İşverenin İşçiye Karşı Borçları ve Hukuki Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
İşverenin İşçiye Karşı Borçları ve Hukuki Sorumluluğu

İş sözleşmesi ilişkisinde işverenin temel edim yükümlülüğü işçinin ifa ettiği çalışma karşılığında ücret ödemektir. Bu asıl edimin yanı sıra işveren, işçinin yaşamını, beden bütünlüğünü ve kişiliğini koruma kapsamındaki gözetme borcu ile çalışma koşullarında ayrımcılık yapılmamasını hedefleyen eşit işlem yapma borcu altındadır.

Ücret Ödeme Borcu ve Ödeme Şartları

4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesi kapsamında genel anlamda ücret; işveren ya da üçüncü şahıslar tarafından yerine getirilen iş karşılığında nakden sağlanan maddi menfaati ifade eder. İşveren, kararlaştırılan çalışma şartlarına ve kanun kurallarına uygun biçimde işçinin ücretini hesap etmek ve tam olarak ödemekle yükümlüdür.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. (Değişik ikinci fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir. Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler. (Ek fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) İşçinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesaplarına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin diğer usûl ve esaslar anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur. Meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan dükkan ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamaz. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. İşverenin ödeme aczine düşmesi
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki tüm hak edişlerin kural olarak Türk parasıyla işyerinde veya işçinin özel banka hesabına ödenmesi şarttır. Söz konusu alacaklar yabancı para cinsinden belirlendiğinde, ödeme tarihindeki cari kura göre Türk parası karşılığı ödenebilir. Ödemelerin özel olarak açılan banka hesabı kanalıyla yapılması mecburiyetine tabi tutulan işverenler, bu ödemeleri banka sistemi haricinde başka bir yolla gerçekleştiremezler. İşçinin hak edişlerinin banka hesaplarına aktarılmasına dair usul ve esaslar bakanlıklarca müştereken çıkarılan yönetmelikle tespit edilir.

Ödemelerin ifasında bono, senet, kupon veya parayı temsil ettiği ileri sürülen belgeler kullanılamaz. Bunun yanında perakende mal satışı yapılan mağaza ve dükkanlar ile meyhane ve benzeri eğlence yerlerinde, münhasıran o işyerlerinde istihdam edilen çalışanlar haricinde diğer işçilere ücret ödemesi yapılması kanunen yasaklanmıştır.

İş Kanunu uyarınca ücretin en geç ayda bir defa ödenmesi esastır; bu zaman dilimi iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi hükümleriyle bir haftaya kadar indirilebilir. Hizmet akdi nihayete erdiğinde işçinin hak ettiği çıplak ücreti ile kanundan ve sözleşmeden doğan para veya parayla ölçülebilir menfaatlerinin tamamının derhal tasfiyesi gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.

İşçiyi Gözetme ve Kişilik Haklarını Koruma Borcu

İşverenin işçiyi gözetme borcunun karşılığını işçinin sadakat borcu teşkil eder. İş ilişkisinde işçinin iş görme, itaat ve rekabet etmeme gibi yükümlülüklerine karşılık; işveren konumunun getirdiği güç dengesi gereğince işçiyi koruma altına almakla mükelleftir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi gereğince işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir çalışma düzeni oluşturmakla yükümlüdür. İşçinin kişiliğinin korunması; şeref ve onurunu, mesleki ve bireysel saygınlığını, ahlaki değerlerini, özel yaşam alanını muhafaza etmeyi kapsar. Anayasa'nın 12, 17, 20 ve 25. maddelerinde düzenlenen temel hak ve hürriyetler de yatay ilişkilerde işçinin kişilik haklarına hukuki koruma sağlar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
MADDE 417- İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. 2. Ev düzeni içinde çalışmada

Anayasa'nın 20. maddesi uyarınca işçinin kişisel verileri ancak kişinin açık rızası bulunması yahut kanunun yetkili kıldığı mercilerce işlenmesi şartıyla korunabilir. İşçi, kendi kişisel verileri hakkında aydınlatılma, bu verilere erişim sağlama, yanlışlıkların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme yetkisine sahiptir.

İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Cinsel Tacize Karşı Koruma

Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi uyarınca işveren, işçilerin psikolojik ve cinsel tacize maruz kalmamaları ve bu tür fiillerle karşılaşan işçilerin ilave zararlara uğramamaları için lüzumlu tüm tedbirleri almak zorundadır. Çalışma ortamında işçiyi küçümseme, sosyal olarak dışlama, iş vermeme veya kaldırabileceğinden fazla iş yükleme, uzmanlık sahası dışındaki görevleri tevdi etme ve haksız eleştiride bulunma gibi süreç bütününde bezdirme, yıldırma ve küçültme maksadı güden sistematik davranışlar mobbing kapsamındadır.

İşverenin kişilik haklarını zedelemesi veya çalışma şartlarını uygulamaması durumunda işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi çerçevesinde haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshedebilir. İş sözleşmesi sona erdiğinde kıdem tazminatı şartlarını taşıyan işçiye, çalıştığı her tam yıl için 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenmesi işverenin yasal borcudur.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

İşverenin kişilik haklarına aykırı fiilleri karşısında Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu uyarınca saldırının önlenmesi, sona erdirilmesi, kınanması, kararın yayımlanması ile maddi ve manevi tazminat davaları açılabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi gereğince işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı neticesinde vücut bütünlüğünün zedelenmesi, ölüm veya kişilik haklarının çiğnenmesi sebebiyle doğan zararların tazmini sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre talep edilir. Ayrıca eşitlik ilkesi ihlallerinde ayrımcılık tazminatı veya sendikal hakların ihlalinde sendikal tazminat talep etme imkanı bulunmaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerini Alma Borcu

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun yürürlüğe girmesi sonucunda 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 ve takip eden maddeleri yürürlükten kaldırılmış ve bu alan müstakil bir kanuni rejime kavuşturulmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi uyarınca işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin tesisi için zorunlu olan her türlü önlemi almak, gerekli araç ve gereçleri eksiksiz bulundurmakla mükelleftir.

6331 sayılı Kanun bünyesinde tazminat hesaplamasına dair müstakil bir düzenleme yer almadığından, önlemlerin alınmaması veya yetersiz kalması sebebiyle meydana gelen bedensel zararlar ile ölüm hâllerinde tazminat yükümlülüğü Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları çerçevesinde belirlenir.

Eşit İşlem Yapma Borcu ve Ayrımcılık Yasağı

İşverenin eşit işlem yapma borcu gereğince, aynı durumda bulunan işçilere aynı, farklı durumda olan işçilere ise aralarındaki farklılıklar oranında farklı muamele yapılması zorunludur.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. Haklı ve esaslı bir sebep bulunmadıkça tam süreli ile kısmi süreli çalışan ya da belirli süreli ile belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan işçiler arasında farklı muamele tatbik edilemez. Bununla birlikte aynı veya eşit değerdeki bir iş için cinsiyete dayalı olarak daha düşük ücret tayin edilemeyeceği gibi, kadın işçilere özgü koruyucu yasal hükümlerin varlığı da daha düşük ücret belirlenmesine gerekçe yapılamaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Ek: 6/2/2014-6518/57 md.) İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur. İşyerinin veya bir bölümünün devri

İşyeri Devrinde İşverenin Borç ve Sorumluluk Kapsamı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesinde yer alan hukuki işleme dayalı devir kavramı geniş biçimde değerlendirilmekte olup yazılı, sözlü veya zımni anlaşmalar devir için yeterli kabul edilmektedir. İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından devre dayanılarak feshe bağlı hakların talep edilmesi mümkün değildir ve işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez.

4857 sayılı Kanun'un 6. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca devir tarihinden önce doğmuş ve devir esnasında ödenmesi gereken borçlardan devreden işveren ile devralan işveren birlikte sorumludur; devreden işverenin bu borçlara ilişkin sorumluluğu devir gününden itibaren iki yıllık hak düşürücü süreyle sınırlıdır.

Buna karşılık kıdem tazminatı sorumluluğunda mülga 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. İlgili maddede devreden işveren yönünden herhangi bir süre tahdidi konulmadığı için 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesinde düzenlenen iki yıllık hak düşürücü süre kıdem tazminatı taleplerinde tatbik edilmez. Kıdem tazminatı hesabı işyerindeki toplam çalışma süresi üzerinden yapılır; fakat devreden işverenin mali sorumluluğu işçiyi istihdam ettiği dönem ve devir tarihindeki ücret düzeyi ile sınırlı kalır.

Sözleşmenin sona ermesi sonucuna bağlanan ihbar tazminatı ile kullanılmayan yıllık izin ücreti gibi alacaklardan sadece iş sözleşmesini fesheden nihai işveren sorumludur. Devreden işverenin bu nitelikteki feshe bağlı alacak kalemlerinden dolayı hukuki mesuliyeti bulunmamaktadır.

İşverenin ücret ödeme borcunda zamanaşımı süresi ne kadardır?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesi gereğince işçinin ücret ve ücrete bağlı hak ediş alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.

İşyerinde mobbinge uğrayan işçi iş akdini feshettiğinde hangi hakları talep edebilir?

Mobbing nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden işçi şartları varsa kıdem tazminatı talep edebilir; ayrıca kişilik haklarının ihlali dolayısıyla maddi ve manevi tazminat yollarına başvurabilir.

İşyeri devrinde devreden işveren kıdem tazminatından hangi sınırlarla sorumludur?

Devreden işveren kıdem tazminatında iki yıllık süre sınırlamasına tabi olmaksızın, kendi çalıştırdığı dönem ve devir tarihindeki ücret seviyesiyle sınırlı olarak sorumludur.

İşyeri devrinde ihbar tazminatı ve kullanılmayan yıllık izin ücretini kim öder?

Feshe bağlı haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan yıllık izin ücretinden münhasıran sözleşmeyi fesheden son işveren sorumlu olup devreden işverenin sorumluluğu bulunmaz.

Ücret ödemeleri bono veya senet düzenlenerek yapılabilir mi?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca bono, emre muharrer senet, kupon veya parayı temsil ettiği iddia edilen senetlerle ücret ödemesi yapılması kesinlikle yasaktır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu