Kira Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu ve Yasal Sınırları

by Avukat Erdal Ersoy
Kira Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu ve Yasal Sınırları

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu; kefilin sözleşmede kendi el yazısıyla açıkça belirttiği azamî miktar, kefalet tarihi ve kararlaştırılan süre sınırıyla sınırlıdır. Kanunda öngörülen geçerlilik şekline uyulmadan düzenlenen veya azami parasal sınır ile süre sınırı içermeyen sınırsız kefalet hükümleri hukuken geçersizdir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 583Kaynağı aç
MADDE 583- Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz. III. Eşin rızası
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/1448, K. 2012/4813Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi 2012/1448 E., 2012/4813 K. 6. Hukuk Dairesi 2012/1448 E., 2012/4813 K. KİRA SÜRESİNİN UZAMA HALLERİ UZAYAN KİRADA KEFİLİN SORUMLULUĞU 6570 S. GAYRİMENKUL KİRALARI HAKKINDA KANUN [ Madde 11 ] "İçtihat Metni" İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılardan K… …. T… …. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava kira alacağının tahsili ve tahliye istemi ile yapılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Davacı, 13.03.2009 tarihli bir yıl süreli kira akdine istinaden 13.03.2010 tarihinde başlayan ve yıllık peşin ödenmesi gereken yenilenen dönem kirasının ödenmemesi nedeni ile kira alacağının tahsilini kiracı ve kefil'den icra yolu ile talep etmiş, davalıların itirazı nedeni ile mahkemece her iki borçlu yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı K… …. T… …. tarafından, kendisinin sözleşmede kefil olduğundan ve kira sözleşmesinin uzadığı dönemde sorumluluğunun bulunmadığından bahisle temyiz edilmiştir. Kira sözleşmelerinde, kefilin sorumluluğu kural olarak kira süresi ile sınırlıdır. Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun'un 11. maddesi gereğince uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması da şarttır. Başka bir ifade ile ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Hakim, bu yönleri resen dikkate almakla yükümlüdür. Olayımıza geline; takibe konu kira akdi 13.03.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olup, temyiz eden davalı kira sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalamıştır. kira sözleşmesinin hususi şartlar 16. maddesinde "kefilin kefaleti kiracı kiralananda kaldığı sürece devam eder" düzenlemesi kabul edilmiş ayrıca kira sözleşmesinin 6. maddesinde uzayan dönemlerde kira parasının %10 arttırılacağı kararlaştırılmıştır. Taraflarca kira parasının artış miktarı sözleşmede belirlenmiş ise de, kefilin azami sorumlu olacağı süre belirlenmemiştir. Bu nedenle kefilin uzayan dönemde de kefaletinin devam edeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersiz olup, kefilin sorumluluğu, sözleşmede belirlenen bir yıl kira süresi ile sınırlıdır. Takibe konu kira borcu uzayan döneme ilişkin olduğundan, davalı K… …. T… …. hakkındaki itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı K…. T….'ın temyiz itirazlarının kabulüyle davalı yönünden, kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kefalet Sözleşmesinin Şekil Şartları ve El Yazısı Zorunluluğu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihinin metinde yer alması zorunludur. Kefilin sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması hâlinde bu sıfatla ya da bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini sözleşmede bizzat kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/16219, K. 2013/17233Kaynağı aç
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2013/16219 E.  ,  2013/17233 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kiracı ve kefil hakkında kira alacağının tahsili istemiyle yapılan takibe vaki itirazın iptali istemidir. Mahkemece davanın kabulü ile davalıların itirazının iptaline ve asıl alacak üzerinden %40 inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde davalı şirketin 01.05.2008 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı,diğer davalı …'un ise müteselsil kefil olduğunu, davalı kiracının 2008 yılı Ekim ayından 2010 yılı Ocak ayına kadar olan kira parasını ödemediğini, bu nedenle davalılar hakkında icra takibinde bulunduğunu davalıların haksız olarak itiraz ettiğini, itirazlarının haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili kira sözleşmesinin 01.05.2008-01.05.2009 tarihleri arasında geçerli olduğunu, davacının sözleşmeye ilaveler yaparak sözleşmeyi 2013 yılına uzatma gayreti içerisine girdiğini, sözleşmeye müvekkilinin rızası olmaksızın yapılan ilavelerin müvekkilini bağlamayacağını, ayrıca kefil olan davalının da uzayan dönemden sorumlu olmayacağını ve taraflar arasında imzalanan aylık 800,00 TL bedelli sözleşme bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 1- ) Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık kira sözleşmesinin süresine ilişkindir. Davacının takibe konu ettiği 01.05.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmedeki kefil ve kiracının ismi altındaki imzalar inkar edilmemiştir. Ayrıca söz konusu sözleşmenin fesh edildiği ve sonrasında yeni bir sözleşme imzalandığı da kanıtlanmamıştır. Kira sözleşmesinin ön yüzünde kira sözleşmesi “bir yıl” denildikten sonra alt satıra “01.05.2008-2009-2010-2011-2012-2013 yılı 5. aya kadar geçerlidir.” denilmiştir. Ayrıca matbu olan özel şartlar 6. maddesinin yanına çıkıntı yapılarak el yazısı ile “kira kontratı 5 yıl sonra kiracı veya mal sahibi tarafından anlaşma sağlanırsa yeni kontrat yapılır” denilmiştir. Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir. (HMUK.nın 298- HMK.nın 207) Davaya esas alınan kira sözleşmesinde davalılar kira süresinin “bir yıl” olduğunu, bunun aksine yazılı beyanların sözleşmeye davacı tarafından eklendiğini savunmuşlardır. Kira sözleşmesindeki “bir yıl” kira süresinin aksine kira sözleşmesinde açıklamalar da davalı tarafından imzasıyla onanmamıştır. Bu nedenle sözleşmedeki “bir yıl” ibaresinin aksine yapılan ilaveler, aksi kanıtlanamadığından davalıları bağlamaz. Kira sözleşmesinin süresinin bir yıl olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davalı kiracı yönünden 6570 Sayılı Yasanın 11.maddesi (TBK.nın 347. md) gereğince sözleşme aynı şartlarda uzamış sayılacağına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dayandıkları belgelere temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere davalının fotokopisini ibraz ettiği sözleşmenin asılının sunulmamış ve davacının sunduğu kira sözleşmesinin feshedildiğinin kanıtlanmamasına göre, davalı kiracı şirket vekilinin tüm, kefil olan davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. 2-)Kefil sorumluluğuna ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01/05/2008 başlangıç tarihli ve bir yıl sürelidir. Bu kira sözleşmesini davalılardan … müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Müşterek kefaleti düzenleyen BK. 487.madde (TBK. 586 m.) ile kefalette şekil şartını düzenleyen BK. 484.madde (TBK. 583 m.) hükmüne göre kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe kefalet geçerli olmaz. Bu nedenle kefil sorumluluğunun kapsamını bilmesi gerektiğinden ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan kira sözleşmesinin kiracı kiralananda kaldığı sürece kefilin kefaleti devam eder şeklindeki 16.maddesi geçerli değildir. Açıklanan bu nedenle yenilenen döneme ait kira parasından kefil sorumlu tutulamaz. Kira sözleşmesi 01.05.2008 başlangıç tarihli olup davalının kefaleti 01.05.2009 tarihinde sona ermiştir. Davacı 24.01.2011 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2008 yılı Ekim ayından 2010 yılı Ocak ayına kadar kira parasını talep etmiş olup kefilin sorumluluğu 2009 yıl Mayıs itibariyle sona erdiğinden kefil olan davalının 2009 Mayıs ayı dahil sonraki aylar kira parasında sorumlu tutularak, tüm alacak miktarı üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kendi adına kefil olma konusunda üçüncü bir kişiye özel yetki verilmesi ve kefil olma vaadinde bulunulması da aynı yazılı şekil ve el yazısı koşullarına bağlıdır. Taraflar yazılı şekle riayet ederek kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırabilir. Kefalet sözleşmesinde sonradan gerçekleştirilen ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kanunda öngörülen şekil kurallarına uyulmadığı müddetçe hüküm ifade etmez.

Eşin Rızası Şartı ve Kanuni İstisnaları

Evli kişilerin kira ilişkisinde kefalet vermesi, kural olarak diğer eşin yazılı onayına bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesi uyarınca, mahkeme tarafından verilmiş bir ayrılık kararı bulunmadığı veya kanunen ayrı yaşama hakkı doğmadığı sürece eşin yazılı rızası zorunlu olup bu onayın en geç kefalet sözleşmesinin imzalandığı sırada temin edilmiş olması gerekir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 584Kaynağı aç
MADDE 584- Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. (Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz. C. İçeriği I. Türlerine göre 1. Adi kefalet

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine veya kefil yararına mevcut güvencelerin önemli ölçüde azalmasına yol açmayan değişikliklerde eşin rızası aranmaz.

Buna karşın kanun koyucu, ticari ve mesleki hayatın olağan akışını korumak amacıyla bazı istisnalar getirmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; ticaret siciline kayıtlı bir işletme sahibi, şirket ortağı ya da şirket yöneticisinin ticari faaliyetle bağlantılı kefaletlerinde veya sicile kayıtlı esnaf ve sanatkârların meslekleriyle ilgili taahhütlerinde eşin rızasını alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Benzer şekilde faiz destekli krediler ile kamu kurumları ve kooperatifler aracılığıyla kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler de bu rıza kuralının dışındadır.

Müteselsil Kefalette Takip Koşulları ve Rehnin Önceliği

Kira sözleşmesine müteselsil kefil olarak imza atılması durumunda dahi kiraya veren, asıl kiracıya yönelmeden kefile dilediği gibi başvuramaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesinin ilk fıkrası doğrultusunda, alacaklının asıl borçluyu takip etmeksizin veya mevcut taşınmaz rehnini paraya çevirmeksizin kefile yönelebilmesi; öncelikle kiracının ödemede gecikmiş olmasına ve kendisine çekilen ihtarın sonuçsuz kalmasına ya da kiracının aleni bir ödeme aczi içinde bulunmasına bağlıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 586Kaynağı aç
MADDE 586- Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir. 3. Birlikte kefalet

Alacak, teslime bağlı bir taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının hâkim tarafından önceden belirlenmesi, borçlunun iflas etmesi veya borçlu hakkında konkordato mehli verilmesi hâllerinde ise rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulması mümkündür.

Sözleşmenin Uzaması, Kira Artışları ve Sorumluluğun Kapsamı

Kira sözleşmelerinde kefilin sorumluluğu kural olarak sözleşmede kararlaştırılan kira süresi ile sınırlıdır. Yazılı şekilde düzenlenen, süresi ve ödenecek kira bedeli açıkça gösterilen bir kira sözleşmesini imzalayan kefil, süre ve miktar belirli olduğundan sözleşmede belirlenen süre boyunca kiracının ödemekle yükümlü bulunduğu kira bedellerinden sorumludur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/5627, K. 2013/16337Kaynağı aç
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2013/5627 E.  ,  2013/16337 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı kiracı …'nın temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı kefil … İmalat İnşaat San.Tic.Ltd.Şti.'nin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili dava dilekçesinde 01.04.2009 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı olan davalı … tarafından ödenmeyen 2010 yılı Kasım, Aralık ile 2011 yılı Ocak, Şubat, Mart aylarına ait toplam 8000 TL kira alacağının davalılardan tahsilini istemiştir. Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 01.04.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı şirket sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olup, sözleşmenin özel şartlar 16. maddesinde kiracı kiralananda kaldığı sürece kefilin kefaletinin devam edeceği kararlaştırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.03.2006 gün ve 2006/6-78 Esas-2006/88 Karar sayılı kararında kabul edildiği üzere Borçlar Kanunu'nun 484 (TBK 583) maddesi uyarınca yazılı şekilde düzenlenmiş süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkca gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi, sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca kiracının ödemekle yükümlü bulunduğu kira paralarından kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira böyle bir durumda kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle sınırlıdır. Kefil sorumluğunun kapsamını ve sınırlarını bilmelidir. Kira süresinin 6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunu'nun 11. maddesi (TBK 347) gereğince uzaması durumunda uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için öncelikli kefilin olması, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süre ve miktar ile sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması gerekir. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Olayımızda kira sözleşmesinin 16. maddesinde kiracı kiralananda kaldığı sürece kefilin kefeletinin devam edeceği belirtilmiş ise de; kefilin sorumlu olacağı azami süre ile azami miktar gösterilmediğinden müteselsil kefil olan davalının sorumluluğu sözleşmenin başlangıç tarihi olan 01/04/2009 tarihinden itibaren bir yıl süre ile sınırlıdır. Davacı, kefilin sorumlu olduğu bu dönemden sonra gelen 2010 Kasım-2011 Mart dönemi kira parasının tahsilini istediğine göre bu durumda mahkemece davalı kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı kefilin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı …ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Belirli süreli kira sözleşmesinin kanunen veya tarafların iradesiyle uzaması durumunda kefilin sorumluluğu her uzayan dönem için kendiliğinden ve sınırsız şekilde devam etmez. Uzayan dönem bakımından kefaletin sürebilmesi için sözleşmede kefaletin uzayan dönemde de devam edeceğinin açıkça kararlaştırılması ve kefilin azami hangi süreyle ve hangi miktarla sorumlu olacağının açıkça gösterilmesi şarttır. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine dayanan ve kefili sınırsız sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçersiz olup hâkim bu hususu resen gözetir.

Sözleşmede artış oranı kararlaştırılmış olsa dahi uzayan dönemde kefilin azami sorumlu olacağı süre belirlenmemişse uzayan döneme ilişkin kefalet geçersiz sayılır ve kefilin borcu ilk sözleşme süresi ile sınırlı kalır. Kiracı taşınmazda kaldığı sürece kefaletin süreceğine dair kayıtlar azami süre ve azami tutar taşımadığı takdirde geçersizdir; nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2012/1448 Esas, 2012/4813 Karar sayılı ve 2013/5627 Esas, 2013/16337 Karar sayılı kararları ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/2709 Esas, 2017/4211 Karar sayılı ilamı da azami miktar ve süre içermeyen uzayan dönem kayıtlarında sorumluluğun ilk süreyle sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/2709, K. 2017/4211Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2017/2709 E.  ,  2017/4211 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, Dava dışı…le davalı şirket arasında 01.10.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, davacının bu kira kontratına müşterek ve müteselsilen kefil olduğunu, kiracının 2010 yılı Mart ayına ait kira borcunu ödemediğinden davalı alacaklının …n 2014/8093 esas sayılı dosyasıyla kefil aleyhine icra takibine başladığını, sözleşmenin 4.2. maddesinde uzayan döneme ilişkin sorumluluğunun devam ettiği belirtilse de hangi miktar ve hangi süre ile sorumluluğun sınırlandırıldığının açık olmadığını belirterek icra takibine konu edilen borçtan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, sözleşmenin 4.2 maddesi ile sözleşmenin imza kısmında sözleşmenin uzayan dönemlerinde de kefilin sorumlu olduğunun kararlaştırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Takipte dayanılan ve hükme esas alınan kira sözleşmesi 01.20.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl sürelidir. Davalı sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.3.2006 gün ve 2006/6-78 Esas, 2006/88 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi hükmü gereğince, yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir. Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun’un 11. maddesi gereğince uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun (kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin) sözleşmede kararlaştırılmış olması, bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması gerekir. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Olayımızda, kefaletin sözleşmenin herhangi bir nedenle uzaması halinde de devam edeceği belirtilmiş ise de; kefilin gerek sorumlu olacağı süre gerekse azami miktar gösterilmemiş olduğu için müşterek müteselsil kefilin sorumluluğu sözleşmenin düzenlendiği tarih olan 01.10.2010 tarihinden bitiş tarihi olan 31.12.2010 tarihine kadardır. Davalının başlatmış olduğu icra takibi kefilin sorumlu olduğu bu dönemden sonra gelen 2014 yılı Mart ayı kira bedeline ilişkin olduğundan kefilin sorumluluk süresi dışındadır. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı …ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kefilin kira artışları ve enflasyon farklarından sorumluluğu el yazısıyla belirttiği azami miktar tavanı ile sınırlı olup sınırsız kefalet taahhütleri geçersizdir. Kiracının kiralananı tahliyesinden veya sözleşmenin feshinden önce tahakkuk eden kira bedelleri, aidatlar, ortak giderler ve faizlerden kefil azami limit dâhilinde sorumlu tutulurken fesih sonrasındaki gelecek dönem kiralarından sorumlu tutulamaz. Kiralananda oluşan hasar ve tazminatlardan sorumluluk ise sözleşmede açıkça kararlaştırılmasına ve el yazısıyla gösterilen azami tutarın aşılmamasına bağlıdır.

İşletme Devri, İtiraz Hakları, Zamanaşımı ve Kefilin Vefatı

İşyeri kiralarında kiracının değişmesi ya da işletmenin devredilmesi durumunda kefilin sorumluluğunun sürmesi, bu devre açıkça rıza göstermiş olmasına bağlıdır; kefilin onay vermediği devirlerin ardından ortaya çıkan borçlar kefile yüklenemez. Öte yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesi uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya kira bedeli ile yan giderler haricinde başkaca bir mali yükümlülük getirilemeyeceği gibi, kiranın vaktinde ödenmemesi hâlinde ceza koşulu uygulanacağına veya ileriki aylara ait kira bedellerinin muaccel hâle geleceğine dair sözleşme hükümleri kiracı aleyhine düzenleme yasağı uyarınca kesin olarak geçersizdir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/7529, K. 2014/64Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2013/7529 E.  ,  2014/64 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 20/12/2012 NUMARASI : 2010/189-2012/414 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve alacak davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı borçlu ve davacı borçlu kefili, davalı alacaklı tarafından kira alacağı nedeniyle haklarında icra takibi yapıldığını belirterek yapılan takipten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, davacı borçlu ise ayrıca depozitodan artan 1.700 TL alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir. 1- Davalı alacaklı 07.10.2009 tarihinde başlattığı icra takibinde 25.03.2007 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak aylık 2.860 TL'den ödenmeyen 2009 yılı 8. ve 9. aylar ile muacceliyet şartı gereği muaccel hale gelen 2009 yılı 10. aydan, 2010 yılı 3. aya kadar kira paralarının tahsilini istemiştir. Sözleşmenin özel şartlar bölümünün 5. maddesinde kefilin müteselsil kefil olduğu ve kira sözleşmesinin uzaması halinde kefaletin kiracının kiracılığı süresince devam edeceği hükmü yer almaktadır. Her ne kadar sözleşmede kefilin sorumluluğu açıkça düzenlenmiş müşterek müteselsil kefil olduğu belirtilmiş ayrıca 5. maddede kefilin sorumluluğunun kiracının kiralananda bulunduğu sürece geçerli olduğu kararlaştırılmış ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.3.2006 gün ve 2006/6-78 Esas, 2006/88 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi hükmü gereğince, yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca, kiracının ödemekle yükümlü bulunduğu kira paralarından, kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir. Kefil sorumluluğunun kapsamı ve sınırlarını bilmektedir. Kira süresinin, uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun (kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin) sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Olayımızda da, kefaletin kiracının, kiralananda bulunduğu sürece devam edeceği belirtilmiş ise de; kefilin gerek sorumlu olacağı süre, gerekse azami miktar gösterilmemiş olduğu için müşterek müteselsil kefilin sorumluluğu sözleşmenin düzenlendiği tarih olan 25.03.2007 tarihinden itibaren bir yıl süreyle sınırlıdır. Davacı başlatmış olduğu icra takibi ile kefilin sorumlu olduğu bu dönemden sonra gelen 2009 Ağustos ve Eylül ayları kira bedelini istediğine göre kefilin açtığı davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 2- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdir de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı borçlunun sair temyiz itirazları yerinde değildir. 3-Davacı borçlunun muaccel kira alacaklarına ilişkin temyiz itirazına gelince; Yukarıda 1 nolu bentte belirtildiği üzere davalı alacaklı 07.10.2009 tarihinde başlattığı icra takibi ile sözleşmenin genel koşullar 6. maddesindeki muacceliyet şartına da dayanarak 2009 yılı Ağustos ayından, 2010 yılı Mart ayına kadar, Mart ayı dahil ödenmeyen kira alacaklarının tahsilini istemiştir, davacı kiracı açtığı menfi tespit davasında taşınmazın anahtarını Ekim 2009 başında davalı alacaklıya teslim ettiğini iddia etmiş, ne var ki bu iddiasını ispat edememiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir. Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin genel koşullar 6. maddesinde herhangi bir ayın kira bedeli zamanında ödenmediği takdirde muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun meskenlerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Davacı borçlu hakkında başlatılan icra takibinde ödenmeyen 2009 yılı Ağustos, Eylül aylar kirası ile muacceliyet koşulu uyarınca 2009 yılı 10. ayından, 2010 yılı 3. aylar kirasının da tahsili istenildiğine göre muacceliyet koşulu gereğince istenen aylar kira paraları yönünden de davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yeni yasal düzenleme karşısında doğru görülmemiştir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı kiracının sair temyiz itirazlarının reddine, (1) No'lu bentte açıklanan nedenlerle kefilin, (3) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı kiracının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 13/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 346Kaynağı aç
MADDE 346- Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir. F. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi I. Bildirim yoluyla 1. Genel olarak

İlamsız icra takibinde ödeme emri tebliğ edilen kefil yasal 7 günlük süre içinde icra dairesine başvurarak borca, imzaya, el yazısı unsurlarına veya faize itiraz edebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kira bedelleri ve diğer dönemsel edim alacakları beş yıllık zamanaşımına tabi olduğundan kefil bu zamanaşımı def'ini ileri sürebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
MADDE 147- Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: 1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler. 2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri. 3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar. 4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar. 5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar. 6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar. III. Sürelerin kesinliği

Kefilin ölümü durumunda vefat tarihine kadar birikmiş borçlar azami miktar sınırını aşmamak kaydıyla mirasçılara intikal eder; vefat sonrası uzayan dönem borçları mirasçılara yüklenemez. Mirasçılar mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanda bulunarak mirası reddedebilir. Ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesi uyarınca mirasbırakanın vefatı anında ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras hükmen reddedilmiş sayılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 605Kaynağı aç
Madde 605-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. 2. Süre a. Genel olarak
Kefalet sözleşmesinde el yazısıyla hangi unsurların yazılması zorunludur?

Kefilin bizzat kendi el yazısıyla sorumlu olacağı azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle borç altına girdiğini belirtmesi zorunludur.

Kira sözleşmesinde eşin rızası hangi hâllerde aranmaz?

Mahkemece ayrılık kararı verilmesi veya yasal ayrı yaşama hakkının bulunmasının yanı sıra; ticaret siciline kayıtlı işletme sahipleri, şirket ortak ve yöneticileri ile esnaf siciline kayıtlı esnaf ve sanatkârların mesleki faaliyetleriyle ilgili kefaletlerinde eş rızası aranmaz.

Müteselsil kefile başvurulabilmesi için hangi şartların gerçekleşmesi gerekir?

Alacaklının müteselsil kefili takip edebilmesi için kiracının ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya kiracının açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması şarttır.

Kira sözleşmesi uzadığında kefilin sorumluluğu devam eder mi?

Kira sözleşmesinin kanunen veya iradi olarak uzaması durumunda kefilin sorumluluğu kendiliğinden devam etmez; kefaletin sürebilmesi için sözleşmede açık hüküm bulunması ve kefilin azami sorumlu olacağı süre ile miktarın açıkça gösterilmesi gerekir.

Kira alacaklarında zamanaşımı süresi ne kadardır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi uyarınca kira bedelleri ve dönemsel edim alacakları beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu