Kıdem Tazminatı Zamanında Ödenmezse Faiz İstenebilir Mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Kıdem Tazminatı Zamanında Ödenmezse Faiz İstenebilir Mi?

Kıdem Tazminatında Gecikme Faizi ve Uygulanacak Oran

1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 120 nci maddesi hükmü uyarınca yürürlüğünü korumaktadır. 1475 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinin on birinci fıkrası gereğince, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda açılacak davanın sonunda hâkim gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder ve işçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/23955, K. 2020/7598Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/23955 E.  ,  2020/7598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından emeklilik nedeniyle sona erdirildiğini beyanla kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının iradesini istifa olarak değerlendirilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz Başvurusu: Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Kıdem tazminatı bakımından uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 120 maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı yasanın 14. maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14. maddenin 11. fıkrası hükmüne göre kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği 1475 sayılı Kanunun 14/11. maddesinde öngörülmüştür. O halde faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. Bu noktada, iş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. Yukarıda belirtilen belgelendirme işlemi yapılmamışsa, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için de faiz başlangıcı olmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin başladığı tarihtir. Somut olayda, davacı tarafından davalı işverene keşide edilmiş olan 07.01.2015 tarihli ihtarname içeriğinde emeklilik nedeniyle feshettiğini, buna ilişkin olmak üzere 05.01.2015 tarihli SGK kurumundan aldığı yazının ihtarname ekinde bulunduğu, yıllık izin bitiminde 12.01.2015 tarihinde iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle feshedildiği ifadeleri bulunmaktadır. Bu kapsamda iş sözleşmesinin davacı tarafından 12.01.2015 tarihinde feshedildiği anlaşılmakla faiz başlangıç tarihi 12.01.2015 olması gerekirken fesih tarihi olarak 07.01.2015 kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Temyize konu olan kararın hüküm kısmının 1. bendinde yer alan “32.821,44 TL net kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 07/01/2015 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcükleri çıkartılarak yerine, “ 32.821,44 TL net kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 12/01/2015 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin eklenmesine, kararın bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.09.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.
1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 120Kaynağı aç
Madde 120 – 25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır. Korumalı işyerlerinde çalışan engellilerin ücretleri

Faiz Başlangıç Tarihi ve Kuruma Başvuru Şartı

Kıdem tazminatında faiz başlangıcı kural olarak iş sözleşmesinin feshedildiği tarihtir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/23955 Esas ve 2020/7598 Karar sayılı ilamına göre, iş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması bu faiz başlangıç tarihini değiştirmez.

Yaşlılık, malullük aylığı veya toptan ödeme almak amacıyla işten ayrılmalarda ise işçinin bu hakları kazandığını ve yaşlılık sigortası yönünden bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa tahsis için müracaat ettiğini belgelemesi gerekir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/23955 Esas ve 2020/7598 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, bu belgelendirme işlemi yapılmamışsa faiz başlangıcı işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih; taksit ödemesi de yapılmamışsa davanın açıldığı veya icra takibinin başladığı tarihtir.

Taksitlendirme Yasağı ve Faiz Hesaplama Yöntemi

Taraflar karşılıklı anlaşarak kıdem tazminatını taksitle ödeme konusunda uzlaşabilir. Ancak işçinin onayı bulunmadığı sürece işverenin tek taraflı iradesiyle tazminatı taksitlendirerek ödeme hakkı yoktur.

Kıdem tazminatı gecikme faizi hesaplanırken bileşik faiz uygulanmaz. Yasal hesaplamada basit faiz yöntemi tatbik edilerek her geciken gün için anapara üzerinden hesap yapılır ve toplam tutar bu esasa göre belirlenir.

İhbar Tazminatı ile Faiz Ayrımı ve Taleple Bağlılık

Kıdem tazminatına mevduat faizi tatbik edilirken ihbar tazminatı farklı bir faiz rejimine tabidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2025/4095 Esas ve 2025/4845 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere ihbar tazminatı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesinde belirtilen ücret niteliğindeki alacaklardan sayılmaz ve gecikmesi halinde uygulanacak faiz konusunda kanunda özel bir düzenleme bulunmaz. Bu nedenle ihbar tazminatına mevduat faizi değil yasal faiz uygulanır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4095, K. 2025/4845Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2025/4095 E.  ,  2025/4845 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 13.11.2024 İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde 08.10.2018 tarihinden 2021 yılı Eylül ayına kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini, işyerinde fazla çalışma yapılmasına rağmen söz konusu çalışmalarının karşılığının da ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının iş sözleşmesinin işçinin davranışlarından kaynaklanan sebeplerden dolayı haklı nedenle feshedildiğini, feshin son çare olması ilkesine uygun davranıldığını, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını, davacı tarafça alacaklara uygulanması gereken faizin türüne ve başlangıç tarihlerine de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanları, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre davalı tarafça feshe konu edilen eylemlerin ispatlanmadığı, aksinin kabulü halinde dahi söz konusu eylemlerin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshini gerektirecek ağırlıkta olmadığı, bu sebeple davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı; ayrıca dosyada yer alan puantaj kayıtlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı sabit olduğundan ödenmeyen fazla çalışma ücreti alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesi kararı kesin olarak verilmiştir. IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik olarak Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde; 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 34. maddesinde yalnızca gününde ödenmeyen ücret alacakları bakımından en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesinin kararlaştırıldığı, ihbar tazminatı ücret niteliğinde olmadığından ilgili alacağa yasal faiz yürütülmesi gerekirken yasal faizden az olmamak üzere en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın kanun yararına temyizen incelenerek bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihbar tazminatına uygulanması gereken faizin türüne ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafça, dava ve ıslah dilekçelerinde ihbar tazminatı talebine yasal faizden az olmamak kaydıyla en yüksek banka mevduat faizi yürütülmesi talep edilmiş olup İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan ihbar tazminatına davacı talebi doğrultusunda, yasal faizden az olmamak üzere en yüksek banka mevduat faizi yürütülmesine karar verilmiştir. Ancak ihbar tazminatı 4857 sayılı Kanun'un 34. maddesinde belirtilen ücret niteliğindeki alacaklardan olmadığı gibi ihbar tazminatının zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak faiz konusunda da kanunda özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle ihbar tazminatına uygulanacak faiz türü, yasal faizdir. Davacı tarafın dava ve ıslah dilekçesindeki faize ilişkin talebi ve en yüksek mevduat faizinin yasal faizin altında kalma ihtimali de dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince ihbar tazminatına en yüksek banka mevduat faizini geçmemek üzere yasal faiz uygulanması gerekirken yasal faizden az olmamak kaydıyla en yüksek banka mevduat faizi yürütülmesi isabetli değildir. Kanun yararına temyiz isteminin yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kanun yararına bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. V. KARAR Açıklanan sebeple; Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un (6100 sayılı Kanun) 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak 6100 sayılı Kanun'un 363/2 hükmü gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2025/4095 Esas ve 2025/4845 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, ihbar tazminatı talebinde en yüksek mevduat faizi talep edilmişse ve mevduat faizinin yasal faizin altında kalma ihtimali varsa, taleple bağlılık gereği en yüksek banka mevduat faizini geçmemek üzere yasal faize hükmedilmesi gerekir.

Dava Öncesi Arabuluculuk ve Zamanaşımı Süresi

İş hukuku uyuşmazlıklarında ödenmeyen kıdem tazminatının tahsili amacıyla dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tüketilmesi şarttır. İşçi, işten ayrıldıktan sonra ödenmeyen tazminat alacakları için öncelikle arabuluculuk yoluna başvurmalıdır.

4857 sayılı İş Kanunu Ek Madde 3 hükmü uyarınca, iş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla kıdem tazminatının zamanaşımı süresi beş yıldır. 25 Ekim 2017 tarihinde yapılan yasal değişiklikle, kıdem ve ihbar tazminatı dahil işçilik alacakları için zamanaşımı süresi iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren beş yıl olarak uygulanmaktadır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. Ek Madde 3Kaynağı aç
Ek Madde 3- (Ek: 12/10/2017-7036/15 md.) İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır. a) Kıdem tazminatı. b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat. c) Kötüniyet tazminatı. d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.
Kıdem tazminatı gününde ödenmezse hangi faiz türü istenir?

1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesinin on birinci fıkrası uyarınca kıdem tazminatının gününde ödenmemesi halinde açılacak davanın sonunda hâkim gecikme süresi için bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder.

Kıdem tazminatında faiz hangi tarihten itibaren işlemeye başlar?

Kıdem tazminatında kural olarak faiz başlangıç tarihi iş sözleşmesinin feshedildiği tarihtir; iş akdinin ölüm veya diğer fesih nedenleriyle son bulması bu tarihi değiştirmez.

Emeklilik nedeniyle ayrılan işçide faiz başlangıcı nasıl belirlenir?

Yaşlılık aylığı veya toptan ödeme için kuruma başvurulduğu belgelenmemişse faiz başlangıcı ilk taksitin ödendiği tarih, taksit ödenmemişse davanın açıldığı veya icra takibinin başlatıldığı tarihtir.

İşveren kıdem tazminatını tek taraflı olarak taksitle ödeyebilir mi?

İşçinin onayı olmadan işverenin tek taraflı iradeyle kıdem tazminatını taksitlendirme yetkisi bulunmaz; taksitle ödeme ancak tarafların karşılıklı anlaşmasıyla mümkündür.

İhbar tazminatına da en yüksek mevduat faizi işletilebilir mi?

İhbar tazminatı kanunen ücret niteliğinde kabul edilmediği ve gecikmesine dair özel bir faiz kuralı bulunmadığı için mevduat faizine değil yasal faize tabidir.

Geciken kıdem tazminatında zamanaşımı süresi ne kadardır?

4857 sayılı İş Kanunu Ek Madde 3 gereğince iş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem tazminatı alacaklarında zamanaşımı süresi fesih tarihinden itibaren 5 yıldır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu