İstifa Eden İşçinin Kıdem Tazminatı Alma Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
İstifa Eden İşçinin Kıdem Tazminatı Alma Şartları

İstifa Kavramı, Fesih Hakkı ve Kıdem Tazminatında Temel İlke

Kendi isteğiyle iş sözleşmesini tek taraflı fesheden işçi kural olarak kıdem tazminatına hak kazanamaz. İşçinin kıdem tazminatı talep edebilmesi için ayrılışın mevzuatta öngörülen haklı veya özel sebeplerden birine dayanması ve ilgili işyerindeki hizmet süresinin en az bir yılı doldurması şarttır. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki işçiler bu korumadan yararlanabilirken 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memurlar kıdem tazminatı hükümlerine tabi tutulmamıştır.

İş mevzuatında işçinin istifası müstakil bir kurum olarak düzenlenmemiş olup işçinin haklı bir gerekçe sunmaksızın ve kanuni bildirim süresi vermeksizin iş sözleşmesini sonlandırması istifa şeklinde değerlendirilir. Fesih beyanı tek taraflı ulaşıp sonuç doğuran yenilik doğurucu bir irade açıklaması niteliğindedir ve muhataba varmasıyla iş akdi sona erer. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2021/12188 Esas ve 2022/529 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, istifanın geçerliliği işverenin onayına bağlı olmamakla birlikte işverence dilekçe yürürlüğe konulmayıp işçi çalışmayı sürdürmüşse gerçek bir istifadan söz edilemez; ayrıca şarta bağlanmış istifa bildirimleri de kural olarak hukuki geçerlilik taşımaz.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/12188, K. 2022/529Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2021/12188 E.  ,  2022/529 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … 5. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : … 22. İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi ve davalı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18/01/2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat … … ile karşı taraf adına vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 01.04.2009-15.11.2014 tarihleri arasında davalı işyerinde kardiyoloji uzmanı olarak çalıştığını, son ücretinin 26.250,00 TL brüt – 15.945,91 TL net olduğunu, davacı izinli olduğunu düşünürken iş sözleşmesinin 15.11.2014 tarihinde davalı işverence feshedildiğini beyanla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, şua izni ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının 01.04.2009-15.11.2014 tarihleri arasında kardiyoloji uzmanı olarak çalıştığını, son ücretinin 17.500,00 TL brüt olduğunu, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının dava dışı şirkette çalışmak üzere istifa ettiğini, hafta içi 08.00-17.00 saatleri ile cumartesi 08.00-14.15 saatleri arasında çalıştığını beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Temyiz: Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. Gerekçe: 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, taraflar arasındaki sözleşmeye, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ve davalı vekillerinin aşağıdaki bentlerin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Genel olarak “fesih hakkı” karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı sebeple iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24’üncü maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin süreli fesih bildiriminin kanuni düzenlemesi ise aynı Kanun'un 17’nci maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında kanunda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir. İşçinin haklı bir sebebe dayanmadan ve bildirim süresi tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Somut olayda davacı iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın feshedildiğini ancak mahkemece aksi kanaat oluşması halinde davacının yaş dışında emeklilik koşullarını taşıdığı ve işçilik alacaklarının ödenmediği gözetilerek iş sözleşmesinin işçinin haklı feshine dayandığı kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulunmuş, davalı işveren ise davacının sebep belirtilmeden istifa etmek suretiyle işyerinden ayrıldığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; sebep belirtilmeyen istifa dilekçesi içeriğinin sonradan açılan dava ile doldurulabileceği ve haklı fesih ileri sürebileceği gerekçesiyle davacının yaş dışında emeklilik koşullarını taşıdığı ve ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğundan bahisle iş sözleşmesinin davacı tarafça haklı olarak feshedildiği kabul edilerek dava konusu kıdem tazminatının kabulüne ihbar tazminatının reddine karar verilmiştir. Dosya içinde bulunan istifa dilekçesi 12.11.2014 tarihli olup davacı tarafından imzalanmış ve haklı fesih sebebine dayanılmamıştır.İş sözleşmesinin feshinden 2 yıldan fazla süre sonra açılan davada istifa dilekçesinin haklı feshe tahvili için gerekli olan makul süre geçmiştir. Fesih ile ilgili olarak davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgileri bulunmayıp davacının iş sözleşmesinin haklı olarak feshettiğine dair herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Davalı tanıkları ise davacının dava dışı işveren nezdinde çalışmak amacıyla istifa ettiğini beyan etmiştir. Davacının istifa dilekçesinden uzun süre sonra açtığı dava ile fesih iradesine haklılık kazandırma çabası içine girdiği, uzman doktor olarak çalıştığı düşünüldüğünde imzaladığı belgenin içeriğini ve yasal sonuçlarını bilebilecek durumda olduğu ve irade fesadı hali de söz konusu olmadığı anlaşılmakla iş sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiği kabulü ile kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Taraflar arasında davacıya ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez.İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. Somut olayda; kardiyoloji uzman doktoru olarak çalışan davacı en son brüt 26.250,00 TL ücretle çalıştığını iddia etmiştir. Davalı ise davacının brüt 17.500,00 TL ücretle çalıştığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan raporda dava konusu yıllık ücretli izin alacağı davacının aylık 17.500,00 TL temel ücret aldığı kabulü ile hesaplanmış ise de taraflarca imzalanan 05.10.2012 tarihli iş sözleşmesi ve 15.10.2013 tarihli ek protokole göre davacının temel ücretinin; maaş( garanti ücret) + prim (hak ediş) olarak kararlaştırıldığı, bilirkişi raporunda davacıya garanti ücretinin yanı sıra son bir yıl içinde ödendiği anlaşılan prim (hak ediş) miktarının aylık ortalaması olan 1.838,88 TL’de eklenerek tespit edilen 19.338,88 TL ücretin davacının son temel ücreti olduğu ve dava konusu yıllık ücretli izin alacağının 19.338,88 TL temel ücret üzerinden hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 4-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ve hesabı yönlerinden uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İşçiye, garanti ücrete ilaveten, bahşiş, parça başına, satışa, sefer başına ya da kilometreye bağlı olarak prim ödemesi usulünün öngörüldüğü çalışma biçimlerinde, fazla çalışma ücretinin hesaplamasında, temel ücretin, garanti ücret kısmı ile prim kısmı birbirinden ayrılarak; prim üzerinden hesaplanacak fazla çalışma ücretinde sadece zam nispeti üzerinden (0,5 çarpanıyla); garanti ücret üzerinden hesaplanacak fazla çalışma ücreti kısmında ise (1,5 çarpanıyla) hesaplama yapılarak sonuca gidilmelidir. Belirli bir kotaya bağlı olarak prim ödenmesinin kararlaştırıldığı hallerde ise, işçiye ödenen prim miktarı dikkate alınmaksızın sadece garanti ücret üzerinden (1,5 çarpanıyla) hesaplama yapılarak fazla çalışma ücreti belirlenmelidir. İşçi icap nöbetinde evinde ve bulunduğu yerleşim yerinde zamanı serbestçe değerlendirebilir. İhtiyaç duyulduğunda işyerine girmek zorunda olması icap nöbetinde geçen tüm sürenin çalışma süresinden sayılmasını gerektirmez. İşçinin nöbet sırasında işyerine giderek gerçekleştirdiği çalışma nedeniyle geçen süre, çalışma süresinden sayılacaktır. İşyerine gitmesini gerektirecek bir durumun ortaya çıkmaması durumunda ise, uygun bir sürenin çalışma süresinden sayılması hakkaniyet gereğidir. Zira işçi her ne kadar serbestçe kullanabileceği bir zamana sahip ise de, işyerine gitmek için her an hazır durumda olması gerekmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak icap nöbetinde fiilen daha fazla çalışıldığı kanıtlanmadığı takdirde, icap nöbetinde geçen sürenin 1/8’i çalışma süresinden sayılmalıdır.(9. HD 2016/22112 Esas 2020/8240 ) Somut olayda, dava konusu fazla mesai alacağı davacının kış döneminde; hafta içi 5 gün 08.00-18.30 saatleri arası, cumartesi günü 08.00-16.30 saatleri arası yasal ara dinlenme ile haftalık 10 saat, yaz döneminde ise; hafta içi 5 gün 08.00-18.30 saatleri arası cumartesi günü 08.00-14.30 saatleri arası yasal ara dinlenme ile haftalık 8 saat fazla çalıştığı kabul edilerek hesaplanmış ise de davacının dosyada bulunan icap nöbet listeleri ve davacı tanık beyanlarına göre aylık icap nöbeti (ayın 1/3’ünde ya da 1/2’sinde) tuttuğu gözetilmeksizin yapılan hesaplama isabetsiz olup haftalık çalışma süresi davacının icap nöbetlerinde geçirdiği sürenin 1/8’i de dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken mahkemece icap nöbetleri gözetilmeden dava konusu fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanması bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu fazla çalışma alacağı yalnızca garanti ücret üzerinden %150 zamlı olarak hesaplanmış ise de davacıya yapmış olduğu poliklinik ve girişimsel hizmetler üzerinden prim (hak ediş) ödendiği anlaşılmakla, dava konusu fazla çalışma alacağı hakkında yukarıda işaret edilen şekilde, prim (hak ediş) üzerinden hesaplanacak fazla çalışma ücretinde sadece zam nispeti üzerinden (0,5 çarpanıyla); garanti ücret üzerinden hesaplanacak fazla çalışma ücreti kısmında ise %150 zamlı ücretten (1,5 çarpanıyla) hesaplama yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hesaplama yapılması da hatalıdır. Anılan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm tesisi ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurularının esastan reddi kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı yararına takdir edilen 3,815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı tarafa, davalı yararına takdir edilen 3,815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 18/01/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Haklı Nedenle Derhal Fesih Halleri ve İş Kanunu m. 24 Kapsamı

4857 sayılı İş Kanunu m. 24 çerçevesinde haklı fesih sebepleri gerçekleştiğinde, işçi bildirim süresine uyma yükümlülüğü bulunmaksızın iş sözleşmesini derhal sona erdirip kıdem tazminatını talep edebilir. Yapılan işin niteliği işçinin sağlığı veya yaşayışı için bir tehlike meydana getiriyorsa yahut sürekli temas halinde bulunduğu işveren ya da diğer bir çalışan bulaşıcı veya işle uyuşmayan bir hastalığa yakalanırsa işçi sağlık gerekçesiyle sözleşmeyi derhal feshedebilir. Çalışma ortamının sağlık riskleri doğurduğu hekim raporuyla tespit edildiğinde işçi bu rapora dayanarak ayrılabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılıklar da işçiye derhal haklı fesih imkânı sağlar. 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II uyarınca sözleşme kurulurken işverenin temel hususlarda işçiyi yanıltması, işçiye veya ailesine şeref ve namus dokunulmazlığını ihlal edici beyanlarda bulunması yahut cinsel taciz teşkil eden fiiller gerçekleştirmesi derhal fesih doğurur. İşverenin işçiye veya aile üyelerine sataşması, gözdağı vermesi, hukuka aykırı fiillere kışkırtması veya şeref ve haysiyeti zedeleyen asılsız ağır ithamlarda bulunması da haklı nedendir. İşverenin veya işyerindeki personelin işçiye hakaret etmesi, küfretmesi ya da psikolojik baskı (mobbing) uygulaması da işçiye derhal ayrılarak tazminat isteme hakkı verir.

İşyerinde işin bir haftadan fazla süreyle durmasını gerektiren yangın, afet veya benzeri zorlayıcı sebepler belirdiğinde, 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/III gereğince işçi bildirim süresi beklemeksizin sözleşmeyi feshedip kıdem tazminatına hak kazanır.

Ücret, Prim ve Çalışma Koşullarındaki İhlaller

İşverenin ücret ödeme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi haklı fesih sebebidir. Hak edilen ücretin gününde ödenmemesi işçiye 4857 sayılı İş Kanunu m. 24 uyarınca derhal fesih hakkı tanır. Öte yandan 4857 sayılı Kanun m. 34 kapsamında ücreti yirmi gün boyunca mücbir neden olmaksızın ödenmeyen işçinin iş görmekten kaçınma hakkı da mevcuttur; bu haktan yararlanan işçinin iş akdi çalışmadığı gerekçesiyle feshedilemez. Fazla çalışma ücretleri ile resmî tatil ve bayram alacaklarının ödenmemesi veya noksan yatırılması da işçiye haklı fesihle ayrılıp kıdem tazminatı alma yetkisi verir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 34Kaynağı aç
Madde 34 – Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz. Ücretin saklı kısmı

Sosyal güvenlik bildirimlerindeki usulsüzlükler de haklı fesih kapsamında değerlendirilir. İşçinin sigortasız istihdam edilmesi veya Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin bordroda düşük gösterilip kalan bedelin elden verilmesi işçinin haklı nedenle sözleşmeyi sonlandırarak kıdem tazminatı talep etmesine yol açar. İşçinin görev tanımına girmeyen işlerde çalışmaya zorlanması ya da çalışma şartlarının aleyhe ağırlaştırılması da haklı fesih sebebi teşkil eder.

Yıllık ücretli izinlerin işçiye hiç kullandırılmaması veya eksik kullandırılması haklı fesih nedeni oluşturur. İş sözleşmesi hangi gerekçeyle biterse bitsin, işçinin hak ettiği halde kullanmadığı yıllık izin günlerinin ücreti, feshin gerçekleştiği tarihteki ücret miktarı üzerinden ödenmek zorundadır.

Özel Ayrılma Halleri: Askerlik, Evlilik ve Emeklilik

1475 sayılı Kanun m. 14 uyarınca en az bir yıllık kıdemi olan erkek işçi, bedelli askerlik dahil muvazzaf askerlik vazifesi dolayısıyla iş sözleşmesini feshettiğinde kıdem tazminatına hak kazanır. Askerlik ve kanuni ödev nedeniyle işten ayrılan işçilerin terhis ve ödev bitiminden itibaren iki ay içinde işe geri dönmek istemeleri ve işverenin bu yükümlülüğe uymaması hali ise 4857 sayılı İş Kanunu m. 31/4 hükmünde üç aylık ücret tutarında özel bir kanuni tazminata bağlanmıştır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 31Kaynağı aç
Madde 31 – Muvazzaf askerlik ödevi dışında manevra veya herhangi bir sebeple silah altına alınan veyahut herhangi bir kanundan doğan çalışma ödevi yüzünden işinden ayrılan işçinin iş sözleşmesi işinden ayrıldığı günden başlayarak iki ay sonra işverence feshedilmiş sayılır. İşçinin bu haktan faydalanabilmesi için o işte en az bir yıl çalışmış olması şarttır. Bir yıldan çok çalışmaya karşılık her fazla yıl için, ayrıca iki gün eklenir. Şu kadar ki bu sürenin tamamı doksan günü geçemez. İş sözleşmesinin feshedilmiş sayılabilmesi için beklenilmesi gereken süre içinde işçinin ücreti işlemez. Ancak özel kanunların bu husustaki hükümleri saklıdır. Bu süre içinde iş sözleşmesinin Kanundan doğan başka bir sebebe dayanılarak işveren veya işçi tarafından feshedildiği öteki tarafa bildirilmiş olsa bile, fesih için Kanunun gösterdiği süre bu sürenin bitiminden sonra işlemeye başlar. Ancak iş sözleşmesi belirli süreli olarak yapılmış ve sözleşme yukarıda yazılı süre içinde kendiliğinden sona eriyorsa bu madde hükümleri uygulanmaz. Herhangi bir askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçiler bu ödevin sona ermesinden başlayarak iki ay içinde işe girmek istedikleri takdirde işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye üç aylık ücret tutarında tazminat öder. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Ücret Ücret ve ücretin ödenmesi

1475 sayılı Kanun m. 14/1 uyarınca kadın işçinin evlendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde iş sözleşmesini kendi arzusuyla feshetmesi halinde, her tam çalışma yılı için otuz günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı verilir. Kadın işçinin evlilik gerekçesiyle ayrılmasında ihbar süresi tanıma zorunluluğu olmadığı gibi bu fesihten sonra başka bir işyerinde faaliyete başlaması tazminat hakkını düşürmez.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

1475 sayılı Kanun m. 14 gereğince yaşlılık, emeklilik, malullük aylığı veya toptan ödeme alma nedeniyle iş sözleşmesini sona erdiren işçilerin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için ilgili kuruma başvurduklarını ve aylığa ya da toptan ödemeye hak kazandıklarını belgelemeleri zorunludur. Benzer biçimde 506 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer alan yaş koşulu dışındaki sigortalılık süresi ve prim gün sayısını doldurup kendi isteğiyle işten ayrılan işçilere de kıdem tazminatı ödenir.

İstifa Metni, Arabuluculuk Şartı ve Zamanaşımı

İstifa belgesinde kullanılan ifadeler işçinin tazminat talebini doğrudan etkiler. Metinde herhangi bir ihlal veya gerekçe belirtmeksizin yalnızca 'kendi isteğimle ayrılıyorum' gibi kesin kayıtlara yer verildiğinde, işçi kendi beyanıyla bağlı sayılabilmekte ve sonradan ileri sürülen haklı fesih iddiaları geçerli bulunmayabilmektedir. Dilekçede somut neden yazılmamış olsa dahi işçinin makul bir zaman zarfında haklı fesih sebeplerini ileri sürerek yasal yollara başvurabilmesi mümkündür.

Kıdem tazminatı ve işçilik alacakları talebiyle dava yoluna gidilmeden evvel dava şartı niteliğindeki zorunlu arabuluculuk prosedürünün tüketilmesi şarttır. Kıdem tazminatı alacaklarında zamanaşımı süresi iş akdinin feshedildiği tarihten itibaren beş yıldır. Gecikme halinde kıdem tazminatına çoğunlukla en yüksek mevduat faizi tatbik edilir.

Kadın çalışan evlendiğinde istifa edip kıdem tazminatı alabilir mi?

Kadın çalışan resmi evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini sona erdirmesi halinde, işyerinde en az bir yıllık kıdemi bulunması şartıyla kıdem tazminatına hak kazanır ve bildirim süresi beklemesi gerekmez.

İşten istifa eden işçi işsizlik ödeneği alabilir mi?

Kendi isteğiyle işinden ayrılan çalışan kural olarak işsizlik ödeneğinden yararlanamaz. Evlilik nedeniyle kıdem tazminatı alarak ayrılan kadın çalışan da işsizlik maaşı alamaz; ancak haklı feshin mahkeme kararıyla tespiti bu durumun istisnasıdır.

Fazla mesai ücretleri ödenmeyen işçi istifa ederse tazminat alabilir mi?

Fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ödenmemesi veya eksik yatırılması 4857 sayılı İş Kanunu m. 24 uyarınca haklı fesih sebebidir. İşçi bu gerekçeyle sözleşmeyi derhal feshedip kıdem tazminatını isteyebilir.

İstifa durumunda kullanılmayan yıllık izin ücretleri ne olur?

İş akdinin sona erme biçimi ne olursa olsun, hak edilip de kullandırılmamış yıllık izin sürelerine ilişkin ücret fesih anındaki ücret üzerinden işçiye ödenir.

Bedelli askerlik gerekçesiyle ayrılan işçiye kıdem tazminatı ödenir mi?

İşyerinde en az bir yıl çalışma süresi bulunan işçi, bedelli askerlik de dahil olmak üzere askerlik görevi sebebiyle iş sözleşmesini sona erdirdiğinde kıdem tazminatına hak kazanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu