Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Unsurları ve Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Unsurları ve Cezası

Nefret ve Ayrımcılık Suçu ve Cezası

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 122. maddesinin birinci fıkrasına göre; dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini, kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını, işe alınmasını ya da olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun oluşabilmesi için kanunda tahdidi olarak sayılan seçimlik hareketlerden en az birinin nefret saikiyle icra edilmesi şarttır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 122Kaynağı aç
Madde 122- (Değişik: 2/3/2014-6529/15 md.) (1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle; a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini, b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını, c) Bir kişinin işe alınmasını, d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kişilerin huzur ve sükununu bozma

Suçun Faili, Mağduru ve Manevi Unsuru

Nefret ve ayrımcılık suçunun faili ve mağduru herkes olabilir. Bununla birlikte ayrımcılık saikinin varlığının somutlaşabilmesi adına fail ile mağdurun etnik köken, din, cinsiyet veya ideoloji bakımından birbirinden farklı gruplara mensup olması aranmakta olup bu durum olayın özelliğine göre değerlendirilir.

Bu suç ancak kast ile işlenebilir; Türk Ceza Kanunu kapsamında taksirle işlenebilmesi mümkün değildir. Doktrinde suçun oluşumu için genel kastın yeterli olduğunu savunan görüşlerin yanında, kanunda belirtilen nefret saikinin varlığı sebebiyle failde özel kastın bulunması gerektiğini ileri süren yaklaşımlar da mevcuttur.

Suçun teşebbüs aşamasında kalıp kalamayacağı hususunda doktrinde farklı değerlendirmeler yer almaktadır. Ağırlıklı yaklaşım suçun sırf hareket ve ihmal niteliği taşıması sebebiyle icra hareketlerinin bölünemeyeceğini ve teşebbüse elverişli olmadığını savunurken, icra hareketlerinin bölünebileceğini ve dolayısıyla teşebbüsün mümkün olduğunu ileri süren görüşler de bulunmaktadır.

Cebir, Tehdit ve Zincirleme Suç Hükümleri

Nefret ve ayrımcılık teşkil eden engelleme eylemi cebir veya tehdit kullanılarak icra edildiği takdirde, fail nefret ve ayrımcılık suçunun yanı sıra ayrıca uyguladığı cebir ve tehdit fiillerinden dolayı da cezalandırılır.

Bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi veya aynı suçun tek bir fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesi durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanır ve tayin olunacak ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır. (3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5] Fikri içtima

Halkı Aşağılama Suçu ile Arasındaki Ayrım

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, toplumun belirli bir kesiminin sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet yahut bölge farklılığına dayanılarak aleni biçimde aşağılanması müstakil bir suç oluşturur ve fail hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülür. Bireylerin ekonomik veya kamusal haklardan yararlanmasını engelleyen nefret ve ayrımcılık suçundan farklı olarak bu hüküm, toplumsal kesimlerin alenen tahkir edilmesini yaptırıma bağlamaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 216Kaynağı aç
Madde 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kanunlara uymamaya tahrik

Yargılama Usulü, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Nefret ve ayrımcılık suçu; şikâyet, izin veya talep gibi herhangi bir dava şartına bağlı tutulmamıştır. Suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma cumhuriyet savcılıkları ile mahkemeler tarafından re'sen yürütülür.

Bu suçtan dolayı yapılacak ceza yargılamalarında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda kamu davası sekiz yılın geçmesiyle düşer. Dolayısıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülen nefret ve ayrımcılık suçunda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer. (2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer. (3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur. (4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır. (5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8 md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar. (6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. (7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz. Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

Yargıtay Kararlarında Suçun Değerlendirilmesi

Ayrımcılık suçlamasıyla yargılanan bir halk otobüsü şoförü hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmü, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 45. maddesinde sayılan kişilerden olmayan tanığın yeminsiz dinlenmesi sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2011/17515 esas ve 2012/18398 karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2011/17515, K. 2012/18398Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2011/17515 E.  ,  2012/18398 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Ayrımcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, halk otobüsü şoförü olan ve sürücü belgesi olmadan mesleğini ifa etme olanağı olmayan sanık hakkında TCY’nın 50/1-e bendi uygulamasında isabetsizlik görülmeyerek yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; CMK'nın 45. maddesinde sayılan kişilerden olmayan, katılanın annesi tanık … Tablacı'nın, yeminsiz olarak dinlenmesi, Yasaya aykırı ve sanık …'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2012/25278 esas ve 2012/30932 karar sayılı ilamında ise ayrımcılık suçundan yerel mahkemece verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemi esastan reddedilerek beraat kararı oybirliğiyle onanmıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/25278, K. 2012/30932Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2012/25278 E.  ,  2012/30932 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Ayrımcılık HÜKÜM : Beraat Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: Eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan … vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 19.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Nefret ve ayrımcılık suçunun cezası nedir?

Nefret ve ayrımcılık suçunu işleyen fail hakkında Türk Ceza Kanunu m. 122/1 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.

Nefret ve ayrımcılık suçu şikâyete tabi midir?

Hayır, bu suç şikâyete veya herhangi bir dava şartına bağlı değildir; soruşturma ve kovuşturması re'sen yürütülür.

Nefret ve ayrımcılık suçunda dava zamanaşımı ne kadardır?

Beş yıldan fazla olmayan hapis cezası gerektiren bu suçta, Türk Ceza Kanunu m. 66/1-e uyarınca dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.

Nefret ve ayrımcılık davasına hangi mahkeme bakar?

Nefret ve ayrımcılık suçuna ilişkin kovuşturma evresinde görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Nefret ve ayrımcılık suçu taksirle işlenebilir mi?

Hayır, bu suç taksirle işlenemez; failin kanunda sayılan saiklerle bilerek ve isteyerek hareket etmesini gerektiren kast unsuru zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu