Ceza Davasında Cezanın Belirlenmesi ve İndirim Nedenleri

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Davasında Cezanın Belirlenmesi ve İndirim Nedenleri

Ceza davasında temel ceza, suçun kanuni tanımında öngörülen alt ve üst sınır arasında belirlenir. Kanunda açıkça yazılmadıkça ceza artırılamaz, eksiltilemez veya değiştirilemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 61Kaynağı aç
MADDE 61. – (1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın
alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle
indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu
hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.
(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı
gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel
cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla
teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı
ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile
takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.
(6) Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün,
yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir.
Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının
artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.
(7) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)Süreli hapis cezasını gerektiren
bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan
fazla olamaz.
(8) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)
Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve
bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır.
Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı
ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.
(9) (Ek: 6/12/2006 – 5560/1 md.) Adlî para cezasının seçimlik ceza
olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç
tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının
üst sınırından fazla olamaz.
(10) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne
eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.[18][19]
Takdiri indirim nedenleri

Temel cezanın belirlenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin birinci fıkrası, hâkimin somut olayda suçun işleniş biçimini, kullanılan araçları, zaman ve yeri, suç konusunun önem ve değerini, doğan zarar veya tehlikenin ağırlığını, kast ya da taksire dayalı kusurun ağırlığını ve failin amaç ile saikini değerlendirmesini öngörür. Bu değerlendirme, kanuni tanımda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirlemeye yöneliktir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre suçun olası kastla veya bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle yapılacak indirim ya da artırım, birinci fıkra uyarınca belirlenen ceza üzerinden yapılır. Bu hüküm, olası kastın ve bilinçli taksirin hangi koşullarda kabul edileceğini ayrıca düzenlemez; yalnızca işlemin temel cezadan sonraki hesap yerini gösterir.

Birinci fıkrada sayılan hususlar suçun unsurunu oluşturuyorsa temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz. Suçun kuruluşunda zaten aranan bir özellik, temel ceza aşamasında ikinci kez ağırlaştırıcı veya hafifletici bir ölçüt gibi kullanılmaz.

Nitelikli hâller ve kanunda yazılı olma şartı

Suçun temel şekline göre daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâl birlikte gerçekleşmişse temel cezada önce artırma, sonra indirme yapılır. Bu sıra, nitelikli hâllerin birlikte uygulanmasına ilişkindir; teşebbüs, iştirak ve şahsî indirim hesabından ayrıdır.

Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir. Nitelikli hâl, teşebbüs, yardım etme, haksız tahrik veya takdiri indirim için maddede bulunmayan bir oran ya da ceza türü oluşturulamaz.

Sonuç cezanın sırası ve üst sınırı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin beşinci fıkrası, sonuç cezaya ulaşılırken kurumların hangi sırayla işletileceğini düzenler. İlk sırada teşebbüs vardır. Ondan sonra iştirak gelir. Zincirleme suç buna eklenir. Haksız tahrik daha sonra uygulanır. Yaş küçüklüğü ile akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebepler bundan sonra gelir. Takdiri indirim nedenleri listenin sonunda yer alır ve sonuç ceza böyle belirlenir.

Süreli hapis cezasını gerektiren bir suç bakımından aynı madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza otuz yıldan fazla olamaz. Sınır, süreli hapis cezasını gerektiren suçtaki sonuç cezaya ilişkindir.

Haksız tahrikte cezanın değiştirilmesi

Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinin birinci fıkrasına göre haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elem etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet hapis yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. Madde, bu aralık içinde tek bir oranı kendiliğinden zorunlu kılmaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 29Kaynağı aç
Madde 29- (1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya
şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası
yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde
verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
Hata

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E. 2017/923, K. 2018/11 sayılı kararında haksız tahrik için tahriki oluşturan haksız bir fiilin bulunması, failin öfke veya şiddetli elem altında kalması, işlenen suçun bu ruhsal durumun tepkisi olması ve tahrik eyleminin mağdurdan gelmesi birlikte aranmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/923, K. 2018/11Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulu         2017/923 E.  ,  2018/11 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Günü : 02.07.2015
Sayısı : 79-230
Kasten öldürme suçuna teşebbüsten sanık …'in TCK’nun 81/1, 35/2, 53/1, 54/1, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mahsuba ve müsadereye ilişkin Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.07.2015 gün 79-230 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.03.2017 gün ve 2254-896 sayı ile TCK'nun 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 21.05.2017 gün ve 324862 sayı ile;
"…Sanığın savunmasında, tartışma sırasında mağdurun çocukları ile kardeşi için 'sıkarım' dediğini ve karşılıklı küfürleşme olduğunu söylediği, tanıklar … ve …'ın, olay sırasında karşılıklı tehdit ve küfürleşme olduğunu ifade ettikleri, tanık …'nun olaydan sonra …'in mağdurun kendisini çocukları ile tehdit etmesi nedeniyle olayın meydana geldiğini söylediğini belirttiği, mağdurun yakalamasının olması nedeniyle kaçtığından hazırlıkta ve mahkemede dinlenemediği, CD izleme tutanağında; sanık ile mağdurun tokalaşarak konuşmaya başladıkları, el ve kol hareketleri ile konuşmaya devam ettiklerinin belirtildiği, ses kaydı olmaması nedeniyle söylenen sözlerin belirlenemediği, uygulamada 'ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit edilememesi' durumlarında bile tahrik hükmünün uygulandığı, sanığın olaydan hemen sonra alınan savunması ve diğer aşamalardaki ifadelerinde tartışma sırasında küfürleşme olduğunu, mağdurun kendisini tehdit etmesi nedeniyle eylemi gerçekleştirdiğini söylemesi ve bu yöndeki savunmasının aksinin ispatlanamaması, tanıklarca da tehdit ve küfürleşmenin olduğunun belirtilmesi karşısında, görüntülerde ses kaydı bulunmadığı halde mahkemenin görüntülerde küfürleşme, sanığın tehdit edildiğine ilişkin bir görüntünün de bulunmadığı gerekçesiyle tahrik hükmünün uygulanmaması gerekçesinin yerinde olmadığı, dosya içeriğine göre tahrik hükmü uygulanması gerektiği," düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.06.2017 gün ve 1317-2418 sayı ile; itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Kasten öldürme suçuna teşebbüsün sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan olayda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
03.11.2014 tarihli olay yeri inceleme tutanağında; 02.11.2014 gecesi saat 01.30 sıralarında Denizli ili, Pamukkale ilçesi, …. bulunan ….’de bıçakla yaralama olayının meydana geldiğinin bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiğinde, otelin müdür odasında … isimli şahsın bıçakla … isimli şahsı göğüs kısmından yaraladıktan sonra bıçağı atarak olay yerinden kaçtığının ve yaralanan kişinin hastaneye kaldırıldığının öğrenildiği, otelin girişinden müdür odasına kadar yerde kan lekelerinin bulunduğu, müdür odası giriş kapısının önünde namlu ucu açık ve tamamen kanlı bir bıçak görüldüğü, müdür odası içerisinde dağınık vaziyette yoğun kan lekelerinin bulunduğu, masanın alt kısmında bir adet boş votka şişesinin olduğu, oda içerisinde bulunan güvenlik kamerasının kayıt yaptığı bilgilerine yer verildiği,
Güvenlik kamerası izleme ve CD çözüm tutanağında; güncel saate göre 1 saat ileri olan kamera görüntülerinin incelenmesinde, saat 01.16.31’de sanık …’in odaya girdiği ve içeride bulunan tanıklar … ve … ile tokalaştığı, saat 01.17.30’da katılan …’in odaya girdikten sonra sanık … ile tokalaşıp sarıldığı, sanık ile katılanın karşılıklı koltuklara oturup konuşmaya başladıkları, saat 01.41.06’da sanığın ayağa kalkarak katılanın üzerine yürüdüğü ve yüzünü tuttuğu, içeride bulunan tanıkların araya girdikleri, sanık ile katılanın el kol hareketleri yaparak konuşmaya devam ettikleri, saat 02.02.45’te tanık …’ın, katılan …’i kolundan tutarak dışarıya çıkarıp ortada bulunan sehpayı ittikten sonra sanık …’ı da dışarıya çıkardığı, odada bulunan diğer kişilerin de dışarıya çıkması üzerine müdür odasında kimsenin kalmadığı, saat 02.05.42’de katılan …’in tek başına tekrar odaya girdiği, kısa bir süre sonra sanık …’ın da odaya girdiği, sanığın sağ elinde bıçak olduğu, saat 02.05.59’da sanığın elindeki bıçakla katılanın karın bölgesine ilk bıçak darbesini vurduğu, kısa aralıklarla katılanın karın bölgesine 3 defa daha bıçak sapladıktan sonra araya tanıkların girdiği ve tanık….’in sanığın elinden bıçağı aldığı, saat 02.06.22’de sanığın odadan dışarı çıkarıldığının belirtildiği,
02.11.2014 ve 09.11.2014 tarihli tutanaklarda; hayati tehlikesi bulunan ve yoğun bakım ünitesine kaldırılan katılan …’in sağlık durumu nedeniyle ifadesinin alınmadığının, 17.11.2014 tarihli tutanakta ise; tedavi sonrası taburcu edilen katılanın hastane polisinin bilgisi dışında hastaneden ayrıldığının ifade edildiği,
Pamukkale Üniversitesi Hastanesinde düzenlenen adli raporlarda; katılan …’in göğüs sol tarafta 5. interkostal sternum komşuluğunda 3 cm uzunluğunda göğüse nafiz kesici alet yarası, göğüs sol tarafta 7 ve 8. kostalar hizasında midklaviküler hatta yan yana iki adet 1 ve 3 cm uzunluğunda kesici alet yaraları, arka aksiller hatta koltuk altında 3 cm uzunluğunda delici alet yarasının bulunduğu, şahsın sol tarafında solunum seslerinin azaldığı, aktif kanamaların mevcut olduğu, şahsın 2,072 promil alkollü olduğu, hayati tehlikesinin bulunduğu tespitlerine yer verildiği,
Denizli Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 03.06.2015 tarihli raporda; katılanın yaralanmalarının en az 2 adedinin göğüs ve batın boşluğuna nafiz olup iç organ yaralanmasına neden olduğunun ve yaşamını tehlikeye soktuğunun belirtildiği,
25.11.2014 tarihli uzmanlık raporunda; sanığın suçta kullandığı bıçağın 10 cm uzunluğunda namlu, 12,3 cm uzunluğunda kabzaya sahip olduğu, namlusu açık durumda iken toplam uzunluğunun 22,3 cm olduğu, namlusunun el ile çekilmek suretiyle kabzasından yan olarak açıldığı, kabzasının iç kısmında namlusunu sabitlemeye ve kapamaya yarayan mandalın sağlam olduğu, namlusunun sırt kısmının küt ve meyilli olduğu, tek ağızlı sivri uçlu olduğu ve 6136 sayılı yasaya göre yasak olarak mütalaa edilemeyeceği görüşüne yer verildiği,
20.02.2015 tarihli yakalama tutanağında; saat 10.30’da 156 jandarma ihbar hattını arayarak yerini bildiren sanık …’in, kendisine ait lokantada jandarma görevlileri tarafından yakalandığının belirtildiği,
Katılan vekili tarafından ibraz edilen kira sözleşmesi örneğinde; ….tarafından kiraya verilen boş arsayı, katılan …’in 01.11.2014 tarihinden itibaren aylık 83, yıllık 1.000 Lira karşılığında otopark olarak kullanmak için 7 yıllığına kiraladığı bilgilerine yer verildiği,
Ses kaydı yapmayan ve güncel saatten bir saat ileri olan güvenlik kamerası kayıtları izlendiğinde; saat 01.16.28’de sanığın, 1 dakika sonra da katılanın odaya girdikleri ve tokalaşıp birbirlerine sarıldıktan sonra karşılıklı koltuklarda oturarak konuşmaya başladıkları, yanlarındaki koltuklarda da tanıklar…. ile ….’in oturdukları, aynı zamanda hep birlikte alkol aldıkları, saat 01.39 itibarıyla konuşma tarzına göre öfkelendiği anlaşılan sanığın, masaya da yumruk atıp eliyle birkaç defa katılanı işaret ettiği, kısa bir süre sonra katılanın da benzer şekilde hareket ve konuşma tarzıyla karşılık vermesi üzerine saat 01.41.04’te sanığın, ayağa kalkarak katılanın üzerine yürüdüğü ve yüzünü tutmaya çalıştığı, katılanın da sanığı ittirip içki şişesini eline aldığı, bir süre ayakta karşılıklı olarak birbirlerine öfkeli şekilde bir şeyler söyledikleri ve tanıkların araya girmesiyle sakinleşerek tekrar yerlerine oturdukları, katılanın da elindeki içki şişesini yere bıraktığı, saat 01.51.18’de bu kez katılanın ayağa kalkıp el kol işaretleri yaparak hararetli bir şekilde konuşmaya başladığı, kısa bir süre sonra tekrar yerine oturduğu, saat 01.57.27’de katılanın oturduğu yerden sanığa yönelik sinkaflı küfür anlamına gelen el işareti yaptığı, sanıkla katılanın bir süre daha bu şekilde tartışmayı sürdürdükleri, sonradan odaya gelen tanık İlkay’ın saat 02.02.23 itibarıyla sanık ile katılanı kollarından tutup zorla dışarı çıkardığı, odanın bir süre boş kaldığı, saat 02.05.40’ta katılanın tekrar odaya girdiği, birkaç saniye sonra da sanığın elinde bıçakla odaya girdiği, ayakta beklemekte olan katılanın karşısına geçip bir şeyler söyleyerek katılanı karın ve göğüs bölgesinden arka arkaya 4 defa bıçakladığı, bu sırada odaya giren tanıkların sanığın elindeki bıçağı aldıkları ve sanığı dışarı çıkardıkları,
Anlaşılmaktadır.
Tanık … kollukta; sanık ve katılanın uzaktan akrabası olduklarını, olay gecesi saat 23.30 sıralarında sanığın alkollü bir hâlde kendisine ait lokantaya geldiğini burada alkol almaya devam ettiğini, sürekli kendisine ait işletmenin yanındaki yeri katılan …’in kiraladığından ve bu durumu istemediğinden bahsettiğini, bir süre sonra yanlarına gelen tanık …’ın da masaya oturduğunu, sanığın lokantada bulunduğu sırada katılan …’i telefonla arayarak “bak burayı kiralama, aramız bozulur, kötü olur, arkadaşız” dediğini, aralarında yüksek sesle konuştuklarını, sanığın katılana nerede olduğunu sorduğunu ve yanına çağırdığını, katılanın gelmeyeceğini söylemesi üzerine sanığın, katılanın yanına gitmek için bulunduğu yeri öğrendiğini, birlikte katılanın bulunduğu ….’e gittiklerini, sanığın otelin ofis kısmına geçtiğini, kendisinin ise resepsiyon kısmında televizyon izlediğini, ofis kısmından yüksek sesler geldiğini, sanığın katılana “bak burayı kiralama, kötü olur, arkadaşız, iyi olmaz ve aramız bozulur” tarzında tam olarak duyamadığı sözler söylediğini, katılanın da “ben burayı kiraladım, masraf yaptım, masrafımı ver, aradan çekilirim, konuşuruz, bırakırım” dediğini, olay çıkmasını engellemek amacıyla otel sahibi tanık …’ı çağırdığını, bir süre sonra …’ın gelerek ofise geçtiğini, içeride hararetli ve yüksek sesli konuşmaların devam ettiğini, sonrasında sanık ile katılanın kavga etmemeleri için orada bulunanlarca dışarı çıkarıldıklarını, … ile birlikte sanığı otelin dışına götürdüklerini, ancak sanığın söz dinlemediğini ve kendisini tutamadıklarını, sanığın, katılanla bir kelime daha konuşacağını söyleyerek tekrar otele girdiğini, bu sırada …’ın sanığa engel olmak istediğini ancak başaramadığını, sanık ofis kısmına girerken elinde bir şey görmediğini, arkasından ofise girdiklerini ancak sanığın bu sırada katılanı bıçaklamış olduğunu, bıçaklama anını görmediğini, hemen sanığın elinden bıçağı aldıklarını, sanığı evine götürmek üzere arabasına bindirip otelden ayrıldıklarını, fakat sanığın il merkezinde araçtan indiğini, sanık ile katılanın tartıştıkları sırada herhangi bir tehdit sözü duymadığını ancak karşılıklı olarak çok fazla küfürleştiklerini, ikisinin de alkollü olduklarını, ofiste oturdukları sırada da içki içtiklerini,
Mahkemede; olaydan sonra araçla giderken sanığın kendisine “ben konuşmak amacıyla gitmiştim. Böyle bir şey olmasını istemiyordum, ancak konuşma sırasında ‘oğullarınla vedalaş’ gibi sözler söyledi, bunun üzerine kendimi tutamadım” dediğini,
Tanık … aşamalarda; olaydan önce katılan …’in ….’e geldiğini ve bir süre sohbet ettiklerini, gece hava almak amacıyla tek başına dışarı çıktığını, gezerken Yengari Restaurant’ta eşi ile birlikte oturmakta olan arkadaşı sanık …’ı görmesi üzerine yanlarına gittiğini, sohbet sırasında sanığın, katılan … ile telefonla konuştuğunu ve katılana “sen bu arsayı neden kiraladın” diye sorduğunu anlattığını, sanığın bir süre sonra katılanla görüşmek için ….’e gittiğini, kendisinin de otele doğru yürüdüğünü, yarım saat sonra otele geldiğinde ofis kısmında oturmakta olan sanık ile katılanın tartıştıklarını gördüğünü, müşterilere rahatsızlık verdiklerini söyleyerek ikisini de dışarı çıkarmak istediğini, kendisini dinlememeleri üzerine kollarından tutup dışarı çıkardığını, sanığı dışarı çıkardığı sırada katılanın ofise geçtiğini, sanığın da “bir şey daha söyleyip sonra gideceğim” diyerek ofise yöneldiğini, içeriden sesler geldiğini ve yanlarına gittiğinde katılanın bıçaklandığını gördüğünü, sanık ile katılan arasında önceden bir husumetin bulunmadığını, arkadaş olduklarını,
Tanık … kollukta; teyzesinin oğlu olan …’ın işlettiği ….’in ofis kısmında katılan ve … ile birlikte alkol aldıklarını, ilerleyen saatlerde aşırı derece alkollü olan sanığın yanlarına geldiğini, gelir gelmez katılana hitaben “sen benim işletmemin yanında olan yeri niye kiraladın” diye bağırdığını, katılanın da karşılık verdiğini, seslerinin yükselmesi ve tartışmanın iyice hararetlenmesi üzerine …’ın sanık ile katılanı uyardığını, ancak aşırı derecede alkollü olan sanığın uyarıyı dikkate almadığını, bunun üzerine …’ın ikisini de zorla dışarı çıkardığını, katılanın dışarı çıktıktan sonra tekrar ofise girdiğini, sanığın da "katılana bir şey söyleyeceğim" diyerek geri döndüğünü, peşlerinden içeri girdiğinde sanığın, katılanı bıçaklamış olduğunu gördüğünü,
Mahkemede ise; tartışma sırasında sanığın, katılana “benim eyaletime girme, ben o yeri sana kiralatmam” dediğini, katılanın da “ben kiralarım” dediğini, bunun üzerine sanığın “biz dostuz, arkadaşız, hanımlarımız da arkadaş, sana dükkân istedin verdim, tarla istedin verdim, bu yeri tutma, kiralama” şeklinde sözler söylediğini, karşılıklı birbirlerine hakaret ettiklerini, sanığın öfkeli bir şekilde yanlarına geldiğini, sanığın “sen neyine güveniyorsun” dediğini ve karşılıklı olarak “vururum” şeklinde sözler söylediklerini,
Tanık … kollukta; ….’i işlettiğini, sanık ve katılan ile arkadaş olduklarını, olay akşamı otelin ofis kısmında katılan … ve tanık …. ile birlikte oturup sohbet ettikleri sırada katılan …’in telefonunun çaldığını ancak açmadığını, kimin aradığını sorduğunda katılanın, sanığın aradığını, açarsa rahatsız edeceğini söylediğini, sonrasında ise telefonu açtığını ve sanık ile aralarında hararetli ancak küfürsüz şekilde bir yerin kiralanmasıyla ilgili konuştuklarını, yaklaşık 30 dakika sonra sanığın yanlarına geldiğini, sanık ile katılanın 20 dakika boyunca birbirlerine hakaret etmeksizin hararetli bir şekilde yer kiralama konusunda tartıştıklarını, bir süre sonra ağabeyi tanık İlkay’ın geldiğini ve tartışmayı görmesi üzerine sanık ile katılanı dışarı çıkartmak istediğini, ağabeyiyle birlikte sanığı otelin dışına çıkardıklarını, ancak sanığın tekrar otele girmek istediğini, kendisine engel olmaya çalıştığını, fakat sanığın katılanla biraz daha konuşacağını belirterek hızlıca otele girdiğini, bu sırada katılanın da tekrar otelin ofis kısmına girmiş olduğunu, sanığın ofisten içeri girer girmez nasıl ele geçirdiğini görmediği kahverengi bir bıçakla katılanın sol tarafına birkaç kez vurduğunu gördüğünü, hemen araya girerek sanığın elindeki bıçağı aldığını, tartışma sırasında katılanın tehdit içerikli sözler söylediğini duymadığını, ancak sanığın, katılana hitaben “bu yeri kiralayamazsın, burayı kiralarsan seni oraya sokmam” diyerek tehdit ettiğini,
Mahkemede; tartışma sırasında önce sanığın “bak benim oğlum var, kardeşim var, sen yalnız adamsın, kavga etmeyelim, benim orası eyaletim, benim bahçem” dediğini, katılanın da bu isimlere karşılık “ben de sıkarım” gibi sözler söylediğini, yine tartışma sırasında sanığın katılana masrafının ne kadar olduğunu sorduğunu, katılanın da “150.000 Lira verirsen çekilirim” dediğini, ancak bu konu üzerinde fazla durulmadığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık savcılıkta; Denizli ili, Pamukkale ilçesinde Baydil Restaurant, Aqua Park, Camping, Hediyelik Eşya isimli iş yerini işlettiğini, buranın toplam 7.100 metrekare büyüklüğünde bir yer olduğunu, arazinin 3/4’lük kısmının kendisine, 1/4’lük bölümünün ise vefat eden kayınbiraderi İsmail Öz’e ait olduğunu, kayınbiraderinin eşi ….ve çocuklarının kendi yerlerinin müstakil tapusunu almak istemeleri üzerine karşılıksız şekilde kendi payından da bir miktar verip tapu almalarına yardımcı olduğunu, bu arsanın paylı olmasına rağmen bir bütün olarak kullanıldığını, arsanın bakımını kendisinin yaptığını ve burayı ağaçlandırdığını, arkadaşı olan ve ailece görüştükleri katılanın, bu arsayı otopark olarak işletmek için kendisinden habersiz şekilde ….ile görüşüp anlaştığını, gelinleri ile katılanın, arkasından bu şekilde iş çevirmelerine bozulduğunu, Meliha Öz'e sitem ettiğini, katılanı da bu fikrinden vazgeçirmeye çalıştığını, olay gecesi bu amaçla katılanı aradığını ve görüşmek istediğini, yanında eşinin de bulunduğunu, katılana da eşiyle gelmesini ve bu konuyu hep birlikte konuşmak istediğini söylediğini, katılanın gelmeyeceğini söylemesi üzerine iyice canının sıkıldığını ve katılanla görüşmek için ….’e gittiğini, bu olaylar nedeniyle morali bozuk olduğundan o gün alkol de aldığını, otelin ofis kısmına gittiğini, katılana "sen niye arkamdan film çeviriyorsun, bu yere girersen aramız bozulur" diye sitem ettiğini, konuştukça katılanın kendisine ters cevaplar verdiğini, alaylı bir şekilde “çok korktum” dediğini, yine yaptığının yanlış olduğunu izah etmeye çalıştığında katılanın, bu arsadan vazgeçmek için kendisinden 170.000 Lira istediğini, katılana buraya o kadar masraf yapmış olmasının mümkün olmadığını söylediğini, konuşurken karşılıklı olarak küfürleştiklerini, katılanın kendisini hiç umursamadığını, lakayıt tavırlar sergilediğini, bu durumun kendisini iyice sinirlendirdiğini, katılana hitaben "bak Ömer, senin kesinleşmiş cezan var, sen burayı işletmeye başladıktan sonra yakalanıp cezaevine girersen senin kardeşin buraya gelir biz de onunla hiç geçinemeyiz" dediğini, bunun üzerine katılanın da kendisinin çocuklarını ve kardeşini kastederek, elindeki tespihle orta sehpadaki içki şişesine vurup vurgulu bir şekilde "hepinizin kafasına sıkarım" dediğini, bu söz üzerine şuurunu kaybettiğini, sonrasını pek hatırlamadığını, arabasından bıçağı alıp tekrar ofise geldiğini ve bıçakla katılana birkaç kez hamle yaptığını,
Mahkemede; katılana “yalnız bir adamsın” demediğini, kesinleşmiş cezası bulunduğundan cezaevine girecek olması nedeniyle yalnız olduğunu söylediğini, başka bir amacının olmadığını, otele giderken kesinlikle konuşmak amaçlı gittiğini, otelden çıkarıldıktan sonra arabasına giderken arkasından küfürlü sesler duyması üzerine bıçağı alıp geri döndüğünü, arabaya bıçak almak amacıyla gitmediğini, katılanın kendisinden haraç niteliğinde para istediğini, “parayı verirsen çıkarım” dediğini, maksadının öldürmek olmadığını, biraz canını acıtmak istediğini, katılanın konuşmaları ve davranışlarının canını sıktığını ve tehdit edilmesi üzerine bu olayın yaşandığını, pişman olduğunu,
Savunmuştur.
5237 sayılı TCK'nun 29. maddesinde haksız tahrik; "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir" şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alınmıştır.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu halde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik halinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
c) Failin işlediği suç, bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
d) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sadır olmalıdır.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, 765 sayılı Kanunda yer alan "ağır – hafif tahrik" ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan fiilin, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından makul bir indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da maktulden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere; gerek fail, gerekse mağdur ya da maktulün karşılıklı haksız davranışlarda bulunması halinde, tahrik uygulamasında kural olarak haksız bir eylem ile mağdur ya da maktulü tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak böyle bir durumda, fail ve mağdurun bir diğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik sonralık durumları ile birbirlerine etki tepki biçiminde gelişip gelişmedikleri göz önünde tutulmalı, ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre; etki tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması halinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Denizli ili, Pamukkale ilçesinde "Baydil Restaurant, Aqua Park, Camping, Hediyelik Eşya" isimli iş yerini işleten sanık …'ın, iş yerinin de üzerinde bulunduğu bir kısmı boş olan arsanın büyük bir bölümünün sahibi olduğu, arsanın geri kalan kısmının ise sanığın kayınbiraderi İsmail Öz'e ait iken adı geçenin vefatından sonra sanığın da yardımlarıyla bu yerin tapuda İsmail Öz'ün eşi ….adına müstakil olarak kaydının yapıldığı, sanığın arkadaşı olan ve Denizli ilinde benzer işlerle uğraşan katılan …'in, ….ile bahse konu arsa üzerinde otopark işletmek amacıyla 7 yıllık kira sözleşmesi yaptığı, kendisinden habersiz iş yerinin yanında bulunan arsanın kiralandığını öğrenen sanığın bu duruma kızarak katılanı bu yeri kiralamaktan vazgeçirmeye çalıştığı, olay akşamı tanık Burhan'a ait lokantada alkol alan sanığın kiralama meselesini konuşmak için telefonla katılanı aradığı ve görüşme sırasında katılana "bak burayı kiralama, aramız bozulur, kötü olur, arkadaşız" dediği, katılanı bulunduğu yere çağırdığı, katılanın gelmeyeceğini söylemesi üzerine sanığın, tanık Burhan'la birlikte katılanın bulunduğu otele gittiği, otelin ofis kısmında yanlarında tanıklar…. ve ….'in de bulunduğu ortamda sanık ile katılanın meseleyi konuşmaya başladıkları, sanığın konuşma sırasında katılana "burayı kiralama, kötü olur, arkadaşız, iyi olmaz, aramız bozulur" gibi sözler söyleyerek ısrarla söz konusu arsayı kiralamaktan vazgeçirmeye çalıştığı, katılanın ikna olmaması üzerine bu defa "bak benim oğlum var, kardeşim var, sen yalnız adamsın, kavga etmeyelim, benim orası eyaletim, bahçem" diyerek tehdit ettiği, katılanın da "ben de sıkarım" şeklinde sanığa karşılık verdiği, tartışma sırasında öfkelenen sanığın önlerinde bulunan masaya yumruk atıp eliyle katılanı birkaç kez işaret ettiği, katılanın da benzer şekilde tepki göstermesi üzerine sanığın ayağa kalkarak katılanın üzerine yürüdüğü ve yüzünü tutmaya çalıştığı, katılanın da sanığı ittirip eline içki şişesi aldığı ve sanıkla karşılıklı tartışmaya devam ettikleri, tanıkların araya girmesiyle yerlerine oturdukları, bir süre sonra ayağa kalkıp hararetli bir şekilde konuşan katılanın tekrar yerine oturduğu ve oturduğu yerden sanığa hakaret anlamına gelecek şekilde el hareketi yaptığı, tartışma sırasında katılan ile sanığın karşılıklı birbirlerine hakaret ettikleri, sanık ile katılanın tartışmaya devam etmeleri üzerine iş yeri sahibi tanık İlkay'ın ofise gelip katılan ile sanığı kollarından tutarak zorla dışarı çıkardığı, ofisin dışına çıkarılan katılanın tekrar ofise girdiği, sanık …'ın da arabasında bulunan bıçağı alıp katılana son bir söz daha söyleyeceğini belirterek tekrar otelin ofis kısmına geldiği, içeride tek başına ayakta beklemekte olan katılanın yanına gidip bir şeyler söyledikten sonra elinde bulunan bıçağı arka arkaya dört kez karın ve göğüs bölgelerine vurarak katılanı yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaralamak suretiyle öldürmeye teşebbüs ettiği olayda; sanığa ait iş yerinin bitişiğinde bulunan arsanın maliki ….ile katılanın bahse konu arsayla ilgili kira sözleşmeleri yapmaları sözleşme hürriyetine ilişkin yasal bir hakkın kullanımı olup haksız bir fiil olarak nitelendirilemeyecek olması, sanığın, ısrarla katılanı söz konusu arsayı kiralamaktan vazgeçirmeye çalışarak bir hakkın kullanımını engellemeye kalkışması, katılanın ikna olmaması üzerine de tehdit etmesi ve katılanın üzerine yürüyüp yüzünü tutmaya çalışması hususları birlikte değerlendirildiğinde, ilk haksız hareketin sanıktan gelmesi, her ne kadar tartışma sırasında katılan, karşılıklı hakaret kapsamında sanığa gerek sözle gerekse el hareketi yapmak suretiyle hakaret etmiş ve tehdit içerikli sözler söylemiş ise de, katılanın, sanığın başlangıçtaki ve tartışma sırasındaki haksız davranışlarına karşılık olarak gösterdiği bu tepkide orantısızlık olmayıp etki tepki arasındaki dengenin sanık lehine bozulmadığının anlaşılması karşısında, yerel mahkemece sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda, 1 Haziran 2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 765 sayılı Kanundaki ağır tahrik ve hafif tahrik ayrımına son verdiği belirtilmiştir. Tahriki oluşturan fiil somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir, sanığın iradesine etkisi gözetilir ve maddede gösterilen iki sınır arasında makul bir indirim yapılır. Diğer cezalar bakımından bu sınırlar dörtte bir ile dörtte üçtür.

Karşılıklı haksızlık ve belirsiz ilk hareket

Ceza Genel Kurulunun E. 2017/923, K. 2018/11 sayılı kararında, fail ile mağdurun veya maktulün karşılıklı haksız davranışları bakımından kural olarak karşı tarafı haksız eylemiyle tahrik eden failin, karşılaştığı tepki nedeniyle tahrik altında kaldığını ileri süremeyeceği açıklanmıştır.

Karar, davranışların öncelik ve sonralığını, etki-tepki biçiminde gelişip gelişmediğini, ulaştıkları boyutu, vahametini, etkisini ve derecesini birlikte değerlendirir. Failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık oransızlık saptanırsa failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin E. 2019/12690, K. 2019/21042 sayılı kararında ise ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak biçimde belirlenemediğinde, Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesindeki indirim uygulanırken 3. maddedeki orantılılık ilkesi gereğince indirimin asgari hadden yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Kararda bu durumda yarım oranında indirim yapılması bozma nedenleri arasında sayılmıştır. Bu kabul, ilk hareketin belirlenemediği hâle ilişkindir ve dörtte bir ile dörtte üç arasındaki kanuni aralığı ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2019/12690, K. 2019/21042Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2019/12690 E.  ,  2019/21042 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında mağdur …'e yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Mahkemece, ilk haksız hareketin kimden geldiğinin belirlenemediğinden bahisle sanık lehine haksız tahrik indirimi yapıldığının belirtilmesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında benimsendiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik indirimi uygulanırken, TCK'nin 3. maddesinde belirtilen orantılılık ilkesi gereğince asgari hadden indirim yapılması gerekirken; (1/2) oranında indirim yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından ve kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık hakkında mağdur …'a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
a)Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında arttırılması öngörülmüş olması karşısında, mağdurun adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin (4) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK'nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (3/6) oranında arttırım yapılması suretiyle fazla ceza verilmesi,
b) Mahkemece, ilk haksız hareketin kimden geldiğinin belirlenemediğinden bahisle sanık lehine haksız tahrik indirimi yapıldığının belirtilmesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında benimsendiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik indirimi uygulanırken, TCK'nin 3. maddesinde belirtilen orantılılık ilkesi gereğince asgari hadden indirim yapılması gerekirken; (1/2) oranında indirim yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
c) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkın dikkate alınmasına, 19.11.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Aynı kararda ikinci kasten yaralama hükmü bakımından, Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı biçimde altıda üç oranında artırım yapılarak fazla ceza verilmesi de ayrı bir bozma nedeni olarak gösterilmiştir. Ayrıca 53. maddedeki bazı ibarelerin iptali nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu belirtilmiştir. Daire, hükmü bu sebeplerden 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca bozmuş ve aynı Kanun'un 326. maddesinin son fıkrası gereğince kazanılmış hakkın dikkate alınmasına karar vermiştir.

Teşebbüs ve suça yardım

Türk Ceza Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasına göre kişi, işlemeyi kastettiği suça elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamazsa teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 35Kaynağı aç
Madde 35- (1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli
hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle
tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
(2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin
ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine ondört
yıldan yirmibir yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.[4]
Gönüllü vazgeçme

Teşebbüste fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine on dört yıldan yirmi bir yıla, müebbet hapis yerine on yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. Sonuç ceza hesabında teşebbüs, 61. maddedeki sıraya göre haksız tahrikten önce uygulanır.

Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, suç ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiriyorsa on beş yıldan yirmi yıla, müebbet hapis cezasını gerektiriyorsa on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir; bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 39Kaynağı aç
Madde 39- (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi
yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar
hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda
verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla
sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek
veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin
işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak
icrasını kolaylaştırmak.
Bağlılık kuralı

Türk Ceza Kanunu'nun 39. maddesinin ikinci fıkrasına göre yardım eden sıfatı; suç işlemeye teşvik etme, suç işleme kararını kuvvetlendirme veya sonradan yardım vaadinde bulunma, suçun nasıl işleneceği konusunda yol gösterme ya da araç sağlama ve suçtan önce veya suç sırasında icrayı kolaylaştırma hâllerinde doğar.

Takdiri indirimin şartı, ölçüsü ve gerekçesi

Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesinin birinci fıkrasına göre fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine müebbet hapis, müebbet hapis yerine yirmi beş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir. İndirim altıda bire kadardır; fıkra her olayda indirimi tam altıda bir olarak sabitlemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 62Kaynağı aç
Madde 62- (1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin
varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis;
müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların
altıda birine kadarı indirilir.[20]
(2) Takdiri indirim nedeni olarak,
failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki
pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki
olası etkileri (…)[21] göz önünde bulundurulabilir. (Ek
cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye
yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate
alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.21
Mahsup

Takdiri indirimde failin geçmişi, toplumsal ilişkileri, suçtan sonra ve yargılama sırasında pişmanlığı ortaya koyan davranışları ya da cezanın failin ilerideki hayatı bakımından doğurabileceği etkiler dikkate alınabilir. Duruşmada mahkemeyi etkilemek için sergilenen biçimsel tutum ve davranışlar bu indirimin nedeni olamaz. İndirimin dayandığı nedenler hükümde gerekçesiyle açıklanır.

Takdiri indirim nedenleri, 61. maddenin beşinci fıkrasındaki sıralamada en sonda uygulanır. Teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve diğer şahsî indirim sebeplerine ilişkin hükümlerden sonra değerlendirilir.

Delil, fiilin sınırı ve gerekçe

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinin birinci fıkrasına göre hâkim, kararını yalnızca duruşmaya getirilen ve huzurunda tartışılan delillere dayandırabilir. Bu deliller, hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 217Kaynağı aç
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve
huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî
kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir
şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Ceza mahkemelerinin ek yetkisi

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre yüklenen suç, hukuka uygun biçimde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225. maddesinin birinci fıkrasına göre hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir. İkinci fıkraya göre mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
Madde 225 – (1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça
ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.
(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı
değildir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Suç
Niteliğinde Değişiklik
Suçun niteliğinin değişmesi

Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, ileri sürülen istemler de dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu'nun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi gösterilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 230Kaynağı aç
Madde 230 – (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki
hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve
reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve
hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç
oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri
sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci
maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı
Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın
yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya
tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına
veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında
belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü
maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine
dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar
veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.
Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması[75]
[76]
Temel ceza hangi sınırlar arasında belirlenir?

Temel ceza, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen alt ve üst sınır arasında belirlenir. Hâkim işleniş biçimini, araçları, zaman ve yeri, konunun önem ve değerini, zarar veya tehlikenin ağırlığını, kusurun ağırlığını, amaç ve saiki değerlendirir; suçun unsuru olan hususları ayrıca dikkate almaz.

Haksız tahrik indirimi ne kadardır?

Ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet hapis yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

Takdiri indirim her zaman altıda bir midir?

Hayır. Takdiri nedenlerin varlığı hâlinde diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir; indirim her olayda tam altıda bir değildir. Ağırlaştırılmış müebbet yerine müebbet, müebbet yerine yirmi beş yıl hapis cezası verilir.

İndirimler hangi sırayla uygulanır?

Belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve diğer şahsî indirim sebepleri uygulanır. Takdiri indirim en sonda uygulanarak sonuç ceza belirlenir.

Suça yardım edene verilecek cezanın sınırı nedir?

Ağırlaştırılmış müebbet hâlinde on beş yıldan yirmi yıla, müebbet hâlinde on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir ve verilecek ceza sekiz yılı geçemez.

Mahkeme iddianamedeki nitelendirmeye bağlı mıdır?

Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu