İzinsiz Fotoğraf Çekme Suçu ve Temel Cezası
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi durumunda ise hükmolunacak ceza bir kat artırılmaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 134Kaynağı aç
kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin
görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek
ceza bir kat artırılır.[59]
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına
ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın
ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Kişisel verilerin kaydedilmesi
İzinsiz Kaydedilen Görüntülerin İfşası ve Paylaşılması
Kişilerin özel hayatına ilişkin elde edilen görüntülerin hukuka aykırı yollarla başkalarına aktarılması veya yayımlanması ayrı bir cezai yaptırıma bağlanmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında, bu nitelikteki görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. İfşa edilen verilerin basın ve yayın araçları vasıtasıyla kamuoyuna duyurulması durumunda da fail aynı ceza aralığı ile cezalandırılır.
Aleni Olmayan Konuşma ve Seslerin İzinsiz Kaydedilmesi
Görüntü kaydının yanı sıra kişilerin rızası dışındaki ses kayıtları da koruma altındadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133. maddesinin birinci fıkrası gereğince, tarafların aleni olmayan konuşmalarını rıza bulunmaksızın bir aletle dinleyen veya ses alma cihazıyla kaydeden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 133Kaynağı aç
taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları
bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
(2) Katıldığı aleni olmayan bir
söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan
kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/80 md.) Kişiler arasındaki aleni
olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı
olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın
yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Özel hayatın gizliliğini ihlal
Kişinin bizzat tarafı olduğu aleni nitelik taşımayan bir söyleşiyi diğer katılımcıların bilgisi ve onayı dışında kayda alması hâlinde, 5237 sayılı Kanun'un 133. maddesinin ikinci fıkrası gereği altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası uygulanır.
Konuşmaların kaydedilmesi yoluyla elde edilen verilerin hukuka aykırı şekilde üçüncü kişilere sunulması da yaptırıma tabidir. 5237 sayılı Kanun'un 133. maddesinin üçüncü fıkrası doğrultusunda, bu verileri ifşa eden kişiye iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dört bin güne kadar adlî para cezası verilir; ifşanın basın ve yayın kanallarıyla yapılması durumunda aynı yaptırım uygulanır.
Kadraj Açısı ve Kasıt Kriteri
Bir kimsenin çekilen fotoğrafta yer alması her somut durumda mahkûmiyeti gerektirmez; failin eylemi kasten gerçekleştirdiğinin kesin kanıtlarla tespiti aranır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/266 Esas ve 2022/4076 Karar sayılı ilamında, çekim açısının sanığın ailesine ve başka şahıslara odaklandığı, şikâyetçinin oturulan bankın uç kısmında bulunması sebebiyle kareye kısmen ve bulanık biçimde girdiği, yüzünün net olarak görüntülenmediği ve kasıtlı veri kaydına ilişkin şüpheden uzak kesin delil elde edilemediği olayda verilen beraat hükmü hukuka uygun bulunmuştur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/266, K. 2022/4076Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Tehdit, kişisel verilerin kaydedilmesi
Karar-Hüküm : 1- Sanığın tehdit suçundan TCK’nın 106/1-2, 62, 52/2, CMK’nın 231/5. maddeleri gereğince mahkumiyetine dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar
2- Sanığın kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan CMK’nın 223/2-e. maddesi gereğince beraatine ilişkin hüküm
Tehdit suçundan sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan tarafından sunulan temyiz dilekçesinde; katılan, sanık hakkında basit yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurulmamasından dolayı da kararın bozulmasını talep etmiş ise de, mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunmalıdır. Nitekim, CMK’nın 170/4. madde ve fıkrasında, “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.” ve aynı Kanunun 225/1. madde ve fıkrasında, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” düzenlemelerine yer verilmiş olup, iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiilin ya da fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması ve açıklanan fiil ve faili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle dosyada mevcut iddianamedeki anlatım, sevk maddeleri, suç isimleri ve nitelendirmelere göre, sanık hakkında basit yaralama suçundan usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunmadığından, yerel mahkemenin anılan suça ilişkin hüküm kurulmamasına yönelik uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve gerekçeli karar başlığına sehven yazılan “Basit Yaralama (Teşebbüs)” ibarelerinin mahallinde karar başlığından çıkarılabileceği belirlenerek yapılan incelemede:
A) Sanık hakkında tehdit suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, CMK'nın 231/12. madde ve fıkrası uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, katılanın temyiz isteminin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle CMK'nın 264/2. madde ve fıkrası uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B) Sanık hakkında kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Sanık …’nın eşi olan tanık Müzeyyen ile aynı kurumda çalışan katılan …’in, sanıkla eşi arasında Ankara 9. Aile Mahkemesinin 2013/1221 esasına kayden görülmekte olan boşanma davasında tanıklık yapmak için 19.06.2014 tarihinde adliyeye gelip, koridorda bulanan bankta sanığın eşi ile yan yana oturduğu ve duruşma sırasını beklediği esnada, sanık tarafından, kameralı cep telefonu ile izinsiz fotoğrafının çekildiğine dair 09.07.2014 tarihli şikayet dilekçesi üzerine başlatılan adli soruşturma sonunda, sanık hakkında TCK’nın 135/1. madde ve fıkrasındaki kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan kamu davası açıldığı olayda;
Katılanın 19.06.2014 tarihinde gerçekleştiğini iddia ettiği olayla ilgili olarak 09.07.2014 tarihine kadar adli makamlara müracaat etmeyip, şikayet konusu ettiği fotoğrafın ve toplanması muhtemel delillerin kaybına kendisi neden olduğu ve soruşturma evresinde sanık tarafından kaydedilen katılana ait herhangi bir fotoğrafın temin edilemediği, kovuşturma evresinde ise sanık tarafından sunulan dosyada mevcut fotoğrafa göre çekim açısının bank üzerinde oturmakta olan sanığın oğlu ile onun sağ ve sol tarafında oturan sanığın eşi ve katılan dışındaki diğer kişilere doğru odaklandığı, sanığın eşinin yanında bankın uç kısmında oturduğu ve katılan olduğu ifade edilen şahsın, diğerlerinin yanında oturmasından dolayı kısmen ve bulanık şekilde kayda girdiği ve yüzünün görüntülenmediği, gerek katılanın gerek tanıklar Müzeyyen ile Mehmet’in hep birlikte otururken sanık tarafından karşıdan fotoğraf çekildiğini ifade ettikleri anlaşılmakla, sanığın oğlunun fotoğrafını çekmek istediği esnada durumun fark edilip, çıkan tartışmadan dolayı oğlunun da fotoğrafını düzgün çekemediğine ve kovuşturma evresinde sunduğu tek fotoğraf dışında olay anına ilişkin başkaca bir görüntünün ve katılanın kişisel verilerini kaydetmeye yönelik bir eyleminin bulunmadığına dair savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesine dayalı olarak sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanın sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 25.05.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Soruşturma Usulü ve Şikayet Şartı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 139. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ile verileri yok etmeme fiilleri haricinde kalan ve özel hayata karşı işlenen suçların soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır. Fotoğrafının izinsiz çekildiğini öğrenen kişinin fiili ve faili öğrenmesinden itibaren altı aylık hak düşürücü süre içinde kolluk birimlerine ya da Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet başvurusunda bulunması gerekir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 139Kaynağı aç
aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde
yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Cumhuriyet savcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verilmesi hâlinde, suçtan zarar gören kişi bu kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173. maddesi gereğince itiraz, kararı veren savcının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yazılı dilekçeyle yapılır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 173Kaynağı aç
dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu
kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza
mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.[69]
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek
olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.)
Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine
gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet
başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli
nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere
mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı,
kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi
yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir
yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10
md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası
açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
İddianamenin iadesi
5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda itiraz dilekçesinde kamu davası açılmasını gerektiren olay ve deliller açıklanmalıdır. Hâkimlik delil durumunu değerlendirerek soruşturmanın genişletilmesini talep edebilir, kamu davası açılması için yeterli sebep görmediğinde itirazı gerekçeli olarak reddeder; istemi yerinde gördüğü takdirde ise iddianame düzenlenmesi süreci başlar.
Haksız Fiilden Doğan Tazminat Davası ve Zamanaşımı
Kişilerin rızası dışında fotoğraflarının çekilmesi veya yayımlanması kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir haksız fiildir. Mağdur, uğradığı zararların giderilmesi talebiyle maddi ve manevi tazminat davası açabilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Bununla birlikte fiil ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir suçtan doğmuşsa, dava hakkında uzamış ceza zamanaşımı süresi tatbik edilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin
işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak,
tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren
bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar
gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her
zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.
II. Rücu isteminde
İzinsiz fotoğraf çeken kişiye kaç yıl ceza verilir?
Özel hayatın gizliliğini ihlal eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası alır; ihlalin görüntü kaydıyla yapılması hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.
İzinsiz çekilen fotoğraf için şikayet süresi ne kadardır?
Mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içerisinde kolluk birimlerine veya Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunması gerekir.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına kaç gün içinde itiraz edilir?
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine itiraz başvurusunda bulunulabilir.
İzinsiz fotoğraf çekimi nedeniyle tazminat davası ne zaman açılmalıdır?
Tazminat davası kural olarak zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık süre içinde açılmalıdır; fiil suç teşkil ettiğinde daha uzun ceza zamanaşımı uygulanabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

