Joint Venture Kavramı ve Hukuki Niteliği
Joint venture; hukuken ve iktisaden birbirinden bağımsız birden fazla gerçek veya tüzel kişinin, belirli bir işi veya süreklilik arz eden bir faaliyeti kazanç elde etmek gayesiyle üstlenmeleri, bu amaç doğrultusunda bir ticaret ortaklığı kurarak ya da böyle bir ortaklık söz konusu olmaksızın sözleşme çerçevesinde bir araya gelmeleri ve söz konusu faaliyetin rizikolarına müteselsilen katlanmaları esasına dayanan bir iş birliği yapısıdır.
Birden çok tüzel kişinin bir araya gelerek iş üstlenmesiyle oluşan joint venture sözleşmelerine Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu çerçevesinde adi ortaklık hükümleri uygulanır. Kanunla düzenlenmiş özel ortaklık türlerinin ayırt edici niteliklerini taşımayan ortaklıklar, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddeleri uyarınca adi ortaklık sayılır ve tüzel kişiliği bulunmayan bir kişi birliği meydana getirir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/167, K. 2021/644Kaynağı aç
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/1864, K. 2022/9257Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 620Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/11789, K. 2012/16355Kaynağı aç
Adi ortaklık niteliği taşıyan joint venture ilişkisinde sözleşme, şahıslar, sermaye niteliğindeki katılma payı, ortak amaç ve ortak amacın gerçekleştirilmesi olmak üzere beş ana unsur yer alır. Ortaklık bağı, gerçek ya da tüzel kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulan bir borçlar hukuku sözleşmesine vücut verir. Ortaklığın temel unsuru olan ortak amacın hukuka, ahlaka ve adaba aykırı veya imkânsız olmaması gerekir; ortaklar bu amaca erişmek için gerekli faaliyetlere katılmakla yükümlüdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/763, K. 2019/344Kaynağı aç
Sözleşmesel ve Sermayeye Katılmalı Modeller
Joint venture yapılanmaları salt sözleşmeye dayalı model ve sermayeye katılmalı model olmak üzere iki ana grupta incelenir. Salt sözleşmeye dayalı ortaklıkta bağımsız bir tüzel kişilik oluşturulmaz; taraflar üstlendikleri projenin yürütülmesi amacıyla sözleşme akdederler. Bu tür ortaklıklarda ortaklığın ömrü çoğunlukla yürütülen proje ile sınırlıdır ve sözleşmenin gayesi gerçekleştiğinde ortaklık nihayet bulur.
Sermayeye katılmalı modelde ise taraflar önce kendi aralarında adi ortaklık niteliği taşıyan bir joint venture sözleşmesi akdetmekte, ardından tüzel kişiliği haiz bir ticaret şirketi kurmakta veya hâlihazırda mevcut bir ortaklığa katılmaktadırlar.
Sermayeye katılmalı model çerçevesinde hissedarlar arasında pay sahipleri sözleşmeleri tanzim edilebilir. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi uyarınca pay sahipleri sözleşmesi hükümleri payı devralmak isteyen üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Anonim şirketlerde pay devrine onay verilmemesini gerektiren sebeplerin esas sözleşmede açıkça düzenlenmesi zorunlu olup pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan genel atıflar geçerli sayılmaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1865, K. 2025/478Kaynağı aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden haklı gösteriyorsa onayın reddi bakımından önemli sebep oluşturur; ancak bu haklı sebebin kanundaki kategorilere uygun şekilde somutlaştırılması şarttır. 6102 sayılı Kanun'un 494. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca da şirket, nama yazılı payların devrine yönelik onay talebini aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya yapılan ret haksızsa onay verilmiş sayılır.
Konsorsiyum ile Joint Venture Ayrımı ve Müteselsil Sorumluluk
Joint venture yapısının karakteristik vasfı ve onu konsorsiyumdan ayıran temel özellik, ortakların iş sahibine karşı işin belirli bölümlerinden değil, tamamından sorumlu olmayı üstlenmeleridir. Bir bütün olarak üstlenilen iş, ortaklardan birinin uzmanlık alanına girmese ve iç ilişkide iş paylaşımı yapılmış olsa dahi ortakların iş sahibine karşı işin tamamından müteselsil sorumlulukları devam eder.
Ortaklar, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan alacaklılara karşı doğrudan doğruya, şahsen ve sınırsız olarak tüm malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 638. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bu sorumluluğun aksi sözleşmeyle kararlaştırılabilir.
Katılım Payı, Kâr-Zarar Paylaşımı ve Ortaklık Mameleki
6098 sayılı Kanun'un 621. maddesi uyarınca her ortağın para, alacak, herhangi bir mal veya şahsi emek şeklinde ortaklığa sermaye niteliğinde bir katılım payı getirmesi gerekir. Taraflar sözleşmeyle farklı bir düzenleme yapmamışsa, ortaklık amacının taşıdığı önem ve niteliğe uygun olacak biçimde katılım paylarının birbirine eşit olduğu kabul edilir. Sermaye taahhüdünün bir şeyin yararlandırılmasından ibaret olması durumunda kira akdinin, doğrudan mülkiyet devri niteliğinde bulunması hâlinde ise satım akdinin hasar, ayıp ve zapta ilişkin sorumluluk kuralları kıyasen uygulanır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 621Kaynağı aç
Ortaklar sözleşmede kâr ve zarara katılma oranlarını serbestçe belirleyebilirler. Kâr ve zararın paylaşılması konusunda sözleşmede özel bir hüküm yer almadığında ortaklar arasında eşitlik esası geçerli olur.
Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar 6098 sayılı Kanun'un 638. maddesinin birinci fıkrası uyarınca elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur ve ortakların kişisel malvarlıklarından bağımsız özel bir ortaklık mameleki oluşturur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun elbirliği mülkiyetini düzenleyen hükümleri çerçevesinde elbirliği ortaklığının tüzel kişiliği bulunmadığı gibi ortakların münferiden doğrudan doğruya ayrılmış bir mülkiyet payı veya hakkı da mevcut değildir; mülkiyet bir bütün olarak ortakların tamamına aittir.
Yönetim, Temsil ve Kilitlenme (Deadlock) Hükümleri
Tüzel kişiliği bulunmayan joint venture yapısında kural olarak ortakların her biri, müşterek amaç kapsamında diğerini temsile yetkilidir; bununla birlikte sözleşmede temsile ilişkin özel hükümler kararlaştırılabilir. Ortaklığın tek başına temsile yetkili kılınan idareci ortağının ortaklık işlerinin yürütülmesi ve borçlarının ödenmesi amacıyla ortak hesaptan para çekmesi ve bu yolda vekaletname tanzim etmesi sözleşme ve yasa hükümlerine uygundur.
4721 sayılı Kanun'un 702. maddesi uyarınca, kanunda veya sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermesi şarttır. Topluluk devam ettiği sürece paylaşma yapılamaz ve pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz; ancak ortaklardan her biri topluluğa giren hakların korunmasını münferiden sağlayabilir ve bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 702Kaynağı aç
Joint venture yönetiminde meydana gelebilecek tıkanmaların ve bu sebeple iş sahibine karşı oluşabilecek müşterek sorumluluğun önüne geçilebilmesi amacıyla sözleşmelere kilitlenme (deadlock) maddesi eklenebilir.
Taraf Ehliyeti, Takip Hukuku ve Alacaklıların Hakları
Tüzel kişiliği bulunmayan joint venture yapılanmasının bağımsız bir taraf ehliyeti mevcut değildir ve aktif ile pasif dava ehliyeti bulunmaz; hukuk düzeninde taraf ehliyeti yalnızca gerçek ve tüzel kişilere tanınmıştır. Ortaklık adına açılacak davaların ortaklar tarafından ikame edilmesi kamu düzenine ilişkin bir zorunluluk olup mahkemece re'sen gözetilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2017/2568, K. 2018/5815Kaynağı aç
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/21568, K. 2017/11532Kaynağı aç
Elbirliği mülkiyeti hükümleri uyarınca adi ortaklar icra takibinde ve davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 60. maddesi kapsamında mecburi dava ve takip arkadaşı konumundadır; bu doğrultuda ortaklığa ait alacağın tahsili için takibin tüm ortaklar tarafından başlatılması gerekir. Ortaklık sözleşmesi veya ortaklık beyannamesinde pilot ortak belirlenerek pilot ortağa tam temsil yetkisi verilmiş olması dahi elbirliği mülkiyetinden kaynaklanan mecburi dava ve takip arkadaşlığı kuralını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte yargı kararlarında tüzel kişiliği bulunmayan ortaklık adına açılacak davaların ortaklardan herhangi biri tarafından açılabileceği yönünde münferit değerlendirmeler de yer almaktadır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 60Kaynağı aç
Tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığa icra takipleri kapsamında gönderilen haciz ihbarnameleri taraf ehliyetsizliği sebebiyle yok hükmündedir. Taraf ehliyeti bulunmayanlara karşı veya bunların talebiyle başlatılan ya da sürdürülen takip işlemleri geçersiz olup kamu düzenine ilişkin bu durum icra müdürü ve mahkemece re'sen gözetilir. Ortaklığın tüzel kişiliği bulunmamasına karşın ortaklık malları üzerine haciz konulması veya takip işlemleri yapılması durumunda ortaklardan her biri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi kapsamındaki genel şikâyet süresiyle bağlı olmaksızın icra mahkemesine her zaman şikâyet yoluna başvurabilir.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2016/9516, K. 2018/8673Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 16Kaynağı aç
6098 sayılı Kanun'un 638. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ortaklık sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça bir ortağın şahsi alacaklıları haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler. Bu yasal düzenleme yalnızca ortakların ortaklık dışındaki kişisel borçlarına münhasır olup ortaklığın bizzat kendi ticari faaliyetinden doğan borçlarına uygulanmaz. Bununla birlikte adi ortaklıkta her ortağın kâra katılma hakkı bulunduğundan, ortağın kişisel alacaklıları borçlu ortağın ortaklıktaki kâr payı üzerinde haciz tatbik edilmesini talep edebilirler.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 638Kaynağı aç
Joint venture bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip midir?
Salt sözleşmeye dayalı joint venture bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip değildir ve Borçlar Kanunu'ndaki tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık hükümlerine tabidir. Sermayeye katılmalı modelde ise taraflar ayrıca tüzel kişiliği haiz bir ticaret şirketi kurabilir veya mevcut bir şirkete iştirak edebilirler.
Joint venture ortaklarının iş sahibine karşı sorumluluk kapsamı nedir?
Ortaklar, iç ilişkide iş paylaşımına gitmiş olsalar dahi sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça iş sahibine karşı işin tamamından şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumludur.
Joint venture sözleşmelerinde kilitlenme (deadlock) maddesi ne amaçla düzenlenir?
Kilitlenme maddesi, ortaklığın yönetiminde meydana gelebilecek tıkanmaların ve bu gecikmeler nedeniyle iş sahibine karşı doğabilecek müşterek sorumluluk risklerinin önüne geçilmesi amacıyla sözleşmeye eklenir.
Bir ortağın kişisel borcu sebebiyle ortaklık malları haczedilebilir mi?
Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça bir ortağın şahsi alacaklıları elbirliği mülkiyetindeki ortaklık mallarını haczedemez; alacaklılar haklarını ancak borçlu ortağın tasfiye payı veya tahakkuk eden kâr payı üzerinde kullanabilirler. Ortaklık mallarına haciz konulması hâlinde ise ortaklardan her biri her zaman şikâyet yoluna başvurabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

