Kıdem Tazminatının Ödenme Zamanı ve Gecikme Faizi

by Avukat Erdal Ersoy
Kıdem Tazminatının Ödenme Zamanı ve Gecikme Faizi

Kıdem tazminatının işten çıkış gününde peşin ve tek seferde ödeneceği, işçi onay vermedikçe taksitlendirilemeyeceği kabulü, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesindeki düzenlemeyle aynı kesinlikte değildir. Madde, zamanında ödenmeyen kıdem tazminatı için açılan davada gecikilen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesini öngörür; peşin ve tek seferde ödeme ya da onay olmaksızın taksit yasağını ayrıca yazmaz. En az bir yıl çalışmış olma ve iş akdinin kanunda sayılan haklı fesih nedenlerinden biriyle sona ermesi, tazminat koşulları arasında gösterilir. Kendi isteğiyle ve haklı bir sebep olmaksızın istifa eden işçi kural olarak kıdem tazminatına hak kazanamaz.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Kıdem Tazminatına Hak Kazanma ve Kıdem Süresinin Belirlenmesi

1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi; maddede gösterilen fesih, evlenen kadın işçinin evlilik tarihinden başlayan bir yıllık süre içinde kendi isteğiyle ayrılması ve ölüm hâllerinde kıdem tazminatı ödenmesini düzenler. Tutar, işe girişten itibaren hizmetin sürdüğü her tam yıl için 30 günlük ücret kadardır. Tam yılı aşan bölüm aynı oran korunarak hesaplanır. Ölüm hâlinde doğan tutar kanuni mirasçılara ödenir.

Kıdem, hizmet akdinin kesintisiz sürmüş olmasına ya da aralıklarla yeniden kurulmuş olmasına göre değişmez. Aynı işverenin bir işyerinde veya değişik işyerlerinde geçen bütün süreler toplanır. Aynı kıdem dönemi için kıdem tazminatı ya da ikramiye birden fazla ödenmez. 12/7/1975 ve sonrasındaki devir yahut el değiştirmede işlemiş kıdem tazminatından devreden ve devralan işverenlerin ikisi de sorumludur. Devreden işverenlerin sorumluluğu, işçiyi çalıştırdıkları süre ve devir anındaki ücret seviyesi ile sınırlıdır. Bu tarihten önceki devir veya el değiştirmede, devir sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa işlemiş kıdem tazminatından yeni işveren sorumludur.

Tazminata Esas Ücretin Tespiti ve Tavan Sınırı

Kıdem tazminatı kural olarak son ücret üzerinden hesaplanır. Ücretin parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi sabit olmadığı hâllerde son bir yılda ödenen ücret, bu sürede çalışılan gün sayısına bölünür ve bulunan ortalama ücret hesaba esas alınır. Son bir yıl içinde zam yapılmışsa esas ücret, ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı sürede çalışılan günlere bölünmesiyle bulunur.

Kıdem tazminatına esas ücret hesaplanırken, 1475 sayılı İş Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yazılı ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para ve parayla ölçülebilen akdi ve kanuni menfaatler de göz önünde tutulur. Yıllık miktar toplu sözleşme veya hizmet akdiyle belirlendiğinde, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini aşamaz. İşveren, bu tazminattan doğan sorumluluğunu şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez.

Gününde Ödenmeyen Kıdem Tazminatında Faiz Türü ve Faiz Başlangıcı

4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla yürürlükte kalan 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi gereğince, kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılan davada gecikilen süre için mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine karar verilir. Kıdem tazminatında faiz başlangıcı kural olarak iş sözleşmesinin feshedildiği tarihtir. İş sözleşmesinin ölüm veya kanunda gösterilen diğer genel fesih nedenleriyle son bulması da bu genel başlangıç kuralını değiştirmez.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/4492, K. 2021/1536Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2020/4492 E.  ,  2021/1536 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ: …7. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ: İTİRAZIN İPTALİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti:Davacı vekili, davacının, 10.07.1988 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığını, Sosyal Güvenlik Kurumu … İl Müdürlüğü’nün yazısı gereği, 02.08.2013 tarihinde emekliliğe sevk nedeni ile işten ayrıldığını, davacıya birikmiş maaş, ücretli izin ve kıdem tazminatı alacakları ödenmediğini, davalı işveren tarafından Mayıs 2010-02.08.2013 tarihleri arası ile 01.01.2014-06.05.2014 tarihleri arası olmak üzere toplam 25.323,35 TL bakiye ücret alacağının ödenmediğini, kıdem tazminatı almaya hak kazandığını, davacının dava konusu dönemde yıllık ücretli izinlerini tam olarak kullanamadığını, bu alacakların tahsilini teminen … 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3328 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının itiraz ettiğini ileri sürerek … 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3328 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.Davalı Cevabının Özeti:Davalı vekili, davacının kıdem tazminatı alacağı, son 5 yıla ait ücretli izin alacağı ve bakiye ücret alacağının bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia ettiği talepleri doğrulayacak hiçbir belge ve hukuki sebebin mevcut olmadığını, davalı tarafça yapılan itirazın haklı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu : İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, taraflarca istinaf başvurusunda bulunmuştur.Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmuş ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz : Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddeye göre, hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğu, talep edilenden fazla veya başka bir şeye hükmedemeyeceği açıkça belirtilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, davacı dava dilekçesinde "borçlunun … 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3328 sayılı dosyasına yapmış olduğu kısmi ödemenin mahsubu ile icra takibinin 96.205,43 TL üzerinden devamına" şeklinde talepte bulunmuş olup, bölge adliye mahkemesince icra takibinin 97.117,55 TL olarak devamına karar verilmiş olması taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturduğundan bozmayı gerektirmiştir. 3-Kıdem tazminatına uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir. Yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belge işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için faiz başlangıcı sayılmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir. İşe iade davası sonrasında işçinin süresi içinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmadığı tarih fesih tarihi olmakla, kıdem tazminatı bakımından faiz başlangıcı da, işçinin işe alınmayacağının açıklandığı tarih ya da bir aylık işe başlatma süresinin sonudur.Kıdem tazminatı ödenmekle feri hak olan faiz hakkı da son bulur. Ancak kıdem tazminatının kısmen ödenmiş olması durumunda son taksit ödeninceye kadar faiz hakkı saklı tutulabilir. Davanın açılması da ihtirazi kayıt anlamındadır. Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizi düzenleyen ilgili hükümde özel banka ile kamu bankası ayrımı yapılmamıştır. Yasada, “uygulanan en yüksek faiz” sözcüklerine yer verilmiş olmakla sözü edilen faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı tespit olunmalıdır. Bankaların belli dönemlerde T. C. Merkez Bankasına uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranı filen uygulanmış olmadıkça ücret dikkate alınmaz. Bankaların uyguladıkları faiz oranları bir ya da birkaç aylık veya bir yıllık vadelerle belirlenmektedir. Bunlardan en uzun vade bir yıl olup, en yüksek faiz oranı da bir yıllık mevduata uygulanmaktadır. Bu durumda kıdem tazminatı için uygulanması gereken faiz, ödeme gününün kararlaştırıldığı ya da temerrüdün gerçekleştiği zamanda bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı olmalıdır. Aynı miktar için ikinci yılın başlangıcındaki en yüksek banka mevduat faizinin belirlenerek uygulanması, gecikme daha da uzunsa takip eden yıllar için de aynı yönteme başvurulması gerekir. Yıl içinde artan ve eksilen faiz oranları dikkate alınmaz. Yıllar itibarıyla faiz oranları değişebileceğinden kararda faiz oranının gösterilmemesi gerekir. Dava dilekçesinde belli bir faiz oranı ya da başka bir faiz türü gösterilmişse, istekle bağlılık kuralından hareket edilerek bu faiz oranını aşmayacak şekilde faize karar verilmelidir.Kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesini kabul eden işçi, bu konuda iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürüp kanıtlamadığı sürece faiz hakkından vazgeçmiş sayılır. Taksitlerin zamanında ödenmesi durumunda ayrıca faize hak kazanılamaz. Bu konuda daha sonraki taksitlerin ödemesi sırasında ihtirazı kayıt ileri sürülmesinin sonuca bir etkisi yoktur. Ancak, taksitlerden bir ya da bazılarının gününde ödenmemesi durumunda hak kazanılan kıdem tazminatının tamamı için faize karar verilmelidir. İşçinin taksitli ödemeyi öngören ödeme planını kabulü, ancak taksitlerin gününde ödenmesi halinde işveren yararına sonuç doğurur. Taksitler gününde ödenmediğinde işçinin taksitli ödeme anlaşmasıyla bağlı olduğunda söz edilemez. İşçi, işverence anlaşmaya uyulacağı varsayımı ile taksitli ödemeyi kabul etmiş sayılmalıdır. İş hukukunda işçi yararına yorum ilkesi de bunu gerektirir. Bu itibarla, kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesini öngören anlaşmanın işverence ihlali halinde işçi, kıdem tazminatının tamamı için fesih tarihinden itibaren faize hak kazanır. Daha önce yapılan ödemeler de Borçlar Kanununun 84 üncü maddesi uyarınca öncelikle faize ve masraflara sayılmalıdır. Kıdem tazminatı faizi gecikme faizi niteliğinde olduğundan, faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Dairemiz kararları bu yönde kökleşmiştir. (Yargıtay 9.HD. 27.6.2005 gün 2005/19196 E, 2005/22752 K.). Faiz alacağı başlı başına icra takibi ya da davaya konu olmuş olsa dahi, faiz niteliğini kaybetmediğinden ayrıca faize hak kazanılamaz. Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporu faiz hesabı yönünden denetime elverişli değildir. Kıdem tazminatına işlemiş faiz hesabı bakımından, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yapılacak hesaplamaya göre gerekirse denetime elverişli bir şekilde ek rapor alınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken dayanağı açıklanmaksızın % 11'lik faiz oranına göre hesaplamaya gidimesi de bozmayı gerektirmiştir.Sonuç:Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Genel kuralın kanun ve içtihattan kaynaklanan özel istisnaları mevcuttur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/4492 Esas ve 2021/1536 Karar sayılı ilamına göre, yaşlılık veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla işten ayrılma durumunda faiz başlangıcı, işçinin tahsis talebinde bulunduğunu ve kendisine aylık bağlandığını gösterir belgeyi işverene teslim ettiği gündür. Bu belge işverene verilmemişse, işverenin kıdem tazminatı adı altında ilk taksit ödemesini yaptığı tarih bakiye alacak yönünden faiz başlangıcı sayılır; taksit ödemesi de yapılmamışsa dava veya icra takibi tarihi esas alınır. İşe iade davası sonrasında ise işçinin süresi içinde işe başlama talebine rağmen işe alınmayacağının bildirildiği gün veya bir aylık işe başlatma süresinin dolduğu tarih faiz başlangıcı olarak uygulanır.

Kıdem tazminatına yürütülecek en yüksek mevduat faizi, temerrüt veya kararlaştırılan ödeme anında bankalarca fiilen bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek oran dikkate alınarak belirlenir. Gecikmenin birden fazla yılı aşması halinde, takip eden her bir yılın başlangıcındaki mevduat faiz oranı tespit edilerek uygulanır; yıl içerisindeki dönemsel iniş ve çıkışlar hesaba dahil edilmez. Değişen piyasa oranları sebebiyle mahkeme ilamında faiz oranı sabit bir rakam şeklinde gösterilmez. Ayrıca kıdem tazminatı faizi niteliği itibarıyla gecikme faizi olduğundan faize faiz işletilmesi hukuken mümkün değildir.

Taksitle Ödeme Anlaşması ve Sözleşmenin İhlali

Kıdem tazminatının taksitler hâlinde ödenmesini kabul eden işçi, bu konuda iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürerek kanıtlamadıkça faiz hakkından vazgeçmiş sayılır. Buna karşılık, işveren tarafından taksitli ödeme anlaşmasının ihlal edilmesi ve taksitlerin aksatılması durumunda, işçi kıdem tazminatının tamamı için iş sözleşmesinin sona erdiği fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faize hak kazanır.

Dava Şartı Arabuluculuk ve Zamanaşımı Süresi

4857 sayılı İş Kanununun Ek 3 üncü maddesi, iş sözleşmesinden doğan kıdem tazminatında zamanaşımını beş yıl olarak belirler. Bu süre, tazminatın hangi kanuna tabi olduğuna bakılmaksızın uygulanır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. Ek Madde 3Kaynağı aç
Ek Madde 3- (Ek: 12/10/2017-7036/15 md.) İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır. a) Kıdem tazminatı. b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat. c) Kötüniyet tazminatı. d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.

Kıdem tazminatı alacağına yönelik iş mahkemesinde dava ikame edilmeden önce arabuluculuk sürecinin tüketilmesi zorunlu bir dava şartıdır. Kanuni arabuluculuk usulü izlenmeden ve arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılan işçilik alacağı davaları, mahkemece dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddedilir.

İşveren kıdem tazminatını işçinin onayı olmadan taksitle ödeyebilir mi?

Bu soruya tek bir kesin cevap verilemez. İşçi onay vermedikçe çıkış gününde peşin ve tek seferde ödeme yapılması gerektiği ileri sürülür; 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi ise zamanında ödenmeyen kıdem tazminatı için mevduata uygulanan en yüksek faizi düzenler ve onay koşuluna bağlı taksit yasağını ayrıca yazmaz.

Gününde ödenmeyen kıdem tazminatına hangi faiz uygulanır?

Gününde ödenmeyen kıdem tazminatına temerrüt veya ödeme anında bankalarca fiilen bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek mevduat faiz oranı işletilir.

Kıdem tazminatı faizine tekrar faiz yürütülebilir mi?

Hayır. Kıdem tazminatı faizi gecikme faizi niteliğinde olduğundan faize faiz yürütülmesi mümkün değildir.

Taksit anlaşması işverence bozulursa faiz nasıl işletilir?

İşverenin taksit sözleşmesini ihlal etmesi halinde işçi, kıdem tazminatının tamamı için sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi talep edebilir.

Kıdem tazminatında zamanaşımı süresi ne kadardır?

İş sözleşmesinden kaynaklanması kaydıyla, hangi kanuna tabi olursa olsun kıdem tazminatının zamanaşımı süresi beş yıldır. Süre 4857 sayılı İş Kanununun Ek 3 üncü maddesinde düzenlenmiştir.

Kıdem tazminatı davası açmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?

Evet, kıdem tazminatı ve işçilik alacaklarının dava konusu yapılmasından önce arabuluculuğa başvurulması yasal dava şartı olup başvuru yapılmadan açılan davalar usulden reddedilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu