Kıdem ve İhbar Tazminatı Alma Şartları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Kıdem ve İhbar Tazminatı Alma Şartları Nelerdir?

Kıdem Tazminatına Hak Kazanma Şartları

Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için iş sözleşmesinin kanunda belirtilen haller çerçevesinde sona ermesi ve işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince çalışmış olması gerekir. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14'üncü maddesi uyarınca iş sözleşmesinin, işveren tarafından ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri dışındaki nedenlerle feshedilmesi halinde işçiye her geçen tam yıl için kıdem tazminatı ödenir. Aynı şekilde işçinin haklı bir nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetmesi durumunda da kıdem tazminatı hakkı doğar.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

İş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiği belirli özel durumlarda da kıdem tazminatı ödenmesi kanunen güvence altına alınmıştır. Bu kapsamda muvazzaf askerlik hizmeti sebebiyle sözleşmenin feshedilmesi, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla işten ayrılması ve mülga 506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen yaş dışındaki sigortalılık süresi ile prim gün sayısının tamamlanarak iş akdine son verilmesi hallerinde işçi kıdem tazminatına hak kazanır. İşçinin ölümü halinde ise kıdem tazminatı tutarı yasal mirasçılarına ödenir.

Kıdem Tazminatının Hesaplanması, Tavan Sınırı ve Faiz

Kıdem tazminatı, işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince tamamlanan her tam yıl için 30 günlük ücret tutarında hesaplanır ve bir yıldan artan çalışma dönemleri bakımından da aynı oran üzerinden ödeme gerçekleştirilir. 1475 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesi uyarınca hesaplamaya dayanak oluşturan 30 günlük süre, iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri aracılığıyla işçi yararına artırılabilir. Çalışanın kıdem süresi belirlenirken, iş akdinin kesintisiz sürmesi veya fasılalarla yeniden yapılması fark etmeksizin aynı işverene bağlı bir ya da farklı işyerlerinde geçen hizmet süreleri bir bütün olarak hesaba katılır.

Kıdem tazminatı hesabında kanuni bir tavan sınırlaması uygulanır. İşçinin brüt ücreti ne kadar yüksek olursa olsun, bir hizmet yılı için ödenebilecek azami miktar en yüksek devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenen emeklilik ikramiyesi tutarını aşamaz. Öte yandan kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hâkim, gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder.

İhbar Tazminatı ve Yasal Bildirim Süreleri

İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde haklı bir neden bulunmaksızın yasal önellere uyulmadan yapılan fesihlerde gündeme gelen bir tazminat türüdür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17'nci maddesi uyarınca taraflardan biri kanuni bildirim süresini tanımaksızın fesih yoluna giderse, söz konusu sürenin karşılığı olan ücret miktarında tazminat ödemekle mükellef kılınmıştır. İşveren ayrıca bildirim süresine tekabül eden ücreti peşin olarak ödemek kaydıyla iş ilişkisini derhal sonlandırma hakkını da kullanabilir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/45441, K. 2016/3368Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2015/45441 E.  ,  2016/3368 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı davalı işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken, çalışma şartlarının düzeltilmesi konusunda tarafından ihtarname keşide edildiğini, ancak davalı işveren, mazeretsiz olarak işyerini terk ettiği gerekçesi ile iş akdini feshettiğini, çalışmaya başladığı tarihten itibaren yasal çalışma süresinin çok üzerinde, bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık ücretli izin ücretlerinin ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmenin hangi tarafça feshedildiği, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve buna bağlı olarak davacının ihbar tazminatına hak kazanaıp kazanamayacağı konusunda uyuşmazlık söz konusudur. İş sözleşmesi taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da, taraflardan herhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür. Fesih hakkı iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır. Maddede düzenlenen bildirimli fesih, belirsiz süreli iş sözleşmeleri için söz konusudur. Başka bir anlatımla belirli süreli iş sözleşmelerinde fesheden tarafın karşı tarafa bildirimde bulunarak önel tanıması gerekmez. Fesih bildirimi bir yenilik doğuran hak niteliğini taşıdığından ve karşı tarafın hukukî alanını etkilediğinden, açık ve belirgin biçimde yapılmalıdır. Yine aynı nedenle kural olarak şarta bağlı fesih bildirimi geçerli değildir. Fesih bildiriminde “fesih” sözcüğünün bulunması gerekmez. Fesih iradesini ortaya koyan ifadelerle eylemli olarak işe devam etmeme hali birleşirse bunun fesih anlamına geldiği kabul edilmelidir. Bazen fesih işverenin olumsuz bir eylemi şeklinde de ortaya çıkabilir. İşçinin işe alınmaması, otomatik geçiş kartına el konulması buna örnek olarak verilebilir. Dairemizce, işverenin tek taraflı olarak ücretsiz izin uygulamasına gitmesi halinde, bunu kabul etmeyen işçi yönünden “işverenin feshi” olarak değerlendirilmektedir. Mevsimlik ya da vizeli yönünden ise, askı süresinin bitiminde veya mevsim başlangıcında işçinin işe çağırılmaması, Dairemizce işverenin feshi olarak değerlendirilmektedir. Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, 4857 sayılı İş Kanununun 109. maddesinin bir sonucudur. Ancak yazılı şekil şartı, geçerlilik koşulu olmayıp ispat şartıdır. Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Ulaşma, muhatabın hâkimiyet alanına girdiği andır. Fesih bildirimi karşı tarafa ulaşması ile sonuçlarını doğurur ve bundan tek taraflı olarak dönülemez. Dairemizce, daha önce verilen kararlarda, derhal yapılan fesihlerde henüz ihbar tazminatı ödenmemişken ve yine ihbar öneli içinde işçinin emeklilik başvurusu hali, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteydi. Bu halde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, kamu kurumları bakımından kıdem tazminatı hesabında daha önce borçlanmış olduğu askerlik süresinin dikkate alınması gerekmekteydi. Kamu kurumu işyerleri bakımından askerlik borçlanmasının kıdem tazminatına yansıtılması noktasında işçi lehine olarak değerlendirilebilecek bu husus, işçinin ihbar tazminatına hak kazanamaması yönüyle de işçinin aleyhinedir. Dairemizin, derhal feshin ardından önel içinde işçinin emeklilik için dilekçe vermesi halinde feshin işçi tarafından gerçekleştirildiği görüşü, işe iadeyle ilgili iş güvencesi hükümleri de dikkate alındığında, 4857 sayılı İş Kanununun sistematiğine uygun düşmemektedir. Gerçekten açıklanan çözüm tarzında, işveren feshi yerine emeklilik sebebiyle işçinin feshine değer verildiğinden, işçi iş güvencesinden de mahrum kalmaktadır. Bu nedenle, işverenin derhal feshinin ardından, işçinin ihbar tazminatı ödenmediği bir anda yaşlılık aylığı için tahsiste bulunmasının, işveren feshini ortadan kaldırmayacağı düşünülmektedir. Dairemizce, konunun bütün yönleriyle ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, işverence yapılan feshin ardından ve henüz ihbar tazminatı ödenmediği bir sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği sonucuna varılmıştır. Dairemizin 2008 yılı ve sonrasında vermiş olduğu kararlar bu doğrultudadır. Bildirim sürelerine ilişkin 4857 sayılı Yasanın 17 nci maddesindeki kurallar nispî emredici niteliktedir. Taraflarca bildirim süreleri ortadan kaldırılamaz ya da azaltılamaz. Ancak, sürelerin sözleşme ile arttırılabileceği Kanunda düzenlenmiştir. Ancak, bildirim önellerinin arttırılabileceği belirtilmiş olmakla birlikte, Yasada bir üst sınır öngörülmemiştir. Dairemiz tarafından, üst sınırın hâkim tarafından belirlenmesi ve en fazla ihbar ve kötüniyet tazminatlarının toplamı kadar olması gerektiği kabul edilmektedir. İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması nedeniyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. İşçinin 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez. Yasada ihbar tazminatının miktarı “bildirim süresine ait ücret” olarak belirlenmiştir. Buna göre ihbar tazminatı, yasadan doğan götürü tazminat olarak nitelendirilebilir. Bu niteliği itibarıyla Borçlar Kanununun 125 inci (6098 sayılı TBK 146) maddesine göre on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. İşçiye bildirim süresi içinde yeni iş arama izninin kullandırılmamış olması, tanınan ihbar önelinin geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz . İhbar tazminatının hesabında Kanunun 32 nci maddesinde yazılı olan ücrete ek olarak, işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler de dikkate alınır. Ücret dışında kalan parasal hakların bir yılda yapılan ödemeler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir günlük ücrete eklenmesi gereken tutar belirlenir. Davacı işçi maaşlarının düzenli ödenmemesi, fazla mesai yaptırılması ve karşılığının ödenmemesi nedeniyle iş akdini kendisinin feshettiğini iddia etmiş, davalı ise davacının devamsızlık yaptığını savunmuştur. Dosyada bulunan davacı tarafından gönderilen … Noterliği'nin 22/08/2014 gün ve 18962 yevmiye numaralı ihtarnamede davacının, ücretlerinin düzenli ödenmemesi, gereğinden fazla mesai yaptırılması ve karşılığının ödenmemesi nedeniyle işten 21.08.2014’te ayrıldığını bildirdiği ve bu ihtarnamenin davalıya 05.09.2014'te tebliğ edildiği, 21.08.2014 tarihli … ve … tarafından tutulan el yazılı tutanakta işçilerin servis ile işe getirildiği ancak çıkışta işçileri almaya geldiğinde davacının da içinde olduğu işçilerin fabrikada olmadığı, işçilerin işyerinden ayrılarak gittiklerini öğrendiği, 21.08.2014 tarihli el yazılı tutanakta işçilerin yemek molasından sonra işbaşı yapmadıkları, saat 13.15’te fabrikayı terk ettikleri, 22.08.2014 tarihli devamsızlık tutanağında ustalar hariç kimsenin servise binmediğinin yazıldığı, 25.08.2014 tarihli servisçi … tarafından tutulan tutanakta servisçinin durakları dolaştığı, hiçbir personelin gelmediğinin yazıldığı , 25.08.2014 , 26.08.2014 ve 27.08.2014 tarihli düzenleme şeklinde tespit tutanaklarında işçilerin işe gelmediğinin …,…’ten öğrenildiği, 27.08.2014 tarihli tutanakta ise davacının 21-27.08.2014 tarihleri arasında işe gelmediği anlaşıldığından mazereti varsa bildirmesi gerektiği yazılıdır. Mahkemece davacı işçi tarafından iş akdinin, ücretlerinin yasaya uygun olarak ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiği, davalı işverenin devamsızlık sebebi ile davacının iş akdinin feshi haklı nedene dayanmadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı kabul edilmiştir. Somut olayda davacı işçi 22.08.2014 tarihli … Noterliği'nin 18962 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iş akdini feshettiğini beyan etmiştir. Davalı işverenin sunduğu tutanaklar ve ihtarnameler de iş akdinin davacı tarafından feshedildiğini doğrulamaktadır. Mahkemece haklı nedenle dahi olsa iş akdi davacı işçi tarafından feshedildiğinden iş akdini kendisi fesheden işçinin ihbar tazminatına hak kazanamayacağı hususu gözetilmeden davacının yaptığı fesihten sonra bir hükmü bulunmayan davalı işverenin feshinin haksız olduğu kabul edilerek ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 16.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/4339, K. 2021/10269Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2021/4339 E.  ,  2021/10269 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … 9. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : … 7. İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi ve davalı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15/06/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat … ile karşı taraf adına vekili Avukat … Şahin geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 18.03.2008 tarihinde davalı şirketin … şubesinde işe başladığını, 25.11.2011 tarihinde davalının Tayland ülkesinde bulunan şubesinde çalışmaya devam ettiğini, davacının hak etmiş olduğu ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle işyerinden ayrılmak istediğini, davalı şirketin de işçi alacaklarını ödeyeceklerini belirterek fesih sözleşmesi düzenlendiğini ve davacının da imzaladığını ancak işçilik alacaklarından kaynaklanan tazminatların ödenmediğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ikramiye-bonus ücret alacaklarını talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının, 20.03.2015 tarihinde davalı şirkette operasyon elemanı olarak çalışmaya başladığını, 06.01.2016 tarihinde istifası nedeni ile işten ayrıldığını, davacının çalıştığını belirttiği Tayland-Pattaya ile davalı şirketin herhangi bir bağının bulunmadığını, davacının kişisel nedenlerinden dolayı istifa etmek isteğini içeren dilekçesini davalı şirkete sunarak iş sözleşmesini sona erdirdiğinden kıdem tazminatına hak kazanmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Temyiz: Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. Gerekçe: 1-Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı haricindeki sair temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı temyizi yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönleri usul ve kanuna uygun görülmüştür. 2-İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim süresi tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24 ve 25’inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 4857 sayılı Kanun'un 17’nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar süresi tanınmamış olması halinde ihbar tazminatıla ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen işçi ya da işverenin 26’ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih yoluna gitmemeleri halinde sonraki fesihlerde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Yine, işçinin mülga 1475 sayılı Kanun'un 14’üncü maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi sebeplerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez. Somut olayda, davacı işçi dava dilekçesinde; eşinin hamile olması ve hak ettiği ücretlerin ödenmemesi üzerine maddi sıkıntıya düştüğünden bahisle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmek istediğini ancak işverence iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüş, davalı işveren ise davacının istifa ettiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davacının istifa dilekçesini kendisine tazminatlarının ödeneceği inancıyla verdiği, gerçek iradesinin tazminatlarından vazgeçerek iş sözleşmesini feshetmek olmadığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin davalı işverence haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilemediğinden bahisle dava konusu kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulüne karar verilmiş ise de davacının dava dilekçesindeki beyanlarına göre iş sözleşmesinin kabul edilenin aksine davalı işverence değil davacı işçi tarafından hak ettiği ücretlerin ödenmemesi üzerine haklı nedenle feshedildiği, fesih tarihi itibari ile davacının ödenmeyen ikramiye ve bonus alacaklarının bulunduğunun anlaşılmasına göre işçinin haklı feshinin ispat edildiği gözetilerek davacı lehine kıdem tazminatına hükmedilmesi isabetli ise de yukarıda açıklandığı üzere iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmadığından ihbar tazminatının reddi gerekirken hatalı gerekçe ile yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 15.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinde gözetilmesi gereken yasal asgari bildirim süreleri işçinin kıdemine göre belirlenmiştir. İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için iki hafta, altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş işçi için dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş işçi için altı hafta ve üç yıldan fazla sürmüş işçi için sekiz hafta bildirim süresi tanınması zorunludur. Kanunda düzenlenen bu süreler asgari olup sözleşmelerle artırılabilir.

İhbar tazminatının ve peşin ödemeyle yapılan fesihte ödenecek tutarın hesabında yalnızca çıplak temel ücret dikkate alınmaz. Kanunun 17'nci ve 32'nci maddeleri uyarınca, temel ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve kanundan doğan menfaatler de hesaba dahil edilir. Ücret dışındaki bu parasal menfaatlerin son bir yılda yapılan ödemeler toplamı 365'e bölünerek bir günlük ücrete eklenecek miktar tespit edilir.

İhbar Tazminatında İstisnalar ve Özel Durumlar

İhbar tazminatı yalnızca fesih bildirim süresine uymayan tarafça karşı tarafa ödenen bir tazminat niteliğindedir. Bu sebeple iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi kendisi lehine ihbar tazminatına hükmedilemez. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2021/4339 Esas ve 2021/10269 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, işçinin emeklilik, muvazzaf askerlik veya evlilik gibi nedenlerle sözleşmeyi feshetmesi halinde işçinin ihbar tazminatı talep hakkı bulunmadığı gibi işveren de bu fesih türlerinde ihbar tazminatı talep edemez.

Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gerekçesiyle sözleşmeyi derhal fesih yetkisi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 26'ncı maddesi uyarınca olayın öğrenildiği günden başlayarak altı iş günü ve her halde eylemin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra kullanılamaz; ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlamış olması durumunda bir yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz. Haklı bir fesih sebebi bulunmasına rağmen tarafların anılan hak düşürücü süreleri geçirdikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, fesih haksız hale geleceğinden karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/17828, K. 2020/6112Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/17828 E.  ,  2020/6112 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 07/06/2004 tarihinden, müvekkilince iş akdinin haklı olarak sonlandırıldığı 13/05/2008 tarihine kadar, yine 01/03/2011 tarihinden bu kez davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak iş akdinin sona erdirildiği 11/08/2011 tarihine kadar iki dönem halinde uluslararası tır şoförü olarak çalıştığını ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile ücret, sefer primi, ulusal bayram genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davada zamanaşımının gerçekleştiğini, davacının ücretinin sefer priminden ibaret olup, ayrıca bir asgari ücret uygulaması olmadığını, yalnızca priminin asgari ücret üzerinden yatırılmasının kararlaştırıldığını, sefer başlarında davacıya sefer harcırahı ile seferi tamamlaması için gerekli yol giderlerinin peşin olarak ödendiğini, davacı iddialarının haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, ilk dönem açısından sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden gösterilmemesi nedeniyle işçi davacının haklı sebebinin bulunduğu anlaşılmakla ilk dönemin kıdem tazminatını gerektirir şekilde sona erdiği, ikinci dönem hizmet sözleşmesinin davalı tarafça sona erdirildiği, her ne kadar davalı tarafça devamsızlık tutanakları tanzim edilmiş ise de, davacının noter kanalıyla gönderdiği ihtarnamesinin tarihinin 11/08/2011 olup, bu tarihten sonra tutulan tutanaklara itibar edilemeyeceği, davacının iş sözleşmesinin ikinci dönemde davalı tarafça haksız olarak sona erdirildiği ve buna göre kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında ihbar tazminatının hesabı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. Bildirim sürelerine ilişkin 4857 sayılı Yasanın 17 nci maddesindeki kurallar nispî emredici niteliktedir. Taraflarca bildirim süreleri ortadan kaldırılamaz ya da azaltılamaz. Ancak, sürelerin sözleşme ile arttırılabileceği Kanunda düzenlenmiştir. Ancak, bildirim önellerinin arttırılabileceği belirtilmiş olmakla birlikte, Yasada bir üst sınır öngörülmemiştir. Dairemiz tarafından, üst sınırın hâkim tarafından belirlenmesi ve en fazla ihbar ve kötüniyet tazminatlarının toplamı kadar olması gerektiği kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD. 21.3.2006 gün 2006/109 E. 200 6/7052 K., 14.7.2008 gün 2007/24490 E, 2008/20203 K.). Somut uyuşmazlıkta, davacının davalı işyerinde 07.06.2004-13.05.2008 ve 01.03.2011-11.08.2011 tarihleri arasında iki dönem halinde çalıştığı, dava dilekçesindeki açıklamalar karşısında ilk çalışma döneminin davacı işçi tarafından haklı nedenle sona erdirildiği, ikinci dönemin ise davalı işverence haksız feshedildiği anlaşılmakta olup, bu durum Mahkemenin de kabulündedir. O halde, davacının hak ettiği ihbar tazminatının sadece ikinci dönemdeki çalışma süresi dikkate alınarak 2 hafta üzerinden hesaplatılıp hüküm altına alınması gerekirken, 8 haftalık ihbar öneli karşılığı hesaplanan ihbar tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır. Yeni iş arama izni

İşçinin aynı işverene bağlı olarak birden fazla dönem halinde fasılalarla çalışması durumunda ihbar tazminatı hesabı son fesih dönemine göre yapılır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/17828 Esas ve 2020/6112 Karar sayılı kararına konu uyuşmazlıkta belirtildiği üzere, ilk çalışma dönemi işçi tarafından haklı nedenle sona erdirilmiş ve ikinci çalışma dönemi işverence haksız şekilde feshedilmişse, ihbar tazminatı önceki dönemi kapsamayacak şekilde yalnızca son feshin gerçekleştiği ikinci dönem çalışma süresi esas alınarak hesaplanır.

Feshe İtiraz, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

İşveren tarafından 4857 sayılı Kanun'un 25'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanılarak iş akdinin feshedilmesi durumunda işçi, feshin bu sebeplere uygun olmadığını ileri sürebilir. Kanunun 25'inci maddesinin son fıkrası uyarınca işçi, gerekçenin yerinde olmadığı iddiasıyla aynı Kanun'un 18, 20 ve 21'inci maddeleri hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

Kıdem tazminatı ile iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden doğan ihbar tazminatı alacaklarında 4857 sayılı İş Kanunu'nun Ek 3'üncü maddesi uyarınca zamanaşımı süresi 5 yıldır. Kıdem ve ihbar tazminatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme İş Mahkemesidir; İş Mahkemesi kurulmamış olan yargı çevrelerinde ise bu davalara Asliye Hukuk Mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar.

Kendi isteğiyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

Kural olarak istifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz; ancak haklı nedenle fesih, muvazzaf askerlik, evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde kadın işçinin feshi veya yaşlılık aylığı için aranan prim ve sigortalılık süresini tamamlama hallerinde iş sözleşmesini fesheden işçiye de kıdem tazminatı ödenir.

Haklı nedenle iş sözleşmesini fesheden taraf ihbar tazminatı talep edebilir mi?

Hayır, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi kendisi ihbar tazminatına hak kazanamaz; ihbar tazminatı bildirim süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden tarafça yalnızca karşı tarafa ödenir.

Kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarında zamanaşımı süresi ne kadardır?

İş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem tazminatı ve usulsüz fesihten doğan ihbar tazminatı alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıldır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu