Aciz Vesikası Sonrası Takip ve Borçlunun İtirazı

by Avukat Erdal Ersoy
Aciz Vesikası Sonrası Takip ve Borçlunun İtirazı

Takip neticesinde alacaklının alacağını bütünüyle tahsil edemediği hallerde, yasal koşulların mevcudiyeti aranarak bakiye kısım adına icra dairesince gecikmeksizin aciz vesikası tanzim edilir. Hazırlanan belgenin aslı alacaklı tarafa verilirken bir örneği de borçluya iletilir; söz konusu vesikalar harç ya da vergiden istisnadır. Ayrıca belgenin bir sureti, il merkezinde Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen icra dairesince muhafaza edilen resmi sicile işlenmek üzere sevk olunur.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 143Kaynağı aç
Madde 143 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/40 md.) Alacaklı alacağının tamamını alamamış ve aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan miktar için hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluya verir; bu belgeler hiçbir harç ve vergiye tâbi değildir. Aciz vesikasının bir nüshası da her il merkezinde Adalet Bakanlığınca tespit edilen icra dairesi tarafından tutulan özel sicile kaydedilmek üzere bu icra dairesine gönderilir. Aciz vesikası sicili aleni olup ne şekilde tutulacağı ve hangi hususları içereceği Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle belirlenir. Bu vesika ile 105 inci maddedeki vesika borcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde olup alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir. Alacaklı aciz vesikasını aldığı tarihten bir sene içinde takibe teşebbüs ederse yeniden ödeme emri tebliğine lüzum yoktur. Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez. Kefiller, müşterek borçlular ve borcu tekeffül edenler bu miktar için vermeğe mecbur oldukları faizlerden dolayı borçluya rücü edemezler. (Değişik altıncı fıkra: 17/7/2003-4949/40 md.) Bu borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Borçlunun mirasçıları, mirasın açılmasından itibaren bir sene içinde alacaklı hakkını aramamışsa, borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilirler. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/40 md.) Borçlu, aciz vesikasını düzenlemiş olan icra dairesine borcunu işlemiş faizleriyle birlikte her zaman ödeyebilir. İcra dairesi ödenen parayı alacaklıya verir veya gerektiğinde 9 uncu madde hükümleri dahilinde bir bankaya yatırır. Borcun bu şekilde tamamının ödenmesinden sonra aciz vesikası sicilden terkin edilir ve borçluya borcunu ödeyerek aciz vesikasını sicilden terkin ettirdiğine dair bir belge verilir. Aynı şekilde, icra takibi batıl ise veya iptal edilirse yahut borçlunun borçlu olmadığı mahkeme kararıyla sabit olursa ya da alacaklı icra takibini geri alırsa, aciz vesikası sicilden terkin edilir ve borçluya buna ilişkin bir belge verilir. Senedin geri verilmesi ve ilamın icrası vesikası:

Kesin Aciz Vesikasının Niteliği ve İptal Davası Hakkı

İcra ve İflas Kanunu'nun 143. maddesi kapsamında tanzim olunan kesin aciz belgesi, takip hukuku kuralları uyarınca borcun ikrar edildiğini gösteren senet vasfındadır ve anılan kanunun 68. maddesinin birinci fıkrasında sıralanan belgeler arasında sayılır. Kesinleşen bu belge, alacaklı tarafa İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesi çerçevesinde tanınan hakları bahşeder.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/4105, K. 2020/2310Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/4105 E.  ,  2020/2310 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17/05/2016 tarih ve 2016/54-2016/140 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya 01/01/2000 tarihinde kullandırdığı tarımsal kredi sebebiyle 0,01 TL anapara ve 7.750,00 TL faiz olmak üzere toplam 7.750,01 TL bakiye alacağının olduğunu, kredi sözleşmesinden uygulanacak temerrüt faiz oranının % 30 olarak belirtildiğini, kredinin geri ödemesinin yapılan tüm çağrılara rağmen yapılmadığını ileri sürerek, 7.750,01 TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek % 30 faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, kredi borcunun anaparasının kendisine ödenen doğrudan gelir desteğinden mahsup edilerek tahsil edildiğini, anapara borcu olmamasına rağmen faiz uygulaması yapıldığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan 2007/85 E. Sayılı icra takibi neticesinde davalı hakkında borç ödemeden aciz vesikası düzenlenerek alacaklıya verildiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davacı tarafından bu yönde bir talepte bulunması ve davalının aciz vesikasına yönelik bir şikayetinin olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında alacak davası açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından, davacının aynı alacağa ilişkin 2007 yılında davalı aleyhine icra takibi yaptığı ve takip sonucunda da icra müdürü tarafından kesin aciz vesikası verildiği anlaşılmaktadır. İİK'nin 143. maddesine göre düzenlenen kesin aciz vesikası takip hukuku bakımından borç ikrarını içeren bir senet olup, İİK'nin 68/1. maddesinde yazılı belgelerdendir. Yine, aciz vesikasının maddi hukuk bakımından etkileri ise İİK’nin 143. maddesinde kesin aciz vesikasında yazılı borç hakkında, borçlu için yirmi yıl süreyle zamanaşımının işlemeyeceği ve kesin aciz vesikasına bağlanmış olan alacak hakkında faiz istenemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca, İİK’nin 143. maddesine göre, alacaklı, aciz vesikasını aldığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde borçluya yeniden ödeme emri göndermeden borçluya karşı takip yaparak borçlunun yeni bulunan mallarının hemen haczedilmesini isteyebilir. Bu bir yıl içinde borçluya ödeme emri tebliğ edilmeyeceğinden borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi de söz konusu değildir. Eğer alacaklı aciz vesikasının alındığı tarihten bir sene geçtikten sonra borçlu hakkında takibe geçerse borçluya yeniden ödeme emri gönderilmesi gerekir. Borçlunun bu takibe her zaman itiraz hakkı olduğundan borçlunun itirazda bulunması üzerine, aciz vesikası İİK’nin 68/1 maddesinde yazılı belgelerden sayıldığı için, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir veya genel hükümler çerçevesinde genel mahkemelerde itirazın iptali davası açabilir. Bu nedenle, davacının ilamsız icra takibi yoluna başvurmadan doğrudan alacak davası açmasında da hukuki bir engel bulunmamakta, aksine davacının alacağının ilama bağlanmasında hukuki yararı bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece, davacının alacağının ilama bağlanmasında hukuki yararı olduğu gözetilerek uyuşmazlığın esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/03/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklı istemine ilişkindir. Davacının, alacağının tahsili amacıyla yaptığı ilamsız icra takibi sonucu kesin aciz belgesi düzenlendiği, davacının bunun üzerine takip konusu, kesin aciz belgesine bağlanan alacak bakımından bu alacak davasını açtığı dosya kapsamı ile anlaşılmıştır. Sorun, davacının kesin aciz vesikasına bağlanan alacağı için ayrıca eda davası niteliğinde alacak davası açıp açamayacağı noktasında toplanmaktadır. Kesin aciz belgesinin doğurduğu sonuçlara gelirsek; ilk önce bu belgenin hangi sonuçları doğurmadığını belirtmemiz gerekir. Bu bağlamda kesin aciz belgesi, borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, kefalet, borcun kanıtı olan senet varlığını korur. Aciz belgesinin meydana getirdiği olumlu sonuçlar ise, zamanaşımının 20 yıla uzaması, borçluya karşı faiz işlememesidir. Borcun zamanaşımı süresinin uzaması ile alacaklıya sağlanan yarar, borçludan faiz istenmemesi ile dengelenmiştir. Ayrıca kesin aciz belgesi İcra ve İflas Hukuku bakımından da bir çok hüküm doğurmaktadır. Bunlar biri de aciz belgesi İİK bakımından borç ikrarı niteliğindedir. Ancak buradaki borç ikrarı takip hukuku bakımındandır. Aciz belgesi maddi hukuk yönünden alacağın varlığı hakkında kesin kanıt teşkil etmeyip, bir karineden ibaret olduğu gözönüne alındığında, hakimin bu karineyi istediği gibi takdir edebileceği, özellikle olayın üzerinden uzun zaman geçmiş ve alacaklı başkaca kanıt gösterme imkanından yoksun kalmışsa, aciz belgesini bu ve buna benzer koşullar içinde alacağın varlığının kanıtı sayabilir. Bunun yanında, davacının alacak davası açarak, bu davada faiz isteyebilme olanağı da yoktur. Buna aykırı kabul İİK m. 143/4'ün yok sayılması anlamına gelir. Ayrıca ilamla zamanaşımı 20 yıldan 10 yıla inmektedir. Böylece, yukarıdaki açıklamalar karşısında, davacının somut olayda, kesin aciz belgesine bağlanmış alacağı için alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/6796, K. 2016/25000Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/6796 E.  ,  2016/25000 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından borçlular aleyhine borç ödemeden aciz vesikasına dayalı olarak başlatılan genel haciz yolu ile takipte borçlular tarafından süresi içerisinde borca, faize ve ferilerine itiraz edildiği ve zamanaşımı iddiasında bulunulduğu, alacaklının icra mahkemesine başvurusunda itirazın kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği görülmüştür. İİK'nun 143. ve 251. maddeleri uyarınca verilmiş kesin aciz vesikası, İİK'nun 68/1. maddesi kapsamında sayılan belgelerdendir. İİK'nun 143. maddesine göre düzenlenen kesin aciz vesikası, İİK'nun 68/1. maddesinde yazılı belgelerden olmakla, alacaklının aciz vesikasında yazılı miktar üzerinden icra takibi yapması mümkün olup, itirazın kaldırılması aşamasında icra mahkemesince aciz vesikasında yazılı borç miktarı tartışma konusu yapılamaz. Somut olayda; icra takibinin dayanağı olan kesin aciz vesikasının, …. 14. İcra Müdürlüğü'nün 1998/16854 sayılı icra takip dosyasından İİK'nun 143. ve 251. maddeleri uyarınca 30/03/2000 tarihinde 31.122.914,624 (eski) TL borç miktarı için düzenlendiği, borçluların asıl alacakla birlikte takipten sonra asıl alacağa işleyecek faize de itiraz ettikleri anlaşılmıştır. İİK'nun 143/4. maddesi gereğince borç ödemeden aciz vesikasında yazılı alacak için faiz istenemez. Bu nedenle mahkemece, faize yönelik itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın tümden kaldırılması şeklinde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının faize hasren yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesi gereğince iptal davasından maksat 278, 279 ve 280. maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan her alacaklı bu iptal davasını açma yetkisine sahiptir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 277Kaynağı aç
Madde 277 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler: 1 – Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı, 2 – İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri. İvazsız tasarrufların butlanı:

Aciz Vesikası Sonrası Takip Usulü ve Bir Yıllık Süre

İcra ve İflas Kanunu'nun 143. maddesi gereğince alacaklı, belgenin düzenlendiği tarihten başlayarak bir senelik mühlet zarfında borçlu tarafa yeni bir ödeme emri tebliğ ettirmeye gerek duymaksızın takibe devam edebilir ve borçluya ait sonradan tespit edilen malvarlığı unsurlarının ivedilikle haczedilmesini talep edebilir. Bu bir senelik aşamada borçluya tebliğ edilen bir ödeme emri bulunmadığından, takibe itiraz ileri sürülmesi de fiilen gündeme gelmez.

Alacaklının aciz vesikasının alındığı tarihten bir yıl geçtikten sonra borçlu hakkında takibe geçmesi halinde borçluya yeniden ödeme emri gönderilmesi gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4105 Esas, 2020/2310 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere borçlunun bu takibe itiraz hakkı bulunmaktadır.

Borçlunun İtirazı Halinde Başvurulabilecek Hukuki Yollar

Borçlunun takibe itiraz etmesi durumunda, eldeki kesin aciz vesikası İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen nitelikte bir belge kabul edildiğinden, alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını isteyebileceği gibi genel mahkemeler nezdinde itirazın iptali davası da ikame edebilir. İtirazın kaldırılması yoluna başvurulacaksa, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren altı aylık süre içerisinde talepte bulunulması icap eder; anılan müddet içinde müracaat edilmemesi halinde aynı alacak için yeniden ilamsız icra takibine girişilemez.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden  aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.   Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[29] c) İtirazın geçici olarak kaldırılması:[30]

Alacaklının kesin aciz vesikasına bağlanan alacağı için ilamsız icra takibi yoluna başvurmadan doğrudan alacak davası açmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4105 Esas, 2020/2310 Karar sayılı ilamına göre alacaklının alacağını ilama bağlatmasında hukuki yararı vardır.

İtirazın Kaldırılmasında İnceleme Sınırları ve Ödeme İddiası

İcra ve İflas Kanunu'nun 143. maddesine göre düzenlenen kesin aciz vesikası kanunun 68/1. maddesinde sayılan belgelerden olduğundan alacaklı vesikada yazılı miktar üzerinden icra takibi yapabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2015/24189 Esas, 2016/1649 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere itirazın kaldırılması aşamasında icra mahkemesince aciz vesikasında yazılı borç miktarı tartışma konusu yapılamaz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/24189, K. 2016/1649Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2015/24189 E.  ,  2016/1649 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Borç ödemeden aciz belgesine dayalı olarak genel haciz yolu ile başlatılan takipte 7 örnek ödeme emrinin tebliği üzerine borçlular tarafından süresinde borca ve ferilerine itiraz edildiği ve zamanaşımı iddiasında bulunulduğu, alacaklının itirazın kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, takibe dayanak aciz vesikasının düzenlendiği …. İcra Müdürlüğü'nün 2002/1049 esas sayılı dosyasında takibin kesinleşmesinden sonra 6 aylık zamanaşımı süresinin gerçekleştiği gerekçesi ile istemin reddine karar verildiği görülmüştür. İİK'nun 143. maddesi uyarınca düzenlenen kesin aciz vesikası zamanaşımını keser ve aynı maddenin 6. fıkrası uyarınca aciz vesikasına bağlanan borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Somut olayda, icra müdürlüğünce 06.10.2010 tarihinde İİK'nun 143. maddesine dayalı olarak kesin aciz vesikası düzenlendiği görülmüştür. İİK'nun 143. maddesine göre aciz vesikasına bağlanan borç, aciz vesikasının düzenlendiği tarihten itirazın kaldırılması talebi tarihine kadar yirmi yıllık süre dolmadığından zamanaşımına uğramamıştır. İİK'nun 68/1. maddesi gereğince; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir. İİK'nun 143. maddesine göre düzenlenen kesin aciz vesikası, İİK'nun 68/1. maddesinde yazılı belgelerden olmakla, alacaklının aciz vesikasında yazılı miktar üzerinden icra takibi yapması mümkün olup, itirazın kaldırılması aşamasında icra mahkemesince aciz vesikasında yazılı borç miktarı tartışma konusu yapılamaz. Bu durumda, mahkemece, borçlunun itirazlarının esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.01.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. ZA

Vesikadaki borç miktarının tartışılamayacağı kuralına karşın borçlunun sonradan yaptığı ödemeler bu kuralın dışındadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2013/24712 Esas, 2013/33591 Karar sayılı ilamı gereğince aciz vesikasının düzenlendiği tarihten sonraki döneme ilişkin borçlunun ödeme iddiasının bulunması halinde bu iddia icra mahkemesince değerlendirilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/24712, K. 2013/33591Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2013/24712 E.  ,  2013/33591 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 02/07/2013 NUMARASI : 2013/283-2013/445 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından aciz belgesine dayalı olarak genel haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 7 nolu ödeme emri tebliği üzerine, borçlunun yasal sürede icra dairesine verdiği dilekçe ile borca, faiz, işleyen ve işleyecek faiz miktarına itirazı üzerine duran takibin devamı için alacaklının itirazın kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmıştır. İcra takibinin dayanağı aciz vesikasının İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2006/4369 sayılı icra takip dosyasından İİK. nun 143.maddesi uyarınca 15.06.2006 tarihinde 33.666,65 TL borç miktarı için düzenlendiği görülmüştür. İİK. nun 143.maddesine göre düzenlenen kesin aciz vesikası İİK. nun 68/1.maddesinde yazılı belgelerden olup, alacaklının aciz vesikasında yazılı miktar üzerinden icra takibi yapması mümkün olup, itirazın kaldırılması aşamasında icra mahkemesince aciz vesikasında yazılı borç miktarı tartışma konusu yapılamaz. Ancak, aciz vesikasının düzenlendiği tarihten sonraki döneme ilişkin borçlunun ödeme iddiasının bulunması halinde bu iddianın değerlendirilebileceği tabidir. Öte yandan,  İİK'nun 143/4.maddesi gereğince borç ödemeden aciz vesikasında yazılı alacak için faiz istenemeyeceği de göz ardı edilmemelidir. O halde mahkemece, aciz vesikasındaki miktar olan 33.666,65 TL alacak yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ  : Alacaklının  temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,  30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aciz Vesikasında Faiz Yasağı ve Zamanaşımı

İcra ve İflas Kanunu'nun 143. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca, vesikaya bağlanan alacak tutarına faiz yürütülmesi mümkün değildir. Borcu yüklenenler, müşterek borçlular ya da kefil sıfatını haiz kimseler tediye etmek zorunda kaldıkları faiz kalemleri bakımından asıl borçluya rücu hakkına sahip bulunmamaktadır. Borçlu aleyhine açılan takipte faiz istenmesi ve buna itiraz edilmesi durumunda, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/6796 Esas, 2016/25000 Karar sayılı ilamına göre icra mahkemesince faize ilişkin itirazın kaldırılması istemi reddedilmeli, takibe konu itirazın tamamının kaldırılması yoluna gidilmemelidir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 143. maddesi uyarınca düzenlenen kesin aciz vesikası zamanaşımını keser ve bu borç, borçluya karşı aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Borçlunun mirasçıları ise mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde alacaklı hakkını aramamışsa borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilirler.

İcra ve İflas Kanunu'nun 143. maddesinin yedinci fıkrasına göre borçlu, vesikayı tanzim eden icra dairesine başvuruda bulunarak işlemiş faizleriyle birlikte borcunu her vakit kapatma hakkına sahiptir. Tahsil edilen meblağ icra dairesince doğrudan alacaklıya aktarılır veya mevzuat uyarınca banka hesabına yatırılır. Bakiye borcun eksiksiz kapatılması neticesinde aciz vesikası resmi sicil kaydından silinir ve borçlunun talebi üzerine kendisine kaydın terkin edildiğini kanıtlayan resmi bir vesika tanzim edilerek verilir.

Aciz vesikasında yazılı alacak için faiz istenebilir mi?

İcra ve İflas Kanunu'nun 143. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince borç ödemeden aciz vesikasında yazılı alacak için faiz istenemez.

Aciz vesikasından sonraki bir yıl içinde borçlu itiraz edebilir mi?

Aciz vesikasının alınmasından itibaren bir yıl içinde borçluya yeniden ödeme emri gönderilmeden malların haczi istenebildiğinden borçlunun ödeme emrine itirazı söz konusu olmaz.

Aciz vesikasının düzenlenmesinden sonraki ödemeler icra mahkemesinde incelenir mi?

İcra mahkemesi vesikada yazılı borç miktarını tartışamaz; ancak aciz vesikasının düzenlendiği tarihten sonraki döneme ilişkin borçlunun ödeme iddiası bulunması halinde bu iddia icra mahkemesince değerlendirilir.

Aciz vesikasına bağlanan borç ne zaman zamanaşımına uğrar?

Aciz vesikasına bağlanan borç, belgenin düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar; borçlunun mirasçıları ise mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde alacaklı hakkını aramamışsa zamanaşımını ileri sürebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu