Karşılıksız Çek Düzenleme Suçunun Unsurları ve Sorumluluk
5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca karşılıksız çek düzenleme suçunun oluşabilmesi için çekin vadesinin gelmiş olması, kanuni süresi içinde bankaya ibraz edilmesi, muhatap banka tarafından çekin arkasına karşılıksızdır şerhinin işlenmesi ve hamil tarafından süresi içinde yetkili mercie şikayette bulunulması gerekir. Bu şartların birlikte gerçekleşmesi durumunda çekle ilgili cezai süreç işletilebilir.
5941 sayılı ÇEK KANUNU m. 5Kaynağı aç
yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında,
çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi
hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne
kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek
bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)[8]
az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu
yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına
hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak
çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek
hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi
adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına
düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen
şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek
düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar
bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü
maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar
icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve
353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.
Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı
banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim
yeri mahkemesinde görülür.
(2) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63
md.) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında
bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin
tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle
görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa
yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka
hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Birinci fıkra uyarınca hakkında çek
düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince
sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında
yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna
kadar devam eder.
(3) Çek hesabı sahibi gerçek kişi,
kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak
tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi
hâlinde, bu çekten dolayı hukukî ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine
aittir.[9][10]
(4) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.)
(5) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak,
herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece ilgilinin çek
hesabı açtırırken bildirdiği adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat
Kanununun 35 inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılır. Adresin bankaya
yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması hâlinde de, tebligat
yapılmış sayılır.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan
kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle
yükümlüdür. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz.
(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan
kişi, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde,
düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri,
düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek
suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlüdür.
(8) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Çek düzenleme ve çek hesabı
açma yasağı kararına ilişkin bilgiler, güvenli elektronik imza ile
imzalandıktan sonra, Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)
aracılığıyla MERSİS ile Risk Merkezine elektronik ortamda bildirilir. Hakkında
çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişiler, Risk Merkezi tarafından
bankalara bildirilir. Bu bildirimler ile bankalara yapılacak duyurulara ilişkin
esas ve usuller, Adalet Bakanlığının uygun görüşü alınarak Risk Merkezi
tarafından belirlenir.
(9) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63
md.) Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan yargılama
neticesinde mahkeme tarafından beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın
düşmesi veya davanın reddine karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek
düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına karar verilir. Çek
düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin kararların
kesinleşmesi üzerine, bu kararlar, MERSİS ile Risk Merkezine sekizinci
fıkradaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.
(10) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkrada tanımlanan
suç nedeniyle, ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin
hükümler uygulanmaz.
(11) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.;
Ek: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkra uyarınca verilen adli para
cezalarının ödenmemesi durumunda, bu ceza, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin
üçüncü fıkrasında yer alan kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı
verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir.
Etkin pişmanlık ve çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının
kaldırılması
Karşılıksız kalan bir çekte cezai sorumluluk yalnızca çeki keşide eden düzenleyene aittir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 808. maddesi ve 5941 sayılı Kanun uyarınca, karşılıksız kalan çeki ciro eden cirantalar hakkında cezai sorumluluk doğmaz ve cirantalar aleyhine bu suçtan dolayı ceza verilemez.
5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasına göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurma yükümlülüğü çek hesabı sahibine aittir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması durumunda bu yükümlülük, tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesine; bu yönde bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilere aittir. Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere başkasını vekil veya temsilci tayin edemez; vekil aracılığıyla çek düzenlenmesi halinde de hukuki ve cezai sorumluluk hesap sahibinde kalır.
Şikayet Süresi ve Yargılama Usulü
Karşılıksız çek düzenleme fiilinde cezai takip başlatılabilmesi hamilin şikayetine bağlı kılınmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesi doğrultusunda hak sahibinin öğrenme gününden başlayarak üç ay ve her şartta eylemin vuku bulduğu tarihten itibaren bir yıl içinde müracaat etmesi zorunludur; bu takvimlerin tüketilmesiyle takip yetkisi son bulur.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 347Kaynağı aç
347 – (Değişik: 31/5/2005-5358/19 md.)
Bu
Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten
itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle
düşer.
Yetki:
5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrası gereğince bu suç isnadıyla açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerinde öngörülen usul kuralları işletilir; mahkemenin nihai kararlarına karşı ise 2004 sayılı Kanun'un 353. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kanun yolları tatbik edilir. Yetkili mahkeme; çekin ibraz için bankaya sunulduğu yer, hesaba ait banka şubesinin mevkiisi, hesap sahibinin ikametgahı yahut şikayetçinin yerleşim yeridir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 353Kaynağı aç
353 – (Değişik: 31/5/2005-5358/21 md.)
(Değişik birinci fıkra:
31/3/2011-6217/5 md.) İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara
karşı, (…)131 tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. Mahkeme
itirazı incelemesi için dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin
bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire
için birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde
asliye ceza mahkemesine, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin
aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir. İtiraz
incelemesi neticesinde verilen karar kesindir.[131]
İcra mahkemesinin bu
Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 4.12.2004
tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin
hükümleri uygulanır.
Davanın ve cezanın
düşmesi ile ceza verilemeyecek hâller[132]
Adli Para Cezası ve Belirlenmesi
Kanuni ibraz süresi içinde ibraz edildiğinde karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine her bir çekle ilgili olarak binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hükmedilecek adli para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52. maddesinin 2. fıkrası gereğince, günlüğü takdir edilecek adli para cezasının bir gün karşılığı miktarı en az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirasıdır. Mahkeme bu miktarı failin ekonomik ve şahsi hallerini değerlendirerek tayin eder.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 52Kaynağı aç
hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam
gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması
suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden
ibarettir.
(2) En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olan bir gün
karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri
göz önünde bulundurularak takdir edilir.[11]
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün
sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.
(4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye
adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir
yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler
halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit
miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi
halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para
cezasının hapse çevrileceği belirtilir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Güvenlik
Tedbirleri
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma[12]
Birden fazla karşılıksız çek aynı temel borç ilişkisi kapsamında keşide edilmiş olsa dahi, karşılıksız işlemi yapılan her bir çek bağımsız bir suç teşkil eder. Bu durumda gerçek içtima hükümleri tatbik edilerek her çek için ayrı adli para cezası kararlaştırılır.
Adli Para Cezasının Taksitlendirilmesi ve Hapse Çevrilmesi
Mahkeme tarafından hükmedilen adli para cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 52. maddesinin 4. fıkrası uyarınca iki yılı aşmaması kaydıyla en az dört taksit halinde ödenmesine karar verilebilir. Kararlaştırılan taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi durumunda kalan kısmın tamamı muaccel hale gelir ve hapis cezasına çevrilir.
Karşılıksız çek düzenleme fiilinden dolayı ilk aşamada doğrudan hapis cezası öngörülmemiştir. Bununla birlikte, 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 11. fıkrası gereğince hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, ceza kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir.
Ödenmeyen adli para cezasından çevrilen hapis cezasının infazında genel nitelikli kolaylıklar uygulanmaz. 5941 sayılı Kanun ve infaz mevzuatı gereği bu hapis cezasında denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ve hapis yerine kamu yararına bir işte çalıştırma hükümleri tatbik edilmez; hükümlü cezasını infaz kurumunda çeker.
5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 10. fıkrası uyarınca karşılıksız çek düzenleme suçu nedeniyle yürütülen işlemlerde ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmaz.
Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağı
Mahkemece mahkumiyet hükmüyle beraber çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına, halihazırda uygulanmakta olan yasak bulunuyorsa bunun devamına hükmolunur. 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yargılama safhasında da mahkemece kendiliğinden koruma tedbiri olarak yasaklama kararı verilir. Tedbir kararlarına karşı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası kapsamında itiraz edilebilir; dosya takip eden numaralı icra mahkemesine veya şartlarına göre asliye ceza mahkemesine gönderilerek incelenir ve inceleme sonucunda kesin hüküm tesis edilir.
Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı; çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi halinde yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Hakkında bu yasak kararı verilen kişiler yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar; ancak mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar sürer.
Yasaklama kararı, ilgilinin bankaya bildirdiği adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilir; adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terk edilmiş olması hallerinde de tebligat yapılmış sayılır. Hakkında yasak kararı verilen kişi elindeki bütün çek yapraklarını bankaya iade etmekle yükümlüdür ve adına yeni çek hesabı açılamaz. Ayrıca kararın tebliğinden itibaren on gün içinde düzenlenmiş olup karşılığı henüz tahsil edilmemiş çekleri liste halinde muhatap bankaya bildirmesi zorunludur.
Yapılan yargılama neticesinde sanık lehine beraat verilmesi, ceza tayinine yer olmadığına kanaat getirilmesi, davanın düşürülmesi veya talebin reddi yönünde karar kurulması durumunda, konulan yasak da aynı ilamla sona erdirilir. Mahkumiyet kararı verilmişse ilgili kişi, infaz sürecinin tamamlanmasından itibaren üç yılın ve tedbir tarihinden başlayarak en çok on yılın dolmasıyla mahkemeye başvurarak yasağın sonlandırılmasını isteyebilir; 5941 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bu taleple ilgili verilecek karara karşı 2004 sayılı Kanun'un 353. maddesinin 1. fıkrası doğrultusunda itiraz yolu açıktır.
5941 sayılı ÇEK KANUNU m. 6Kaynağı aç
(1) Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan
düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı
Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile
birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında,
a) Yargılama aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine,
b) Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün
bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına,
karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırıldığı,
MERSİS ile Risk Merkezine 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre
bildirilir ve ilan olunur.
(2) Şikâyetten vazgeçme hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kişi, mahkûm olduğu cezanın tamamen infaz edildiği tarihten itibaren
üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra,
hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının
kaldırılmasını isteyebilir; mahkemenin vereceği karara itiraz edebilir. Bu
itiraz bakımından İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası
hükmü uygulanır. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına
ilişkin karar kesinleştiğinde, yasağın kaldırıldığı, MERSİS ile Risk Merkezine
5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.
Diğer ceza hükümleri
Borcun Ödenmesi ve Zamanaşımı Süreleri
5941 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca karşılıksız kalan çek bedelinin, kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'a göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte tamamen ödenmesi veya şikayetten vazgeçilmesi durumunda sonuç değişir. Ödeme yargılama aşamasında yapılırsa mahkemece davanın düşmesine karar verilir; mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra yapılırsa mahkemece hüküm bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılır.
Adli para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası zamanaşımı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca sekiz yılın geçmesiyle düşer. Kesinleşen adli para cezalarında ve beş yıla kadar hapis cezalarında ise ceza zamanaşımı süresi aynı Kanun'un 68. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi gereğince on yıldır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 68Kaynağı aç
geçmesiyle infaz edilmez:
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl.
b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl.
c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.
d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl.
e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş
olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle ceza infaz edilmez.
(3) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı yurt dışında
işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet
hapis veya on yıldan fazla hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz.
(4) Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için
konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez.
(5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir
suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza
miktarı esas alınarak süre hesaplanır.
Ceza zamanaşımı ve hak yoksunlukları
Karşılıksız çeki ciro eden cirantalar hakkında ceza verilebilir mi?
Hayır, 6102 sayılı Kanun ve 5941 sayılı Kanun hükümleri gereğince cezai sorumluluk yalnızca düzenleyene ait olup cirantalar aleyhine karşılıksız çek suçundan ceza verilemez.
Karşılıksız çek için şikayet hakkı hangi sürede kullanılır?
Şikayet hakkı, 2004 sayılı Kanun'un 347. maddesi uyarınca fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde karşılıksızdır işleminin yapıldığı fiil tarihinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.
Karşılıksız çek suçunda doğrudan hapis cezası verilir mi?
Hayır, mahkemece doğrudan hapis cezası verilmez; ancak takdir edilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda ceza kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin hapse çevrilir.
Hapse çevrilen karşılıksız çek cezasında denetimli serbestlik uygulanır mı?
Hayır, adli para cezasından çevrilen bu hapis cezasının infazında denetimli serbestlik, koşullu salıverilme veya kamuya yararlı işte çalışma hükümleri uygulanmaz ve infaz ceza kurumunda gerçekleşir.
Karşılıksız kalan çek bedeli faiziyle ödenirse ceza kalkar mı?
Evet, çek bedeli ibraz tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle tamamen ödendiğinde yargılama sürüyorsa dava düşer, karar kesinleşmişse hüküm tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.
Karşılıksız çek davasında uzlaşma veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir mi?
Hayır, 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 10. fıkrası uyarınca bu suç bakımından ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kanun hükümleri uygulanamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

