Kıdem Tazminatının Hesabı, Tavanı ve Dava Yolu

by Avukat Erdal Ersoy
Kıdem Tazminatının Hesabı, Tavanı ve Dava Yolu

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi, kıdem tazminatını belirli sona erme hâllerine bağlar. Maddede düzenlenen fesih, kadının evlenme tarihinden itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla sözleşmeyi bitirmesi veya işçinin ölümü söz konusuysa, işe başlanılan tarihten itibaren her tam hizmet yılı için otuz günlük ücret ödenir. Bir yılı aşan süreler aynı oranla hesaplanır.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Hangi sona erme hâlleri ödemeye bağlanır

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi otuz günlük ücreti üç sona erme görünümüne bağlar: maddede düzenlenen fesih, kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi isteğiyle sözleşmeyi bitirmesi ve işçinin ölümü. Tam hizmet yılları ayrı ayrı dikkate alınır; bir yılı aşan süre aynı oranla hesaplanır.

Birinci bendin dördüncü fıkrasındaki aylık veya toptan ödeme amacıyla ayrılmadan yararlanacak işçi, aylığa ya da toptan ödemeye hak kazandığını ve bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa başvurduğunu belgelemek zorundadır. İşçinin ölümü hâlinde bu belgeleme şartı aranmaz.

İşçinin ölümü nedeniyle 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca doğan kıdem tazminatı tutarı kanuni mirasçılara ödenir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 440. maddesine göre iş sözleşmesi işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, sağ kalan eşe ve ergin olmayan çocuklara, bunlar yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere ölüm gününden başlayarak bir aylık ücret öder. Hizmet ilişkisi beş yıldan uzun sürmüşse ödeme iki aylık ücret tutarındadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 440Kaynağı aç
MADDE 440- Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür. 2. İşverenin ölümü

İşçinin ve işverenin bildirimsiz fesih imkânı

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesi, sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olmasına bakılmaksızın işçiye, maddede yazılı hâllerde sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeden fesih imkânı verir. Bu hüküm fesih hakkını düzenler. Kıdem tazminatının hangi sona ermede ödeneceği, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesindeki şartlara bağlıdır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde ücretin kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun hesaplanmaması ya da ödenmemesi ayrı bir fesih sebebi olarak yer alır. Eksik iş verilmesinde ücret farkının karşılanmaması ve çalışma şartlarının uygulanmaması da aynı maddede ayrı sebepler arasında sayılmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi, belirli veya belirsiz süreli sözleşmede işverene, maddede yazılı sağlık, ahlak ve iyiniyet ile zorlayıcı sebep hâllerinde ve gözaltı veya tutukluluk nedeniyle devamsızlığın bildirim süresini aşması durumunda sözleşmeyi sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeden feshetme imkânı tanır. Bentler, her fesihte kıdem tazminatını kaldıran veya işe iade yolunu kapatan bir sonuç şeklinde ayrıca düzenlenmemiştir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

Sağlık sebeplerine ilişkin (a) alt bendi dışındaki hastalık, kaza, doğum ve gebelik hâllerinde işverenin bildirimsiz fesih hakkı, işçinin çalışma süresine göre 17. maddedeki bildirim sürelerinin altı hafta aşılmasından sonra doğar. Doğum ve gebelikte bu süre 74. maddedeki sürenin bitiminde işlemeye başlar. Askı süresince ücret işlemez.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin son fıkrası, işçinin feshin bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla 18, 20 ve 21. maddeler çerçevesinde yargı yoluna başvurabileceğini belirtir. Bu fıkra başvuruyu kendiliğinden kapatan bir hüküm olarak yazılmamıştır. Başvurabilme ifadesi, her olayda dava açma zorunluluğu veya başvurunun kabul edileceği anlamına gelmez.

Ücretin belirlenmesi ve tavan

Kıdem tazminatı son ücret üzerinden hesaplanır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hâllerde son bir yılda ödenen ücret, o sürede çalışılan günlere bölünür ve bulunan ortalama ücret hesaba esas alınır.

Son bir yıl içinde ücrete zam yapılmışsa tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zam tarihi arasında alınan ücretin aynı sürede çalışılan günlere bölünmesiyle bulunur.

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesine göre kıdem tazminatına esas ücret hesabında, 26. maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para ve parayla ölçülmesi mümkün, sözleşmeden ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur.

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesindeki otuz günlük süre, hizmet sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle işçi lehine değiştirilebilir. Bu sözleşmelerin belirlediği yıllık miktar, en yüksek devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez.

T.C. Emekli Sandığına tabi hizmet süresine ait kıdem tazminatı kısmı, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde yürürlükteki hükümlere göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktarı aşamaz. Bu sınır, tazminatın yalnızca Emekli Sandığına tabi süreye ilişkin bölümü içindir.

Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez.

Aynı işverende geçen süreler

İşçilerin kıdemi, hizmet sözleşmesinin aralıksız sürmüş veya fasılalarla yeniden kurulmuş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler dikkate alınarak hesaplanır.

İşyerinin devrinde sorumluluk

İşyerinin devri, intikali, herhangi bir suretle el değiştirmesi veya nakli hâlinde işçinin kıdemine esas süreler toplanır.

12/7/1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi hâlinde işlemiş kıdem tazminatından her iki işveren sorumludur. Devreden işverenin sorumluluğu, işçiyi çalıştırdığı süreyle ve devir sırasındaki ücret seviyesiyle sınırlıdır.

12/7/1975 tarihinden önce işyeri devredilmiş veya el değiştirmişse, devir sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça işlemiş kıdem tazminatından yeni işveren sorumludur. Aksine sözleşme hükmü bu sonucu değiştirebilir.

Kamu kuruluşlarındaki hizmetlerin birleştirilmesi

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanun’un 4. maddesinde sayılan kurumları kapsar.

T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında yalnızca aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen ve birleştirilen hizmetlerle yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu sürelerin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işvereni kıdem tazminatı öder. Hüküm, metindeki kamu kuruluşu ve sosyal güvenlik kapsamıyla sınırlıdır.

Belirtilen kamu kuruluşlarında, hizmet sözleşmesinin daha önce 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek biçimde sona ermesiyle geçen süreler kıdem hesabına katılmaz.

Geç ödeme, faiz ve sorumluluğun sigortası

Kıdem tazminatı zamanında ödenmediği için açılan davada gecikilen süre bakımından, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilir. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.

İşveren, kıdem tazminatından doğan sorumluluğunu kişilere veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez.

Mahkeme ve arabuluculuk

Kıdem tazminatı işçilik alacağı niteliğinde olduğundan uyuşmazlık iş mahkemesinde görülür. Dava, davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yerinde ya da işin veya işlemin yapıldığı yerde açılabilir.

Dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması gerekir. Anlaşma sağlanamazsa, buna ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenir.

Ölüm hâlinde kıdem tazminatı kime ödenir?

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesine göre doğan kıdem tazminatı kanuni mirasçılara ödenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 440. maddesi ise sağ kalan eşe ve ergin olmayan çocuklara, yoksa bakmakla yükümlü olunan kişilere bir aylık, beş yıldan uzun ilişkide iki aylık ücret ödenmesini düzenler.

Evlilik nedeniyle sözleşmeyi kim sona erdirebilir?

Kadın, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla sözleşmeyi sona erdirirse 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesindeki otuz günlük ücret esası uygulanır. Bir yılı aşan süre aynı oranla hesaba katılır.

Aylık veya toptan ödeme için belge gerekir mi?

Birinci bendin dördüncü fıkrasından yararlanacak işçinin, aylığa veya toptan ödemeye hak kazandığını ve ilgili kuruma ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü hâlinde bu şart aranmaz.

Kıdem tazminatı tavanı aşılabilir mi?

Otuz günlük süre işçi lehine değiştirilebilir; ancak kararlaştırılan kıdem tazminatı, en yüksek devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tavanını aşamaz. Emekli Sandığına tabi süreye ait bölüm için ayrıca emeklilik ikramiyesi sınırı vardır.

Geç ödenen kıdem tazminatında faiz nasıl uygulanır?

Davada hâkim, gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faize hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.

Aynı hizmet süresi için ikinci kez ödeme yapılır mı?

Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez.

Davadan önce arabuluculuk gerekir mi?

Kıdem tazminatı davası açılmadan önce arabuluculuk yapılması gerekir. Anlaşmaya varılamazsa son tutanağın aslı veya onaylı örneği dava dilekçesine eklenir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu