Kamulaştırma Nedir ve Hangi Şartlarda Yapılır?

by Avukat Erdal Ersoy
Kamulaştırma Nedir ve Hangi Şartlarda Yapılır?

Kamulaştırma, Devlet ve kamu tüzel kişilerinin kamu yararı doğrultusunda, yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmeti veya teşebbüs için gerekli taşınmaz malı, kaynağı ya da irtifak hakkını bedelini ödeyerek kamu hizmetine tahsis etmesidir. Taşınmazın belirli bir kesimi, yüksekliği veya derinliği yeterliyse mülkiyetin tamamı yerine irtifak hakkı kurulması da mümkündür. Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet ve miras hakkını herkese tanır. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir; mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi, mal ve mülkten yoksun bırakmayı kamu yararı sebebiyle, yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygunluk şartına bağlar. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 1. maddesi; kamulaştırma işlemlerini, bedelin hesaplanmasını, taşınmazın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmazın geri alınmasını, idareler arasındaki devri ve uyuşmazlıkların çözüm usulünü düzenler.

Danıştay 6. Daire, E. 2022/3419, K. 2023/5339Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3419 E.  ,  2023/5339 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/3419 Karar No : 2023/5339 DAVACI : … VEKİLİ : Av… DAVALILAR : 1- … VEKİLİ : Av… 2- … Belediye Başkanlığı – … VEKİLİ : Av… İSTEMİN KONUSU : … İli, … İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin sebep ve amacının yeterli inceleme, araştırma ve somut nedenlere dayanmadığı, acele kamulaştırma için gerekli olan olağanüstü durum ve acelecilik ile amaçlanan üstün kamu yararının somut olayda bulunmadığı, davaya konu mahallenin şehir merkezine 10 km mesafede olduğu, şehir merkezi gibi bir yer olmadığı için acelelik halinin bulunmadığı, 5366 sayılı Kanunda ve 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında acele kamulaştırmanın öngörülmediği, 10/07/2020 tarihinden bu yana yenileme alanı kapsamında hiçbir işlem yapılmadığı, belediye tarafından dağıtılan ilanlarda hemen kamulaştırma yapılmayacağı, etap etap ve icap ederse son çare olarak kamulaştırma yapılacağının ilan edildiği, bu ilan ile acelelik halinin bulunmadığının itiraf edildiği, Selçuklu Belediyesince dava konusu işlemde yer alan tüm parsellerin kamulaştırılmasının amaçlanmadığı, dava konusu işlemin taşınmaz maliklerini normal şartlar altında kabul edilmesi mümkün olmayan şartlara zorlayabileceği, dava konusu işlemde kamu yararının bulunmadığı, tarihi dokuya uygun mimari projeyle birlikte Selçuklu Belediyesine yapı ruhsatı almak amacıyla başvuru yapıldığı halde 3 yıldır yapı ruhsatı verilmediği, davalı belediye dağıttığı afiş ve ilanlar ile acele kamulaştırmayla tarihi dokuya uygun yapılaşmayı amaçladığını, dokuya uygun yapı yapmak isteyenlerin taşınmazlarının kamulaştırılmayacağını ifade ettiği halde başvuru yapanların çeşitli bahanelerle oyalandığı ileri sürmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : 1- Davalılardan Cumhurbaşkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu işlemin hukuka ve Kanuna uygun olduğu, hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. 2- Davalılardan Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından; davanın süresinde açılmadığı, Sille Mahallesi kentsel sit alanının 10/07/2020 tarih ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 5366 sayılı kanunun 2. maddesi uyarınca yenileme alanı olarak belirlendiği, yenileme alanındaki uygulamaların etaplar halinde yapılması, uygulama aşamasında taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşma sağlanamaması halinde ise tarihi çevrede yapılanma ilkelerinin uygulanması, çevresel ve görsel uyumsuzlukların giderilmesi, toplumsal ve sosyal problemler oluşturabilecek teknik ve sosyal alt yapı ve üst yapı eksikliklerinin giderilmesi, uygulamanın projeyle eş zamanlı ve etap programına uygun ivedilikte tamamlanabilmesi amacıyla acele kamulaştırma yapılmasının amaçlandığı, kamu yararının bulunduğu, Sille Mahallesinin yıpranan tarihi ve kültürel varlıklarının yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması, gelecek nesillere aktarılmasının amaçlandığı, dava konusu parsel henüz herhangi bir etap kapsamına alınmadığından, bir etaba dahil edildikten ve yenileme projeleri hazırlandıktan sonra yenileme uygulamalarının yenileme programına uygun olarak yapılması hususunda malikleri ile anlaşma yoluna gidileceği, 5366 sayılı Kanun gereği uygulamanın projeyle eşzamanlı ve etap programına uygun olarak ivedilikte tamamlanabilmesi, mülkiyet sorunu olan taşınmazların ivedilikle çözüme kavuşturularak proje takviminin aksamaması, alanda bulunan yapıların yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olmasından kaynaklı beklenmeyen çökme, yıkılma vb. durumlarda hızlı tedbir ve müdahale gerektiğinden acele kamulaştırma yapılmasının elzem olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu acele kamulaştırma kararının davaya konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, Konya ili, Selçuklu ilçesi, Sille Mahallesi yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, … ili, … ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 2. maddesinde, "Yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir. Cumhurbaşkanınca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde etap etap projelendirilebilir. Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur. Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır." hükmüne, 3. maddesinin 7. fıkrasında, ''Yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulur. Kurulca onaylanan projeler, il özel idaresi veya belediyece uygulanır.'' hükmüne, 3. maddesinin maddenin 9. fıkrasında, ''Yenileme projeleri, uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur.'' hükmüne, 4. maddesinin 3. fıkrasında ise "Yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır." hükmüne yer verilmiştir. 5366 sayılı Kanun ile tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması amaçlanmakta olup yukarıda belirtildiği üzere yenileme alanı olarak ilan edilen alanlardaki uygulamanın bir program dahilinde etap etap projelendirilmesi mümkündür. Hazırlanacak yenileme projelerinin Kanun'da öngörülen usule uygun olarak kabul edilmesinden ve en son kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasından sonra belediye tarafından uygulamaya geçirilmesi ve kamulaştırmaların yapılması gerekir. Dosyanın incelenmesinden, … ili, … ilçesi, … Mahallesi yenileme alanındaki uygulamanın etaplar halinde yapıldığı, yenileme alanında birinci ve ikinci etap programlarının Selçuklu Belediye Meclisinin kararı ve belediye başkanının onayıyla yürürlüğe konulduğu ve bu etaplara ilişkin yenileme projelerinin Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı, davaya konu taşınmazın ise bu etap ve projeler kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu taşınmaz açısından kamulaştırma şartları oluşmadığından acele kamulaştırma yapılması da mümkün değildir. Öte yandan Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir. Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir. Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir. Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir. Uyuşmazlıkta, davalı idareler tarafından mülkiyet sorunu olan taşınmazların ivedilikle çözüme kavuşturularak proje takviminin aksamaması gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı belirtilmiş, ancak kamu yararının olağan kamulaştırma yoluyla zamanında gerçekleştirilememesi durumunun ve taşınmazın bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğduğu, dolayısıyla acelelik halinin bulunduğu ortaya konulamamış olduğundan, kamulaştırma şartları bulunsa dahi acelelik halinin bulunmadığı da açıktır. Açıklanan nedenlerle, acele kamulaştırmayı gerektiren koşulların bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından hukuka aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemin iptalinin gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davaya konu parselinde bulunduğu alana ilişkin Konya Büyükşehir Belediye Meclisinin 14/08/2015 tarih ve 1069 sayılı kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli Sille Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planı, Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 18/05/2016 tarih ve 3664 sayılı uygun görüşü ile onaylanmıştır. 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; aralarında davaya konu taşınmazın da bulunduğu … İli, … İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca alan yenileme alanı olarak ilan edilmiştir. Dava konusu 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, … İli, … İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde; "Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.” hükmüne ve 6. maddesinin son fırkasında; “Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur.” hükmüne, 6. maddesinde "….Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararlarının ayrıca onaylanması gerekmez. Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne, 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; ''Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.'' hükmüne, 2. maddesinde "Yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir. Cumhurbaşkanınca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde etap etap projelendirilebilir. Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur. Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır. Yenileme alanlarının teknik altyapı ve yapısal standartların oluşturulması, bu alanların yönetimi ile örgütlenme ve uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir. " hükmüne, 3. maddesinin 1. fıkrasında; "Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili il özel idareleri ve belediyeler eliyle yapılır veya kamu kurum ve kuruluşları veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılarak uygulanır. Bu alanlarda Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabileceği gibi, Toplu Konut İdaresine de uygulama yaptırılabilir" hükmüne, 3. maddesinin 7. fıkrasında; ''Yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulur. Kurulca onaylanan projeler, il özel idaresi veya belediyece uygulanır.'' hükmüne, 3. maddesinin maddenin 9. fıkrasında; ''Yenileme projeleri, uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur.'' hükmüne, 4. maddesinin 3. fıkrasında ise; "Yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; 5366 sayılı Kanun ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alan yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasının amaçlandığı, yenileme alanı olarak ilan edilen alanlardaki uygulamanın bir program dahilinde etap etap projelendirilebileceği, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davalılardan Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından, yenileme alanındaki uygulamaların etaplar halinde yapıldığı, yenileme alanında birinci ve ikinci etap programlarının meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediye başkanının onayıyla yürürlüğe konulduğu ve bu etaplara ilişkin yenileme projelerinin Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı, ancak davaya konu parselin bu etaplar kapsamında bulunmadığı, dava konusu parsel henüz herhangi bir etap kapsamına alınmadığından, bir etaba dahil edildikten ve yenileme projeleri hazırlandıktan sonra yenileme uygulamalarının yenileme programına uygun olarak yapılması hususunda malikleri ile anlaşma yoluna gidileceği, 5366 sayılı Kanun gereği uygulamanın projeyle eşzamanlı ve etap programına uygun olarak ivedilikte tamamlanabilmesi, mülkiyet sorunu olan taşınmazların ivedilikle çözüme kavuşturularak proje takviminin aksamaması gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, dolayısıyla davaya konu parselin herhangi bir etaba dahil edilmediği ve yenileme projesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; davaya konu taşınmazın herhangi bir etaba dahil edilmediği, davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin yenileme projesinin bulunmadığı, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği, dolayısıyla bu işlemlerin belirli bir zaman alacağı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acelelik halinin bulunmadığı sonucuna varılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 57. maddesinde, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması; ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri; davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukukî sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hâlleri, birden çok kişinin birlikte dava açabilecekleri gibi, aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği ihtiyari dava arkadaşlığı olarak hükme bağlanmıştır. 03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde, "İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." kuralına yer verilmiştir. Dava konusu 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle, aynı davacı vekili tarafından Dairemizde toplam 33 ayrı dava açıldığı, dolayısıyla söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu dikkate alındığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi uyarınca toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, uyuşmazlıkta avukatlık ücretinin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Dava konusu acele kamulaştırma kararının davaya konu parsele ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22. maddesi uyarınca avukatlık ücretinin % 50’si olan …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4.Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: Dava, … İli, … İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usül ve şartları düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 27. maddesinde ise "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem şeklinde düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisinde Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda, üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma işlemi ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir. Dolayısıyla acele kamulaştırma başlı başına ayrı bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmasına ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Genel olarak tüm idari işlemlerin nihai amacı kamu yararı olmak zorundadır. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir. Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, acil kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir. Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Acelecilik kararı verilen taşınmaz doğrudan idare adına geçmemekte bu hususta gerekli evraklar mahkemeye verilmekte ve mahkeme kararı ile taşınmaza el konulmaktadır. Dolaysıyla acele kamulaştırma işlemlerinde Cumhurbaşkanınca verilen acele kamulaştırma kararının idari yargıda Danıytayca incelenmesinde "acelecilik" halinin incelenmesi, adli mahkemece yapılacak incelemede de 27. maddede öngörülen diğer hususların incelenerek başvurunun uygun bulunması durumunda el koyma kararı vermesi gerekmektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca verilen acele kamulaştırma kararlarının hukuki yönden incelenmesi sırasında anılan maddede öngörülmeyen hususların değerlendirilerek eksiklik ya da hukuki yönden sakatlık olarak görülmesi durumunda anılan maddede Cumhurbaşkanına verilen yetkinin kullanılamaması sonucunu doğurabilir. Diğer kanun ve yönetmeliklerde yer alan düzenlemelere uyulup uyulmadığının ancak kamulaştırma kararına karşı açılacak dava sırasında incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir. Dosyanın incelenmesinden, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla acele kamulaştırma kararının alındığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, Cumhurbaşkanı Kararı ile yenileme alanı ilan edilen Sille Mahallesinde kentsel yenileme projesinin yapılması gerekliliği nedeniyle olağanüstü bir durumun olduğu, amaçlanan kamu yararının olağan kamulaştırma yoluyla zamanında gerçekleştirilememesi ve idarece taşınmazın bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğmuş olması şartlarının oluştuğu, dolayısıyla acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan acele kamulaştırma işleminden sonra 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda belirtilen usule uygun olarak kamulaştırma işleminin tamamlanması ve idarenin taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde bedel tespit ve tescil davası açması gerektiğinden, davacının diğer iddialarının idarelerin başvurusu üzerine adli mahkemece yapılacak olan meşruhatlı davetiyenin tebliği üzerine anılan kamulaştırma işleminin iptali istemiyle idari yargıda açılacak iptal davalarında incelenebileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşüncesi ile, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Kamulaştırmanın konusu ve bedelin ödenme biçimi

2942 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre idareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabilir. Bedel kural olarak nakden ve peşin ödenir. Maddede belirtilen hâllerde eşit taksitlerle ödeme de öngörülmüştür. Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulduğunda bedel, bu işlem nedeniyle taşınmazda veya kaynakta meydana gelen kıymet düşüklüğüdür.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 3Kaynağı aç
Madde 3 – İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler.[1] Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, bir gerçek veya özel hukuk tüzelkişisine ödenecek kamulaştırma bedelinin o yıl Genel Bütçe Kanununda gösterilen miktarı, nakden ve peşin olarak ödenir. Bu miktar, kamulaştırma bedelinin altıda birinden az olamaz. Bu miktarın üstünde olan kamulaştırma bedelleri, peşin ödeme miktarından az olmamak ve en fazla beş yıl içinde faiziyle birlikte ödenmek üzere eşit taksitlere bağlanır. Taksitlere, peşin ödeme gününü takip eden günden itibaren, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulanır.[2] Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedeli, her halde peşin ödenir. (Ek fıkra: 24/4/2001 – 4650/1 md.) İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz. İrtifak hakkı kurulması
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – (Değişik: 24/4/2001 – 4650/6 md.) 15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü. c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın (…)[14] mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini. g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda, (…)[15] resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) (Değişik: 19/4/2018-7139/27 md.) (İptal ibare: Anayasa Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile)[16] (İptal ibare: Anayasa Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri, Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler. Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz. Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedelidir. Kısmen kamulaştırma

Bir taşınmaz üzerindeki mülkiyetin kamulaştırma yoluyla kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Sınırlama ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılabilir.

Danıştay 6. Daire, E. 2022/3548, K. 2023/5343Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3548 E.  ,  2023/5343 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/3548 Karar No : 2023/5343 DAVACI : … VEKİLİ : Av… DAVALILAR : 1- … VEKİLİ : Av… 2- … Belediye Başkanlığı – … VEKİLİ : Av… İSTEMİN KONUSU : … İli, … İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Sille Mahallesi, 29467 ada, 35 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin sebep ve amacının yeterli inceleme, araştırma ve somut nedenlere dayanmadığı, acele kamulaştırma için gerekli olan olağanüstü durum ve acelecilik ile amaçlanan üstün kamu yararının somut olayda bulunmadığı, davaya konu mahallenin şehir merkezine 10 km mesafede olduğu, şehir merkezi gibi bir yer olmadığı için acelelik halinin bulunmadığı, 5366 sayılı Kanunda ve 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında acele kamulaştırmanın öngörülmediği, 10/07/2020 tarihinden bu yana yenileme alanı kapsamında hiçbir işlem yapılmadığı, belediye tarafından dağıtılan ilanlarda hemen kamulaştırma yapılmayacağı, etap etap ve icap ederse son çare olarak kamulaştırma yapılacağının ilan edildiği, bu ilan ile acelelik halinin bulunmadığının itiraf edildiği, Selçuklu Belediyesince dava konusu işlemde yer alan tüm parsellerin kamulaştırılmasının amaçlanmadığı, dava konusu işlemin taşınmaz maliklerini normal şartlar altında kabul edilmesi mümkün olmayan şartlara zorlayabileceği, dava konusu işlemde kamu yararının bulunmadığı, tarihi dokuya uygun mimari projeyle birlikte Selçuklu Belediyesine yapı ruhsatı almak amacıyla başvuru yapıldığı halde 3 yıldır yapı ruhsatı verilmediği, davalı belediye dağıttığı afiş ve ilanlar ile acele kamulaştırmayla tarihi dokuya uygun yapılaşmayı amaçladığını, dokuya uygun yapı yapmak isteyenlerin taşınmazlarının kamulaştırılmayacağını ifade ettiği halde başvuru yapanların çeşitli bahanelerle oyalandığı ileri sürmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : 1- Davalılardan Cumhurbaşkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu işlemin hukuka ve Kanuna uygun olduğu, hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. 2- Davalılardan Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından; davanın süresinde açılmadığı, Sille Mahallesi kentsel sit alanının 10/07/2020 tarih ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 5366 sayılı kanunun 2. maddesi uyarınca yenileme alanı olarak belirlendiği, yenileme alanındaki uygulamaların etaplar halinde yapılması, uygulama aşamasında taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşma sağlanamaması halinde ise tarihi çevrede yapılanma ilkelerinin uygulanması, çevresel ve görsel uyumsuzlukların giderilmesi, toplumsal ve sosyal problemler oluşturabilecek teknik ve sosyal alt yapı ve üst yapı eksikliklerinin giderilmesi, uygulamanın projeyle eş zamanlı ve etap programına uygun ivedilikte tamamlanabilmesi amacıyla acele kamulaştırma yapılmasının amaçlandığı, kamu yararının bulunduğu, Sille Mahallesinin yıpranan tarihi ve kültürel varlıklarının yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması, gelecek nesillere aktarılmasının amaçlandığı, dava konusu parsel henüz herhangi bir etap kapsamına alınmadığından, bir etaba dahil edildikten ve yenileme projeleri hazırlandıktan sonra yenileme uygulamalarının yenileme programına uygun olarak yapılması hususunda malikleri ile anlaşma yoluna gidileceği, 5366 sayılı Kanun gereği uygulamanın projeyle eşzamanlı ve etap programına uygun olarak ivedilikte tamamlanabilmesi, mülkiyet sorunu olan taşınmazların ivedilikle çözüme kavuşturularak proje takviminin aksamaması, alanda bulunan yapıların yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olmasından kaynaklı beklenmeyen çökme, yıkılma vb. durumlarda hızlı tedbir ve müdahale gerektiğinden acele kamulaştırma yapılmasının elzem olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu acele kamulaştırma kararının davaya konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; … İli, … İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Sille Mahallesi, 29467 ada, 35 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkün olup buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'yle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. 2942 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek bulunmamakta olup, yetkili icra organı tarafından kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınması yeterli görülmüştür. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği kuralına yer verilmiştir. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; ''Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.'' hükmüne, 2. maddesinde "Yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir. Cumhurbaşkanınca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde etap etap projelendirilebilir. Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur. Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır. Yenileme alanlarının teknik altyapı ve yapısal standartların oluşturulması, bu alanların yönetimi ile örgütlenme ve uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir. " hükmüne, 3. maddesinin 1. fıkrasında; "Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili il özel idareleri ve belediyeler eliyle yapılır veya kamu kurum ve kuruluşları veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılarak uygulanır. Bu alanlarda Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabileceği gibi, Toplu Konut İdaresine de uygulama yaptırılabilir" hükmüne, 3. maddesinin 7. fıkrasında; ''Yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulur. Kurulca onaylanan projeler, il özel idaresi veya belediyece uygulanır.'' hükmüne, 3. maddesinin maddenin 9. fıkrasında; ''Yenileme projeleri, uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur.'' hükmüne, 4. maddesinin 3. fıkrasında ise; "Yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; 5366 sayılı Kanun ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alan yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasının amaçlandığı, yenileme alanı olarak ilan edilen alanlardaki uygulamanın bir program dahilinde etap etap projelendirilebileceği, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği anlaşılmaktadır Diğer taraftan; 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; davaya konu parselin de bulunduğu alana ilişkin Konya Büyükşehir Belediye Meclisinin 14/08/2015 tarih ve 1069 sayılı kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli Sille Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planının, Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 18/05/2016 tarih ve 3664 sayılı uygun görüşü ile onaylandığı; 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; aralarında davaya konu taşınmazın da bulunduğu Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca yenileme alanı olarak ilan edildiği; dava konusu 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği;anılan acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda davalılardan Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından, yenileme alanındaki uygulamaların etaplar halinde yapıldığı, yenileme alanında birinci ve ikinci etap programlarının meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediye başkanının onayıyla yürürlüğe konulduğu ve bu etaplara ilişkin yenileme projelerinin Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı, ancak davaya konu parselin bu etaplar kapsamında bulunmadığı, dava konusu parsel henüz herhangi bir etap kapsamına alınmadığından, bir etaba dahil edildikten ve yenileme projeleri hazırlandıktan sonra yenileme uygulamalarının yenileme programına uygun olarak yapılması hususunda malikleri ile anlaşma yoluna gidileceği, 5366 sayılı Kanun gereği uygulamanın projeyle eşzamanlı ve etap programına uygun olarak ivedilikle tamamlanabilmesi, mülkiyet sorunu olan taşınmazların ivedilikle çözüme kavuşturularak proje takviminin aksamaması gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, dolayısıyla davaya konu parselin herhangi bir etaba dahil edilmediği ve yenileme projesinin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda; davaya konu taşınmazın herhangi bir etaba dahil edilmediği, davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin yenileme projesinin bulunmadığı, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği, dolayısıyla bu işlemlerin belirli bir zaman alacağı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acelelik halinin bulunmadığı anlaşılmakla, dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davaya konu parselinde bulunduğu alana ilişkin Konya Büyükşehir Belediye Meclisinin 14/08/2015 tarih ve 1069 sayılı kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli Sille Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planı, Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 18/05/2016 tarih ve 3664 sayılı uygun görüşü ile onaylanmıştır. 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; aralarında davaya konu taşınmazın da bulunduğu Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca alan yenileme alanı olarak ilan edilmiştir. Dava konusu 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde; "Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.” hükmüne ve 6. maddesinin son fırkasında; “Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur.” hükmüne, 6. maddesinde "….Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararlarının ayrıca onaylanması gerekmez. Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne, 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; ''Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.'' hükmüne, 2. maddesinde "Yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir. Cumhurbaşkanınca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde etap etap projelendirilebilir. Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur. Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır. Yenileme alanlarının teknik altyapı ve yapısal standartların oluşturulması, bu alanların yönetimi ile örgütlenme ve uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir. " hükmüne, 3. maddesinin 1. fıkrasında; "Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili il özel idareleri ve belediyeler eliyle yapılır veya kamu kurum ve kuruluşları veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılarak uygulanır. Bu alanlarda Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabileceği gibi, Toplu Konut İdaresine de uygulama yaptırılabilir" hükmüne, 3. maddesinin 7. fıkrasında; ''Yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulur. Kurulca onaylanan projeler, il özel idaresi veya belediyece uygulanır.'' hükmüne, 3. maddesinin maddenin 9. fıkrasında; ''Yenileme projeleri, uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur.'' hükmüne, 4. maddesinin 3. fıkrasında ise; "Yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; 5366 sayılı Kanun ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alan yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasının amaçlandığı, yenileme alanı olarak ilan edilen alanlardaki uygulamanın bir program dahilinde etap etap projelendirilebileceği, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davalılardan Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından, yenileme alanındaki uygulamaların etaplar halinde yapıldığı, yenileme alanında birinci ve ikinci etap programlarının meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediye başkanının onayıyla yürürlüğe konulduğu ve bu etaplara ilişkin yenileme projelerinin Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı, ancak davaya konu parselin bu etaplar kapsamında bulunmadığı, dava konusu parsel henüz herhangi bir etap kapsamına alınmadığından, bir etaba dahil edildikten ve yenileme projeleri hazırlandıktan sonra yenileme uygulamalarının yenileme programına uygun olarak yapılması hususunda malikleri ile anlaşma yoluna gidileceği, 5366 sayılı Kanun gereği uygulamanın projeyle eşzamanlı ve etap programına uygun olarak ivedilikte tamamlanabilmesi, mülkiyet sorunu olan taşınmazların ivedilikle çözüme kavuşturularak proje takviminin aksamaması gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, dolayısıyla davaya konu parselin herhangi bir etaba dahil edilmediği ve yenileme projesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; davaya konu taşınmazın herhangi bir etaba dahil edilmediği, davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin yenileme projesinin bulunmadığı, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği, dolayısıyla bu işlemlerin belirli bir zaman alacağı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acelelik halinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Dava konusu acele kamulaştırma kararının davaya konu parsele ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4.Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: Dava, … İli, … İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Sille Mahallesi, 29467 ada, 35 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usül ve şartları düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 27. maddesinde ise "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem şeklinde düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisinde Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda, üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma işlemi ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir. Dolayısıyla acele kamulaştırma başlı başına ayrı bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmasına ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Genel olarak tüm idari işlemlerin nihai amacı kamu yararı olmak zorundadır. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir. Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, acil kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir. Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Acelecilik kararı verilen taşınmaz doğrudan idare adına geçmemekte bu hususta gerekli evraklar mahkemeye verilmekte ve mahkeme kararı ile taşınmaza el konulmaktadır. Dolaysıyla acele kamulaştırma işlemlerinde Cumhurbaşkanınca verilen acele kamulaştırma kararının idari yargıda Danıytayca incelenmesinde "acelecilik" halinin incelenmesi, adli mahkemece yapılacak incelemede de 27. maddede öngörülen diğer hususların incelenerek başvurunun uygun bulunması durumunda el koyma kararı vermesi gerekmektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca verilen acele kamulaştırma kararlarının hukuki yönden incelenmesi sırasında anılan maddede öngörülmeyen hususların değerlendirilerek eksiklik ya da hukuki yönden sakatlık olarak görülmesi durumunda anılan maddede Cumhurbaşkanına verilen yetkinin kullanılamaması sonucunu doğurabilir. Diğer kanun ve yönetmeliklerde yer alan düzenlemelere uyulup uyulmadığının ancak kamulaştırma kararına karşı açılacak dava sırasında incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir. Dosyanın incelenmesinden, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla acele kamulaştırma kararının alındığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, Cumhurbaşkanı Kararı ile yenileme alanı ilan edilen Sille Mahallesinde kentsel yenileme projesinin yapılması gerekliliği nedeniyle olağanüstü bir durumun olduğu, amaçlanan kamu yararının olağan kamulaştırma yoluyla zamanında gerçekleştirilememesi ve idarece taşınmazın bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğmuş olması şartlarının oluştuğu, dolayısıyla acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan acele kamulaştırma işleminden sonra 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda belirtilen usule uygun olarak kamulaştırma işleminin tamamlanması ve idarenin taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde bedel tespit ve tescil davası açması gerektiğinden, davacının diğer iddialarının idarelerin başvurusu üzerine adli mahkemece yapılacak olan meşruhatlı davetiyenin tebliği üzerine anılan kamulaştırma işleminin iptali istemiyle idari yargıda açılacak iptal davalarında incelenebileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşüncesi ile, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Ödenek ve kamu yararı kararı

2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinin son fıkrasına göre yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanamaz. Olağan usulde önce bu ödenek ayrılır, ardından kamu yararı kararı alınır. Cumhurbaşkanı ya da bakanlıklar kamu yararı kararı vermişse, bu karar için ayrı bir onay gerekmez.

Danıştay 6. Daire, E. 2023/9165, K. 2024/4163Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/9165 E.  ,  2024/4163 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/9165 Karar No : 2024/4163 DAVACILAR : 1- … 2- … VEKİLLERİ : Av. … DAVALILAR : 1- … (temsilen … Bakanlığı) – ANKARA VEKİLİ : Av. … 2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Malatya ili, Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların bölgede yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında kapsamında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 31/10/2018 tarih ve 30581 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Malatya ili, Battalgazi ilçesi, Dernek Mahallesi, 5101 ada, 38 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Acele kamulaştırma kararı alınmasında hukuki yarar bulunmadığı, acele kamulaştırma şartlarının oluşmadığı, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında geçen Dernek Mahallesinde parselasyon işlemi yapıldığı, bu nedenle Cumhurbaşkanlığı kararının bu aşamada uygunlaması imkanının bulunmadığı, dava konusu taşınmaz üzerindeki bina için yıkım kararı verileceği, mülkiyet hakkının ihlal edildiği belirtilerek dava konusu acele kamulaştırma kararının iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI: 1-Cumhurbaşkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, davaya konu bölgede Toplu Konut İdaresi ve Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılan protokol kapsamında hak sahipleri ile görüşmelerin yapıldığı, belirli oranda anlaşma yapıldığı ancak alanın tamamında anlaşma ve kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan proje uygulamaya geçemeyeceği için acele kamulaştırma yoluna gidildiği, acele kamulaştırma kararı alınmasında üstün kamu yararı bulunduğu, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının hukuka, kanuna ve ilgili mevzuat hükümleri ile hizmet gerekleri ve kamu yararına uygun olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. 2- Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlık konusu taşınmazın da içinde bulunduğu 220 hektarlık alanı kapsadığı, alanda bulunan yapıların tamamına yakınının ruhsatsız, niteliksiz göç alanı, gecekondu, kaçak yapı şeklinde yapıldığını, mevcut çarpık yerleşme alanlarının tasfiye edilerek, çağdaş özelliklere sahip, modern standartlarda yaşam kalitesi yüksek kentsel bir alan oluşturulmasının hedeflendiği, 1. ve 2. etabın tamamlanarak vatandaşlara teslim edildiği, normal kamulaştırma sürecinin uzun sürmesi nedeniyle acele kamulaştırma kararının alındığı, proje alanında bulunan bazı taşınmazların malik sayısının çok fazla olması sebebi ile bürokratik sürecin en az 2 yıl süreceği bu nedenle kentsel dönüşüm projesine bir an önce başlanabilmesi için acele kamulaştırma kararı alındığı, anılan kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Malatya ili, Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede mahallesi ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların bölgede yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 31/10/2018 tarih ve 30581 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Malatya ili, Battalgazi ilçesi, Dernek Mahallesi, 5101 ada, 38 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No'lu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanunun 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, hükmüne yer verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde ise: "Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır." hükmüne yer verilmiştir. Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda, acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde, Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. 5393 sayılı Kanunda, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas olduğu belirtildiğinden anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanun 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için ise yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla, kentsel dönüşüm ve gelişim projesini uygulayacak olan idarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Bakanlar Kurulunca 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusun taşınmazın Malatya Büyükşehir Belediye Meclisinin 10.09.2007 tarihli, 148 sayılı kararıyla sınırları belirlenen kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanında kaldığı, alanda anlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin taşınmazları için Asliye Hukuk Mahkemesinde davaların yoğunluğu nedeniyle bürokratik sürecin uzun süreceği gerekçesiyle acele kamulaştırma kararı alındığı, dava konusu taşınmaz için … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:… D.iş K:… sayılı kararıyla acele el koyma kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, bir bölgenin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin söz konusu bölgede bulunan taşınmazların kamulaştırılması için yeterli olmadığı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı ve taşınmazların normal prosedüre göre kamulaştırılması işlemlerinin tamamlanmasının uzun zaman alabileceği yolundaki gerekçenin de tek başına acele kamulaştırma nedeni olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dava konusu 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının dava konusu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Uyuşmazlığa konu taşınmaz, Malatya Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla belirlenen kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanının sınırları içerisinde kalmaktadır. … tarih ve … sayılı Malatya Büyükşehir Belediye Encümeni kararı ile, proje alanında kalan taşınmazların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yolu ile kamulaştırılabilmesi için karar alınmak üzere Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. Dava konusu 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, uyuşmazlığa konu taşınmazın Malatya ili, Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede mahallesi ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların bölgede yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacılara ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Malatya İli, Battalgazi İlçesi, … Mahallesi, … ada ve … sayılı parseli de kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına ilişkin … tarihli ve … sayılı Malatya Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle, anılan parselin malikleri tarafından açılan davada; … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmü yer almaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde ise: "Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının davacılara tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı, davacılar tarafından öğrenme tarihi üzerine süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idare tarafından kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, yapılacak başvuru üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı ile, tapuda mülkiyetin el değiştirmesi beklenilmeden el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı doğmaktadır. Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM, Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No: 2015/17451, 16/2/2017) Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir. Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır. 5393 sayılı Kanunda, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas olduğu belirtildiğinden anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanun 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için ise yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu açıklamalar çerçevesinde, kentsel dönüşüm ve gelişim projesini uygulayacak olan idarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Cumhurbaşkanı kararı ile 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın Malatya Büyükşehir Belediye Meclisinin 10/09/2007 tarihli, 148 sayılı kararıyla sınırları belirlenen kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanında kaldığı, alanda anlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin taşınmazları için Asliye Hukuk Mahkemesinde davaların yoğunluğu nedeniyle bürokratik sürecin uzun süreceği gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/05/2023 tarih ve E:2022/84 D. İş, K:2023/32 sayılı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği görülmüştür. Bu durumda, bir bölgenin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin söz konusu bölgede bulunan taşınmazların kamulaştırılması için yeterli olmadığı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan; 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının Malatya ili, Battalgazi ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılan başka bir davada: Dairemizin 14/12/2022 tarih ve E:2021/6470, K:2022/11367 sayılı kararıyla dava konusu işlemin 575 ada, 212 sayılı parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş ve karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2023 tarih ve E:2023/291, K:2023/638 sayılı kararıyla onanmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 6. Daire, E. 2022/3394, K. 2023/5325Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3394 E.  ,  2023/5325 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/3394 Karar No : 2023/5325 DAVACI : … VEKİLİ : Av…. DAVALILAR : 1- … VEKİLİ : Av. … 2- … Belediye Başkanlığı – … VEKİLİ : Av… İSTEMİN KONUSU : … İli, … İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Sille Mahallesi, 29471 ada, 6 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin sebep ve amacının yeterli inceleme, araştırma ve somut nedenlere dayanmadığı, acele kamulaştırma için gerekli olan olağanüstü durum ve acelecilik ile amaçlanan üstün kamu yararının somut olayda bulunmadığı, davaya konu mahallenin şehir merkezine 10 km mesafede olduğu, şehir merkezi gibi bir yer olmadığı için acelelik halinin bulunmadığı, 5366 sayılı Kanunda ve 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında acele kamulaştırmanın öngörülmediği, 10/07/2020 tarihinden bu yana yenileme alanı kapsamında hiçbir işlem yapılmadığı, belediye tarafından dağıtılan ilanlarda hemen kamulaştırma yapılmayacağı, etap etap ve icap ederse son çare olarak kamulaştırma yapılacağının ilan edildiği, bu ilan ile acelelik halinin bulunmadığının itiraf edildiği, Selçuklu Belediyesince dava konusu işlemde yer alan tüm parsellerin kamulaştırılmasının amaçlanmadığı, dava konusu işlemin taşınmaz maliklerini normal şartlar altında kabul edilmesi mümkün olmayan şartlara zorlayabileceği, dava konusu işlemde kamu yararının bulunmadığı, tarihi dokuya uygun mimari projeyle birlikte Selçuklu Belediyesine yapı ruhsatı almak amacıyla başvuru yapıldığı halde 3 yıldır yapı ruhsatı verilmediği, davalı belediye dağıttığı afiş ve ilanlar ile acele kamulaştırmayla tarihi dokuya uygun yapılaşmayı amaçladığını, dokuya uygun yapı yapmak isteyenlerin taşınmazlarının kamulaştırılmayacağını ifade ettiği halde başvuru yapanların çeşitli bahanelerle oyalandığı ileri sürmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : 1- Davalılardan Cumhurbaşkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu işlemin hukuka ve Kanuna uygun olduğu, hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. 2- Davalılardan … Belediye Başkanlığı tarafından; … Mahallesi kentsel sit alanının 10/07/2020 tarih ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 5366 sayılı kanunun 2. maddesi uyarınca yenileme alanı olarak belirlendiği, Sille Koruma Amaçlı Revizyon Uygulama İmar Planının Konya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun 18/05/2016 tarih ve 3664 sayılı uygun görüşüyle onaylandığı, dava konusu parsel henüz herhangi bir etap kapsamına alınmadığından, bir etaba dahil edildikten ve yenileme projeleri hazırlandıktan sonra yenileme uygulamalarının yenileme programına uygun olarak yapılması hususunda malikleri ile anlaşma yoluna gidileceği, 5366 sayılı Kanun gereği uygulamanın projeyle eşzamanlı ve etap programına uygun olarak ivedilikte tamamlanabilmesi, mülkiyet sorunu olan taşınmazların ivedilikle çözüme kavuşturularak proje takviminin aksamaması, alanda bulunan yapıların yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olmasından kaynaklı beklenmeyen çökme, yıkılma vb. durumlarda hızlı tedbir ve müdahale gerektiğinden acele kamulaştırma yapılmasının elzem olduğu, 5366 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca, bu Kanun kapsamındaki kamulaştırmaların iskan projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayıldığı, olası afet durumunda ortaya çıkabilecek maddi ve manevi zararın bertaraf edilebilmesi amacının bile tek başına dava konusu işlemdeki kamu yararı ve acelelik durumunun önem ve ciddiyetini ortaya koyduğu, özgün mimari dokusu kaybolmaya yüz tutmuş Sille’nin bir kültür varlığı olarak gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için özgün mimarisine ve eski siluetine kavuşturulması için yapılması gereken yapıları yapmak, mal ve can kaybına sebebiyet verebilecek yapıları tamir etmek, ve özgün tüm mimari ögeleri tekrar yerli yerine yerleştirerek Sille’yi gelecek nesillere ve turizme kazandırılmasının amaçlandığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK SÜLEYMAN ….'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu acele kamulaştırma kararının davaya konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin iddalarına itibar edilmemiştir. Dosyanın incelenmesinden,uyuşmazlığa konu parselinde bulunduğu alana ilişkin Konya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin … tarih ve … sayılı kararıyla 1/1000 ölçekli Sille Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planı'nın kabul edildiği, bu planın Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 18/05/2016 tarih ve 3664 sayılı uygun görüşü ile onaylandığı, 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; aralarında uyuşmazlık konusu taşınmazın da bulunduğu Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca yenileme alanı olarak ilan edildiği, dava konusu 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği, iş bu davanın, anılan acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır. Anayasanın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Bu hükümlerden hareketle bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Anayasanın "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90. maddenin 1. fıkrasında: "Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır." son fıkrasında ise: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07.05.2004 günlü, 5170 sayılı Yasanın 7. maddesi) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." kuralıyla usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların iç hukuk sistemine yansıtılma yöntemi belirlenerek, bu andlaşmalardan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası andlaşma kurallarının esas alınması anayasal gerekliliktir. 20.03.1952 günü kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye tarafından 19.03.1954 tarihinde onaylanmıştır. Anılan Protokolun "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde ise: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde: “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler” ve 6. maddesinin son fırkasında “Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur.” kuralına yer verilmiştir. 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinde: "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca (Bakanlar Kurulunca) karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. (Ek fıkra: 19/4/2018-7139/29 md.) Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır. Bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir." kuralına yer verilmiştir 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; ''Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.'' hükmüne, 2. maddesinde "Yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir. Cumhurbaşkanınca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde etap etap projelendirilebilir. Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur. Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır. Yenileme alanlarının teknik altyapı ve yapısal standartların oluşturulması, bu alanların yönetimi ile örgütlenme ve uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir. " hükmüne, 3. maddesinin 1. fıkrasında; "Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili il özel idareleri ve belediyeler eliyle yapılır veya kamu kurum ve kuruluşları veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılarak uygulanır. Bu alanlarda Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabileceği gibi, Toplu Konut İdaresine de uygulama yaptırılabilir" hükmüne, 3. maddesinin 7. fıkrasında; ''Yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulur. Kurulca onaylanan projeler, il özel idaresi veya belediyece uygulanır.'' hükmüne, 3. maddesinin maddenin 9. fıkrasında; ''Yenileme projeleri, uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur.'' hükmüne, 4. maddesinin 3. fıkrasında ise; "Yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 5366 sayılı Kanun ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alan yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasının amaçlandığı, yenileme alanı olarak ilan edilen alanlardaki uygulamanın bir program dahilinde etap etap projelendirilebileceği, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davalılardan Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından, yenileme alanındaki uygulamaların etaplar halinde yapıldığı, yenileme alanında birinci ve ikinci etap programlarının meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediye başkanının onayıyla yürürlüğe konulduğu ve bu etaplara ilişkin yenileme projelerinin Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı, ancak uyuşmazlık konusu parselin bu etaplar kapsamında bulunmadığı, dava konusu parsel henüz herhangi bir etap kapsamına alınmadığından, bir etaba dahil edildikten ve yenileme projeleri hazırlandıktan sonra yenileme uygulamalarının yenileme programına uygun olarak yapılması hususunda malikleri ile anlaşma yoluna gidileceği, 5366 sayılı Kanun gereği uygulamanın projeyle eşzamanlı ve etap programına uygun olarak ivedilikte tamamlanabilmesi, mülkiyet sorunu olan taşınmazların ivedilikle çözüme kavuşturularak proje takviminin aksamaması gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, dolayısıyla uyuşmazlığa konu parselin herhangi bir etaba dahil edilmediği ve yenileme projesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; uyuşmazlığa konu taşınmazın herhangi bir etaba dahil edilmediği ve yenileme projesinin bulunmadığı, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği, dolayısıyla bu işlemlerin belirli bir zaman alacağı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acelelik halinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Sille Mahallesi, 29471 ada, 6 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davaya konu parselinde bulunduğu alana ilişkin Konya Büyükşehir Belediye Meclisinin 14/08/2015 tarih ve 1069 sayılı kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli Sille Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planı, Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 18/05/2016 tarih ve 3664 sayılı uygun görüşü ile onaylanmıştır. 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; aralarında davaya konu taşınmazın da bulunduğu Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca alan yenileme alanı olarak ilan edilmiştir. Dava konusu 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde; "Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.” hükmüne ve 6. maddesinin son fırkasında; “Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur.” hükmüne, 6. maddesinde "….Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararlarının ayrıca onaylanması gerekmez. Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne, 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; ''Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.'' hükmüne, 2. maddesinde "Yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir. Cumhurbaşkanınca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde etap etap projelendirilebilir. Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur. Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır. Yenileme alanlarının teknik altyapı ve yapısal standartların oluşturulması, bu alanların yönetimi ile örgütlenme ve uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir. " hükmüne, 3. maddesinin 1. fıkrasında; "Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili il özel idareleri ve belediyeler eliyle yapılır veya kamu kurum ve kuruluşları veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılarak uygulanır. Bu alanlarda Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabileceği gibi, Toplu Konut İdaresine de uygulama yaptırılabilir" hükmüne, 3. maddesinin 7. fıkrasında; ''Yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulur. Kurulca onaylanan projeler, il özel idaresi veya belediyece uygulanır.'' hükmüne, 3. maddesinin maddenin 9. fıkrasında; ''Yenileme projeleri, uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur.'' hükmüne, 4. maddesinin 3. fıkrasında ise; "Yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; 5366 sayılı Kanun ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alan yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasının amaçlandığı, yenileme alanı olarak ilan edilen alanlardaki uygulamanın bir program dahilinde etap etap projelendirilebileceği, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davalılardan Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından, yenileme alanındaki uygulamaların etaplar halinde yapıldığı, yenileme alanında birinci ve ikinci etap programlarının meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediye başkanının onayıyla yürürlüğe konulduğu ve bu etaplara ilişkin yenileme projelerinin Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı, ancak davaya konu parselin bu etaplar kapsamında bulunmadığı, dava konusu parsel henüz herhangi bir etap kapsamına alınmadığından, bir etaba dahil edildikten ve yenileme projeleri hazırlandıktan sonra yenileme uygulamalarının yenileme programına uygun olarak yapılması hususunda malikleri ile anlaşma yoluna gidileceği, 5366 sayılı Kanun gereği uygulamanın projeyle eşzamanlı ve etap programına uygun olarak ivedilikte tamamlanabilmesi, mülkiyet sorunu olan taşınmazların ivedilikle çözüme kavuşturularak proje takviminin aksamaması gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, dolayısıyla davaya konu parselin herhangi bir etaba dahil edilmediği ve yenileme projesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; davaya konu taşınmazın herhangi bir etaba dahil edilmediği, davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin yenileme projesinin bulunmadığı, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği, dolayısıyla bu işlemlerin belirli bir zaman alacağı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acelelik halinin bulunmadığı sonucuna varılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 57. maddesinde, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması; ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri; davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukukî sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hâlleri, birden çok kişinin birlikte dava açabilecekleri gibi, aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği ihtiyari dava arkadaşlığı olarak hükme bağlanmıştır. 03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde, "İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." kuralına yer verilmiştir. Dava konusu 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle, aynı davacı vekili tarafından Dairemizde toplam 33 ayrı dava açıldığı, dolayısıyla söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu dikkate alındığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi uyarınca toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, uyuşmazlıkta avukatlık ücretinin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Dava konusu acele kamulaştırma kararının davaya konu parsele ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22. maddesi uyarınca avukatlık ücretinin % 50’si olan …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4.Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: Dava, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve listede yer alan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 5415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Sille Mahallesi, 29471 ada, 6 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usül ve şartları düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 27. maddesinde ise "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem şeklinde düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisinde Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda, üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma işlemi ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir. Dolayısıyla acele kamulaştırma başlı başına ayrı bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmasına ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Genel olarak tüm idari işlemlerin nihai amacı kamu yararı olmak zorundadır. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir. Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, acil kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir. Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Acelecilik kararı verilen taşınmaz doğrudan idare adına geçmemekte bu hususta gerekli evraklar mahkemeye verilmekte ve mahkeme kararı ile taşınmaza el konulmaktadır. Dolaysıyla acele kamulaştırma işlemlerinde Cumhurbaşkanınca verilen acele kamulaştırma kararının idari yargıda Danıytayca incelenmesinde "acelecilik" halinin incelenmesi, adli mahkemece yapılacak incelemede de 27. maddede öngörülen diğer hususların incelenerek başvurunun uygun bulunması durumunda el koyma kararı vermesi gerekmektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca verilen acele kamulaştırma kararlarının hukuki yönden incelenmesi sırasında anılan maddede öngörülmeyen hususların değerlendirilerek eksiklik ya da hukuki yönden sakatlık olarak görülmesi durumunda anılan maddede Cumhurbaşkanına verilen yetkinin kullanılamaması sonucunu doğurabilir. Diğer kanun ve yönetmeliklerde yer alan düzenlemelere uyulup uyulmadığının ancak kamulaştırma kararına karşı açılacak dava sırasında incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir. Dosyanın incelenmesinden, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sille Mahallesi sınırları içerisinde 10/07/2020 tarihli ve 2743 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesinin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla acele kamulaştırma kararının alındığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, Cumhurbaşkanı Kararı ile yenileme alanı ilan edilen Sille Mahallesinde kentsel yenileme projesinin yapılması gerekliliği nedeniyle olağanüstü bir durumun olduğu, amaçlanan kamu yararının olağan kamulaştırma yoluyla zamanında gerçekleştirilememesi ve idarece taşınmazın bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğmuş olması şartlarının oluştuğu, dolayısıyla acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan acele kamulaştırma işleminden sonra 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda belirtilen usule uygun olarak kamulaştırma işleminin tamamlanması ve idarenin taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde bedel tespit ve tescil davası açması gerektiğinden, davacının diğer iddialarının idarelerin başvurusu üzerine adli mahkemece yapılacak olan meşruhatlı davetiyenin tebliği üzerine anılan kamulaştırma işleminin iptali istemiyle idari yargıda açılacak iptal davalarında incelenebileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşüncesi ile, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projeye göre yapılacak hizmetlerde ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumda yetkili icra organı, kamulaştırma işlemine başlandığını gösteren bir karar alır.

Tapu şerhi ve idari hazırlık

Kamulaştırmayı yapacak idare, taşınmaza ilişkin ölçekli planı yapar, maliki belirler, vergi beyanı ve değerini tespit eder ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesini sağlar. Bu şerh devir işlemlerine engel olmaz; bilgilendirme niteliğindedir. Şerh tarihinden itibaren altı ay içinde bedel tespiti ve tescil davasının açıldığına ilişkin mahkeme belgesi tapu idaresine sunulmazsa şerhin tapu idaresince resen silineceği düzenlenmiştir.

Satın alma, pazarlık ve trampa

Tapuda kayıtlı taşınmazlar hakkında satın alma usulünün öncelikle uygulanması esastır. İdare, tahmini bedeli tespit etmek üzere kendi bünyesinden en az üç kişilik bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonu görevlendirir. Pazarlıkla satın alma ve trampa işlemlerini yürütmek üzere de en az üç kişilik uzlaşma komisyonu kurar. Malik, kıymet takdir komisyonunca bulunan tahmini bedel belirtilmeksizin, resmi taahhütlü yazıyla çağrılır. Yazıda bedelin peşin veya 3. maddenin ikinci fıkrasındaki usule göre taksitle ödenmesi suretiyle satın alma ya da idareye ait başka bir taşınmazla trampa teklifi yer alır.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – (Değişik: 24/4/2001 – 4650/3 md.) İdarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamaları esastır. Kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırmayı yapacak idare, bu Kanunun 11 inci maddesindeki esaslara göre ve konuyla ilgili uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan da rapor alarak, gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odalarından ve mahalli emlak alım satım bürolarından alacağı bilgilerden de faydalanarak taşınmaz malın tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonunu görevlendirir. Ayrıca idare, tahmin edilen bedel üzerinden pazarlıkla satın alma ve trampa işlemlerini yürütmek ve sonuçlandırmak üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla uzlaşma komisyonunu görevlendirir. İdare, kıymet takdir komisyonunca tespit edilen tahmini bedeli belirtmeksizin, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz mal, kaynak veya bunların üzerindeki irtifak haklarının bedelinin peşin veya bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılıyor ise, bu fıkradaki usullere göre taksitle ödenmesi suretiyle ve pazarlıkla satın almak veya idareye ait bir başka taşınmaz malla trampa yoluyla devralmak istediğini resmi taahhütlü bir yazıyla malike bildirir. (Değişik beşinci fıkra: 20/8/2016-6745/31 md.) Malik veya yetkili temsilcisi tarafından, bu yazının tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde, kamulaştırmaya konu taşınmaz malı pazarlıkla ve anlaşarak satmak veya trampa isteği ile birlikte idareye başvurulması hâlinde; komisyonca tayin edilen tarihte pazarlık görüşmeleri yapılır, tespit edilen tahminî değeri geçmemek üzere bedelde veya trampada anlaşmaya varılması hâlinde, yapılan bu anlaşmaya ilişkin bir tutanak düzenlenir ve anlaşma konusu taşınmaz malın tüm hukuki ve fiili vasıfları ile kamulaştırma bedelini, malikin kimlik bilgilerini ve taşınmazların tapuda tesciline veya terkinine dair kabul beyanlarını da ihtiva eden tutanak, malik veya yetkili temsilcisi ve komisyon üyeleri tarafından imzalanır. Bu tutanak malikin ferağ beyanı ve tapuda idare adına yapılacak tescilin hukuki sebebi sayılır. (Değişik altıncı fıkra:20/8/2016-6745/31 md.) İdarece, anlaşma tutanağının tanzim tarihinden itibaren en geç kırk beş gün içinde, tutanakta belirtilen bedel hazır edilerek, idarenin anlaşma tutanağı ve kamulaştırma öncesi taşınmaz üzerindeki tüm takyidat ve haklardan arındırıldığını bildiren yazıya istinaden idare adına tapuya resen tescil veya terkin edilir. Tapuya resen tescil veya terkinden sonra kamulaştırma bedeli kendilerine ödenir. Bu madde uyarınca satın alınan veya trampa edilen taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkı, sahibinden kamulaştırma yolu ile alınmış sayılır ve bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamaz. Anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10 uncu maddesine göre işlem yapılır. Kadastro görmemiş yerlerde tespit işlemi

Malik veya yetkili temsilcisi, yazının tebliğinden itibaren on beş gün içinde idareye başvurursa komisyonun tayin ettiği tarihte pazarlık görüşmesi yapılır. Tespit edilen tahmini değeri geçmemek üzere bedelde veya trampada anlaşmaya varılırsa tutanak düzenlenir. Bu yolla satın alınan veya trampa edilen taşınmaz, kaynak ya da irtifak hakkı sahibinden kamulaştırma yoluyla alınmış sayılır. Bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davası açılamaz.

İdarenin kamu hizmetine tahsis edilmemiş taşınmazı varsa, malikin kabulüyle kamulaştırma bedeline karşılık bu taşınmaz verilebilir. Taşınmazlar arasındaki değer farkını taraflar nakit olarak karşılar. İdarece verilecek taşınmazın değeri, kamulaştırma bedelinin yüzde yüz yirmisini aşamaz.

Peşin ödeme, taksit ve küçük çiftçi

Cumhurbaşkanınca kabul edilen büyük enerji ve sulama projeleri, iskân projeleri, yeni orman yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amaçlı kamulaştırmada ödeme ikiye ayrılır. Bir gerçek kişiye veya özel hukuk tüzel kişisine düşen bedelin, ilgili yılın Genel Bütçe Kanununda gösterilen bölümü nakden ve peşin ödenir. Peşin bölüm, toplam bedelin altıda birinden az olamaz. Bu sınırı aşan kısım eşit taksitlere bağlanır. Her taksit peşin ödenen miktardan düşük olamaz. Ödeme faiziyle birlikte en çok beş yıla yayılır. Faiz, peşin ödeme gününün ertesi gününde başlar ve Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulanır. Kamulaştırılan toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait bedel bu taksit düzenine girmez. O bedel her hâlde peşin ödenir.

Bedel tespiti ve tescil davası

Satın alma usulüyle kamulaştırma yapılamazsa idare, topladığı bilgi ve belgelerle yaptırdığı bedel tespitini bir dilekçeye ekleyerek taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine başvurur. Mahkemeden, bedelin peşin veya 3. maddenin ikinci fıkrasına göre taksitle ödenmesi karşılığında taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi istenir. Olağan usulde mahkeme idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece idare taşınmaza el koyamaz ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunamaz.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – (Değişik: 24/4/2001 – 4650/5 md.) Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister. Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur. Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlı davetiyede veya ilan yolu ile yapılacak tebligatta; a) Kamulaştırılacak taşınmaz malın tapuda kayıtlı bulunduğu yer, mevkii, pafta, ada, parsel numarası, vasfı, yüzölçümü. b) Malik veya maliklerin ad ve soyadları, c) Kamulaştırmayı yapan idarenin adı, d) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim davası açabilecekleri, e) Açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği, f) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, dava açtıklarını (…)[9] belgelendirmedikleri takdirde, kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tescil edileceği, g) Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına hangi bankaya yatırılacağı, h) Konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delilleri, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde mahkemeye yazılı olarak bildirmeleri gerektiği, Belirtilir. Mahkemece, kamulaştırılacak taşınmaz malın bulunduğu yerde çıkan bir gazete ve bir internet haber sitesi ile Türkiye genelinde yayımlanan gazetelerin birisinde kamulaştırmanın ve belgelerin özeti en az birer defa yayımlanır.[10] Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hakim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet eder. Tarafların bedelde anlaşması halinde hakim, taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul eder ve sekizinci fıkranın ikinci ve devamı cümleleri uyarınca işlem yapar. Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar. Yapılacak keşifte, taşınmaz malın bulunduğu yerin bağlı olduğu köy veya mahalle muhtarının da hazır bulunması amacıyla, muhtara da davetiye çıkartılır ve keşifte hazır bulunması temin edilerek, muhtarın beyanı da alınır. Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır. (Değişik sekizinci fıkra: 19/4/2018-7139/26 md.) Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hâkim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hâkim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. Tarafların anlaşması halinde kamulaştırma bedeli olarak anlaşılan miktar peşin ve nakit olarak, hak sahibi adına bankaya yatırılır. Tarafların anlaşamaması halinde hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…) mahkemece belirlenecek banka hesabına yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına, hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…)[11] veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup, tarafların bedele ilişkin istinaf veya temyiz hakları saklıdır. İstinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma bedeli, hak sahibine peşin ve nakit olarak ödenen tutardan daha az olması durumunda aradaki fark ilgilisinden talep edilir. İdare tarafından hak sahibi adına yapılan ödeme tarihi ile geri ödemeye ilişkin yazının ilgilisine tebliğ edildiği tarih arasındaki süre için faiz alınmaz. (Ek fıkra: 11/4/2013-6459/6 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/4/2023 tarihli ve E: 2022/83, K: 2023/69 sayılı Kararı ile.) (…) Bu maddede öngörülen işlemler, mahkemenin davetine uymayanlar olduğu takdirde ilgilinin yokluğunda yapılır. Hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda mahkemece, kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılması amacıyla gerekli tedbirler alınır. Kamulaştırılması yapılan taşınmaz mal, tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir. Bu tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişkisi aranmaz. Ancak, tapu dairesi durumu ilgili vergi dairesine bildirir. (İptal ondördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 Tarihli ve E: 2024/101, K: 2024/232 Sayılı Kararı ile.) Kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal veya maddi hatalara karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim davalarında hangi idareye husumet yöneltileceğinin davetiye ve ilanda açıkça belirtilmemiş veya yanlış gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise, gerçek hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur. Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları:[12][13]

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için duruşma günü belirler. Dava dilekçesi ile idare belgelerinin birer örneği eklenerek malike meşruhatlı davetiye gönderilir. Adresi bulunamayanlara 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28. maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat yapılır. Davetiyede, konuya ve taşınmazın değerine ilişkin bütün savunma ve delillerin tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde mahkemeye yazılı bildirilmesi gerektiği de yer alır.

Duruşmada taraflar bedelde anlaşamazsa hâkim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için duruşma günü tayin ederek bilirkişiler marifetiyle ve ilgililerin huzurunda mahallinde keşif yaptırır.

Bilirkişi kurulu ve değerleme ölçütleri

Kamulaştırmaya konu yerin cins ve niteliğine göre kurul en az üç kişiden oluşur. Üyelerden birinin, taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar ya da 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları arasından seçilmesi zorunludur. Kurul, değeri 11 ve 12. maddelere göre takdir eder ve gerekçeli raporunu on beş gün içinde mahkemeye verir. Değer tespitinde idarenin belgeleri mahkemeye verdiği gün esas tutulur.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – (Değişik: 3/11/2016-6754/39 md.) Bu Kanun uyarınca mahkemelerce görevlendirilen bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bunlar hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddeleri uygulanır. Kamulaştırmaya konu olan yerin cins ve niteliğine göre en az üç kişilik bilirkişi kurulunun oluşturulması zorunludur. Bilirkişilerden birinin taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar ya da 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları arasından seçilmesi zorunludur. Gayrimenkul değerleme uzmanları bakımından, bilirkişiliğe kabul için aranan temel eğitim alma ve fiilen beş yıl görev yapma şartları; yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar bakımından ise fiilen beş yıl görev yapma şartı aranmaz ve bu uzmanlar kayıtlı oldukları bilirkişilik bölge kurulunun yargı çevresiyle sınırlı olmaksızın görevlendirilir. Bilirkişilerin uzmanlık alanları, kamulaştırılacak taşınmazın niteliği göz önüne alınarak belirlenir. Bilirkişi kurulu, taşınmaz malın değerini 11 inci ve 12 nci maddelerde yer alan hükümlere göre tayin ve takdir ederek gerekçeli raporunu on beş gün içinde mahkemeye verir. Bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idare tarafından belgelerin mahkemeye verildiği gün esas tutulur. ÜÇÜNCÜ KISIM Aynın İhtilaflı Bulanması Tescil ve Tapuda Kayıtlı Olmayan Taşınmaz Malın Kamulaştırma Bedelinin Mahkemece Tespiti ve Zilyedin Hakları[19] BİRİNCİ BÖLÜM Elkoyma Acele işlerde elkoyma ve tescil

Ölçüt taşınmazın türüne göre değişir. Arazi veya kaynak, bulunduğu yer ve koşullarda olduğu gibi kullanıldığında getireceği net gelire göre değerlendirilir. Arsada esas alınan değer, kamulaştırma gününden önce gerçekleşen ve özel bir amaca bağlanmayan emsal satışların gösterdiği satış değeridir. Yapıda resmi birim fiyatı, maliyet hesabı ve yıpranma payı birlikte gözetilir. Kamulaştırmayı doğuran imar ya da hizmet girişiminin yaratacağı artış ile taşınmazın ilerideki kullanımından beklenen kâr bedele katılmaz.

Tapuya kayıtlı taşınmazın mülkiyeti ihtilaflıysa veya taşınmaz kadastro mahkemesinde dava konusuysa kamulaştırma bedeli, ileride hak sahibi olacak kişiye ödenmek üzere üçer aylık vadeli hesaba yatırılır. Hak sahibinin tespit edilemediği durumda mahkeme, bedelin üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılması için gerekli tedbirleri alır. Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz kamu malı değilse ve zilyetlikle iktisap koşulları oluşmuşsa bedel zilyede de ödenebilir.

Kısmi kamulaştırmada bedel ve kalan kısım

Taşınmazın bir kısmı kamulaştırılıyorsa, kalan kısımda değer düşüklüğü olacaksa bu fark hesaplanıp kamulaştırma bedeline dahil edilir. Kalan kısımda değer artışı olacaksa bu artış bedelden düşülür. Değer artışı nedeniyle yapılacak indirme, kamulaştırma bedelinin yüzde ellisinden fazla olamaz.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – Kısmen kamulaştırılan taşınmaz malın değeri; a) Kamulaştırılmayan kısmın değerinde, kamulaştırma sebebiyle bir değişiklik olmadığı takdirde, o malın 11 inci maddede belirtilen esaslara göre takdir edilen bedelinden kamulaştırılan kısma düşen miktarıdır. b) Kamulaştırma dışında kalan kısmın kıymetinde, kamulaştırma nedeniyle eksilme meydana geldiği takdirde; bu eksilen değer miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin olunan kamulaştırma bedeline eksilen değerin eklenmesiyle bulunan miktardır. c) Kamulaştırma dışında kalan kısmın bedelinde kamulaştırma nedeniyle artış meydana geldiği takdirde ise, artış miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin edilen bedelinden artan değerin çıkarılmasıyla bulunan miktardır. Şu kadar ki, (c) bendi gereğince yapılacak indirme, kamulaştırma bedelinin yüzde ellisinden fazla olamaz. (b) ve (c) bentlerinde sözü edilen bedelin düşüş ve artış miktarları, 11 inci maddede belirtilen esaslara göre bedel takdiri suretiyle tespit olunur. Kamulaştırma dışında kalan kısım, imar mevzuatına göre yararlanmaya elverişli olduğu takdirde;kesilen bina, ihata duvarı, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları, makine gibi tesislerden mal sahiplerine kalacak olanlarının eski nitelikleri dairesinde kullanılabilecek duruma getirilebilmeleri için gereken gider ve bedel, belirlenerek kamulaştırma bedeline ilave olunur. Bu masraf ve bedeller (b) bendinde yazılı kıymet düşüklüğü miktarının belirlenmesinde gözönünde tutulmaz. Bir kısmı kamulaştırılan taşınmaz maldan artan kısmı yararlanmaya elverişli bir durumda değil ise, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açılmayan hallerde mal sahibinin en geç kamulaştırma kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yazılı başvurusu üzerine, bu kısmın da kamulaştırılması zorunludur. (Değişik altıncı fıkra: 21/3/2018-7103/27 md.) Baraj inşası için yapılan kamulaştırmalar sonunda kamulaştırma sahasına mücavir taşınmaz mallar, kamulaştırma işleminin tamamlandığına ilişkin ilanın indirildiği tarihten itibaren bir yıl içinde sahiplerinin yazılı başvurusu üzerine çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulup bozulmadığı, ekonomik veya sosyal yönden yararlanılmasının mümkün olup olmadığı yönlerinden ilgili valilikte kurulan komisyon tarafından incelenir. Komisyonca yapılan inceleme sonucunda çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulduğuna ve taşınmaz maldan yararlanılmasının mümkün olmadığına karar verilmesi halinde taşınmaz mal kamulaştırmaya tabi tutulur. Taşınmaz mal sahibinin bu kapsamda açacağı davalarda ilgili valilik komisyonuna başvurulması dava şartıdır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin hususlar Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir. Bu suretle kamulaştırılan mücavir taşınmaz mallar hakkında 22 nci ve 23 üncü maddeler uygulanmaz. İdare, bu taşınmaz mallar üzerinde imar mevzuatı hükümlerini de göz önünde tutarak dilediği gibi tasarrufta bulunabilir ve gerektiğinde Hazineye bedelsiz olarak devredebilir.[17] Kısmen kamulaştırılan paylı mülkiyete konu taşınmaz mal, evvelce paydaşlar arasında fiilen bölünerek bir veya birkaç paydaşın tasarruf ve yararlanmasına bırakılmış ve yapılan kısmi kamulaştırma bu yerin tamamını veya bir kısmını kapsıyor ise, bu durumda kamulaştırmaya ilişkin işlemler sadece bu paydaş veya paydaşlar hakkında yürütülerek kamulaştırma bedeli payları oranında kendilerine ödenir. Pay veya paydaşların sadece bu kısım için dava hakları vardır. Taşınmaz malın kamulaştırılmayan kısmı üzerinde hakları kalmaz ve adları paydaşlar arasından çıkarılır. Kamulaştırılan bu yerler tapu sicilinde idare adına tescil olunur. Bu maddenin uygulanmasından doğacak anlaşmazlıklar adli yargıda çözümlenir. İKİNCİ BÖLÜM Dava Hakkı ve Bilirkişiler[18] Tebligat

Kısmi kamulaştırmadan sonra malike kalan bölüm imar mevzuatına göre kullanılabilir durumdaysa, bölünen tesislerin ona düşen parçası ayrıca hesaba katılır. Bina, ihata duvarı, kanalizasyon, su, elektrik ve havagazı hattı ile makine gibi unsurlardan malike kalanların eski niteliğiyle yeniden kullanılabilir hâle gelmesi için gereken gider ve bedel kamulaştırma bedeline eklenir. Bu ekleme, kalan bölümün imar mevzuatı yönünden yararlanmaya elverişli olmasına bağlıdır.

Kısmi kamulaştırmada artan bölüm yararlanmaya elverişli değilse malik, kalan kısmın da kamulaştırılmasını isteyebilir. Bunun için kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açılmamış olmalı ve yazılı başvuru, kamulaştırma kararının tebliğinden itibaren en geç otuz gün içinde yapılmalıdır. Zorunluluk, bu koşullar bir arada bulunduğunda doğar. Bu madde uygulamasından çıkan anlaşmazlık adli yargıda çözülür.

İptal davası ve maddi hataların düzeltilmesi

Malik, mahkemece yapılan tebligat gününden itibaren otuz gün içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası, maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açabilir. Kendilerine tebligat yapılamayanlarda süre, tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden işler. İştirak hâlinde veya müşterek mülkiyette paydaşların her birinin tek başına dava hakkı vardır. İdare de kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiği günden itibaren otuz gün içinde maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açabilir.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik: 24/4/2001 – 4650/7 md.) Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabilir. İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür. İştirak halinde veya müşterek mülkiyette, paydaşların tek başına dava hakları vardır. İdare, kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiği günden itibaren otuz gün içinde maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açabilir. İdare tarafından, bu Kanun hükümlerine göre tespit olunan malike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçek malik, tapu malikinin daha önce öldüğü sabit olursa mirasçıları da dahil edilmek suretiyle devam olunur. (İptal altıncı fıkra: Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 Tarihli ve E: 2024/101, K: 2024/232 Sayılı Kararı ile.) Bilirkişiler

Tescil hükmü ve bedele karşı kanun yolu

Mahkemenin tescile ilişkin hükmü kesindir. Bedel bakımından tarafların istinaf ve temyiz yolu açıktır. Kanun yolu sonunda kesinleşen bedel, hak sahibine peşin ve nakit ödenmiş tutarın altında kalırsa fark ilgiliden istenir. Ödemenin yapıldığı tarih ile geri isteme yazısının ilgilisine tebliğ edildiği tarih arasında geçen süre için faiz işletilmez. Bedel yönünden bu aşamalarda miktarın artırılması da mümkündür.

Acele kamulaştırmanın şartları

Acele kamulaştırma, olağan usulün sonuçlanması beklenmeden taşınmaza el koyma imkânı tanıyan ve kanunda sayılan hâllerle sınırlı istisnai bir yoldur. 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi bu imkânı üç hâlle sınırlar: 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacı, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hâller ve özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlar. Bu hâllerde kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, idarenin istemiyle mahkeme yedi gün içinde o taşınmazın değerini tespit ettirir. Değer, 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce belirlenir; idare bu değeri mal sahibi adına bankaya yatırarak taşınmaza el konulmasını sağlayabilir. Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerde yapılacak kamulaştırmada yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.[28][29] (Ek fıkra: 19/4/2018-7139/29 md.) Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır. Bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir. ALTINCI KISIM Bedelsiz Kullanma, Giderlerin Ödenmesi ve İdareler Arasında Taşınmaz Mal Devri BİRİNCİ BÖLÜM Bedelsiz Kullanma ve Giderler Bedelsiz kullanma yetkisi

Mahkemece verilen el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmazın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz boşaltılır. Bu şerh devri engelleyen bir yasak içerir. Olağan kamulaştırma hazırlığında tapuya işlenen şerh ise devir işlemlerine engel olmayan bilgilendirme şerhidir.

Acele usul, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri ortadan kaldırmaz. Yalnızca bu usuller işletilmeden önce idareye taşınmaza el koyma imkânı tanır. El koymadan sonra idare önce satın alma yolunu işletir. Bu yol mümkün olmazsa taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açar. Mülkiyetin devri için bu aşamaların tamamlanması gerekir.

Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerekir. Buradaki kamu yararı, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak acele kamulaştırmayı ve aceleliği zorunlu kılan bir yarardır. Danıştay 6. Dairesinin E. 2023/9165, K. 2024/4163 sayılı kararında, idarenin olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının ve gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir. Aynı dairenin E. 2022/3419, K. 2023/5339 sayılı kararında da acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olduğu ve olağan kamulaştırmadaki kamu yararından ayrıldığı belirtilmiştir.

Acele kamulaştırmada bildirim, süre ve temyiz

Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmî Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde değildir. Mülkiyet hakkını kısıtlayıcı bireysel işlem, otuz gün içinde dava açılacak idare gösterilmek suretiyle ilgiliye tebliğ edilir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi, acele kamulaştırma işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağını düzenler. Bu usulde dava açma süresi otuz gündür ve aynı Kanun'un 11. maddesi uygulanmaz. Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Danıştay 6. Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla ivedi yargılama usulünde verdiği karara karşı tebliğden itibaren on beş gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu bulunur.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 20/AKaynağı aç
Madde 20/A – (Ek: 18/6/2014-6545/18 md.) 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri. b) Acele kamulaştırma işlemleri. c) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları. d) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri. e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar. f) 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Cumhurbaşkanı kararları.[18] 2. İvedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri tebliğe çıkarılır. d) Savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün olup, bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. e) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara itiraz edilemez. f) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanır. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır. g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. h) Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir ve tebliğe çıkarılır. Bu Kanunun 48 inci maddesinin bu maddeye aykırı olmayan hükümleri kıyasen uygulanır. ı) Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi on beş gündür. i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir. j) Temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır. Karar en geç bir ay içinde tebliğe çıkarılır. Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü:

Kanun, acele kamulaştırma işleminden doğan uyuşmazlıkta ivedi yargılama usulünü ve otuz günlük dava süresini öngörür. Yazılı bildirimi usulüne uygun yapılmayan ve muhatabı bakımından kişisel nitelik taşıyan kararlar için Danıştay 6. Dairesinin E. 2022/3419, K. 2023/5339 ve E. 2023/9165, K. 2024/4163 sayılı kararlarında ayrı bir sonuç benimsenmiştir. Bu kararlar, usulüne uygun yazılı bildirim üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebilir; bu durumda 20/A maddesi uygulanmaz. Otuz günlük ivedi süre ile öğrenmeden işleyen altmış günlük süre, bildirimin yapılıp yapılmamasına göre yan yana durur. İkisi tek bir kesin süre kuralına indirgenemez.

Yenileme alanlarında anlaşma ve kamulaştırma

Yenileme alanı, il özel idaresinde il genel meclisinin, belediyede ise belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğuyla belirlenir. İl özel idaresinin ve büyükşehir dışındaki belediyelerin bu yöndeki kararları Cumhurbaşkanına sunulur. Alandaki yapıların boşaltılması, yıkılması ve kamulaştırılması önce anlaşmayla yürütülür. Anlaşma olmazsa ilgili il özel idaresi veya belediye, gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazı kamulaştırabilir. 5366 sayılı Kanun kapsamındaki bu kamulaştırma, 2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrası bakımından iskân projesinin gerçekleştirilmesi amacına yönelik kamulaştırma sayılır.

5366 sayılı YIPRANAN TARİHİ VE KÜLTÜREL TAŞINMAZ VARLIKLARIN YENİLENEREK KORUNMASI VE YAŞATILARAK KULLANILMASI HAKKINDA KANUN m. 2Kaynağı aç
Madde 2- (Değişik birinci, ikinci, üçüncü cümleler: 16/5/2012-6306/15 md.) Yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir. Cumhurbaşkanınca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde etap etap projelendirilebilir. Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur. Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır. Yenileme alanlarının teknik altyapı ve yapısal standartların oluşturulması, bu alanların yönetimi ile örgütlenme ve uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir. Uygulama

Danıştay 6. Dairesinin E. 2022/3548, K. 2023/5343 sayılı kararında, yenileme alanında kalan dava konusu taşınmazın herhangi bir etaba dahil edilmediği ve bu alana ilişkin yenileme projesinin bulunmadığı saptanmıştır. Hazırlanacak yenileme projelerinin kültür varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasından sonra belediyece uygulanabileceği ve bu işlemlerin belirli bir zaman alacağı dikkate alınarak, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acelelik hâlinin bulunmadığı ve o acele kamulaştırma işleminde hukuka uygunluk olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sonuç, karara konu parselin saptanan durumuna ilişkindir.

Tescilden sonra tahliye

İdare adına tescil edilen taşınmazın boşaltılması icra dairesinden istenir. İcra dairesi, taşınmazda bulunanlara taşınmazı on beş gün içinde boşaltmaları için tebligat yapar. Bu tebliğe karşı itiraz ve şikâyet tahliyeyi durdurmaz. Mahkemece ihtiyati tedbir kararı da verilemez.

Amacına uygun kullanılmayan taşınmazın geri alınması

Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece veya devir ya da tahsis yapılan idarece kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmazsa ya da taşınmaz kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek olduğu gibi bırakılırsa mal sahibi veya mirasçıları taşınmazı geri alabilir. Bunun için kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödemeleri gerekir. Geri alma hakkı, doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmazsa düşer.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 23Kaynağı aç
Madde 23 – Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece veya 22 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca devir veya tahsis yapılan idarece; kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını geri alabilir.[26] Doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmayan geri alma hakkı düşer. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/100 md.) Birinci ve ikinci fıkrada belirtilen süreler geçtikten sonra kamulaştırılan taşınmaz malda hakları bulunduğu iddiasıyla eski malikleri veya mirasçıları tarafından idareden herhangi bir sebeple hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamaz ve dava açılamaz. Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz mal birlikte kamulaştırıldığı takdirde bu taşınmaz malların durumunun bir bütün oluşturduğu kabul edilerek yukarıdaki fıkralar buna göre uygulanır. Özel kanunlarda bu maddenin uygulanmayacağına ilişkin hükümler saklıdır. 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununa dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda ve bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda bu madde hükmü uygulanmaz. BEŞİNCİ KISIM Hasar, Doğacak Hak ve Borçlar, Trampa Yolu ile ve Acele Kamulaştırma BİRİNCİ BÖLÜM Hasar Kamulaştırma bedelinden düşülebilecek hasar

Birinci ve ikinci fıkradaki süreler geçtikten sonra eski malikler veya mirasçıları, kamulaştırılan taşınmazda hakları bulunduğu iddiasıyla idareden herhangi bir sebeple hak, bedel veya tazminat isteyemez ve dava açamaz. Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz birlikte kamulaştırılmışsa bu taşınmazların durumu bir bütün kabul edilir ve geri alma hükümleri buna göre uygulanır.

1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununa dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda ve 2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerde yapılacak kamulaştırmalarda bu geri alma hükmü uygulanmaz. Özel kanunlarda 23. maddenin uygulanmayacağına ilişkin hükümler de saklıdır.

Sık sorulan sorular

Kamulaştırma nedir?

Kamulaştırma, kamu hizmeti veya teşebbüs için gerekli taşınmazın, kaynağın veya irtifak hakkının bedeli ödenerek idarece edinilmesidir. Mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Bedel kural olarak nakden ve peşin, Kanunda gösterilen hâllerde eşit taksitlerle ödenir.

Ödenek ayrılmadan kamulaştırmaya başlanır mı?

Hayır. İdareler yeterli ödenek temin etmeden kamulaştırma işlemlerine başlayamaz. Olağan usulde ödenek ayrıldıktan sonra kamu yararı kararı alınması da gerekir.

Onaylı imar planında ayrıca kamu yararı kararı gerekir mi?

Hayır. Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projeye göre yapılacak hizmetlerde ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Yetkili icra organının kamulaştırma işlemine başlandığını gösteren kararı yeterlidir.

Tapuda kayıtlı taşınmazda satın alma usulü öncelikli midir?

Evet. Tapuda kayıtlı taşınmazlarda satın alma usulünün öncelikle uygulanması esastır. Malik veya yetkili temsilcisi tebliğden itibaren on beş gün içinde başvurursa, tahmini değeri geçmemek üzere pazarlık görüşmesi yapılır.

Anlaşılan kamulaştırma bedeline sonra itiraz edilir mi?

Hayır. Satın alma veya trampayla edinilen taşınmaz, kaynak ya da irtifak hakkı kamulaştırma yoluyla alınmış sayılır. Bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davası açılamaz.

Büyük proje kamulaştırmasında bedelin tamamı peşin mi ödenir?

Hayır. Cumhurbaşkanınca kabul olunan büyük enerji, sulama ve iskân projeleri ile yeni orman, kıyıların korunması ve turizm amaçlı kamulaştırmada, o yıl Genel Bütçe Kanununda gösterilen miktar peşin ödenir ve bu miktar bedelin altıda birinden az olamaz. Aşan kısım en fazla beş yılda, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faizle eşit taksitlere bağlanır. O toprağı doğrudan işleyen küçük çiftçiye ait bedel her hâlde peşindir.

Kısmi kamulaştırmada kalan kısım da alınır mı?

Artan kısım yararlanmaya elverişli değilse, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açılmamış olması ve malikin tebliğden itibaren otuz gün içinde yazılı başvurması hâlinde kalan kısmın da kamulaştırılması zorunludur. Bu şartlardan biri eksikse aynı zorunluluk doğmaz.

Acele kamulaştırma mülkiyeti hemen geçirir mi?

Hayır. Acele usul, satın alma ve bedel davasından önce taşınmaza el koyma imkânı verir. Mülkiyetin devri için idarenin satın alma yolunu denemesi, anlaşma olmazsa asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açması gerekir.

Resmî Gazete ilanı acele kamulaştırmada tebliğ sayılır mı?

Hayır. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmî Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde değildir. İşlem, otuz gün içinde dava açılacak idare gösterilerek ilgiliye tebliğ edilir.

Kamulaştırılan taşınmaz geri alınabilir mi?

Bedel kesinleştikten sonra beş yıl içinde amaca uygun bir işlem veya tesis kurulmazsa ya da taşınmaz kamu yararına tahsis edilmeden bırakılırsa malik veya mirasçıları taşınmazı geri alabilir. Bedeli, aldıkları günden işleyen kanuni faiziyle birlikte ödemeleri gerekir. Hak, doğduktan sonra bir yıl içinde kullanılmazsa düşer. 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununa dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda ve 2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hâllerde bu geri alma kuralı uygulanmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu