TCK 148 Yağma Suçu Unsurları, Cezası ve Nitelikli Halleri

by Avukat Erdal Ersoy
TCK 148 Yağma Suçu Unsurları, Cezası ve Nitelikli Halleri

Yağma suçu, failin bir başkasını kendisinin veya bir yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratacağı tehdidiyle veya cebir kullanarak bir malı teslim etmeye yahut alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakmasıyla oluşur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu fiili işleyen kimseye altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 148Kaynağı aç
Madde 148- (1) Bir başkasını, kendisinin veya
yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı
gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından
bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın
alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak
mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var
olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir
senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline
getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya
imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.
(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta
ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda
cebir sayılır.
Nitelikli yağma

Yağma Suçunun Hukuki Yapısı ve Unsurları

Yağma suçu; tehdit, cebir ve hırsızlık suçlarının unsurlarını bünyesinde barındıran bileşik bir suçtur. Türk Ceza Kanunu'nun 42. maddesi gereğince fail, yağmayı meydana getiren bu kurucu eylemlerden ötürü ayrıca cezalandırılmaz ve yalnızca yağma suçu kapsamında cezai sorumluluk altına girer.

Hırsızlık fiilinin icra edilerek malın alınması ve mağdurun söz konusu eşya üzerindeki fiili hakimiyetinin sona ermesinden sonra başvurulan cebir ya da tehdit eylemleri yağma suçunu oluşturmaz. Bu neviden hallerde malvarlığına yönelik ihlal tamamlanmış olduğundan fail, eyleminin niteliğine göre hırsızlık suçunun yanında ayrıca tehdit veya kasten yaralama suçundan cezalandırılır.

Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yağma suçunda zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Aynı suç işleme kararı doğrultusunda dahi olsa farklı zamanlarda aynı mağdura karşı işlenen birden fazla yağma fiili bakımından gerçek içtima kuralları işletilir ve fail her bir suçtan dolayı bağımsız cezaya çarptırılır.

Senet Yağması ve Cebir Sayılan Durumlar

Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında; cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi yahut var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde bu nitelikte bir senet haline getirilebilecek kağıdı imzalamaya veya mevcut senedi imha etmeye ya da imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de fail hakkında altı yıldan on yıla kadar hapis cezası uygulanır.

Failin fiziksel güç tatbik etmesinin yanı sıra, Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince mağdurun herhangi bir vasıtayla kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de yağma suçunda cebir olarak kabul edilir.

Nitelikli Yağma Halleri ve Cezası

Türk Ceza Kanunu'nun 149. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yağma suçunun; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, birden fazla kişi tarafından birlikte, yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde işlenmesi halinde fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Fiilin gece vaktinde gerçekleştirilmesi, mağdurun bedensel veya ruhsal açıdan kendini savunamayacak halde bulunması, gerçek ya da varsayılan bir suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılması yahut örgüte menfaat temini gayesiyle hareket edilmesi durumunda da nitelikli yağma hükümleri uyarınca fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.

Yağma suçunun icrası esnasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin meydana gelmesi durumunda, Türk Ceza Kanunu'nun 149. maddesinin ikinci fıkrası gereğince fail hakkında yağma cezasının yanı sıra ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler tatbik edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 149Kaynağı aç
Madde 149- (1) Yağma suçunun;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak
bir hale koyması suretiyle,
c) Birden fazla kişi tarafından
birlikte,
d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64
md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,
e) Beden veya
ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
f) Var olan
veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten
yararlanılarak,
g) Suç örgütüne yarar sağlamak
maksadıyla,
h) Gece vaktinde,
İşlenmesi halinde,
fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Yağma
suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle
ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna
ilişkin hükümler uygulanır.
Daha az cezayı gerektiren hâl

Hukuki Alacağın Tahsili Amacıyla Cebir veya Tehdit

Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil etmek amacıyla cebir veya tehdit kullanması durumunda yağma hükümleri uygulanmaz. Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin birinci fıkrası uyarınca fail hakkında eylemin mahiyetine göre yalnızca tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler tatbik edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 150Kaynağı aç
Madde 150- (1) Kişinin bir hukuki ilişkiye
dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak
tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Yağma suçunun konusunu
oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya
kadar indirilebilir.[68]
Mala zarar verme

Malın Değerinin Azlığı ve Etkin Pişmanlık

Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin ikinci fıkrasına göre, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı sebebiyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanması hâkimin takdirine bağlı olup zorunluluk teşkil etmez.

Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren faile verilecek ceza; mağdurun uğradığı zararın tamamen giderilmesi koşuluyla, Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kovuşturma başlamadan önce bizzat pişmanlık halinde yarısına, kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce ise üçte birine kadar indirilir. Aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca zararın kısmen geri verilmesi veya tazmini halinde etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki için mağdurun rızası şarttır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.)
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72]
suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan
önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek
mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen
gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm
verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı
indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek
cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde
üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin
halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun
rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin
pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı
zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası
açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise,
verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki
defadan fazla yararlanamaz.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

Soruşturma Usulü, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Yağma suçu ve nitelikli halleri takibi şikayete bağlı olmayan ve yetkili makamlarca resen soruşturulan suçlardandır. Bununla birlikte failin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla cebir veya tehdide başvurması neticesinde Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin birinci fıkrası uyarınca eylem tehdit veya kasten yaralama suçu kapsamına girdiğinde, fiilin niteliğine göre soruşturma şikayete bağlı hale gelebilir.

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hallerde yetkili kişinin fiili ve faili bildiği veya öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayette bulunması gerekir. Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca bu süre hak düşürücü niteliktedir; şikayet hakkı bulunan birden fazla kimseden birinin süreyi geçirmesi diğerlerinin hakkını düşürmez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda istem aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Yağma suçunda öngörülen ceza alt sınırı beş yıldan fazla olduğundan, soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde şüpheli veya sanığa zorunlu müdafi atanması yasal zorunluluktur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 150Kaynağı aç
Madde 150 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/21 md.)
(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine
bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda
olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak
derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi
görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan
dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin
görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik
görevinden yasaklanma[54]

Yağma suçuna ilişkin davalara bakmakla görevli mahkeme 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesidir. Suçun çocuklar tarafından işlenmesi durumunda yargılama kural olarak çocuk ağır ceza mahkemesinde görülür; çocukların suçu yetişkinlerle birlikte işlemesi ve davaların birleştirilmesinin zorunlu olması durumunda ise birleştirilen dava genel mahkemede yürütülür.

Yağma suçunun temel ve nitelikli şekillerinde dava zamanaşımı süresi Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi doğrultusunda suç tarihinden itibaren on beş yıldır.

Yağma suçu uzlaşma kapsamında mıdır?

Yağma suçu, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde sayılan uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almadığı için kural olarak uzlaşma prosedürüne tabi değildir. Ancak hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili maksadıyla hareket edilip fiilin Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin birinci fıkrası delaletiyle uzlaştırma kapsamındaki tehdit veya kasten yaralama suçlarına vücut vermesi halinde uzlaşma yoluna gidilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Uzlaşma sürecinde teklife cevap verilmezse ne olur?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulan şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören kişi yedi gün içinde kararını bildirmediği takdirde teklifi reddetmiş sayılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu