İş kazası ve meslek hastalığı hallerinde işverenin iş hukuku kapsamındaki sorumluluğu, çalışanların sağlığını ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü ile işçiyi gözetme borcuna dayanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417 ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 4 uyarınca işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğini temin etmek, mesleki risklerin önlenmesi ve eğitim verilmesi dahil gerekli her türlü tedbiri almak, organizasyonu kurmak ve gerekli araç gereçleri temin etmekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
İş Kazası ve Meslek Hastalığının Kanuni Çerçevesi
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 13/1 uyarınca iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu esnada, işverenin yürüttüğü iş dolayısıyla yahut görevlendirme sebebiyle asıl işini yapmaksızın işyeri haricinde geçirdiği sürelerde vuku bulan ve sigortalıyı derhal veya sonradan bedensel veya ruhsal engelli kılan olaydır. Benzer şekilde, emziren kadın çalışanın mevzuat gereği çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarında veya personelin işverence tahsis edilen araçla iş yerine geliş gidişi esnasında yaşanan kazalar da bu kapsamdadır. Bu çerçevede işverence başka bir tesise, müşteriye, şantiyeye veya göreve sevk edilen personelin yürüttüğü faaliyet esnasındaki hadiseler de somut duruma göre iş kazası vasfı taşıyabilir.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
5510 sayılı Kanun m. 14/1 gereğince meslek hastalığı; sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple yahut işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. Bir rahatsızlığın meslek hastalığı sayılabilmesi için yetkili sağlık hizmet sunucularınca düzenlenen sağlık kurulu raporu ve tıbbi belgeler ile gerektiğinde işyeri denetim raporlarının incelenmesi neticesinde Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu tarafından tespit yapılması zorunludur. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışındaki uyuşmazlıklarda ise karar mercii Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruludur.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 14Kaynağı aç
Meslek hastalığının işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkması durumunda kanuni haklardan yararlanılabilmesi, eski işten fiilen ayrılma ile hastalığın meydana çıkması arasında yönetmelikte öngörülen yükümlülük süresinin aşılmamış olmasına bağlıdır. Bununla birlikte hastalığın klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve etkileyen nedenin işyeri incelemesiyle tespit edildiği hallerde, yükümlülük süresi aşılmış olsa dahi Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayıyla rahatsızlık meslek hastalığı kabul edilebilir.
İşverenin Koruma ve Gözetme Borcunun Kapsamı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417 hükmüne göre işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen tesis etmekle yükümlüdür. İşveren özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür fiillere maruz kalanların daha fazla zarar görmemesi için gerekli önlemleri almak zorundadır.
6331 sayılı Kanun m. 4 çerçevesinde işveren; sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uygun hale getirmek, mevcut durumu iyileştirmek, işyerinde risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla mükelleftir. İşveren çalışanlara görev verirken, çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır ve yeterli bilgi ile talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için tedbir alır. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin getirdiği maliyetleri çalışanlara yansıtamaz.
Önlemlerin İzlenmesi, Denetim ve Eğitim Sorumluluğu
6331 sayılı Kanun m. 4/1-b gereğince işveren, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlemek, denetlemek ve tespit edilen uygunsuzlukların giderilmesini sağlamak zorundadır. Yalnızca yazılı talimatlar veya belgeler oluşturulması yeterli olmayıp alınan güvenlik önlemlerinin fiilen uygulanması ve denetlenmesi aranmaktadır. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülüklerine tabi bulunması da işverenin sorumluluklarını etkilemez.
İşyerindeki risk değerlendirmesi tek seferlik bir belge niteliğinde görülmemeli; makine ve teçhizatların değişmesi, üretim yönteminin farklılaşması, yeni bir kimyasal maddenin kullanıma girmesi, organizasyonel değişiklikler veya meydana gelen bir kazanın yeni bir risk doğurması durumunda güncellenmesi gerekebilmektedir. Bunun yanında işyerine ve yürütülen faaliyete özgü tehlikelere karşı çalışanların fiilen çalışmaya başlamasından önce eğitim alması korunma gereklilikleri arasında değerlendirilir.
Kişisel koruyucu donanım temin edilmesi, işverenin diğer güvenlik tedbirlerini alma yükümlülüğünün yerine geçtiği anlamına gelmez. Koruyucu donanımların çalışanlar tarafından kullanılmadığının bilinmesine rağmen önlem alınmaması durumunda, sırf yazılı talimat verilmiş olması her durumda yeterli görülmeyebilir. İş sağlığı ve güvenliği kurallarına işçilerin de uyması kanuni bir zorunluluk teşkil etse de bu durum işverenin denetim borcunu etkilemez.
Bildirim Usulü ve Süresinde Bildirmemenin Sonuçları
5510 sayılı Kanun m. 13/2 uyarınca 4/1-a ve 5 inci madde kapsamındaki sigortalıların iş kazası geçirmesi halinde işveren, durumu o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Sosyal Güvenlik Kurumuna en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde bildirmekle yükümlüdür. İş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde yaşanması durumunda bu üç işgünlük süre, kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar. İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin doğrudan ya da taahhütlü posta yoluyla Kuruma verilmesi zorunludur.
5510 sayılı Kanun m. 14/4-a hükmü gereğince, 4/1-a ve 5 inci madde kapsamındaki sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren, bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Kuruma bildirimde bulunmak zorundadır.
İş kazasının kanuni süresinde Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği 5510 sayılı Kanun m. 21 uyarınca Kurumca işverenden tahsil edilir. Meslek hastalığı bildirimini yerine getirmeyen veya hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverenden ise Kurumca bu durum için yapılan masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücu edilir. Yapılan soruşturma neticesinde olayın iş kazası olmadığı ve bildirimin gerçeği yansıtmadığı anlaşılırsa yersiz ödemeler 5510 sayılı Kanun m. 96 hükmüne göre gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan geri alınır.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 21Kaynağı aç
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 96Kaynağı aç
İşverenin Hukuki Tazminat Sorumluluğu
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417/3 uyarınca; işverenin mevzuata ve iş sözleşmesine aykırı davranışı sebebiyle işçinin yaşamını yitirmesi, bedensel bütünlüğünün zarar görmesi veya kişilik haklarının zedelenmesinden kaynaklanan zararlar borçlar hukukundaki sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre tazmin edilir. Bu çerçevede iş kazası ya da meslek hastalığı neticesinde bedensel zarar vuku bulduğunda maddi ve manevi tazminat istemleri doğabileceği gibi; geçici veya sürekli iş göremezlik ile sağlık yardımları gibi sosyal güvenlik yardımları ise ilgili mevzuat koşullarına göre ayrıca gündeme gelmektedir.
İş kazası veya meslek hastalığının ölümle sonuçlanması halinde ölenin yakınları bakımından da tazminat talepleri söz konusu olabilir. Bir kazanın gerçekleşmesi işveren bakımından kendiliğinden her durumda sınırsız bir sorumluluk teşkil etmez; tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde kusur durumu, zarar miktarı, illiyet bağı ve olayın bütün şartları teknik ve hukuki incelemeye konu edilir.
Sosyal Güvenlik Kurumunun Rücu Talepleri ve İstisnalar
5510 sayılı Kanun m. 21 uyarınca iş kazası veya meslek hastalığının işverenin kasti bir davranışı ya da işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına aykırı fiili neticesinde vuku bulması halinde, Kurum tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine gerçekleştirilen veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin tutarı işverene rücu edilir. Rücu edilecek miktar, sigortalı veya hak sahiplerinin doğrudan işverenden talep edebileceği tazminat sınırını aşamaz. Bu kapsamdaki sorumluluğun tayininde kaçınılmazlık unsuru da dikkate alınır.
Çalışma mevzuatında sağlık raporu alınması gerektiği belirtilen işlerde, rapora dayanılmaksızın veya eldeki rapora aykırı biçimde bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılan sigortalının, işe girmeden önce var olduğu tespit edilen veya bu çalıştırma sonucu meydana gelen hastalığı nedeniyle Kurumca ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverene ödettirilir.
İş kazası, meslek hastalığı veya hastalık üçüncü bir kişinin kusuru neticesinde doğmuşsa, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başlangıç tarihindeki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve kusurları bulunuyorsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.
5510 sayılı Kanun m. 21 rücu mekanizması için belirli istisnalar tanımıştır. Kaza, meslek hastalığı veya hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idarelerince görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği fiillerinden doğmuşsa, haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere kurumlarına veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca ölüm durumunda hak sahiplerine bağlanacak gelir ve ödenekler için, olayın meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu uygulanmaz.
Hizmet Alımı ve Farklı İstihdam Modellerinde Sorumluluk
6331 sayılı Kanun m. 4/2 gereğince, iş sağlığı ve güvenliği alanında işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin kanuni sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Birden fazla işverenin yer aldığı çalışma alanlarında tedbirlerin koordinasyonu önem taşır; asıl işveren ve alt işveren ilişkisinin kurulduğu durumlarda ise somut olaya göre sorumluluklar birlikte doğabilir.
Çalışanın yabancı uyruklu olması veya geçerli bir çalışma izninin bulunmaması, işverenin iş sağlığı ve güvenliğine dair temel gözetim ve önlem alma borcunu ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte izin durumu, fiilen ifa edilen iş ve sigortalılık statüsü somut olaya göre değerlendirilir. İşyerinde dil engeli mevcutsa hayati güvenlik talimatlarının işçinin bilmediği bir dilde verilmesi, kayden eğitim düzenlenmiş olsa dahi fiili güvenlik yönünden yeterli görülmeyebilir. Şirket merkezinin yurt dışında yer alması da Türkiye'deki işyerinde Türk iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının uygulanmasını ve bildirim yükümlülüklerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Dışarıdan iş sağlığı hizmeti alınması işvereni sorumluluktan kurtarır mı?
Hayır, 6331 sayılı Kanun m. 4/2 uyarınca işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
4/a sigortalıları için iş kazası bildirim süresi ne kadardır?
5510 sayılı Kanun m. 13/2 uyarınca işveren, iş kazasını yetkili kolluğa derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde bildirmekle yükümlüdür; kazanın işverenin kontrolü dışındaki yerlerde gerçekleşmesi halinde bu süre kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar.
Meslek hastalığı Sosyal Güvenlik Kurumuna ne zaman bildirilir?
5510 sayılı Kanun m. 14/4-a gereğince işveren, 4/1-a ve 5 inci madde kapsamındaki sigortalının meslek hastalığına yakalandığını öğrendiği veya bu durumun kendisine bildirildiği günden başlayarak üç işgünü içinde bildirim yapmakla yükümlüdür.
İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin masrafı işçiye yansıtılabilir mi?
Hayır, 6331 sayılı Kanun m. 4/4 uyarınca işveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.
SGK rücu davalarında kaçınılmazlık ilkesi uygulanır mı?
Evet, 5510 sayılı Kanun m. 21 uyarınca Kurumun işverene rücu taleplerinde işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

