İşverenin Yemek Verme ve Yemek Ücreti Ödeme Borcunun Yasal Çerçevesi
Türk iş mevzuatında ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işverenin çalışanlarına ayni olarak yemek temin etmesini ya da nakdi yemek ücreti ödemesini zorunlu kılan bir hüküm bulunmamaktadır. Kanunen bu tür sosyal yardımlar ve yan haklar işverenin inisiyatifine bırakılmış olup mevzuatta belirli bir işçi sayısına ulaşıldığında yemek sağlanmasını zorunlu kılan herhangi bir çalışan sayısı eşiği de yer almamaktadır. Bu çerçevede işverenin kanundan kaynaklanan bir yemek sunma mecburiyeti mevcut değildir.
Sözleşmeler ve İşyeri Uygulaması ile Hakkın Doğması
İş Kanunu bu konuda bir zorunluluk getirmemekle birlikte, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde yemek yardımına dair açık bir hüküm kararlaştırılmışsa işveren bu edimi yerine getirmekle yükümlü hale gelir. Sözleşmede bu yönde bir taahhüt bulunduğu takdirde yemek hakkı işçi bakımından talep edilebilir bir alacağa dönüşür.
Bununla birlikte sözleşmede açık bir düzenleme bulunmasa dahi işverenin çalışanlarına düzenli ve istikrarlı şekilde ayni ya da nakdi yemek yardımı sağlaması, bu menfaatin bir işyeri uygulamasına ve bağlayıcı bir iş şartına dönüşmesine yol açar. İşyeri uygulaması niteliği kazanan yemek menfaati, işçilerin onayı olmaksızın işverence tek taraflı olarak geri alınamaz veya kaldırılamaz.
Ara Dinlenmesi Hakkı ve Yemek Alanı Sağlama Borcu
4857 sayılı İş Kanunu m. 68 uyarınca işçilere günlük çalışma sürelerine göre ara dinlenmesi verilmesi zorunludur. Dört saat veya daha kısa süreli işlerde on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar süren işlerde yarım saat, yedi buçuk saatten fazla süreli işlerde ise en az bir saat ara dinlenmesi tanınır. Bu süreler asgari nitelikte olup kural olarak aralıksız verilir; ancak iklim, mevsim, yerel gelenekler ve işin niteliğine göre sözleşmelerle aralı olarak kullandırılabilir. Ara dinlenmeleri aynı veya farklı saatlerde uygulanabilir ve çalışma süresinden sayılmaz. Kanunun düzenlediği bu mola, işçinin yemek yemesi ve dinlenmesi için bir zaman dilimi sağlamakta olup işverene yemeği bizzat temin etme borcu yüklemez.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 68Kaynağı aç
Yemek hizmetinin sunulup sunulmamasından bağımsız olarak iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı gereğince çalışanların işyerinde yemek yemeleri durumunda hijyenik bir yemekhane veya yemeğe elverişli, uygun bir alanın işveren tarafından tahsis edilmesi zorunludur. İşçiler yiyeceklerini dışarıdan temin etseler dahi bu alanın hazır bulundurulması gerekir.
Eşit Davranma İlkesi ve Dini İbadet Sebebiyle Yapılan Uygulamalar
4857 sayılı İş Kanunu m. 5 uyarınca iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılması yasaktır. Ayrıca esaslı nedenler bulunmadıkça tam süreli ile kısmi süreli çalışanlar veya belirli süreli ile belirsiz süreli çalışanlar arasında farklı muamele yapılamaz. Yemek yardımı sağlanırken de aynı durumdaki çalışanlara dini gerekçelerle farklı muamele uygulanması bu ilkenin ihlali niteliğindedir. Eşit davranma borcuna aykırılık halinde işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminatın yanı sıra yoksun bırakıldığı haklarını talep edebilir. İspat yükü kural olarak işçide olmakla birlikte, işçi ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda ihlalin bulunmadığını ispatlama yükümlülüğü işverene geçer.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 5Kaynağı aç
İşyerinde yemek yardımının nakit para, yemek kartı veya yemek çeki olarak sağlandığı hallerde, oruç tuttuğu gerekçesiyle işçinin nakdi yardımından kesinti yapılması veya tutarın azaltılması hukuka aykırıdır. Yemek yardımının ayni olarak yemekhane aracılığıyla sunulduğu işyerlerinde ise yemeğin hazır bulundurulmasına rağmen oruç tuttuğu için kendi tercihiyle bu hizmetten yararlanmayan işçi kural olarak bunun nakdi karşılığını talep edemez. Ancak sözleşmede yararlanılmayan yemeklerin nakden ödeneceğine dair açık bir kayıt varsa veya işyerinde geçmiş uygulamalarla bu bedelin ödeneceği yönünde bir teamül oluşmuşsa nakdi talep hakkı doğar.
Yemek Menfaatinin Kaldırılması ve Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik
İşyerinde sunulan yemek yardımının sona erdirilmesi ya da yemekhanenin kapatılması, 4857 sayılı İş Kanunu m. 22 kapsamında çalışma şartlarında esaslı bir değişiklik oluşturur. İşverenin bu nitelikteki bir değişikliği işçiye yazılı biçimde bildirmesi zorunludur. Yazılı usule uyulmadan yapılan ve altı işgünü içerisinde işçi tarafından yazılı olarak kabul edilmeyen düzenlemeler işçiyi bağlamaz. Değişiklik teklifinin işçi tarafından kabul edilmemesi halinde işveren değişikliğin veya feshin geçerli bir nedene dayandığını yazıyla bildirmek ve ihbar süresini gözetmek suretiyle sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda işçi ilgili kanun hükümleri uyarınca feshin geçersizliğine veya haklarına ilişkin dava yoluna başvurabilir. Taraflar anlaşarak çalışma koşullarını diledikleri zaman değiştirebilirse de bu düzenleme geçmişe dönük biçimde yürürlüğe konulamaz.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 22Kaynağı aç
Daha önce düzenli şekilde yemek sağlanan bir işyerinde yemekhanenin kapatılması ve yemek sunumunun durdurulması durumunda, sunulmayan bu hakkın karşılığı olarak işçilere o döneme ilişkin nakdi yemek bedelinin ödenmesi gerekir. Yemek yardımı alacağı ödenmeyen veya kesilen işçi, iş sözleşmesinin ihlali gerekçesiyle iş mahkemesinde alacak davası açabilir.
Toplu İş Sözleşmesine Dayalı Gıda ve Yemek Yardımlarında Yargıtay Yaklaşımı
Toplu iş sözleşmelerinde yer alan ayni ve nakdi yemek düzenlemelerine ilişkin uyuşmazlıklarda sözleşmenin lafzı ve ifa şekli belirleyicidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 21.11.2013 tarihli, E. 2011/31512, K. 2013/30341 sayılı kararında, toplu iş sözleşmesinde gıda yardımının bedel olarak değil ayni mal şeklinde kararlaştırıldığı hallerde, yardımın ifa edilmemesi durumunda sözleşmede yazılı malların ilgili dönemdeki fiyatlarının tespit edilerek bedelin hüküm altına alınması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/31512, K. 2013/30341Kaynağı aç
Aynı kararda toplu iş sözleşmesinde belirli dönemlerde fiilen çalışılan günler için özel bir gıda veya yardım öngörülmüşse, o dönemde fiilen çalışılmayan veya hizmet akdinin devam etmediği günler için bu menfaatin hesaplanamayacağı açıkça vurgulanmıştır. Bu sebeple sözleşmeye dayalı yardımlarda fiili çalışma şartının bulunup bulunmadığı hesaba esas alınmalıdır.
Yemek Menfaatinde Vergi ve SGK İstisnaları
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca, işyerinde veya müştemilatında yemek verilmesi ya da dışarıdan ayni olarak yemek hizmeti temin edilmesi durumunda bu menfaat sigorta primine esas kazanca dahil edilmez. Yemek hizmetinin işyerinde sunulmayıp nakdi olarak ödendiği durumlarda ise 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m. 23 çerçevesinde fiilen çalışılan günlere ait nakdi bedel, belirlenen yasal istisna sınırına kadar gelir vergisinden ve ilgili mevzuat uyarınca SGK priminden istisna tutulmaktadır.
İş Kanunu uyarınca işveren yemek ücreti ödemek zorunda mıdır?
Hayır, 4857 sayılı İş Kanunu'nda işverene yemek verme veya yemek ücreti ödeme yönünde genel bir yükümlülük yüklenmemiştir; bu hak ancak bireysel veya toplu iş sözleşmesiyle kararlaştırılabilir ya da düzenli uygulama ile kazanılmış hakka dönüşebilir.
Oruç tutan işçinin yemek parası veya yemek kartı kesilebilir mi?
Hayır, yemek yardımı nakit para, çek veya kart olarak sağlanıyorsa işçinin oruç tutması sebebiyle bu tutarın kesilmesi veya azaltılması eşit davranma borcuna aykırılık teşkil eder.
Yemekhanede yemek yemeyen oruçlu işçi nakit bedelini alabilir mi?
Kural olarak ayni yemek hizmetinin açık olduğu hallerde kendi tercihiyle yemek yemeyen işçi nakdi bedel talep edemez; ancak sözleşmede açık bir hüküm varsa veya işyerinde geçmiş uygulamalara dayalı nakit ödeme teamülü bulunuyorsa bu bedel istenebilir.
İşveren ara dinlenmesi verdiğinde yemek vermek zorunda mıdır?
Hayır, İş Kanunu m. 68 gereğince ara dinlenmesi tanınması zorunlu olmakla birlikte bu kural işçiye yemek hazırlama veya bedelini karşılama mecburiyeti doğurmaz, yalnızca dinlenme süresini güvence altına alır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

