İşletme ve İşyeri Gerekleriyle Fesih ve İşe İade

by Avukat Erdal Ersoy
İşletme ve İşyeri Gerekleriyle Fesih ve İşe İade

İşletmenin, işyerinin veya işin gerekleri nedeniyle iş sözleşmesinin feshi; işverenin aldığı işletmesel kararlar neticesinde ortaya çıkan istihdam fazlalığına dayanan geçerli bir fesih türüdür. Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi feshedilirken geçerli bir sebebin bulunması zorunludur. İşveren, feshin geçerli nedene dayandığını ve feshin son çare olması ilkesine uyulduğunu ispatlamakla yükümlüdür.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/32678, K. 2014/34741Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2014/32678 E.  ,  2014/34741 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 10. İş Mahkemesi TARİHİ : 17/10/2014 NUMARASI : 2014/671-2014/986 Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, yazılı savunma alınmadan performansa dayalı olarak yapılan feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir. İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verilmiş, işletmesel karar kavramından söz edilmemiştir. İşveren yönetim hakkı kapsamında amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu kararlar alabilir. Geniş anlamda işletmesel karar işçinin iş sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere işverenin işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda bu kapsamda aldığı her türlü karardır. İşletmenin işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan fesihte yargısal denetim yapılabilmesi için mutlaka bir işletmesel karar gerekir. İş sözleşmesinin iş, işyeri veya işletme gereklerine dayalı olarak feshi işletmesel kararın sonucu olarak gerçekleşir. İşletmesel karar çerçevesinde fesih işlemi değişen durumlara karşı işverenin tepkisidir. Bu kararlar işyeri ve işletme içi veya dışından doğabilir. Bu nedenler işçinin işyerinde çalışmaya devam etmesi gerekliliğini doğrudan veya dolaylı olarak ortadan kaldırıyorsa dikkate alınmalıdır. İşletmesel karar söz konusu olduğunda kararın yararlı veya amaca uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamaz. Kısaca işletmesel kararlar yerindelik denetimine tabi tutulamaz. İşverenin serbestçe işletmesel karar alabilmesi ve bunun kural olarak yargı denetimi dışında tutulması şüphesiz bu kararların hukuk düzeni tarafından öngörülen sınırlar içinde kalınarak alınmış olmalarına bağlıdır. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasında feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken feshin biçimsel koşullarına uyduğunu içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli veya haklı nedene dayandığını kanıtlamalıdır. Bu kapsamda işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır. Feshin işletme, işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle yapıldığı ileri sürüldüğünde bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, işgörme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı(tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı(keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı(ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalıdır. Somut olayda, davalıya ait işyerinde kontrol mühendisi unvanıyla çalışan davacı işçinin iş sözleşmesi, şirketteki organizasyonel değişiklikler ve performans yetersizliği nedenleriyle işverence feshedilmiştir. Mahkemenin yazılı savunma alınmadığı gerekçesi performans yönünden doğru ise de, işletmesel karar yönünden böyle bir zorunluluk yoktur. Anılan nedenle, işletme uzmanı, insan kaynakları uzmanı, serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle, bilirkişilere mahallinde işyeri kayıtları üzerinde inceleme yetkisi verilmesiyle, işyeri kayıtları ile fesihten önceki ve sonraki altı aylık süreçte işçi giriş-çıkış kayıtlarının incelenmesiyle, öncelikle işletmesel kararın var olup olmadığı tespit edilmeli; işletmesel kararın varlığı halinde tutarlı şekilde uygulanıp uygulanmadığı, fesihte keyfi davranılıp davranılmadığı, işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı, davacının başka bir birimde değerlendirilme olanağının bulunup bulunmadığı araştırılıp belirlenmeli, ayrıca fesihten sonra varsa işe alınanların davacıyla aynı niteliği taşıyıp taşımadığı yönü de tespit edilmeli ve tüm bunlardan sonra deliller yeniden değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

İş Güvencesi Hükümlerinden Yararlanma Koşulları ve Kapsam

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca iş güvencesinden yararlanabilmek için işyerinde en az otuz işçinin çalışması ve işçinin en az altı aylık kıdeme sahip bulunması aranır. Yerin altında çalışan işçiler bakımından ise altı aylık kıdem şartı aranmamaktadır. İşçinin altı aylık kıdemi hesaplanırken aynı işverenin bir veya farklı işyerlerinde geçen çalışma süreleri birleştirilerek dikkate alınır. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin yer alması halinde otuz işçi ölçütü, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısı üzerinden tespit edilir.

İşletmenin tamamını sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları ve ayrıca işyerinin bütününü yöneten, aynı zamanda işçi alma ve çıkarma yetkisine sahip işveren vekilleri iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Bununla birlikte, sendika üyeliği ya da çalışma saatleri dışında yahut işverenin onayıyla çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmış olmak fesih için hiçbir şekilde geçerli bir sebep teşkil etmez.

İşyeri İçi ve Dışı Gerekler ile İşletmesel Karar Kavramı

Feshe dayanak yapılan işletme, işyeri ve işin gerekleri; işyerinin dışından yahut içinden kaynaklanan olgular şeklinde ortaya çıkar. Satış ve pazar imkanlarının daralması, sipariş ve talep düşüşü, genel ekonomik kriz, enerji darlığı, hammadde sıkıntısı ya da dış pazar kaybı gibi işin yürütülmesini güçleştiren durumlar işyeri dışı sebepleri oluşturur. Buna karşılık yeni çalışma yöntemlerinin benimsenmesi, çalışma alanının daraltılması, teknolojik yeniliklere geçilmesi, bazı departmanların kapatılması veya muhtelif iş türlerinin lağvedilmesi ise işyeri içi gerekler arasındadır.

İşverenin serbestçe aldığı işletmesel kararlar yargı mercileri tarafından yerindelik denetimine tabi tutulamaz. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2014/32678 Esas ve 2014/34741 Karar sayılı ilamına göre, işletmesel kararın yararlı veya amaca uygun olup olmadığı yönünde bir yargısal inceleme yapılamaz. Kararın yargı denetimi dışında kalabilmesi, hukuk düzeninin belirlediği sınırlar içinde alınmış olmasına bağlıdır.

Yargısal Denetim Ölçütleri ve Bilirkişi İncelemesi

İşletme gerekleriyle yapılan fesihte yargı mercilerince tutarlılık, keyfilik ve ölçülülük denetimleri icra edilir. İşverenin işgörme ediminin ifasını engelleyen bir durumun mevcudiyeti, işletmesel karar neticesinde fiilen istihdam fazlalığının doğup doğmadığı, alınan kararın istikrarlı ve tutarlı bir biçimde tatbik edilip edilmediği ve feshin son çare olması ilkesi gereğince fesih adımının kaçınılmaz olup olmadığı incelenir.

Geçerlilik denetimi sürecinde işyeri kayıtları ile fesihten önceki ve sonraki altı aylık döneme ait işçi giriş ve çıkış kayıtları; işletme uzmanı, insan kaynakları uzmanı ve serbest muhasebeci mali müşavirden teşekkül eden bilirkişi kurulu vasıtasıyla değerlendirilir. Bu incelemede işletmesel kararın varlığı, işçinin bir başka birimde istihdam edilme imkanının bulunup bulunmadığı ve fesih sonrasında işe alınan yeni çalışanların feshe konu işçiyle aynı nitelikleri taşıyıp taşımadığı araştırılır.

Feshin Şekil Şartları, İspat Yükü ve Savunma

4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması ve fesih nedeninin bildirimde açık ve kesin bir dille belirtilmesi kanuni bir zorunluluktur. Feshin geçerli bir nedene dayandığını kanıtlama yükümlülüğü ise 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrası gereğince işverene aittir. İşçi feshin başka bir nedenden kaynaklandığını ileri sürdüğü takdirde bu savını ispat etmekle yükümlüdür.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19 – İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Fesih bildirimine itiraz ve usulü
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

İş sözleşmesinin işçinin davranışı veya yeterliliği sebebiyle sonlandırıldığı hallerden farklı olarak, işletmesel karara dayalı gerçekleştirilen fesihlerde işçinin yazılı savunmasının alınması kanuni bir mecburiyet değildir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2014/32678 Esas ve 2014/34741 Karar sayılı ilamı gereğince, feshin işletmesel karara dayanması halinde savunma alma yükümlülüğü aranmamaktadır.

Arabuluculuk Başvurusu ve Dava Açma Usulü

Fesih bildiriminde sebep gösterilmediğini veya gösterilen gerekçenin geçerli olmadığını iddia eden işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak mecburiyetindedir. Arabuluculuk müzakereleri neticesinde uzlaşma sağlanamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Arabulucuya gidilmeksizin doğrudan dava ikame edilmesi nedeniyle davanın usulden reddedilmesi durumunda ise kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulması mümkündür.

İşe iade davası ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması halinde bölge adliye mahkemesi uyuşmazlığı ivedilikle ve kesin olarak karara bağlar.

Geçersiz Feshin Hukuki ve Parasal Sonuçları

Mahkemece veya hakem tarafından feshin geçersizliğine hükmedildiğinde işçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak gayesiyle işverene başvurmalıdır. Süresi içinde bu başvurunun yapılmaması halinde işverence tesis edilmiş bulunan fesih geçerli sayılır ve işveren sadece bu feshin hukuki neticelerinden sorumlu tutulur. Başvuru yapmayan ya da işverenin davetine rağmen haklı bir neden bulunmaksızın işe başlamayan işçiye işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ödenmez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

Süresinde yapılan başvuruya rağmen işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü kılınır. Bunun yanı sıra kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş olan ücret ve diğer haklar ödenir. Mahkeme veya özel hakem, anılan tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarını dava tarihindeki ücreti dikkate alarak parasal tutar olarak belirler. Bu yasal düzenlemeler sözleşmelerle bertaraf edilemez; aksine hükümler geçersizdir.

İşçi işe başlatıldığı takdirde daha önce kendisine peşin biçimde ödenmiş olan bildirim süresi ücreti ile kıdem tazminatı mahsup edilir. Buna karşılık işe başlatılmayan işçiye vaktiyle bildirim süresi tanınmamış ya da bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse bu sürelerin ücret tutarı ayrıca ödenir ve şartları gerçekleşmişse kıdem tazminatı verilir. Tarafların arabuluculuk sürecinde işe başlatma hususunda anlaşmaları durumunda ise işe başlatma tarihinin, boşta geçen süreye ait hakların parasal miktarının ve işe başlatmama tazminatının parasal tutarının belirlenmesi kanunen zorunludur.

İşletmesel gerekçeyle yapılan fesihte işçinin savunması alınmak zorunda mıdır?

İşletmesel karara dayanılarak yapılan fesihlerde işçinin yazılı savunmasının alınması yasal bir zorunluluk değildir.

Yargı mercileri işverenin işletmesel kararının yerindeliğini denetleyebilir mi?

Mahkemeler işletmesel kararlar üzerinde yerindelik denetimi yapamaz ve kararın yararlı veya amaca uygun olup olmadığını inceleyemez.

İşe iade kararından sonra işverene başvuru süresi ne kadardır?

İşçi, kesinleşen mahkeme veya hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmalıdır.

İşe iade davası açmadan önce arabuluculuk başvurusu zorunlu mudur?

İşçi fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorunda olup doğrudan dava açılması halinde dava usulden reddedilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu