İşyerinde kavga eden bir işçinin iş sözleşmesi, kavgadaki rolüne ve olayın niteliğine göre haklı nedenle ya da geçerli nedenle feshedilebilir. Hangi fesih türünün uygulanacağı; işçinin karşı tarafa sataştığına, kendini savunup savunmadığına ve aynı olayda yer alan diğer işçilere işverenin nasıl davrandığına göre belirlenir. Bu ayrımın pratik önemi büyüktür: haklı fesihte kıdem ve ihbar tazminatı ödenmezken geçerli fesihte bu haklar korunur.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/7316, K. 2016/12908Kaynağı aç
Haklı Fesih Nedeni Olarak Sataşma
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi, işçinin işverene, işverenin aile üyelerine veya işverenin başka bir işçisine sataşmasını haklı fesih nedeni olarak düzenler. İşveren bu hâlde iş sözleşmesini sürenin bitimini ya da ihbar süresini beklemeksizin derhal feshedebilir. Sataşma, söz veya fiili tecavüz anlamına gelen bir harekettir; bu hareketin suç teşkil etmesi gerekmez, değerlendirme iş hukukunun kendine özgü ilkeleri çerçevesinde yapılır. İşverene veya aile üyelerine yönelik sataşmanın işyeri sınırları dışında gerçekleşmesinin fesih hakkını ortadan kaldırmayacağı görüşü ileri sürülmekle birlikte bu istisna kanun metninde açıkça yer almamaktadır; bu konuda ihtiyatlı bir değerlendirme gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/2677, K. 2018/1954Kaynağı aç
İşçinin başka bir işçisiyle kavga etmesi veya küfürlü ve fiziksel şiddet içeren davranışlarda bulunması, sataşma niteliğinde değerlendirilerek İş Kanunu m. 25/II-d kapsamında haklı fesih sebebi sayılabilir. Buna karşılık sataşma düzeyine varmayan, ancak işyeri ortamını ve iş akışını olumsuz etkileyen devamlı tartışmalar ya da ciddi geçimsizlik, İş Kanunu m. 18 çerçevesinde geçerli fesih nedeni oluşturabilir.
Kavganın Suç Oluşturması Hâlinde Ayrı Hukuki Dayanak
Kavganın işyerinde gerçekleşmesi ve yedi günden fazla hapisle cezalandırılan, cezası ertelenmeyen bir suç oluşturması hâlinde işveren ayrıca İş Kanunu m. 25/II-f'ye de dayanabilir. Bu bent işyerinde işlenen suçu kapsar; cezanın yedi günü aşması ve ertelenmemesi koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Kavganın ceza hukuku boyutunda kasten yaralama sayılması hâlinde ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesi gündeme gelir: fiilin etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifse, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunabilir. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde bu fıkra kapsamında verilecek cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Fiilin etkisi bu ölçünün ötesine geçmişse bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası söz konusu olabilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 86Kaynağı aç
İş hukuku ve ceza hukuku süreçleri birbirinden bağımsız yürür; birinin sonucu diğerini otomatik olarak belirlemez. Ceza mahkemesinde beraat eden ya da meşru müdafaa kapsamında değerlendirilen bir işçi, iş hukuku açısından farklı bir değerlendirmeyle karşılaşabilir.
İki İşçi Kavga Ettiğinde Kimin Sözleşmesi Feshedilir
İki işçinin kavga etmesi durumunda olayın özelliklerine göre işçilerden yalnızca biri ya da ikisi birden haklı nedenle işten çıkarılabilir. Belirleyici olan, her işçinin kavgadaki rolü ve kusur payıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/23468, K. 2018/20721 sayılı kararında kavgayı başlatan ve iş arkadaşına saldıran davacı işçinin sözleşmesinin İş Kanunu m. 25/II-d uyarınca haklı nedenle feshedildiğine hükmetmiş ve kıdem ile ihbar tazminatı taleplerini reddetmiştir. Aynı kararda, kavgayı başlatan ile saldırıya maruz kalarak kendini savunan işçiye farklı biçimde davranılmasının, ikisinin durumu aynı olmadığı için eşit işlem borcunu ihlal etmediği vurgulanmıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/23468, K. 2018/20721Kaynağı aç
Eşit İşlem Borcunun Feshe Etkisi
Kavga olayında benzer biçimde davranan iki işçiden yalnızca birini işten çıkarıp diğerini çalıştırmaya devam ettiren işverenin eşit işlem borcunu ihlal edip etmediği ve bunun feshe nasıl yansıyacağı, Yargıtay kararlarında farklı biçimlerde yanıt bulmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/2677, K. 2018/1954 sayılı kararında; ilk hareketin kimden geldiğinin belirsiz olduğu ve eşit işlem borcuna aykırılığın saptandığı bir olayda feshin haksız olduğunu benimsemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/2795, K. 2017/1752 sayılı kararında ise kavgaya katılan her iki işçinin de disiplin kuruluna sevk edilerek sözleşmelerinin feshedildiği bir olayda işverenin eşit davrandığı saptanmış ve fesih haklı bulunmuştur; bu karar, yalnızca birini feshedip diğerini çalıştırmanın sonuçlarına dair genel bir kural içermemektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise E. 2015/6732, K. 2015/13793 sayılı kararında, eşit işlem borcuna aykırı görünse de kavganın işyerinde olumsuzluklara yol açtığının sabit olduğu durumlarda geçerli feshin ortadan kalkmayacağını kabul etmiştir. Bu kararlardaki somut olgular ve vardıkları hukuki sonuçlar birbirinden farklılaştığından, uygulamada belirleyici olan olayın kendi koşullarıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/2795, K. 2017/1752Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/6732, K. 2015/13793Kaynağı aç
Öte yandan, kavgayı başlatmayan ve karşı tarafın saldırısı karşısında kusursuz kalan işçinin sözleşmesinin feshedilmemesi, eşit davranma ilkesine aykırılık oluşturmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/23468, K. 2018/20721 sayılı kararında bu ilkeyi açıkça ortaya koymuştur: iki işçinin hukuki konumu aynı olmadığında farklı işlem yapılması eşit işlem borcunun ihlali değildir.
Kavgayı Başlatmayan İşçinin Durumu
Fiziksel saldırıya uğrayan işçinin, kendini sınırlı biçimde ve amaç dışına çıkmadan karşı tarafı etkisizleştirmeye yönelik davranışları yasal kabul edilir; bu hâllerde işveren için haklı fesih sebebi gerçekleşmez. Türk Ceza Kanunu'nun 25. maddesi de, gerçekleşen veya gerçekleşmesi kesin olan haksız bir saldırıyı, koşullarla orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmeyeceğini öngörmektedir. Ancak iş hukuku değerlendirmesi ceza hukuku sonucuyla özdeş olmak zorunda değildir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 25Kaynağı aç
Kavgayı kendisi başlatmamakla birlikte tepkisi amaç dışına çıkan işçi açısından ise durum farklıdır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/7316, K. 2016/12908 sayılı kararında; aynı olayda tartışmayı başlatan diğer çalışanın da sözleşmesinin feshedildiği, çalışma barışının ve iş akışının bozulduğu ve iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından beklenemez hâle geldiği koşulların birlikte var olduğu bir olayda feshin geçerli nedene dayandığına hükmetmiştir. Kavgayı başlatan diğer tarafın da feshedilip edilmediği, çalışma barışına verilen zarar ve işçinin kavgadaki rolü bu değerlendirmede belirleyici rol oynamaktadır.
Ayrıca, kavgaya sebebiyet veren davranış diğer işçiden kaynaklanmış ya da diğer işçinin tahriki neden olmuş olsa bile, karşılık vererek işyerinde olumsuzluğa yol açan işçinin sözleşmesinin feshi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/2677, K. 2018/1954 sayılı kararında haklı değil geçerli nedene dayandığı biçiminde nitelendirilmiştir. Bu yaklaşım çoğunluk kararıyla benimsenmiş; karşı oy, somut olayda feshin haklı nedene dayandığını savunmuş ancak Kurul çoğunluğunca kabul edilmemiştir.
İşyeri Dışındaki Kavganın Feshe Etkisi
İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde devamsızlığı İş Kanunu m. 17'deki bildirim sürelerini aşarsa, İş Kanunu m. 25/IV uyarınca işverene haklı nedenle fesih hakkı doğar. Bundan bağımsız olarak, işçiyi işyerinde bir haftadan fazla süreyle çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması da m. 25/III kapsamında ayrı bir haklı fesih nedeni oluşturur. Bu iki bent mevzuatta birbirinden bağımsız düzenlenmiştir; her birinin koşulları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
İspat Yükü ve Tutanak
İşçinin kavga ettiğini veya sataştığını kanıtlama yükü işverene aittir; iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeksizin sona erdirildiğini ispat etmek zorundadır. Kavga olayı; tanık ifadesi, güvenlik kamerası kaydı ve tutanak dahil hukuka uygun her türlü ispat aracıyla kanıtlanabilir. Olayın tutanak altına alınması, ileride açılabilecek işe iade veya işçilik alacağı davalarında işveren açısından önemli bir delil işlevi görür. İşçinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğinin ispat yükü de işverene düşmektedir.
Fesih Hakkının Kullanılabileceği Süre
Haklı nedenle fesih hakkı, süresi içinde kullanılmak zorundadır. İş Kanunu m. 26 uyarınca bu hak; fiile dayanan davranışı öğrenme tarihinden itibaren altı iş günü ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. İşçinin olayda maddi çıkar sağlaması hâlinde bir yıllık genel süre uygulanmaz. Haklı nedenle fesheden tarafın, karşı taraftan tazminat hakları saklıdır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Haklı Fesihte Kıdem ve İhbar Tazminatı
İş sözleşmesi İş Kanunu m. 25/II-d kapsamında haklı nedenle feshedilen işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Ancak eşit işlem borcuna aykırılık veya meşru savunma hâli gibi durumlarda bu sonucun değişip değişmeyeceği, yukarıda açıklanan Yargıtay kararları arasındaki içtihat farklılıkları nedeniyle somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir. Haklı feshe karşılık geçerli fesih uygulanması hâlinde ise işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakları korunur.
İşçinin Yargı Yoluna Başvurma Hakkı
İş Kanunu m. 25'in son fıkrası, feshin öngörülen koşullara uymadığını ileri süren işçiye m. 18, 20 ve 21 çerçevesinde yargı yoluna başvurma hakkı tanır. Bu hüküm, m. 25'e dayalı feshin işçinin itiraz hakkını ortadan kaldırmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Feshin geçersizliğine karar verilmesi hâlinde işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçinin başvurusuna rağmen bir ay içinde işe başlatılmaması durumunda işverene en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarında tazminat yükümlülüğü doğar. Kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı süre için ise en çok dört aya kadar doğmuş ücret ve diğer hakları ayrıca ödenir. İşçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurmak zorundadır; bu süreyi geçiren işçi işe iade hakkını yitirir ve yapılan fesih geçerli sayılır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
İşe iade sürecinde arabuluculuk yoluna gidilmesi hâlinde tarafların işe başlatma üzerinde anlaşmaları mümkündür. Bu anlaşmanın geçerli sayılabilmesi için işe başlatma tarihinin, boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer hakların parasal miktarının ve işe başlatılmama hâlindeki tazminat miktarının açıkça belirlenmesi zorunludur; aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır.
Sık Sorulan Sorular
İşyerinde kavga eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi?
Kavgadaki rolüne bağlıdır. Karşı tarafa sataşan ya da saldıran işçinin sözleşmesi İş Kanunu m. 25/II-d kapsamında haklı nedenle feshedilirse kıdem ve ihbar tazminatı hakkı doğmaz. Sataşma niteliğine ulaşmayan davranışlarda ya da kavganın geçerli feshe konu olduğu durumlarda ise işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakları korunur. Aynı olayda diğer işçinin çalışmaya devam ettirilmesinin eşit işlem borcunu ihlal edip etmediği ve bunun feshe nasıl yansıyacağı ise somut koşullara ve yargı değerlendirmesine göre belirlenir.
Kavgayı başlatan işçi çıkarılırken kendini savunan çıkarılmazsa bu eşitsizlik midir?
Kavgayı başlatan ile saldırıya maruz kalarak kendini savunan işçinin hukuki konumu aynı değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/23468, K. 2018/20721 sayılı kararında bu ayrımı açıkça ortaya koymuştur: yalnızca kavgayı başlatanın işten çıkarılması, iki tarafın durumu özdeş olmadığı için eşit işlem borcuna aykırılık teşkil etmez. Buna karşılık benzer biçimde davranan iki işçiden birinin işten çıkarılıp diğerinin çalıştırılmaya devam ettirilmesi hâlinde eşit işlem borcunun nasıl değerlendirileceği, Yargıtay kararlarında farklı somut olgulara bağlı olarak farklı sonuçlara varmış olup bu konuda tek bir kesin kural vermek güçtür.
İşyerinde kavga tutanakla belgelenmezse fesih geçersiz mi olur?
Tutanak zorunlu değildir; kavga olayı tanık ifadesi, güvenlik kamerası kaydı ve benzeri hukuka uygun her türlü delille de kanıtlanabilir. Ancak olayın hemen ardından hazırlanan ayrıntılı bir tutanak, ileride açılabilecek davalarda işveren açısından önemli bir delil işlevi görür. Haklı feshin ispatı işverene aittir; kanıt yetersizliği işverenin aleyhine sonuç doğurabilir.
İşveren kavga nedeniyle fesih hakkını ne zamana kadar kullanabilir?
İş Kanunu m. 26 uyarınca haklı fesih hakkı, davranışın öğrenildiği günden itibaren altı iş günü ve her hâlde olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmak zorundadır. Bu süreler geçirildikten sonra haklı fesih hakkı düşer. İşçinin olayda maddi çıkar sağlaması hâlinde bir yıllık süre uygulanmaz.
Kavga nedeniyle işten çıkarılan işçi işe iade davası açabilir mi?
İş Kanunu m. 25'in son fıkrası, feshin öngörülen koşullara uymadığını ileri süren işçiye m. 18, 20 ve 21 çerçevesinde yargı yoluna başvurma hakkı tanır. Bu hüküm, m. 25'e dayalı feshin işçinin itiraz hakkını ortadan kaldırmadığını göstermektedir. Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, işe iade talebinin kabulü ya da reddi yargılamada incelenir.
İşçinin kavga sonucu gözaltına alınması durumunda işveren sözleşmeyi feshedebilir mi?
İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde devamsızlık İş Kanunu m. 17'deki bildirim sürelerini aşarsa, m. 25/IV uyarınca işverene haklı fesih hakkı doğar. Bundan bağımsız olarak, işçiyi bir haftadan fazla süreyle çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması da m. 25/III kapsamında ayrı bir haklı fesih nedeni oluşturabilir. Bu iki hüküm mevzuatta birbirinden bağımsız düzenlenmiştir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

