması gerekir. Hukuk mahkemesince kayıt düzeltme kararı verilmiş olsa bile ceza hâkimi, gerçek yaşı kendi yargılaması kapsamında ayrıca tespit etmek durumundadır.
Yabancı bir kişinin Türkiye'de yaptığı evliliğin geçerliliği hangi hukuka göre belirlenir?
MÖHUK m. 13 uyarınca evlenme ehliyeti ve koşulları tarafların evlenme anındaki milli hukukuna tabidir; Türkiye'de gerçekleştirilen evlenmenin şekli bakımından ise Türk hukuku uygulanır. Evliliğin genel hükümleri bakımından önce müşterek milli hukuk esas alınır; tarafların ayrı vatandaşlıkta olması hâlinde müşterek mutad mesken hukuku, bunun da bulunmaması durumunda Türk hukuku uygulanır. Yabancı hukukun içeriği tüm araştırmalara rağmen tespit edilemezse MÖHUK m. 2/2 uyarınca Türk hukuku uygulanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

