İşverenin Temel İş Güvenliği Yükümlülükleri
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. maddesi, işverenin çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlama yükümlülüğünü kapsamlı biçimde düzenlemektedir. Bu çerçevede işveren; mesleki riskleri önlemek, eğitim ve bilgi vermek dahil her türlü tedbiri almak, organizasyonu kurmak, gerekli araç ve gereçleri sağlamak, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uygun hâle getirmek ve mevcut durumu iyileştirmek için çalışmalar yapmak zorundadır. Bunların yanı sıra risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak, alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek, uygunsuzlukları gidermek de kanuni zorunluluklar arasındadır. Çalışana görev verilirken onun sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğu da gözetilmelidir.
6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli önlemlerin alınması da işverenin Kanun'dan doğan yükümlülükleri arasında sayılmaktadır. Öte yandan işveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.
Bu yükümlülükler, işyeri dışından hizmet alınmasıyla sona ermez: 6331 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, uzman kişi veya kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise çalışanların kendi iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin işverenin sorumluluğunu etkilemeyeceğini hükme bağlamaktadır.
İş Kazasının Bildirimi ve Kayıt Yükümlülüğü
5510 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre, 4/a kapsamındaki sigortalıları çalıştıran işveren iş kazasını o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK'ya ise kazadan sonraki üç işgünü içinde bildirmekle yükümlüdür. Kazanın işverenin kontrolü dışındaki bir yerde gerçekleşmesi hâlinde bu üç işgünlük süre, kazanın işverence öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 14. maddesinin ikinci fıkrası da işverene aynı süreyi, yani kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK'ya bildirim yükümlülüğü öngörmektedir; iki kanundaki bu düzenlemeler paralel niteliktedir.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 14Kaynağı aç
4/b kapsamındaki bağımsız çalışan sigortalılar iş kazasını kendileri bildirmek durumundadır. Bu bildirim, rahatsızlığın bildirimi yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde ve her hâlde bir ayı geçmemek koşuluyla yapılmalıdır.
6331 sayılı Kanun'un 14. maddesi işverene kayıt ve rapor tutma yükümlülüğü de yüklemektedir. İşveren; tüm iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutmak, gerekli incelemeleri yaparak raporları düzenlemek zorundadır. Bu yükümlülük yalnızca yaralanma veya ölümle sonuçlanan olaylarla sınırlı değildir: yaralanma ya da ölüme yol açmasa bile işyeri veya iş ekipmanını zarara uğratan ya da uğratma potansiyeli taşıyan olaylar da incelenerek raporlanmalıdır. Meslek hastalıkları söz konusu olduğunda ise işveren, işyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucusu tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını öğrendiği tarihten itibaren üç işgünü içinde SGK'ya bildirmek zorundadır.
Sağlık hizmeti sunucularının da bağımsız bir bildirim yükümlülüğü bulunmaktadır: 6331 sayılı Kanun'un 14. maddesinin dördüncü fıkrasına göre sağlık hizmeti sunucuları, kendilerine intikal eden iş kazalarını en geç on gün içinde SGK'ya bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük işverenin üç işgünlük bildirim zorunluluğunun yanında ayrıca ve bağımsız biçimde işler.
İşçinin Bizzat Bildirim Hakkı
İşverenin bildirimde bulunmaması hâlinde işçi de iş kazasını SGK'ya bizzat ihbar edebilir.
Bildirimin Yapılmaması ve Gerçeğe Aykırı Bildirim
SGK'ya bildirilen olayın iş kazası niteliği taşıyıp taşımadığı, Kurum'un denetim ve kontrol yetkisi verilen memurları ya da Bakanlık iş müfettişleri aracılığıyla soruşturma yoluyla belirlenir. 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, soruşturma sonucunda olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa Kurum'un yersiz olarak yaptığı ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan aynı Kanun'un 96. maddesi hükmüne göre tahsil edilir.
6331 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen bildirim yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverene idari para cezası uygulanmaktadır. Bu cezalar, 6331 sayılı Kanun'un 26. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan SGK tarafından verilir ve tebliğ, itiraz ile tahsilinde 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi hükümleri uygulanır. Kanun'da öngörülen diğer idari para cezaları ise gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve İş Kurumu il müdürünce verilmekte olup bu cezaların bildirim yükümlülüğüne özgü düzenlemeden ayrı bir usule tabi olduğu unutulmamalıdır. Kanun metninde yer alan taban ceza miktarları yeniden değerleme kapsamında değişebileceğinden güncel miktarlar için ilgili mevzuata başvurulmalıdır.
6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 26Kaynağı aç
İşverenin Hukuki Sorumluluğunun Koşulları
İş kazasında işverenin hukuki sorumluluğunun doğabilmesi için birkaç unsurun bir arada bulunması gerekir: işverenin kusuru, meydana gelen zarar, kusur ile zarar arasında nedensellik bağı ve hukuka aykırılık. Bu sorumluluk yalnızca iş sözleşmesine aykırı davranışlardan değil, kanunda öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden de kaynaklanabilir.
Tazminata hükmedilebilmesi için kazanın sigortalı işyerinde ya da işçinin işveren tarafından görevle gönderildiği başka bir yerde gerçekleşmesi ve bu kaza sonucunda fiziksel veya psikolojik bir zararın ortaya çıkması, kaza ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir.
Hem işçi hem de işverenin birlikte kusurlu olduğu hâllerde tazminat belirlenirken işçinin kusuru oranında indirim yapılır. Kusur oranları ise iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının düzenlediği kaza raporları ile tanık ifadeleri esas alınarak mahkeme tarafından tespit edilir. Bu kuralın kanuni dayanağına ilişkin bilgi mevcut kaynakların kapsamı dışında kalmaktadır; konunun ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi önerilir.
SGK'nın İşverene Rücu Hakkı
İş kazası gerçekleştiğinde sigortalı işçinin tedavi giderleri, geçici veya sürekli iş göremezlik ödeneği gibi kayıplar öncelikle SGK tarafından karşılanır. 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre iş kazası veya meslek hastalığı işverenin kastı ya da iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana gelmişse, SGK'nın sigortalıya veya hak sahiplerine yaptığı ya da ileride yapacağı ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere işverene ödettirilir. Sorumluluğun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi de dikkate alınır.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 21Kaynağı aç
İş kazası 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sürede işveren tarafından SGK'ya bildirilmezse, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurum tarafından işverenden tahsil edilir. Bu yaptırım, işverenin kastının varlığından bağımsız olarak yalnızca geç bildirimin gerçekleşmesine bağlıdır. Bunun yanı sıra çalışma mevzuatında sağlık raporu alınması gerektiği belirtilen işlerde, rapora dayanılmaksızın veya rapora aykırı olarak bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılan sigortalının bu işe girmeden önce var olduğu tespit edilen ya da söz konusu işte çalıştırılması sonucu meydana gelen hastalığı nedeniyle SGK'nın ödediği geçici iş göremezlik ödeneği de işverenden geri alınır.
Kazanın üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmesi hâlinde ise SGK, sigortalıya ve hak sahiplerine yaptığı ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısını, zarara neden olan üçüncü kişilere ve varsa bunları çalıştıranlara rücu eder. Bu durum, işverenin kastı veya mevzuat ihlali hâlinde uygulanan ve sigortalının işverenden isteyebileceği tutarla sınırlı tutulan rücu düzenlemesinden farklı bir yapı öngörmektedir.
Kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifeleri gereği yaptıkları fiiller sonucu meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığında, haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmadıkça sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler için ilgili kişi ya da kuruma rücu edilmez. Bu istisna özel sektör işverenlerine uygulanmaz.
Cezai Sorumluluk
İş kazasının işçinin ölümüyle sonuçlandığı ve sorumlu kişinin eyleminin taksir kapsamında değerlendirildiği durumlarda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi devreye girer. Birinci fıkraya göre taksirle bir kişinin ölümüne neden olan fail iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiil birden fazla kişinin ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte başka kişilerin yaralanmasına yol açmışsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapis olarak ağırlaşır. TCK m. 85 genel bir düzenleme olup iş kazasına uygulanabilmesi taksir unsurunun somut olayda ayrıca kanıtlanmasına bağlıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
İş kazasının ölümle sonuçlanması hâlinde hayatını kaybeden işçinin yakınları, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayanarak işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. TBK'nın bu bağlamdaki ilgili maddeleri ve yaralanmayla sonuçlanan kazalarda işçinin bizzat açabileceği tazminat davası bu makalenin kapsamı dışında kalmaktadır.
İş Kazası Sonrasında İşçinin Hakları
İş kazası geçiren işçinin işe devam edebilecek durumda olmasına karşın işveren tarafından işten çıkarılması, işçi aleyhine haklı bir fesih nedeni oluşturmaz. Bu durumda işçi kıdem ve ihbar tazminatı talep edebilir. Bunun yanı sıra iş mahkemesinde işe iade davası açılması da söz konusu olabilir; ancak işe iade davasının kanunda öngörülen genel koşullarının bu bağlamda da değerlendirilmesi gerekmekte olup bu koşullar mevcut kaynakların kapsamı dışında kalmaktadır.
İdari Para Cezası Yaptırımları
6331 sayılı Kanun'un 26. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, aynı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasındaki yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene her bir yükümlülük için ayrı ayrı, ikinci fıkrasındaki bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverene ise ayrı idari para cezası uygulanır. Aynı Kanun'un 26. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirmeyen işverene görevlendirmediği her bir kişi için ve aykırılığın devam ettiği her ay için ek ceza uygulanır. 6331 sayılı Kanun'un 26. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca, aynı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasına göre risk değerlendirmesi yapmayan ya da yaptırmayan işverene de yaptırım öngörülmekte; aykırılığın sürmesi hâlinde ceza her ay için yenilenmektedir. Kanun metnindeki taban rakamlar, yeniden değerleme nedeniyle değişmiş olabileceğinden güncel miktarların ilgili mevzuat hükümleri esas alınarak belirlenmesi gerekir.
İşin durdurulması hâlinde, durdurmaya neden olan fiilin kendi idari para cezası uygulanmaz; bu istisna yalnızca durdurmaya konu olan fiille sınırlıdır. Çalışan sayısıyla çarpılarak belirlenen idari para cezalarında ise tehlike sınıfı ve çalışan sayısına göre artırım hükümleri uygulanmaz. 6331 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere uygulanan para cezaları iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin eğitim ve araştırma-geliştirme harcamalarında kullanılmaz; Kanun'a göre tahsil edilen diğer para cezaları ise bu amaçla kullanılır.
Sık Sorulan Sorular
İş kazası SGK'ya kaç günde bildirilmelidir?
4/a kapsamındaki sigortalıları çalıştıran işveren, iş kazasını kazadan sonraki üç işgünü içinde SGK'ya bildirmek zorundadır. Kazanın işverenin kontrolü dışındaki bir yerde gerçekleşmesi hâlinde bu süre işverenin olayı öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bağımsız çalışan 4/b sigortalısı ise bildirimi kendisi yapar; rahatsızlığının engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde ve en fazla bir ay içinde yapılması gerekir.
Dış uzman veya güvenlik firması tutulması işverenin sorumluluğunu kaldırır mı?
Hayır. 6331 sayılı Kanun'un 4. maddesine göre işyeri dışındaki uzman kişi veya kuruluşlardan hizmet alınması işverenin iş sağlığı ve güvenliği sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Çalışanların kendi yükümlülükleri de işverenin sorumluluğunu etkilemez.
İş kazasında hem işçinin hem işverenin kusuru varsa tazminat nasıl etkilenir?
Her iki tarafın birlikte kusurlu olduğu durumlarda işverenin ödemesi gereken tazminat belirlenirken işçinin kusuru oranında indirim yapılır. Kusur oranları, kaza raporları ve tanık ifadeleri esas alınarak mahkeme tarafından tespit edilir.
İş kazasında işverenin cezai sorumluluğu ne zaman doğar?
Kazanın taksir kapsamında değerlendirilebilmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi uygulanabilir. Bir kişinin ölümüne neden olunmuşsa iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası söz konusu olabilir; birden fazla kişinin ölümü ya da ölüm ile yaralanmanın bir arada gerçekleştiği durumlarda bu çerçeve iki yıldan on beş yıla kadar genişler. Taksir unsurunun somut olayda ayrıca kanıtlanması gerekmektedir.
SGK, ödediği tutarları işverenden geri alabilir mi?
Kazanın işverenin kastı ya da iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana gelmesi hâlinde, SGK sigortalıya veya hak sahiplerine yaptığı ve ileride yapacağı ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri toplamını, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere işverene ödettirir. Sorumluluğun belirlenmesinde kaçınılmazlık ilkesi gözetilir.
Gerçeğe aykırı bildirim yapılırsa ne olur?
Bildirilen olayın iş kazası olmadığı soruşturma yoluyla anlaşılırsa, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Kurum'un yersiz olarak yaptığı ödemeler ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan aynı Kanun'un 96. maddesi hükmüne göre tahsil edilir.
İş kazası geçiren işçi işten çıkarılırsa ne yapabilir?
İşe devam edebilecek durumda olmasına karşın işten çıkarılan işçi, kıdem ve ihbar tazminatı talep edebilir. Bunun yanı sıra iş mahkemesinde işe iade davası açılması da gündeme gelebilir; ancak işe iade davasının kanunda öngörülen genel koşullarının bu bağlamda da ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

