İşyerinin Küçülmesi Nedeniyle Fesih ve İşe İade

by Avukat Erdal Ersoy
İşyerinin Küçülmesi Nedeniyle Fesih ve İşe İade

İş Güvencesi Kapsamı ve Fesih İçin Aranan Şartlar

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdeme sahip belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler iş güvencesi hükümlerinden yararlanır. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde otuz işçi ölçütü, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. Yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından altı aylık kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında kanunda öngörülen çalışma süreleri dikkate alınır. İşveren, sözleşmeyi feshederken işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

İşletmenin tamamını sevk ve idare eden üst düzey yöneticiler ile yardımcıları ya da işyerinin bütününü sevk ve idare edip işçi alma ve çıkarma yetkisine sahip işveren vekilleri iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Sendika üyeliği, çalışma saatleri dışındaki veya işverenin rızasıyla gerçekleşen sendikal etkinlikler, sendika temsilciliği yapmak ve işverene karşı yasal mercilere başvuruda bulunmak fesih için geçerli bir sebep teşkil etmez. İşletmenin veya işyerinin gereksinimlerinden kaynaklanan küçülme ve daralma olguları ise geçerli fesih nedenleri kapsamında değerlendirilir.

İşletmesel Karar ve Yerindelik Denetimi Yasağı

İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan fesihlerin yargısal denetime tabi tutulabilmesi için öncelikle işveren tarafından alınmış somut bir işletmesel kararın varlığı şarttır. İş sözleşmesinin iş veya işyeri gereklerine dayanılarak feshi, alınan işletmesel kararın bir sonucu olarak ortaya çıkar ve değişen koşullara karşı işverenin operasyonel bir tepkisini oluşturur. Yargı organları, işverenin aldığı işletmesel kararın amaca uygunluğunu veya yararlı olup olmadığını denetleyemez. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2014/32678 Esas ve 2014/34741 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, işletmesel kararlar yargı mercileri tarafından yerindelik denetimine tabi tutulamaz.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/32678, K. 2014/34741Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2014/32678 E.  ,  2014/34741 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 10. İş Mahkemesi TARİHİ : 17/10/2014 NUMARASI : 2014/671-2014/986 Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, yazılı savunma alınmadan performansa dayalı olarak yapılan feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir. İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verilmiş, işletmesel karar kavramından söz edilmemiştir. İşveren yönetim hakkı kapsamında amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu kararlar alabilir. Geniş anlamda işletmesel karar işçinin iş sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere işverenin işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda bu kapsamda aldığı her türlü karardır. İşletmenin işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan fesihte yargısal denetim yapılabilmesi için mutlaka bir işletmesel karar gerekir. İş sözleşmesinin iş, işyeri veya işletme gereklerine dayalı olarak feshi işletmesel kararın sonucu olarak gerçekleşir. İşletmesel karar çerçevesinde fesih işlemi değişen durumlara karşı işverenin tepkisidir. Bu kararlar işyeri ve işletme içi veya dışından doğabilir. Bu nedenler işçinin işyerinde çalışmaya devam etmesi gerekliliğini doğrudan veya dolaylı olarak ortadan kaldırıyorsa dikkate alınmalıdır. İşletmesel karar söz konusu olduğunda kararın yararlı veya amaca uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamaz. Kısaca işletmesel kararlar yerindelik denetimine tabi tutulamaz. İşverenin serbestçe işletmesel karar alabilmesi ve bunun kural olarak yargı denetimi dışında tutulması şüphesiz bu kararların hukuk düzeni tarafından öngörülen sınırlar içinde kalınarak alınmış olmalarına bağlıdır. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasında feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken feshin biçimsel koşullarına uyduğunu içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli veya haklı nedene dayandığını kanıtlamalıdır. Bu kapsamda işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır. Feshin işletme, işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle yapıldığı ileri sürüldüğünde bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, işgörme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı(tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı(keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı(ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalıdır. Somut olayda, davalıya ait işyerinde kontrol mühendisi unvanıyla çalışan davacı işçinin iş sözleşmesi, şirketteki organizasyonel değişiklikler ve performans yetersizliği nedenleriyle işverence feshedilmiştir. Mahkemenin yazılı savunma alınmadığı gerekçesi performans yönünden doğru ise de, işletmesel karar yönünden böyle bir zorunluluk yoktur. Anılan nedenle, işletme uzmanı, insan kaynakları uzmanı, serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle, bilirkişilere mahallinde işyeri kayıtları üzerinde inceleme yetkisi verilmesiyle, işyeri kayıtları ile fesihten önceki ve sonraki altı aylık süreçte işçi giriş-çıkış kayıtlarının incelenmesiyle, öncelikle işletmesel kararın var olup olmadığı tespit edilmeli; işletmesel kararın varlığı halinde tutarlı şekilde uygulanıp uygulanmadığı, fesihte keyfi davranılıp davranılmadığı, işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı, davacının başka bir birimde değerlendirilme olanağının bulunup bulunmadığı araştırılıp belirlenmeli, ayrıca fesihten sonra varsa işe alınanların davacıyla aynı niteliği taşıyıp taşımadığı yönü de tespit edilmeli ve tüm bunlardan sonra deliller yeniden değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İşverenin İspat Yükü ve Feshin Kaçınılmazlığı

4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi ise feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Feshin işletme veya işyeri gereklerinden kaynaklandığını ileri süren işveren; feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, alınan işletmesel kararın fiilen istihdam fazlası meydana getirdiğini, bu kararın tutarlı şekilde uygulandığını, fesihte keyfi davranılmadığını ve feshin kaçınılmaz yani son çare olduğunu ispatlamak zorundadır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

İşyerinde küçülmeye gidildiği iddiası incelenirken işletmenin satış, ciro ve pazar payı verileri titizlikle değerlendirilir. Şirketin satış hacminde bir daralma bulunmadığı, satış giderlerinde azalma görüldüğü, pazar payındaki kaybın cüzi düzeyde kaldığı ve ciro düşüklüğü gibi iş hacminde azalmaya yol açan somut bir olgunun gerçekleşmediği durumlarda iş gücü fazlalığı oluştuğu kabul edilemez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/10459 Esas ve 2016/19687 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, yapılan göreve ihtiyacı ortadan kaldıracak nitelikte gerçek bir küçülme gerçekleşmediği ve işçinin tecrübesi ile pozisyonu gözetilerek başka bir birimde değerlendirilmesi yönünde somut bir çalışma yapılmadığı takdirde fesih geçerli nedene dayanmaz.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/10459, K. 2016/19687Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/10459 E.  ,  2016/19687 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı; davalı şirkete ait işyerinde çalışırken 10.02.2015 tarihinde geçersiz ve hukuka aykırı bir şekilde iş akdinin feshedildiğini, feshin kötü niyetli, haksız ve geçersiz olduğunu, 4857 sayılı Kanunda belirtilen usulleri ve Yargıtay içtihatlarını ihlal ettiğini, davacı işçinin yeni bir iş bulma şansının oldukça düşük olduğunu, tekrar işe dönmek istediğini iddia ederek; davacının işe iadesine, boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık brüt ücreti ve sosyal hakları ile İşe iade kararına uyulmaması durumunda 8 aylık brüt ücreti tutarında işe başlatmama tazminatına hükmedilmesini, talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı; şirkette en son iç denetim uzmanı olarak çalıştığını, davacı işçinin iş sözleşmesinin 10.02.2015 tarihinde 10.03.2015 tarihinden geçerli olmak üzere şirketin yeniden yapılanma kararı uyarınca toplu çıkarma kapsamında geçerli nedenle feshedildiğini, müvekkil şirketin zararda olduğunu, davacı işçinin çalışmış olduğu departmanın kapatıldığını, gerçekleştirilen feshin yönetim kurulu kararına dayandırıldığını, müvekkil şirketin Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde bağımsız denetim zorunluluğu kapsamında girdiğini, bu denetimin bağımsız bir şirket tarafından yapılması zorunlu olduğundan bu departmanın fonksiyonunun azaldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davalı şirketin davacının çalışmış olduğu ve çalışabileceği pozisyonlara yeni işçi alımı yapmadığı, istihdamın daraltılması ile ilgili yönetim kurulu kararı bulunduğu, şirketin bir dizi ekonomik tedbir almasına rağmen faaliyet zararının devam ettiği dolayısıyla davalı şirketin gerçekleştirdiği fesihte feshin son çare ilkesine ve tutarlılık ilkesine uygun olarak hareket ettiği göz önünde bulundurulduğunda gerçekleştirilen feshin geçerli bir nedene dayandığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verildiği halde, işletmesel karar kavramından sözedilmemiştir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu kararlar, yönetim hakkı kapsamında alabilir. Geniş anlamda, işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda, bu kapsamda işçinin iş sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere işverenin aldığı her türlü kararlar, işletmesel karardır. İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan fesihte, yargısal denetim yapılabilmesi için mutlaka bir işletmesel karar gerekir. İş sözleşmesinin iş, işyeri veya işletme gereklerine dayalı olarak feshi, işletmesel kararın sonucu olarak gerçekleşmekte, fesih işlemi de işletmesel karar çerçevesinde değişen durumlara karşı işverene tepkisini oluşturmaktadır. Bu kararlar işletme ve işyeri içinden kaynaklanan nedenlerden dolayı alınabileceği gibi, işyeri dışından kaynaklanan nedenlerden dolayı da alınabilir. İşletmesel karar söz konusu olduğunda, kararın yararlı ya da amaca uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamaz; kısaca işletmesel kararlar yerindelik deneti­mine tabi tutulamaz. İşverenin serbestçe işletmesel karar alabilmesi ve bunun kural olarak yargı denetimi dışında tutulması şüphesiz bu kararların hukuk düzeni tarafından öngörülen sınırlar içinde kalınarak alınmış olmalarına bağlıdır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/2 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Bu kapsamda, işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır. İşverenin, dayandığı fesih sebebinin geçerli (veya haklı) olduğunu uygun kanıtlarla inandırıcı bir biçimde ortaya koyması, kanıt yükünü yerine getirmiş sayılması bakımından yeterlidir. Feshin işletme, işyeri ve işin gerekleri nedenleri ile yapıldığı ileri sürüldüğünde, öncelikle bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, bağlı işveren kararında işgörme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı(tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı(keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı(ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalıdır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (06.10.2008 gün ve 2008/30274 Esas, 2008/25209 Karar, 11.09.2008 gün ve 2008/25324 Esas, 2008/23401 Karar sayılı ilamlarımız). İşveren işletme, işyeri ve işin gerekleri nedeni ile aldığı fesih kararında, işyerinde istihdam fazlalığı meydana geldiğini ve feshin kaçınılmazlığını kanıtlamak zorundadır. İş sözleşmesinin feshiyle takip edilen amaca uygun daha hafif somut belirli tedbirlerin mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi, işverenin tekelinde değildir. Bir bakıma feshin kaçınılmaz olup olmadığı yönünde, işletmesel kararın gerekliliği de denetlenmelidir. Feshin kaçınılmazlığı ekonomik açıdan değil, teknik denetim kapsamında, bu kararın hukuka uygun olup olmadığı ve işçinin çalışma olanağını ortadan kaldırıp kaldırmadığı yönünde, kısaca feshin son çare olması ilkesi çerçevesinde yapılmalıdır. Ancak işçinin çalışma olanağının olup olmadığı somut olarak ortaya konmalıdır. Dosya içeriğime göre davacıya aynı tarihte tebliğ edildiği anlaşılan 10/02/2015 tarihli fesih bildiriminde fesih sebebi olarak sektörde verimlilik ve rekabet gücünün arttırılması, etkinliğin sağlanması, satış ve dağılım gelişiminin sağlanması, şirketin zarar etmesi nedeni ile genel giderlerin optimize edilmesi, distribütör yönetimi ve organizasyon yapısından değişiklik yapılması gösterilmiştir. Davacı ile aynı gün aynı nedenle işten çıkartılan ve davalı şirkete karşı dava açan işçi Hakan Gezer’in mahkemece işe iadesine karar verilmiş, bu karar Dairemizin 30/05/2016 tarih ve 2015/31661 Esas, 2016/12703 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Şirketin satış hacminde daralma bulunmadığı, ticareti maaliyeti artış oranını dahi elimine edecek oranda satış giderlerinde nispi bir azalma bulunduğu, reorganizasyonun zarar-maaliyet ilişkisine yaklaşım da strateji değişikliğinden kaynaklandığı, pazar payındaki düşüşün %0,1 düzeyinde kaldığı, davacının yaptığı göreve ihtiyacı ortadan kaldıracak mahiyette gerçek anlamda bir küçülme olmadığı, ciro düşüklüğü gibi iş düşüklüğünde azalmaya yol açacak bir neden bulunmadığı, davacının iş tecrübesi mevcut görev ve pozisyonu itibari ile iş gücü fazlalığı iddiasının varlığını kabule yeterli bir veri olmadığını ve başka bir pozisyonda görevlendirme konusunda çalışma yapıldığına dair bir delil elde edilemediği ve bu nedenlerle feshin geçerli nedenle yapılmadığı kanaatine varılmıştır. Feshin geçerli nedenle yapıldığında dair davalı savunmasına itibar etmek mümkün değildir. Mahkemece davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. F) Sonuç : HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA 2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 4.Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6.Davacının yaptığı 204,50 TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.800,00 TL. ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, Kesin olarak 10.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargısal Denetim Kriterleri ve Yazılı Savunma Şartı

İşletmesel karara veya işyerinin gereklerine dayanılarak gerçekleştirilen fesih işlemlerinde, işçinin performansı ya da davranışları fesih gerekçesi yapılmadığından, fesih öncesinde işçinin yazılı savunmasının alınması yasal bir zorunluluk değildir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2014/32678 Esas ve 2014/34741 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, işçinin yeterliliği ve davranışlarına dayalı fesihlerde aranan yazılı savunma koşulu, işletmesel karara dayalı işyeri gereklerinden kaynaklanan fesihlerde aranmaz.

İşyerinin küçülmesi olgusunun ve feshin geçerliliğinin tespiti için fesihten önceki ve sonraki altı aylık süreçte işçi giriş ve çıkış kayıtları incelenir. Bu inceleme kapsamında işletmesel kararın varlığı, bu kararın tutarlı bir şekilde hayata geçirilip geçirilmediği, fesihte keyfilik bulunup bulunmadığı, feshin kaçınılmaz olup olmadığı, işçinin başka birimde değerlendirilme imkanının araştırılıp araştırılmadığı ve fesihten sonra yeni işe alınan çalışanların çıkarılan işçiyle benzer nitelikleri taşıyıp taşımadığı saptanır.

İşyerinin daraltılması ve ekonomik gerekçelere dayalı uyuşmazlıklarda, ileri sürülen ekonomik güçlüklerin ve küçülme olgusunun gerçek ve ciddi olup olmadığı ile istihdam olanağının fiilen ortadan kalkıp kalkmadığı sadece işçinin çalıştığı birimle sınırlı olarak incelenemez. İşverene ait diğer işyerleri ve şirketin tüm organizasyon yapısı dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekir.

Arabuluculuk Zorunluluğu ve Dava Açma Usulü

Fesih bildiriminde sebep gösterilmediğini veya gösterilen sebebin geçerli olmadığını ileri süren işçi, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesi ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda uzlaşmaya varılamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Tarafların anlaşması halinde uyuşmazlık aynı süre içinde özel hakeme de götürülebilir. İşe iade davaları ivedilikle sonuçlandırılır; yerel mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulması durumunda bölge adliye mahkemesi uyuşmazlığı ivedilikle ve kesin olarak karara bağlar.

Feshin Geçersizliğinin Hukuki ve Parasal Sonuçları

Feshin geçersizliğine hükmedilmesi durumunda işçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçinin bu süre içinde başvuruda bulunmaması halinde işverence yapılmış olan fesih geçerli sayılır ve işveren yalnızca geçerli feshin hukuki sonuçlarıyla sorumlu tutulur. İşçinin yasal süresi içinde başvurması halinde işveren, işçiyi başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde işe başlatmakla yükümlüdür. İşçiyi süresinde işe başlatmayan işveren, en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü olur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

Yargı merciince feshin geçersizliğine hükmedildiğinde işçiye, kararın kesinleşmesine kadar geçen çalıştırılmadığı dönem için en fazla dört aya kadar doğmuş bulunan ücreti ve diğer hakları ödenir. Mahkeme veya özel hakem, bahse konu boşta geçen süre hakları ile işe başlatmama tazminatını davanın açıldığı tarihteki ücret seviyesini esas alarak parasal olarak belirler. 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinde düzenlenen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine ilişkin yasal kurallar sözleşmeler ile değiştirilemez; aksine yapılan sözleşme hükümleri geçersizdir.

İşçi işe başlatıldığı takdirde, fesih sırasında peşin olarak ödenmiş olan bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye ise bildirim süresi kullandırılmamış veya sürenin ücreti peşin ödenmemişse bu tutarlar ile şartları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenir. Arabuluculuk sürecinde işe başlatma konusunda anlaşma sağlanması halinde; işe başlatma tarihinin, boşta geçen süre ücretinin ve işe başlatmama durumunda ödenecek tazminatın parasal tutarlarının açıkça belirlenmesi zorunludur.

İşyerinin küçülmesi sebebiyle yapılan fesihlerde işçiden savunma alınması şart mıdır?

İşyerinin küçülmesi ve işletmesel karara dayalı fesihlerde işçinin yazılı savunmasının alınması zorunlu değildir. Yazılı savunma zorunluluğu, işçinin davranışı veya yeterliliğinden kaynaklanan fesih hallerinde uygulanır.

Küçülme gerekçesiyle işten çıkarılan işçi arabulucuya hangi sürede başvurmalıdır?

İşçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmalıdır. Arabuluculukta uzlaşma sağlanamaması halinde son tutanağın tanzim edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.

İşyerinin küçülmesi nedeniyle fesihte feshin son çare olması ilkesi nasıl uygulanır?

İşveren, küçülme kararı doğrultusunda fesihten önce işçiyi şirketin aynı veya diğer işyerlerinde başka bir pozisyonda değerlendirme olanaklarını araştırmak, istihdam fazlalığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu kanıtlamak zorundadır.

İşe iade kararı sonrasında işe başlama başvurusu ne zaman yapılmalıdır?

İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının kendisine tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmalıdır. Bu süre içinde başvuru yapılmazsa işverence yapılan fesih geçerli sayılır.

İşe iade kararına rağmen işe başlatılmayan işçiye hangi ödemeler yapılır?

İşveren işçiyi bir ay içinde başlatmazsa en az dört en çok sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı, kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar boşta geçen süre ücreti ve peşin ödenmemişse ihbar ve kıdem tazminatını öder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu