Kiralananın İcra Yoluyla Tahliyesi ve Takip Süreci

by Avukat Erdal Ersoy
Kiralananın İcra Yoluyla Tahliyesi ve Takip Süreci

Kiralananın icra yoluyla tahliyesi, icra dairesi aracılığıyla başlatılan ilamsız takip yoludur. Kiraya veren yetkili icra dairesine başvurarak adi kiraya ve hasılat kiralarına ilişkin tahliye talepli takipte Örnek No 13 ödeme emri düzenlenmesini ve tahliye talebinde bulunulmasını isteyebilir.

Tahliye Talepli Takipte İtiraz ve Ödeme Süreleri

Türk Borçlar Kanunu'nun 315'inci maddesi uyarınca kiracı kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödemezse, kiraya veren kiracıya yazılı bir süre vererek bu sürede ifa gerçekleşmediği takdirde sözleşmeyi feshedebileceğini bildirebilir. Bu süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, diğer kiralarda ise en az on gün olup kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 315Kaynağı aç
MADDE 315- Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. II. Özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcu

İcra ve İflas Kanunu'nun 269'uncu maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu, yedi gün içinde itiraz sebeplerini icra dairesine bildirmek zorundadır. Borçlu itirazında kira sözleşmesini ve varsa sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse sözleşmeyi kabul etmiş sayılır. Borçlar Kanununun kiralayana altı günlük sürenin bitiminde sözleşmeyi feshetme yetkisi verdiği durumlarda ise itiraz süresi üç gün olarak uygulanır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 269Kaynağı aç
Madde 269 – (Değişik: 18/2/1965-538/109 md.) Takip adi kiralara veya hasılat kiralarına mütedair olur ve alacaklı da talep ederse ödeme emri, Borçlar Kanununun 260 ve 288 inci maddelerinde yazılı ihtarı ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva eder. Bu tebliğ üzerine borçlu, yedi gün içinde, itiraz sebeplerini 62 nci madde hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında, kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse,akdi kabul etmiş sayılır. İtiraz takibi durdurur. İtirazın tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını istemiyen alacaklı, bir daha aynı alacaktan dolayı ilamsız icra yoliyle takip yapamaz. Borçlar Kanununun 260 ıncı maddesinin kiralayana altı günlük mühletin hitamında akdi feshe müsaade ettiği hallerde itiraz müddeti üç gündür. İtiraz etmemenin sonuçları:

Borçlu takibe itirazını takibi yürüten icra dairesi yerine başka bir icra dairesine de yapabilir. Bu durumda başvurulan icra dairesi gereken masrafı borçludan tahsil ederek itirazı derhal takibin açıldığı yetkili icra dairesine gönderir; masrafın alınmamasından ilgili memur şahsen sorumludur.

Ödeme Emrine İtiraz Edilmemesi ve Tahliye Kararı

Borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi ve ihtar süresi içinde kira borcunu da ödememesi hâlinde, ihtar süresinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklının talebi üzerine icra mahkemesince tahliyeye karar verilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 269/aKaynağı aç
Madde 269/a – (Ek: 18/2/1965-538/110 md.; Değişik: 17/7/2003-4949/65 md.) Borçlu itiraz etmez, ihtar müddeti içinde kira borcunu da ödemezse ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklının talebi üzerine icra mahkemesince tahliyeye karar verilir. İtiraz ve kaldırılması usulü:

Kira Sözleşmesinin veya İmzanın İnkâr Edilmesi Durumu

Borçlunun yasal süresinde yapacağı itiraz icra takibini durdurur. Borçlu itirazında kira sözleşmesini veya sözleşmede kendisine izafe edilen imzayı reddederse, alacaklı noterlikçe resen düzenlenmiş veya imzası onaylanmış bir sözleşmeye dayanması hâlinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve ihtar süresinde paranın ödenmemesi sebebiyle kiralananın tahliyesini isteyebilir. Borçlunun kira sözleşmesine ve şartlarına dair karşı iddia ve def'ilerini aynı kuvvet ve nitelikteki belgelerle ispatlaması zorunludur.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 269/bKaynağı aç
Madde 269/b – (Ek: 18/2/1965-538/110 md.) Borçlu itirazında kira akdini ve varsa mukavelenamede kendisine izafe olunan imzayı reddettiği takdirde alacaklı; noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tastik edilmiş bir mukavelenameye istinat ediyorsa icra mahkemesinden itırazın kaldırılmasını ve ihtar müddeti içinde paranın ödenmemesi sebebiyle kiralananın tahliyesini istiyebilir. Borçlunun akde ve şartlarına dair mukabil iddia ve def’ilerini aynı kuvvet ve mahiyette belgelerle tevsik etmesi lazımdır. Akdi reddeden borçlu bu itiraz sebebiyle bağlıdır. İtirazın varit olmadığı tahakkuk ettikten sonra ödeme, takas veya sair bir def’ide bulunamaz. Takip yukarda yazılı belgelere istinat etmemesi sebebiyle alacaklı umumi hükümler dairesinde dava açmaya mecbur kalırsa ihtarlı ödeme emri, Borçlar Kanununun 260 ve 288 inci maddelerinde yazılı ihtar yerine geçer. (Değişik: 9/11/1988-3494/51 md.) Kira sözleşmesindeki imzanın inkarından dolayı alacaklı umumi mahkemede dava açmaya mecbur kalır ve lehine karar alırsa, borçlu ayrıca yüzbin liradan beşyüzbin liraya kadar para cezasına mahküm edilir. Kira akdi dışındaki itirazlar ve tahliye:

Adi yazılı bir sözleşmeye dayalı takipte kiracı imzayı açık ve kesin olarak reddederse icra mahkemesi imza incelemesi yapamaz; alacaklının itirazın kaldırılması ve tahliye talebini reddeder. Bu durumda alacaklı genel hükümlere göre mahkemede dava açmak zorunda kalır. Sözleşmeyi inkâr eden borçlu bu itirazıyla bağlı kalır ve itirazın haksızlığı ortaya çıktıktan sonra ayrıca ödeme, takas veya başka bir def'i ileri süremez.

Takibin noterlikçe onaylı veya resen tanzim edilmiş belgelere dayanmaması sebebiyle alacaklının genel hükümler dairesinde dava açmak mecburiyetinde kalması durumunda, icra dairesinden gönderilmiş olan ihtarlı ödeme emri kanuni ihtar yerine geçer. Kira sözleşmesindeki imzanın inkârı yüzünden alacaklı genel mahkemede dava açmak zorunda kalır ve mahkemece lehine karar verilirse, borçlu aleyhine ayrıca para cezasına hükmedilir.

Sözleşmenin Kabul Edildiği İtirazlar ve İspat Usulü

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187'nci maddesi gereğince ispatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur; ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. Borçlu kira sözleşmesini reddetmeyip kiranın ödendiğini, sair bir nedenle talep edilemeyeceğini bildirerek itiraz etmiş veya takas talep etmişse, bu sebeplerini ve isteğini noterlikçe resen düzenlenmiş veya imzası tasdik edilmiş, alacaklı tarafından ikrar edilmiş bir belgeyle yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların usulüne uygun düzenledikleri makbuz veya vesikalarla ispat etmeye mecburdur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 187Kaynağı aç
MADDE 187- (1) İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. (2) Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. İkrar
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 269/cKaynağı aç
Madde 269/c – (Ek:18/2/1965-538/110 md.) Borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemiyeceğini bildirerek itiraz etmiş veya takas istemişse, itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat etmeğe mecburdur. Senet veya makbuzun alacaklı tarafından inkarı halinde 68 inci madde hükmü kıyasen uygulanır. İcra mahkemesinin tahliyeye mütedair kararının infazı için kesinleşmesi beklenmez. Ancak tahliye için, kararın borçluya tefhimi veya tebliği tarihinden itibaren ongün geçmesi lazımdır. Borçlu tahliye kararı hakkında 36 ncı madde hükmünden faydalanabilir. Kıyasen uygulanacak maddeler:

Borçlunun ibraz ettiği senet veya makbuz alacaklı tarafından inkâr edilirse İcra ve İflas Kanunu'nun 68'inci maddesi hükmü kıyasen uygulanır. İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin kabulü veya reddi durumunda, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir. Tahliye talepli icra takibinde İcra ve İflas Kanunu'nun 62, 63, 65, 66, 68, 70 ve 72'nci maddeleri hükümleri de kıyasen tatbik edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden  aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.   Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[29] c) İtirazın geçici olarak kaldırılması:[30]
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 269/dKaynağı aç
Madde 269/d – (Ek: 18/2/1965-538/110 md.) 62, 63, 65, 66, 68, 70 ve 72 nci maddeler hükümleri kıyas yolu ile burada da uygulanır. Hapis hakkı için defter yapılması:

İtirazın Kaldırılması Talebi ve Süreler

Borçlunun itirazı üzerine takibin durması hâlinde, takibi imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen senede yahut resmî makbuzlara dayanan alacaklı, itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep edebilir. Bu süre içinde itirazın kaldırılması istenmezse alacaklı aynı alacaktan dolayı bir daha ilamsız icra yoluyla takip yapamaz.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/B maddesi uyarınca, kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin süreçler dava şartı arabuluculuk kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu doğrultuda kira borcu nedeniyle başlatılan tahliye talepli icra takiplerinde, borçlunun itirazının kaldırılması istemiyle icra mahkemesinde açılan davalarda arabuluculuk dava şartı aranmaz.

6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/BKaynağı aç
MADDE 18/B- (Ek:28/3/2023-7445/37 md.) (1) Aşağıdaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır: a) Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar. b) Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar. c) 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar. ç) Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar. (2) Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşması halinde anlaşma belgesi, taşınmazla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslar gözetilmek suretiyle düzenlenir. (3) Bu madde kapsamında düzenlenen anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhin alınması zorunlu olup bu şerh taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından taşınmazın bulunduğu yer, diğer anlaşma belgeleri bakımından ise arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden alınır. Mahkeme taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından yapacağı incelemede anlaşma içeriğini, arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı ve taşınmazla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslara uyulup uyulmadığı yönünden denetler; bu kapsamda kurum veya kuruluşlardan bilgi veya belge talep edebilir ve gerektiğinde duruşma açabilir. (4) Anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhin verilmesiyle ilgili diğer hususlar hakkında 18 inci madde hükmü uygulanır. (5) (Ek:7/11/2024-7531/26 md.) Taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilir. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilir. ALTINCI BÖLÜM Arabulucular Sicili Arabulucular sicilinin tutulması

Kira İlişkisinin Sona Ermesine Dair Genel Esaslar

Kira sözleşmelerinde sürenin bitimi ve tahliye sebepleri Türk Borçlar Kanunu kapsamında farklı düzenlemelere bağlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 327'nci maddesi uyarınca açık veya örtülü biçimde süre belirlenmişse kira sözleşmesi sürenin sonunda kendiliğinden sona erer; taraflar açık bir anlaşma olmaksızın ilişkiyi sürdürürse sözleşme belirsiz süreli hale gelir. Taşınmazlara ilişkin belirsiz süreli sözleşmelerde ise 329'uncu madde uyarınca yerel âdette belirlenen veya altı aylık kira döneminin sonu için üç aylık fesih bildirim süresine uyularak fesih yoluna gidilebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 327Kaynağı aç
MADDE 327- Açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. Taraflar, bu durumda, açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisini sürdürürlerse, kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. II. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde fesih bildirimi 1. Genel olarak
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 329Kaynağı aç
MADDE 329- Taraflardan her biri, bir taşınmaza veya taşınır bir yapıya ilişkin kira sözleşmesini yerel âdette belirlenen kira döneminin sonu için veya böyle bir âdetin bulunmaması durumunda, altı aylık kira döneminin sonu için, üç aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir. 3. Taşınır kiralarında

Konut ve çatılı işyeri kiralarında Türk Borçlar Kanunu'nun 347'nci maddesi uyarınca kiracı sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzatılmış sayılır ve kiraya veren sözleşme süresinin bitimine dayanarak tahliye isteyemez. Bununla birlikte on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak şartıyla sebep göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirebilir. Ayrıca kiracının kiralananın tesliminden sonra belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâllerde, Türk Borçlar Kanunu'nun 352'nci maddesi uyarınca kiraya veren bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurarak veya dava açarak sözleşmeyi sona erdirebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 352Kaynağı aç
MADDE 352- Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir. 3. Dava süresinin uzaması
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 347Kaynağı aç
MADDE 347- Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler. Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir. 2. Bildirimin geçerliliği a. Şekil

Tahliye Kararının İnfazı ve Kanun Yolu Başvurusu

İcra mahkemesinin tahliyeye ilişkin kararının infaz edilebilmesi için kesinleşmesi beklenmez. Ancak infazın gerçekleştirilebilmesi için kararın borçluya tefhimi veya tebliği tarihinden itibaren on gün geçmesi zorunludur. Borçlu bu tahliye kararı hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 36'ncı maddesinde düzenlenen icranın geri bırakılması hükümlerinden yararlanabilir.

İlk derece mahkemesince verilen tahliye kararlarına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulmuş olması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; tahliye işlemlerinin durdurulabilmesi için icranın geri bırakılması talebinde bulunulması ve belirlenen teminatın yatırılması gerekir.

Tahliye talepli icra takibinde itiraz süresi ne kadardır?

Ödeme emrinin tebliği üzerine itiraz süresi kural olarak yedi gündür; ancak kanunun altı günlük mühlet sonunda feshe izin verdiği hâllerde itiraz süresi üç gün olarak uygulanır.

Tahliye talepli icra takibinde borç ne kadar sürede ödenmelidir?

Kiracıya ödeme için verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, diğer kiralarda ise en az on gün olup kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

Borca itiraz edilmez ve ödeme yapılmazsa tahliye davası ne zaman açılır?

Borçlu yedi gün içinde itiraz etmez ve tanınan ihtar süresinde borcu ödemezse, alacaklı ihtar süresinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye isteyebilir.

Borçlunun takibe itiraz etmesi halinde dava açma süresi nedir?

Alacaklı, itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir; bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenmediği takdirde yeniden ilamsız icra takibi yapılamaz.

İcra mahkemesinde itirazın kaldırılması ve tahliye davasında arabuluculuk zorunlu mudur?

İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin süreçler arabuluculuk dava şartı kapsamı dışında tutulduğundan arabuluculuk zorunlu değildir.

İcra mahkemesinin tahliye kararı kesinleşmeden infaz edilebilir mi?

Tahliye kararının infazı için kararın kesinleşmesi aranmaz; ancak infaz yapılabilmesi için kararın borçluya tefhim veya tebliğinden itibaren on gün geçmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu