Avukatlık Sözleşmesine Tahkim Şartı Konabilir Mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Avukatlık Sözleşmesine Tahkim Şartı Konabilir Mi?

İşçilik Alacaklarının Tahsiline Dayalı Vekâlet İlişkisinin Hukuki Niteliği

İşçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe iade veya fazla çalışma gibi işçilik alacaklarının tahsili amacıyla bir avukattan hukuki hizmet alması ticari veya mesleki bir amaca dayanmaz. Bu çerçevede işçi müvekkilin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici, kurulan hukuki hizmet ilişkisinin ise tüketici işlemi niteliğinde değerlendirilmesi gündeme gelebilmektedir.

Bireysel amaçla hukuki hizmet alan müvekkilin tüketici kabul edildiği durumlarda, avukatlık sözleşmesinden veya vekâlet ücretinden doğan uyuşmazlıkların tüketici hukuku kurallarına tabi olması ve görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olarak belirlenmesi söz konusu olur.

Tüketici Sözleşmelerinde Haksız Şart Rejimi ve Tahkim Şartı

6502 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe yol açan sözleşme koşullarıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince tüketici sözleşmelerinde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüz olup, bu şartlar dışındaki sözleşme hükümleri geçerliliğini korur.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. (2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. (3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. (4) Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanır. (5) Faaliyetlerini, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın bu madde hükümleri uygulanır. (6) Bir sözleşme şartının haksızlığı; sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir. (7) Sözleşme şartlarının haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmış olmak koşuluyla, hem sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki hem de mal veya hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz. (8) Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerde yer alan haksız şartların, sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alır. (9) Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart olduğu kabul edilen sözleşme şartları yönetmelikle belirlenir. Satıştan kaçınma

6502 sayılı Kanun'un 5. maddesinin üçüncü fıkrasına göre bir şart önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğe etki edememişse, o şart tüketiciyle müzakere edilmemiş sayılır. Standart bir şartın tüketiciyle münferiden müzakere edildiğini ispat yükü sözleşmeyi düzenleyene aittir. Ayrıca faaliyetlerini kanun veya yetkili makamlarca verilen izinle yürüten kişi ya da kuruluşların düzenlediği sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın haksız şart hükümleri uygulanır.

Müvekkilin mahkemelere veya kanunla düzenlenen başvuru yollarına erişimini ölçüsüz biçimde daraltan ve standart vekâlet sözleşmelerine önceden yerleştirilen tahkim hükümleri haksız şart denetimine tabi tutulabilir; bu durumdaki bir şartın tüketici açısından bağlayıcı olmadığı ileri sürülebilir. Söz konusu kaydın metin içinde müstakil bir başlıkta düzenlenmesi, dikkat çekici punto veya koyu harflerle gösterilmesi ya da müvekkile ayrıca imzalattırılması tüketici hukuku uyarınca yapılan haksız şart denetimini tek başına ortadan kaldırmaz.

Tüketici Niteliğindeki Avukatlık Sözleşmelerinde Tahkime Elverişlilik

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 408. maddesi uyarınca taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığı kamu düzenini ilgilendirmekte ve yargı mercilerince kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 408Kaynağı aç
MADDE 408- (1) Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. İtiraz hakkından feragat
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1892, K. 2025/4638Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2025/1892 E.  ,  2025/4638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi (İlk Derece) SAYISI : 2024/7 E., 2025/2 K. DAVA TARİHİ : 30.12.2024 Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen Avukatlık Ücret Sözleşmesinin haksız azil ile sonlanmasından kaynaklanan 1.013.000,00 TL tutarındaki avukatlık ücretinin ödenmesi için tahkim müracaatında bulunulduğunu, hakem tarafından verilen kararla "Taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesi ve vekaletname kapsamında davacının davalı tarafından haksız azli nedeniyle ortaklığın giderilmesi davası bakımından dava konusu .. İli .. İlçesi .. Mah. 156 20… parselde kayıtlı 1. kat 9 numaralı bağımsız bölüm ve .. İli .. İlçesi .. Mah. 3 33… parselde kayıtlı taşınmazlardan davalıya düşecek gayrımenkul değerinin %10'u olan 1.013.000,00 TL'nin davacıya ödenmesine, …" karar verildiğini, avukatlık sözleşmesindeki işlerden yalnızca İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1320 E. sayılı ortaklığın giderilmesi talepli dava dosyasına vekaletname sunulduğunu, başkaca bir işlem yapılmadığını, bununla birlikte müvekkilinin hiçbir talebine cevap vermediğini, davalı taraf avukatlık sözleşmesinde yer alan bazı işleri geçersiz olarak işaretleyip parafladığını, görevlendirildiği diğer işleri takip etmediğini, bu nedenle davacı müvekkilin güvenini kırdığını, ayrıca müvekkilin davalısı olduğu Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/409 E. sayılı dosyada müvekkilin karşı taraf (davacı) vekili olarak görev aldığını, bu durumun gizliliğe, menfaatler dengesine ve Avukatlık Kanunun'da düzenlenen özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olduğunu, dolayısıyla yapılan azil işleminin haksız olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin vekilini azlinin haklı olduğunu, müvekkilinin söz konusu ortaklığın giderilmesi dava dosyasında halihazırda herhangi bir tahsilat yapmadığını, uyuşmazlık konusu davada hissesine isabet eden tutarı tahsil etmediğini, müvekkilden avukatın bu alacağı istemesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, 21.11.2024 tarihli hakem kararının iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvkkilinin davacı tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin azledildiğini, .. .. Noterliği 01.03.2024 tarihli ve … yevmiye numaralı azilnamenin müvekkiline 05.03.2024 tarihinde tebliğ olduğunu, haksız azil üzerine davalı müvekkil tarafından, avukatlık sözleşmesinin 12. maddesi uyarınca Dr. … hakemliğinde tahkim davası açıldığını, ilk toplantı ve duruşma olmak üzere 2 oturum neticesinde Dr. … tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hakem kararının iptali talebine ilişkin yapılabilecek incelemelerin sınırlı olduğu, davacının öne sürdüğü iptal nedenlerinden hiç birisinin söz konusu sebeplerden olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; aşamalardaki beyanlarını tekrar ederek davalı avukatın azlinin haklı olduğunu, müvekkilinin söz konusu ortaklığın giderilmesi dava dosyasında halihazırda herhangi bir tahsilat yapmadığını, müvekkilden avukatın bu alacağı istemesinin mümkün olmadığını, maddi hataya dayalı olarak hükmedilen bedelin de hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Hakem Kararının iptali istemine ilişkindir. 1. Tahkim, özel hukuk alanına ilişkin uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız hakemler eliyle ve yargısal yolla çözümü demektir. Tahkimin tanımı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) yer almazken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 412. maddesinin 1. fıkrasında “Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya Hakem Kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır.” şeklinde tanımlanmıştır. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde ise “Tahkim anlaşması, tarafların, sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın aralarında mevcut bir hukukî ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları anlaşmadır.” şeklinde tanımlanmıştır. Hukuki uyuşmazlık yabancılık unsuru içermiyorsa milli tahkim kurallarına tabi olur. HMK'nın 407. maddesinde “Bu Kısımda yer alan hükümler, 21.06.2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun tanımladığı anlamda yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır.” hükmü ile milli tahkimde kriterler belirlenmiştir. Milli tahkime ilişkin hükümler HMK'nın 407- 444 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Milletlerarası Tahkim Kanunu, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerinin taraflar ya da hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun uygulanabilmesi için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, tahkim yerinin Türkiye olması gerekmektedir. Milletlerarası tahkime ilişkin hükümler ise 4686 sayılı Miletlerarası Tahkim Kanunu’nda düzenlemiştir. Uyuşmazlıkta tahkim yargılamasına başvurulabilmesi için taraflar arasında tahkim koşulu içeren bir sözleşmenin veya ayrı bir tahkim sözleşmesinin bulunması gerekir. Tahkim yargılamasının temelini oluşturan tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir koşulu ya da ayrı bir sözleşme ile yazılı biçimde yapılabilir. Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların, tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Taraflar sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabilirler. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 E., 2018/4 K. sayılı kararında;“…Yargı, devletin temel fonksiyonlarından biridir ve kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri Mahkemelerdir. Ancak özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Mahkemeler yerine hakemlere başvurulması konusunda sözleşme yapılabilir veya taraflarca bağıtlanan sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulabilir (HMK m. 412/2). Özel hukukun taraflara tanıdığı irade serbestisi, kendisini sözleşme yapıp yapmamak, sözleşmenin karşı tarafını ve içeriğini belirlemek noktalarında gösterdiği gibi taraflar arasında çıkmış ve çıkması muhtemel uyuşmazlıkları hakemler eliyle çözmek noktasında da gösterir. Hakem kararı, devlet mahkemeleri tarafından verilen karar gibi bağlayıcıdır. Bu hâliyle tahkim, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biridir…” şeklinde belirtildiği üzere hakem kararları bağlayıcı ve kesindir. Uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülebilmesi için; tarafların uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümleneceği konusunda anlaşmış olmaları yanında uyuşmazlığın tahkime elverişli olması gerekir. Milli tahkime elverişlilik HMK'nın 408. maddesinde; “Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir.” şeklinde düzenlenmiştir. Tahkime elverişlilik, kamu düzenini ilgilendiren bir kavramdır. Uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığının kendiliğinden dikkate alınması gerektiği gibi HMK 'nın m.439/2-g uyarınca iptal sebebi olarak kabul edilmiştir. Dava konusu olan ve tahkime konu edilen uyuşmazlığın avukatın ortaklığın giderilmesi dosyasını takip etmesinden kaynaklı vekalet ücreti alacağının tahsiline ilişkin olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, davacının (müvekkilin) 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici sıfatına haiz olduğu anlaşılmaktadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'daki haksız şarta ilişkin 5. maddesinin incelenmesi gerekir. 6502 sayılı Kanun'un 5. maddesinde; "(1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. (2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. (3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. (4) Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanır. (5) Faaliyetlerini, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın bu madde hükümleri uygulanır. (6) Bir sözleşme şartının haksızlığı; sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir. (7) Sözleşme şartlarının haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmış olmak koşuluyla, hem sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki hem de mal veya hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz. (8) Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerde yer alan haksız şartların, sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alır. (9) Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart olduğu kabul edilen sözleşme şartları yönetmelikle belirlenir." düzenlenmesine yer verilmiş olup; bu düzenlemeye göre tüketiciyle müzakere edilmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye konulan, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Yine 6502 sayılı Kanun'un 5. maddesine dayanılarak çıkartılarak Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin Haksız Sözleşme Şartları başlıklı Ek-1. maddesinin (n) bendinde ise; "Aşağıda yer alan sonuçları hedefleyen veya bu sonuçları doğuran şartlar haksız şarttır. …. (n)Tüketicinin özellikle, hukuki düzenlemelerde öngörülmemiş bir hakeme müracaatını öngörmek, gösterebileceği delilleri ölçüsüz derecede sınırlandırmak veya mevcut hukuki düzen uyarınca diğer tarafta olan ispat külfetini tüketiciye yüklemek suretiyle tüketicinin mahkemeye gitme veya başka başvuru yollarını kullanma imkanını ortadan kaldıran veya sınırlandıran şartlar, …" düzenlenmesi yer almaktadır. Söz konusu yasal mevzuat değerlendirildiğinde avukatlık sözleşmesinde yer alan tahkime ilişkin hükmün haksız şart olduğu ve bu nedenle geçersiz olduğu anlaşıldığından dava konusu uyuşmazlık tahkime elverişli olarak kabul edilmez. Tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim yasağının olduğu kabul edilmekle birlikte HMK'nın "İptal" başlıklı 439. maddesinde; "(1) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür. (2) a) Tahkim sözleşmesinin taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu, b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, sözleşmede belirlenen veya bu Kısımda öngörülen usule uyulmadığı, c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediği, ç) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği, d) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı, e) Tahkim yargılamasının, usul açısından sözleşmede veya bu yönde bir sözleşme bulunmaması hâlinde, bu Kısımda yer alan hükümlere uygun olarak yürütülmediği ve bu durumun kararın esasına etkili olduğu, f) Tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği, g) Hakem veya Hakem Kurulu Kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı, ğ) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, tespit edilirse, Hakem Kararları iptal edilebilir. (3) Hakem veya Hakem Kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal davasında, tahkim sözleşmesi kapsamında olan konuların, tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, Hakem Kararının sadece tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilir. (4) İptal davası, bir ay içinde açılabilir. Bu süre, Hakem Kararının veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Hakem Kararına karşı iptal davası açılması kararın icrasını durdurmaz. Ancak taraflardan birinin talebi üzerine hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak bir teminat gösterilmek şartı ile kararın icrası durdurulabilir. (5) İptal talebi, davaya bakan Bölge Adliye Mahkemesi aksine karar vermedikçe, dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. (6) İptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. (7) İptal davasının kabulü hâlinde, kabul kararı temyiz edilmezse veya ikinci fıkranın (b), (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerindeki hâllerin varlığı sebebiyle kabulü hâlinde, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler." şeklinde yer alan hükme göre tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim koşulunun bu türden uyuşmazlıkların tahkime elverişli olup olmadığının tayininde, ise Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin Haksız Sözleşme Şartları başlıklı Ek-1. Maddesinin (n) bendinde yer alan "Aşağıda yer alan sonuçları hedefleyen veya bu sonuçları doğuran şartlar haksız şarttır. …. (n)Tüketicinin özellikle, hukuki düzenlemelerde öngörülmemiş bir hakeme müracaatını öngörmek, gösterebileceği delilleri ölçüsüz derecede sınırlandırmak veya mevcut hukuki düzen uyarınca diğer tarafta olan ispat külfetini tüketiciye yüklemek suretiyle tüketicinin Mahkemeye gitme veya başka başvuru yollarını kullanma imkanını ortadan kaldıran veya sınırlandıran şartlar, …" düzenlenmesinin değerlendirilmesi gerekir. Söz konusu yasal mevzuat değerlendirildiğinde avukatlık sözleşmesinde yer alan tahkime ilişkin hükmün haksız şart olduğu ve bu nedenle geçersiz olduğu anlaşıldığından dava konusu uyuşmazlık tahkime elverişli olarak kabul edilmez. Tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim yasağının olduğu kabul edilmekle HMK'nın 439. maddesinin “(ç)” bendinde düzenlenen; "hakem veya Hakem Kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği," şeklinde düzenlemeye aykırı olduğu gibi aynı zamanda kanunun “(ğ)” bendinde düzenlenen; "kararın kamu düzenine aykırı olması " şeklindeki düzenlemeye aykırılık teşkil etmektedir. Bu durum Mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerekir. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; tahkime elverişli olmayan bir konuda verilen hakem kararının HMK.nın 439. maddesinin "(ç)" ve "(ğ)" maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece) kararının davacı yararına BOZULMASINA, 2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine (İlk Derece) gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 07.10.2025 tarihli, E. 2025/1892 ve K. 2025/4638 sayılı kararında belirtildiği üzere, müvekkilin tüketici sıfatını haiz olduğu somut uyuşmazlıkta avukatlık sözleşmesinde yer alan tahkim şartı haksız şart sayılarak geçersiz kabul edilmiş ve tüketici hukukundan kaynaklanan bu uyuşmazlık tahkime elverişli görülmemiştir.

Tüketici uyuşmazlığında tahkim yasağının bulunduğu kabul edildiğinde, tahkime elverişli olmayan bir konuda hakem heyetince hüküm kurulması 6100 sayılı Kanun'un 439. maddesi kapsamında kamu düzenine ve hakemin yetkisine aykırılık oluşturur. Bu aykırılık hakem kararının iptali davasında mahkemelerce re'sen gözetilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 439Kaynağı aç
MADDE 439- (1) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür. (2) a) Tahkim sözleşmesinin taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu, b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, sözleşmede belirlenen veya bu Kısımda öngörülen usule uyulmadığı, c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediği, ç) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği, d) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı, e) Tahkim yargılamasının, usul açısından sözleşmede veya bu yönde bir sözleşme bulunmaması hâlinde, bu Kısımda yer alan hükümlere uygun olarak yürütülmediği ve bu durumun kararın esasına etkili olduğu, f) Tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği, g) Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı, ğ) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, tespit edilirse, hakem kararları iptal edilebilir. (3) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal davasında, tahkim sözleşmesi kapsamında olan konuların, tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilir. (4) İptal davası, bir ay içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Hakem kararına karşı iptal davası açılması kararın icrasını durdurmaz. Ancak taraflardan birinin talebi üzerine hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak bir teminat gösterilmek şartı ile kararın icrası durdurulabilir. (5) İptal talebi, davaya bakan bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe, dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. (6) İptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. (7) İptal davasının kabulü hâlinde, kabul kararı temyiz edilmezse veya ikinci fıkranın (b), (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerindeki hâllerin varlığı sebebiyle kabulü hâlinde, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler. Hakem ücreti

Ticari İlişkiler Kapsamındaki Avukatlık Sözleşmelerinde Tahkim Şartı

Tacir veya şirket niteliğindeki müvekkillerle yapılan vekâlet ilişkilerinde, üstlenilen hukuki hizmet tüketici işlemi niteliği taşımıyorsa ve gerekli koşullar mevcutsa, vekâlet ücreti uyuşmazlıkları ticari dava olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde incelenebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5452, K. 2026/129Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2025/5452 E.  ,  2026/129 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi(İlk Derece) SAYISI : 2025/15 E., 2025/10 K. Bölge Adliye (İlk Derece) Mahkemesi direnme kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanunun 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı …'i Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/223 E. sayılı dosyasında vekil olarak temsil ettiğini, vekalet ücreti alacaklarının tahsili talebi ile açılan icra dosyaları nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve avukatlık ücret sözleşmesinde belirlenen vekalet ücreti ile avansın iadesi talebiyle davalı tarafından müvekkili aleyhine Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezi'ne başvurulduğunu, taraflar arasındaki 01.03.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve Ereğli (Konya) İcra Müdürlüğünün 2023/4402 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen uyuşmazlık yönünden tahkim anlaşmasının geçerli ve hakemin yetkili olduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, menfi tespit talebiyle açılan davada uyuşmazlığın çözümünde Ankara Mahkemelerinin görevli olduğunu, tahkim süresinin üç ay olarak belirlenmesine rağmen belirlenen sürede uyuşmazlığın çözülmediğini, tahkim süresinin aşıldığını, tahkim yargılamasında tarafların eşitliği ve adil yargılanma ilkelerine aykırı hareket edildiğini, hakemin taraflı davrandığını, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174/2 maddesine ve Yargıtay kararlarına aykırı olarak vekalet ücreti alacağının tamamına hak kazanamadığının kabul edildiğini, eşitlik, hakkaniyet, silahların eşitliği ilkelerine aykırı davranıldığını, hakem kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; hakem kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasında imzalanan 01.03.2022 tarihli avukatlık ücret sözleşmesindeki hüküm ile geçerli bir tahkim anlaşmasının yapıldığını, tahkim süresi içerisinde karar verildiğini, davacının hakemin bağımsızlığı ve tarafsızlığı iddialarını tahkim yargılanmasında dile getirmezken bu hususu aleyhine verilen kararın iptali için ileri sürmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, hakemin TBB Tahkim Kurallarının 13. maddesi uyarınca Divan tarafından atandığını, hakemin tarafsızlığı ve bağımsızlığına ilişkin görüşlerin açıklanması için süre verilmesine rağmen davacının beyanda bulunmadığını, hakemin tarafsızlığı ve bağımsızlığını şüpheye düşürecek bir nedenin bulunmadığını, hakem kararının kamu düzenine aykırı olmadığını, hakem kararının iptali sebeplerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.11.2024 kararıyla; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin avukatlık sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı avukat ile davalıya velayeten annesinin imzasının yer aldığı 01.03.2022 tarihli sözleşmede; "…uyuşmazlığın Baro Hakem Kurulunca çözüleceği, Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliğinin sözleşmenin bir parçası olduğu…" hükmü düzenlenmiş olup, TBB Tahkim Kurallarının 2. maddesinde; "tarafların TBB Tahkim Merkezi, TBBTM, TBBTAM, TBB Tahkimi, Barolar Birliği Tahkimi, Baro Tahkimi, Birlik Tahkimi veya benzeri ifadeler kullanmaları durumunda kurallar uyarınca tahkimi kararlaştırdıklarının anlaşılacağı…" ifade edildiği, sözleşme tarihi itibarıyla baro hakem kurullarının görevde olmadığı, taraflarca Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliği'nin sözleşmenin bir parçası olduğunun kararlaştırıldığı göz önüne alındığında, tarafların iradelerinin uyuşmazlığın Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezinde çözülmesi yönünde olduğu, HMK'nın 412. maddesinde yer alan düzenlemeye istinaden tahkim şartının geçerli bulunduğu sonucuna varıldığı, davanın süresinde açıldığı, tahkime konu uyuşmazlık tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri avukatlık sözleşmesinden kaynaklandığından tahkime elverişli olduğu, yine tahkim yargılamasında ve karar içeriğinde kamu düzenini ihlal eden bir husus tespit edilmediği, hakem kararının tahkim süresi içerisinde verildiğini, hakemin taraflı davrandığı ileri sürülmüşse de hakemin Divan tarafından atandığı, davacı tarafından ileri sürülen nedenlerin, hakemin tarafsızlığı ve bağımsızlığını şüpheye düşürecek nitelikte bulunmadığı, hakemin tarafsızlığı ve bağımsızlığına ilişkin görüşlerin açıklanması için süre verilmesine rağmen davacının tahkim yargılamasında beyanda bulunmadığı, Divan tarafından verilen 15.12.2023 tarihli karar ile hakemin görevine devam etmesine karar verildiği, Hakem tarafından maddi ve usul hukuku kurallarına göre değerlendirme yapılarak karar verildiği, taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia ve savunmalarını ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanındığı, taraflarca da bu hakkın kullanılmış olduğu anlaşılmakla, hukuki dinlenilme hakkına aykırı davranılıp karar verildiğinin kabulünün mümkün olmadığı, hakemin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı, başka bir ifade ile kararın pozitif hukuk kurallarına göre isabetli olup olmadığı, bir iptal sebebi olmadığından, işbu davada da inceleme kapsamı dışında bulunduğu, somut olayda gerek davacı tarafından ileri sürülen, gerekse re'sen dikkate alınacak olan, 14.02.2024 tarihli ve 2023/37 E. sayılı Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezi Hakem kararının iptaline ilişkin nedenler mevcut olmadığı gerekçesiyle; hakem kararının iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairenin 15.04.2025 tarihli ilamıyla; taraflar arasında düzenlenen 01.03.2022 tarihli sözleşmede "taraflar arasında akdedilen bu avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklar öncelikle, arabuluculuk girişimiyle çözümlenecektir… Arabuluculuk girişiminden sonuç alınamazsa, uyuşmazlık Baro Hakem Kurulunca çözülecektir. Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliği bu sözleşmenin bir parçasıdır." şeklinde olduğu, uyuşmazlığın çözümü için önce arabuluculuk başvurusu yapıldığı, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığı, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 3. maddesinin atıfta bulunduğu 18/A-(18) maddesinde; "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz", Kanunun 13. maddesinde; "Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda aydınlatıp, teşvik edebilir…" şeklinde düzenlemelerin yer aldığı, arabuluculuğun maddi hukuka ilişkin olduğu, Mahkemelerde dava açılmadan önce başvurulması gerektiği hatta bazı davalarda arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiğinin görüldüğü, tarafların tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartının tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olması gerekmekte olup, öncelikle arabulucuya gidileceğine dair yaptıkları anlaşma nedeniyle sözleşmeye uygulanacak hükümler bakımından kendi içerisinde kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede tahkim şartının düzenlenmediği, bu nedenle de tahkim şartının geçersiz olduğunun kabul edilmesi gerektiği, temyize konu 14.02.2024 tarihli hakem kararında; davalının tahkim itirazı yönünden yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasındaki 18.06.2021 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/210049 sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen uyuşmazlık yönünden tahkim anlaşmasının geçersizliğine, hakemin yetkisiz olduğuna; taraflar arasındaki 01.03.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve Ereğli (Konya) İcra Müdürlüğünün 2023/4402 sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen uyuşmazlık yönünden tahkim anlaşmasının geçerli ve hakemin yetkili olduğuna, hakemin yetkili olduğuna karar verdiği kısım yani 01.03.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve Ereğli (Konya) İcra Müdürlüğünün 2023/4402 sayılı dosyası ile ilgili olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Mahkeme iptal sebebiyle bağlı olup, bu sebepler doğrultusunda inceleme yapmak zorunda olduğu, somut olayda hakem kararında taraflar arasındaki 18.06.2021 tarihli sözleşme bakımından tahkim anlaşmasının geçersizliğine ve hakemin yetkisiz olduğuna karar verildiğinden Hakem kararının kısmen iptalinin gerektiği, Mahkemece 01.03.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar yönünden tahkim anlaşmasının geçersiz olduğu ve hakemin yetkili olmadığı kabul edilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2.Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı tarafın arabuluculuk görüşmelerinde tahkim itirazında bulunmadığını, taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunan hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını, tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğunu, taraflar arasındaki 01.03.2022 tarihli sözleşmede TBB Tahkim Kurulunun uyuşmazlığı çözmede yetkili olduğuna dair bir ibarenin yer almadığını, Ankara Barosunun TBB Tahkim Kuruluna müracaat edilmesini işaret etmediğini, uyuşmazlığı TBB Tahkim Kuruluna havale etmediğini, bu hususun dahi taraflar arasındaki sözleşmede TBB Tahkim Kurulunun görevli ve yetkili olmadığını tevsik ettiğini, tahkim şartının açık, net ve kesin olması gerektiğini, işbu davaya konu sözleşmede kesin, açık ve net bir şekilde tahkim iradesinin ortaya konulmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Hakem kararının HMK'nın 439. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. Öğreti ve hukuk uygulamasında alternatif uyuşmazlık çözümü (Alternative Dispute Resolution, ADR), uyuşmazlıkların çözümü amacıyla görev yapan devlet mahkemelerinde görülen dava yolunun yanında seçimlik bir yol olarak işleyen, genellikle tarafsız bir üçüncü kişinin, mevcut bir uyuşmazlığın çözümü konusunda taraflara yardımcı olmak ve katkıda bulunmak amacıyla katıldığı, bir grup uyuşmazlık çözüm yöntemleri topluluğu olarak tanımlanabilir (Mustafa Serdar ÖZBEK, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, 5. B., Ankara: Yetkin, 2022, ss. 153-160.). Bunda amaç özel hukuk alanında kalan kamu düzenini ilgilendirmeyen, üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek uyuşmazlık konularında tarafların kendi iradeleriyle çözüme ulaşmalarıdır. Başlıca alternatif çözüm yolları ise; müzakere, arabuluculuk, uzlaşma, tahkim, tarafsız ön değerlendirme yöntemi, vakıaların saptanması yöntemi , kısa yargılama yöntemi, seri jüri yargılaması yöntemi ve çevrim içi uyuşmazlık çözümü gibi yöntemlerdir. Ülkemizde arabuluculuk ve tahkim uygulaması en fazla olan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerindendir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilme olanağının bulunması kaydıyla, özel hukuk uyuşmazlıkları, yabancı unsur taşıyor olup olmamasına bakılmaksızın arabuluculuk kapsamında kalır (6325 sk m.1/2). Bir uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olması için; özel hukuka dair bir uyuşmazlık olması, tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği iş veya işlemlerden doğması, aile içi şiddet iddiası içermemesi, koşullarını sağlaması gerekir. Taraflar, arabuluculuğa elverişli bir uyuşmazlığın çözümü bağlamında, uyuşmazlık henüz mevcut değilken veya dava açılmadan önceki evrede veyahut dava açıldıktan sonra mahkemenin teşvikiyle uyuşmazlığın arabuluculukta çözüleceğine dair irade ortaya koyabilirler. Tarafların arabuluculuğa başvuru konusunda karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını içerir şekilde arabuluculuk sözleşmesi yapılabilecektir. Türk hukukunda arabuluculuk konusunda en temel ve en önemli düzenleme 2012 tarihli 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'dir. Ayrıca mevzuatımızda Hukuk Muhakemeleri Kanunu 137/1, 140/2-3- 312/2, 320/2 maddelerinde arabuluculuğun yargılamayla ilişkisine dair düzenlemelerde mevcuttur. Başlangıçta arabuluculuk ihtiyari iken daha sonra bir kısım kanun değişiklikleriyle belli konularda (7036 sayılı kanunla iş uyuşmazlıklarında, 7155 sayılı Kanunla ticari davalarda, 7251 sayılı Kanun ile Tüketici uyuşmazlıklarında, 6325 sayılı Kanuna 7155 sayılı Kanunla eklenen 18/A maddesiyle genel bir düzenleme haline getirilmiş, 7445 sayılı Kanunla ise 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/B maddesiyle kira uyuşmazlıkları ile diğer belli uyuşmazlıklar için) dava şartı arabuluculuk benimsenmiştir. Tahkim, kanunun tahkim yolu ile çözümlenmesine izin verdiği konuların kapsamında kalması koşuluyla, taraflar arasında doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıkların, devlet yargısında çözümlenmesi yerine, hakem adı verilen kimseler aracılığı ile çözümlenmesi hususunda tarafların anlaşmasıdır (Ziya AKINCI, Milletlerarası Tahkim, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2016, s. 29). Günümüzde gelişen ticaret, iletişim kanallarının artması, ulaşılabilirliğin ülke sınırlarını aşması ile birlikte yoğunlaşan ticari ilişkiler sonucunda ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde daha hızlı, daha az masraflı ve özellikle ticaret hayatının kesintisiz şekilde devamını sağlayacak nitelikte çözümler bulma arayışı tarafları, devlet yargısına kıyasla, daha avantajlı olarak gördükleri alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan tahkime yöneltmiştir. Tahkimde taraflar kendi iradeleriyle uyuşmazlığın ortaya çıkmasından önce veya uyuşmazlık sonrasında yetkili kıldıkları hakem kararlarını bağlayıcı kılar. Taraflar aralarında bu şekilde bir tahkim anlaşması imzalamışlarsa artık uyuşmazlıklarını tahkim yargılaması yolu ile çözmekle yükümlüdürler. Yargılama sonunda verilecek hakem kararı ise aynı mahkeme kararları gibi bağlayıcıdır. Tahkim yolunun uygulanabilmesi için tarafların bu konudaki iradelerinin açık bir şekilde ortaya koyulmuş olması gerekir. Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın devlet mahkemeleri yerine hakemler aracılığı ile çözülmesini öngören bir sözleşmedir (Pekcanıtez Usul- Medeni Usul Hukuku, 15. B., C.3, İstanbul, 2017, s. 2596.). Tahkim, özü itibariyle tarafların iradesine bağlı olarak işletilen (ihtiyari) bir yol olmakla birlikte -zorunlu arabuluculukta olduğu gibi- kanuni düzenlemelerle bazı uyuşmazlıklar için tahkim yoluna gidilmesi (1512 sayılı Noterlik Kanunu (m.13), 6365 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (m.51), 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu (m.30), 6502 sayılı Tüketicinin Korunmasına ilişkin Kanun (m.68) gibi) zorunlu kılınmıştır. Mevzuatımızda 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ile milletlerarası tahkime ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş; bu kanunun uygulama alanı dışında kalan uyuşmazlıkları kapsayan milli tahkime ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer verilmiştir. Milli tahkim bakımından tahkime elverişlilik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 408. maddesinde; "Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir." şeklinde düzenlenmiştir. Tahkime elverişliliğe itiraz, hakem kurulu oluştuktan sonra hakemlere yapılacak, itirazın reddi halinde hakem kararının iptali davasında ileri sürülebilecektir. Tahkime elverişli olmak kaydıyla her konuda herkes tahkim sözleşmesi yapabilir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak arabuluculuk, özel hukuk uyuşmazlıklarında farklı çözüm yollarıyla birleştirilerek bir arada uygulanabilmektedir. Taraflar arasında bir uyuşmazlık çıkması hâlinde öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulacağı, uyuşmazlık arabuluculuk aşamasında çözümlenemezse tahkim yoluyla çözüleceğine dair anlaşmalar uygulama ve öğretide "Med-Arb(Mediation-Arbitration)" olarak ifade edilmektedir. Arabuluculuk-tahkim yolunda taraflar, öncelikle uyuşmazlıklarını arabuluculuk yoluyla çözmeye gayret ederler. Arabuluculukta anlaşmaya varılmazsa, bundan sonra taraflar tahkime başlarlar (Mustafa Serdar Özbek, "Arabuluculuk ile Tahkim Yöntemlerinin Kesişme Bölgesi: Arabuluculuk-Tahkim" Ocak 2017 43(1) Yargıtay Dergisi 15, s.15). Bu usulün özel bir şekli olarak "Arabuluculuk Sonrası Tahkim (Med-Then-Arb)" çözüm yolu olarak bilinen yöntem olup burada taraflar önce uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk yoluna gidip anlaşma için çözüm arar, anlaşma gerçekleşmediği durumda tahkim uygulanır. Taraflar, uyuşmazlık çözümü anlaşmasında, uyuşmazlığın öncelikle arabuluculuk faaliyetiyle çözülmeye çalışılacağını, arabuluculuk faaliyetinden sonuç alınamaması hâlinde tahkime başvurulacağını kararlaştırabilir. Arabuluculuk uyuşmazlık çözüm usulünde başarılı olunamadığında tahkim yargısı ile uyuşmazlık hakem tarafından nihai ve bağlayıcı olacak şekilde çözülür. Böylece hem arabuluculuk sürecinden beklenen esneklik hem tahkimde nihai karar verilmesinin bir arada sağlanması mümkün kılınmış olur. Bu usulde arabuluculuk sonrasında tahkim uygulanacağı önceden kararlaştırılmış olup süreçler tamamen bağımsız iki yol olarak, birbirinin içinde erimeksizin varlığını sürdürür. 6325 sayılı Kanunun 5(1) maddesinde; "Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz." hükmü yer almaktadır. Arabuluculuk Kanununda arabuluculuk yoluna başvuru sonrasında anlaşma olmadığı takdirde bu düzenleme ile kanun koyucu arabuluculuk sonrası tahkime başvurulabileceğinin ve tahkim yargısına başvurunun mümkün olduğunu kabul ettiği bir düzenlemedir. Bu kanuni düzenlemede, arabuluculuğa başvurulan bir uyuşmazlığa ilişkin olarak arabuluculuk sürecinde kısmen veya tamamen anlaşma sağlanamazsa, anlaşma sağlanamayan diğer ihtilaflı konularda tahkim yargılaması yapılabileceği açıkça belirtilmiştir. Yine Arabuluculuk Etik Kurallarının 5/6 maddesi; "(…)arabulucu, gerekli ve uygun gördüğünde, taraflara uyuşmazlıklarını tahkim, tarafsız değerlendirme, danışmanlık veya diğer uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözmeyi düşünmelerini önerebilir." diyerek arabuluculuk sonrası tahkimin mümkün olabileceğini ve bunun da etik kurallara uygun olduğu ortaya konulmuştur. Bu uyuşmazlık çözüm yolunda önemli olan uyuşmazlığın hem arabuluculuk usulüne hem de tahkim yargılamasına elverişli olmasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 439. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, hakem kararlarına karşı yalnız iptal davası açılabilecektir. Aynı maddenin devamında da iptal sebepleri tek tek sayılmıştır. Hakem kararının iptali davalarında iptal sebepleri tahdidi olarak sayıldığından, kararın esası yönünden hukuka uygun ve yerinde olup olmadığının incelenmesi mümkün değildir. Yargıtay İçtihatları ile de Hakem Heyeti Kararının esasının, yerinde olup olmadığının, hakemlerin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların Hakem Heyeti Kararının iptali davalarında inceleme konusu yapılamayacağı kabul edilmektedir. Uyuşmazlıkta tahkim yargılamasına başvurulabilmesi için taraflar arasında tahkim koşulu içeren bir sözleşmenin veya ayrı bir tahkim sözleşmesinin bulunması veya tahkimde görülmekte olan uyuşmazlıkta tahkim sözleşmesinin olmadığına ilişkin bir itirazın bulunmaması gerekir. Tahkim yargılamasının temelini oluşturan tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir koşulu ya da ayrı bir sözleşme ile yazılı biçimde yapılabilir. Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların, tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Taraflar sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece uyuşmazlığın bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabilirler. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 E., 2018/4 K. sayılı kararında; "…Yargı, devletin temel fonksiyonlarından biridir ve kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri Mahkemelerdir. Ancak özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Mahkemeler yerine Hakemlere başvurulması konusunda sözleşme yapılabilir veya taraflarca bağıtlanan sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulabilir (HMK m. 412/2). Özel hukukun taraflara tanıdığı irade serbestisi, kendisini sözleşme yapıp yapmamak, sözleşmenin karşı tarafını ve içeriğini belirlemek noktalarında gösterdiği gibi taraflar arasında çıkmış ve çıkması muhtemel uyuşmazlıkları hakemler eliyle çözmek noktasında da gösterir. Hakem Kararı, Devlet Mahkemeleri tarafından verilen karar gibi bağlayıcıdır. Bu hâliyle tahkim, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biridir…" şeklinde belirtildiği üzere Hakem Kararları bağlayıcı ve kesindir. Taraflar arasında düzenlenen 01.03.2022 tarihli sözleşmede; ''Taraflar arasında akdedilen bu avukatlık sözleşmesinden ve vekâlet ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklar öncelikle, arabuluculuk girişimiyle çözümlenecektir. Arabuluculuk masraflarına taraflar eşit olarak katlanacaktır. Arabuluculuk girişiminden sonuç alınamazsa, uyuşmazlık Baro Hakem Kurulunca çözümlenecektir. Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliği bu sözleşmenin bir parçasıdır.'' şeklinde olup, taraflar bu avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta öncelikle arabuluculuk yoluna başvurmuş, sonuç alınamayınca Tahkime başvurmuşlardır. Sözleşmenin ilgili hükmünde uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözümlenememesi hâlinde tahkim yoluyla çözüleceğine dair taraf iradeleri herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık olarak belirtilmiştir. Bunun yanında tahkime konu uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinden kaynaklandığı halde davalı avukatın davacıya vekaleten yerine getirmeyi üstlendiği avukatlık hizmeti tüketici işlemi niteliğinde olmadığından tahkime elverişli olduğundan geçerlidir. Yukarıda açıklandığı üzere alternatif uyuşmazlık çözüm usulü olarak önce Arabuluculuk başvurusunda bulunulup anlaşma gerçekleşmediğinde sonrasında Tahkim (Med-Then-Arb) yargılaması yöntemine gidilmesi mümkün olduğundan tahkime elverişli olan somut uyuşmazlıkta da terditli olarak önce arabuluculuk yoluna gidilip anlaşma sağlanmadığından sonrasında tahkim yargılamasına gidilmesi hukuka uygundur. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede arabuluculuk ve anlaşma gerçekleşmediğinde sonrasında tahkim şartının bulunduğu, uyuşmazlığın sözleşme kapsamında ve tahkime elverişli olduğu, taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia, savunma ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanındığı, talep aşımın söz konusu olmadığı kamu düzenine aykırılığın bulunmadığı, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve yorumunun Hakeme ait olduğu, iptal davasında maddi hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı hususunun değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 ve 373/5 maddeleri uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 15.01.2026 tarihli, E. 2025/5452 ve K. 2026/129 sayılı kararında açıklandığı üzere, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri avukatlık sözleşmelerinde, üstlenilen avukatlık hizmetinin tüketici işlemi niteliğinde bulunmaması koşuluyla tahkim şartı geçerli kabul edilmektedir. Dolayısıyla avukatlık sözleşmesindeki tahkim şartının geçerliliği, somut hizmetin tüketici işlemi niteliğinde bulunmamasına bağlı olarak ele alınmaktadır.

Sözleşmede uyuşmazlığın öncelikle arabuluculuk yoluyla çözümlenmesi, bu yoldan sonuç alınamaması hâlinde tahkime başvurulması şeklinde kademeli bir uyuşmazlık çözüm yönteminin kararlaştırılması tahkim şartını geçersiz veya belirsiz kılmaz; tahkime elverişli uyuşmazlıklarda bu kademeli yol hukuka uygun kabul edilir.

Tahkim Sözleşmesinin Geçerlilik Koşulları ve Hakem Kararlarının İptali

6100 sayılı Kanun'un 412. maddesi gereğince tahkim sözleşmesi, tarafların belirli bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların çözümünü hakem veya hakem kuruluna bırakma iradelerini içerir. Bu anlaşma asıl sözleşmeye konulacak bir tahkim şartı ile veya müstakil bir sözleşmeyle yapılabilir. Tahkim iradesinin geçerli sayılması için tarafların bu iradelerini duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları gerekir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 412Kaynağı aç
MADDE 412- (1) Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır. (2) Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir. (3) Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması yeterlidir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de tahkim sözleşmesi yapılmış sayılır. (4) Tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz. (5) Yargılama sırasında tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları hâlinde, dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir. Tahkim itirazı

6100 sayılı Kanun'un 412. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Taraflarca imzalanmış yazılı bir belgenin bulunması veya mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına ya da elektronik ortama geçirilmiş olması şekil koşulunun sağlanması için yeterlidir. Ayrıca dava dilekçesinde tahkim sözleşmesinin varlığı ileri sürüldüğünde davalının cevap dilekçesinde buna itiraz etmemiş olması da şekil şartını yerine getirir. Tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim anlaşmasının henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin bulunduğu itirazı ileri sürülemez.

Özel kanunlarda tahkime başvurma zorunluluğunun öngörüldüğü veya taraflar arasında tahkim sözleşmesinin bulunduğu durumlarda, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin on sekizinci fıkrası uyarınca dava şartı olarak arabuluculuk hükümleri uygulanmaz.

Yargılama esnasında tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları durumunda dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir. Tahkime elverişlilik itirazı hakem kurulu oluştuktan sonra hakemlere yapılmalı; bu itiraz reddedildiği takdirde hakem kararının iptali davasında ileri sürülmelidir. 6100 sayılı Kanun'un 439. maddesine göre hakem kararlarına karşı yalnızca tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde iptal davası açılabilir. Kanunda iptal sebepleri sınırlı olarak sayıldığından kararın esası, yerindeliği veya hakemlerin maddi hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı iptal davasında incelenemez.

Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığının veya kararın kamu düzenine aykırı bulunduğunun tespiti hâlinde hakem kararı iptal edilebilir. İptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz incelemesi kanundaki iptal sebepleriyle sınırlı olarak ivedilikle sonuçlandırılır ve temyiz kararın icrasını durdurmaz.

İşçilik alacakları için avukatla yapılan sözleşmeye tahkim şartı konulabilir mi?

İşçilik alacaklarının tahsili amacıyla vekâlet veren işçinin tüketici sayılabildiği durumlarda standart sözleşmeye eklenen tahkim kaydı haksız şart denetimine tabi tutulabilir ve tüketici işlemi sayılan uyuşmazlıklarda tahkime elverişlilik bulunmadığı ileri sürülebilir.

Tahkim şartının koyu harflerle yazılması veya ayrı imzalatılması geçerliliği etkiler mi?

Tahkim koşulunun sözleşmede ayrı bir başlık altında bulunması, koyu yazılması ya da müvekkile ayrıca imzalatılması tüketici hukukundaki haksız şart denetimini tek başına ortadan kaldırmaz.

Ticari müvekkillerle yapılan avukatlık sözleşmelerinde tahkim şartı geçerli midir?

Tüketici işlemi niteliği taşımayan ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği vekâlet ilişkilerinde açık ve kesin olarak kararlaştırılan tahkim şartı kural olarak tahkime elverişli ve geçerli kabul edilir.

Sözleşmede tahkimden önce arabuluculuk yolu öngörülebilir mi?

Tahkime elverişli uyuşmazlıklarda tarafların uyuşmazlığı önce arabuluculukla çözmeyi, uzlaşma sağlanamaması hâlinde tahkime başvurmayı kararlaştırması hukuka uygundur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu