Kefil aleyhine yürütülen icra takibine vaki itirazın ardından açılan itirazın iptali davasında davalı kefil, kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşullarını, alacaklının başvuru ön şartlarını ve borcun kapsamını denetleyerek savunmasını oluşturur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67/1 uyarınca takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince, bir senelik itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı saklıdır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
Kefalet Sözleşmesinin Şekil Koşulları ve Sorumluluğun Sınırlandırılması
Kefalet sözleşmesinin geçerliliği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 583/1 uyarınca emredici geçerlilik şekline bağlanmıştır. Sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin metinde gösterilmesi zorunludur. Ayrıca kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması halinde bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini sözleşmede kendi el yazısıyla bizzat belirtmesi kanuni bir şarttır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 583Kaynağı aç
6098 sayılı Kanun m. 583/2 uyarınca, kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa ya da bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar yine yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Bununla birlikte, 6098 sayılı Kanun m. 583/3 doğrultusunda kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kanunda öngörülen bu geçerlilik şekline uyulmadığı takdirde hüküm doğurmaz.
Eş Rızası Yokluğu ve Yasal İstisnalar
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 584/1 uyarınca eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Kanun koyucu bu rızanın en geç sözleşmenin kurulması anında veya öncesinde verilmiş olmasını şart koşmuştur.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 584Kaynağı aç
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan değişikliklerde eş rızasının aranmayacağı durumlar 6098 sayılı Kanun m. 584/2 içinde düzenlenmiştir. Buna göre kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine veya kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.
Belirli ticari ve mesleki işlemlerde eş rızası şartına yasal istisnalar tanınmıştır. 6098 sayılı Kanun m. 584/3 uyarınca; ticari işletme sahipleri, şirket ortakları veya yöneticilerinin işletmeyle bağlantılı kefaletleri ile esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı kişilerin meslekleriyle ilgili taahhütlerinde eşin rızası aranmaz. Benzer biçimde 5570 sayılı Kanun kapsamındaki faiz destekli krediler, tarımsal kredi kooperatifleri, satış kooperatifleri ve esnaf kredi kooperatifleri ile kamu kurumları aracılığıyla ortaklara sağlanan kredilerde verilen kefaletler de eş rızasından muaftır.
Müteselsil Kefalette Takip Şartları ve Rehnin Paraya Çevrilmesi Önceliği
Kefalet sözleşmesinin temel amacı teminat sağlamaktır; borçlunun edimini yerine getirmemesi durumunda alacaklının kefile müracaat edebileceği kabul edilir. Müteselsil kefalette kefilin takibe maruz kalabilmesi yasal şartlara bağlıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 586/1 düzenlemesine göre borçluya takip yapılmadan yahut taşınmaz rehni nakde çevrilmeden kefile başvurulabilmesi için asıl borçlunun ediminde gecikmesi ve kendisine yöneltilen bildirimin karşılıksız kalması ya da borçlunun açık biçimde ödeme aczine düşmüş bulunması şarttır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 586Kaynağı aç
Alacağın taşınır veya alacak rehniyle güvenceye alındığı durumlarda ise farklı bir rejim öngörülmüştür. 6098 sayılı Kanun m. 586/2 uyarınca alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Bunun istisnaları olarak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının hâkim tarafından önceden belirlenmesi, borçlunun iflas etmesi veya borçluya konkordato mehli verilmesi hallerinde rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile müracaat edilebilir.
Asıl Borçlunun Konkordatosunun Kefalete Etkisi
Asıl borçlu hakkında uygulanan konkordato sürecinde alacaklının birlikte sorumlu olan kefillere başvurma usulü 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 303 kapsamında belirlenmiştir. Konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı, anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 303Kaynağı aç
Konkordatoya muvafakat eden alacaklının haklarını koruyabilmesi ise bildirim ve teklif koşullarına bağlanmıştır. 2004 sayılı Kanun m. 303/2 gereğince konkordatoya muvafakat eden alacaklı, haklarını borçtan birlikte sorumlu olan kişilere ödeme karşılığında devretmeyi teklif etmek ve onlara toplantıların günü ile yerini en az on gün önce haber vermek şartıyla haklarını korur. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca alacaklı, müracaat hakkına halel gelmeksizin borçtan birlikte sorumlu olan kişilere konkordato müzakerelerine katılma yetkisi verebilir ve onların kararını kabul taahhüdünde bulunabilir.
Genel İşlem Koşulları ve Sözleşmelerin Kesin Hükümsüzlüğü
Kefalet hükümlerini içeren metinlerde genel işlem şartları denetimi gündeme gelebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 20/1 çerçevesinde bir tarafın, birden çok benzer ilişkide yararlanmak üzere önceden tek taraflı oluşturup diğer tarafa sunduğu kurallar bu kapsamda değerlendirilir; bu maddelerin ana metinde ya da ek belgede bulunması, yazı biçimi veya kapsamı hukuki niteliği değiştirmez. 6098 sayılı Kanun m. 20/4 gereğince, yasal mevzuat ya da yetkili idari mercilerin izniyle faaliyet yürüten kurum ve kişilerin düzenlediği sözleşmeler de nitelik ayrımı gözetilmeksizin bu denetime tabidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 20Kaynağı aç
Genel işlem şartları arasında bulunan ve belirsizlik taşıyan ya da muhtelif anlamlara elverişli maddeler, 6098 sayılı Kanun m. 23 uyarınca metni hazırlayanın aleyhine, diğer tarafın ise yararına yorumlanır. Öte yandan sözleşmelerin yasal çerçeveye uygunluğu esastır; 6098 sayılı Kanun m. 27 f. 1 doğrultusunda emredici kurallara, ahlak kurallarına, kamu düzenine yahut kişilik haklarına ters düşen veya konusu ifa kabiliyeti taşımayan sözleşmeler kesin hükümsüzlük yaptırımına tabidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre metindeki bazı maddelerin geçersiz kılınması kural olarak diğer kısımları etkilemez; ne var ki bu maddeler bulunmaksızın sözleşmenin akdedilmeyeceği açıksa sözleşmenin tümü hükümsüz kalır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 23Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
Delil Sözleşmelerinin Kanuni Geçersizliği
Kredi ve kefalet ilişkilerinde tek taraflı kayıtların bağlayıcılığına yönelik delil anlaşmaları yasal sınırlamalara tabidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 193/1 gereğince taraflar, yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların sadece belirli delillerle ispatını da kabul edebilirler.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 193Kaynağı aç
Ancak ispat serbestisi sınırlandırıcı kayıtlarla ortadan kaldırılamaz. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 193/2 uyarınca taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir. Bu nitelikteki sözleşme şartları kefilin savunmasını ve karşı delil ikamesini engelleyemez.
Kötü Niyet Tazminatı Talebi
İtirazın iptali davasında davalı kefil, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddini ve alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini isteyebilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67/2 uyarınca alacaklı takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre ret olunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkûm edilir. 2004 sayılı Kanun m. 67/5 gereğince kanunda öngörülen kötü niyet tazminatı ve icra inkâr tazminatının tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır.
Kefalet sözleşmesinde el yazısıyla nelerin yazılması zorunludur?
Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması halinde bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini gösteren ifadeleri sözleşmede kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır; aksi takdirde kefalet geçersiz olur.
Müteselsil kefile borçludan önce takip başlatılabilir mi?
Alacaklı müteselsil kefili borçludan önce takip edebilir; ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve kendisine gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması gerekir.
Taşınır rehni bulunan alacakta doğrudan kefile gidilebilir mi?
Alacak teslime bağlı taşınır veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz; rehnin yetersizliğinin hâkimce saptanması, borçlunun iflası veya borçluya konkordato mehli verilmesi bu kuralın istisnalarıdır.
Şirket yöneticisinin işletmeyle ilgili kefaletinde eş rızası gerekir mi?
Ticari işletmenin sahibi, şirket ortağı veya şirket idarecisinin işletmeyle bağlantılı taahhütlerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 584/3 kapsamında eş rızası aranmamaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

