Hayvan İsimleri Hakaret Sayılır mı ve Cezası Nedir?

by Avukat Erdal Ersoy
Hayvan İsimleri Hakaret Sayılır mı ve Cezası Nedir?

Hakaret Suçunun Yasal Çerçevesi ve Cezası

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle saldıran fail hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamında eylemin mağduru hedef alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle gerçekleştirilmesi durumunda da fail aynı ceza yaptırımıyla karşılaşır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide
edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56]
veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle
ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir
iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini
açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin
emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi
halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu
görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan
üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde
hükümleri uygulanır.
Mağdurun belirlenmesi

Hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı; dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı yahut kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca verilecek cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Ayrıca suçun alenen işlenmesi durumunda, aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince ceza altıda biri oranında artırılır.

Kaba Hitap Tarzı ile Hakaret Ayrımının Kriterleri

Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup suçun oluşabilmesi için davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2018/3315 Esas ve 2019/15069 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, bir hareketin tahkir edici nitelikte bulunup bulunmadığı zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her ağır eleştiri veya rahatsız edici söz hakaret suçu bağlamında değerlendirilmez; sözlerin suç sayılması için açıkça onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı ya da sövme fiili oluşturması zorunludur.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2018/3315, K. 2019/15069Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2018/3315 E.  ,  2019/15069 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1- Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanığın müştekiye karşı kullandığı kabul edilen hakaret sözünün, söylendiği yer, zaman ve söyleniş şekli de dikkate alındığında, nezaket dışı kaba hitap tarzı olup, sövme, somut bir fiil ya da olgu isnadı olarak kabul edilemeyeceği, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurları oluşmadığından, sanığın beraati yerine hükümlülük kararı verilmesi,
2- Kabule göre de; tanıklık görevinin, kamu hizmeti niteliğinde olması ve sanığın, katılanın yaptığı tanıklık nedeniyle suçu işlediğinin kabul edilmesi karşısında, TCK'nın 125/3-a maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nun temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 22/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2018/3315 Esas ve 2019/15069 Karar sayılı ilamına konu somut uyuşmazlıkta, sanığın kullandığı kabul edilen hakaret sözünün söylendiği yer, zaman ve söyleniş şekli dikkate alındığında nezaket dışı kaba hitap tarzı niteliğinde kaldığı, sövme ya da somut bir fiil veya olgu isnadı olarak kabul edilemeyeceği ve mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.

Birden Fazla İfadenin Birlikte Değerlendirilmesi

Kullanılan sözlerin hakaret oluşturup oluşturmadığı, ifadelerin bağlamı ve birlikte kullanıldığı diğer kelimeler dikkate alınarak belirlenir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/1573 Esas ve 2016/3149 Karar sayılı ilamına konu olan olayda, gayrimenkul satış ihalesinde katılana hitaben sarf edilen 'İhaleye girdin de ne oldu it herif, şerefsiz' biçimindeki sözlerin hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2014/1573, K. 2016/3149Kaynağı aç
5. Ceza Dairesi         2014/1573 E.  ,  2016/3149 K.HAKARETİHALE SIRASINDA HAKARETMAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI, RÜŞVET VE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE KANUNU (3628) Madde 17MAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI, RÜŞVET VE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE KANUNU (3628) Madde 18CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 237CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 260CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) (1412) Madde 321
"İçtihat Metni"
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddelerine göre Hazinenin ihaleye fesat karıştırma suçunun zarar göreni olması sebebiyle davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağına sahip bulunduğu gözetilerek CMK'nın 237/2 ve 260. maddeleri uyarınca bu suçtan açılan kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık savunması, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamından….. İcra Müdürlüğünün gerçekleştirdiği gayrimenkul satış ihalesinde sanığın katılana önce satış yapılan yerin babasına ait olduğunu söylediği daha sonra da ihaleye girdin de ne oldu "it herif, şerefsiz" diyerek hakaret ettiği anlaşılmakla hakaret suçundan mahkumiyetine karar verilmesi yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan ve katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Gıyapta Hakaret Eylemi ve İhtilat Şartı

Hakaret fiilinin mağdurun yokluğunda işlenmesi durumunda ceza verilebilmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrası uyarınca fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi şartına bağlıdır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2012/34201 Esas ve 2013/31993 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, sanığın apartman boşluğunda yüksek sesle bağırarak gıyapta sarf ettiği 'öküz' sözünü katılanın ve tanıkların evlerinin içinden duyduklarına ilişkin beyanları karşısında, olayda ihtilat unsurunun oluştuğu gözetilmeden beraat kararı verilmesi kanuna aykırı bulunmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/34201, K. 2013/31993Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2012/34201 E.  ,  2013/31993 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Katılanın, sanığın, apartman boşluğunda yüksek sesle bağırarak gıyabında söylediği "öküz" sözünü, kendi evinin içinden duyduğuna dair beyanı, dinlenilen tanıklar tarafından da evlerinin içinden aynı sözü duyduklarına ilişkin ifadeleri karşısında, olayda ihtilat unsurunun oluştuğu gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan … vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karşılıklı Hakaret Halinde Yasal Değerlendirme

Kendisine yöneltilen sözlere tepki göstererek 'kalk git şurdan aç köpek, önce kendi karnını doyur' şeklinde karşılık veren sanığın durumunda, Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/21505 Esas ve 2014/11626 Karar sayılı kararında olayın çıkış nedeni ve gelişimi üzerinde durulmasını ve sanık lehine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 129. maddesindeki karşılıklı hakaret hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasını aramıştır. Bu karar karşılıklı hakaret hükmünün somut olayda uygulandığını değil, mahkemece tartışılmamasının bozma gerekçesi oluşturduğunu ortaya koymaktadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/21505, K. 2014/11626Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2012/21505 E.  ,  2014/11626 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 2 – 2010/286909
MAHKEMESİ : Şabanözü Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/07/2010
NUMARASI : 2010/13 (E) ve 2010/25 (K)
SUÇ : Hakaret
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın aşamalardaki savunmasında, katılanın kendisine hitaben “ …eşimden sen ayırdın, şerefsizsin, bu memlekete karı getiriyorsun, pazarlıyorsun, pezevenksin ” diyerek hakaret etmesine sinirlenerek kendisinin de katılana yönelik “kalk git şurdan aç köpek, önce kendi karnını doyur” şeklinde söz söylediğini belirtmesi ve dinlenen tanıkların da bu hususu doğrulamaları karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişimi üzerinde de durularak, sanık lehine TCK'nın 129. maddesinde düzenlenen karşılıklı hakaret hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2-Temel ceza belirlenirken uygulanan kanun maddesi gösterilmeyerek CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
3-TCK'nın 53/l-(c) maddesindeki hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık B.. K..'nin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sosyal Medyadaki Sözler ve Soruşturma Usulü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinin birinci fıkrası gereğince ihbar veya başka bir yolla bir suçun işlendiği izlenimini edinen Cumhuriyet savcısı, kamu davası açmaya yer olup olmadığını karara bağlamak amacıyla derhal işin gerçeğini araştırmaya koyulur. Yürütülen soruşturma neticesinde kamu davası açmaya yetecek şüphe uyandıran delillere ulaşılamaması veya kovuşturma imkanının kalmaması hallerinde ise aynı Kanun'un 172. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı tesis edilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 172Kaynağı aç
Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda,
kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi
veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına
karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya
sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii
gösterilir.
(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9
md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu
davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe
ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden
dolayı kamu davası açılamaz.
(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair
kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da
tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın
kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden
soruşturma açılır.[66]
Cumhuriyet savcısının kararına itiraz[67][68]
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/7292, K. 2022/13759Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2022/7292 E.  ,  2022/13759 K.
"İçtihat Metni"
K A R A R
Hakaret suçundan şüpheli … isimli … kullanıcısı hakkında yapılan soruşturma sonunda, … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05/01/2021 tarihli ve 2020/80172 soruşturma, 2021/699 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29/03/2021 tarihli ve 2021/802 değişik … sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 22/03/2022 gün ve 2022/23650 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda müşteki vekilinin, müvekkili …'ın kendi adına kayıtlı … hesabından yaptığı paylaşımlara, şüpheli …'in hesabından 12/11/2020 ve 16/11/2020 tarihlerinde "Havlamaya devam et çomarcım, komik çomar, ooo çomar …. Bankamatik memurluk paralarını mı eziyon sokak çomarı? Çirkin Çomar. Komiklik mi yapıyorsun la çingen?Kılığına kıyafetine bak?" şeklinde müvekkiline karşı hakaret suçunun işlendiğinden bahisle yaptığı şikâyet üzerine, … Cumhuriyet Başsavcılığınca … isimli sosyal paylaşım sitesi ile ilgili olarak yapılan istinabe taleplerinin, sitenin faaliyet merkezinin bulunduğu … Birleşik Devletleri adIî makamlarınca cevaplanmadığı, açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şüpheli hakkında kovuşturma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/03/2021 tarihli ve 2021/1361 esas, 2021/9218 karar sayılı ilâmında yer alan, "… müştekinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada, söz konusu sosyal medya hesabı ile ilgili açık kaynak araştırması yaptırılması, şüphelilerin kimlik bilgilerinin kolluk marifeti ile tespitinin sağlanması, tespiti durumunda savunmalarının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken etkin soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi… hukuka aykırı bulunduğundan kanun yararına bozma talebinin kabulüne…" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde şüpheli hakkında, "Şüphelinin … hesabında; doğum gününün 26 Mayıs, memleketinin …, … ilinde ikamet ettiği, … Çimento Fabrikası Endüstri Meslek Lisese ve … Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olduğu, … dergisi editörlüğünü yaptığı…" şeklinde kimliğini tespite yarayabilecek bilgilerin verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, bahse konu şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında … Cumhuriyet Başsavcılığının … İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne hitaben yazmış olduğu 26/11/2020 tarihli yazıda, çok yönlü araştırma yapılarak ve gerektiğinde resmi veya özel kurum ve şirketlerle de temasa geçilerek; paylaşımın yapıldığı IP, paylaşımı yapan şüphelinin kimlik, adres ve diğer irtibat bilgilerinin tespit edilmesinin istenmesini takiben, ilgili kurumlarla (… İl Nüfus Müdürlüğü, … Üniversitesi Rektörlüğü, vs.) yazışma yapılarak araştırma yapılması, şüphelinin kimlik bilgilerinin tespit edilmesi durumunda savunmasının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, 02/12/2020 tarihli tutanakta atılı suça ilişkin … Birleşik Devletleri adIî makamlarınca cevap verilmediğinden bahisle başkaca herhangi bir araştırma yapılmaksızın eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
CMK'nın 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", 160/2. maddesinde "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' 170. maddesinin 2. fıkrasında, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. 172. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli şüpheyi uyandıracak deliller bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli şüpheyi uyandıracak deliller bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK'nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK'nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnat edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
İnceleme konusu somut olayda, müştekinin, açık kimliği belirli olmayan “…” isimli şahsın müştekiye … isimli sosyal paylaşım sitesinde hakaret ettiğinden bahisle şikayetçi olduğu, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde şüpheli hakkında, "Şüphelinin … hesabında; doğum gününün 26 Mayıs, memleketinin …, … ilinde ikamet ettiği, … Çimento Fabrikası Endüstri Meslek Lisese ve … Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olduğu, … dergisi editörlüğünü yaptığı…" şeklinde kimliğini tespite yarayabilecek bilgilerin verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, şüphelinin tespitine yönelik olarak ilgili kurumlardan araştırma yapılması, CMK'nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerektiğinden, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- … 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29/03/2021 tarihli ve 2021/802 değişik … sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- CMK’nın 309. maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 01/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sosyal medya üzerinden hayvan çağrışımlı ifadelerle hakaret edildiği iddiasıyla yapılan başvurularda, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2022/7292 Esas ve 2022/13759 Karar sayılı ilamına konu olayda belirtildiği üzere, CMK'nın 172/1. maddesindeki kovuşturma olanağının bulunmaması halleri somut olayda mevcut olmadan ve şüphelinin tespiti için gerekli tüm soruşturma işlemleri tamamlanmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilemez. Şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerekmektedir.

Bir kimseye hayvan ismiyle hitap edilmesi hakaret sayılır mı?

Kişilere yöneltilen sözlerin hakaret oluşturup oluşturmadığı; fiilin zamana, yere ve duruma göre küçük düşürme kastıyla işlenip işlenmediğine, kaba hitap sınırında kalıp kalmadığına ve onur, şeref ve saygınlığı rencide edecek nitelikte bir fiil, olgu isnadı veya sövme oluşturup oluşturmadığına göre değerlendirilir.

Mağdurun yokluğunda söylenen sözlerin cezalandırılması için hangi şart aranır?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi şarttır.

Kendisine hakaret edilen kişinin hayvan ismiyle karşılık vermesi cezasızlık sağlar mı?

Hakaret içeren sözlere hayvan ismi kullanarak tepki gösterilen somut bir uyuşmazlıkta Yargıtay, olayın çıkış nedeni ve gelişimi üzerinde durularak sanık lehine Türk Ceza Kanunu'nun 129. maddesindeki karşılıklı hakaret hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmamasını bozma gerekçesi yapmıştır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu