İyi Hâl İndirimi ve Takdiri İndirim Nedenleri

by Avukat Erdal Ersoy
İyi Hâl İndirimi ve Takdiri İndirim Nedenleri

Takdiri İndirim Nedir ve Cezaya Nasıl Yansır?

Takdiri indirim nedenleri, suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince mahkemeye temel cezayı artırma yetkisi vermeyip yalnızca kanunda öngörülen sınırlar dâhilinde cezayı indirme imkânı tanır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası yerine yirmi beş yıl hapis cezası verilir. Bu nitelikteki cezaların dışındaki diğer cezaların ise altıda birine kadarı indirilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 62Kaynağı aç
Madde 62- (1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.[20] (2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri (…)[21] göz önünde bulundurulabilir. (Ek cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.21 Mahsup

Cezanın Bireyselleştirilmesinde Uygulama Sırası

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sonuç ceza belirlenirken takdiri indirim nedenleri, saptanan ceza üzerinden sırasıyla suça teşebbüs, iştirak hâli, zincirleme suç, haksız tahrik ile yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim öngören şahsi nedenlere dair hükümler uygulandıktan sonra değerlendirilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 61Kaynağı aç
MADDE 61. – (1) Hakim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. (2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır. (3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz. (4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır. (5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir. (6) Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir. Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez. (7) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)Süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan fazla olamaz. (8) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.) Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur. (9) (Ek: 6/12/2006 – 5560/1 md.) Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz. (10) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.[18][19] Takdiri indirim nedenleri

Takdiri İndirimde Değerlendirme Kriterleri ve Gerekçe Zorunluluğu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiri indirim nedeni olarak failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir. Buna karşılık failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları takdiri indirim nedeni sayılmaz ve takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle açıkça gösterilir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2019/25457, K. 2022/882Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2019/25457 E.  ,  2022/882 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Gereği görüşülüp düşünüldü: Sanık müdafinin sair itirazlarının reddine, ancak; TCK.nun 62. maddesinin, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki etkileri gibi hususlar gözetilerek uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken, UYAP üzerinden temin edilen adli sicil kaydına göre sabıkası olmayan sanık hakkında, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasının denetime olanak verecek şekilde gerekçelendirilmemesi Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.01.2022 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI GÖRÜŞ TCK.nın 62. maddesinde ceza indirimi gerektiren takdiri indirim konusu düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında sınırlı olmamak üzere gösterilen takdiri indirim nedenlerinin varlığı halinde hükmedilen cezadan gösterilen oranlarda indirim yapılabilecektir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3 ve CMK.nın 230. maddesinde kararların gerekçeli olması ve gerekçede gösterilmesi zorunlu olan hususlar açıkça yazılmıştır. Ancak; kararların gerekçelerinde uygulama konusu yapılmayan hususlarla ilgili gerekçe yazılması gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Sanık tarafından talep edilmeyen ve mahkemece uygulama konusu olmayan bir hususun gerekçelendirilmesi zorunluluğu yoktur. Dosyamıza konu somut olayda; sanık aşamalarda suçunu kabul etmiş ise de, takdiri indirim nedenlerinin uygulanması yönünde bir talepte bulunmamıştır. Adli sicil kaydı tekerrüre esas olmasa bile eşine karşı işlediği yaralama suçu nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından yaklaşık bir yıl sonra bu suçu işlemek suretiyle suça olan eyilimini göstermiştir. Mahkemece sanığın suça olan eğilimi, geçmişi ve pişmanlık duymaması gibi nedenler gözetilerek erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanamamıştır. Sanığın dosyaya yansıyan kişiliği itibarıyla TCK.nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasında usul ve yasaya aykırılık görülmemektedir. Aksi takdirde kamuoyunda "kravat indirimi" şeklinde eleştiri konusu olan takdiri indirimin zorunlu olarak uygulanması gerektiği gibi bir sonuca ulaşılabilir. Dosya kapsamına göre uygulanması zorunlu olmayan ve sanık tarafından uygulanması talep edilmeyen takdiri indirim nedeni olarak TCK.nın 62. maddesinin uygulanmasının ve talep yokluğu nedeniyle bu konuda herhangi bir gerekçe gösterilmemesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğum için bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. 19.01.2022

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3107 Esas, 2018/478 Karar sayılı ilamında; geçmişte suç kaydı ve sabıkası bulunmayan, dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen ve savunmasıyla mahkemeye yardımcı olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında, yasal ölçütler tartışılmaksızın yalnızca soyut biçimde takdiren denilerek indirim uygulanmasına yer olmadığı kararı verilmesi kanuna aykırı bulunmuştur.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2017/3107, K. 2018/478Kaynağı aç
16. Ceza Dairesi         2017/3107 E.  ,  2018/478 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suçü Sürüklenen Çocuk : … Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma Hüküm : TCK'nın 314/2, 31/3 maddesi uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: I-Suça sürüklenen çocuk hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından; aşamalarda değişmeyen ifadesinde süre ve konumu itibarıyla, örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili bilgi veren suça sürüklenen çocuğun verdiği bilgilerin örgütteki konum ve faaliyetine uygun nitelikte faydalı olup olmadığı İçişleri Bakanlığından ve ilgili birimlerden sorulduktan sonra sonucuna göre hakkında TCK'nın 221/4. maddesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılarak bir hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, II-Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden geçmişte hakkında herhangi bir suç kaydı ve sabıkası bulunmayan, dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen ve savunması dikkate alındığında mahkemeye yardımcı olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında yalnızca "takdiren" şeklindeki yeterli olmayan gerekçe ile TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, III-Kabul ve uygulamaya göre de; Sosyal inceleme raporuna ait bilirkişi ücretinin suça sürüklenen çocuğa yükletilmesine karar verilmesi, Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün üye …'ın ayrıntıları muhalefet şerhinde yazılmak üzere, TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına ilişkin bozma sebebinin yerinde olmadığı yönünde karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 06.02.2018 tarihinde karar verildi. KARŞI OY: Uygulamada takdiri indirim maddesi olarak bilinen 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi suç failine uygulanacak olan cezanın, olay ve sanık bazında bireyselleştirilmesi suretiyle adalete uygun bir cezaya hükmedilebilmesini sağlamaya yönelik olarak hakime cezada indirim yapılabilmesi için tanınan serbestidir. Her suçun cezasında indirim yapılmasına imkan tanıdığı için genel olan anılan madde, fail hakkında uygulanıp uygulanmaması hakimin takdirine bırakıldığı için de takdiridir. TCK’nın 62. maddesinin 2. fıkrasında takdiri indirim nedenleri tahdidi değil tadadi olarak belirtilmiş olması nedeniyle maddede belirtilenler dışında da takdiri indirim nedeni kabulü mümkündür. Ancak hükümde gerek temel cezanın belirlenmesinde gerekse artırım indirim nedeni olarak kabul edilen olgular ile seçenek yaptırıma çevirme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme gibi diğer kişiselleştirme müesseselerin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin gerekçelerle, hukukun genel ilkeleri, tecrübe ve mantık kuralları ile çelişmemek koşuluyla her şey takdiri indirim nedeni olarak kabul edilebilir. Buna karşın hukukun kendisine tanıdığı hakları kullanması takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasını engel teşkil etmeyeceği gibi takdiri indirim nedenleri temel cezanın belirlenmesinde gözetilemez. Yine kanunda öngörülmüş indirim nedenleri, suçtaki nitelikli haller, suçun unsurlarından biri veya kanunun özel olarak belirttiği nedenler ayrıca takdiri indirim nedeni sayılamaz. Bir failin birden fazla suçtan yargılanması durumunda, takdiri indirim nedenlerinin uygulanması veya uygulanmaması konusunda her suç için diğer gerekçelerle çelişmemek koşulu ile ayrı ayrı değerlendirme yapılmalıdır. Takdiri indirime ilişkin 07.06.1776 gün ve 3-4 sayılı İBK ve CGK 17.06.2014 gün ve 2013/6-301 -2014/329 sayılı kararları ile çok sayıda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve özel daire kararlarında konu etraflıca tartışılmış ve içtihat halini almış uygulamalar gözetildiğinde; Talep halinde TCK’nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesini zorunlu iken, talep olmadan takdiri indirim nedenlerinin uygulanıp uygulanmaması yönünden bir değerlendirme yapılmış ise, uygulanacak kanun yolu normuna göre gösterilen gerekçenin yasal olup olmadığı denetlenebilecektir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise, diğer kişiselleştirme kurumlarının uygulanıp, uygulanmaması yönünden gösterilen gerekçeler ile takdiri indirim nedenleri yönünden gösterilen gerekçeler arasında çelişkiye yol açılmamasıdır. Mahkemece takdiri indirim nedeninin uygulanmasına karar verdiğinde gerekçe gösterilmesi gerekirken, uygulanmaması halinde ise genel bir gerekçe ile takdiren kelimesinin kullanılması yeterli kabul edilmektedir. Bu hususta sanıkla doğrudan doğruya iletişim içinde olan yerel mahkeme hakimlerinin geniş bir takdir yetkisine sahip oldukları hususunda kuşku bulunmamaktadır. Yargıtayın Dairemizce de benimsenen ve yukarıda açıklanan yerleşik uygulamaları da nazara alındığında; kararın hüküm fıkrasının 4. bendinde ''sanık hakkında takdiren TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" karar verildiği gibi hükmün gerekçesinde yine TCK'nın 62. maddesi uygulanmamasına ilişkin olarak "suç işlemekten çekineceği yönünde mahkememizde kanaat oluşmaması ve cezadan takdiri indirim yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığından takdiren TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" ilişkin gerekçede çelişki olmadığı gibi, gösterilen gerekçeler uzun yıllar itibariyle Yargıtayın yerleşik içtihatlarına uygun ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu ve yerel mahkemenin takdir yetkisininde bu doğrultuda olduğu cihetle sayın çoğunluğun TCK'nın 62. maddesinin sanık hakkında uygulanması gerektiği yönündeki II nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3956 Esas, 2018/1043 Karar sayılı kararında da geçmişte suç işlediği saptanmayan, duruşma tutanaklarına olumsuz hâli yansımayan ve soruşturmada suçun açığa çıkmasına katkı sağlayan sanık hakkında; dosya kapsamına uygun düşmeyen ve yetersiz gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanmamasına karar verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2017/3956, K. 2018/1043Kaynağı aç
16. Ceza Dairesi         2017/3956 E.  ,  2018/1043 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ceza Dairesi Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma Hüküm : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; l-TCK'nın 62/2. maddesinde takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiş olup; dosya kapsamına göre geçmişte suç işlediği tespit edilemeyen ve duruşma tutanaklarına olumsuz hali yansıtılamayan sanığın soruşturma aşamasında kısmen de olsa suçun açığa çıkmasına yardımcı olacak şekilde ifade verdiği anlaşılmakla sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yasal olanak yok ise de; suç işleme eğilimi, pişmanlık göstermemesi ile sanık lehine uygulanabilecek cezanın failin geleceği üzerine etkisi gibi nedenlerle dosya kapsamına uygun bulunmayan, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, 2-Sanık hakkında kurulan hükümde TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması bakımından, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 1 nolu bozma gerekçesi yönünden üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybirliğiyle 02.04.2018 tarihinde karar verildi. KARŞI OY: Sanık müdafiinin temyiz itirazları içerisinde yer almayan TCK'nın 62. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına ilişkin hükmün temyizen incelenip incelenemeyeceği dolayısı ile bozma konusu yapılıp yapılamayacağı CMK'nın 288. maddesi kapsamında ön sorun olarak çözülmesi gereklidir. Zira temyize konu hüküm istinaf kanun yolundan geçerek temyiz edilmiş hükümlerden olup CMK'nın 288 maddesi 'Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.' Amir hükmü nazara alındığında öncelikle TCK'nın 62 maddesinin uygulanmamasına yer olmadığına yönelik uygulamanın usul hukukuna mı yoksa maddi hukuka mı müteallik bir mesele olarak ele alındığının ortaya konulmasında zorunluluk olup; bu bağlamda genel olarak takdiri indirim bir müessese olarak cezanın azaltılması sonucu itibariyle maddi hukuka ilişkin bir uygulama olmakla birlikte maddenin tatbikine ilişkin gerekçenin yerinde ve yeterli olup olmadığı hususu usul hukukunu ilgilendiren bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. CMK'nın 288 maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde gösterilen bir temyiz nedeni ile hükmün bozulması halinde 302/3 kapsamında diğer hukuka aykırılık hallerinin ilamda gösterilebileceği nazara alındığında, temyiz dilekçesinde gösterilmeyen bir hususta CMK'nın 289 maddesinde yazılı hususlara ilişkin saptanan hukuka aykırılıkların ilamda gösterilebileceği kabul etmek gerekecektir. Bu halde uygulanacak normun belirlenmesinde gerekçede bir eksiklik olmamakla birlikte ceza adaleti yönünden yapılacak doğrudan sonuca yönelik uygulamalarda olaya maddi hukuk; maddenin uygulanması/ uygulanmaması sırasında oluşacak gerekçelendirmeye ilişkin sorunlara usul hukuku müessesinin uygulanması gerekecektir. Somut olayda yerinde olmayan gerekçe ile bir hukuk normunun uygulanması gerektiği yönündeki bozma düşüncesinin maddi hukuka ilişkin olmayıp bozmanın gerekçenin yetersizliğine dayanması nedeniyle usul hukukuna tabi olduğu hususunda tarafımızca kuşku bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesi sonrasında temyiz incelemesinin kapsam ve koşulları hususunda hakkında daha önce yerleşik uygulama ve içtihatları bulunmayan Yargıtay içtihatlarının oluşumuna ışık tutabilecek Alman Yargıtay'ının yerleşik içtihatlarından faydalanılması imkan dahilindedir. Kısaca ve özetle; temyiz nedeni, temyiz dilekçesinde ne kadar somut yazılması gerekir ki CMK'nın 288 maddesi kapsamında temyiz nedeni var kabul edilerek temyizen incelenebilsin? Bu sorunun cevabını Alman Yargıtayı uygulamalarında bulmak mümkündür. Anılan mahkeme içtihatlarına göre temyiz nedenlerinin usul hukuku yönünden son derece somut olarak gösterilmesi beklenirken, maddi hukuka ilişkin temyiz nedenlerinin soyut ve genel ibarelerle gösterilmesinin yeterli kabul edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda TCK'nın 62 maddeye ilişkin uygulamanın gerekçe yönünden yeterliliğinin temyizen incelenmesi bir usul hukuku sorunu olması nedeniyle somut bir şekilde temyiz nedeni olarak gösterilmesi gerekmektedir. Oysa temyiz dilekçesinde TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına ve özellikle gerekçesine yönelik bir temyiz nedeni yoktur. Temyiz nedeni bulunmadığı için hüküm bu yönü itibariyle temyizen incelenemez. Bu nedenle sayın çoğunluğun bozma kararı yerinde değildir. Velev ki; temyiz nedeni bulunmadığı halde maddi hukuka ilişkin bir mesele kabulü ile temyizen incelenebileceğini kabul etsek bile; Uygulamada takdiri indirim maddesi olarak bilinen 5237 sayılı TCK'nın 62 maddesi suç failine uygulanacak olan cezanın, olay ve sanık bazında bireyselleştirilmesi suretiyle adalete uygun bir cezaya hükmedilebilmesini sağlamaya yönelik olarak hakime cezada indirim yapılabilmesi için tanınan serbestidir. Her suçun cezasında indirim yapılmasına imkan tanıdığı için genel olan anılan madde, fail hakkında uygulanıp uygulanmaması hakimin takdirine bırakıldığı için de takdiridir. TCK’nın 62. maddesinin 2. fıkrasında takdiri indirim nedenleri tahdidi değil tadadi olarak belirtilmiş olması hasebiyle maddede belirtilenler dışında da takdiri indirim nedeni kabulü mümkündür. Ancak hükümde gerek temel cezanın belirlenmesinde gerekse artırım indirim nedeni olarak kabul edilen olgular ile seçenek yaptırıma çevirme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme gibi diğer kişiselleştirme müesseselerin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin gerekçelerle, hukukun genel ilkeleri, tecrübe ve mantık kuralları ile çelişmemek koşuluyla her şey takdiri indirim nedeni olarak kabul edilebilir. Buna karşın hukukun kendisine tanıdığı hakları kullanması takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasını engel teşkil etmeyeceği gibi takdiri indirim nedenleri temel cezanın belirlenmesinde gözetilemez. Yine kanunda öngörülmüş indirim nedenleri, suçtaki nitelikli haller, suçun unsurlarından biri veya kanunun özel olarak belirttiği nedenler ayrıca takdiri indirim nedeni sayılamaz. Bir failin birden fazla suçtan yargılanması durumunda, takdiri indirim nedenlerinin uygulanması veya uygulanmaması konusunda her suç için diğer gerekçelerle çelişmemek koşulu ile ayrı ayrı değerlendirme yapılmalıdır. Takdiri indirime ilişkin 07.06.1776 gün ve 3-4 sayılı İBK ve CGK 17.06.2014 gün ve 2013/6-301-2014/329 sayılı kararları ile çok sayıda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve özel daire kararlarında konu etraflıca tartışılmış içtihat halini almış uygulamalar gözetildiğinde; Talep halinde TCK’nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesini zorunlu iken, talep olmadan takdiri indirim nedenlerinin uygulanıp uygulanmaması yönünden bir değerlendirme yapılmış ise, uygulanacak kanun yolu normuna göre gösterilen gerekçenin yasal olup olmadığı denetlenebilecektir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise, diğer kişiselleştirme kurumlarının uygulanıp, uygulanmaması yönünden gösterilen gerekçeler ile takdiri indirim nedenleri yönünden gösterilen gerekçeler arasında çelişkiye yol açılmamasıdır. Mahkemece takdiri indirim nedeninin uygulanmasına karar verdiğinde gerekçe gösterilmesi gerekirken, uygulanmaması halinde ise salt takdiren kelimesinin kullanılması yeterli kabul edilmektedir. Bu hususta sanıkla doğrudan doğruya iletişim içinde olan yerel mahkeme hakimlerinin geniş bir takdir yetkisine sahip oldukları hususunda kuşku bulunmamaktadır. Yargıtayın Dairemizce de benimsenen ve yukarıda açıklanan yerleşik uygulamaları da nazara alındığında; kararın hüküm fıkrasının 4. bendinde sanık hakkında 'Sanığın suç işleme hususundaki eğilimi, suçtan pişmanlık duyduğu halinin gözlemlenmemesi ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri gözetilerek TCK'nın 62 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına' karar verildiği gibi hükmün gerekçesinde yine TCK'nın 62. maddesi uygulanmamasına ilişkin olarak 'sanığın geçmişteki hali, suçtan sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, suçtan pişmanlık duyduğu halin gözlemlenmemesi nedenleri ile hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmadığına' ilişkin gerekçede çelişki olmadığı gibi, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisinin cezanın özel önleme amacına ilişkin olduğu da düşünüldüğünde gösterilen gerekçeler uzun yıllar itibariyle Yargıtayın yerleşik içtihatlarına uygun ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu ve yerel mahkemenin takdir yetkisinin de bu doğrultuda olduğu cihetle sayın çoğunluğun TCK'nın 62. maddesinin sanık hakkında uygulanması gerektiği yönündeki 1 nolu bozma düşüncesine katılmadığımdan hükmün 2 nolu bozma nedeni yönünden düzeltilerek onanması gerektiği görüşündeyim.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2019/25457 Esas, 2022/882 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmayan sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmaması hâlinde bu durumun denetime olanak verecek şekilde gerekçelendirilmesi gerekir; gerekçesiz uygulama yapılmaması kanuna aykırılık oluşturur.

Takdiri İndirim ile Cezaevindeki İyi Hâl Arasındaki Farklar

Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim ile ceza infaz kurumlarındaki iyi hâl uygulaması birbirinden farklı hukuki nitelik taşır. Takdiri indirim, ceza mahkemesinde yargılama yürütülürken hüküm verilirken cezanın bireyselleştirilmesini sağlar. Cezaevinde iyi hâl kavramı ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında hükümlünün infaz sürecindeki hakları, açık ceza infaz kurumuna ayrılması ve koşullu salıverilme şartlarının oluşup oluşmadığının saptanmasında esas alınan bir infaz hukuku ölçütüdür.

Takdiri indirim oranları ne kadardır?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesinin birinci fıkrasına göre takdiri indirim nedenleri var olduğunda mahkeme, ağırlaştırılmış müebbet yerine müebbet hapse, müebbet hapis yerine yirmi beş yıllık cezaya hükmeder; bunların dışındaki süreli cezalarda ise en fazla altıda bir oranında indirim uygular.

Mahkemece takdiri indirim uygulanırken hangi unsurlar gözetilir?

Mahkemece takdiri indirim değerlendirilirken failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiil sonrasında ve yargılama aşamasında pişmanlığını ortaya koyan davranışları veya verilecek cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir. Duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutumlar ise indirim nedeni sayılmaz.

Cezaevindeki iyi hâl ile takdiri indirim aynı mıdır?

Hayır, takdiri indirim mahkemenin hüküm kurarken uyguladığı bir ceza indirimi kurumu iken, cezaevinde iyi hâl 5275 sayılı Kanun çerçevesinde açık kuruma ayrılma ve koşullu salıverilme kararlarında aranan bir infaz şartıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu