Emeklilik Nedeniyle Kıdem ve İhbar Tazminatı Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Emeklilik Nedeniyle Kıdem ve İhbar Tazminatı Şartları

Emeklilik Nedeniyle Kıdem Tazminatına Hak Kazanma Şartları

Kanunla ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan sandık ve kurumlardan yaşlılık, malullük, emeklilik aylığı yahut toptan ödeme alma gayesiyle iş akdini sona erdiren işçi kıdem tazminatına hak kazanır. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14'üncü maddesi uyarınca işçinin bu haktan faydalanabilmesi için aylığa veya toptan ödemeye hak kazandığını, ayrıca ilgili tahsisin yapılması hedefiyle bağlı olduğu kuruma başvurduğunu belgelemesi zorunludur.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

1475 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesi kapsamında, yaşlılık aylığı için aranan yaş koşulu haricindeki prim ödeme gün sayısını ve sigortalılık süresini ikmal ederek kendi isteğiyle işinden ayrılan çalışanlar da kıdem tazminatına hak kazanır. Söz konusu düzenlemeden istifade edilebilmesi için işçinin ilgili işverene ait işyerinde en az bir yıllık kıdem süresini doldurmuş olması kanuni bir ön şarttır.

Emeklilik için yaş dışındaki koşullar, sigortalının ilk tescil tarihine ve yürürlükte bulunan kademeli geçiş hükümlerine göre farklılık gösterebilmektedir. Bu çerçevede 08.09.1999 tarihi öncesinde sigorta başlangıcı bulunanlar açısından 15 yıllık sigortalılık süresi ile 3600 prim gününün tamamlanması aranırken; 09.09.1999 ve sonrasında tescili olanlar bakımından 25 yıllık sigortalılık süresiyle 4500 prim günü yahut süre koşuluna bağlı olmaksızın 7000 prim gününün doldurulması kuralı öngörülmektedir.

Kıdem Tazminatına Esas Belge ve Fesih Süreci

Emeklilik için yaş haricindeki koşulları ikmal ederek ayrılmak isteyen işçinin, Sosyal Güvenlik Kurumuna yazılı bir dilekçeyle müracaat ederek kıdem tazminatına esas yazıyı temin etmesi şarttır. İlgili resmi belgenin idareden temin edilmesinin ardından işçi, işverene yazılı fesih bildirimi sunarak iş akdini sonlandırma sürecini başlatır.

Emeklilik Feshinde İhbar Tazminatı ve İhbar Süresi

4857 sayılı İş Kanunu'nun 17'nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, belirsiz süreli fesihlerde bildirim süresine uymayan taraf karşı tarafa bildirim süresine karşılık gelen ücret kadar ihbar tazminatı ödemekle mükelleftir. Buna karşın 1475 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesi uyarınca iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle fesheden işçinin ihbar tazminatı talep etme hakkı bulunmamaktadır. Aynı şekilde, emeklilik temelli bu fesih işlemi nedeniyle işverenin de işçiden ihbar tazminatı isteme yetkisi bulunmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/32258, K. 2015/18277Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2015/32258 E.  ,  2015/18277 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : Hatay İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili) Tarihi : 15/05/2015 Numarası : 2014/237-2015/174 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacılar, murislerinin 06/01/2006 – 10/03/2008 tarihleri arasında davalı idarenin alt işverenlerinde aralıksız olarak çalıştığını, iş akdinin alt işveren şirket tarafından haksız ve geçersiz şekilde feshedildiğini bildirerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacıların murisinin ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. İş sözleşmesi taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da, taraflardan herhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür. Fesih hakkı iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır. İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması nedeniyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. İşçinin 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez. Somut olayda davacıların murisinin 10/03/2008 tarihinde işten çıkış bildirgesinin verildiği, müteveffanın 11/03/2008 tarihinde malulen emeklilik için tahsis talebinde bulunduğu ve tarafına 01/04/2008 tarihinden itibaren aylık bağlandığı dosyada bulunan belgelerden anlaşılmaktadır. Özellikle iş akdinin fesih tarihinin ertesi günü emeklilik tahsis talebinde bulunmuş olması ve davalı tanıklarının bunu teyit eden beyanları iş akdinin davacıların murisi tarafından emeklilik nedeniyle sonlandırıldığını göstermektedir. Nitekim bu husus mahkemenin de kabulündedir. Yukarıda belirtildiği üzere haklı nedene dayansa dahi iş akdini fesheden tarafın ihbar tazminatı talep etme hakkı yoktur. Mahkemece ihbar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, 07.10.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/23435, K. 2013/11929Kaynağı aç
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2012/23435 E.  ,  2013/11929 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesini, işverence aylık ücret miktarının düşürülmek istenmesi ve SGK primlerinin her ay için onbeş gün üzerinden yatırılmak istenmesi üzerine haklı nedenle feshettiğini, işçilik hak ve alacaklarının işveren tarafından ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili işverence, işyerindeki çalışmaların aylık onbeş güne düşürülmesi yönünde karar alındığını, davacının anılan uygulamayı kabul etmeyerek iş sözleşmesini haklı neden olmadan feshettiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı işçinin ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar süresi tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 4857 sayılı Kanun'un 26. maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması nedeniyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. İşçinin 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez. Somut olayda, mahkemece davacı işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabulü yerinde ise de iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmayacağından, ihbar tazminatı alacağının reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Emeklilik gerekçesiyle işten ayrılma sürecinde, Sosyal Güvenlik Kurumundan temin edilen yazı işverene sunularak ayrılış işlemleri başlatılırken ihbar süresi kullandırma zorunluluğunun aranmadığı yönündeki tespitin yanında, bu hakkın kullanımında öncelikle yasal bildirim sürelerine riayet edilerek belgenin işverene ibrazı gerektiği değerlendirmesi de bulunmaktadır.

Kıdem Tazminatının Hesabı, Yasal Tavan ve Faiz Ölçütü

1475 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesi uyarınca kıdem tazminatı, işçinin işyerinde fiilen çalışmaya başladığı tarihten akdin feshine kadar geçen her tam çalışma yılı karşılığında 30 günlük giydirilmiş brüt ücreti üzerinden ödenir ve tam yılı aşan süreler de aynı oran gözetilerek hesaba katılır. Hesaplamaya esas ücrete çıplak aylık kazancın yanı sıra yol, yemek ve prim gibi süreklilik taşıyan nakdi ya da para ile ölçülebilen menfaatler eklenir. Buna karşılık devamlılık arz etmeyen, tek sefere mahsus veya tamamen işverenin takdirine bağlı ödemeler hesaplamada dikkate alınmaz.

1475 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesinin on üçüncü fıkrasına göre, toplu sözleşmeler ve iş akitleriyle tespit edilen kıdem tazminatının yıllık tutarı, en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için tahakkuk ettirilecek azami emeklilik ikramiyesi miktarını aşamaz. Tazminatın fesihle birlikte gecikmeksizin ödenmesi gerekir; borcun yerine getirilmemesi halinde yazılı başvuru, arabuluculuk ve alacak davası süreçleri işletilebilir. Kıdem tazminatının süresinde ödenmemesi sebebiyle açılan davada hâkim, gecikilen dönem için mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder.

Emeklilik Sonrası Yeniden Çalışma ve Mükerrer Kıdem Sınırı

Emeklilik koşullarını sağlayarak kıdem tazminatını tahsil eden işçinin, istihdam edildiği işyerinde emeklilerin çalışamayacağına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı takdirde yeniden çalışmaya devam etmesi mümkündür. 1475 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca aynı kıdem dönemi için mükerrer şekilde kıdem tazminatı ödenemez. Bu sebeple yaş haricindeki koşulları tamamlayarak kıdem tazminatı alan işçi, ilerleyen dönemde yaş şartını ikmal ettiğinde aynı çalışma dönemi gerekçe gösterilerek tekrar kıdem tazminatı elde edemez.

Emeklilik nedeniyle iş akdini fesheden işçi, kıdem tazminatının yanı sıra kullanılmayan yıllık ücretli izin alacağı, fazla çalışma ücreti ve ödenmemiş ücret gibi diğer işçilik alacaklarını da ayrıca talep edebilir. Emekli olduktan sonra aynı işyerinde çalışmayı sürdüren ve akabinde iş ilişkisi nihai olarak sonlanan işçiler bakımından Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (E. 2020/1580, K. 2021/5099), ihbar tazminatında emeklilik öncesi dönemin hesaba katılmayıp sadece ikinci dönem süresinin dikkate alınması; kıdem tazminatında ise iki çalışma devresinin birleştirilerek daha önce ödenen kıdem tazminatının mahsup edilmesi yönünde hüküm tesis etmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/1580, K. 2021/5099Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2020/1580 E.  ,  2021/5099 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : …. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; davacının davalıya ait işyerinde 01.01.1995 tarihinde depo sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, 09.12.2013 tarihinde emekli olmasına rağmen çalışmaya devam ettiğini ve 03.02.2015 tarihinde işverence iş sözleşmesine haklı bir sebep olmaksızın son verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; davacının davalıya ait işyerinde 01.01.1995 tarihinden, istifa etmiş olduğu 31.03.2003 tarihine kadar çalıştığını, 15.09.2011 tarihinde yeniden çalışmaya başladığını ve emekli olacağı gerekçesi ile 06.12.2013 tarihinde tekrar işten ayrıldığını, bu sebeple tüm haklarının ödendiğini ve karşılıklı ibralaşıldığını daha sonra tekrar 03.02.2014 tarihinde işe alındığını 03.02.2015 tarihinden itibaren mazeretsiz devamsızlığı sebebiyle iş sözleşmesine haklı olarak son verildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince, davacının davalı işyerinde 1.1.1995-3.2.2015 tarihleri arasında davacı tanık anlatımlarına göre kesintisiz çalıştığı, Sosyal Güvenlik Kurumu'na emeklilik sebebiyle bildirimde bulunulmuş ve çıkış yapılmış ise de, çalışmanın kesintisiz olarak devam ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu : İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin bazı ödeme makbuzları ibraz ettiği, ibraz edilen bu makbuzlardan 2.420,20 Tl'lik makbuzun kıdem tazminatına ilişkin olduğu ve mahsup edildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Temyiz Başvurusu: Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönleri usul ve kanuna uygun görülmüştür 2- Taraflar arasında davacının ihbar tazminatı hesabında dikkate alınacak çalışma süresi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerinde yazılı olan sebeplere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih sebebi bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26. maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. Somut uyuşmazlıkta; 01/01/1995-03/02/2015 tarihleri arasında davalı işyerinde depo sorumlusu olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin 06/12/2013 tarihinde emeklilik sureti ile sona erdiği ancak davacı işçinin çalışmaya devam ettiği ve dosya kapsamına göre 03/02/2015 tarihine kadar çalıştığı, bu tarihte kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacak şekilde iş sözleşmesinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının tüm çalışma süresine göre hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatı alacakları hüküm altına alınmıştır. Kıdem tazminatının hesabı bakımından, mülga 1475 sayılı İş Kanunu 14/2 maddesi uyarınca her iki çalışma dönemi birleştirilmek sureti ile hesaplamaya gidilmesi ve emeklilik sebebi ile kısmi olarak ödenen, kıdem tazminatının mahsubu isabetli ise de; ihbar tazminatına ilişkin hesaplamada; emeklilik öncesi dönemin dikkate alınması yerinde değildir. İş sözleşmesinin işçinin iradesi ile gerçekleşen emeklilik sureti ile sona erdiği hallerde, işçinin ihbar tazminatı talep hakkı olmadığından; bu tazminatın, 07/12/2013-03/02/2015 tarihleri arasındaki emeklilik sonrası çalışılan süre dikkate alınarak 4857 sayılı İş Kanunu ‘nun 17. maddesi uyarınca 4 haftalık bildirim süresi karşılığı hesaplanması gerekmektedir. Belirtilen husus gözetilmeden emeklilik öncesi çalışma süresi de eklenerek 8 haftalık bildirim süresi karşılığı hesaplanan miktarın hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Emeklilik sebebiyle işten ayrılan işçi ihbar tazminatı alabilir mi?

Hayır, iş sözleşmesini emeklilik sebebiyle fesheden işçinin ihbar tazminatı talep etme hakkı bulunmadığı gibi işveren de bu fesih nedeniyle işçiden ihbar tazminatı isteyemez.

Emeklilik nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanmak için asgari çalışma süresi nedir?

İşçinin emeklilik veya yaş dışındaki koşulları tamamlayarak kıdem tazminatı alabilmesi için aynı işyerinde en az bir yıl çalışmış olması kanuni şarttır.

Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde hangi faiz uygulanır?

1475 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesi uyarınca kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi durumunda açılacak dava neticesinde gecikme süresi için mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilir.

Kıdem tazminatını alıp emekli olan kişi tekrar çalışabilir mi?

Evet, işyerinde emeklilerin çalışamayacağına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadıkça, emeklilik şartlarını sağlayıp kıdem tazminatını alarak ayrılan işçinin yeniden çalışmaya devam etmesine engel bir kural yoktur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu