İş Güvencesi Nedir? İşçi ve İşveren Açısından Önemi

by Avukat Erdal Ersoy
İş Güvencesi Nedir? İşçi ve İşveren Açısından Önemi

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdeme sahip işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren; işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. İşverenin fesih bildirim şartına uymaması ya da bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek fesih yoluna gitmesi, kanunun 17. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 18, 19, 20 ve 21. madde hükümlerinin uygulanmasını engellemez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

İş Güvencesinden Yararlanma Şartları

Bir işçinin iş güvencesi korumasından yararlanabilmesi için işyerinde en az otuz işçi çalışması ve işçinin en az altı aylık kıdeme sahip olması zorunludur. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri bulunuyorsa işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi adedine göre belirlenir. Altı aylık kıdemin hesaplanmasında işçinin aynı işverenin bir veya farklı işyerlerinde geçen hizmet süreleri birleştirilir ve İş Kanunu'nun 66. maddesinde yer alan çalışma süreleri hesaba katılır. Maden ve yer altı işlerindeki giriş çıkış süreleri, işçinin görevle başka yere gönderilmesinde yolda geçen zamanlar, iş beklerken boş geçirilen süreler, çocuk emzirme araları ile demiryolu veya karayolu yapımı gibi uzak mesafelere işçilerin toplu taşınmasında geçen süreler günlük çalışma süresinden sayılır. Buna karşılık işin niteliğinden kaynaklanmayıp sırf sosyal yardım amacıyla işveren tarafından sağlanan araçlarda geçen taşıma süreleri kıdem hesabında çalışma süresi olarak kabul edilmez. Kanunun 18. maddesine göre yer altı işlerinde çalışan işçilerde ise altı aylık kıdem koşulu aranmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66 – Aşağıdaki süreler işçinin günlük çalışma sürelerinden sayılır: a) Madenlerde, taşocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler. b) İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler. c) İşçinin işinde ve her an iş görmeye hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği süreler. d) İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler. e) Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için belirtilecek süreler. f) Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler. İşin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süre çalışma süresinden sayılmaz. Günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri

İş Güvencesi Kapsamı Dışında Kalan Haller ve İşveren Vekilleri

İşletmenin yönetimini bütünüyle sevk ve idare eden işveren vekilleri ve yardımcıları ile işyerinin tamamını sevk ve idare yetkisine sahip olup aynı zamanda işçi alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca iş güvencesi kapsamı dışındadır. Bu konumdaki yöneticiler hakkında feshin geçerli sebebe dayandırılması zorunluluğu, fesihte yazılı bildirim ve savunma alma şartı ile feshin geçersizliğinin sonuçları uygulanmaz. İş güvencesi kapsamı dışında kalan belirsiz süreli iş sözleşmesi sahibi işçilerin iş akitleri fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirildiğinde, kanunun 17. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında kötü niyet tazminatı ödenir. Bildirim şartına uyulmaması durumunda ayrıca ihbar tazminatı sorumluluğu doğar. İhbar ve kötü niyet tazminatı ile peşin ödenecek ihbar ücretinin hesaplanmasında çıplak ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşmesel ve yasal menfaatler de hesaba dahil edilir.

Feshin Geçerli Sebebe Dayandırılması ve Savunma Alma Usulü

İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih gerekçesini açık ve kesin bir şekilde belirtmekle yükümlüdür. İş Kanunu'nun 19. maddesi gereğince, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili sebeplerle yapılacak fesihlerde, işçinin hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan belirsiz süreli iş sözleşmesi feshedilemez. Ancak işverenin İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci bendinde düzenlenen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayalı derhal fesih hakkı saklıdır. Kanunun 25. maddesinin son fıkrası uyarınca işverenin sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık, zorlayıcı nedenler ya da gözaltı veya tutukluluk hallerine dayanarak fesih yapması iş güvencesi yargı yolunu kapatmaz; işçi feshin bu sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla iş güvencesi çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Sendika üyeliği, çalışma saatleri dışında veya rıza ile saatler içinde sendikal faaliyetlere katılmak, işyeri sendika temsilciliği yapmak, hak takip etmek üzere işveren aleyhine adli veya idari mercilere başvurmak, ırk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din ve siyasi görüş nedenleri ile gebe çalışanların yasak çalışma sürelerinde işe gelmemesi ve mevzuatta öngörülen bekleme süresindeki geçici devamsızlıklar fesih için geçerli sebep teşkil etmez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19 – İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Fesih bildirimine itiraz ve usulü
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

Feshe İtiraz Usulü, Arabuluculuk ve Hak Düşürücü Süreler

Fesih bildiriminde sebep gösterilmediğini veya gösterilen gerekçenin geçerli olmadığını iddia eden işçi, fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde işe iade istemiyle İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir veya taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülebilir. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açılması halinde mahkemece dava usulden reddedilir; kesinleşen usulden ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya gidilebilir. Yargılama ivedilikle sonuçlandırılır ve yerel mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğunda bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını kanıtlama yükümlülüğü işverene aittir; işçi feshin başka bir sebepten kaynaklandığını öne sürerse bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/24304 Esas, 2017/15324 Karar sayılı ilamında ele alınan uyuşmazlıkta, geçerli neden bulunmadığı iddiasıyla feshe karşı başvurulacak süre hak düşürücü nitelikte kabul edilmiş ve resen dikkate alınacağı belirtilmiştir. İlgili karara göre önel verilerek yapılan fesihte dava açma süresi önelin sona erdiği tarihte değil, fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihte başlar; eylemli fesihte ise eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimi tebliğ edilmemiş olsa da işçinin işvereni şikâyet etmesi gibi fesih tarihini kesin olarak belirleyecek bir işlem yapması halinde bu tarih, tebliğden imtina tutanağı tutulmuşsa tutanağı düzenleyenlerin doğrulaması kaydıyla tutanak tarihi esas alınır. Kararda ayrıca personel yönetmeliği veya sözleşmelerdeki idari itiraz yollarının süreyi kesmeyeceği ve alınan hastalık raporunun da hak düşürücü süreyi durdurmayacağı ifade edilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/24304, K. 2017/15324Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/24304 E.  ,  2017/15324 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir. İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (15.09.2008 gün ve 2008/1860 Esas, 2008/23531 Karar sayılı ilamımız). İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; işverenin, 29.06.2015 tarihinde noter aracılığı ile gönderdiği fesih ihtarnamesini 03.07.2015 tarihinde tebellüğ ettiğini ve işe iade davasının ise 29.07.2015 tarihinde açıldığını, dolayısı ile yasanın öngördüğü 1 aylık hak düşürücü sürenin geçirilmediğini iddia etmiştir. Davalı işveren ise, davacıya iş sözleşmesinin feshedildiğinin, 25.06.2015 tarihinde tebliğ edilmek istendiğini ancak imzadan imtina ettiğini, bu nedenle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını savunmuştur. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; 29.06.2015 tarihli noter ihtarnamesinde, davacıya fesih bildiriminin 25.06.2015 tarihinde tebliğ edilmek istendiği ancak davacının tebliğ almaktan imtina ettiği belirtilmiştir. 25.06.2015 tarihli fesih bildiriminde ise, bir kısım çalışanın davacının imzadan imtina ettiğini belirtilerek imza attıkları görülmektedir. Davalı işverence, fesih bildirimine imzadan imtina şerhi düşen çalışanlardan … tanık olarak dinletilmiş ve davacıya fesih bildiriminin yazılı olarak tebliğ edilmek istendiği ancak davacının imzadan imtina ettiğini ifade ettiği tespit edilmiştir. Davacı tanıklarının ise fesih tarihine veya fesih bildiriminin tebliğ edilmek istenip istenmediğine dair herhangi bir beyanları bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı işçinin, iş akdinin 25.06.2015 tarihinde feshedildiğini öğrendiği anlaşılmaktadır. İşe iade davası ise 29.07.2015 tarihinde hak düşürücü süre içinde açılmamıştır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davanın REDDİNE, 3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 411,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, Kesin olarak 10.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Feshin Geçersizliğinin Hukuki ve Mali Sonuçları

Feshin geçersizliği mahkeme ya da özel hakemce tespit edildiğinde, işverenin işçiyi başvuru tarihinden itibaren bir aylık süre zarfında işe başlatması zorunludur. İşçinin söz konusu korumadan faydalanabilmesi için kesinleşen ilamın veya hakem kararının tebliğ edilmesini izleyen on işgünü içerisinde işverene işe başlama talebini iletmesi gerekir. Belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde fesih geçerlilik kazanır ve işveren yalnızca bu feshin hukuki neticelerinden sorumlu tutulur. Başvuruya karşın bir ay içinde işe başlatılmayan işçiye, en az dört ve en fazla sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödenir. Bunun yanı sıra kararın kesinleştiği ana değin çalıştırılmadığı dönem için işçiye en çok dört aya kadar doğan ücret ve diğer hak edişleri verilir. Mahkeme veya özel hakem, işe başlatmama tazminatıyla boşta geçen süre alacaklarını dava tarihindeki ücreti temel alarak parasal miktar olarak hükme bağlar.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

İşçi işe başlatılırsa peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ihbar ücreti ile kıdem tazminatı, yapılacak ödemelerden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi tanınmamış veya bu süreye ait ücret peşin ödenmemişse, bildirim sürelerine ait ücret tutarı ayrıca ödenir. Arabuluculuk sürecinde tarafların işçinin işe başlatılması konusunda mutabakata varmaları halinde işe başlatma tarihinin, boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer hakların parasal tutarının ve işçinin işe başlatılmaması durumundaki tazminat miktarının kararlaştırılması zorunludur; bu kalemler belirlenmedikçe anlaşma sağlanamamış sayılır. Arabuluculukta işe başlatma konusunda anlaşılmasına rağmen işçi kararlaştırılan tarihte işe başlamazsa fesih geçerli hale gelir ve işveren sadece bunun yasal sonuçlarından sorumlu tutulur. İş Kanunu'nun 21. maddesinin işe başlatma, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ödemelerine ilişkin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmelerle hiçbir suretle değiştirilemez; aksine konulan sözleşme hükümleri geçersizdir.

İşe Başlatmama Halinde Kıdem ve İhbar Tazminatı ile Bekletici Mesele

İşe iade davasını kazanan işçinin süresi içinde işe başlama başvurusunda bulunmasına rağmen işe başlatılmaması durumunda yeni fesih tarihi, işçinin işe başlatılmadığı tarih olarak kabul edilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2012/22856 Esas, 2014/19385 Karar sayılı ilamına göre, dört aya kadarki boşta geçen süre fiili çalışma süresine dahil edilir; kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacakları, yeni fesih tarihi olan işe başlatmama tarihindeki ücret düzeyi üzerinden hesaplanır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/11957 Esas, 2020/422 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, kıdem tazminatı hüküm altına alınırken infazda tereddüt yaratmamak adına fesih tarihinin işe başlatmama tarihi olduğu kararda açıkça belirtilmelidir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/11957, K. 2020/422Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/11957 E.  ,  2020/422 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının iş akdinin 31.10.2012 tarihinde geçerli bir neden bulunmaksızın sona erdirildiğini, İstanbul 16. İş Mahkemesinin 2012/440 Esas 2013/184 Karar sayılı dosyası ile verilen işe iade kararının Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 09.09.2013 tarih, 2013/19826 Esas 2013/18331 Karar sayılı kararı ile onandığını, kesinleşen mahkeme kararının tebliği üzerine davalı işverene işe başlatma ve işe başlatılmama halinde ise bakiye kıdem, ihbar, işe başlatmama tazminatları ile boşta geçen süre ücretinin ödenmesi istemli Beyoğlu 15. Noterliğinin 30.10.2014 tarih ve 14765 yevmiye sayılı ihtarnamesinin 31.10.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı işverenin davacının işe iade talebini kabul etmeyerek 05.12.2014 tarihinde davacının banka hesabına 35.948,32 TL ödeme yaptığını, söz konusu ödemenin hangi alacak için ne miktar yapıldığı hususunda açıklama yapılmadığını, yapılan ödemenin eksik olduğunu, davacının sosyal hak mahiyetindeki prim, yemek, telefon, ulaşım, sağlık ve ferdi kaza sigortası ve Avea çarşı yardımının ücrete eklenmesi gerektiğini iddia ederek işe başlatmama tazminatı, dört aylık ücret ve diğer hakları, kıdem tazminatı farkı, ihbar tazminatı farkı alacağının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının 31.10.2012 tarihinde 4.600,00 TL brüt ücret aldığını, boşta geçen süre ücretinin bu ücrete göre hesaplanması gerektiğini, iş akdi feshedildiği tarihte (31.10.2012 tarihinde) kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının eksiksiz olarak ödendiğini, tüm hak ve alacaklarının hesaplanarak ödendiğini, davacının başkaca bir alacağı kalmadığını, hesaplama tablosundan da sabit olduğu üzere ödenen 36.769,84 TL’den fazla talebin reddi gerekeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerde davacının işe başlatılmadığı tarihteki ücret seviyesinin belirlenmesi için emsal alınan işçinin, geçersizliğine karar verilen fesih tarihindeki ücretinin 5.700,00 TL, başlatılmama tarihindeki ücretinin ise 6.500,00 TL olduğu, davacı işçinin geçersizliğine karar verilen tarihteki ücretinin ise 4.600,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre 5.700,00 TL' den 6.500,00 TL' ye çıkan ücret seviyesine göre bu sürede gelen zam oranı bulunup bu oran 4.600,00 TL olan davacı işçinin ücretine uygulanarak başlatmama tarihindeki ücretin bulunması gerekirken davacı işçinin başlatılmama tarihindeki ücretinin doğrudan 6.500,00 TL olarak kabulü hatalıdır. 3. Kıdem tazminatı hüküm altına alınırken fesih tarihi, işe başlatılmama tarihi olduğundan bu tarihin açıkça yazılması gerekirken sadece fesih tarihi denilmekle yetinilip bu şekilde faize hükmedilmesinin infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi de hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15/01/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/22856, K. 2014/19385Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2012/22856 E.  ,  2014/19385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA 16. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 11/04/2012 NUMARASI : 2011/28-2012/345 DAVA :Davacı vekili, iş sözleşmesi feshedilen ve işe iade kararı alan davacının fark kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının dava dışı A.. A..’nin alt işveren, davalının ise asıl işveren olduğu çağrı merkezinde müşteri hizmetleri yetkilisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, işe iade davası açıldığını, tazminatlarının A. AŞ tarafından TİS hükümlerine göre 4 ay boşta geçen süre dikkate alındığında eksik ödendiğini, Telekom işçisi olduğundan, kıdeme esas ücretin belirlenirken, Telekom işçisinin aldığı ücretten belirlenmesi gerektiğini, yıllık izinlerini de kullanmadığını belirterek, fark kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının A. AŞ elemanı olarak çalıştığını, davacı ile müvekkili şirket arasında hiçbir hukuki bağ bulunmadığından, husumet itirazında bulunduklarını, A. AŞ’nin ayrı ayrı imzalanan sözleşmelerle başka kurumlara da hizmet verdiklerini, A. şirketi ile müvekkili arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, çağrı hizmetlerinin yürütülen işyerinin değişik şirketlere devredildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının davalı Türk Telekom işçisi olmasına rağmen, muvazaalı olarak A. Rehberlik AŞ işçisi olarak gösterildiği, muvazaanın Yargıtay kararları ile kesinleştiği, davacının iş akdinin feshinden sonra Ankara 8. İş Mahkemesi'nin 2010/627 esas 2010/1354 kararında işe iade davası açıldığı, davanın kabulle sonuçlandığı, henüz işe iade davasının kesinleşmediği, davacının talep konusu ettiği alacakların feshe bağlı alacaklardan olduğu, işe iade davası kesinleşmediğinden, iş akdinin feshinin askıda olduğu, bu alacakların dava tarihi itibariyle talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E) Gerekçe: 4857 Sayılı İş Kanunu 18. ve devamı maddeleri uyarınca, iş güvencesinin kapsamına giren işçinin sözleşmesini, süreli fesih bildirimiyle fesheden işveren, geçerli bir nedene dayanmak zorundadır. İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde neden gösterilmediği veya gösterilen nedenin geçerli olmadığı iddiasıyla fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Mahkeme, geçerli neden gösterilmediğini veya gösterilen nedenin geçerli olmadığını tespit ettiği takdirde feshin geçersizliğine karar verecektir. Feshin geçersizliğini istemenin ilk ve önemli sonucu; feshin geçersizliğine karar verildiğinde ve işçi işe başlatıldığında yeni bir iş sözleşmesi yapılmasına gerek kalmaksızın borç ve haklarıyla birlikte iş sözleşmesinin yeniden yürürlük kazanmasıdır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. Madde hükümleri gereğince, işçinin feshin geçersizliği ve işe iade davasını kazanması, işe başvurması ve işe başlatılmaması durumunda, maddede belirtilen 4 aylık süre ihbar, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağını etkiler. Çünkü dört aya kadarki süre işçinin fiili çalışmasına ilave edilir. Kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının işe başlatmama tarihi yeni fesih tarihi olduğundan, bu tarihteki ücret üzerinden hesaplanması gerekir. İşçi feshin geçersizliğini isteminde bulunduğu davadan başka, kıdem ve ihbar tazminat istemi ile bir dava da açmış bulunabilir. Bu durumda, feshin geçersizliğine ilişkin dava bekletici mesele yapılmalıdır. Zira işçi feshin geçersizliğine rağmen kesinleşmiş karardan sonra başvurmaz veya başvururda işe işveren tarafından davet edilmesine rağmen işe başlamaz ise önceki fesih geçerli hale geleceğinden, geçersizliğine karar verilen fesih tarihine göre kıdem ve ihbar tazminatının ve izin alacağının hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir. Aksi durumda ise işçi işe başlatılmaz veya başlatılır ise geçersizliğine karar verilen fesih ortadan kalkacaktır ve dolayısı ile kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı talep edilemeyecektir. O halde feshin geçersizliğine karar verilmesi ve işçinin işverene başvurması üzerine işe başlatılması veya başlatılmaması halinde, davaya konu fesih ortadan kalktığından, kıdem ve ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı reddedilmeli, feshin geçersiz kabul edilmesine rağmen, işçinin başvurmaması veya başvurmasına rağmen işverenin davetine rağmen işe başlamaması nedeni ile geçerli hale geldiği durumda ise koşulları olduğu takdirde kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin kabul edilmelidir. Dosya içeriğine göre iş sözleşmesi kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek feshedilen ve bu feshe karşı feshin geçersizliği ve işe iade davası açan davacı, feshin geçersizliğine dair karar kesinleşmeden, fark kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı isteminde bulunmuştur. Üstelik yıllık ücretli izin talep ederken, kesinleşemeyen ve başvuruya bağlı olan 4 aylık boşta geçen süre ücretinin de dikkate alınmasını talep etmiştir. Mahkemece feshin geçersizliğine dair karar kesinleşmeden fesih tarihi ile ortada fesih bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Oysa yukarda açıklandığı üzere geçersizliğine karar verilen feshin ortadan kalkması ancak işçinin kesinleşen karar üzerine süresi içinde başvurması, bu başvuruya rağmen işveren tarafından işe başlatılmaması veya başlatılması halinde ortadan kalkmaktadır. Mahkemece geçersizliğine karar verilen feshin ortadan kalkıp kalkmadığı beklenmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 16.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/24254 Esas, 2020/423 Karar sayılı ilamına göre, işe başlatmama tarihindeki ücret seviyesi saptanırken emsal personelin fesih tarihi ile işe başlatmama tarihi arasındaki ücret artış oranı hesaplanarak bu zam oranı davacı işçinin fesih tarihindeki ücretine uygulanmalıdır; emsal personelin ulaştığı ücret doğrudan davacıya yansıtılamaz. Aynı ilamda, işe başlatılmama sebebiyle talep edilen ihbar tazminatı yönünden işveren davadan önce gönderilen ihtarname ile temerrüde düşürülmüş ve faiz dava tarihinden itibaren istenmişse, temerrüt ve talep gereğince alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Diğer taraftan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2012/22856 Esas, 2014/19385 Karar sayılı ilamı gereğince feshin geçersizliği davası sürerken açılan kıdem ve ihbar tazminatı davasında işe iade davası bekletici mesele yapılmalıdır. Zira işe başlatılma veya başlatılmama ile ilk fesih ortadan kalkacağından bu alacakların reddedilmesi gerekirken, işçinin süresinde başvurmaması ya da işe davete rağmen işe başlamaması hallerinde ilk fesih geçerli hale geleceğinden tazminat şartları buna göre karara bağlanır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/24254, K. 2020/423Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/24254 E.  ,  2020/423 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının iş akdinin 31.10.2012 tarihinde sona erdirildiğini, İstanbul 15. İş Mahkemesi 2012/443 E–2013/538 K sayılı dosyadaki işe iade kararının Yargıtay 9 Hukuk dairesinin 2014/7463 E. 2014/19570 K. 16.06.2014 tarihli ilamıyla onanarak kesinleştiğini, kararın tebliği üzerine davalı işverene 14.08.2014 tarih … nolu ihtarname ile süresinde işe iadesi iade edilmezse tazminat ve haklarının ödenmesini ihtar ettiği, ihtarnamenin 19.08.2014 tarihinde işverene tebliğ edildiğini, davalının işe iade talebini kabul etmediğini 16.09.2014 tarihinde banka dekontunda görüleceği üzere banka hesabına 37.047,71 TL ödediğini ancak hangi kalemlere ait olduğu belirtilmediği, bunun üzerine davalıya 18.09.2014 tarihli davalıya 22.09.2014 tarihinde tebliğ edilen karşı ihtarname gönderdiği, ihtarname ile bankaya yatırılan hesabın eksik olduğu bakiye alacakların ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde ödenmesi talep ettiğini ancak ödeme yapılmadığını, davacının işe davası sonucu tazminat tutarlarının açıklanmasını e-mail yoluyla gönderilen hesap tablolarında yaptığını, hesaplamaların eksik olduğunu, 5 aylık işe başlatmama tazminatı işe başlatılmadığı tarihteki (16.09.2014) zamlı ve giydirilmiş ücret (yani işçi orada çalışıyor olsaydı alabileceği ücret) üzerinden hesaplanması gerektiği halde fesih tarihindeki ücret üzerinden hesaplandığı, emsal ücret olan ve halen davalı işyerinde çalışan bildirdiği işçilerin ücretleri emsal alınması gerektiğini, boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklar ise feshi izleyen dönem ücretlerine göre hesaplama yapılması gerektiğini, işçinin dört ayda çalışıyormuş gibi dört ay içindeki ücret zammı ya da yeni Toplu İş Sözleşmesi yürürlüğe girdiğinde her iki dönem için ayrı hesaplama gerektiğini, fesih tarihi 31.10.2012 tarihine dört ay eklenerek ücret ve sosyal haklar emsal ücretlerinin dikkate alınarak ödeneceğini, yargıtay kararları gereğince 16.09.2014 tarihinde iş akdi feshedilmiş sayılacağını, fesih tarihindeki ve ücrette bir artış olmuşsa giydirilmiş ücrete göre fark kıdem ihbar tazminatı ödenmesi gerektiği, kıdem ihbar tazminatı ve yıllık izin süresi artması halinde artan sürelerinde tespiti gerektiği, fesihten sonra her yıl zam yapıldığı zamları bilmediği, sosyal hak mahiyetinde prim, yemek, telefon, ulaşım, sağlık ve ferdi kaza sigortası, avea çarşı yardımı parasal karşılıkları tespit edilmesi gerektiğini, müvekkil tespitlerine göre 16.09.2014 tarihi itibariyle bakiye alacakları en az miktarı 3.000 TL olduğu iddia ederek, kıdem tazminatı farkı, ihbar tazminatı, dört aylık boşta geçen süre ücreti ve eklentileri, beş aylık işe başlatmama tazminatının faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının 20.02.2004 tarihinden itibaren şirket bünyesinde teknoloji grubu şebeke kıdemli direktörlüğü, şebeke bölge operasyonları direktörlüğü bünyesinde uzman teknisyen olarak çalışmakta iken işletmesel sebepler ve işyeri gerekleri nedeniyle alınan karar doğrultusunda 31.10.2012 tarihinde 4857/18 uyarınca tüm hakları ödenmek suretiyle iş akdi geçerli nedenle feshedildiğini, işe iadesine 2012/443 Esas sayılı dosyadan verildiği, karar Yargıtay tarafından onandığı, karar üzerine davacı şirkete gönderdiği 14.08.2014 tarihli ihtarname ile işe iadesi, aksi halde ücret ve tazminatların ödenmesini talep ettiğini, işe iade talebi kabul edilmeyerek 16.09.2014 tarihinde davacı işçiye yasal hakları olan 37.047,71 TL' nin eksiksiz ödendiğini, hesap tablosunda ödeme ayrıntısı yer aldığı, 31.10.2012 tarihinde ekteki bordroda görüleceği üzere 4.525,00 TL brüt maaş aldığı, boşta geçen en çok 4 ay ücret ve diğer haklar için feshi izleyen dönem ücretlerine göre hesaplama yapıldığı, diğer haklar(yol, yemek, özel sağlık sig) hak kazanacağı, fesih tarihindeki 4.525 TL ücreti üzerinden hesaplama yapıldığından emsal çalışanların ücretlerin esas alınmaması gerektiği, kıdem hesabında boşta geçen dört aylık süre de ekleneceği ve kıdem tazminatı işe iade alınmama tarihindeki ücret üzerinden hesaplanmakta olup davacıya 2014 yılı kıdem tazminatı tavanı 3.438,22 TL üzerinden dört aylık kıdem tazminatı farkı hesap edilerek ödendiği, fesih tarihinde kıdem tazminatı ödemesi yapıldığından şirket tarafından 16.09.2014 tarihinde yapılan kıdem tazminatı ödemesi mahsup edilerek fark kıdem tazminatı hakkı kalmadığını, ihbar tazminatı ile kullandırılmayan yıllık izinlere ait fark yıllık izin tutarları ödendiği, fesih tarihinde sekiz haftalık bildirim süresi hakkı olduğu dört hafta eklenmesiyle bildirim süresi değişmediği gibi dört aylık sürede zam artışı olmadığından ihbar tazminatı fark alacağı olmadığını, fesih dönemindeki ödenen ihbar tazminatı işe başlatmama sonucu kazandığı ihbar tazminatından mahsubu ile talebinin reddi gerektiğini, emsal olarak belirttiği işçilerin lokasyonları, kıdemleri, performansları davacıdan farklı olduğundan emsal olamayacaklarını, emsal olmaları sadece görev tanımlarına bağlı olmayıp lokasyonları, kıdemleri, performansları da aynı olması gerektiğini, emsal belirtilen işçilerin emsal nitelikte olmadıklarını, alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini telip etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerde davacının işe başlatılmadığı tarihteki ücret seviyesinin belirlenmesi için emsal alınan işçinin, geçersizliğine karar verilen fesih tarihindeki ücretinin 6.050,00 TL, başlatılmama tarihindeki ücretinin ise 6.500,00 TL olduğu, davacı işçinin geçersizliğine karar verilen tarihteki ücretinin ise 4.525,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre 6.050,00 TL' den 6.500,00 TL' ye çıkan ücret seviyesine göre bu sürede gelen zam oranı bulunup bu oran 4.525,00 TL olan davacı işçinin ücretine uygulanarak başlatmama tarihindeki ücretin bulunması gerekirken davacı işçinin başlatılmama tarihindeki ücretinin doğrudan 6.500,00 TL olarak kabulü hatalıdır. 3. Davacı davadan önce gönderdiği ihtarname ile ihbar tazminatı alacağı bakımından davalı işvereni temerrüde düşürmüş olup temerrüd tarihinden itibaren isteyebileceği faizi dava tarihinden itibaren talep etmiştir. Temerrüd olgusu ve talep gözetilerek ihbar tazminatına ilişkin alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken dava-ıslah ayrımı yapılması hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 15/01/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İş güvencesinden yararlanmak için gereken şartlar nelerdir?

İşçinin belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması, işyerinde en az otuz işçinin istihdam edilmesi ve işçinin en az altı aylık kıdeme sahip olması şarttır. Yer altı işlerinde çalışanlarda altı aylık kıdem koşulu aranmazken, işverenin aynı işkolundaki birden çok işyerinde çalışan işçi sayıları birlikte hesaba katılır.

İşverenin haklı fesih iddiası iş güvencesi davası açmayı engeller mi?

İşverenin İş Kanunu'nun 25. maddesine dayalı derhal haklı fesih bildirimi yapması iş güvencesi davası açılmasına engel oluşturmaz. Kanunun 25. maddesinin son fıkrası uyarınca işçi, feshin bu maddedeki haklı sebeplere uygun olmadığını öne sürerek İş Kanunu'nun 18, 20 ve 21. maddeleri kapsamında yargı yoluna başvurabilir.

İşe iade davasını kazanan işçi hangi sürede işverene başvurmalıdır?

İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının kendisine tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak üzere işverene başvurmalıdır. Bu süre içinde başvuru yapılmadığı takdirde işverence yapılan fesih geçerli sayılır ve işveren sadece bu feshin hukuki sonuçlarıyla sorumlu tutulur.

İş güvencesi kapsamı dışındaki işçinin feshe karşı yasal hakları nelerdir?

İş güvencesi kapsamı dışında kalan işçi işe iade davası açamaz ve iş güvencesi tazminatı isteyemez; ancak belirsiz süreli sözleşmesi kötüye kullanılarak feshedilmişse bildirim süresinin üç katı tutarında kötü niyet tazminatı talep edebilir. Bildirim şartına uyulmaması durumunda ise ücrete ek olarak sağlanan para veya para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerin de hesaba katıldığı ihbar tazminatı hakkı saklıdır.

İşe iade davası sürerken açılan kıdem ve ihbar tazminatı davasında nasıl karar verilir?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararına göre, feshin geçersizliği davası sürerken açılan kıdem ve ihbar tazminatı davasında feshin geçersizliği davasının bekletici mesele yapılması gerekir. İşçinin kesinleşen karar sonrası süresinde başvurarak işe başlatılması veya başlatılmaması halinde ilk fesih ortadan kalkacağından tazminat talepleri reddedilmeli; işçinin süresinde başvurmaması veya işe başlamaması hallerinde ise ilk fesih geçerli hale geleceğinden tazminat koşulları değerlendirilmelidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu