İşe İade Davası, Dava Şartları ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
İşe İade Davası, Dava Şartları ve Hukuki Sonuçları

İşe İade Davası ve Kapsamı

İşe iade davası, belirsiz süreli iş sözleşmesi geçerli bir sebep gösterilmeksizin feshedilen iş güvencesi kapsamındaki işçilerin, feshin geçersizliğini ve işe dönüşü talep etmek amacıyla açtığı hukuki yoldur. İş Kanunu kapsamında geçerli bir fesih için işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan bir neden bulunmalıdır. Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar kural olarak iş güvencesi kapsamı dışındadır. Ayrıca işyerinin tamamen kapandığı durumlarda iş güvencesi hükümleri uygulanmaz ve işe iade talebinde bulunulamaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

İş güvencesinden yararlanabilmek için 4857 sayılı İş Kanunu veya Basın İş Kanunu kapsamında çalışılması ve işyerinde en az otuz işçi bulunması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 uyarınca işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde işçi sayısı bu işyerlerindeki toplam çalışan sayısına göre tespit edilir; buna karşılık çalışan sayısının aynı işverenin aynı il sınırları içerisindeki işyerleri toplamı üzerinden hesaplanacağı yönünde de değerlendirmeler bulunmaktadır.

İşçinin aynı işverene bağlı olarak en az altı aylık kıdeminin bulunması gerekir. Bu kıdem hesabında İş Kanununun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır ve aynı işverenin bir veya değişik işyerlerindeki süreler birleştirilir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 uyarınca yer altı işlerinde çalışan işçilerde altı aylık kıdem şartı aranmaz; benzer biçimde Basın İş Kanununa tabi gazeteciler bakımından da altı aylık kıdem şartı aranmamaktadır. Öte yandan işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare edip işçi alma ve çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri iş güvencesi kapsamı dışındadır.

Zorunlu Arabuluculuk Süreci ve Dava Açma Koşulları

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasıyla fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmakla yükümlüdür. Arabulucu görevlendirildiği tarihten itibaren süreci 3 hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hallerde en fazla 1 hafta uzatılabilir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir veya taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülebilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

Arabulucuya başvurulmaksızın doğrudan dava açılması halinde dava şartı eksikliği nedeniyle usulden ret kararı verilir ve bu karar taraflara resen tebliğ edilir. Ret kararının kesinleşerek tebliğ edilmesinden itibaren 2 hafta içinde arabulucuya başvurulması mümkündür. İşe iade davalarında görevli mahkeme iş mahkemesi, iş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise davalı işverenin yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesidir.

İşe iade davası mahkemece ivedilikle sonuçlandırılır. Karara karşı istinaf yoluna başvurulması durumunda bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. Yargılamada feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispatlama yükümlülüğü işverene aittir. İşveren fesih için ileri sürdüğü sebebin geçerli veya haklı olduğunu kanıtlamak zorundadır. İşçi feshin bildirilenden başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiasını ispatla yükümlü olur.

İşe İade Kararının Kesinleşmesi ve Başvuru Usulü

Feshin geçersizliğine dair kararın kesinleşmesinin ardından işçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10 işgünü içinde işe başlamak için işverene yazılı başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvurmazsa ya da başvurusuna rağmen işverenin davetine icabet etmezse işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır. Bu durumda işçi işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti hakkını kaybeder ve işveren sadece geçerli feshin hukuki sonuçlarıyla sorumlu kalır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

İşçinin süresinde başvurması üzerine işveren, başvuruyu takip eden 1 ay içinde işçiyi işe başlatmakla yükümlüdür. İşveren işçiyi bu süre içinde işe başlatırsa mahkemece belirlenen en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları öder ve iş ilişkisi devam eder. Bu durumda fesih tarihi ile işe fiilen dönüş arasındaki en çok 4 aylık süre çalışılmış gibi sayılarak kıdeme eklenir ve sigorta primleri tamamlanır. Ayrıca işçi işe başlatıldığında peşin olarak ödenmiş bulunan ihbar ve kıdem tazminatı yapılacak ödemeden mahsup edilir.

İşe Başlatmama Tazminatı ve Boşta Geçen Süre Ücreti

İşveren, kesinleşen kararın ardından süresinde başvuran işçiyi 1 ay içinde işe başlatmazsa 4857 sayılı İş Kanunu m. 21 uyarınca en az 4 aylık ve en çok 8 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü olur. Mahkeme feshin geçersizliğine karar verirken işçinin kıdemi ve fesih sebeplerini dikkate alarak işe başlatmama tazminatının miktarını takdir eder. Bu tazminat ile çalıştırılmayan süreye ilişkin ücret ve diğer haklar, mahkeme veya özel hakem tarafından dava tarihindeki ücret esas alınarak parasal olarak belirlenir.

İşe başlatmama tazminatı işçinin brüt ücreti üzerinden hesaplanır ve damga vergisi hariç herhangi bir kesintiye tabi tutulmaz. İşçinin çalıştırılmadığı süre için ödenecek en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların hesabında ise düzenli nitelikteki yol, yemek, prim ve ikramiye gibi ek menfaatleri kapsayan giydirilmiş ücret ölçütü dikkate alınır. İş Kanunu m. 21/8 gereğince işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre alacağına dair yasal hükümler sözleşmelerle hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yöndeki sözleşme hükümleri geçersizdir.

İşveren işçiyi işe başlatmazsa ve fesih bildiriminde bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçinin işe başlatılmadığı bu ihtimalde kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hesaplamalarında hizmet süresi, kararın kesinleştiği tarihe kadar uzamış kabul edilir.

Davanın Reddi Halinde Kıdem ve İhbar Hakları

4857 sayılı İş Kanunu m. 25 uyarınca iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilen işçi, feshin kanunda öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla iş güvencesi hükümlerine dayanarak yargı yoluna başvurabilir; işverenin haklı fesih iddiası işe iade davası açılmasını kendiliğinden engellemez. Mahkeme işverenin fesih gerekçesini İş Kanunu m. 25/II kapsamında haklı bir neden olarak sabit görür ve davayı reddederse işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Buna karşılık feshin haklı ağırlıkta bulunmamakla birlikte geçerli bir nedene dayandığı tespitiyle dava reddedilirse, işçinin kıdem ve ihbar tazminatını talep etme hakkı saklı kalır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi
Arabuluculukta işe başlatma konusunda anlaşma sağlanırsa hangi şartlar karara bağlanmalıdır?

Arabuluculuk sürecinde işe başlatma konusunda anlaşmaya varılması halinde işe başlatma tarihi, en çok 4 aya kadar boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer hakların parasal miktarı ile işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminatın parasal tutarının açıkça belirlenmesi zorunludur. Bu hususlar belirlenmezse anlaşma sağlanamamış sayılır; işçi kararlaştırılan günde işe başlamazsa fesih geçerli hale gelir.

Dava devam ederken başka bir işyerinde çalışmak hak kaybı doğurur mu?

Dava sürerken işçinin geçimini sağlamak amacıyla başka bir işte çalışması dava hakkını ve davanın sonuçlarını etkilemez. Hak kazanılan 4 aya kadar boşta geçen süre ücretinden yeni işten elde edilen kazanç mahsup edilmez.

Baskı altında istifa ettirilen işçi işe iade talebinde bulunabilir mi?

İşçinin baskı altında imzaladığı istifa dilekçeleri geçersiz sayılarak yapılan işlem işveren feshi kabul edilebilmektedir. Bu nitelikteki durumlarda feshin gerçekte işverence gerçekleştirildiği kabul edilerek işe iade davası açılması mümkündür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu