İş Güvencesi Kapsamı ve İşe İade Davası Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
İş Güvencesi Kapsamı ve İşe İade Davası Şartları

İş Güvencesinden Yararlanma Koşulları ve Kapsamı

İş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmek için işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması, fesih tarihinde işyerinde en az altı aylık kıdeme sahip bulunması ve işverenin aynı işkolunda en az otuz işçi istihdam etmesi zorunludur. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin mevcudiyeti hâlinde, aranan otuz işçi eşiği bu işyerlerindeki toplam çalışan sayısına göre tespit edilir. Ancak yer altı işlerinde çalışan işçiler açısından altı aylık kıdem şartı aranmaz. Bu koşulların varlığı hâlinde işveren, iş sözleşmesini feshederken işçinin yeterliliğinden, davranışlarından veya işletmenin, işyerinin ya da işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak mecburiyetindedir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

İşçinin altı aylık kıdem süresinin hesaplanmasında yalnızca fiilen çalışılan süreler değil, aynı işverene bağlı aralıklı sözleşmeler kapsamındaki süreler, işyeri devri halleri, grup içi şirket geçişleri, deneme süresi ve geçici iş göremezlik gibi sözleşmenin askıda kaldığı dönemler de hesaba dahil edilir.

İş Güvencesi Kapsamı Dışında Kalan İşveren Vekilleri

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi gereğince, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları ve işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri iş güvencesi kapsamı dışındadır. Bu belirlemede işçinin unvanı tek başına tayin edici olmayıp, işe alma ve işten çıkarma yetkisinin fiilen kullanımı ile işletmenin bütünü veya mühim bir kısmı üzerinde bağımsız takdirle yönetim sergilenmesi esastır.

Alt İşverenlik ve Şirketler Topluluğunda İşçi Sayısının Belirlenmesi

Asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkide muvazaa tespit edilmesi hâlinde, işverenlik sıfatının asıl işverende toplandığı kabul edilir ve otuz işçi eşiği asıl işverenin çalışan sayısına göre belirlenir. Holding ve grup şirketi yapılanmalarında ise tüzel kişiliklerin ayrılığı kuraldır. Ancak şirketler arasında organik bağ, yönetim ve personel politikasında fiilî birlik veya mali ve organizasyonel bütünleşme saptandığı takdirde tek işveren değerlendirmesi yapılarak çalışan sayıları birlikte dikkate alınabilir; aksi halde her tüzel kişilik müstakil olarak değerlendirilir.

Zorunlu Arabuluculuk Usulü ve Dava Açma Süreleri

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde bir sebep gösterilmediği veya ileri sürülen sebebin geçerli olmadığı iddiasıyla, fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmak zorundadır. Arabuluculuk yoluna başvurulmuş olması 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca dava şartıdır. Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği güne kadar geçen sürede hak düşürücü süreler işlemez ve zamanaşımı durur. Arabulucu süreci kural olarak üç hafta içinde tamamlar; zorunlu hâllerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Gazeteciler ve gemiadamları da zorunlu arabuluculuk kapsamında işçi sayılır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

Arabuluculuk görüşmeleri neticesinde taraflar anlaşamadığı takdirde, son tutanağın tanzim edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde işe iade davası açılabilir; tarafların mutabık kalması hâlinde aynı sürede uyuşmazlık özel hakeme de götürülebilir. Davacı, arabuluculuk son tutanağının aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine eklemek mecburiyetindedir. Bu belge sunulmadığında mahkemenin verdiği bir haftalık kesin sürede eksiklik tamamlanmazsa dava dilekçesi tebliğe çıkarılmaksızın dava usulden reddedilir. Arabuluculuk aşaması tüketilmeden doğrudan dava açılması durumunda dava usulden reddedilir; kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde yeniden arabulucuya başvurulması mümkündür. Fesih tebliğinden itibaren işletilen bir aylık ve son tutanaktan itibaren işletilen iki haftalık süreler hak düşürücü niteliktedir.

Yargılama Usulü ve İspat Yükü

İşe iade davası ivedilikle görülüp sonuçlandırılır. Mahkemece verilen ilk derece kararına karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi incelemeyi ivedilikle ve kesin olarak karara bağlar. Mahkeme feshin gerçekliğini ve geçerliliğini re'sen araştırma yetkisine sahiptir. Feshin geçerli bir nedene dayandığını kanıtlama yükümlülüğü işverene aittir; soyut ve genel nitelikteki gerekçeler feshin geçerliliğini ispata yetmez. Buna karşılık feshin işverenin gösterdiği sebepten farklı bir gerekçeye dayandığını ileri süren işçi, bu iddiasını ispatla mükelleftir.

Feshin Geçersizliğinin Hukuki ve Parasal Sonuçları

Mahkeme veya özel hakem tarafından feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işverene başvurarak işe başlama iradesini bildirmesi zorunludur. Bu başvurunun şartsız, açık ve aynı koşullarda göreve başlama isteğini yansıtması gerekir. İşçinin bu on işgünü içinde başvurmaması hâlinde işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bu feshin doğurduğu hukuki sonuçlarla sorumlu tutulur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

İşçinin süresinde yaptığı başvuru üzerine işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak mecburiyetindedir; işverenin işe başlatma daveti tutanak veya noter ihtarı ile ortaya konulabilir. İşveren işçiyi bu bir aylık sürede işe başlatmazsa, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü kılınır. Ayrıca işçiye, kararın kesinleştiği ana kadar geçen çalıştırılmadığı süre karşılığında en fazla dört aya kadar doğmuş ücreti ve diğer hakları ödenir. Mahkeme veya özel hakem, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacaklarını dava tarihindeki ücret seviyesini esas alarak parasal olarak belirler. Feshin geçersizliğinin bu yasal sonuçları ile tazminat ve ücrete dair hükümler sözleşmelerle hiçbir şekilde değiştirilemez ve aksine kararlaştırılan şartlar geçersiz sayılır.

İşçi süresi içinde işe başlatıldığında, fesih sırasında peşin ödenmiş olan kıdem tazminatı ve bildirim süresine ait peşin ücret, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklardan mahsup edilir. İşçinin işe başlatılmaması durumunda ise kendisine önceden bildirim süresi verilmemiş veya ihbar ücreti peşin ödenmemişse, bildirim sürelerine ilişkin ücret tutarı ayrıca ödenir. Mahkeme kararının ardından işverenin eşdeğer bir pozisyon önermesi mümkün olmakla birlikte, önerilen görevin ücrette belirgin düşüş, unvan ve statü kaybı veya çalışma şartlarında ağırlaşma içermesi gibi esaslı değişiklik teşkil ettiği hallerde bu durum işe başlatmama olarak nitelendirilebilir.

Uyuşmazlığın arabuluculuk aşamasında işe başlatma şeklinde anlaşmayla sonuçlanması da mümkündür. Arabuluculukta işe başlatma üzerinde anlaşılması hâlinde; işe başlatma tarihinin, boşta geçen süreye ilişkin ücret ve hakların parasal miktarının ve işe başlatmama halinde ödenecek tazminatın parasal tutarının belirlenmesi kanunen zorunludur. Bu üç unsur belirlenmediğinde anlaşma sağlanamamış sayılır. Anlaşma kurulduktan sonra işçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren yalnızca bu feshin hukuki neticelerinden sorumlu olur.

İşe iade için arabuluculuk başvuru süresi ne kadardır?

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabuluculuk bürosuna başvurmak zorundadır; bu süre hak düşürücüdür.

Arabuluculukta anlaşılamazsa dava açma süresi kaç gündür?

Arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekmektedir; bu süre hak düşürücü niteliktedir.

İş güvencesinden yararlanmak için işyerinde kaç kişi çalışmalıdır?

İşçinin çalıştığı işyerinde veya işverenin aynı işkolundaki tüm işyerlerinde fesih tarihinde toplam en az otuz işçinin istihdam edilmesi gerekir.

Yer altı çalışanlarında işe iade için altı aylık kıdem gerekir mi?

Yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından iş güvencesi hükümlerinden ve işe iade yolundan faydalanabilmek için altı aylık kıdem şartı aranmaz.

İşe iade kararından sonra işçi işverene kaç gün içinde başvurmalıdır?

İşçi kesinleşen kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren on işgünü içinde açık ve şartsız bir iradeyle işe başlamak üzere işverene başvurmalıdır.

İşe başlatmama tazminatı kaç aylık ücret tutarındadır?

İşe iade kararına rağmen bir ay içinde işe başlatılmayan işçiye mahkeme veya özel hakem tarafından takdir edilen en az dört ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödenir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu