İşverenin Yemek Verme ve Yemek Ücreti Ödeme Yükümlülüğü

by Avukat Erdal Ersoy
İşverenin Yemek Verme ve Yemek Ücreti Ödeme Yükümlülüğü

İşverenin Yemek Verme ve Yemek Ücreti Ödeme Borcunun Yasal Çerçevesi

Türk iş mevzuatında ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işverenin çalışanlarına ayni olarak yemek temin etmesini ya da nakdi yemek ücreti ödemesini zorunlu kılan bir hüküm bulunmamaktadır. Kanunen bu tür sosyal yardımlar ve yan haklar işverenin inisiyatifine bırakılmış olup mevzuatta belirli bir işçi sayısına ulaşıldığında yemek sağlanmasını zorunlu kılan herhangi bir çalışan sayısı eşiği de yer almamaktadır. Bu çerçevede işverenin kanundan kaynaklanan bir yemek sunma mecburiyeti mevcut değildir.

Sözleşmeler ve İşyeri Uygulaması ile Hakkın Doğması

İş Kanunu bu konuda bir zorunluluk getirmemekle birlikte, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde yemek yardımına dair açık bir hüküm kararlaştırılmışsa işveren bu edimi yerine getirmekle yükümlü hale gelir. Sözleşmede bu yönde bir taahhüt bulunduğu takdirde yemek hakkı işçi bakımından talep edilebilir bir alacağa dönüşür.

Bununla birlikte sözleşmede açık bir düzenleme bulunmasa dahi işverenin çalışanlarına düzenli ve istikrarlı şekilde ayni ya da nakdi yemek yardımı sağlaması, bu menfaatin bir işyeri uygulamasına ve bağlayıcı bir iş şartına dönüşmesine yol açar. İşyeri uygulaması niteliği kazanan yemek menfaati, işçilerin onayı olmaksızın işverence tek taraflı olarak geri alınamaz veya kaldırılamaz.

Ara Dinlenmesi Hakkı ve Yemek Alanı Sağlama Borcu

4857 sayılı İş Kanunu m. 68 uyarınca işçilere günlük çalışma sürelerine göre ara dinlenmesi verilmesi zorunludur. Dört saat veya daha kısa süreli işlerde on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar süren işlerde yarım saat, yedi buçuk saatten fazla süreli işlerde ise en az bir saat ara dinlenmesi tanınır. Bu süreler asgari nitelikte olup kural olarak aralıksız verilir; ancak iklim, mevsim, yerel gelenekler ve işin niteliğine göre sözleşmelerle aralı olarak kullandırılabilir. Ara dinlenmeleri aynı veya farklı saatlerde uygulanabilir ve çalışma süresinden sayılmaz. Kanunun düzenlediği bu mola, işçinin yemek yemesi ve dinlenmesi için bir zaman dilimi sağlamakta olup işverene yemeği bizzat temin etme borcu yüklemez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – Günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere; a) Dört saat veya daha kısa süreli işlerde onbeş dakika, b) Dört saatten fazla ve yedibuçuk saate kadar (yedibuçuk saat dahil) süreli işlerde yarım saat, c) Yedibuçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat, ara dinlenmesi verilir. Bu dinlenme süreleri en az olup aralıksız verilir. Ancak bu süreler, iklim, mevsim, o yerdeki gelenekler ve işin niteliği göz önünde tutularak sözleşmeler ile aralı olarak kullandırılabilir. Dinlenmeler bir işyerinde işçilere aynı veya değişik saatlerde kullandırılabilir. Ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz. Gece süresi ve gece çalışmaları

Yemek hizmetinin sunulup sunulmamasından bağımsız olarak iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı gereğince çalışanların işyerinde yemek yemeleri durumunda hijyenik bir yemekhane veya yemeğe elverişli, uygun bir alanın işveren tarafından tahsis edilmesi zorunludur. İşçiler yiyeceklerini dışarıdan temin etseler dahi bu alanın hazır bulundurulması gerekir.

Eşit Davranma İlkesi ve Dini İbadet Sebebiyle Yapılan Uygulamalar

4857 sayılı İş Kanunu m. 5 uyarınca iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılması yasaktır. Ayrıca esaslı nedenler bulunmadıkça tam süreli ile kısmi süreli çalışanlar veya belirli süreli ile belirsiz süreli çalışanlar arasında farklı muamele yapılamaz. Yemek yardımı sağlanırken de aynı durumdaki çalışanlara dini gerekçelerle farklı muamele uygulanması bu ilkenin ihlali niteliğindedir. Eşit davranma borcuna aykırılık halinde işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminatın yanı sıra yoksun bırakıldığı haklarını talep edebilir. İspat yükü kural olarak işçide olmakla birlikte, işçi ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda ihlalin bulunmadığını ispatlama yükümlülüğü işverene geçer.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Ek: 6/2/2014-6518/57 md.) İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur. İşyerinin veya bir bölümünün devri

İşyerinde yemek yardımının nakit para, yemek kartı veya yemek çeki olarak sağlandığı hallerde, oruç tuttuğu gerekçesiyle işçinin nakdi yardımından kesinti yapılması veya tutarın azaltılması hukuka aykırıdır. Yemek yardımının ayni olarak yemekhane aracılığıyla sunulduğu işyerlerinde ise yemeğin hazır bulundurulmasına rağmen oruç tuttuğu için kendi tercihiyle bu hizmetten yararlanmayan işçi kural olarak bunun nakdi karşılığını talep edemez. Ancak sözleşmede yararlanılmayan yemeklerin nakden ödeneceğine dair açık bir kayıt varsa veya işyerinde geçmiş uygulamalarla bu bedelin ödeneceği yönünde bir teamül oluşmuşsa nakdi talep hakkı doğar.

Yemek Menfaatinin Kaldırılması ve Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik

İşyerinde sunulan yemek yardımının sona erdirilmesi ya da yemekhanenin kapatılması, 4857 sayılı İş Kanunu m. 22 kapsamında çalışma şartlarında esaslı bir değişiklik oluşturur. İşverenin bu nitelikteki bir değişikliği işçiye yazılı biçimde bildirmesi zorunludur. Yazılı usule uyulmadan yapılan ve altı işgünü içerisinde işçi tarafından yazılı olarak kabul edilmeyen düzenlemeler işçiyi bağlamaz. Değişiklik teklifinin işçi tarafından kabul edilmemesi halinde işveren değişikliğin veya feshin geçerli bir nedene dayandığını yazıyla bildirmek ve ihbar süresini gözetmek suretiyle sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda işçi ilgili kanun hükümleri uyarınca feshin geçersizliğine veya haklarına ilişkin dava yoluna başvurabilir. Taraflar anlaşarak çalışma koşullarını diledikleri zaman değiştirebilirse de bu düzenleme geçmişe dönük biçimde yürürlüğe konulamaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22 – İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir. Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz. Yeni işverenin sorumluluğu

Daha önce düzenli şekilde yemek sağlanan bir işyerinde yemekhanenin kapatılması ve yemek sunumunun durdurulması durumunda, sunulmayan bu hakkın karşılığı olarak işçilere o döneme ilişkin nakdi yemek bedelinin ödenmesi gerekir. Yemek yardımı alacağı ödenmeyen veya kesilen işçi, iş sözleşmesinin ihlali gerekçesiyle iş mahkemesinde alacak davası açabilir.

Toplu İş Sözleşmesine Dayalı Gıda ve Yemek Yardımlarında Yargıtay Yaklaşımı

Toplu iş sözleşmelerinde yer alan ayni ve nakdi yemek düzenlemelerine ilişkin uyuşmazlıklarda sözleşmenin lafzı ve ifa şekli belirleyicidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 21.11.2013 tarihli, E. 2011/31512, K. 2013/30341 sayılı kararında, toplu iş sözleşmesinde gıda yardımının bedel olarak değil ayni mal şeklinde kararlaştırıldığı hallerde, yardımın ifa edilmemesi durumunda sözleşmede yazılı malların ilgili dönemdeki fiyatlarının tespit edilerek bedelin hüküm altına alınması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/31512, K. 2013/30341Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2011/31512 E.  ,  2013/30341 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iaşe alacağı, ikramiye alacağı, yıllık izin ücreti, şeker alacağı, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, 09/01/1995 tarihinden iş akdinin feshedildiği 17/03/2009 tarihine kadar çalıştığını, davalı iş yerinde yılda iki kez iaşe ve ramazan ayı öncesi ve sonrasında şeker yardımı yapıldığını, 2008 yılı şeker yardımının yapılmadığını, her yıl 1 maaş tutarında 4 ikramiye uygulamasının bulunmasına rağmen son iki ikramiye alacağının da ödenmediğini, işverenin baskı ve tehditleri ile akdi feshe zorlandığını iddia ederek 150,00 TL kıdem tazminatı; 200,00 TL ihbar tazminatı; 100,00 TL iaşe alacağı, 250,00 TL ikramiye alacağı, 100,00 TL yıllık izin alacağı ve 100,00 TL şeker alacağı ile 100,00 TL ücret alacağının davalıdan tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, kıdem tazminatının ve iaşe alacaklarının ödendiğini, makbuzlarının dosyada olduğunu, hakkettiği ikramiyelerin de ödendiğini, tüm alacaklarını aldığına dair ibraname verdiğini, hak kazanıpta ödenmeyen her hangi bir alacağının kalmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Toplu İş Sözleşmesi 47. maddesinde düzenlenen gıda yardımının verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır. Toplu İş Sözleşmesi 47. maddesinde “ gıda yardımı ”başlığı altında “veriliş tarihinde işyerinde hizmet akdi devam eden TEKSİF üyelerine Ramazan ayı öncesi ve Ramazan ayından 6 ay sonra olmak üzere her sözleşme yılında 2 kez ve her seferinde aşagıdaki cins ve miktarlarda gıda yardımı yapılır. 18 kg ayçiçek yağı 5 kg margarin 24 paket sofralık margarin 10 kg toz şekir 50 kg 1 çuval un 5 kg pirinç 5 kg zeytin ” şeklinde düzenleme mevcuttur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda fesih tarihinden 2 yıl öncesi için talepte bulunulduğunu 2007 yılının 1. ve 2. iaşe bedelleri ile 2008 yılı 1. iaşe bedelinin ödendiğini ancak 2.iaşe bedelinin ödendiğine dair makbuz olmadığı, işyeri kayıtlarından ve ödenen makbuzlardan “ bir iaşe bedelinin ” 957 TL olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. İşveren tarafından sunulan makbuzlara- tessellüm fişlerine göre en son 2008 yılı 1. iaşe yardımı yapılmış 2008 yılı 2. iaşe yardımı ise yapılmamıştır.2009 yılı iaşe yardımına ise veriliş tarihinde hizmet akdi devam etmediği için TİS 47. madde uyarınca hak kazanamamıştır. Bilirkişi raporunda iaşe bedelinin 957 TL olduğu kabul edilmiştir.Dosya içeriğine bakıldığında yıllar itibariyle tüm tesellüm fişlerinin üzerinde “ 957 ” rakamı mevcut olup bu rakam “ tutarı-bedeli ” göstermemektedir.Bilirkişinin iaşe bedelini 957 TL olarak esas alıp hesaplama yapması hatalıdır. Ayrıca 47. maddenin düzenlenişine ve makbuzlarda ki market isimlerine bakıldığında “ gıda yardımının ” bedel olarak değil ayın olarak verildiği anlaşılmaktadır.Bu sebeple maddede yazılı malların 2008 yılındaki fiyatları tespit edilerek belirlenen bu bedel hüküm altına alınmalıdır. 3- Taraflar arasında davacının şeker yardımına hak kazanıp kazanmadığı noktasında da uyuşmazlık söz konusudur. Toplu İş Sözleşmesinin 42. maddesinde ramazan ayında oruç tutan ve gündüz postasında çalışan işçilere fiilen çalıştıkları her gün için yemek bedeli olarak 2.5 kg toz şeker verileceği düzenlenmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda şeker yardımı 2008 yılı için iaşe bedeli içinde 2009 yılı için ise kıstelyevm olarak hesaplanmıştır. Toplu iş sözleşmesinde ramazan ayında fiilen çalışılan günler için şeker yardımı yapılacağı hüküm altına alındığına göre 2009 yılı ramazan ayında davalı işyerinde çalışmayan davacı için hesap yapılması hatalıdır. Üstelik davacı dava dilekçesinde 2008 yılı için şeker yardımı alacağı istemiştir.Bu sebeple 2008 yılı için ramazan ayında sadece fiilen çalışılan günler için hesaplama yapılarak istek hüküm altına alınmalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Aynı kararda toplu iş sözleşmesinde belirli dönemlerde fiilen çalışılan günler için özel bir gıda veya yardım öngörülmüşse, o dönemde fiilen çalışılmayan veya hizmet akdinin devam etmediği günler için bu menfaatin hesaplanamayacağı açıkça vurgulanmıştır. Bu sebeple sözleşmeye dayalı yardımlarda fiili çalışma şartının bulunup bulunmadığı hesaba esas alınmalıdır.

Yemek Menfaatinde Vergi ve SGK İstisnaları

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca, işyerinde veya müştemilatında yemek verilmesi ya da dışarıdan ayni olarak yemek hizmeti temin edilmesi durumunda bu menfaat sigorta primine esas kazanca dahil edilmez. Yemek hizmetinin işyerinde sunulmayıp nakdi olarak ödendiği durumlarda ise 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m. 23 çerçevesinde fiilen çalışılan günlere ait nakdi bedel, belirlenen yasal istisna sınırına kadar gelir vergisinden ve ilgili mevzuat uyarınca SGK priminden istisna tutulmaktadır.

İş Kanunu uyarınca işveren yemek ücreti ödemek zorunda mıdır?

Hayır, 4857 sayılı İş Kanunu'nda işverene yemek verme veya yemek ücreti ödeme yönünde genel bir yükümlülük yüklenmemiştir; bu hak ancak bireysel veya toplu iş sözleşmesiyle kararlaştırılabilir ya da düzenli uygulama ile kazanılmış hakka dönüşebilir.

Oruç tutan işçinin yemek parası veya yemek kartı kesilebilir mi?

Hayır, yemek yardımı nakit para, çek veya kart olarak sağlanıyorsa işçinin oruç tutması sebebiyle bu tutarın kesilmesi veya azaltılması eşit davranma borcuna aykırılık teşkil eder.

Yemekhanede yemek yemeyen oruçlu işçi nakit bedelini alabilir mi?

Kural olarak ayni yemek hizmetinin açık olduğu hallerde kendi tercihiyle yemek yemeyen işçi nakdi bedel talep edemez; ancak sözleşmede açık bir hüküm varsa veya işyerinde geçmiş uygulamalara dayalı nakit ödeme teamülü bulunuyorsa bu bedel istenebilir.

İşveren ara dinlenmesi verdiğinde yemek vermek zorunda mıdır?

Hayır, İş Kanunu m. 68 gereğince ara dinlenmesi tanınması zorunlu olmakla birlikte bu kural işçiye yemek hazırlama veya bedelini karşılama mecburiyeti doğurmaz, yalnızca dinlenme süresini güvence altına alır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu