Trafik Kazalarında Kusur Tespit Davası Nasıl Açılır?

by Avukat Erdal Ersoy
Trafik Kazalarında Kusur Tespit Davası Nasıl Açılır?

Trafik Kazası Sonrası Kusur Oranının Belirlenmesi ve TRAMER Süreci

Trafik kazasının ardından tarafların uzlaşarak kendi aralarında veya uzlaşma sağlanamaması halinde kolluk kuvvetleri vasıtasıyla kaza tespit tutanağı düzenlemesi ve bu tutanağı kaza fotoğraflarıyla birlikte sigorta şirketine iletmesi gerekir. Sigorta şirketinin evrakları Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemine aktarmasının ardından komisyon değerlendirmesiyle sisteme giriş tarihinden itibaren 3 gün içinde kusur oranları tayin edilir.

Kusur oranları belirlenirken genellikle yüzde 0, yüzde 50 ve yüzde 100 ölçütleri dikkate alınır ve bu oranlar sigorta şirketlerinin karşılayacağı zarar tutarını belirler. Hak sahibi kişinin yolcu konumunda bulunduğu tek taraflı kazalarda sürücünün kusur tespiti yeterli görülürken, çift taraflı veya zincirleme trafik kazalarında tazminat hesabı için kazaya karışan bütün araçların kusur dağılımı ayrı ayrı tespit edilir.

Kusur Tespiti Talebinde Hukuki Çerçeve ve Dava Şartları

İdari organlar ya da sigorta mercilerince takdir edilen kusur dağılımının gerçeği yansıtmadığını düşünen taraf, kusur durumunun yargı organlarınca yeniden incelenmesini isteyebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 106/1 uyarınca mahkemeden yalnızca bir hakkın yahut hukuki bağın mevcut olup olmadığının saptanması veya bir belgenin sahteliğinin hükme bağlanması talep edilebilir. Mevzuatta açıkça yer verilen özel durumlar haricinde, tespit talebinde bulunan kişinin davayı açmakta güncel ve hukuken korunması gerekli bir yarara sahip olması dava şartıdır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 106Kaynağı aç
MADDE 106- (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz. Belirsiz alacak davası[9]

6100 sayılı Kanun m. 106/3 gereğince maddi vakıalar bağımsız bir tespit davasına konu yapılamaz. Kazalardaki kusur oranı da eda niteliğindeki tazminat davasında incelenebilecek bir maddi vakıa teşkil ettiğinden, eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde müstakil bir kusur tespiti davası açılmasında hukuki yarar bulunmaz ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/12091 Esas, 2018/3092 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere bu yöndeki talepler reddedilir. Delillerin kaybolma tehlikesi taşıdığı hallerde vakıaların tespiti için 6100 sayılı Kanun m. 400 uyarınca delil tespiti yoluna gidilebilir; uyuşmazlığın esasına ilişkin yargılamalarda ise mahkemece gerekli görüldüğünde trafik alanında uzman bilirkişilerden rapor temin edilir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/12091, K. 2018/3092Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2016/12091 E.  ,  2018/3092 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılardan … A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum ve davalı BOTAŞ vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, 2- Dava, davacının 22.08.2007 tarihinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespiti ile davalıların kusur oranının tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile “22.08.2007 tarihinde meydana gelen ve … sigorta sicil numaralı davacı …'un yaralanması ile sonuçlanan kazanın iş kazası olduğunun tespiti ile davalı şirketlerin kazanın oluşumunda %70 oranında müteselsilen kusurlu olduklarının tespitine ” karar verilmiştir. Somut olayda bir eda davası olan tazminat davasında esas alınmak üzere, iş kazasında kusur oranlarının tespiti, diğer bir anlatımla eda davasında ele alınabilecek maddi bir vakıanın tespiti de talep edilmiştir. HMK'nun 107.maddesi uyarınca; (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz. Anılan maddenin gerekçesi ise şöyledir: "Bu çerçevede, bir hakkın yahut hukukî ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut da bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesini hedefleyen davalara, tespit davası denir. Tespit davaları, uygulamada sıkça müracaat edilen bir dava türüdür. Çoğu kere de bir geçici hukuksal korunma türü olan delil tespiti kurumuyla karıştırılmaktadır. Bu genel tanımlama ile tespit davasının hukukumuzda caiz olduğu ve delil tespitinden tümüyle farklı bir kurum olduğu hususuna, uygulamada duyulan tereddüt giderilmek suretiyle açıklık kazandırılmıştır. İkinci fıkrada, kanunla belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacının, eda davası ile inşaî davalardan farklı olarak dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğu hususunu açıkça ortaya koyması, bir şart olarak öngörülmüştür. Üçüncü fıkrada ise maddî vakıaların tek başlarına tespit davasına konuı yapılamayacağı; ancak bir hakkın yahut hukukî ilişkinin varlığının ya da yoklmğunun belirlenmesi bağlamında tespit davasına konu yapılabileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede, maddî vakıaların tek başlarına tespiti isteniyor ise tespit davasına değil; delil tespiti kurumuna başvurulması gerekecektir. " Yukarıdaki yasal açıklamalardan yola çıkılarak, tespit davasının iki özel dava şartı olduğundan sözedilebilir: 1-Tespit davasının konusu sadece bir hukuki ilişki olabilir. 2-Davacının bu hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitinde hukuki bir yararının bulunması gerekir. Hukuki ilişkiden maksat; bir kimse ile diğer bir kimse veya eşya arasında mevcut olan ve somut bir olaydan doğan hukuki ilişkidir. Her çeşit hukuki ilişki tespit davasının konusunu teşkil edebilir…. Buna karşılık, bir hukuki ilişki niteliğinde olmayıp maddi vakıadan ibaret olan ilişkilerin tespiti için açılan tespit davası dinlenmez… Maddi vakıalar ancak bir hukuki ilişki ile birlikte tespit davasına konu teşkil edebilirler (B.Kuru-A.C.Budak; Tespit Davaları, 2.Baskı, sayfa 80 vd). Hukuki yarar koşulu, tespit davasını hükme bağlayan tüm yasalarda öğretide ve uygulamada kararlılıkla aranmaktadır. Öte yandan, bir hukuki ilişkinin, hemen tespitinde, hukuki yararın varlığının kabul edilebilmesi için, üç koşulun birlikte olması zorunludur. Sözü edilen üç koşulu hemen açıklamak gerekirse; A ) Davacının bir hakkı veya hukuki durumunun halihazır bir tehlike ile ciddi biçimde tehdit edilmiş olması ve sözü edilen tehlikenin yakın ve tehdidin ciddi olması gerekir. B ) Bu ciddi tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt ya da belirsizlik içinde olması, bu hususun davacı için bir zararı meydana getirebilecek nitelikte bulunması gerekir. Tehdit, objektif olarak değerlendirildiğinde, bir zarar doğurabilecek nitelikte olmalıdır. C ) Yalnızca kesin hükmün sonuçlarını meydana getiren, cebrî-icraya yetki vermeyen, bir başka deyişle icra ve infaz kabiliyeti bulunmayan tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olması zorunlu olduğu gibi, davacının, hukuken korunma ihtiyacı da hali hazırda bulunmalıdır. Özellikle hukuki yarar koşulunun tespit davasının açıldığı günde mevcut olması ve hüküm verilene değin varlığını sürdürmesi de zorunludur. Saptanan bu olguların ışığında somut olaya bakıldığında, davacının, hukuki korunma (himaye) ihtiyacını, başka bir vasıta ile tamamen tatmin edebilmesinin mümkün olduğu hallerde, hukuki ilişkinin mücerret tespitinde, hukuki yararının bulunmadığı, bu nedenle tespit davası açamayacağı kuşkusuzdur. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Tespitten sonra bir eda davasının açılacağı durumlarda da tespit davasının açılmasında hukuki yararın bulunmadığı sonucuna varılmalıdır. Eldeki davada davacının istediği kararın infaz edilme imkânı da yoktur. Kararın infazı için davacının ayrıca eda davası açması gerekecektir. Mahkemenin davacının kusur oranın tespiti istemi hakkında davayı reddetmesi gerekirken esasa girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. O halde davalıların, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan…A.Ş.'ye iadesine, 29.03.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 400Kaynağı aç
MADDE 400- (1) Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir. (2) Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır. Görev ve yetki

Sigorta Kuruluşuna Başvuru Zorunluluğu

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 97 hükmü gereğince, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar dahilinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması zorunludur. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermemesi veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık bulunması durumunda zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 97Kaynağı aç
Madde 97 – (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir. Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi:[73]

Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

Kusur oranının tespitine ilişkin davalarda, kanunda aksine özel bir hüküm bulunmadıkça genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bununla birlikte uyuşmazlığın hukuki niteliğine ve konusuna göre İş Mahkemesi veya Ticaret Mahkemesi de görevli olabilir. Kaza olayının iş kazası niteliği taşıdığı durumlarda olayın tespiti ve sonuçlarına dair davalarda işveren ile Sosyal Güvenlik Kurumu birlikte davalı olarak yer alabilir.

Yetkili mahkeme bakımından genel kural, davanın türüne ve içeriğine bağlı olarak değişebilmekle birlikte davanın davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmasıdır. Talebin haksız fiilden kaynaklanması halinde ise haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer, zararın oluşma olasılığının bulunduğu yer veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Tazminat ve Rücu Taleplerinde Zamanaşımı Süreleri

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 109/1 çerçevesinde, motorlu araç kazalarından kaynaklanan maddi tazminat istemlerinde zamanaşımı süresi, zarar gören tarafın zararı ve tazminat sorumlusunu öğrendiği andan itibaren 2 yıl olarak işletilir. Her halükarda kaza tarihinden itibaren 10 yılın geçmesiyle talep hakkı zamanaşımına uğrar. Kazaya sebebiyet veren eylem aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil ediyorsa ve ilgili ceza hükmü daha uzun bir zamanaşımı öngörmüşse, söz konusu uzamış ceza zamanaşımı süresi maddi zararların tazmini taleplerinde de esas alınır.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır. Görevli ve Yetkili Mahkeme:[78]

2918 sayılı Kanun m. 109/3 uyarınca, zamanaşımının tazminat borçlusuna karşı kesilmesi sigortacı açısından da kesilme sonucunu doğurur; aynı şekilde sigortacıya yönelik kesilen zamanaşımı tazminat borçlusu bakımından da hüküm ifade eder. Kazada tazminat sorumluluğu bulunan kişilerin birbirlerine dönük rücu taleplerinde ise zamanaşımı, kendi edimlerini eksiksiz yerine getirdikleri ve rücu muhatabını öğrendikleri tarihten itibaren 2 yılın dolmasıyla gerçekleşir. Karayolları Trafik Kanununda özel olarak düzenlenmeyen zamanaşımı konularında ise genel hükümler tatbik edilir.

TRAMER kusur oranlarını ne kadar sürede belirler?

Evrakların sigorta şirketince sisteme girilmesinin ardından komisyon değerlendirmesiyle 3 gün içinde kusur oranları belirlenir.

Kusur tespiti davası açmak için hukuki yarar şart mıdır?

6100 sayılı Kanun m. 106/2 gereğince tespit davası açanın kanuni istisnalar dışında bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerekir.

Kusur tespiti davalarında görevli mahkeme neresidir?

Kanunda aksi belirtilmedikçe genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir; uyuşmazlığın niteliğine göre İş Mahkemesi veya Ticaret Mahkemesi de görevli olabilir.

Trafik kazası tazminat taleplerinde zamanaşımı süresi ne kadardır?

Zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, kaza gününden itibaren her halde 10 yıllık zamanaşımı uygulanır; ceza kanununda daha uzun süre öngörüldüğünde bu süre dikkate alınır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu