6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesinin birinci fıkrasına göre eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması kanunen şarttır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 584Kaynağı aç
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/24500, K. 2013/34705Kaynağı aç
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/25240, K. 2016/2668Kaynağı aç
Kişisel Güvenceler Kapsamında Eş Rızasının Uygulama Alanı
Eşin rızasına ilişkin kanuni sınırlama yalnızca adı açıkça kefalet olarak kararlaştırılan sözleşmelerle sınırlı tutulmamıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 603. maddesi gereğince, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin kanun hükümleri, gerçek kişiler tarafından kişisel güvence verilmesine yönelik olarak başka bir ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır. Bu doğrultuda gerçek kişilerin farklı isimler altında üstlendikleri kişisel teminatlarda da eşin yazılı rızası aranır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 603Kaynağı aç
Kefalet Sözleşmesinde Yapılan Değişikliklerde Eş Onayı
Kefalet ilişkisi kurulduktan sonra metinde yapılacak her değişiklik için yeniden eş rızası aranmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine veya kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına yol açmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. Kefilin sorumluluğunu ağırlaştırmayan sözleşme uyarlamalarında eşin yeniden rıza vermesi zorunlu değildir.
Eş Rızasının Aranmadığı Kanuni İstisnalar
Ticari ve mesleki hayatın olağan işleyişini aksatmamak amacıyla kanun koyucu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesinin üçüncü fıkrasında eş onayının aranmayacağı halleri açıkça sıralamıştır. Buna göre, ticaret siciline kayıtlı bir ticari işletmenin sahibi ya da bir ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisi tarafından işletme yahut şirketle ilişkili olarak verilecek kefaletlerde eş rızası aranmaz. Aynı şekilde, esnaf ve sanatkârlar siciline tescilli esnaf veya sanatkârların bizzat mesleki faaliyetleriyle ilgili üstlenecekleri kefaletlerde de diğer eşin rızası zorunlu tutulmamıştır.
Ayrıca 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun çerçevesinde kullandırılacak kredilerdeki kefalet işlemleri de kanun gereği eş rızasından muaftır. Bunun yanında kamu kurum ve kuruluşları ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatiflerinin kendi ortaklarına kullandıracağı kredilere ilişkin verilen kefaletlerde eş rızası şartı aranmamaktadır.
Kambiyo Senetlerinde Aval ve Eş Rızası Ayrımı
Kambiyo senetlerine konulan kefalet ibarelerinin niteliği ve eş rızası şartı özel kurallara bağlıdır. Kefalet fer'i nitelikte bir güvence sağlarken, kambiyo senetlerine özgü aval bağımsız ve asli nitelikte bir taahhüttür. Bono veya çek üzerine kefil kaydı düşülse dahi bu işlem Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca aval olarak kabul edilir ve aval veren kimse senetteki diğer borçlularla birlikte hamile karşı müteselsilen sorumlu olur. Kefaletin asıl borç ilişkisini gösteren belgede yer alması şart değilken, aval şerhinin mutlaka poliçe, bono, çek veya alonj üzerine yazılması zorunludur. Aval veren kişi, senedin şekline ait noksanlar dışındaki geçersizlik sebeplerini defi veya itiraz olarak ileri süremezken, kefil asıl borçluya ait kişisel defilerden yararlanma hakkına sahiptir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1135, K. 2017/1012Kaynağı aç
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/11663, K. 2014/14231Kaynağı aç
Kambiyo senetlerindeki tedavül kabiliyeti, soyutluk ilkesi ve Türk Ticaret Kanunu'nun müteselsil borçluluğa ilişkin özel hükümleri sebebiyle, bono ve çek taahhütlerinde Türk Borçlar Kanunu'nun 584 ve 603. maddeleri uygulanmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1135 Esas ve 2017/1012 Karar sayılı ilamında avalde eşin rızasına ilişkin kefalet kurallarının uygulanamayacağı kabul edilmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/3024 Esas ve 2022/7186 Karar sayılı ilamında da bonoda imzası bulunanların müteselsil sorumluluğu karşısında eş rızasının aranmayacağı vurgulanmıştır. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, aval verenin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir nedenden ötürü batıl olsa bile aval taahhüdü geçerliliğini korur; keşideci ile lehtar arasındaki temel borç ilişkisi davada değerlendirilmez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/10176, K. 2014/14470Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3024, K. 2022/7186Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 702Kaynağı aç
İcra Takiplerinde Eş Rızası İddiası ve Usul Kuralları
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yürütülen takiplerde alacaklının takip hakkına yönelik şikayet hakkı bizzat takip borçlusuna aittir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2015/25240 Esas ve 2016/2668 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, takibe taraf sıfatı bulunmayan borçlu eşinin icra mahkemesine yapacağı şikayet başvurusu aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilmelidir. Bonodaki aval işleminde eş rızasının bulunmadığı iddiası takibin iptali sebebi oluşturmaz. Öte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/3024 Esas ve 2022/7186 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere, senet üzerindeki imza dışındaki yazıların borçlunun eli ürünü olmadığı ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddialar ancak yazılı delille ispat edilebilir.
İcra takiplerinde eş rızasının bulunmadığına ilişkin şikayetlerin niteliği ve süresi dosyadaki takip türüne göre farklı değerlendirilebilmektedir. Çek takibine ilişkin bir kararda, emredici kurala aykırılık iddiasıyla yapılan başvuru 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi kapsamında süresiz şikayet olarak kabul edilmiştir. Buna karşılık bonoya dayalı kambiyo takibinde senet vasfına veya takip hakkına ilişkin iptal istemlerinde aynı Kanun'un 168. maddesinin üçüncü bendi kapsamındaki beş günlük sürenin geçmiş olması değerlendirmeye esas alınabilmektedir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 16Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 168Kaynağı aç
Eşler birbirlerinin borcuna kefil olabilir mi?
Mevzuatta eşlerin birbirlerine kefil olmasını yasaklayan genel bir hüküm bulunmadığından kural olarak eşler birbirlerinin borcuna kefil olabilir; ancak bu durumda eş rızasının nasıl değerlendirileceği tartışma konusu olabilmektedir.
Kefalette eşin rızası sözleşme kurulduktan sonra verilebilir mi?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, eşin yazılı rızasının sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Bono üzerine kefil yazan kişinin eşinden rıza alınması zorunlu mudur?
Hayır, bono üzerine kefil ibaresi yazılarak imza atılması Türk Ticaret Kanunu uyarınca aval niteliğinde kabul edilir ve kambiyo senetlerindeki özel düzenlemeler nedeniyle aval taahhütlerinde Türk Borçlar Kanunu'ndaki eş rızası hükmü uygulanmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

